Etiket: Ödülleri

  • Türkiye Bilimler Akademisi Ödülleri Beştepe’de Sahiplerini Buldu

    “2015 yılı Türkiye Bilimler Akademisi Ödülleri” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “2015 yılı Türkiye Bilimler Akademisi Ödülleri” törenine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Başbakan Yardımcıları Tuğrul Türkeş, Lütfi Elvan, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, TÜBA Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar, milletvekilleri, akademisyenler, ödüle layık görülen isimlerin eşleri, yakınları ile diğer davetliler katıldı.

    Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜBA tarafından verilen akademi ödüllerinin tevdi edileceği üç bilim insanı ile Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanları Ödül Programı (GEBİP) alanında ödül verilecek 38 bilim insanı ile Bilimsel Telif ve Çeviri Eser Ödül Programı (TEÇEP) alanında ödül alacak 19 bilim insanını tebrik ederek, “Gayretleriyle emekleriyle birikimleriyle eserleriyle bilim dünyasına, ülkemize ve tüm insanlığa katkılar sağlayan hocalarımıza şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. TÜBA Başkanı ve üyelerini, ülkemizde her alanda bilimin gelişimine verdikleri destek ve sağladıkları teşvikten ötürü kutluyorum” dedi.

    “MARİFET İLTİFATA TABİDİR”

    “Atalarımız, ’Marifet iltifata tabidir’ demiş. TÜBA ödül törenini, bilim insanlarımızın emeklerini takdir etmeye yönelik bir iltifat olarak görüyorum” diye konuşan Erdoğan, bu anlayışla TÜBA Ödül Töreni’ni Cumhurbaşkanlığı olarak himaye ettiklerini söyledi.

    Başbakanlığım döneminden beri bilim, teknoloji ve bunun yanında araştırma, geliştirme, yenilikçilik çerçevesinde yürütülen tüm çalışmaları yakından takip ettiğini ve desteklediğini belirten Erdoğan, yılda 2 defa toplanan Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun tüm toplantılarına Başbakanlığı döneminde başkanlık ettiğini hatırlattı. Bu kurulda karara bağlanan pek çok projeyi bizzat himaye altına aldığını dile getiren Erdoğan, özellikle savunma sanayii projelerinin hızlı, etkin ve verimli bir şekilde hayata geçirilmesi için her türlü çabayı gösterdiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamd olsun bilim insanlarımız, ilgili kamu kurumlarımız, özel sektör firmalarımızı yüzümü kara çıkarmadı. Aynı şekilde fen ve mühendislik bilimlerinde, sağlık bilimlerinde, sosyal bilimlerde yürütülen çok sayıda projenin, çok sayıda çalışmanın, çok sayıda bilim insanının da teşvikçisi, destekçisi olduk” dedi.

    PROF. DR. MEHMET GENÇ’E 2 HAFTADA 2 ÖDÜL

    2 hafta önce yine Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde TÜBİTAK Ödülleri Töreni’nde bilim insanlarıyla bir araya geldiğini anımsatan Erdoğan, “Bugün sosyal ve beşeri bilimler alanında kendisine akademi ödülünü tevdi edeceğimiz Mehmet Genç Hocamızla, geçtiğimiz Çarşamba günü Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri vesilesiyle bir aradaydık. Kendisini bir kez daha tebrik ediyorum. Mehmet Genç Hocamızla birlikte fen ve mühendislik bilimleri alanında Avusturya Bilimler Akademisi tarafından aday gösterilen Niyazi Serdar Sarıçiftçi Hocamızı ve sağlık, yaşam bilimleri alanından Pakistan Bilimler Akademisi tarafından aday gösterilen Sayın Zulfiqar Ahmad Bhutta’yı huzurlarınızda kutluyorum” ifadelerini kullandı.

    Bundan sonra da her vesileyle bilime ve bilim insanlarına yönelik desteği ve teşviki artırarak devam ettireceklerini vurgulayan Erdoğan, “Her fırsatta ifade ettiğim gibi artık günümüzdeki öğretmen-öğrenci ilişkisinin yüzeyselliğinden kurtulmak durumundayız. Muallim-talebe kavramlarının ifade ettiği kadim ve derin eğitim-öğretim muktesebatımızı yeniden canlandırmamız gerektiğine inanıyorum. Yeni Türkiye’yi bilimin, ilmin, araştırmanın, geliştirmenin, inovasyonun aydınlığında inşa edeceğiz. İnşallah bilim insanlarımızın desteğiyle bu konuda kısa sürede önemli bir mesafe kat edeceğimizi ümit ediyorum. Doğrusu ben tüm bilim insanlarımıza inanıyorum, güveniyorum” dedi.

    “YİTİK KAYBEDİLDİĞİ YERDE ARANIR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk tarihi ve medeniyetinde ilmin ve ilim erbabının çok müstesna bir yeri ve değeri olduğuna işaret ederek, “Hele hele talebenin muallimine yazdığı mektupları okuduğunuz zaman bunun hassasiyetini orada görürsünüz. O ifadelerdeki edep, o ifadelerdeki hocasına, muallimine karşı seçtiği kelimeler çok çok anlamlıdır. Dünyanın bilinen en eski üniversitesi bu topraklardadır. Bugün mühendislikte, sağlıkta, sosyal bilimlerde, Batı biliminin temel referansları olan isimlerin çoğu bizim coğrafyamızın, bizim medeniyetimizin mensuplarıdır. Bu bakımdan TÜBA, Türk-İslam Bilim, Kültür Mirası Projesi’ni, bilim, kültür ve sanat tarihimizin önemli eserlerini yeni nesillerle buluşturacak olması bakımından önemli gördüğümü özellikle belirtmek istiyorum. ’Yitik kaybedildiği yerde aranır’ diye bizim güzel bir sözümüz vardır. Biz bilimdeki, kültürdeki, sanattaki liderliğimizi son olarak bu coğrafyada kaybetmiştik. İnşallah yine burada ayağa kaldıracağız” şeklinde konuştu.

