Etiket: Odaları

  • Türkiye Meslekte Birlik Derneği, Mali Müşavir Odaları Seçimi İçin Start Verdi

    Türkiye Meslekte Birlik Derneği, 81 ilde yapılacak Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları ve TÜRMOB seçimi için başkan adaylarını ve mevcut başkanları Ankara’da bir araya getirdi.

    Mayıs ayında Türkiye’nin 81 ilinde Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları ile Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’nin (TÜRMOB) seçimleri yapılacak. Türkiye’nin her siyasi görüşten temsilcisini bünyesinde barındıran Türkiye Meslekte Birlik Derneği de seçimlere yönelik çalışmalarına hız verdi. Türkiye Meslekte Birlik Derneği, 81 ildeki Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları ve TÜRMOB başkan adaylarını ve mevcut başkanları Ankara’da bir araya getirdi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan toplantının açılış konuşmasını yapan Türkiye Meslekte Birlik Derneği Başkanı Abdulaziz Ural, her siyasi görüşü bünyesinde barındıran bir dernek olarak yapılacak seçimlerde büyük başarı beklediklerini söyledi. Hassas bir dönemden geçildiğini kaydeden Ural, dernek yöneticilerinden ve adaylardan yapıcı bir üslup ile seçim kampanyası yürütmelerini istedi.

    Dernek Başkan Vekili ve Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Sekreteri Nevzat Akkaya da, Türkiye’nin kritik bir süreçten geçtiğinin altını çizerek şunları söyledi:

    “Ülke olarak bir yandan terör saldırıları, bir yandan gelen şehit haberleri ile zor bir süreçten geçiyoruz. Başta tüm şehitlerimize rahmet diliyorum. Yaklaşık 100 bin üyesi bulunan bir meslek camiası olarak Mayıs-Haziran dönemi seçimlerimizin yapılacağı bir dönem. Ben TÜRMOB yönetim kurulu adayıyım. Oda sekreterliği görevimde çok önemsediğimiz projelere imza attık. İnşallah seçilirsem TÜRMOB’da da önemli işlere hep birlikte imza atacağız. Seçimlere sayılı zaman dilimi kaldı. Bu süreci hep birlikte mesleğimize ve demokrasimize yakışır şekilde atlatmalıyız. Mesleğimizin üzerinde çok ciddi sorunlar var. Bu sorunların üstesinden görüş, inanç, siyasi düşünce ayırt etmeksizin ortak bir paydada buluşarak çözebiliriz. 27 yıldır üzerimizdeki angaryalar artarak üst üste yığıldı. Her düşünce ve görüşe saygı duyarak mesleğimiz ve geleceğimize sahip çıkmak zorundayız. Türkiye’nin dört bir yanından meslek ve meslektaşın geleceği için bu toplantımıza katılan dernek yöneticilerimize, oda başkanlarımıza ve aday meslektaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

    Ankara Mali Müşavirler Odası Başkanı Mehmet Okkalı ise, yaklaşık 3 yıldır görevde olduklarını belirterek, ‘Meslektaşlarımızın odada yetki verdikleri günden itibaren meslektaş odaklı bir yönetim sergilemenin gayreti içerisinde olduk. Meslektaşlarımızla sürekli istişareler içerisinde sorunları çözmek, mesleğimize katkı sunmak için projeler geliştirdik. Yapılacak seçimlerde kimseyi kırmadan, küstürmeden meslek camiamıza, odamıza yakışan bir seçim kampanyası yürütüyoruz. Derneğimizin bu toplantısıyla ülke genelindeki aday arkadaşlarımla bir araya gelme, ortak akılla projeler geliştirme imkanı bulduk. Tüm aday arkadaşlarımıza başarı diliyorum, mesleğimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum” ifadesini kullandı.

    Erzurum Oda Başkanı Orhan Akgüloğlu, seçimlerin demokrasinin temel unsurları olduğunu, seçim sonucunda kazananın meslek ve meslektaş olması gerektiğinin altını çizdi.

    Toplantıya katılan adaylar, seçilmeleri halinde yapmayı planladıkları projeler ile seçim kampanyaları hakkında bilgiler verdiler.

  • Bayraktar: “Türkiye Ziraat Odaları Birliği Olarak Ulusal Süt Konseyi’nden Çekiliyoruz”

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Ulusal Süt Konseyi, açıkladığı fiyatı koruyamayacaksa, fonksiyonunu yerine getiremeyecekse, verdiği kararın arkasında duramayacaksa lağvedilmeli, kapatılmalıdır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak Ulusal Süt Konseyi’nden çekiliyoruz. Yönetiminden de ayrılıyoruz” dedi.

    TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, düzenlediği basın toplantısında süt sektöründe yaşanan sıkıntıları ve bunun et fiyatlarına etkisini değerlendirdi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin başlatacağı süt kampanyasıyla ilgili açıklamalarda bulunmadan önce ise Bayraktar, kampanyayı süt içerek başlattı. Hayvancılığın sıkıntılı bir dönem yaşadığını belirten Bayraktar, “Hayvancılıkta üretim maliyetleri üreticileri zorlamaktadır. Sütte yaklaşık 20 aydır üretici fiyatları artmamaktadır. Hatta son 3-4 aydır artmak bir yana, Ulusal Süt Konseyi’nin tavsiye fiyatı olan 1 lira 15 kuruşun çok altına düşmüş, 70 kuruşlara kadar gerilemiştir. Yönetim Kurulu’nda üreticinin ağırlıkta olmadığı, 3 bakanlık, 3 üniversite, 3 sanayici, 3 üretici temsilcisinden oluşan, başkanı da sanayicilerden seçilen Ulusal Süt Konseyi, açıkladığı fiyatı koruyamayacaksa, fonksiyonunu yerine getiremeyecekse, verdiği kararın arkasında duramayacaksa lağvedilmeli, kapatılmalıdır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak Ulusal Süt Konseyi’nden çekiliyoruz. Yönetiminden de ayrılıyoruz” diye konuştu.

    “ÇİĞ SÜT FİYATLARININ LİTREDE 70 KURUŞA KADAR DÜŞÜRÜLMESİNİ KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    Çiğ süt fiyatlarının 16-17 ay boyunca artmadığına ve son 3-4 aydır da düşürüldüğüne dikkat çeken Bayraktar, “Buna karşın süt ve süt ürünleri market fiyatları bu dönemde yüzde 0,6 ile yüzde 25,4 arasında değişen oranlarda artmıştır. Ayrıca okul sütü programıyla süt tüketimi arttırılarak sanayiciye destek yapılmaktadır. Talebi arttıran bu kadar desteğe rağmen bazı yerlerde fiyatları düşürmek için çiğ süt bırakılmasını, çiğ süt fiyatlarının litrede 70 kuruşa kadar düşürülmesini kabul etmemiz mümkün değildir. Hiç kimse binbir zorlukla üretim yapan üreticimizin sırtından para kazanmaya çalışmasın, karşılarında bizi bulurlar” ifadelerini kullandı.

    Sanayicilere çağrıda bulunan Bayraktar, şunları kaydetti:

    “Dünyanın hangi ülkesinde sanayiciye böylesine çeşit çeşit destek verilmektedir ki siz hala süt fiyatlarını düşürüyorsunuz. Gelin uzun vadeli düşünün. Ceplerinizin derdine düşmeyi bırakın. Çiğ sütte fiyat 70 kuruşlara kadar gerilemişken, 20 aylık sürede market fiyatlarının yüzde 25,4’lere varan oranlarda zam görmesinin izahı mümkün değildir. Biz sanayiciyi destekliyoruz ama onlar fabrika üzerine fabrika yaparken ben ahırlarımı boşaltıyorsam bunda bir haksızlık var. Sanayiciler hem sütten hem yemden para kazanıyorlar. Üretici yok olmuş umurlarında bile değil. Hükümetimizi bu adaletsiz düzeni değiştirmeye, bu oyunu bozmaya davet ediyorum.”

    “ET VE SÜT KURUMU’NUN ACİLEN ZAMAN KAYBETMEDEN DEVREYE GİRMESİNİ BEKLİYORUZ”

    Et ve Balık Kurumu’nun Et ve Süt Kurumu’na (ESK) çevrildiğini ancak kurumun etkin şekilde devreye giremediğini ifade eden Bayraktar, “Et ve Süt Kurumu’nun acilen zaman kaybetmeden devreye girmesini bekliyoruz. Bir iki ay sonra piyasaya girerse Et ve Süt Kurumu sütteki krizi önleyemez. Uygulamada geç kalınırsa bunun bir faydası olmaz. Bunun kurulması için 1-2 sene mücadele verdik. Atıl vaziyette durması mümkün değil, piyasaya girmesini talep ediyoruz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Bey’in bizim söylediğimiz noktaya gelmesi bizi memnun etmiştir. Sayın Bakanın bu kararını destekliyoruz. Bu müdahale 70 kuruşluk fiyat 50 kuruşa düşer, ahırlarda süt hayvanı kalmaz. Bu süt hayvancılığının da sonu olur. Süt hayvanları da kesime giderse 2008 yılında yaşadığımız tabloyu tekrar yaşarız. İthalatçı oluruz. Halkımız, kıymayı 50 liradan bile bulamaz. İthalat çözüm değildir. 2015 yılına bakıldığında potansiyel sağılacak hayvan tabir edilen düve sayısı bir önceki yıla göre 126 bin baş azalmış ve 2 milyon 332 bin baştan 1 milyon 936 bin başa gerilemiştir. Bunun anlamı sütteki sıkıntıdır. Başka bir açıklaması da yoktur” açıklamasında bulundu.

    “Ülke genelinde yayılmış 764 Ziraat Odamıza genelgeyle talimat verdik” diyen Bayraktar, “Bundan böyle Ziraat Odalarımız, merkezlerinde ürün satış mağazalarında, ürün işleme tesislerinde, laboratuarlarında süt ve süt ürünü ikram edecektir. Okul sütü programı tüm yıla yayılmalı ve okulların açılmasından kapanmasına kadar sürdürülmelidir. Orta okul ve liselere de yaygınlaştırılmalıdır” şeklinde konuştu.

    “SÜT ÜRETİCİSİNİ KORUMAYA YÖNELİK, SEKTÖRÜ KORUMAYA YÖNELİK BİR FONKSİYON İCRA EDEMİYOR, İŞLEVSEL DEĞİL”

    Gazetecilerinin sorularını cevaplayan Bayraktar, Ulusal Süt Konseyi’nden çekilmeleri hatırlatılarak, üreticinin temsil edilmeyeceğinin sorulmasının üzerine, “Temsil edildikte ne oldu? Sonuç odaklı olmamız lazım. Bu konsey ne yapıyor? Bu konsey sektöre hangi katkıları sağlıyor? Üç tane bakanlık, üç tane üniversite temsilcisi, üç tane sanayici, üç tane üretici temsilcisi var. Başkan da sanayici. Süt fiyatlarını deklare ediyor 1 lira 15 kuruş. Süt fiyatlarının arkasında duramadı. Süt fiyatları 70 kuruşa kadar düştü, müdahale edemiyoruz. Süt üreticisini korumaya yönelik, sektörü korumaya yönelik bir fonksiyon icra edemiyor, işlevsel değil. O zaman böyle bir konseye ihtiyaç var mı? İhtiyaç olmadığı kanaatindeyiz. Lağvedilsin dediğimiz budur. Bizim de böyle bir konseyde yerimiz yok” değerlendirmesinde bulundu.

    “GÜNDE 4-5 BİN TON CİVARINDA BENCE SÜT ALMASI GEREKİR”

    Önümüzdeki haftalarda Et ve Süt Kurumu’nun Ege ve İç Anadolu’dan iki ayrı bölgeden 1 lira 15 kuruştan süt alacak olmasının yeterli bir fiyat olup olmadığı sorusuna Bayraktar, “Hemen 1-2 hafta içinde devreye girmesi fevkalade önemli. Burada 300 bin tonun üzerinde süt alacağız diyor. Bu rakamı biraz daha yukarılara çıkarmak lazım. Günde 4-5 bin ton civarında bence süt alması gerekir. Bu 1,15 fiyatı şuanki fiyatlara baktığımızda kabul edeceğimiz bir fiyat olmamakla beraber razı olabileceğimiz bir fiyattır. Çünkü piyasa 70 kuruşa düşmüş. Et ve Süt Kurumu’nun bu alımı belki bir miktar piyasayı da yukarıya çekebilir diye düşünüyoruz” yanıtını verdi.

    “ET VE SÜT KURUMU, TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ TEKELLEŞMENİN OLDUĞU SERBEST PİYASA KOŞULLARININ OLUŞMADIĞI TARIM SEKTÖRÜNDE ZAMAN ZAMAN MÜDAHALE ETMEK ZORUNDADIR”

