Etiket: “Oğlum

  • Ölen Azeri savcının babasından ‘oğlum zehirlendi’ iddiası

    Ölen Azeri savcının babasından ‘oğlum zehirlendi’ iddiası

    Antalya’da 2017 yılında tatil yaptığı otelde spor yaparken hayatını kaybeden Azeri savcı Emin Hüseynov’un (29) babası, oğlunun zehirlenerek öldürüldüğünü iddia ederek, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Olay, 2017 yılının Ağustos ayında meydana geldi. İddiaya göre, Azerbaycan’da savcı olan Emin Hüseynov, eşi E.H. ile beraber Antalya’nın Lara bölgesine tatile geldi. Otele yerleşen savcı Hüseyinov, fitness salonunda spor yaparken fenalaşarak yere yığıldı. Hastaneye sevk edilen Hüseyinov, hayatını kaybetti.

    “Ölümünde şüpheler var”

    Oğlunun ölümünde çeşitli şüpheler olduğunu kaydeden baba Beybala Hüseyinov, “Bir seyahat acentesinin sahibi yeğeni vasıtasıyla oğlumu arattı. Oğluma tekne turuna çıkaracaklarını ve bunun için sabah 09.30’da resepsiyonda hazır olmasını istemişler. İsmail adında biri oğluma yat turu için kişi başı 70 dolar istiyor. Ancak, oğlum bu teklifi kabul etmiyor. İki gün sonra yine Azerbaycan’dan oğlumu aratıyorlar. Fakat bu kez para almayacaklarını, oğlumu misafir edeceklerini söylüyorlar. Hatta oğlumu ikna etmek için tekne turunun cazibesinden bahsetmişler. Neticede oğlumu ikna etmişler” dedi.

    “Yargı yolu açılırsa gerçekler ortaya çıkacak”

    Sabah saatlerinde oğlunun ve gelininin ticari taksiyle otelden alındığını söyleyen Hüseyinov, “Sonra tekne turunda oğluma bir meşrubat içiriyorlar. Turdan sonra oğlumu ve eşini yine taksi ile oteline bırakıyorlar. Ulaşımı özellikle üzerinde logosu olan şirketin aracı ile yapmamışlar. Çünkü, şüphe uyandırmak istemiyorlar. Oğlum 24 saat sonra otelin fitness salonunda şüpheli bir şekilde hayatını kaybediyor. Araştırmaların sonucunda oğlumun tatil rezervasyonunu yaptıran şirket tekne turu ile alakalarının olmadığını söylüyor. Fakat yalan söylüyorlar. Oğlumu tekne turuna çıkaranlar bile tura çıkmadıklarını, oğluma ikramda bulunmadıklarını söylediler. Bir kişiye ulaştık ama o da mahkemede konuşacağını söyledi. Mahkemeye giden yol ise kapalı. Savcılığın soruşturma açmasını ve bu işin üzerine gidilmesini istiyorum. Yargı yolu açılırsa gerçekler ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

    Emin Hüseynov’un öldüğü anlar ve yaşanan panik güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. Salonda dolaşan ve bir ara su içen Emin Hüseynov daha sonra bir yere oturuyor. Hüseynov, salonda bir kişinin daha spor yaptığı esnada oturduğu yerden yere düşüyor. Bir süre yerde kalan Emin Hüseynov’u fark eden bir kişi önce yanına geliyor, sonra telaşla koşup yardım çağırıyor.

  • Kahraman Türk gencin annesi Almanlara seslendi: “Benim oğlum unutulmasın”

    Almanya’nın Frankfurt kentinde metro istasyonunda tren raylarına düşerek bayılan Alman’ı kurtarırken tren çarpması sonucu hayatını kaybeden Türk genci Mustafa Alptuğ Sözen’in annesi Yasemin Sözen, Alman hükümetine “Benim oğlumun unutulmasın” diye seslendi.