    “İNANMAK BAŞARMANIN YARISIDIR”

    “İnanmak başarmanın yarısıdır” atasözünü hatırlatan Erdoğan, “Biz önce kendimize güveneceğiz, inanacağız bununla birlikte çok çalışacak, çok gayret göstereceğiz. Başarı bu sürecin tabi bir neticesi olarak zaten kendiliğinden gelecektir” dedi.

    Geçtiğimiz günlerde Nobel ödülü alan Prof. Dr. Aziz Sancar’ın buna en güzel örnek olduğunun altını çizen Erdoğan, “Düşünün, Mardin Savur’da doğmuş. Savur’u bilenlerimiz var, inanıyorum ki bu salonda bilmeyenleriniz de var. Ama ben Savur’u yerinde görmüş, tanımış, aynı zamanda bir Cumhurbaşkanınızım. İyi bilirim ki şu haliyle gelişmiş durumudur ama Aziz Hocamızın o ilkokulu okuduğu dönemlere baktığımız zaman kim bilir oralar ne haldeydi. Tüm eğitimini ülkemizde almış, bu coğrafya ile ülsiyetini hiçbir zaman kesmemiş, kaybetmemiş bir kardeşimiz Nobel’e layık görülüyor. Daha fazla söze gerek var mı?” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız: Türkiye’nin sorumluluğu sadece kendisine, kendi vatandaşlarına karşı değildir. Biz bir yönüyle 300 milyonluk Türk dünyasına, bir yönüyle 1.7 milyarlık İslam alemine, bir yönüyle de 7 milyar insanın tamamına karşı sorumlulukları olan bir ülke ve milletiz. Bizim böyle bir ruh kökümüz var. Bugünkü sınırlarımız dışında kalan, 100 yıldır ayrı olduğumuz coğrafyalara giden kamu görevlilerimizin, sivil toplum örgütü temsilcilerimizin çoğu oradaki kardeşlerimizden şu sözü duymuşlardır, çok anlamlı bu: ’Bir gün tekrar geleceğinizi biliyorduk.’ Hatta Makedonya’nın dağ köylerinden birinde yaşlı bir amcamız bir asır sonra ilk defa gördüğü bayrağımızı taşıyan TİKA görevlisine ’Niçin bu kadar geç kaldınız’ diye sitem etmiştir. Bu ülkenin ve bu milletin yolunu gözleyen çok insan var. İşte hemen yanı başımızda Suriye’deki Türkmen kardeşlerimizin, Arap kardeşlerimizin, Kürt kardeşlerimizin feryatlarına her gün hep birlikte şahit oluyoruz. Bunlara sessiz kalabilir miyiz? Gidin Fergana Vadisi’ne, Afganistan’a, Pakistan’a belki bin yılı bulan araya rağmen oralardaki kardeşlerimizin hissiyatlarının da hiç değişmediğini görürsünüz. Bu durum bize her alanda öncü olma, önder olma, mazlumlara ve mağdurlara el uzatacak güce, imkana, dirayete sahip olma sorumluluğunu yüklüyor. Diğer tüm alanlar gibi bilim alanındaki çalışmalarda da bu anlayışla yaklaşımımız sürdürmek zorundayız.”

    “ŞU HASSAS DÖNEMDE ADIM ATAMAZDIK, NEFES ALAMAZDIK”

    Gerçek anlamda bağımsız ve özgür olmanın, istiklal ve istikbaline sahip çıkmanın yolunun tüm bu alanlarda mümkün olan en ileri seviyeye ulaşmaktan geçtiğini vurgulayan Erdoğan, “Aksi takdirde bugüne kadar sayısız defa tecrübe ettiğimiz üzere en fazla ihtiyacınız olduğu anda sizin için en hayati noktada kapıların yüzünüze kapanması tehlikesiyle karşı karşıyasınız demektir. Şayet bugün biz kendi uydularımıza kendi yazılımlarımıza kendi teknolojimize sahip olmasaydık inanın bana yaşadığımız şu hassas dönemde adım atamazdık, nefes alamazdık. Bunun için ben bilime, teknolojiye, araştırma, geliştirmeye dayalı tüm alanları fevkalade önemli görüyorum” ifadelerini kullandı.

    “BENİM BUNA İMANIM VAR”