    Sanayicinin her şeye rağmen zam yaptığını söyleyen Bayraktar, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bizim fiyatlarımız geri giderken sanayicinin ürettiği ürünlerdeki fiyatları geri çekmediğini görüyoruz. Gerekli zamları maliyetim artıyor diyerek yapıyor. Bizim de maliyetimiz artıyor. Burada kazan kazan politikası olmalı. Bu sektörün gelişmesi için üretici sanayici entegrasyonunu da kurmamız gerekiyor. Biz buna çalışırken sanayicimizin yatırım yapmasını desteklerken sanayicimiz bizi desteklemezse, fiyatları düşürmek suretiyle hatta taşeronlara süt aldırmak suretiyle fiyatları düşürmeye kalkarsa burada birileri kazanırken birileri kaybediyor. Ben Sayın Başbakana bunu anlattım. Burada bir sömürü düzeni var, buna son verin dedim. Buna son verecek olan bir müdahale kurumuydu. Bunun da kurulmasını sağladık. Bunun bir an evvel devreye girmesi lazım. Bu sektörde piyasa koşulları, rekabet koşulları oluşmadı. Alıcının az, satıcının çok olduğu bir sektörde üreticimiz üretim yapıyor. Mağdur oluyor. Burada iki tane enstrüman var kullanacağımız. Üretici örgütlerinin fonksiyonel olmasını istiyoruz. Ekonomik örgütlere ihtiyaç var. Üretici örgütlerinin piyasaya girmesini biz arzu ediyoruz. İkinci enstrüman şudur; bugün için kullanabileceğimiz tek enstrümanda budur, Et ve Süt Kurumu’dur, Toprak Mahsulleri Ofisi’dir. Bunları devre dışı bıraktığınızda şuanki tekelleşme daha fazla büyür, bu ülke üretemez hale gelir. Sadece hayvancılık sektörüne değil, diğer tarım ürünlerinde de ithalatçı olur. Büyük göçler başlar. Et ve Süt Kurumu, Toprak Mahsulleri Ofisi tekelleşmenin olduğu serbest piyasa koşullarının oluşmadığı tarım sektöründe zaman zaman müdahale etmek zorundadır. Aksi takdirde bu ülkenin gıda güvencesini sağlayamayız. Onun için bu kurumlara ihtiyaç var.”

  • Deniz Ticaret Odaları Konseyi Toplandı

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, “Geçen yıl ile bu yıl arasındaki Gayri Safi Küresel Hasıla’yı karşılaştırdığımızda 3 trilyon doların üzerinde bir küçülmeden bahsediyoruz. Dünya küçülüyor; ekonomik olarak küçülüyor, küresel olarak adeta bir köy haline geldi” dedi.

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Deniz Ticaret Odaları Toplantısı, TOBB İkiz Kuleler’de gerçekleştirildi. Deniz ticaret odalarının sorun ve çözüm önerilerinin ele alındığı toplantıya Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, TOBB Başkan Yardımcısı Halim Mete katıldı.

    “TOPLANTININ AMACI SEKTÖRÜ BİR BÜTÜN OLARAK MASAYA YATIRMAK”

    Rahatsızlığı nedeniyle toplantıya katılamayan TOBB Başkanı Rifat Hisasrcıklıoğlu’na geçmiş olsun dileklerini ileterek konuşmasına başlayan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Yıldırım, “Toplantının amacı sektörü bir bütün olarak masaya yatırmak, bugün itibari ile bir değerlendirme yapmak; yapılacak gerek mevzuat altyapısında ihtiyaçlar varsa onların kararını almak, diğer yandan da sektörün içinde bulunduğu şartları bizzat sektör mensuplarından dinlemek, ona göre idari olarak da tedbirlerimizi geliştirmek. Bu anlamda geçmişte bu toplantılarda önemli çıktılar elde edildi ve buna göre de bazı kararlar alındı uygulandı” şeklinde konuştu.

    “ÜLKELERİN BİRÇOĞUNDA EKSİ BÜYÜME VAR”

    2016’da sadece Türkiye’de değil dünyanın her tarafında ekonomik küçülme yaşandığı ifade eden Yıldırım şunları kaydetti:

    “Geçen yıl ile bu yıl arasındaki Gayri Safi Küresel Hasıla’yı karşılaştırdığımızda 3 trilyon doların üzerinde bir küçülmeden bahsediyoruz. Dünya küçülüyor; ekonomik olarak küçülüyor, küresel olarak adeta bir köy haline geldi. İletişim sayesinde dünyanın her tarafına erişilebiliyor, gece-gündüz herkes birbiriyle irtibat kurabiliyor ama küresel ticarette küçülme olduğu için büyüme yok, ülkelerin birçoğunda eksi büyüme var, çok azında artı büyüme var. Dolayısıyla topyekun baktığımız zaman dünya ekonomik hasıla bakımından küçülüyor.”

    “2008 ÖNCESİ SUNULAN ARZ KAPASİTESİ BUGÜN TALEBİN ÜZERİNDE KALDI”

