Etiket: Ödülünün

  • 2018 Nobel Barış Ödülü’nün sahipleri belli oldu

    2018 Nobel Barış Ödülü’ne Denis Mukwege ve Nadia Murad layık görüldü.

    2018 Nobel Barış Ödülü’nün sahibi Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden Denis Mukwege ve Ezidi aktivist Nadia Murad oldu. 2018 Nobel Barış Ödülü cinsel saldırı kurbanlarına yardım eden iki isme verildi. Cinsel şiddetin silah savaşı olarak kullanılmasının sona erdirilmesine yönelik çabalarından dolayı doktor Denis Mukwege ve Ezidi aktivist Nadia Murad ödüle layık görüldü. Nobel Barış Ödülü, Norveç Nobel Komitesi Başkanı Berit Reiss-Andersen tarafından açıklandı.

    Doktor Denis Mukwege, hayatının büyük bölümünü Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde cinsel şiddet mağdurlarına yardım ederek geçirdi. Mukwege, bu tür saldırılara maruz kalan binlerce kişiyi tedavi etti.

    2014 yılında terör örgütü DAEŞ tarafından kaçırılan 3 bin Ezidi kadın ve çocuktan biri olan Nadia Murad ise sistematik tecavüz ve şiddete maruz kalmıştı. Nadia Murad, kurtarıldıktan sonra Ezidi kadın ve çocukların hikayesini 23 yaşındayken Birleşmiş Milletler’e taşıdı. 25 yaşındaki Nadia Murad insan kaçakçılığından kurtulanlar için Birleşmiş Millletler İyi Niyet Elçiliği görevini sürdürüyor.

  • “Konukseverlikte Mükemmellik” ödülünün sahibi belli oldu

    Hilton’un en prestijli ödüllerinden Konukseverlikte Mükemmellik Ödülü’nün 2017 yılındaki sahibi, ‘Kalite Güvencesi’, ‘Genel Deneyim’ ve ‘ Otel Personelinin Yardımseverliği’ alanlarındaki üstünlüğüyle Double Tree by Hilton Malatya oldu.

    Merkezi konumunun yanı sıra pek çok tarihi ve kültürel merkeze yakınlığıyla dikkat çeken Double Tree by Hilton Malatya, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesi otellerinin değerlendirildiği yarışmada 2017 yılında Konukseverlikte Mükemmellik Ödülü’nün sahibi oldu. Double Tree by Hilton Malatya Genel Müdürü Abdurrahman Toprak, ödülle ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Tüm çalışan arkadaşlarımızın katkısı ve emeğiyle bu prestijli ödülü kazandık. Otel misafirlerimizin memnuniyetini üst seviyede tutarken, diğer taraftan marka standartlarımızı ve otelimizin durumunu da en iyi şekilde muhafaza ederek Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’daki 150 Doubletree by Hilton oteli arasında ‘’Kalitede Mükemmellik Ödülü’nün sahibi olduk” diye konuştu.

    ‘Kalite Güvencesi’, ‘Genel Deneyim’ ve ‘Otel Personelinin Yardımseverliği’ alanlarındaki puanlara göre kazananın belirlendiği ödülün 2017 yılındaki sahibi olan Double Tree by Hilton Malatya, bölgenin de en önemli oteli olarak kabul ediliyor.

  • Nobel Kimya Ödülü’nün sahipleri açıklandı

    Nobel Kimya Ödülü’ne bu yıl Jacques Dubochet, Joachim Frank ve Richard Henderson layık görüldü.

    Nobel Kimya Ödülü’nün bu yılki sahipleri açıklandı. 2015 yılında Aziz Sancar’ın kazandığı Kimya Ödülü’nü bu yıl Jacques Dubochet, Joachim Frank ve Richard Henderson kazandı. Üç bilim insanı, moleküler makinelerin sentezi ve tasarımı alanında yaptığı çalışmalarla ödüle layık görüldü.

    Geçtiğimiz yıl ise Nobel Kimya Ödülü’nü Fransız Jean Pierre Sauvage, İskoçyalı James Fraser Stoddarrt ve Hollandalı Bernard Feringa kazanmıştı.

  • En iyi erkek oyuncu ödülünün sahibi Menderes Samancılar: “Ödülümü çocukları kıyılara vurulan Suriyeli komşularımıza adadım”

    53’üncü Antalya Film Festivali Altın Portakal ödüllerinin verilmesiyle sona erdi. En iyi erkek oyuncu ödülünün sahibi Menderes Samancılar, ödülü çocukları kıyılara vurulan Suriyeli komşularına adadığını ifade ederek, Suriyeli vatandaşların acıları paylaşılmadan hiçbir şeyin anlamının olmadığını ifade etti.