    “Geldiğimiz yer önemli olabilir ama asla yeterli değildir” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Daha fazlasına ihtiyacımız var. Kamu kurumlarıyla üniversitesiyle özel sektörüyle elbirliği, işbirliği, dayanışma içinde tempomuzu sürekli artırarak hedeflerimize doğru ilerlemeliyiz. 2023 hedefleri bizim için nihai nokta değil sadece bir ara duraktır, bir ara istasyondur. Şimdiden 2023 sonrasını da düşünmeye, tartışmaya, planlamaya başlamalıyız. Türkiye niçin fen ve mühendislik birimlerinde dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri olmasın? Türkiye niçin sağlık ve yaşam bilimlerinde tüm insanlığa en ileri hizmetleri sunan ülkelerin başında gelmesin. Türkiye niçin sosyal ve beşeri bilimlerde dünyanın en başarılı insanlarına en sahipliği yapmasın? 2053 vizyonumuzu, 2071 vizyonumuzu işte bu çerçevede şimdiden konuşmaya, tasarlamaya başlamalıyız. Belki biz onu görmeyeceğiz, o günleri yaşamayacağız ama bizim evlatlarımız veya torunlarımız o günü inşallah yaşayacaklardır, o günlerin temelini atacaklardır. Onun için evlatlarımızın üzerinde, onların bizim üzerimizde hakları var diye düşünüyorum. Böyle inanıyorum. İnşallah bir gün bunların hepsini de başaracağımıza inanıyorum. Benim buna imanım var, benim buna inancım var. Yeter ki birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi koruyup güçlendirelim. Diğer engelleri aşmak inanın bana bizim için çok daha kolay. İşte 13 yıl önce neredeydik ama bugün neredeyiz.”

    “KRİZ ÇIĞIRTKANLARINA İNAT İSTİKRARLI BÜYÜMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    2015 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin büyüme rakamlarının açıklandığını hatırlatan Erdoğan, Türkiye’nin bu yılın üçüncü çeyreğindeki yüzde 4’lük oranıyla ilk 9 ayda yüzde 3,4’lük bir ortalama büyüme düzeyine ulaştığını belirtti. Erdoğan, 2015 yılındaki bu büyüme hızına, gerçekleşen iki seçime, içeride ve dışarıda yaşanan bunca badireye rağmen ulaşıldığını dile getirerek, “İçerideki ve dışarıdaki kriz çığırtkanlarına inat istikrarlı bir şekilde büyümemizi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. İnşallah önümüzdeki yıllarda da hedeflerimizle uyumlu bir şekilde beklentilerin ötesinde büyüme oranlarına ulaşacağız. Allah yar ve yardımcımız olsun” dedi.

    TÜBA Akademi, GEBİP ve TEÇEP ödüllerini kazanan bilim insanlarını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilim insanlarımızdan daha fazla, daha büyük, daha iddialı çalışmalar gerçekleştirmelerini beklediğimi özellikle belirtmek istiyorum. Biz sizin hizmetkarınız olmaya hazırız. Bunu da bilmenizi istiyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, ULUSLARARASI AKADEMİ ÖDÜLLERİNİ TAKDİM ETTİ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan törende, “Uluslararası Akademi Ödülü” kazanan üç isme ödülünü verdi. Erdoğan, Sosyal ve Beşeri Bilimler kategorisinde İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Genç, Fen ve Mühendislik Bilimleri kategorisinde Avusturya Linz Johannes Kepler Üniversitesi Öğretim Üyesi Niyazi Serdar Sarıçiftçi ile Sağlık ve Yaşam Bilimleri kategorisinde Kanada Toronto Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Pakistan Ağa Han Üniversitesi Kadın ve Çocuk Sağlığı Mükemmeliyet Merkezi Direktörü Zulfiqar Ahmad Bhutta’ya ödüllerini takdim etti.

  • Cumhurbaşkanlığı Kültür Ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ülke ve millet olarak bizim için ne siyasi, ne ekonomik krizler yıkıcı bir tehdittir. Bizim için asıl tehlike coğrafyamızla ve milletimizle ilgili bu vizyonu kaybetmemizdir. Bizi biz yapan, diğer toplumlardan farklı kılan, yaşadığımız bunca badireye rağmen ayakta tutan gücü çok iyi anlamalı ve kavramalıyız. Kültür ve sanat alanı bu bakımdan çok önemlidir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen ’Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ töreninde konuştu. Erdoğan, “2015 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne, milletin evine hoşgeldiniz. Bugün kendilerine ödül tevdi edeceğimiz kültür, sanat ve ilim insanlarımızı, onlar adına ödül alacak yakınlarını tebrik ediyorum. Türkiye’nin kültür ve sanat hayatına, ilim dünyamıza yaptıkları katkılar için ülkem ve milletim adına kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ni vereceğimiz kişileri herhangi bir yarışma yoluyla belirlemediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum. Biz, burada bugüne kadar ortaya koydukları eserleriyle, emekleriyle, ürünleriyle başlı başına kıymet olan bu insanlara milletimiz ve devletimiz adına haklarını teslim ediyor, şükranlarımızı ifade ediyoruz. Ülkemizde her alanda gerçekten çok büyük değerler ve önemli kıymetler var. Her yıl bunlardan bir kısmına Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri çerçevesinde milletimiz, devletimiz adına takdirimizi, minnetimizi, sevgimizi göstermeye çalışıyoruz” diyerek Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ni alan isimleri hatırlattı.

