Etiket: Ocakları

  • Osmanlı Ocakları Batman’da 2 Şube Daha Açtı

    Osmanlı Ocakları, Batman’ın Gercüş ilçesi ile Kayapınar beldesinde şube açtı.

    Gercüş ilçesinde yapılan açılış törenine, Osmanlı Ocakları Doğu Anadolu Bölge Başkanı Ramazan Ayhan, Elazığ İl Başkanı Selami Işık ve Batman İl Başkanı Mehmet Zahat Kırtak katıldı. Törende, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Kuran-ı Kerim okundu. Daha sonra konuşan Osmanlı Ocakları Doğu Anadolu Bölge Başkanı Ramazan Ayhan, gençlerin eğitim ve ekonomik bağımsızlığını kazandıktan sonra siyasete atılmaları gerektiğini belirterek, kadınlarında, çocuklarını önce Allah korkusu sonra peygamber ve Kuran sevgisiyle büyütmeleri gerektiğini savundu.

  • Manisa Ülkü Ocakları İran Televizyonunu Kınadı

    Manisa Ülkü Ocakları üyeleri, 6 Kasım tarihinde İran Radyo ve Televizyon Kurumu’na bağlı kanalda yayınlanan bir programda Türklere hakaret edildiği gerekçesiyle bir basın açıklaması yaparak, yaşanan olaya tepki gösterdi.

    Manisalı ülkücüler, Manolya Meydanı’nda bir araya gelerek, İran Radyo ve Televizyon Kurumu’nu kınadı. İran’da faaliyet gösteren bir televizyon kanalında Türklerin aşağılandığını ifade eden Manisa Ülkü Ocakları Başkanı Murat Yörük, “6 Kasım tarihinde İran Radyo ve Televizyon Kurumu’na bağlı ‘Kanal 2’ isimli televizyon kanalında soydaşlarımıza ve medeniyetimize hakaret edilmiştir. Söz konusu programda Güney Azerbaycan Türkü bir çocuğun dişlerini tuvalet fırçasıyla temizlemesi ve bu sebepten etrafına kötü koku yayılmasıyla ilgili bir sahne verilerek, İran Türkleri açıkça aşağılanmıştır. Türk milleti ‘pasaklı, kirli ve bulundukları alanda bütün kökü kokuların kaynağı’ gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Bugün Ortadoğu’da çıkarları peşinde koşarak bir aktör olmaya talip İran’a çağrımızdır. Aynı kökten beslenen bir zenginlik olan mezhepleri çatışma aracı olarak kullanarak Türkmen soydaşlarımızı birbirine kırdırmaya vazgeçin. Suriye’de zulme karşı yürütülen savaşa, mezhep savaşı algısı yükleyerek Türkmenlere yaptığın ve taşeronlarına yaptırdığınız katliamlara son verin. Güney Azerbaycan’da, Güney Horasan’da ve Kaşkay Türklerine karşı yürüttüğünüz asimilasyon ve inkar politikalarını sonlandırın.” diye konuştu.

  • Erzurum Ülkü Ocakları İran Devlet Televizyonunu Protesto Etti

    Erzurum Ülkü Ocakları, İran Televizyonu’nun Türklere yönelik hakaretlerini düzenlediği basın açıklamasıyla protesto etti.

