Etiket: Obeziteyi

  • Engelli oğlu için obeziteyi diyetle yendi

    Amasya’da yaşayan 153 kilo ağırlığındaki bir anne, engelli oğlunun bakımı için obeziteden kurtulmayı başardı.

    Birisi engelli 4 çocuk annesi olan 48 yaşındaki Nurcan Keten, diyetisyene başvurması sonucu yaptığı diyetle ameliyatsız ve ilaç kullanmadan aşırı kilolarından kurtulup 1,5 yılda 70 kilo verdi.

    Aşırı kiloları nedeniyle zihinsel engelli oğlu Hilmi’nin bakımını yapamadığı için çok üzülen Nurcan Keten, bu duruma son verip yeni bir başlangıç yapmak amacıyla Diyetisyen Gülşah Yıldız Akyılmaz’a başvurdu. Yaşadığı Kayrak köyünden 15 gün arayla 36 kilometre uzaklıktaki kent merkezine gelen 48 yaşındaki Keten’in vücut ağırlığı uygulanan diyet ve yaptığı günlük 1 saatlik yürüyüş sonucu 153 kilodan 83 kiloya kadar düştü.

    Eşinin de bu süreçte kendisine verdiği moral desteği sonrası başarıyla uygulanan diyetin olumlu sonuçlarıyla şimdi ev işlerini tek başına yapmasının yanı sıra haftada bir gün ders alan oğlunun ödevlerini de birlikte gözden geçirmenin mutluluğunu yaşayan Keten, “Kilo vermeye oğlum için başladım. Zihinsel engelli olduğu için kendi işini kendi yapamıyordu. Bir yere gidemiyordu. Sürekli bizim yanında olmamız gerekiyordu. Artık onunla yürüyüp dolaşabiliyorum” dedi.

    Tavsiyelerini aksatmadan yerine getirip köyünden ürettiği ürünlerle diyet uygulayan danışanının durumundan memnuniyet duyan Diyetisyen Gülşah Yıldız Akyılmaz da, “Kendisi bana her geldiğinde öncelikle evinde var olan malzemeleri belirliyoruz. Mevcut malzemelere göre diyet planlaması yapıyoruz. Hangi besinleri, hangi saatte hangi miktarda yemesi gerektiğini konuşuyoruz. 1,5 yıldır 70 kiloyu diyeti ve sporu birlikte götürerek başardık. Spor ve diyet birbirinden ayrılmaz ikilidir. Nurcan hanım da azimle ve sabırla diyetini devam ettiriyor” diye konuştu.

  • Keçe “Köyden şehre göç obeziteyi arttırdı”

    Medicalpark Karadeniz Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Can Keçe, obezitenin çağın hastalığı olduğunu belirterek, “15-18 yaş altı çocuk grubunda şeker hastalığı ile beraber aynı zamanda obezitenin çok yaygın olduğunu görüyoruz” dedi.

    Doğu Karadeniz Bölgesi’ne gelen Arap turistlerin incelendiğinde çok büyük oranda kilo fazlalıklarının olduğunu gördüklerini dile getiren Keçe, “Obezite çağımızın hastalığı. Bu sadece gelişmiş ülkelerin problemi değil, bizim gibi ülkelerinde ciddi problemlerinden bir tanesi. Avrupa’nın, Amerika’nın hastalığı olarak kabul ediliyor ama Avrupa verilerine baktığımızda Türkiye’de her 3 kadından birisi obez. Erkeklerde biraz daha iyiyiz. Obezitenin en yaygın olduğu ülkeler Amerika Birleşik Devleti, Latin Amerika ve Arap ülkeleri. Buraya gelen Arap turistleri incelediğimizde çok büyük oranda kilo fazlalıklarının olduğu gördük. Orada her iki kişiden birisi aşırı kilolu. Aşırı kilolu olmak çağımızın sorunu ama sadece görsel olarak rahatsızlık vermiyor aynı zamanda bir takım hastalıklara da neden oluyor. Özellikle şeker hastalığı, insülin direncini arttırıyor. Vücut şeker üretse bile hedef organlardan kan şekerini düşürücü etkinlikte etki gösteremiyor. Duyarlılığı azalmış ve insülin direnci artmış oluyor” şeklinde konuştu.

    “Yaşam tarzımız çok değişti”

    İşlenmiş hazır gıdaların çok tüketildiğini kaydeden Keçe, “Obezitenin en büyük sebeplerinden bir tanesi yaşam tarzımız çok değişti. Köyden şehirlere göç, u tipi dediğimiz yaşam, günümüzde modern yaşantının verdiği en büyük problemlerden bir tanesi. İşlenmiş hazır gıdaları çok tüketiyoruz. Eskiden mahallelerde oynayan çocuklar varken şimdi bilgisayarların ve televizyonların başından kalkmayan yeni nesil var. İnsan hayatını tehdit eden bir boyuta gelmiş durumda. Genç nüfusta da obezite çok fazla. 15-18 yaş altı çocuk grubunda şeker hastalığı ile beraber aynı zamanda obezitenin çok yaygın olduğunu görüyoruz. Ailelerin çocuklarına örnek olması lazım. Beslenme ve hayat evde başlıyor, çocuk evde öğrendiği her şeyi erişkin çağında kullanmaya başlıyor. Yeterli egzersiz yapmıyoruz bu da beraberinde obezite ve diyabet hastalığını ortaya çıkarıyor” ifadelerini kullandı.

  • Düzenli beslen, obeziteyi yen

    Medical Park İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Baysal Yusuf, çocukların obezite problemiyle karşılaşmaması için önerilerde bulundu. Yusuf, “Çocukların şekerleme, kraker ve hazır gıda tüketimleri sınırlandırılmalı kahvaltı yapmadan okula gidilmemeli” dedi.

    Son yıllarda sıkça görülmeye başlayan obezite, çocuk sağlığını olumsuz etkiliyor. Obezite, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde toplumun genelinde görülen en yaygın beslenme sorunu olarak ortaya çıkıyor. Çocukluk yaşlarda kazanılan beslenme alışkanlığıyla sorun ortadan kalkıyor. Medical Park İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Baysal Yusuf, “Günümüzde obezite sadece yetişkinlik döneminde değil, çocukluk hatta bebeklik döneminde de karşımıza çıkan bir sağlık sorunu haline geldi. Çocukluk çağı dönemin beslenme alışkanlıklarının oluştuğu ve aynı zamanda da büyüme gelişmeni en hızlı olduğu dönemdir. Bu dönemde çocuğun beslenmesinde yalnızca aile değil, okul çevresi, öğretmeni ve çocuğun kendisi de rol oynar. Yetişkinlik çağı alışkanlıklarını temellerinin bu dönemde atılır” diye konuştu.

    “Aile beslenme şeklini etkiliyor”

    “Çocuğun beslenme şekli, ailenin beslenme alışkanlıklarını yansıtır” diyen Diyetisyen Fatma Baysal, şöyle devam etti:

    “Çocuk, aile sofrasında gördüğü besinleri yanlış olarak sınıflamıyor ve bunu pekiştirerek alışkanlık haline getiriyor. Ayrıca çocuğun ideal kilo durumu, ileride karşılaşabileceği hastalıkların da riskini önemli ölçüde etkiliyor. Bu dönemde aldığı kilolar, hücrelerin sayısal artışı şeklinde olacağından dolayı ileri yaşlardaki obezite eğilimini artırıyor.”

    “Besinler dengeli tüketilmeli”

    Fatma Baysal, “Çocuğun ideal kilosu ve büyüme mutlaka belirli aralıklarda takip edilmeli, büyüme eğrisi belirlenmelidir. Kilo fazlalığı veya eksikliği durumunda uzman bir ekiple tedavi edilmelidir. Okul çağındaki çocuğun besin alımı dengeli olmalı ve sağlıklı büyümesi sağlanmalıdır. Aileye bağımlı beslenmeden çocuğun bağımsız olarak kendi kontrolüne alabileceği beslenme davranışına geçişi sağlanmalı, sağlıklı ve sağlıksız besinleri ayır edebilmesi öğretilmelidir” ifadelerini kullandı.

    “Kahvaltı yapmadan okula göndermeyin”

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Baysal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Okul çağındaki çocuklara daha iyi bir beslenme alışkanlığı kazandırmak için eve giren besinlerin mutlaka kontrol altında tutulması gerekmektedir. Çocuk evde gördüğü tükettiği besinleri doğru olarak kabul eder ve onlara alışır. Okul çocuğunun ve aile bireylerinin öğünleri düzenli olmalıdır. Çocuk kahvaltı yapmadan okula gitmemelidir. Kahvaltı yapmayan çocukta dikkat, anımsama, öğrenme yeteneği azalır, başı döner, açlık hisseder ve abur cubura yönelir. Kahvaltı yapma alışkanlığı, çocukluk çağında başlar. Süt ve süt ürünleri dengeli büyüme ve gelişme için ihmal edilmemelidir. Sofrada her gün sebze ve meyve tüketilmesine özen gösterilmelidir. Çocukla beraber spor faaliyetlerine yönelmeleri sağlanmalı.”

    “Dikkat sorunu başlıyor”

    Düzenli beslenmeyen çocuklarda dikkat sorunları yaşanabildiğini anlatan Diyetisyen Fatma Baysal, “Yeterli ve dengeli beslenemeyen çocuk dikkatini toplamakta zorluk çeker, öğrenme yeteneği azalır ve derslere konsantre olamaz. Bu da okul başarısının düşmesine neden olur” diye konuştu.

  • Çocukluk Çağında Alınan Önlemler Yetişkin Yaştaki Obeziteyi Engelliyor

    Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Taşan, çocukluk çağında alınan önlemlerin yetişkin yaştaki obeziteyi engellediğini söyledi.

    Toplumu bilinçlendirme amacıyla her ay farklı bir sağlık sorununa dikkat çeken Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nin bu ayki konusu obezite oldu.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Taşan, çocukluk çağında alınacak önlemlerle yetişkin yaştaki obezitenin engellenebileceğini söyledi.

    Obezite sorununun her yönüyle ele alındığı ‘’Günümüzün Tehlikesi Obezite’’ başlıklı etkinliğe üniversite ve hastane çalışanlarının yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Obezite hakkında katılımcıları bilgilendiren Prof. Dr. Ertuğrul Taşan, ‘’Obezite hem dünyada hem de ülkemizde sıklığı gittikçe artan ciddi bir sağlık sorunu. Bizler de insanları bu tür konularda bilgilendirmek ve eğitimlerine katkıda bulunmak adına böyle toplantılar düzenliyoruz’’ dedi.

    ‘’OBEZİTE YAŞAM SÜRESİNİ KISALTIYOR’’

    Obezitenin neden olduğu olumsuzluklara değinen Prof. Dr. Taşan, ‘’Obezite yaşam süresini kısaltıyor ve halk sağlığını olumsuz şekilde etkiliyor. Tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıklarında riski artırıyor. Kanserlerin artmasında da yine etkili olan bir hastalık. Dolayısıyla obezitenin önlenmesi ve tedavisi ile bu hastalığın sonuçlarının azaltılması veya ortadan kaldırılması son derece önemli’’ diye konuştu.

    OBEZİTENİN ÖNLENMESİNDE EĞİTİMİN ÖNEMİ

    Obezitenin önlenmesinde eğitimin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Taşan, ‘’Eğer ailede genetik olarak obeziteye bir eğilim varsa anne ve babalar, çocuklarının kilo almasını engellemek için gerekli diyet ve egzersiz programlarını mutlaka uygulamalı. Kişi genetik olarak veya mevcut diğer hastalıkları nedeniyle obez olmaya eğilimliyse gerekli önlemleri ve yönlendirmeleri uzmanlar yardımıyla almalı ve bu rahatsızlıktan kurtulma yoluna gitmelidir. Çocukluk çağı obezitesi engellenebilirse yetişkin obezitesi de önemli ölçüde engellenebilir’’ diyerek sözlerini sürdürdü. Kişilerin kilolarını kontrol altında tutmaları için yaşam tarzlarında değişiklik yapmaları ve kilo almaya başladıklarında gerekli önlemleri problem büyümeden almaları gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Taşan, ‘’Eğer kişi kendi başına bu konuda başarılı olamıyorsa hastanemize veya bizim gibi hizmet veren merkezlere gelerek yardım alabilirler’’ ifadelerinde bulundu.

    ‘’KURUMLAR ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ YAPMALI’’

    Her konuda olduğu gibi obezite konusunda da tüm kurumların üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Taşan, ‘’Biz üniversite ve tıp fakültesi olarak konunun bilincindeyiz. Sadece bu toplantı ile değil çeşitli vesilelerle obezitenin tehlikelerini ve bundan kurtulmanın yollarını anlatmaya çalışıyoruz. Bu diğer kurum ve kuruluşlar tarafından da yapılacak olursa toplum genelinde bilinçlendirme mümkün olacaktır’’ diyerek konuşmasını bitirdi.

  • Obeziteyi Hafife Almayın

    Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr.Emin Ersoy, obezitenin görüntüsel sosyal ve psikolojik sonuçlarının yanında organ hasarlarına yol açması nedeni ile de ciddi ve önlem alınması gereken bir hastalık olduğunu söyledi.

    Prof.Dr.Emin Ersoy, son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde Obezite ve Tip II Diyabet görülme sıklığının artmasıyla bu konuda daha bilinçli bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğine işaret ederek, “Gerekli önlemler alınmasına rağmen engellenemeyen obezite vakalarında önce tıbbi sonra cerrahi tedaviler ön plana çıkmaktadır ” dedi.

    Türkiye Endoskopik ve Laparoskopik Cerrahi Derneği Başkanı Prof.Dr.Emin Ersoy, konuya ilişkin yaptığı bilgilendirmede şunları kaydetti :

    “ Obezite ve gelişen tip II diyabet sıklığı dünya genelinde giderek artmakta. Bu hastalıkların tedavilerinde ise farklı yöntemler denenmekte sonuçları görülmektedir. Obezite tedavisinde Vücud kitle endeksine göre tedavi tipleri belirlenmektedir. