Etiket: Öfkesi

  • İmamın öfkesi herkesi şaşırttı

    Aydın’ın Karpuzlu ilçesine bağlı Gölük Mahallesi’nde görev yapan bir imam tayini çıkınca 3 yıl boyunca ikamet ettiği caminin lojmanını balyozla yıkarak köyden ayrıldı. İmamın görülmemiş öfkesi herkesi şaşırtırken, köye yeni gelecek imamın kalacak yeri olmadığı için mahalle sakinleri ezan sesine hasret kaldı.

    İlginç olay, geçtiğimiz hafta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; yaklaşık 3 yıl önce Karpuzlu’nun Gölcük Mahallesi Işıklar Camii’ne atanan imam M.Ö.’yü köylüler her türlü imkanlarını sundu. Caminin lojmanına yerleşen imam, görev yaptığı 3 yıl boyunca köylüler tarafından yaptırılan lojmanda ikamet etti. Köylüler imamın rahat etmesi için ikamet ettiği süre boyunca bir kuruş kira da almadı. Geçtiğimiz haftalarda köylülerle tartışınca tayini Çine ilçesine bağlı bir kırsal mahalleye çıkan imam, lojmanı boşattıktan sonra eline aldığı balyozla lojmanı yıkarak kullanılamaz hale getirdikten sonra köyü terk etti.

    Köylüleri şaşkına çeviren bu olayın ardından Köy Muhtarı Yüksel Gültekin, lojmanın balyozla yıkılıp zarar verildiğini görünce durumu jandarmaya ve ilçe müftülüğüne bildirdi. Olay yerine gelen görevliler de gördükleri manzara karşısında şaşkına dönerken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Yaşadıkları kötü olayın tüm imamlara mal edilmemesi gerektiğini ancak bir imamın kamunun malına böyle zarar vermesinin şaşılacak bir durum olduğunu belirten Köy Muhtarı Yüksel Gültekin, “Bu imam köyümüzde 3 yıl görev yaptı. Kendisine bizzat köylümüz tarafından yaptırılan lojmanı tahsis ettik. Ve 3 yıl boyunca bir kuruş kira da istemedik, kendisi de ödemedi. İmam arkadaşımız tayini çıkınca balyozla lojmanı bu hale getirmiş. Giderken cami lojmanını yıktığı gibi zimmet defterini de teslim etmedi. Lojman yıkıldığı için yeni imam da gelemiyor. Camide ezan da okunmuyor Cuma namazı da kılınmıyor” dedi.

    “Bizim duvarımızı da yıkıp gitti”

    İmamın komşusu olan Hatice Hırçın, öfkeli imamın köyden ayrılırken cami lojmanını yıkarken kendi duvarlarını da yıktığını belirterek, “Yaşadığımız bu olaya çok üzüldük. Eşim de ben de engelliyiz. Rahatsız olduğumuz için elimiz ayağımız tutmuyor. Bizim duvarımızı yıktı. Yapmadan gitti. Çok üzgünüz” diye konuştu.

    Aydın İl Müftülüğü ve Karpuzlu Jandarması tarafından yıllarca bedava ikamet ettiği lojmanı çıkarken balyozla yıkıp köyü terk eden imamla ilgili soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

  • Iraklı kadının öfkesi Göç İdaresinde son buldu

    Sinop’ta çıkartıldığı evin sahibinden verdiği depozitoyu alamadığını ileri süren Iraklı 62 yaşındaki Sühelya Sahib, öfkeli gittiği Göç İdaresinden mutlu ayrıldı.