    “Anadolu, insanlık tarihinin her bakımdan en münbit medeniyetlerine, devletlerine, toplumlarına ev sahipliği yapmış kadim bir coğrafyanın kalbidir” diyen Erdoğan, “Bu topraklar üzerinde yaşayan her toplumu maddi ve manevi zenginleştirmiş, ufkunu açmış, vizyonunu genişletmiştir. Aynı şekilde bizim milletimiz de gittiği her yerde, her bölgede doğru, güzel, faydalı gördüğü her şeyi hiçbir kompleks duymadan alan ama aynı zamanda oralara da bir şey veren, kazandıran bir toplumdur. Anadolu coğrafyasıyla milletimizin kaderinin birleştiği, bütünleştiği bin yıldır bu toprakların insanlığa kazandırdığı büyük değerlerin gerisinde böyle bir terkip vardır. Anadolu coğrafyasıyla milletimizin bir başka ortak noktası da yapılarında asla ümitsizliğin, yeisin, pes etmenin bulunmuyor olmasıdır. Ne diyor Yunus Emre, ’Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası’. Yunus’un bu sözü coğrafyamızı ve milletimizi çok güzel anlatıyor. Aramızda Osmanlı tarihi, söz sanatları konusunda üstat olan hocalarımızın, büyüklerimizin bulunduğu bir yerde bunu söylemek bize düşmez ama nacizane şu görüşümü ifade etmeden geçemeyeceğim. Son iki yüzyılımızın bu milletin bitişinin, tükenişinin, teslimiyetinin beklenişiyle geçtiğiyle inanıyorum. Yaşadığımız onca badireye, yaptığımız onca hataya, maruz kaldığımız onca saldırıya rağmen hamdolsun böyle bir durum gerçekleşmedi ama aynı bekleyiş hala sürüyor” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “2015 yılı da bitmek üzere, milletimiz yine dimdik ayakta. Yine, kendisiyle birlikte tüm kardeşlerinin, dostlarının ümidi olan vasfını devam ettiriyor. Dünya, özellikle İslam coğrafyası Türkiye’ye bakıyor. Dünyadaki güç dengelerinin, bilim, teknoloji, sanat alanlarını da kapsayacak şekilde Batı’ya kaydığı bir dönemde biz hala kendimiz olmayı, müktesebatımızı korumayı hamdolsun başardık. Yeterli mi, değil? Bunu artırmaya devam edeceğiz. Bu süreçte çok yara aldık, çok kayıplar verdik, çok mevzi kaybettik, buna rağmen bulunduğumuz yer çok önemlidir. Doğu ile Batı’nın temas noktaları içinde hala varlığını, özgürlüğünü, gücünü, iddiasını sürdüren tek coğrafya burasıdır, Anadolu’dur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tarihsel sürekliliğimiz içinde son devletimiz olarak görüyoruz. Bu bakımdan Cumhurbaşkanlığı forsundaki yıldızlara yüklediğimiz mana çok önemlidir. Aynı şekilde külliyemizde yapılan resmi törenlerde temsili olarak yer alan unsurlar çok önemlidir. Bunların hiçbiri de rastgele seçilmiş, öne çıkarılan semboller değildir. Bugün bizi hala ayakta tutan gücün gerisinde hala bu anlayış ve arka plan vardır. Ülke ve millet olarak bizim için ne siyasi, ne ekonomik krizler yıkıcı bir tehdittir. Bizim için asıl tehlike coğrafyamızla ve milletimiz ile ilgili bu vizyonu kaybetmemizdir. Bizi biz yapan, diğer toplumlardan farklı kılan, yaşadığımız bunca badireye rağmen ayakta tutan gücü çok iyi anlamalı ve kavramalıyız. Kültür ve sanat alanı bu bakımdan çok önemlidir. Milletlerin geçmişleriyle olan bağlarını sürdürmede, tarihi sürekliliği sağlamada da kültür ve sanat hayati bir role sahiptir.”

    ERDOĞAN’DAN ’YERLİ VE MİLLİ’ VURGUSU

    “Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin gerisindeki en önemli kaygılardan, en önemli kriterlerden biri de budur” diyen Erdoğan, “Bugün burada ödüllerini tevdi edeceğimiz isimlerin her birine bu gözle bakıyor, çalışmalarını, eserlerini bu yaklaşımla anlamlı hale getiriyoruz. Bu isimlerin hepsinin de ortak özelliği şahsımın her zaman ifade ettiği, ’yerli ve milli’ diyerek ısrarla vurgulamaya çalıştığım çizginin kendi alanlarındaki mümeyyiz temsilcileri olmalarıdır. Kökleri bu toprakların derinlerine uzanan, mazisi bu milletin geçmişine giden, eserleri buram buram kendimiz, özümüz, mayamız kokan bu değerli kültür, sanat ve ilim insanlarımızı bir kez daha saygıyla selamlıyorum” şeklinde konuştu.

  • Cumhurbaşkanlığı Kültür Ve Sanat Büyük Ödülleri Sahiplerini Buldu

    “2015 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri”, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “2015 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri” törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, ödüle layık görülen isimlerin eşleri, yakınları ile ünlü sanatçılar katıldı. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüle layık görülen isimlere ilişkin düşüncelerini paylaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk olarak sinema alanında Münir Özkul için, “Bu yıl 90 yaşını geride bırakan Münir Özkul, tiyatroya başlayan, ardından sinemayı ekleyerek devam ettirdiği 75 yılı bulan sanat hayatına sahip bir sanat çınarımızdır. Sayın Özkul’u farklı kılan hem tiyatroda hem sinemada günlük hayatın estetik bir yorumu olan geleneksel temaşa sanatlarımızı başarıyla temsil etmiş olmasıdır. Mizahı ve sevgiyi en samimi, en yalın haliyle sanatına yansıtmayı başaran Sayın Münir Özkul’un yeni nesiller arasında da biliniyor ve seviliyor olmasını ben buna bağlıyorum. Sayın Münir Özkul kimi zaman fakir ama gururlu, böyle bir aile babası, -tabi kızları burada, bunu çok daha iyi yaşadılar, biliyorlar- kimi zaman vefakar ve cefakar öğretmen olarak hafızalarımızdaki müntaz yerini daima muhafaza edecektir. Tabi bizleri zaman oldu çok güldürdü ama zaman oldu ağlattı. Ben kendisine Allah’tan şifalar diliyorum” ifadelerini kullandı.