    Taşımacılığın ekonomiyle çok yakından ilgili olduğunu belirten Yıldırım, “Ekonomide bir birim küçülme yaşandığında, taşımacılıkta 4 birim küçülme yaşanır. Olaya bu pencereden baktığımız zaman 2008 öncesi sunulan arz kapasitesi bugün talebin üzerinde kaldı. Bu bir nevi Türkiye’nin 2003’te içinde bulunduğu kara taşımacılığı sektörünün durumu gibi. Sektördeki arz kapasitesi talebin iki karstından fazla dolayısıyla taşımacıların hiç biri hak ettikleri navlun gelirlerini elde edemiyorlar. Bugün ki toplantımızda, küresel değerlendirmeyi yapmakla beraber yaşadığımız ve bütün dünyanın yaşadığı gerçeği göz önüne alarak, ülke olarak sektörümüzün ayakta kalması ve daha fazla kan kaybetmemesi için neler yapabiliriz bunları istişare edeceğiz. Makul, uygulanabilir ülke şartlarına uygun tedbirlerini alacağız. Bunların bir kısmı belki bir takım birincil ikincil düzenlemelerle olabilecek işlerdir, bazıları da finansal anlamda rahatlatma ihtiyacı olan konulardır. Bütün bunları enine boyuna bu toplantıda ele alıp, değerlendireceğiz” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE, SON DÖNEMDE DÜNYANIN EN HIZLI BÜYÜME KAYDEDEN EKONOMİLERİ İÇİNDE YER ALDI”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ise Türkiye’nin bölgesel ve küresel entegrasyonda merkezi bir rol oynayan, tüm yolların kavşak noktasında yer alan, enerji, ticaret ve ulaştırma ağlarına sahip, stratejik önemi büyük bir ülke olduğunu belirterek, “Balkanlar, Karadeniz, Akdeniz Havzası, Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu gibi komşu bölgelerdeki son ekonomik ve politik gelişmeler de ülkemizin bölgedeki rolünü ve önemini daha açık biçimde ortaya koymaktadır. Türkiye, sergilediği performans ile son dönemde dünyanın en hızlı büyüme kaydeden ekonomileri içinde yer aldı. Ülkemizin, bu ekonomik performansını geliştirerek devam ettirmesi ve artan bölgesel ticaret hacmine cevap verebilmesi için rekabetçi ve dinamik bir ulaşım alt yapısının oluşturulması önemle üzerinde durduğumuz bir konudur” değerlendirmesinde bulundu.

    “DENİZCİLİĞİMİZİN GÖRKEMLİ GÜNLERİNE GERİ DÖNMESİ EN BÜYÜK ARZUMUZDUR”

    Lojistiğin rekabet gücünü etkileyen faktörlerin başında geldiğinin altını çizen Tüfenkci, “AK Parti olarak 14 yıllık birinci atılım dönemimizde en çok önem verdiğimiz ve yatırım yaptığımız alanlardan birisi ulaştırma ve lojistiktir. Demiryoluna göre 4, karayoluna göre 7 ve havayoluna göre 22 kat daha ucuz olması nedeniyle deniz taşımacılığı çok önemli bir potansiyele işaret etmektedir. Ülkemizde özellikle belirli bölgelerde lojistik üslerin kurulması ve bu bölgelere büyük ölçekli uzmanlaşmış limanların konuşlandırılması ülkemizde denizyolu taşımacılığının gelişmesine katkı sağlayacaktır. Üç tarafı denizle çevrili bir ülkeyiz. Barbaros’tan Piri Reis’e tarihte birçok büyük denizciyi de yetiştirip ‘Akdeniz’i bir Türk gölü yaptık’. Piri Reis’in yazdığı Kitab-ı Bahriye ve çizdiği dünya haritaları denizcilik tarihi içinde son derece özgün bir yere sahiptir. Tarihte Dünyanın en önemli tersanelerini geliştirdik. Öyle ki, İnebahtı yenilgisinden sonra tek başına dünyanın en büyük filosunu bir ’sezon’da ‘yelkenleri atlastan’ inşa ettik. Bu bir proje yönetimi mucizesidir. Bugün coğrafi konumumuz ve tarihten gelen birikimimizle dünyanın en önemli aktörlerinden birisi olabiliriz. Denizciliğimizin görkemli günlerine geri dönmesi en büyük arzumuzdur. Bu nedenle deniz ticaret odalarımıza ayrı bir önem veriyoruz” diye konuştu.

    TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halim Mete ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “Denizcilik sektörümüz, dünyadaki ekonomik yavaşlamadan kaynaklı sıkıntılar yaşıyor. 2009 yılından bu yana ilk kez, küresel ticaret hacmi geriledi. Küresel ticaret hacmi 2015’de, bir önceki yıla göre yüzde 14 daraldı. Bunun da etkisiyle, Navlun fiyatları 2009 küresel krizinin yaşandığı dönemin bile altına inmiş durumda. Sektör olarak öyle bir durumdayız ki, geminin günlük kazancının birkaç katı giderimiz olduğu halde, ayakta kalmaya çalışıyoruz. Gemilerin değeri düşüyor. Pek çok firmamız, gemilerini piyasadan çekiyor, bekleme moduna alıyor. Gemi sanayimiz de bu durumdan olumsuz etkileniyor. Türkiye’nin gemi ve yat ihracatı 2015 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 19 geriledi. Tüm bu sıkıntılar, sadece sektörümüzün değil, ülkemizin sorunu. Zira milli varlığımız, milli servetimiz eriyor. Dünya klasmanında büyük zorluluklarla edindiğimiz, hak ettiğimiz seviyenin altına geriliyoruz. 2016 yılında küresel ekonomik büyümenin, 2015’in bir miktar üzerine çıkması tahmin ediliyor. Buna paralel şekilde küresel ticaret hacminde de artış bekleniyor. Bizim ihracat rakamlarımız da bundan olumlu etkilenecek. 2016 ihracatımızın 2015’i geçmesini bekliyoruz. O halde denizcilik sektörümüzün canlılığını ve işlerliğini korumalıyız. Yoksa artacak ticaret hacmimiz, yabancı taşıma şirketlerine yarayacak. Sadece geçen sene, yurtdışına navlun için ödediğimiz para, 5 milyar $. Bu kadar büyük tutar niye her sene yurtdışına gitsin. Niye ülkemizde, mili şirketlerimizde kalıp, ülkemiz ekonomisine kazandırılmasın?”

  • Anadolu Odaları Platformunda Erzurum Konuşuldu

    Bu yıl 23’ncüsü Erzurum’da Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası Başkanlığının öncülüğünde düzenlenen Anadolu Odaları Platform toplantısı tam bir şölene dönüştü. Palandöken’in zirvesinde önceki gün organize edilen toplantıya Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Semi Okumuş, Erzurum Vergi Dairesi Başkanı Ergün Aslan, Vergi Denetim Kurulu Başkanı Ömer Yıldız, Mülki İdari Amirler, Bölge SMMM Odaları Başkanları ve Meslek Mensuplarının katılımı ile 500’ün üzerinde katılım gerçekleşti.

    PALANDÖKEN VE ERZURUM KONUŞULDU

    Palandöken Sway Otel’de üç gün süren organizasyonda açıklanan sonuç bildirgesinde özellikle Erzurum’da kış turizminin gelişmesine yönelik çözüm önerilerinin yanı sıra tarım ve hayvancılığın geliştirilmesinin önemi vurgulandı. Bunlarla birlikte Muhasebecilerin sorunları dile getirilerek çözüm noktasında yapılması gereken önlemler sıralandı. Kış turizminde Palandöken’in hak ettiği konuma getirilmesinde devlet destekleri ile özel müteşebbislerin teşvik edilmesinin dile getirildiğini söyleyen Erzurum Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Orhan Akgüloğlu, “Erzurum’da adeta şölen havasında idrak ettiğimiz ve büyük önem arz eden Anadolu Odaları platformuna ev sahipliğini yapmanın mutluluğunu yaşadık. Bu toplantının Erzurum’da yapılmasının avantajlarını kullanarak Erzurum’u ve Palandöken’i konuştuk. Bu şehrin acil çözüm bekleyen sorunlarını dile getirmekle birlikte çözüm önerilerini de sıraladık. Yakın bir zamanda devri büyükşehir Belediyesine yapılacak olan Palandökenimizin gelecek yıllarda hak ettiği noktaya gelerek potansiyelinin üzerine çıkacağını düşünüyoruz. bunlarla birlikte Erzurum’un en büyük potansiyellerinden biri olan ekonominin can damarı tarım ve hayvancılık sektöründe de halen süre gelen eksikliklerin de giderilmesini talep ettik” şeklinde konuştu.