    Sinop’ta sığınmacı olarak kalan Iraklı 62 yaşındaki Sühelya Sahib, evden atıldığı ve depozitosu ile aldığı kömür bedelinin kendisine geri verilmediği iddiasıyla cuma namazı çıkışında AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş’ten yardım istedi. Gözü yaşlı kadının anlattıklarından ilk etapta kış günü çocuklarıyla birlikte evsiz kaldığı düşünüldü. AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş, yaşadıklarını anlatırken kimi zaman ağlayan Iraklı iki çocuk annesi Sahib’e yardımcı olacaklarını söyledi. Ardından Süheyla Sahib, Sinop Göç İdaresi Müdürlüğüne getirildi. Burada tercüman vasıtasıyla görüşülen Sühelya Sahib’in yaklaşık 1 yıl önce ev sahibiyle anlaşamadığı ve evden çıkartıldığı anlaşıldı. Eski ev sahibinden depozito ve kömür bedelini geri almak istediğini yineleyen Süheyla Sahib, “Ben yetim bir insanım. 18 yaşında bir oğlum ve 20 yaşında bir kızım var. Onlarla Sinop’ta yaşıyorum. Önceki yaşadığımız eve taşınırken depozito ve kömür parası verdim. Daha sonra ev sahibi ile anlaşamadığımız için evden kısa süre sonra çıktım ama paramı alamadım. Paramı geri istiyorum” dedi.

    Sinop İl Göç İdaresi Müdürü Muhammet Emin Altun, öfkeli kadını uzun süre dinledi. İl Müdürü Muhammet Emin Altun da her Türk vatandaşı gibi kendisinin polise şikayetçi olabileceğini ve hakkını arayabileceğini söyledi. Altun’un ikna edici sözleri karşısında oldukça rahatladığı gözlenen Iraklı kadının ihtiyaçları soruldu. Gösterilen ilgiden oldukça memnun kalan Süheyla Sahib, “Allah’a şükür bir ihtiyacımız yok. Sizlerin güler yüzü ve gösterdiğiniz ilgi ve alaka bizi son derece mutlu etti. Allah Türkiye’ye zeval vermesin ve başımızdan eksik etmesin. Tek isteğim de budur” dedi.

    Iraklı yaşlı kadın daha sonra müdürlüğe çağrılan oğlu ile birlikte evine geri döndü. Yaşlı kadın şikayetçi olmaktan da vazgeçti.

  • Kosova Başbakanı Mustafa’dan Sırbistan’a Haradinaj öfkesi

    Kosova Meclisi Genel Kurulu olağanüstü toplanarak, eski başbakanlardan muhalefet partisi AAK Lideri Ramush Haradinaj’ın, Sırbistan’ın tutuklama kararı çıkartması üzerine Fransa’da gözaltına alınması olayını görüştü. Oturuma katılan Başbakan, bakanlar ve milletvekilleri Sırbistan’a yüklendi.

    Kosova Meclisi Genel Kurulu olağanüstü toplanarak, eski başbakanlardan muhalefet partisi AAK Lideri Ramush Haradinaj’ın, Sırbistan’ın tutuklama kararı çıkartmasını görüştü. Kosova’nın özgürlüğe kavuşması için büyük fedakarlık gösteren Kosovalılara, Interpol’u kötüye kullanarak haksız yere tutuklama kararları çıkaran Sırbistan’a ağır ithamlarda bulunulan meclis oturumunda, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesini amaçlayan ve Avrupa Birliği’nin himayesinde Brüksel’de yıllardır devam eden Kosova ile Sırbistan arasındaki diyalogun kestirilmesi talep edildi.

    Sırbistan’dan gelen tutuklama kararlarına itibar etmesi nedeniyle Fransa’nın da eleştirildiği toplantıda Kosova Başbakanı, bakanlar ve çok sayıda milletvekili söz aldı. AAK Lideri Ramush Haradinaj’ın, Sırbistan’ın tutuklama kararı ile Fransa’da gözaltına alınmasının görüşüldüğü olağanüstü oturumda söz alan Başbakan İsa Mustafa, “Kosova Hükumeti, Sırbistan tarafından Kosova vatandaşlarına yönelik çıkarılan tutuklama kararlarının yasa dışı, haksız ve siyasi gerilimi yükseltmeye yönelik eylemler olarak değerlendirmektedir” dedi.

    Başbakan Mustafa, Fransa’da tutuklu bulunan AAK Lideri Ramush Haradinaj’ın biran önce serbest bırakılması için hükumetin gerekli çalışmaları yürüttüğünü söyledi.