    “BİR NESLİN DEĞİL ADETA NESİLLERİN AĞABEYİDİR, BENİM DE AĞABEYİMDİR”

    Edebiyat alanında ödüle layık görülen Rasim Özdenören’i “Türkiye’nin en önemli edebiyatçılarından biri” olarak nitelendiren Erdoğan, “Kendisi aynı zamanda kendisi ’Yedigüzel Adam’dan biridir. Bir neslin değil adeta nesillerin ağabeyidir. Benim de ağabeyimdir. Bir dava ve mücadele adamıdır. Sayın Özdenören, Mavera Dergisi’nin çıkış gerekçesini ifade ederken ’Tarihte hiçbir uygarlık ilkin bir edebiyat hazırlığı geçirmeden, kelam eğitimini tamamlamadan yani düşünce söze, söz de eyleme dönüşmeden var olma ortamına kavuşamamıştır’ diyordu. Tek başına bu cümle dahi onun edebiyatla birlikte bir bütün olarak hayata bakışını da yansıtmaya yettiğine inanıyorum. Evet, kendisi 75 yıllık hayatına başarılı bir bürokrasi kariyeri ki Devlet Planlama Teşkilatımızda uzun yıllar orada aldığı görevlerin hakkını verme dönemi oldu. Onlarca hikaye ve deneme kitabı, çeviriler, binlerce gazete yazısı, her biri hala birer efsane olarak anılan edebiyat dergileri sığdırmayı başarmış bir abide isimdir. Sayın Özdenören’in eserlerinin yeni kuşakları da doyuracağına, aydınlatacağına inanıyorum” dedi.

    “BAZI ÖZEL YAŞADIKLARIM VAR Kİ ONU BURADA SÖYLEMEM YANLIŞ OLUR”

    Müzik alanında ödüle layık görülen Orhan Gencebay’a ilişkin olarak Erdoğan, “Sayın Orhan Gencebay, bir dönem çok avami olarak telakki edilen, öyle görülen veya gösterilen, itilen, kakılan, adeta boğulmaya, yok edilmeye çalışılan bir müzik türünün en özgün, en verimli, aslında en kıymetli temsilcisidir. Sayın Gencebay’ın müziği köklerini, tınısını, ritmini bu coğrafyadan alan aynı zamanda insanımızın günlük hayatındaki sevdaları, isyanları, üzüntüleri, beklentileri, hatta ümitleri konu edinen bir özelliğe sahiptir. Onun sevdasını da, isyanını da doğru anlamayanlara inat milletimiz kendisine sahip çıkmış, sanatını bağrına basmıştır” dedi.

    “1970 ve 1980’lerin o sıkıntılı dönemlerinde takside, dolmuşta, kahvehanede, evde velhasıl günlük hayatımızın her safhasında Orhan Gencebay müziğiyle karşılaşmamız olağan bir durumdu” diye konuşan Erdoğan, “Geçmişte başkalarının yanında Orhan Gencebay’ı ve müziği eleştiren ama muhtemelen yalnız kaldığında yine onu dinleyenlerin olduğunu da biliyorum. 1990’lardan sonra biz özellikle bunu çok daha farklı yaşadık. Hatta bazı özel yaşadıklarım var ki bunu burada söylemem yanlış olur, insanı hakikaten şaşırtıyordu. Çünkü bunlar sanata ve sanatçıya da değer vermeyi anlayamamış kadar ne yazık ki bir yanlışın içindeydiler. Bugün Sayın Gencebay’a verdiğimiz bu ödülün kendisine geçmişte yapılan haksızlıkların telafisi manasına geldiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

    “MEHMET GENÇ HOCAMIZ ÜLKEMİZİN EN ÖNEMLİ DEĞERLERİNDEN BİRİ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih alanında ödül alan Mehmet Genç’le ilgili düşüncelerini şöyle anlattı:

    “Sayın Mehmet Genç, insanlık birikiminin son büyük sentezi olarak nitelendirdiği Osmanlı’ya, Osmanlı iktisat tarihine en vakıf tarihçilerimizden biri olarak onların başında geliyor. Sohbetleriyle, konferanslarıyla, dersleriyle her yaştan insanımızın kendisinden istifade ettiği hocamız alanındaki derinliği yanında tevazu ve zerafetiyle tebaruz etmiş bir tarih pınarıdır. Hocamızın her kelimesi aslında yılların imbiğinden geçirilerek yazılmış eserleri, Osmalı’ya, Osmanlı tarihine, iktisadına, bürokrasisine, daha da önemlisi yaygın Osmanlı algısına yönelik bakış açısını kökten değiştirmiştir. İlmi ciddiye alan, tercihini güncelden değil kalıcı olandan yana kullanan ve bu duruşunu yarım asırdır devam ettiren Mehmet Genç Hocamızı ülkemizin sahip olduğu en önemli değerlerden biri olarak görüyorum. Bugün burada kendisine takdim edeceğimiz ödül, milletimizin ve devletimizin bu kıymetli ilim adamımıza olan saygısının ifadesi olarak kabul edilmelidir.”