    Almanya’nın Frankfurt kentinde önceki gün metro istasyonunda tren raylarına düşen ve baygın bir şekilde yatan 44 yaşındaki Alman’ı kurtarırken tren çarpması sonucu hayatını kaybeden Türk genci Mustafa Alptuğ Sözen’in (17) cenazesi dün Hanau Müslümanlar Cemiyetinde kılınan cenaze namazının ardından havayoluyla İzmir’e, oradan da karayoluyla baba ocağı Aydın’ın Nazilli ilçesine getirildi.

    Öğle namazı sonrası Kocacami’de yapılacak törenin ardından son yolculuğuna uğurlanacak olan Mustafa Alptuğ Sözen’in ailesi evde taziyeleri kabul etti. Diğer oğlu Arda’ya sarılarak teselli olmaya çalışan ve oğlunu ‘O çok iyi bir çocuktu’ diyerek anan baba Ejder Sözen, “Vatanını milletini seven bir çocuktu. Kendini başkası için feda etti. Alptuğ, Türki milletini doğasında olan bir şeyi gösterdi. Yaratılanı, yaradan da ötürü sevmek lazım, Alptuğ bunu gösterdi. Kendi hayatını hiçe sayarak, başkasının hayatını kurtardı. Alman polisi daha hiçbir şeyi bilmeden önce bunun bir cesaret gösterisi olduğunu söyledi ama daha sonra tanık ifadeleriyle gerçek ortaya çıktı. Bunun bir cesaret gösterisi değil, hayatını hiçe sayarak bir can kurtarmak olduğu görüldü. Almanya’da yaşıyoruz, paramızı kazanıyoruz, Alman hükümetine karşı görevlerimizi yerine getiriyoruz. Bizim onlardan beklentimiz okula giden çocuklarımızı koruması, onların yol güvenliğini sağlamasıdır” dedi.

    “Almanlar, Alptuğ’u unutmasın”

    Alman hükümetine seslenen anne Yasemin Sözen de, “Olayı doğru bir şekilde yansıtıp, gönlüme su serpsinler. Helal olsun oğluma, aslan oğlum benim. Ben onunla çok gurur duyuyorum, hepimiz çok gurur duyuyoruz. Belki biz bile onun yaptığını yapamazdık. Oğlumu çok seviyorum, çok da gururlu bir anneyim. Çocuğum bir Alman vatandaşıydı ama ben onu bizim adet ve göreneklerimize göre yetiştirdim. Oğluma bütün hakkımı helal ediyorum. Onu çok seviyor, onun için bir şeyler yapmak istiyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum, herkesten yardım bekliyorum. Oğlum için bir şeyler yapılsın, unutulmasın benim oğlum. Unutulmasın, 17 yaşındaki bir çocuk, 44 yaşındaki adamı kurtarmaya çalıştı. Kendi eti budu ne?” diye konuştu.

    Türk milleti ve Müslümanlığın gereğini yerine getiren torunuyla çok gurur duyduğunu ifade eden dede Mustafa Sözen ise, şöyle konuştu:

    “Biz İslam için Müslümanlık için insanlık için varız ve çocuklarımızı bu yönde yetiştiriyoruz. Karşısındaki insanın dini ve milletine bakmaksızın atlaması büyük bir cesaret, kendisiyle gurur duyuyoruz.”

    “Hayalleri vardı”

    Yeğenini anlatan teyze Yadel Kurt, Alptuğ’un çalışkan bir öğrenci olduğundan söz etti. Kurt, “17 yaşındaydı ve bir sürü hayali vardı. Kimya üzerine okuyor, Frankfurt’ta staj görüyordu ve maalesef orada da hayatını kaybetti. Çok neşe dolu bir çocuktu benim oğlum. Onu çok özleyeceğiz. İnşallah sesimizi duyarlar, onun için bir şeyler yapmak istiyoruz” dedi.

  • Annenin tabut başında yürek burkan feryadı: “Gitme oğlum”

    Tekirdağ’da görev yaparken evinde geçirdiği rahatsızlık nedeniyle hayatını kaybeden Jandarma Uzman Çavuş Mustafa Hoş, memleketi Mersin’in Tarsus ilçesinde son yolculuğuna uğurlandı.