    Dışişleri Bakanı Enver Hoxhaj ise, Haradinaj’ın serbest bırakılması için Fransız hükumetiyle devamlı olarak iletişimde olduklarını kaydetti. Sırbistan’ı Miloşeviç rejiminin politikalarını uygulamakla itham eden Dışişleri Bakanı Hoxhaj, bu tür eylemlerle müzakere sürecinin tehlikeye atıldığını ifade etti. Hoxhaj ayrıca, Haradinaj’ın serbest bırakılmasının görüşülmesi adına Fransa’ya resmi ziyaret talebinde bulunduğunu da sözlerine ekledi. Adalet Bakanı Dhurata Hoxha da oturumda söz alarak, Haradinaj’ın tutuklanmasının insan haklarına aykırı ve tamamen siyasi olduğunu belirterek, bu yönde Fransız hükumetine kanıtlar sunduklarını belirtti. Haradinaj’ın Lahey’de suçsuz bulunduğunu hatırlatan İçişleri Bakanı Skender Hyseni ise, “Haradinaj’ın bu olaydan da zaferle çıkacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

  • Gazilerin Öfkesi Sokağa Taştı

    Mersin’de muharip gaziler ve emekli astsubayların teröre öfkesi tepkisi sokağa taştı. Tren Garı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na yürüyen gaziler, Ankara başta olmak üzere doğu ve güneydoğudaki terör saldırılarını lanetleyerek, protesto ettiler.

    Ankara’da önceki akşam düzenlenen bombalı saldırıda 28 kişinin yaşamını yitirmesi, dün de Diyarbakır ve Şırnak’tan gelen şehit haberleri, Mersin’de gazilerle emekli askerleri sokağa döktü. Teröre tepkilerini yürüyüşle gösteren gaziler ve emekli askerler, attıkları sloganlarla öfkelerinin çok büyük olduğunu dile getirdiler.

    Türkiye Muharip Gaziler Derneği Mersin Şubesi üyesi gaziler ile Türkiye Astsubaylar Derneği Mersin Şubesi üyesi emekli askerler, terör saldırılarını protesto etmek için bugün saat 10.30’da Tren Garı önünde toplandılar. Ailelerinin de eşlik ettiği gaziler ve emekli astsubaylar, ellerinde Türk bayraklarıyla yürüyüşe geçtiler. İstiklal Caddesi ve Sakarya Caddesi’ni takiben Cumhuriyet Meydanı’na geçen grup, yol boyunca slogan atarak tepkilerini gösterirken, yürüyüş güzergahındaki vatandaşlar da alkışlarla gazilere destek verdi. Sık sık ‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’ sloganı atan grup, Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Anıtı önünde saygı duruşunda bulunarak İstiklal Marşı’nı okudular.

    Daha sonra gaziler adına kısa bir konuşma yapan Türkiye Muharip Gaziler Derneği Mersin Şube Başkanı Kemal Cındız, 17 Şubat günü saat 18.30’da Türk Silahlı Kuvvetleri personelini taşıyan askeri servis araçlarına ve Lice’de yapılan terör saldırılarını Muharip Gaziler Derneği ve Astsubaylar Derneği olarak protesto ettiklerini söyledi. Cındız, “Evet, bu gaziler silahı bırakmıştır ama asla ve asla savaşı bırakmamışlardır. Bunlar, ülkemize kasteden hainleri her zaman bulup, onların kolunu kanadını kıracak yetenekte insanlardır. Bu vatan ve bayrak uğruna şehit olanları saygıyla anıyor, Allah’tan rahmet, ailelerine de sabırlar diliyorum” dedi.