    “KUR’AN MEKKE’DE NAZİL OLDU, KAHİRE’DE OKUNDU, İSTANBUL’DA YAZILDI”

    Geleneksel sanatlar alanında Hüseyin Kutlu’yu anlatan Erdoğan, “Ve şunu çok açık, net söylüyorum, bir diğer adımı atıyorum, biliyorsunuz ’Kur’an Mekke’de nazil oldu, Kahire’de okundu, İstanbul’da yazıldı.’ Bu sözün eğer geçerliliği varsa bunda da Hüseyin Kutlu Hocamızın ve temsilcisi olduğu geleneğin çok büyük katkısı vardır. Hat sanatı bizim tarihimizde ve medeniyetimizde çok büyük öneme sahip. Bursa Ulu Camii, Selimiye, Süleymaniye, Sultan Ahmet ve diğer şehirlerimizdeki abide camilerimiz büyük bir ruh inceliğiyle yazılmış hat ve tezhip sanatının en güzel örnekleriyle doludur. Allah lafzı ve Peygamberimizle birlikte Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, elbette Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin isimlerini hat sanatının en güzel örnekleriyle camilerimizin duvarlarına beziyen anlayıştaki inceliğe bugün ne kadar çok ihtiyacımız var değil mi? İşte Hattat Hüseyin Kutlu Hocamız, lafzıyla, manasıyla bir ruh hendesesi olan hat sanatını ilim, irfan ve hikmetin diyeti ve mürekkebinden damıtarak bugüne ve gelecek nesillere taşıyan bir sanatkarımızdır” şeklinde konuştu.

    “BİLGİ SONU GELMEYEN BİR FETİHTİR”

    Son olarak “Kültür ve Sanat Vefa Ödülü”ne layık görülen merhum mütefekkir Cemil Meriç’e ilişkin düşüncelerini paylaşan Erdoğan, şunları söyledi:

    “Bilgi sonu gelmeyen bir fetihtir’ diyen merhum Cemil Meriç üstadımızı anlatmaya ne sözümüz ne zamanımız ne de gücümüz yeter. Az önce muhtereme kızları, hocamızı dinlerken doğrusu gözlerim yaşardı çünkü kubbe altı sohbetleri aklıma geldi. Milli Türk Talebe Birliği’ndeki hafta sonu sohbetler aklıma geldi. Ve bizi ümrandan uygarlığa taşıdığı o sohbetler aklımıza geldi. Güneşin ülkeleri aydınlattığı gibi sözlerin de milletleri aydınlattığına inanan rahmetli Cemil Meriç, tüm ömrünü bu yolda harcamış, geride nesiller boyunca okunsa, tartışılsa, üzerinde düşünülse bitmeyecek bir hazine bırakmıştır. Üstadımız, insandan başlayarak aydın, din, sağ, sol, tarih, irfan, ümran gibi pek çok kavramı yorumlayışıyla bu yorumlar üzerinde hayata bakışıyla fikir hayatımızda nevi şahsına münhasır bir yer edinmiştir. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.”

    Erdoğan, “Bugün bu anlamlı törenle işte tüm bu sanat, kültür ve fikir insanlarımıza, onların temsilcilerine ödüllerini veriyoruz. 2015 Yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin tevci edeceğimiz tüm hocalarımıza, sanatçılarımıza, büyüklerimize bir kez daha tebriklerimi, şükranlarımı sunuyorum. Bu değerlendirmeyi yapan heyetimizdeki tüm arkadaşlarıma özellikle çok çok teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’I DUYGULANDIRAN BİYOGRAFİ

    Törende ödüle layık görülen isimlerin biyografilerini içeren tanıtım filmleri izlendi. Ardından ödüle layık görülenler kürsüye gelerek birer teşekkür konuşması yaptı. “Kültür ve Sanat Vefa Ödülü”ne layık görülen merhum mütefekkir Cemil Meriç’in biyografisinin yansıtıldığı sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan duygulu anlar yaşadı.

    Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek tek ödülleri takdim etti. 28 yıl önce vefat eden mütefekkir Cemil Meriç’in ödülünü kızı Ümit Meriç ile oğlu Mahmut Ali Meriç aldı. Sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi gören Münir Özkul’un ödülünü ise kızı Güner Özkul ile torunu Süreyya Özkul aldı.

    Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, sinema alanında Münir Özkul’a, edebiyat alanında “Gül yetiştiren adam” Rasim Özdenören’e, tarih alanında Mehmet Genç’e, müzik alanında Orhan Gencebay’a, geleneksel sanatlar alanında Hüseyin Kutlu’ya ve “Kültür ve Sanat Vefa Ödülü” ise merhum mütefekkir Cemil Meriç’e takdim edildi.

  • Altın Portakal Ödülleri Sahiplerini Buldu

    ANTALYA (İHA) – 52. Uluslararası Antalya Film Festivali, “Altın Portakal” ödüllerinin verildiği törenle sona erdi. Geceye 4 dalda Altın Portakal’ın sahibi olan Sarmaşık filmi damga vururken, sinema filmlerinin en iyileri de belli oldu.

    Tarihinde ilklere sahne olan ve bu yıl ismindeki “Altın Portakal” sıfatının kaldırılıp 52. Uluslararası Antalya Film Festivali olarak düzenlenen festival, 1 haftalık gösterimlerin ardından bugün sona erdi. Cam Piramit’te düzenlenen ödül töreni öncesinde sanatçılar ve davetliler kırmızı halıdan geçerek ödül töreninin yapılacağı salona girdi. Sunuculuğunu Oktay Kaynarca’nın yaptığı gecede ödüller sahiplerini buldu.

    Gecede en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi erkek oyuncu kategorilerinde “Sarmaşık” filmi ödülleri toplayarak 4 dalda Altın Portakal’ın sahibi oldu. Ayrıca ulusal kategoride en iyi film “Sarmaşık’ filmi seçilirken, uluslararası kategoride ise en iyi film “Taşa Yazılmış Hatıralar” oldu. Uluslararası kategori de en iyi kadın oyuncu Alba Rohrwashers’e seçilirken, en iyi erkek oyuncu da Kalandar Soğuğu filmindeki rolüyle Haydar Şişman oldu.

