Etiket: öğretmen

  • Düzce’de Mesleğe Başlayan 15 Öğretmen ANT İçti

    Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Öğretmenlere armağan ettiği 24 Kasım Öğretmenler Günü Düzce’de de törenler ve programlarla kutlandı. Anıtpark’taki çelenk sunumunun ardından gençlik merkezinde program düzenlendi.

    24 Kasım Öğretmenler günü dolayısıyla ilk tören Anıtpark’ta düzenlendi. Eğitim camiası ve öğrencilerin katıldığı tören Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı, İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Yurtman’ın Atatürk Anıtı’na çelenk koymasının ardından sona erdi.

    Öğretmenler Günü kutlamaları Gençlik Merkezinde devam etti. Buradaki programa Vali Ali Fidan ve protokol üyeleri de katıldı.

    Programa Öğretmen ve Öğrenci Sevgisi konulu slayt ile başladı, yeni göreve başlayan öğretmenler adına konuşma yapan Seda Orhan, Öğretmenlik mesleğinin model olduğunu söyleyerek eğitim ordusunun neferi olmaktan gurur duyduklarını belirtti.

    Emekli öğretmenler adına ise Ali Demir konuşma yaptı. Demir, 1979 yılında göreve başladığını ifade etti ve anılarını paylaştı, “Her şeyin bir sonu var, yolculuk buraya kadarmış” dediği konuşmasını yaparken duygulu anlar yaşadı.

    İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Yurtman ise yaptığı konuşmada öğretmenlere tavsiyelerde bulundu, “Gelecek sizin sınıflarınızdan çıkacak bunu unutmayın” dedi.

    Programa katılan Vali Ali Fidan ise, öğretmenliğin en şerefli meslek olduğunu vurguladı ve “Öğretmenlik geleceğimizi inşa eden meslektir. Ailemiz kadar kişiliğimizin oluşmasına katkı sağlayan kişilerdir öğretmenlerimiz” dedi.

    Vali Fidan’ın konuşmasının ardından mesleğe yeni başlayan 15 öğretmen ant içerek yemin etti. Emekli öğretmen Ali Demir devir teslim töreninde bayrağı yeni öğretmenlere teslim etti.

    Programın devamında öğrenciler öğretmenlere çiçek takdim ederken, Vali Ali Fidan öğretmenlere şeref belgelerini verdi.

    Gençlik merkezinde düzenlenen kutlama programı, Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencilerinin hazırladığı gösteri ile devam etti.

  • Öğretmen Fabrikası Gibi Köy

    Kastamonu’da önceki gün vefat eden emekli öğretmen Mehmet Özcan’ın örnek olduğu Hanönü ilçesine bağlı Yılanlı köyünde her evden en az bir öğretmen yetişti.

    Hanönü ilçesine bağlı Yılanlı köyü yıllarca öğretmen fabrikası oldu. 115 haneli köyde göçler sebebiyle ikamet edenlerin nüfusu 80’e düştü. İlçe merkezine 12 kilometre uzaklıktaki köyde uzun yıllardan bu yana her evden en az bir öğretmen yetişti. Önceki gün 91 yaşında vefat eden öğretmen Mehmet Özcan’ın örnek gösterildiği köyün muhtarı Abdullah Kızılırmak, köyün nüfusuna bağlı 58 öğretmenin bulunduğunu ifade etti.

