Etiket: öğretim

  • NEÜ Öğretim Üyesi Kalkan, Tna Yönetim Kuruluna Seçildi

    Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Kalkan, Türk Nöroşirürji Akademisi (TNA) yönetim kuruluna seçildi.

    2015 yılı başında kurulan, Türkiye’deki tüm beyin ve sinir cerrahisi profesörleri, eğitim araştırma hastanelerinin klinik şefleri ile emekli olmuş beyin cerrahlarını bir araya getiren ve Kurucu Başkanlığını Hacettepe Üniversitesi eski Rektörü Tunçalp Özgen’in üstlendiği Türk Nöroşirürji Akademisi yönetim kuruluna Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Meram Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Kalkan da seçildi. Türkiye’deki beyin ve sinir cerrahisinin gelişimi, uluslararası ilişkilerini artırma, eğitim ve öğretim için politikalar üretme, sivil toplum örgütü olarak etkin çalışmalarda bulunarak nöroşirürjinin felsefesini yapmak için kurulan akademide 200 civarında üye yer aldı. İlk kongresini Kıbrıs’ta ‘Nasıl bir Akademi’ ana konusu ile yapan akademide NEÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Kalkan da ‘Sivil Toplum ve Demokrasi’ konulu bir konuşma yaptı.

    İKİNCİ KONGRE KONYA’DA GERÇEKLEŞTİRİLECEK

    Başarılı geçen akademi kongresi esnasında yapılan yönetim kurulu toplantısında Prof. Dr. Erdal Kalkan’ın önerisi ile Kasım 2016’da yapılması planlanan 2. kongrenin Konya’da gerçekleştirilebilmesi için çalışmalarda bulunma kararı alındı.

  • Açık Öğretim Lisesi Sınavlarına Soğuk Havaya Rağmen İlgi Fazla Oldu

    Kilis’te, Açık Öğretim Lisesi sınavlarına soğuk havaya rağmen ilgi fazla oldu.

    Tüm Türkiye’de olduğu gibi Kilis’te de Açık Öğretim Lisesi sınavları yapılıyor. Bugün ve yarın 4 ayrı oturumda gerçekleştirilecek olan sınavlara Açık Öğretim Lisesi’nde okuyan öğrenciler soğuk havaya rağmen ilgi fazla oldu. Bazı öğrenciler, sınav merkezlerinin kentin uzak noktalarına verilmesine tepki gösterdi.

  • Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Demir:

    Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Demir, selefiler ve Avrupa’daki bir çok devletin Irak ve Suriye topraklarında bir Kürt devletinin kuruluşu için mücadele ettiğini ve özellikle selefi Arapların Kürt devleti istediğini belirterek, “IŞİD’in asıl fonksiyonu burada Sünni bir devlet kurmak değil. IŞİD’in asıl fonksiyonu bir Kürt devletinin kuruluşunu meşru hale getirmek. Ve buna zemin hazırlamak” dedi.

    Türk Ocakları Çorum Şubesi tarafından “İslam Coğrafyası’nda Radikalizm ve Radikalist Eğilimler” konulu konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Hilmi Demir, Ortadoğu’da yaşanan değişimler, bu değişimlerin İslam dünyası ve Türkiye’ye yönelik etkileri üzerine açıklamalarda bulundu.

    19. yüzyıldan itibaren Selefilik ile Vahhabilik akımlarının sürekli geliştiğini, Vahhabilikle Şii hareketinin de büyümeye başladığına işaret eden Prof. Dr. Demir, bu hareketler sürekli alan kazandıkça Ehli Sünnet’in erimeye başladığına dikkat çekti.