    “BİR AVUÇ ANTALYALI’NIN HAYALİNİ DEVRALDIK”

    Gecede konuşan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes Türel, yaşamı boyunca birçok festival gördüğünü ancak bu yıl çok farklı bir duygu yaşadığını söyledi. Uluslararası Antalya Film Festivali’ni 51 yıl önce başlatanları kastederek bir avuç insanın hayalini devraldıklarını belirten Türel, “Bu yıl o kadar farklı duygu yaşadım ki anlatamam. 1960 yılı başlarında Behlül Dal, rahmetli babama gelerek Antalya’nın sinema şehri olması hayalini anlatıyor. Bir avuç Antalyalı’nın hayalini devraldık. Gelecekte bir gün Antalya sinema ekolü doğacaktır burada” dedi.

    “En İyi Yönetmen” seçilen “Sarmaşık” filminin yönetmeni ve senaristi Tolga Karaçelik, “Annem beni sinemaya yönlendirdi. O olmasaydı yapamazdım. Bu ödülü Can Dündar ve Erdem Gül’e armağan ediyorum. Siz içeride olduğunuz sürece bizde içerideyiz” dedi.

    Kalandar Soğuğu filmindeki rolüyle “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü”nü alan Nuray Yeşilaras, “Çileli vefakar, direnen, haksızlığa boyun eğmeyen Karadeniz kadınları ve tüm kadınlar adına alıyorum. Bugün buradayım ve kendime şaşırıyorum” diye konuştu.

    En İyi Film seçilen “Taşa Yazılmış Hatıralar” filminin yapımcısı ve yazar Mehmet Aktaş ödülü alırken, “Bu ödül yaşamları ve hayalleriyle bütün dünyamızı güzelleştirmeye çalışan Yılmaz Güney gibi tüm barış elçilerinindir. Tahir Elçi’nin hanımı Türkan Hanım’ın şahsında Cizre ve Diyarbakır’da çocuklarını kaybeden bütün Türk ve Kürt halkının çocuklarına bağışlıyorum. Yeni yılda çözüm ya da barış süreci adı her neyse yaralı coğrafyamıza barış gelsin” dedi.

    En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Alba Rohrwashers ise, “Burada olmaktan son derece gururlu ve mutluyum. Bu çok güzel bir heykel” şeklinde konuştu.

    En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü alan Haydar Şişman, “Ödülümü tüm insanlığa, halkların kardeşliği ve insanlığa adıyorum” dedi.

    ALTIN PORTAKAL ÖDÜLLERİ

    Gecede ulusal yarışma kategorisinde ödül alan isimler ve filmler şöyle:

    En İyi Film: “Sarmaşık” filmi.

    En İyi Yönetmen: “Sarmaşık” filminin yönetmeni Tolga Karaçelik.

    En İyi Senaryo: “Sarmaşık” filmi.

    En İyi Kadın Oyuncu: Kalandar Soğuğu filmindeki rolüyle Nuray Yeşilaras.

    En İyi Erkek Oyuncu: “Sarmaşık” filminden Nadir Sarıbacak.

    En İyi Müzik: “Rüzgar’ın Hatıraları” ve “Kalandar Soğuğu” olmak üzere iki filme birden verildi.

    İzleyici Ödülü: “Kümes” filmi.

    Uluslararası yarışma kategorisinde ödül alan isimler ve filmler de şöyle:

    En İyi Film: “Taşa Yazılmış Hatıralar” filmi.

    En İyi Yönetmen: Hussein Hassan.

    En İyi Senaryo: “Kayıp Kızlar” filmi.

    En İyi Kadın Oyuncu: Alba Rohrwashers.

    En İyi Erkek Oyuncu: Kalandar Soğuğu filminden Haydar Şişman’ın oldu.

    En İyi Müzik: “Kuşatılmış” filmi.

    İzleyici Ödülü: “Rüzgarın Hatıraları” filmi.

    Yaşam Boyu Onur Ödülü ise Vanessa Redgrave’a verildi. Redgrave’ya ödülünü Antalya Valisi Muammer Türker ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel birlikte verdi. Redgrave, ödülden dolayı çok memnun olduğunu belirterek, sözlerini Türkçe “ Teşekkürler” diyerek tamamladı.

    Altın Portakal Emek Ödülü’nü alan Sonay Kanat, ödülünü Selda Alkor’un elinden alırken gözyaşlarını tutamadı. Kanat, ödülünü beraber çalıştığı tüm arkadaşları adına aldığını söyledi. Alkor da, “Bizlerde bir emekçiydik ve o emekle 52’nci yıla kadar geldik. Biz bu işi gönülden severek yaptık. Bu bizim festivalimizdi. Bugün belki portakalımız kalktı ama belki çok uluslararası olur” dedi.

    Yaşam Boyu Başarı Ödülü ise Franco Nero’ya verildi. Bir filmde Atatürk’ü oynamasının istendiğini anlatan Nero, bunun güzel bir hayal olduğunu söyledi.

    100 bin TL’lik Antalya Film Destek Fonu Ödülü, “Kar” projesi ile Emre Erdoğdu’nun oldu. Senarist Erdoğdu, “Senaryo kağıt üzerinde bir anlam ifade etmez. Senaryo bir hayaldir, siz bir hayali ödüllendirdiniz. Biz seneye bu hayalle sizleri buluşturacağız” dedi.