    Yoksulluktan kurtulmanın tek yolunun okuyarak yararlı insan yetiştirmek olduğunu ifade eden Kızılırmak, şu ifadelere yer verdi:

    “115 haneli köyde şu an 80 kişi yaşıyor. Göç nedeniyle evlerin çoğu boş. İlçeye 12 kilometre Uzaklıkta bulunan Yılanlı köyü kırsal bir alanda bulunduğundan tarım ve hayvancılık bile zor şartlar altında yapılıyor. Köyden büyük şehirlere göç nedeniyle köyümüzde 40 yaşın altında kimse kalmadı. Köyümüzün ilk okumuş kişisi önceki gün 91 yaşında vefat eden Mehmet Özcan’dı örnek bir kişi iyi bir eğitimciydi. Büyüklerimizden duyduğumuza göre, Mehmet Özcan Yılanlı köyünden bir ilki başararak Kastamonu Gölköy Köy Enstitüsü’nü 1944 yılında bitirerek ilk öğretmen olarak köylülerimizin önünü açtı. Köyümüzden her aileden en az bir kişi mutlaka öğretmen oldu. Yaptığımız araştırmaya göre şu ana kadar köyümüz nüfusuna kayıtlı 58 kişinin öğretmen olduğunu öğrendik”.

    Muhtar Kızılırmak, köylerinin kıraç arazi içinde olduğunu tarım ve hayvancılığın zor şartlar altında yapıldığını ifade etti.

  • YYÜ’de ‘Bütün Yönleriyle Öğretmen’ Sempozyumu

    VAN (İHA) – Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Eğitim Bilimleri Enstitüsü ve Eğitim Fakültesi’nin işbirliği ile organize edilen ‘Bütün Yönleriyle Öğretmen’ sempozyumu başladı.

    Prof. Dr. Cengiz Andiç Kültür Merkezi’nde yapılan sempozyuma Tuşba Belediye Başkanı Doç. Dr. Fevzi Özgökçe, YYÜ Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal, Tuşba İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhlis Ceylani, Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Fuat Tanhan, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Çelik ile öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan program, Doç. Dr. Serap Yükrük yönetimindeki Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü öğrencilerince mini bir konserin verilmesi ile devam etti. Açılış konuşması yapan Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Fuat Tanhan, sempozyuma desteklerini esirgemeyen YYÜ Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal ve Tuşba Belediye Başkanı Doç. Dr. Fevzi Özgökçe ve emeği geçenlere teşekkür etti. İki gün boyunca sempozyumda 2 panel, 4 oturum bildirimi, 1 değerlendirme oturumu olmak üzere toplam 7 oturumda iki gün boyunca 37 bilim insanının düşüncelerini ve katkılarını sunacaklarını ifade eden Doç. Dr. Tanhan, “En iyimser tahminlere ve en iyimser ön görülüre rağmen önümüzdeki 10-15 yıllık değişim periyotlarının dünyayı nasıl bir yere sürükleyeceği konusunda maalesef net öngörülerimiz yok. İşte bu öngörüsüzlük üzerine biz çocuklarımızı geleceğe hazırlıyoruz. En önemli sorumluluk öğretmenlerimize düşüyor. Bu sempozyum çocuklarımızı geleceğe hazırlayacak olan öğretmenlerimizin sorunlarını, performanslarını, eğitim sürecine olan katkılarını tartışacağız ve öğretmen arkadaşlarımızın katılım eksikliği üzülerek söylemeliyim ki yüreklerimiz burkmakta. Ancak onlar burada olmasa bile gönüllerimizin bir olduğuna inanıyorum. Sempozyumumuzun 2 gün boyunca başarılara vesile olmasını diliyorum” dedi.

    Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Çelik’in de, kısa bir teşekkür konuşması yapmasının ardından kürsüye gelen Tuşba Belediye Başkanı Doç. Dr. Fevzi Özgökçe, eğitim alanında yapılan çalışmalara değindi. Türkiye’nin her ilinde çok güzel okulların yapıldığını ve çok güzel projelerin hayata geçirildiğini anlatan Doç. Dr. Özgökçe, “Öğretmenlik mesleği çok kutsal. Herkes şunu çok iyi bilir, onların yapmış oldukları görevler sonucunda tüm öğretmenlerin bulunduğu yerler, çocuklarımızın okullarını cennet olarak bilirler ve kendilerini de ona göre hazırlarlar. Öğretmenliğin 2000’li yıllar öncesinden ve sonrasında gerek maddi, gerek manevi, gerek eğitim, gerekse de fiziki açıdan değerlendirdiğimizde bu konuda çağlar atlatıldı. Şimdiki eğitim ordumuz ve özellikle son dönemde çok istikrarlı hükümetlerimizin eğitime yapmış olduğu yatırımlarımız, Türkiye’de ve dünyada eğitime verilen değeri hak edecek düzeye getirmek üzeredir. Yapılan çok şeyler var ama daha yapılması gerekenler için binlerce adımlar atılması gereken durumlar var. İşte bu tür sempozyumlarda bunlara yol gösterecek, bunların yapılmasına yönelik bizlere ışık tutacak ve eğitimimizin daha iyi yapılabilmesi adına, özellikle kız çocuklarımız için yapılacak şeyler var. Geçmişte kız çocuklarının okullaşması ile ilgili çok önemli adımlar atıldı. Kız çocuklarının okullaşması çok düşük seviyelerdeydi. Ama şimdi gerek şartlı nakiller, gerek taşımalı eğitim olsun, gerekse de çocuklarımızın servis ile ilgili yapılan destekleri olsun eğitimin önündeki engeller bir bir kaldırılıyor” ifadelerini kullandı.

    Rektör Prof. Dr. Battal da, sempozyumun organize edilmesinden dolayı emeği geçenlere teşekkür ederek, “Bölgemizin, ülkemizin ve dünyanın önemli bir konusu olan ve dünyaya yön veren öğretmenlerimizin bir sempozyumda sorunları ve karşılaştığı problemler ve çağımızda öğretmenlerimizde beklentilerimiz neler bunları konuşacağız. Ülkemizde 23-30 Kasım Öğretmenler Haftası olarak ilan edildi. Ben bu önemli haftayı da ve Öğretmenler Günü’nü de kutluyorum. Öğretmenler, hepimizin hayatına yön vermiştir. En üst düzeydeki yöneticiden en alt kademedeki çalışana kadar, ülkeye hizmet veren esnafına, tüccarına kadar hepimize yön veren öğretmenlerimizdir. Hepimizin hayatında öğretmenlerimizle ilgili anılar vardır. Dolayısıyla öğretmenlerin hayata tutunmamızda yeri önemlidir. Öğretmenlerle ilgili çok güzel olaylara şahit olmuşuzdur. Öğrencilerin küçük yaşta fark edilmesi ve onların iyi yetiştirilerek, iyi noktalara gelmesinde öğretmenlerimizin bu keskin zekasıyla, görüşüyle, düşüncesiyle ve bakışıyla şekillenmesi hususundaki önemini ortaya koyuyor. Çok güzel bir sunumun olacağına inanıyorum. Bunun organize edilmesinden emeği geçenlere tekrar teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından verilen aranın ardından ‘Öğretmen Yeterlilikleri’ konulu panele geçildi. İki gün sürecek sempozyumda sırasıyla ‘Uygulama Süreci ve Öğretmen’ panelinin ardından da ikinci gün ise sempozyum oturumlarla sürecek.

  • (Özel Haber) Emekli Öğretmen 78 Yaşında Hukuk Kazanarak Sıralara Geri Döndü

    Kocaeli’nin Derince ilçesinde yaşayan emekli öğretmen Muharrem Açıl (78), 50 yıl sonra hayalini gerçekleştirerek, Hukuk Fakültesi öğrencisi oldu.