    Tekirdağ İl Jandarma Komutanlığına bağlı, Hayrabolu İlçe Jandarma Komutanlığında görevli Jandarma Uzman Çavuş Mustafa Hoş, ilçeye bağlı İlyas Mahallesi’nde geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybetti.

    Uzman Çavuş Hoş’un cenazesi yapılan otopsi işlemlerinin ardından defnedilmek üzere memleketi Mersin’in Tarsus ilçesinde gönderildi.

    Uzman Çavuş Hoş için Tarsus Ulu Cami’de öğle namazının arından cenaze töreni düzenlendi. Cenaze töreninde Hoş’un annesi Rukiye Hoş (52), baba Yaşar Duran (55), ağabeyi Yusuf ve kız kardeşi Fatma Hoş, sinir krizleri geçirdi.

    Törende anne Rukiye Hoş, oğlunun tabutu başında, ‘gitme oğlum’ diyerek gözyaşları döktü. Hoş’un kız kardeşinin ve ağabeyinin al bayrağa sarılı tabutu öpmeleri törene katılan herkesi duygulandırdı. Aileyi törene katılan Tarsus Kaymakamı Yüksel Ünal, Belediye Başkanı Şevket Can ve diğer protokol üyeleri teskin etmeye çalıştı.

    Uzman Çavuş Mustafa Hoş, kılınan cenaze namazının ardından Tarsus Şehir Mezarlığında gözyaşları arasında toprağa verildi.

  • Oğlu cinayete kurban giden baba: “Oğlum sebepsiz, günahsız yere öldürüldü”

    Konya’nın Beyşehir ilçesinde kalbinden bıçaklanarak hayatını kaybeden radyoloji teknikeri 23 yaşındaki İsmail Kaya’nın acılı babası Durmuş Kaya, oğlunun öldürülmeden önce yaşanan dayak olayı ile herhangi bir ilgisinin olmadığını söyleyerek, oğlunun sebepsiz yere, günahsız yere öldürüldüğünü belirtti.

    Kırklareli Devlet Hastanesinde radyoloji teknikeri olarak görev yapan 23 yaşındaki İsmail Kaya, 29 Temmuz tarihinde ağabeyinin ikamet ettiği Beyşehir ilçesinde Ali N. tarafından 14 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Cinayet zanlısı Ali N., İsmail Kaya’yı kendisini darp eden şahıslardan biri olduğu için öldürdüğünü iddia etti. Olayın ardından cinayet zanlısı Ali N. “kasten adam öldürme” suçlamasıyla çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine konurken, hayatını kaybeden İsmail Kaya memleketi Derebucak ilçesine bağlı Taşlıpınar Mahallesi’nde defnedildi.

    “Oğlum sebepsiz yere, günahsız yere öldürüldü”