    Bu akımların güçlendiği dönemde Amerika’nın Saddam’a müdahale ettiğini ve Irak’ı yerle bir ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Demir, “Amacı demokrasi getirmekti. Irak’ta yapısal bir hata yaptı. Irak ordusunu tamamen dağıttı. Irak ordusu Arap Sünnilerden oluşuyordu. Irak ordusunda Baas Partisi çok güçlüydü. Biz bunları bertaraf etmedikçe Irak’ta Saddam’ı ciddi anlamda temizleyemeyiz dediler. Askerle tasfiye etmekle birlikte Sünni nüfusu da ciddi anlamda baskı uygulamaya başladı. Ülkenin büyük çoğunluğu Şii olmasına rağmen Saddam yönetimi Sünni olduğu için Irak’ta Sünni egemenlik vardı. Amerika geldi Sünnileri tasfiye edince Şiiler dediler ki biz sizinle çalışırız dediler. İkinci partneri kimdi Kürtler. Bu süreçte Sünnileri tasfiye ederken ezmeye başladı. Bunların bir çoğu askerdi. Yeraltına çekilerek direnmeye başladılar. Irak’ta direniş örgütlerinin hepsi Sünni değil. Araların da Kürt örgütler vardı. Sünni Kürtler Amerika ile birlikte çalışmaya biraz direndiler. Direniş örgütleri kurdular. Bunlardan bir tanesi Irak El Kaidesi. El Kaide’yi biz nerden biliyoruz Afganistan’dan. Afganistan’da kurulmuştu. 11 Eylül saldırıları ile birlikte dünyada El Kaide bir marka haline geldi. Bu markayı daha sonra başka yerlerde gördük. Bütün savaşlarda El Kaide’yi gördük. Bütün savaşlarda öne çıktılar. Irak’ta da hemen anında geldiler ve buradaki direnişe katıldılar. ABD’ye karşı direndiler. Irak El Kaidesi’nin başında isim dikkat çekiyor. Ebu Musa El Zerkavi. Aslında Zerkavi, Afganistan’da idi. Usame Bin Ladin’e en yakın isimlerdendi. 2003 yılında Irak’taki direnişe örgütlemek için buraya geçti. 2004 yılında bir eyleme damgasını vuruyor. Boğazı kesilen bir esirin videolarını başladı. Şimdi kim kesiyor IŞİD. Zerkavi bunu Bağdat’ta yapmıştı. Bu olmayan bişey değil. El Kaide’nin kullandığı önemli eylem tarzlarından birisiydi. Zerkavi, 2006 yılında öldürüldü” dedi.

    “BUKKA KAMPI IŞİD’İN KURULUŞ KAMPIDIR”

    Bukka kampının IŞİD’in kuruluş kampı olduğunu anlatan Prof. Dr. Hilmi Demir, “IŞİD’in kurucusu Ebu Bekir El Bağdadi El Huseyni El Kureyşi o tarihlerde nerdeydi. 2003 yılında üniversiteden yeni mezun olmuş bir öğrenciydi. O dönemde bir protesto gösterisine katılmış 2004 yılında tutuklanarak Irak’ın güneyindeki Bukka kampına gönderildi. Bukka kampı ilginç bir kamp. 2009 yılında kapatıldı. Bağdadi 2009 yılında bu kamptan gönderiliyor. Serbest bırakılıyor. 2003-2009 yılları arasında ne kadar El Kaideci, Baas generali, komutanı askeri varsa hepsi bu kampa gönderiliyor. Bukka kampı IŞİD’in kuruluş kampıdır. Bugün IŞİD gibi bir çok örgütün üst düzey yöneticisi Bukka kampında bulunmuştur. 2010 yılında Bağdadi IŞİD’in başına geçiyor. Bu kadar rastlantı ilginç bir şeydir. Irak El Kaidesi’nin başına geçer geçmez örgütün ismini değiştirerek Irak Şam İslam Devleti’ne çeviriyor. Artık hedefimiz sadece Irak değil Şam’ı da istiyoruz diyorlar. Peki nedir hedefiniz? El Kaide örgütünün en temel özelliklerinden bir tanesi düşmanı zarara vermektir. Devlet kurma ideolojisi yoktur. Fakat IŞİD örgütü kurulduğu andan itibaren hilafet devleti kuracağı iddiasını gündemine alıyor. Merkezine taşıyor. Hilafet devletini Şam ve Irak’ta kurmaya çalışıyor. Niye burada kuruyorsunuz. Niye Afganistan’da değil. Niye Pakistan’da değil. Neden geldiniz bu coğrafyaya. Neden burada İslam Devleti kurmaya çalışıyorsunuz. Bu sorular Ortadoğu’yu anlamamız açısından çok önemli” diye konuştu.