    Ödül töreni sonrasında açıklama yapan en iyi erkek oyuncu ödülünün sahibi Oyuncu Menderes Samancılar, ödülünü Suriyeli vatandaşlara adadığını ifade ederek, “Ödül almayı umudumuz vardı. Festivaller böyle bir şeydir. Diğer yarışmacı arkadaşları da kutluyorum. Gerçekten ülkemizde çok değerli oyuncu arkadaşlarımızın yetiştiğini ve geleceğe imza atacaklarını biliyorum. Ödülümü savaştan kaçarken çocukları kıyılara vurulan Suriyeli komşularımıza adadım. Onları sokakta gördükçe içimiz yanıyor. Bir insanın ülkesini bırakıp buralara gelip gariban ve mağdur olması kolay bir şey değil. Onların acılarını paylaşmasak hiçbir şeyin anlamı yok” dedi.

    “Seyircimizden geri dönüşümler benim için çok daha önemliydi”

    Tereddüt filmindeki performansıyla hem uluslararası hem de ulusal kategoride en iyi kadın oyuncu ödülü sahibi olan Oyuncu Ecem Uzun ise ödül töreni sonrasında yaptığı açıklamada, “Buranın izleyicisi muhteşemdi. Çok mutluyum. Seyircimizden geri dönüşümler benim için çok daha önemliydi. Ödülü bize layık gören herkese çok teşekkür ederim” dedi. En I·yi Yönetmeni ödülünün sahibi Yönetmeni Mavi Bisiklet filminin yönetmeni Ümit Köreken ise ödülü beklemediklerini ifade ederek, “Üç ödül birden aldık. Bu film için oyuncularımız ve çocuklar çok emek verdi. Onların emeklerine çok teşekkür ediyorum” açıklamasını yaptı.

  • Burhan Kuzu: “Bu millete Nobel ödülünün verilmesi gerek”

    AK Parti İstanbul Milletvekili Prof.Dr. Burhan Kuzu, 15 Temmuz darbe girişiminde tanka kafa atan vatandaşları örnek göstererek, ‘Türk milleti kadar tanka gidip dirsek vuran başka bir millet bulamazsınız. Bu millete nobel ödülünün verilmesi gerek’ dedi.

    Kuzu, partisi tarafından 17.si düzenlenen Siyaset Akademisi programı kapsamında Gümüşhane’de ilk dersi ‘Türkiye’de demokrasi tarihi ve güncel gelişmeler’ konusuyla gerçekleştirdi.

    Belediye Başkanlığı toplantı salonunda gerçekleştirilen program saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

    Programda ilk konuşmayı yapan AK Parti İl Başkanı Av.Celalettin Köse, AK Parti Genel Merkez AR-GE Başkanlığı tarafından düzenlenen 17.Dönem Siyaset Akademisi Büyük Güç Türkiye eğitim programının resmi olarak başladığını söyledi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla başlayan siyaset akademisinin bugün 17.dönem eğitimlerine başladığını kaydeden Köse, “AK Parti bilgiye önem vermesinin gereği olarak her alanda, her tür araştırma ve geliştirme faaliyetlerini yürütmektedir. Geniş kapsamlı faaliyetlerden birisi olan siyaset akademisi, seçmenlerin partiyle bağını kuvvetlendirmek, siyasete yönelik toplumsal ilgiyi artırmak, katılımcıların tarih, siyasal tarih, ekonomi, dış politika gibi alanlarda uzmanlarca bilgilendirildiği eğitim faaliyetidir” dedi.

    Belediye Başkanı Ercan Çimen ise kendisinin de bu akademiden sertifika aldığını belirterek, katılan herkese başarılar diledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Siyasetin tek limanı ahlaktır” sözüne atıfta bulunan Başkan Çimen, “Bu davanın lideri olan Recep Tayyip Erdoğan ile siyaset yaptığımız için çok şanslıyız. Bu bir eğitim programı. Her türlü siyasi görüşten arkadaşlarımız katılabiliyor. Emeği geçen herkese teşekkürler” diye konuştu.

    AK Parti Gümüşhane Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Cihan Pektaş ise AK Parti’nin bin yıllık ecdattan güç alan bir siyasi parti olduğunu, son 200 yılın en büyük sivil toplum hareketi olduğunu, “İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır” düsturuyla

    1,5 milyon aktif teşkilatçısı, 10 milyonu aşkın üyesiyle, en az 2 seçmenden birisinin oyunu alan ve her seçimden zaferle çıkarak yoluna devam eden bir parti olduğunu söyledi.