    Kocaeli’nin Derince ilçesinde yaşayan emekli öğretmen Muharrem Açıl, gençlik yıllarından beri hayalini kurduğu Hukuk öğrencisi olma arzusunu 78 yaşında gerçekleştirdi. “Okumanın yaşı yoktur” sözünü adeta gerçeğe dönüştüren Açıl, Köy Enstitüsü’nden 1956 yılında mezun olduktan sonra 19 yaşında Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Mercimekli (Hâspînas) köyünde öğretmenliğe başladı. 1964 yılında öğretmenlik yaparken İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanan, fakat öğretmenlik yaptığı için devam edemeyen emekli öğretmen Açıl, 50 yıllık hukuk fakültesi okuma arzusunu hiç yitirmedi. emekli öğretmen Muharrem Açıl, bu hayalini 7 torun sahibi olduktan sonra gerçekleştirdi. Öğrenciler tarafından hayli ilgi gören Açıl, gençler arasında yeniden gençleştiğini söyledi.

    Hukuk öğrencisi olma arzusunun 50 yıldır sürdüğünü belirten Açıl, “Ben 1938 doğumluyum. Geyve’nin Doğantepe köyünde, 5 çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldim. 1956 yılında Köy Enstitülerinde son sınıf öğrencilerine yurt gezileri yaptırırlardı. Yarın öbür gün öğretmen olarak Anadolu’ya atandıklarında ülkelerini tanısınlar. Ekonomik yönden, kültürel yönden, coğrafi yönden diye yurt gezileri yapılırdı. İstanbul’a yapılan bir geziye katıldım. İstanbul’da dört gün kaldık. Hukuk fakültesi binasını o zaman gördüm. Binanın heybeti çok ürpertici, değişik duygular oluşturdu. O zaman ben arkadaşlarıma dedim ki; ‘Eğer ben bu binada hukuk okumazsam yuh olsun bana’. Bu benim içimde öyle bir ukde kaldı. Öyle bir hukuk tutkum vardı benim. O zaman belki de üniversite binasının, o kütüphanelerin dolu olması, beni etkilemişti. Öyle bir tutkum vardı içimde. Hukuk fakültesini kazandım İstanbul’da, ama hukuk fakültesinin devam mecburiyetinin olduğunu bilmiyordum. Gittik geldik, sınavlara gittim bir ders vermişim sadece. Diğer derslere girdim. Dediler ki; ‘Devam mecburiyeti var burada, siz devam etmemişsiniz. Böyle olmaz. Böyle yürümez bu iş’ dediler. Ben ondan sonra bıraktım. Tekrar öğretmenliğim devam ediyordu. Devam etmem mümkün değildi” dedi.

    “KIZIM İKNA ETTİ”

    Konuşmalarında sürekli hukuk fakültesi öğrencisi olma arzusunu dile getirdiğini söyleyen emekli öğretmen Açıl, “Bu benim içimde bir ukdeydi herhalde. Çocuklarımın arasında, ‘Bugün benim imkanlar el verseydi de ben hukuku bitirseydim, çok daha değişik olurdu’ derdim. Böyle de bir af çıkınca, kızım da buradan Taşınır Kayıt Kontrol Yetkilisi olarak emekli olmuştu. Kızım bana, ‘Baba bir dene’ dedi. ‘Denemezsen bir şey öğrenemezsin. Ama denersen belki bir şey öğrenirsin. Bir dene’ dedi. Kayıt işlerinde de benimle ilgilendi sağ olsun. Ben de kaydımı tazelettim. İstanbul Hukuk Fakültesi olarak kaydımızı yaptırdık. Ama İzmit’ten İstanbul’a mesafe olarak yakın görünse de, en az beş saatiniz yollarda geçiyor. Onun için bu yaşta bu yolculuk yorucu oluyor. Verimli olamaz dedim ve kaydımı buraya aldırdım. Aftan yararlanan öğrencilerde ikamet ettiği ilde okumaları açısından kolaylık sağlanıyor. Ben de bu kolaylıktan faydalandım” diye konuştu.