    Terör örgütü IŞİD’in 2014 yılında Musul eylemiyle en büyük başarısını elde ettiğini anlatan Prof. Dr. Demir, “Musul, Irak’ın en büyük şehirlerinden bir tanesi. Güçlerin dağıldığı bir şehir. Musul’da IŞİD’e lazım olan para, silah ve petrol var. Musul’u ele geçirir geçirmez Irak ve Şam ile bütün uluslararası anlaşmaları kaldırdığını, hilafet devleti kurduğunu, Ebu Bekir El Bağdadi’nin de halife olduğunu kabul ediyorlar. İsim ne Ebu Bekir El Bağdadi El Huseyni El Kureyşi. Huseyni neyi ifade ediyor şiayı. Hz. Ali soyundan, peygamber soyundan. Kureyşi, halife Kureyşi’den olacak iddiası var ya onu taşıyor. Bu bize mesaj. Bu Türkler hilafeti gasp etmişlerdi. Bizim elimizden aldılar. Halife bundan sonra Araplardan olacak. Türkiye’ye de mesaj yolluyorlar, isterseniz size de bir emirlik verelim diyorlar. Boşuna hilafet hayali falan kurmayın. Dolaysıyla hilafet bizim hakkımız Arapların hakkı diyorlar. İlginç bir şekilde bu coğrafyada güç kazanıyorlar. IŞİD kimlerle savaşıyor. IŞİD en çok muhalif gruplarla Suriye hükümeti arasında gidip geliyor. Kimlerle savaşmadı Kürtlerle. IŞİD’i anlama kılavuzlardan en önemli birisi burada. Kürtlerle savaştı. Nerede Kobani’de. Peki ne oldu. Yenildi. Geri çekildi, kim geldi. Kürtlerle savaşması ve yenilmesi neyi değiştirdi. Bu da çok ilginç” ifadelerini kullandı.

    “IŞİD, İSLAMİ DEĞİL. SÜNNİLİĞİN İZZETİNİ KİRLETTİ”

    IŞİD’in Suriye’de yaptığı değişimleri de anlatan Prof. Dr. Demir, “Batı’nın İslam’a karşı düşmanlığını kışkırttı mı? Bugün İslam dünyası, İslam dendiği zaman kelle kesen eli kanlı bir terör örgütü olarak anılıyor mu? Ve İslam terörle eş anlamlı hale geldi mi? IŞİD, İslami değil. Sünniliğin izzetini kirletti. İkincisi, İslam dünyasında temsil krizi yarattı. Müslümanları kim temsil ediyor. Geçen karşılaştığım batılı gazeteciler ve büyükelçilerin ilginç bir çıkışı oldu. dediler ki ’Siz böyle Sünnilik, Hanefilik diyorsunuz ama Şiilik inanın sizinkinden daha ılımlı bir mezhepmiş’ dediler. Sünnilik eşittir IŞİD. Şiilik öyle değil. Hiç siz Batı’ya saldıran bir Şii gördünüz mü? Temsil krizi derken kast ettiğim o. İslam dünyasında Şiiliği güçlendirdi. Batı medyasında Şiilik çok güçlü. Ne kadar Batı’da sahada IŞİD’le mücadele eden tek güç Kürtler gözüküyor. Bu ister istemez Kürtleri ciddi anlamda batı medyasında meşru hale getiriyor. IŞİD, Suriye topraklarının yüzde 67’sini elinde tutarken şuanda hızla geri çekiliyor. IŞİD’in geri çekildiği yerlere kim yerleşiyor? Kürtler. 7-8 yıldır iddiam buydu. Dedim ki hem Selefiler hem de Avrupa’daki bir çok devlet burada bir Kürt devletinin kuruluşu için mücadele ediyor. Boşuna umutlanmayın özellikle Selefi Araplar Kürt devleti istiyorlar. Ve IŞİD’in asıl fonksiyonu burada Sünni bir devlet kurmak değil, olabilir de. IŞİD’in asıl fonksiyonu bir Kürt devletinin kuruluşunu meşru hale getirmek. Ve buna zemin hazırlamak. Irak ve Suriye coğrafyasında bir Kürt devleti kurarsanız İran önünde bir tampon oluşturursunuz. İran’a karşı hem Selefi Vahhabileri hem de İsral’i korursunuz” ifadelerini kullandı.