    Yakutiye Kent Meydanı’nda, 6 Kasım tarihinde İran Radyo Televizyon Kurumu’na bağlı “Kanal 2” televizyonunda Türkler’e yönelik hakaret içeren yayını protesto etti. Grup adına açıklama yapan Ülkü Ocakları Erzurum İl Başkanı Av. Bilgin Ertaş, “Büyük Türk Milleti şan ve şerefle dolu köklü bir maziye ve binlerce yıllık geçmişinin birikimiyle oluşturduğu yüksek bir medeniyete sahiptir. 6 Kasım 2015 tarihinde İran Radyo Televizyon Kurumuna bağlı ‘’ Kanal 2 ‘’ isimli televizyon kanalında soydaşlarımıza ve medeniyetimize hakaret etmiştir. Söz konusu programda Güney Azerbaycan Türk’ü bir çocuğun dişlerini tuvalet fırçasıyla temizlemesi ve bu sebepten etrafına kötü koku yayılmasıyla ilgili bir sahneye yer vererek, İran Türkleri açıkça aşağılanmıştır. Bugün Türk Milleti’nin ve Türk Milliyetçileri’nin susmayan ve susturulamayan sesi olan Ülkü Ocakları olarak soydaşlarımızın sesine ses veriyor, haklı davalarında yalnız olmadıklarını haykırıyoruz. Baskı ve zulmün boyutlarından, insan hakları ihlallerinden ulusal ve uluslararası medya kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve Birleşmiş Milletler ile ilgili kuruluşlar haberdar edilerek acilen göreve çağırılması ve faaliyetlere öncülük edilmelidir. Bugün bu alandan yükselen sesler Türk Dünyası’nın cennet mekan Başbuğu Alparslan Türkeş’in bozkurtlarının, Elçibey’in, İsa Yusuf Alptekin’in, Rauf Denktaş’ın, Necdet Koçak’ın, Gaspıralı İsmail Bey’in, Dr.Sadık Ahmet’in bozkurtlarına selamlar ve dualar. Asla mazlum soydaşlarımızı yalnız bırakmayacağız” dedi.

    Basın açıklamasının ardından ülkücü yemini yapan grup olaysız bir şekilde dağıldı.

  • Osmanlı Ocakları Giresun Kurucu İl Başkanı Mustafa Başdaş:

    Osmanlı Ocakları Giresun Kurucu İl Başkanı Mustafa Başdaş, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve ailesine karşı 17-25 Aralık tarihlerinde yapılan hayasızca saldırılara karşı liderimizin arkasında duramadığımız için Cumhurbaşkanımızdan özür dileriz” dedi.

    “Osmanlı Ocakları’ndan inşallah 2023’e kadar binlerce yeni Recep Tayyip Erdoğan’lar yetişecek” diyen Osmanlı Ocakları Giresun Kurucu İl Başkanı ve Bölge Başkan Yardımcısı Mustafa Başdaş, “2053’e kadar Fatih Sultan Mehmet’ler yetişecek. 2071’e kadar yüz binlerce Alparslan’lar yetişecek. Osmanlı’nın torunları yeniden dünya lideri olacak ve yeni Türkiye’yi inşa edecek. Bizim kitabımızda umutsuzluk yok. Bizim inancımızda bezginlik yok. Biz inanıyorsak mutlak galibiz. Biz diyoruz ki ’Allah bize yeter’ kardeşlerim. Büyüyen Türkiye’den korkan dış güçler, onların maşaları paralel yapı ve baronları ile muhalefet el birliği yapıp her seçimde Sayın Cumhurbaşkanımızla uğraştılar ama olmadı, olmayacak” şeklinde konuştu.

    “SAYIN CUMHURBAŞKANIM İTİRAF EDİYORUZ Kİ BİZLER SİZLERE BU SALDIRILAR YAPILIRKEN GÖREVİMİZİ YERİNE GETİREMEDİK”

    “Sayın Cumhurbaşkanımıza her türlü iftirayı attılar ama güçleri yetmedi ve güçleri yetmeyince şer odakları ailesine, çocuklarına dil uzattılar” diyen Başdaş, “Yalan, iftira ve nefret dolu algı operasyonları yapmaya başladılar. Sayın Cumhurbaşkanım itiraf ediyoruz ki bizler sizlere bu saldırılar yapılırken görevimizi yerine getiremedik. Sizin ümmeti ve dava kardeşlerinizi savunduğunuz gibi biz sizi savunamadık. Bu şer odaklarına karşı bir ruh duvarı oluşturmakta eksik kaldık. Borçluyuz size. Bundan sonra arkanızda daha dinamik bir gençlik göreceksiniz” ifadelerini kullandı.

  • Türk Ocakları Perşembe Sohbetleri

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Adıgüzel, Müslümanların, Endülüs’te bütün dünyaya öğrettikleri en önemli hususlardan birinin de çok farklı din ve milliyetlerden insanların aynı çatı altında yaşayabilecekleri bir ortamın hayal olmadığı gerçeği olduğunu ifade etti.