    Oğlunu genç yaşta toprağa veren Durmuş Kaya, cinayete kurban giden oğlunun Kırklareli Devlet Hastanesinde radyoloji teknikeri olarak görev yaptığını, bir süre önce memleketine yıllık iznini kullanmak üzere geldiğini anlatarak, “İzninin son günlerinde ise kardeşi Mustafa’nın Yeni Mahalle’deki evinde kalıyordu. İddia edildiği gibi oğlumu bıçakla öldüren şahsı darp eden kişi o değildir. O darp, kavga olayına karışan kişiler diğer oğlum Mustafa ve yeğenim Sadık Şimşek’tir. Cinayetten üç gün önce meydana gelen bu olayda cinayet zanlısı Ali N.’nin aynı apartmanda oturan oğlumun kapısının önündeki kızıma ait ayakkabının içerisine peçete kağıdına telefon numarasını yazarak aranmasını istemesi üzerine olay bu noktalara kadar gelmiştir. Oğlum Mustafa, Vuslat Parkı’nda karşılaştığı zanlıdan neden böyle bir şey yaptığını anlamak ve öğrenmek istediği esnada ‘Eve gelen bayanı manitan sandım, ablan olduğunu bilmiyordum’ deyince aralarında yaşanan tartışma kavgaya dönüşünce darp olayı sonucu karakolluk olmuşlar. Bu olayın hemen sonrasında radyoloji teknikeri olan ve diğer oğlumun Mustafa’nın evinde kalan İsmail, arabasını bulduğu müşteriye bina önünde göstermek istedikten hemen sonraki dakikalarda işte bu cinayete kurban gitmiştir. Cinayeti işleyen kişi, ne zorluklarla yetiştirdiğim, hayalleri olan gencecik oğlumu 14 yerinden bıçaklayarak öldürmüştür. Bu kavga olayında üçüncü bir kişi yok. Cinayete kurban giden oğlumun da bu olayla yakından uzaktan ilgisi yok. Olay günü kendisini öldüren katiliyle de herhangi bir tartışması yok. Aynı binada öldüren kişi, takip ederek yanına geldiği oğluma ani bir şekilde 14 kez bıçak sallayarak cinayeti işlemiş. Diğer oğluma benzetti de bu işi yaptı desek birbirine benzemezler. O kavga yapmamış, bir şey yapmamış, suçsuz bir insan. Sebepsiz yere, günahsız yere planlayarak işlenen bir cinayete kurban gitti. Bir insan bir insana nasıl böyle 14 yerine bıçak sallayarak acımasızca kıyar? Benim oğlum okumuş, kültürlü, beyefendi, herkesin çok sevip saygı gösterdiği bir insandı. Hakkında daha en ufak kötü bir şey işitmedim. Bu cinayeti anlamakta güçlük çekiyoruz. Bunun sebebini öğrenmek istiyoruz. Öbür oğlum dövmüş olabilir, darp olmuş olabilir bir şey demiyorum ama bu çocuğumun olayla hiç ilgisi yok. Sorunu da yok. Sebepsiz yere, günahsız iken öldürüldü. İnanın bu çok ağrıma gidiyor. Acılarımı daha da tarifsiz hale getiriyor. Türk adaletinin katile en ağır cezayı vermesini bekliyoruz. Benim oğlum yandı, ben yandım, başkaları yanmasın. Canileri en ağır şekilde cezalandıralım” diye konuştu.

    “Ağabeyimin hiçbir günahı yok”

    Cinayete kurban giden İsmail Kaya’nın kardeşi Mustafa Kaya ise, olay yaşandığı sırada evde olduğunu ifade ederek, “Sesler üzerine indiğimde kanlar içerisinde yerde yatıyordu. Kaldırıldığı hastanede ise salladığı bıçağın kalbine isabet etmesi sonucu kurtarılamayarak hayatını kaybetti” dedi.