    “İSLAM, TERÖRLE ANILAN BİR DİN HALİNE GELDİ”

    Bugün Müslümanların, Batı’da rahat hareket edemediğini, artık İslam’ın terörle anılan bir din haline geldiğini vurgulayan Demir, “Paris saldırısıyla bunlar iyice keskinleşmeye başladı. Dünyanın her yerinde sıkıntılarımız var. Müslüman Türk kimliği pasaportu taşısanız bile sorgulanıyorsunuz. Bir zamanlar Avrupa İslamlaşacak Avrupa Müslümanlaşacak hayali görüyorduk. Oysa şimdi Avrupa’da ciddi sıkıntı içerisindeyiz. Müslüman olmak artık bir marka olmak değil. Radikalleşen İslam dünyası bir taraftan Selefilik bir taraftan IŞİD’le birlikte nasıl bir kuşatmanın içerisine düştü. Osmanlının yıkılışıyla birlikte Sünni dünyada adaletin temsil özelliği kaybedildi. Ehli Sünnetin yerini Selefilik ve Şiilik doldurmaya başladı. Coğrafyada bizden başka herkes mezhepçilik yapıyor. Ama biz Ehli Sünneti hala mezhep zannediyoruz. İslam dünyası Selefilik ve Şiilik arasına sıkıştı. İkisi kavga ediyor olan bize oluyor. Olan İslam’ın izzetine oluyor. Bu kavgadan sürekli Müslümanlar zarar örüyor. Sorunun kaynağını arıyorsak 19. yüzyıla gitmeliyiz. Çare bugün İstanbul. Eğer 18-19. yüzyılda düştüğümüz İstanbul’u yeniden Ehli sünnetin merkezi haline getirirseniz İslam dünyasına büyük bir iyilik yapmış olursunuz. 19. yüzyılda neler kaybettiğimiz iyi tetkik edilmeli. Kılavuzumuz ehli sünnetin ışığı olsun” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

  • Açık Öğretim Öğrencileri Diplomalarını Aldı

    Örgün eğitimden çeşitli sebeplerden dolayı yararlanamayan kişiler, açık öğretim okullarından mezun olarak diplomalarını aldılar.

    Adıyaman’da açık öğretim ortaokulu, açık öğretim lisesi ve mesleki açık liseden mezun olan bin 191 öğrenci diplomalarını düzenlenen tören ile aldı. Adıyaman Halk Eğitim Merkezi Salonu’nda gerçekleştirilen diploma törenine Milli Eğitim Bakanlığı Hayatboyu Öğrenme Genel Müdürü Şaban Cengiz, Hayatboyu Öğrenme Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Mehmet Zeki Başyemenici, Milli Eğitim Müdürü Seyfi Özkan, milli eğitim müdür yardımcıları, şube müdürleri ve öğrenciler katıldı.

    Halk eğitim merkezinin tanıtım videosunun ardından Halk Eğitim Müdürü Aziz Özbilgiç, açılış konuşması yaparak, “Adıyaman’da 9 bin 566 aktif, 2 bin 604 donuk olmak üzere 12 bin 170 öğrencisi ile en büyük okul konumundadır. Örgün eğitimden koparılmış yada herhangi bir nedenden dolayı ulaşamamış bireyleri yaygın eğitim yoluyla, onların gelecekte hayal kurdukları mesleklere ulaştırmak için bizler onlara kucak açıyoruz. İlimizdeki, donuk, silik ve pasif öğrencilere eğitim imkanı sunmak istiyoruz. Son dönemde bin 191 öğrenci mezun oldu. Bizim için gurur verici bir şeydir. Tüm halk eğitim merkezlerimizle, mesleki eğitim merkezlerimizle bireyi merkezde tutarak çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Adıyaman Milli Eğitim Müdürü Seyfi Özkan ise, konuşmasında bir müjde vererek, “2016-2018 yatırım programında birinci tercih olan halk eğitim merkezi talebimizi Genel Müdürlüğümüz onaylayarak Strateji Başkanlığına gönderdi. Bu bizim ilk sıradaki talebimizdi. Bu haber bizi çok sevindirdi. Stratejiden geçişini sağlayarak acil ihtiyacımız olan, halk eğitim merkezinin yapmak istiyoruz. Bizim gönlümüzden geçen tip projeden daha çok ilimize uygun, kendi özel projemizi çizdirmektir. İçerisinde konferans salonları olsun istiyoruz. İnşallah bu süreç olumlu gelişirse bu projeyi çizdiririz” diye konuştu.