    Güçlü lider ve güçlü kadroya sahip teşkilatların Türkiye’ye her zaman hamle yaptırdığına vurgu yapan Pektaş, “Başka partilerde bir Burhan Kuzu, bir Veysel Eroğlu göremezsiniz. Kendi sahasında uzmanlaşmış abilerimiz, büyüklerimizdir. AK Parti içinden bugün en az 5 kabine çıkarabilirsiniz. Bu tür programlarla AK Partiye yeni vizyonlar kazandırıyoruz” dedi.

    Gençlere çok önem verdiğini ve kendisinin Recep Tayyip Erdoğan ile 17 yaşında tanıştığını hatırlatan Pektaş, “O zamandan beri hep onun emrindeyim. Çok sıkıntılar da gördük. Çok çileler çekerek geldik. Bu imkanların kıymetini çok iyi bilin ve değerlendirin. Kendinizi öyle yetiştirin ki milletvekili, belediye başkanı olun. Bu ülkeye bu memlekete hizmet edin. Önümüzde dağ gibi bir liderimiz var. Bugün dünya çapında liderimiz dağ gibi kadrolarımız var” diye konuştu.

    Siyaset akademisinin ilk dersini “Türkiye’de demokrasi tarihi ve güncel gelişmeler” konusuyla veren Türkiye’nin önde gelen Anayasa profesörlerinden AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, dersine kısa özgeçmişi ve hayat tecrübeleriyle ilgili ön bilgiler vererek başladı.

    “AK PARTİ TÜRKİYE’Yİ UÇURUMDAN ALDI”

    AK Parti’nin 2001 yılında kurulduğunda Türkiye’yi uçurumdan aldığını, hükümetin hastanelerde toplandığını hatırlatan Kuzu, “İç ve dış borçlar tamamen sardı. 70 sente muhtaçtı. AK Parti muazzam hizmetler yaptı. Her alanda. 80 yıllık cumhuriyet tarihinin bölümüyle son 14 yıllık bölümünü alın her alanda en az 5 kat fark var” dedi.

    “İSLAMIN ÖZÜNDE DEMOKRASİ VARDIR”

    Konuşmasında demokrasiyle ilgili teorik bilgiler veren Kuzu, demokrasinin muhteva olarak en güzel şekilde İslam topluluklarında ve ülkelerinde olduğunu belirterek, İslamın özünde demokrasi olduğunu söyledi.

    Demokrasinin hedefinin insanların mutluluğu, rahatı ve huzuru olduğunun altını çizen Kuzu, “Biz bugün parlamenter modelden şikayetçiyiz. Başkanlıkta insanlar çok daha rahat eder diye savunuyoruz. İslam, adil olunuz diyor. İşin beyni bu. Adalet olmayan yerde huzur olmaz. Zulüm ile devlet yönetildiği zaman o devlet batar” diyerek Türkiye’de demokrasinin işleyiş süreçlerinden bahsetti.

    ANAYOL HÜKÜMETİNİN MAHKEME KARARIYLA DÜŞMESİ

    Kendi hayatından kesitler aktarmayı da ihmal etmeyen ve tecrübelerini salonda bulunanlarla paylaşan Kuzu, Anayol hükümetini Anayasa Mahkemesi kararıyla nasıl düşürdüğünü ilk kez açıkladı. Kuzu olayı şöyle anlattı: “Anayol hükümeti kurulduğu zaman yeteri kadar oy alamamıştı. Hükümet kurulma dönemi yoktu. Ecevit oy kullanmıştı. Sayım sırasında kabul saydılar. Halbuki onu hayır saymaları lazımdı. İzzet Özgenç aradı. Rakam doğru dedi. Bende birkaç sayfalık birşeyler yazdım ve Anayasa Mahkemesi iptal etti hükümeti. Ben onu yazdım ama yıllarca söyleyemedim. Başkaları sahip çıktı. Bilgiyi veren biziz.”

    “367 TARTIŞMASINDA 10 BİN 500 ÖNERGE KOYDULAR ÖNÜMÜZE, SİLAH GÖSTEREN VEKİL OLDU”

    Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında gündeme gelen “367 dayatması” sırasında yaşadıklarını da paylaşan Kuzu, “Cumhurbaşkanını halka seçtirmeyi gündemimize aldık. Anayasa komisyonu başkanıyım. Muhalefet bunu yaptırmamak için benim önüme 10 bin 500 önerge koydu. Fotokopi makinesi de bir yandan çalışıyor. Grup başkanı içeri girip ‘Çanakkale geçilmez’ dedi. Ya vazgeçeceksiniz ya da kavga çıkacak dedik. Halkın verdiği iradeyi korumazsak işin içinden çıkamayız. Demokraside azınlığın hakları vardır ama onun çerçevesini çok iyi çizmek gereklidir. CHP’den silah gösteren vekil oldu. Sabah ezanı okunuyordu. 17,5 saatte bitirdik” dedi.