    Cinayete kadar uzanan olaylarla ağabeyinin herhangi bir ilgisi olmadığını söyleyen Mustafa Kaya, aynı apartmanda oturan ve yöneticilik yapan Ali N. ile aralarında bir mesele yaşandığını ileri sürerek, “Evde ablam ve izine gelen ağabeyimle oturuyoruz. Ablamla evden gezmeye çıkmak isterken, kapının önünde ablamın ayakkabısının içerisinde çiçekli böcekli bir peçete kağıdına yazılı bir not gördük. Baktığımızda bu ağabeyimi öldüren kişinin telefon numarası ile birlikte ‘beni ara’ yazısı idi. Telefonumdan kontrol ettiğimde bu numaranın Ali N.’ye ait olduğunu görünce ablama, ‘Sen içeriye gir, ben niye bu notu koymuş bir öğreneyim’ dedim. Önceleri bu namus meselesine hiç kafamı yormadım, yormak da istemedim daha doğrusu. Dedim, ben evde bekar bir genç olarak kaldığım için beni yine şikayet edecek diye düşündük. İndim, dışarıda oturuyormuş, ‘Dayı’ dedim, ‘Ayakkabı içerisinde bu not da ne oluyor’ dedim? ‘Dayım sonra konuşuruz, aslan amcam, aslan yeğenim filan’ dedi. Bu adamla, Vuslat Parkı’nda erik satışı yaparken gezinti yaptığım sırada üç gün sonra yine karşılaştım. O esnada yanıma kuzenim Sadık Şimşek de geldi. Ben kendisini görünce, ‘Bu kağıt meselesini bir konuşalım’ dedim. Bana ilk başta, ‘Senin dostun sanıyordum’ dedi. ‘Yapma ağabey ablam olduğunu bilmiyor musun?’ diye sordum. ‘Daha önce de aynı kurumda beraber çalışmışsınız, evde de gördün’ dedim. ‘Şu an buraya evli eşimle veya nişanlımla gelsem de mi böyle yapacaktın?’ diye sordum. Bunun üzerine, ‘Yazdım, ne var, ne olacak da, istediğimi yazarım, seni apartmandan attıracağım’ gibi sözler söylemeye başlayıp, boğazımdan tuttuktan sonra ‘Lan şerefsiz sen kim oluyorsun’ deyince aramızda başlayan tartışma kavgaya dönüştü. Kuzenim de vardı yanımda, ben 3 ya da 5 kez vurdum kendisine ne yalan söyleyeyim. Sonra karakolluk olduk. Birbirimizden şikayetçi olduk. O gün karakolda verdiği ifadede de, ablamın ayakkabısına yazılı notla ilgili olarak, ‘Ben apartmanın aile yuvası olduğunu, apartmanın huzurunu korumak için o notu koydum, kardeş olduğunuzu bilmedim’ demiş. İfadesinde de zaten benden ve darp olayına yardım ettiğini iddia ettiği kuzenimden şikayetçi oldu. Dolayısıyla o gün aramızda cinayete kurban giden ağabeyim yoktu. Onun yanımızda olmadığını kendi verdiği ifade de ortaya koyuyor. Ağabeyimin hiçbir günahı yok, olayla da alakası yok. Neden ben değil de ağabeyimi bıçakladı? Tamam ben darp ettim, günahım var, haklı olsam bile bu yaşananlardan dolayı şu an kendimi suçlu hissediyorum. Neden ben değil de ağabeyim, aralarında herhangi bir tartışmaları da yok. Ben bu sorunun cevabını istiyorum ve katilin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Bizim canımızı mı yakmak istedi de bu caniliği yaptı. Kardeşimi evin önünde takip ederek planlı bir şekilde 14 yerinden bıçaklamış. Bıçağı direk kalbine sallamış, direk öldürmek istemiş. Bu kadar insafsız ve vicdansız nasıl olunabiliyor anlayamıyorum. Hala bunu çözmüş değilim. Bu neyin öfkesi, kini bilemiyorum” şeklinde konuştu.

  • ‘Oğlum evde yok’ diye polisi aradı, terastan bakınca cesedini gördü

    Antalya’da aynı evde yaşadığı oğlunu göremeyince polisi arayarak kayıp başvurusunda bulunan yaşlı adam, terastan baktığında aşağıda oğlunun cesediyle karşılaştı. Yaşlı adam olay sonrası uzun süre gözyaşı döktü.

    Olay, Konyaaltı İlçesi Pınarbaşı Mahallesi 732 Sokak üzerindeki bir apartmanda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir süre önce eşinden ayrılan bir çocuk babası 46 yaşındaki İbrahim T.Ö., babasıyla yaşamaya başladı. Bugün sabah saatlerinde evde oğlunu göremeyen baba, polisi arayıp kayıp başvurusunda bulundu. Yaşlı adam, bir müddet sonra terastan bakınca oğlunun yerde kanlar içerisinde olduğunu gördü. İhbar üzerine olay yerine polis ve 122 acil servis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, İbrahim T.Ö.’nün hayatını kaybettiğini belirledi.

    Olay sonrası evin teras katından oğluna bakan baba, uzun süre gözyaşı döktü. Polis, babanın ifadesine başvururken, İbrahim T.Ö’nün cansız bedeni otopsi yapılmak üzere adli tıp morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    İbrahim T.Ö., bugün sabah saatlerinde babası Ahmet T.Ö. ile birlikte yaşadığı 4 katlı apartmanın terasına çıkarak kendisini boşluğa bıraktığı tahmin ediliyor.