    TÜRMOB ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR

    Anadolu Odaları Platformunun açıklanan sonuç bildirgesinde TÜRMOB’un gün geçtikçe büyüdüğüne de vurgu yapılarak Muhasebeci ve Mali Müşavirlerin meslek sorunlarına da vurgu yapıldı. Bünyesinde 10 bin 271 Serbest Muhasebeci, 83 bin 516 Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve 4 bin 599 Yeminli Mali Müşavir olmak üzere toplam 98 bin 386 meslek mensubu bulunduğu dile getirildi. Tüm bunlarla birlikte yeminli Mali Müşavirlerin toplam içindeki payı yüzde 4.68 düzeyinde olduğu anlatıldı. Seçimlerin demokratik yönetimlerin vazgeçilmez ilkeleri arasında yer aldığı ancak demokrasilerin gene vazgeçilmez başka bir unsuru da çoğunluğun, çok oy alanın, yönetimi biçimlendirmesi olduğu vurgulanan açıklamada şu görüşlere yer verildi. “Bizim meslek yasamız sadece Anayasanın onuncu maddesine aykırı olmakla kalmayıp tam anlamı ile azınlığın çoğunluğu yönetmesi şeklinde demokrasi ile taban tabana zıt bir sonuç doğurmaktadır. Bu nedenle Yasadaki antidemokratik olan bu hükümlerin kaldırılmasını istiyoruz. Ülkemizin 2015 yılı bütçesi 440,9 milyar liradan oluşmakta, bu bütçenin 389,5 milyar lirası vergi gelirleriyle karşılanmaktadır. Bu vergi gelirlerinin toplanmasında özveriyle çalışan meslek mensuplarımızın katkısı büyüktür. Ancak her geçen gün angarya sayılabilecek nitelikte yeni bir uygulama ile karşılaşmaktayız. Biz hizmet verdiğimiz müşterilerimizden peşin tahsilât yapamamamıza rağmen tahsil etmediğimiz katma değer vergisini ödemek zorunda kalmaktayız. Bunun çözümü katma değer vergisinde oranın yüzde 8’e çekilmesi veya tevkifat müessesinin uygulanması yerinde olacağı kanaatindeyiz. Bir diğer sorunumuz; biz aylık olarak müşterilerimizin 5.000 Lirayı geçen alış ve satış faturalarının gelir idaresine periyodik olarak Ba, Bs formları ile bildirmekteyiz. Ancak herhangi bir faturanın elimize geç ulaşması, postada kaybolması veya takdim tehir hatası v.b nedenlerle vermiş olduğumuz bildirimi düzeltip doğrusunu yazmamız halinde, her düzetme için 1.300 Lira özel usulsüzlük cezası ödemek zorunda kalmaktayız. Böylelikle İdareye doğru bilgi aktarmamız cezalandırılmaktadır. Kesilen bu haksız ve adaletsiz olan bu cezanın kaldırılması sadece bizleri değil sayıları iki buçuk milyonu geçen gelir ve kurumlar vergisi mükellefini de rahatlatacaktır. Biz Mali Müşavirler aşırı iş yükünden boğulmuş durumdayız. Her ay her mükellef için onlarca beyanname ve bildirim vermekteyiz. Bu bildirimlerden Bir çoğu Devlet kurumları arasında, birbirlerinden alabilecekleri bilgilerden oluşmaktadır. Örneğin Tuik istatistik formları, istenen bilgilerin tamamı Maliye bakanlığına ve SGK na verilen bildirimlerde mevcuttur. Bu bildirimlerin kaldırılması bizleri gereksiz iş yükünden kurtaracaktır. Ayrıca vermiş olduğumuz beyannamelerden KDV 1, KDV 2, Muhtasar, Damga Vergisi, SGK bildirgesi tek beyanname haline getirilmesi bizim işimizi biraz daha rahatlatacaktır”