    Eskişehir Türk Ocakları tarafından düzenlenen ‘Perşembe Sohbeti’nin konuğu olan Doç. Dr. Adnan Adıgüzel, “İslam Tarihi ve Medeniyetin’de Endülüs” konusunu ele aldı. Adıgüzel, günümüzde İspanya ve Portekiz devletlerinin bulunduğu İber Yarımadasının Müslümanlar tarafından 8. yüzyıl başlarında fethedildiğini, Vandallar ülkesi anlamına gelen Vandalusya kelimesinin ise Araplar tarafından Endelüs şeklinde telaffuz edildiği belirtti. Müslümanların bu bölgeyi çoğunluğu Berberi kökenli olan askerleriyle 711 yılında Tarık Bin Ziyad komutanlığında bir askeri birlikle fethe başladığını söyleyen Adıgüzel, “Lekke savaşı denilen bir savaş dışında genellikle anlaşma yoluyla fethetmişlerdir. Bir-kaç yıllık bir süre içinde kuzeydeki küçük bir alan hariç yarımada tamamen Müslümanların eline geçmiştir. Müslümanlar buradan İstanbul’a doğru uzanarak bölgeyi Avrupa üzerinden Şam’a bağlamayı tasarlamışlardır. Ancak bu dönemde Emevilerin iç karışıklıklarla boğuşması ve 732 yılındaki Paris yakınlarındaki Puvatya (Balatu’ş-şuhedâ) savaşında yaşanan mağlubiyet Müslümanların ilerleyişini durdurmuştur. Bu tarihten sonra yaklaşık sekiz asırlık bir dönemde Reconquista denilen yeniden fetih hareketiyle Müslümanlar Endülüs’ten tamamen çıkarılmıştır” dedi.

    “ENDÜLÜS ALİMLERİNİN İSİMLERİNİN TOPLANDIĞI ESERLER CİLTLERE SIĞMAYACAK KADAR ÇOKTUR”

    Müslümanların siyasi tarihi açısından Endülüs hakimiyetleri yedi dönem olarak ele alındığını belirten Doç. Dr. Adnan Adıgüzel, “Müslümanlar Endülüs’te hakim oldukları dönemde İslam medeniyetini en iyi şekilde temsil etmeye çalışmışlardır. Ortaya koydukları çeşitli kurumlarıyla, gelenekleriyle, ilim ve sanattaki başarılarıyla bölgeye yeni bir hayat vermişlerdir. Yine bu dönemde Müslümanlar Ortaçağ karanlığındaki Avrupa’yı kitap-bilim, ahlak, adalet, temizlik, hoşgörüyle aydınlatmışlardır. Tarım ve çeşitli sanatların gelişmesinde öncülük etmişlerdir. Bugün Müslümanların bıraktıkları mimari eserlerden çok azı ayaktadır. Bunlardan en bilinenleri; Kurtuba Ulu Camii, Sevilya’da Ulu caminin minaresi olan Melviye/la Giralda ve Altın Kule, Gırnata’da el-Hamra Sarayı ve Zaragusta’da Caferiye Sarayı gibi yapılardır. Ancak bu dönemde yetişmiş ve hâlâ isimleri bilinen dünya çapında çok sayıda alim bulunmaktadır. Endülüs’te bu alimlerin yetişmesini sağlayan her türlü destek ve ortam sağlamıştır. Endülüs alimlerinin isimlerinin toplandığı eserler ciltlere sığmayacak kadar çoktur” diye belirtti.

    “ÇOK FARKLI DİN VE MİLLİYETLERDEN İNSANLARIN AYNI ÇATI ALTINDA YAŞAMASI HAYAL DEĞİL”

    Müslümanların Endülüs’te bütün dünyaya öğrettikleri en önemli hususlardan birinin de çok farklı din ve milliyetlerden insanların aynı çatı altında yaşayabilecekleri bir ortamın hayal olmadığı gerçeği olduğunu ifade eden Adıgüzel, şunları söyledi;

    “Ancak buradaki Müslümanlar sekiz asır kaldıkları topraklarda, yaklaşık yüz yılda, Haçlı seferlerinin bir parçası olarak bölgeden çıkarılmışlar ve son ferdine kadar ölüm, din değiştirme ya da çıkıp gitme gibi seçeneklerle karşı karşıya bırakılıp yok edilmişlerdir.”