    50 YILLIK ÖZLEMİNİ GERÇEKLEŞTİRİYOR

    Yeniden öğrenci olmanın kendisine hayata taze bir bakış kazandırdığını ve 50 yıllık özlemini giderdiğini belirten Açıl, “Gençlerin arasında gerçekten insan çok daha değişik görüyor, çok daha farklı görüyor kendini. Onların arasında hayata taze bakış geldi bana. Zaten de idealimde bu vardı. Birine model olmak. Sadece hukukta değil. Başka bir dalda da, gençlere model olmak benim için çok önemliydi. Bu arzumu 1964’ten 2015 yılına kadar, hesap edin, 50 yıllık bir özlemi gerçekleştiriyorum. Ben gençlerden bu kadar ilgi beklemiyordum. Burada gençler çok ilgilendiler ve hepsi de takdirle karşıladı. Hatta takdirle beraber bir saygı duymaları her hareketlerinden görülüyordu. Onun için ben onlara çok şey borçluyum gibi geliyor bana, çünkü bende yeni bir canlanma başladı, onların bu davranışları sayesinde” ifadelerini kullandı.

    Son olarak genç öğrencilere tavsiyelerde bulunan Açıl, “Öğretmenlik her halde biz sağ olduğumuz sürece bırakamayacağımız bir meslek. Zaman çok kıymetli bir varlık, bunu kaybettikten sonda insan anlıyor. Hani derler ya ’sözünü ve zamanını harcamadan iyi düşünün. Harcadıktan sonra ikisini de geri getiremezsin.’ Ben gençlere bunu diyorum. Bu zamanın kıymetini bilsinler ve ona göre değerlendirsinler, onu kaybettikten sonra geri getirmek mümkün değil, üzülmek de bir işe yaramaz” şeklinde konuştu.

    Hukuk öğrencisi Cihat Yılmaz da, bizim için de ilginç bir durum. Biz ilk geldiğimizde de Muharrem ağabeyi gördüğümüz zaman duygulandık açıkçası, çünkü bu yaşta bu azmi görmek, bizi de cesaretlendirdi okumak açısından. Biz de kendimizde okuma azmi gördük, okuma azmi daha da canlandı. Bu kadar okuma aşkıyla yanıp tutuşan bir insanın yanında, bizim zaten çalışmamamız, bizim eksikliğimiz olduğunu düşündük. Bizim de çalışma azmimiz daha da arttı Muharrem Ağabeyle beraber” ifadelerini kullandı.

  • Fedakar Öğretmen Görev Yaptığı Okulun Çehresini Değiştirdi

    Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Kapaklıpınar İlkokulu’nda öğretmenlik yapan Muhammed Musab Gümüş, yaptığı çalışmalarla okulun çehresini değiştirdi.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Kapaklıpınar İlkokulu’nda görev yapan Muhammet Musab Gümüş adlı öğretmen, girişimleri sonucu 30 yıllık okulun hem çehresini hem de kaderini değiştirdi. Çeşitli vakıf ve kurumların desteği ile okulun olmazsa olmaz ihtiyaçlarını gideren Gümüş, öncelikle bahçesi ve tuvaleti olmayan köy okuluna TOVAK Vakfı’nın maddi ve manevi desteği ile tuvalet yaptırdı. Okulun bahçesine tel örgü çektiren ve girişimlerde bulunarak bahçesine Büyükşehir Belediyesi tarafından 4 çöp kovası bıraktıran Gümüş, Sur Belediyesi’nin de kapısını çalarak, okulun bahçesine öğrencileri toz ve çamurdan kurtarmak için kum döktürdü.

    Gümüş’ün girişimleri sayesinde hayırsever bir işadamının desteği ile okul bahçesine çeşme yapılırken, okulun iç ve dış boyası öğretmenlerin maddi desteği ile yapıldı. Köylülerin ve İl Fidan Müdürlüğü’nün yardımı ile yine bahçeye 100’e yakın fidan dikildi. Çarşı ve Umut Atölyesi gibi gruplar da öğrencilere kıyafet ve kırtasiye yardımı yaparken, Gümüş’ün girişimleri sayesinde bir banka da okula bilgisayar bağışladı.