  • Altın Portakal Ödülleri Sahiplerini Buldu

    52’inci Uluslararası Antalya Film Festivali’nin ilk ödülleri düzenlenen törenle sahiplerine verildi. En İyi İlk Film Ödülü’nü Çırak filmi aldı. Takım Mahalle Aşkına filmi törende aldığı 3 ödül ile geceye damga vurdu.

    AKM Aspendos Salonunda düzenlenen ödül törenine Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in Eşi Ebru Türel, AK Parti Antalya Milletvekilleri İbrahim Aydın, Atay Uslu, sanatçılar ve davetliler katıldı. Sanatçılar geleneksel hale gelen kırmızı halından yürüyerek salona geldi. Antalya Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen ödül töreninde sunuculuğu oyuncu Ebru Cündübeyoğlu yaptı. Bütün ödüllerin tek bir törende verilmesinin yol açacağı sıkışıklığın önüne geçmek için bu yıldan itibaren ödüller iki ayrı törenle verilecek. AKM ’de düzenlenen ilk tören gecesinde, Festivalin En İyi İlk Film, Yardımcı Kadın Oyuncu, Yardımcı Erkek Oyuncu, Sanat Yönetimi, Kurgu, Görüntü Yönetimi Behlül Dal Jüri Özel Ödülü, Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü, Film-Yön En İyi Yönetmen Ödülü, belgesel ve kısa film kategorilerinde İzleyici Ödülleri sahiplerine verildi. Festivalde En İyi İlk Film Ödülünü Çırak Filmi aldı. Diğer taraftan Gecede En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Çırak Filmiyle Çiğdem Selışık olurken En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Muna Filmiyle Kaan Çakır aldı.

    “BİR FİLM ÖDÜL ALDIĞI ZAMAN BÜTÜN EMEKÇİLERİ ÖDÜL ALIR”

    Törenin açılış konuşmasını yapan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes Türel, bir haftadır perdede görünen sanatçılarda değil perdenin arkasında olan emekçileri de hep birlikte hissettiklerini belirtti. Türel, “Büyük Antalya Film Formu’na(AFF) yepyeni bir heyecan sağladık. Bu heyecana henüz içinde olmayanlar sahip değil. Değerli konuklar Türkiye’de festivallerin Türk sinemasına katkısı inkar edilemez. Festivallerin rolü her zaman önemli olmuştur. Felsefeyi, edebiyatı, ışık bilimini görsel mutfağında karşılayan festivalleri önemsiyoruz. Altın Portakal sinema mutfağının perde arkasını perdede görünmeyen genç sanatçıları desteklemek için çıkmış bir projedir. Proje olarak doğru yoldayız. Küresel bir sinema mutfağına dönüşmesini istiyoruz. Yeni sinema ekolleri doğmalıdır. Bu bir hayal olabilir. Sinema hayal ile başlar. Emeği geçenlere sonsuz teşekkür ederim. İki ayrı tören haline getirdik. 34 ödül verilecek. Bütün ödüllerin tek bir törende verilmesi kolay değil. Ödül alanlara hak ettiği değeri verebilmek için iki ayrı tören düzenledik. Bir film ödül aldığı zaman bütün emekçileri ödül almıştır” diye konuştu.

    “SAHNE ARKASINDA OLMAYI SEVİYORUM”

    Gecede konuşma yapan AFF Direktörü ve Yapımcı Zenyep Özbatur Atakan, yapımcı olarak sahne arkasında olmayı çok sevdiğini ifade etti. Atakan, ”Yapımcı olduğu için sahne arkasında olmayı seviyorum. BİR hayalimiz vardı başarılı olduğunu söylediler. Yaptık daha ilerisini yapacağız. Bu yıl şunu söyleyebilirim. İnanılmaz kalitede projelerimiz vardı. Jürilerimize teşekkür ediyorum. Bize projelerini emanet eden tüm proje sahiplerine teşekkür ediyorum. Antalya bizim için sinema konusunda çok önemli bir şehir. Herkes bir şey kazandı. Birbirimizi daha iyi gördük” dedi.

    Konuşmaların ardından ödül alan filmler ve oyuncular açıklandı. İlk olarak “Pitching Platform”, “Work in Progress” ve “Belgesel Pitching Platformu” ödülleri verildi. Törende diğer ödüller ise şu şekilde:

    “Pitching Platform” ödülünü Evrim Sanal ve Nehir Tuna’nın yönetmenliğini yaptığı Yurt filmi aldı. “Work in Progress” ödülünü ise Seil Demirci ile Özgür Sevimli’nin yönetmenliğini yaptığı İyilik Filmi aldı. “Belgesel Pitching Platformu” Elsa Ginoux ve Nefin Dinç yönetmenliğini yaptığı Antoina Köpe’nin Anıları filminin oldu.

    En İyi İlk Film ödülü: Çırak

    En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü: Çırak-Çiğdem Selışık

    En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü: Muna-Kaan Çakır

    En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü: Takım Mahalle Aşkına

    En İyi Kurgu Ödülü: Takım Mahalle Aşkına- Emre Şahin

    En İyi Görüntü Yönetmeni: Rüzgarın Hatıraları-Andreas Sinanos

    Behlül Dal Jüri Özel Ödülü: Takım Mahalle Aşkına-Yağız Can Konyalı

    Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Kalandar Soğuğu

    Film-Yön En İyi Yönetmen Ödülü: Saklı- Selim Evci

    Belgesel İzleyici Ödülü: Zerk

    Kısa Film İzleyici Ödülü: Zilan.”