    “EĞER ABDULHAMİT HAN GİBİ DİRAYETLİ BİR YÖNETİCİ OLMASAYDI ATATÜRK’E BU ÜLKEYİ KURDURACAK TOPRAK KALMAZDI”

    Devlet yönetmenin bir sanat olduğunu ifade eden ve bu bağlamda Türkiye’de yaşananların Abdulhamit Han döneminde yaşananların aynısı olduğuna dikkat çeken Kuzu, “Eğer Abdulhamit Han gibi dirayetli bir yönetici olmasaydı Atatürk’e bu ülkeyi kurduracak toprak kalmazdı. Siyaset bilimcisi olarak Türkiye’de ki insanlar kadar dünyada kendi geçmişine küfreden, hareket eden başka bir millet görmedim. Demokrasiyi yaşatmak ilkelerle olmuyor. Çok güçlü bir ekonomin olması lazım. Türkiye ve etrafımızdakiler 2.kurtuluş savaşını yaşıyoruz. Cetvelle çizilen sınırlar yeniden çizilmeye çalışılıyor. Çok dikkatli olmak gerek” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN DARBELER TARİHİ KÖTÜ”

    Türk demokrasinin siyasi partileriyle ilgili tarihi bilgilerini de anlatan Kuzu, darbeler tarihine değindiği bölümde ise Türkiye’nin darbeler tarihinin kötü olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’de demokrasi çok kesintiye uğradı. 1950’den bugüne kadar 12 darbe ve teşebbüs oldu. 6,5 yılda bir darbe teşebbüsü oldu. Bu demokrasiyi nasıl yaşatacaksın. Demokrasi ve darbe birbiriyle zıt” dedi.

    Bütün darbelere karşı durduklarını, CHP’nin darbenin yanında durması noktasında karnesinin çok iyi olmadığını örnekleriyle aktaran Kuzu, özellikle 28 Şubat darbesinin İslami kesimin üzerinden geçen, imam hatip okullarına üzerine kezzap döken bir girişim olduğunu vurguladı.

    “TÜRKİYE’DE DARBEYİ ASKER DEĞİL SİVİL GENERALLER YAPAR”

    Türkiye’de darbeyi askerin değil, sivil generallerin yaptığını anlatan Kuzu, “Türkiye’de hizmet etmeye soyunan insan ölümü göze alacak” tespitinde bulunarak, Türk siyaset tarihinde darbelere karşı tek dik duran liderin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirtti.

    BAŞBAPAPAZ BENZETMESİ

    15 Temmuz darbe girişimini anlatırken FETÖ terör örgütü lideri Fetullah Gülen’i “Başpapaz, kardinal” olarak ima eden Kuzu, “Bunlar bukalemun gibi her kılığa girerler. Böyle yapı içerisindeki insanları bulmak çok kolay bir şey değil. Bunlarla uğraşmak kolay değil. Allah devlete güç versin” dedi.

    “TÜRK MİLLETİ KADAR TANKA GİDİP DİRSEK VURAN BAŞKA BİR MİLLET BULAMAZSINIZ. BU MİLLETE NOBEL ÖDÜLÜNÜ VERMESİ GEREK”

    15 Temmuz darbe girişiminin bugüne kadar Türkiye’nin başından geçen hiçbir darbeye benzemediğinin altını çizen Kuzu, “Bunun adı anahtar teslimi darbe. ABD’ye teslim, Doğu’da Kürt devleti, sömürgeye dönüşen bir ülke olacaktık. Güçlü olsalardı çok kan dökülürdü. Bilimsel olarak tecrübem ve bilgimle söylüyorum: Türk milleti kadar tanka gidip dirsek vuran başka bir millet bulamazsınız. Bu millete nobel ödülünü vermesi gerek. Avrupa’da, ABD’de bu olsun vatandaş evine gider yatar. Bunu planlayanlar 27 Mayıs darbesini taklit ettiler. Emir komuta zinciri yok. Bu darbelerin tamamını gördüm. Menderes’i astılar birşey yapamadık, Özal’ı zehirlediler ama Recep Tayyip Erdoğan’ı bu millet yedirmedi. Haydi sokağa deyince elmi yaman ve beymi yamana geldi ve darbeleri akamete uğradı” diye konuştu.

    Konuşmasının ardından Kuzu, kursiyerlerinin sorularını cevaplandırarak dersini sonlandırdı.