    MESLEK MENSUPLARI ÇÖZÜM BEKLİYOR

    Serbest muhasebeci ve mali müşavirlerin yapmış olduğu hizmetin karşılığını müşterilerin anlayamadığını dile getiren Erzurum SMMMO Başkanı Orhan Akgüloğlu, “Çünkü bizi kendilerine Vergi, SSK v.b. ödemeler çıkartan bir müessese olarak görmektedirler. Bu sebepten dolayı müşterimizle devlet arasında kalmaktayız. Bu nedenle bizim ücretlerimizin tahsilatında Yapı Denetim Firmalarında uygulanan sistemin uygulanması veya banka aracılığı ile ödeme şartı getirilmesi mesleğin kıymet ve saygınlığını artıracaktır. Ülkemizdeki en son vergi istatistiklerine göre en çok vergi ödeyen mükellef grupları içerisinde ithalat-ihracatçılar, doktorlar ve eczacılardan sonra dördüncü sırada Mali Müşavirler gelmektedir. 2016 yılında bağımsız denetime tabi olacak şirketler için KGK tarafından yayınlanan kıstasların AB uygulamalarına uyumu sağlanmalıdır. Meslek camiası olarak bizim önerimiz, aktif toplam 12 milyon TL, yıllık net satış hasılatı 24 milyon TL, çalışan sayısı 50 ve üzeri olan şirketler denetime tabi tutulmalıdır. Ayrıca, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanması gereken ‘Anonim Şirketler ile Tarım Satış Kooperatifleri ve Üst Kuruluşlarının Denetlenmesine Dair Yönetmelik’ bir an önce yayınlanmalıdır. Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile diğer kurumlarca son yıllarda istenen bilgi, beyan ve formların sayısı oldukça artmıştır. Devlet bizden ne kadar bilgi ve belge isterse mesleğe talep, güven ve kıymet artacaktır bunun bilincindeyiz. Ancak bu bedelsiz kalmamalı ve artan is yükü külfet olmaktan çıkarılmalı ve mutlaka ekonomik karşılığını bulmalıdır. Vergi incelemelerinde tebligat usul ve esasları da bir kenara bırakılarak telefonla bilgi, belge ve kayıt istenmesinden, vergi inceleme elemanlarının kendilerine sunulan defter ve belgelerle ilgili olarak meslek mensuplarını yardımcı gibi çalıştırmaktan vazgeçmesi gerekmektedir. Meslek mensuplarının mükelleflerin beyanname veya bildirimlerle ilgili ödevlerini yerine getirmekle görevli oldukları unutulmamalıdır. Bu noktadaki önerimiz, Maliye Bakanlığı’nın yakında TBMM’ne gelmesi beklenen vergi kanunları değişikliklerinde bu temel noktaları ele almaları ve böylelikle adına ’vergi hizmetleri bildirimler bürokrasisi’ diyebileceğimiz bu sistemi yenilemeleridir. Son zamanlarda vergi incelemelerinde gerekli özen gösterilmeden, meslek mensuplarına sorumluluk yükleme konusunda oldukça cömert davranılmaktadır. Bu konuda daha hassas davranılmalıdır. İnceleme kriterleri çok net belirlenmelidir. Özellikle meslek mensuplarımızın sorumluluğu meslek yasasında düzenlenmeli ve sorumluluk iyice açıklanan mesleki hata, mesleki suç tanımının üzerine oturtulmalıdır. Dördüncü Dönem Geçici Vergi beyannamesi kaldırılmalıdır. e-Beyanname şifresi yalnızca meslek mensuplarına verilmelidir. Uzlaşma Komisyonlarında Odalarımızın görevlendireceği meslek mensubu bulundurulmalıdır. Damga Vergisi çağdaş bir vergi olmaktan uzaklaşmış olup, meslek mensuplarının sözleşme yaparak çalışmalarını teşvik etmek amacıyla mesleki hizmet sözleşmeleri damga vergisinden istisna edilmelidir. Mesleki faaliyette KDV’yi doğuran olay tahsilâta bağlanmalıdır” diye konuştu.

    Üç gün süren organizasyon’da yapılan gala yemeğinde TRT sanatçıları birbirinden güzel türküler seslendirerek katılımcıları mest etti.

  • Kayseri Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği Ve TOKİ İşbirliği İle 950 Konut

    Kayseri Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (KESOB) tarafından Kayseri’de yapılacak olan 950 konut projesinin imza töreni TOKİ’de yapıldı.

    TOKİ’de düzenlenen im töreninde proje ile konuşan Kayseri Esnaf ve Sanatkatlar Odaları Birliği(KESOB) Başkanı Ahmet Övünç, projeyi TOKİ iş birliği ile gerçekleşeceğini belirterek, ” Kayseri esnaf ve sanatkarlar odaları birliği ile TOKİ arasından 950 konutluk bir protokol imzalayacağız bu vesile ile bu yapmış olduğumuz konutlar kayseri esnaf ve sanatkarı için hayırlara vesile olur. Dünyada mekan ahirette iman , dünyalarına birer tane mekan yapmak için buradayız”ifadesini kullandı.

    KESOB Başkanı Övünç, yapılacak konut tipleri her bütçeye uygun olacağını belirterek şunları söyledi:” 5 tip konut yapacağız 75 metre,85 metre kare 110 metre 124 metre ve 171 metre olarak her bütçeye uygun olarak yaydık . 950 adet konutumuz var yarından itibaren müracaatları almaya başlayacağız . Müracaatlarımızı topladıktan sonra başkanımız ihaleye çıkacaklar ve yaklaşık 2 yıl gibi bir sürede de bitirmek için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz.”

    TOKİ işbirliği ile gerçekleştirilecek projenin 950 konut ile sınırlı kalmayacağını belirten TOKİ Finansman Dairesi Başkanı Ayhan Karaca ise şunları kaydetti:

    “ Esnaf ve sanatkârlarımızla önerdikleri arsa üzerinde yapmış olduğumuz çalışmada 950 konut planladık taleplerimiz zaten hazır çok kısa bir süre sonrada prosedürleri hazırlayıp ihale aşamasına getireceğiz. Yaklaşık 2 yıl içerisinde de konut sahiplerine evlerini teslim edip oturmalarını sağlıyacağız. Bundan sonrada bu 950 ile sınırlı kalmayacak esnaf ve sanatkarımız ne talep getirirse hangi arsayı getirirse toplu konut idaremiz hazır.”

    Yapılan konuşmaların ardından proje için taraflar imzaları attı.