    “ACIMIZ BÜYÜKTÜR. İNSANLIK DÜŞMANLARINA, TERÖRDEN MEDET UMANLARA ÖFKEMİZ BÜYÜKTÜR”

    Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Şube Başkanı Halil Kur ise Ankara ve Lice’deki terör saldırılarını ‘alçakça’ ve ‘haince’ diye niteleyerek, bu saldırıların muharip gaziler ve emekli astsubayları derinden yaraladığını vurguladı. Türkiye’nin huzur ve güven ortamını, birlik ve beraberliğini hedefleyen menfur terör saldırılarının, terörün kirli yüzünü bir daha ortaya koyduğunu belirten Kur, “Asıl amaçları, ülkemizin bir savaş ortamına çekilerek kaos ortamı yaratmaktır. Yüzyıllardır süren kardeşliğimizi bu tarz oyunlarla bozarak hedeflerine ulaşacaklarını umanlar, bunun hesabını verecekler. Milletimize bu acıları yaşatan karanlık güçlere gerekli cezanın verileceği herkesçe bilinmelidir. Hiç vakit geçirmeden bütün toplum kesimleri ve siyasi partilerin ortak anlayışları harekete geçmelidir. Acımız büyüktür. İnsanlık düşmanlarına, terörden medet umanlara öfkemiz büyüktür. Bu yüce millete bu acıları yaşatanların yaptıkları yanlarına kar kalmayacaktır. Türkiye Muharip Gaziler Derneği ve Türkiye Astsubaylar Derneği üyeleri olarak en çok şehidi ve gazisi olan bizler, ‘Ne mutlu Türküm diyene’ anlayışıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sonsuza kadar yaşatmak için kanımızın son damlasına kadar yüce devletimizin yanında olduğumuzu bildirir, alçakça ve kalleşçe düzenlenen bu saldırıları şiddetle kınarız” diye konuştu.

    Gaziler ve emekli astsubaylar açıklamaların ardından olaysız dağıldı.

  • Bir Anlık Öfkesi Hayatını Kararttı

    Gaziantep’te yaşayan eski polis memuru, komiserine bir bardak musluk suyu verdiği için hakarete uğradığını ileri sürerek, öfkeyle görevinden istifa etti. Öfkeyle polisliği bırakan Mehmet Babacan, önce 12 ay askerlik yaptı. Ardından ise Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından istifa etmesi nedeniyle 8 bin 500 TL para tazminatı gönderilen Babacan, son olarak ise nişanlısından oldu.

    İstanbul Adile Sadullah Mermerci Polis Meslek Eğitim Merkezinden 2009 yılında mezun olan Mehmet Babacan, İçerenköy Polis Merkezinde göreve başladı. Eski polis memuru 29 yaşındaki Mehmet Babacan, ikinci görev yeri olan İstanbul Maltepe’deki polis merkezinde yaşadığı basit bir olaydaki öfkesinin ardından hayatı karardı. 2012 yılında bir komiserinin kendisinden istediği suyu musluktan getirmesi nedeniyle hakarete maruz kaldığını ileri süren Babacan, bu olayı arkadaşları ile sosyal medya üzerinden paylaştığı için ise daha da artan hakaretlere maruz kaldığını söyledi. Duruma daha fazla dayanamadığını belirten Mehmet Babacan, öfkelenerek istifasını teşkilata sundu. Hayatı kabusa dönen Babacan, mesleğinden olmasının hemen ardından gelen askerlik çağrısı ile ilk şoku yaşadı. 11 ay askerliğini yapan Babacan, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından iş akdini fesh etmesi nedeniyle 8 bin 500 TL para tazminatı ile karşı karşıya kaldı.

    Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölümünü de dereceyle bitiren Babacan, yüksek lisans eğitimi ise Kamu Yönetimi Bölümününde aldı. Daha önce tez hazırladığı teşkilattan ayrılmasının çok basit bir sebep olduğunu vurgulayan Babacan, “Üniversite eğitimimi dereceyle bitirdikten sonra, Polis Meslek Eğitim Merkezinden de 6 aylık eğitim sonrasında İstanbul’da göreve başladım. Daha sonra 2 yıl yüksek lisans yaptım ve kurumum hakkında da bir tez yazdım ve Emniyet Genel Müdürlüğüne sundum ve çok beğenildi. Bu şekilde başarılı çalışmaları olan bir polis memuru olarak daha sonra çok basit bir musluk suyu olayı için şu an işsiz olmam beni çok yıpratıyor’’ şeklinde konuştu. Yaşadığı trajikomik olayın gerçekleştiğine ve şu anki sonucuna halen inanamadığını belirten eski polis memuru Mehmet Babacan, “Bir komiserimin benden bir bardak su istemesi ve benim de görev esnasında ona verdiğim suyun damacana suyu değil de musluk suyu olduğunu iddia etmesi sonrasında, görev arkadaşlarım arasında benimle dalga geçip hakaret etmesi sonrasında onurum kırıldı. Bende yaşadığım olayı arkadaşlara anlattım, forum sitelerine yazdım. Daha sonra komiserimin bir arkadaşı görmüş ve bunu komiserime anlatmış. Bu olay ise hayatımı tam anlamıyla kabusa çevirmeye yetti. Çünkü o komiserimin yaklaşık yüz kişilik bir toplantı salonunda herkesin gözü önünde bana etmediği hakaret kalmadı. Beni sürdüreceğini ve hatta anamdan doğduğuma pişman edeceğini söyledi. Bende bu konuyla ilgili üstlerime şikayette bulundum ancak bir sonuç alamadım. Kendimi bir boşlukta hissettim ve 2012 Eylül ayında polislik mesleğimden istifa ettim” diye konuştu.

    “3 YILDIR İŞSİZİM, HAYATIM KARARDI”

    Olayların evlilik hazırlığı yaptığı bir dönemde yaşandığını belirten Babacan, sürecin nişanlısı ile de arasını açtığını ifade etti. Evlilik hazırlığı yaptığı nişanlısının kendisini terk ettiğini belirten Babacan, “Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından tazminat bedeli olarak 8 bin 500 TL borç gönderildi. Bu parayı ödemem mümkün değildi. Askere gittim, 12 ay askerlik yaptım. Süreçte, ’işimden ayrıldım’ diye ailemle aram açıldı. Ekonomik sorunlar yaşamaya başladım hatta evlilik hazırlığında olduğumuz nişanlım tarafından terk edildim” diye konuştu.

    yaşananlar ve öfkesi için çok pişman olduğunu belirten Babacan, “Ben İçişleri Bakanlığına ve Emniyet Genel Müdürlüğüne sesleniyorum. Ben görevinde ve eğitim hayatında bu kadar başarılı biri olarak bu yaşadıklarımı hak etmediğimi düşünüyorum. Yaşanan olayın yeniden araştırılarak görevime tekrar kabul edilmek istiyorum. Eğer bu mümkün değilse de başka bir iş kolunda da olsa memuriyetimin yeniden verilmesini istiyorum. Gündelik işlerde kendi ihtiyaçlarımı bile karşılayamıyorum. Lütfen bu konuda bana yardımcı olun” diye konuştu.

    “OĞLUMUN HASTALIĞA YAKALANMASINDAN KORKUYORUM”

    Oğlunun bu yaşadıklarına artık yüreği dayanmadığını belirten eski polis memuru Mehmet Babacan’ın annesi Döndü Babacan ise oğlunun psikolojisinin bozulduğunu ve aklını yitirmesinden korktuğu ifade etti etti. Yetkililerden yardım etmesi konusunda çağrıda bulunan Mehmet Babacan, “Oğlum odasına kapanıp, günlerce dışarı çıkmıyor. Bu yaşadıklarını hazmedemiyor. Ben oğlumu çok zor şartlarda yetiştirdim, okuttum. Şimdi bu şekilde, amansız bir hastalığa yakalanmasından korkuyorum. Çok üzüyor. Yetkililerden sesimizi duymalarını ve bize yardım etmelerini rica ediyorum” şeklinde konuştu.

    Öte yandan olayın yaşandığı dönemde Mehmet Babacan’ın polis arkadaşları da yaşananları doğrularken, dönemin komiseri Ç.K. ise böyle bir olayı hatırlamadığını ifade etti.