    Hayatboyu Öğrenme Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Mehmet Zeki Başyemenici ise, açık öğretim okullarıyla ilgili bilgileri paylaşarak, “Aldığınız diplomadan ve vermiş olduğunuz emekten dolayı hepinize teşekkür ediyoruz ve bundan sonraki hayatınızda başarılar diliyoruz. Açık öğretim okulları bugün itibariyle 1 buçuk milyon mezun vererek önemli işler yapmıştır. Kurumumuz açık öğretim ortaokulu, açık öğretim lisesi ve 43 alanda hizmet veren mesleki açık öğretim liselerimiz olarak Türkiye’de önemli işler yapmaktadır. Ortaokulumuzun 200 bin civarında, mesleki açık öğretim lisemizin 340 bin civarında, açık öğretim lisemizin ise 1 milyon 50 bin civarında aktif öğrencisi var. Donuk, silik ve aktif öğrencilerin toplamı 3.6 milyon öğrencisi var” dedi.

    Hayatboyu Öğrenme Genel Müdürü Şaban Cengiz ise konuşmasında, “Yetişmiş insan gücüne katkıda bulunmak güzel bir şey. Burada emeği gecen herkese teşekkür ediyorum. Yetişmiş insan yeryüzünün neresine giderse gitsin insanlığa katkı sağlayacaktır. Çağın teknolojik vasıtaları değişebilir, o vasıtaları ne niyetle nasıl kullandığınız önemlidir. Halk eğitim merkezlerimizde yetişmiş insan gücünü ortaya çıkarmaya çalışıyor. İnsanlar iyi güzeli aradığı için yetişmiş insan gücü önemlidir” diye konuştu.

    Diplomasını alan Sultan Bildik ise, eğitim hayatıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

    Konuşmalardan sonra sanatçı Mahmut Karadağ mini bir konser verdi. Daha sonra halkoyunları ekibi gösteri sundu. En sonunda diploma almaya hak kazanan öğrencilere diplomaları teslim edildi.

  • Genç İMO Üyeleri Ve BEÜ Öğretim Görevlileri Kahvaltıda Buluştu

    Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü akademisyenleri ile Bitlis Genç İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) üyeleri, Tatvan ilçesinde düzenlenen tanışma kahvaltısında bir araya geldi.

    İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bitlis İl Temsilciliği tarafından Tatvan ilçesinde düzenlenen kahvaltıda buluşan Genç İMO üyeleri ve BEÜ akademisyenleri hem birlikte kahvaltı yaptı hem de alanlarıyla ilgili bilgi alışverişinde bulundular. Tanışma amacıyla bir kahvaltı programı düzenlendiklerini belirten İMO Bitlis Temsilcisi İnşaat Mühendisi Cengiz Şahin, Bitlis genelinde Genç İMO’ya kayıtlı 60 üye olduğunu söyledi. BEU İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde okuyan 500 öğrencinin bulunduğunu ifade eden Şahin, “BEU’de 500 civarında inşaat bölümü okuyan öğrencilerimiz bulunmaktadır. Bunların 60’ı bünyemizdeki Genç İMO’ya kayıtlıdır. Amacımız kısa sürede tüm öğrencilerimizi Genç İMO’ya üye yapmaktır. Öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle birlikte kahvaltı programında bir araya geldik. Amacımız ders dışında öğrenciler ile akademisyenlerin bir araya gelip kaynaşmasını ve bilgi alışverişinde bulunmalarını sağlamaktır. Öğrencilerin tamamen okul ve yurt arasındaki alanlara sıkışmasını istemiyoruz. Şehirdeki sosyal ortamlarda bulunmaları da onların geleceğine katkı sunacaktır. Tabi bunun yanında öğrencilerin daha kaliteli staj yapmalarını da sağlamaya çalışıyoruz. Zaman zaman yapılacak olan teknik geziler aracılığıyla da öğrencilerimiz mesleğe atılmadan önce kendi mesleklerinde öğrendiklerini pekiştirme ve geleceğe daha donanımlı bir şekilde hazırlanma imkanı bulacaktır” dedi.

    Programa BEÜ Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisleri Bölümü akademisyenleri Prof. Dr. Aydın Büyüksaraç, Doç. Dr. Mehmet Cihan Aydın, Yrd. Doç. Dr. Nusret Bozkurt, Yrd. Doç. Dr. Ercan Işık, Yapı İşleri Daire Başkanı Hamidullah Özlük, Genç İMO temsilcisi Doğancan Eskin ve Genç İMO üyeleri katıldı.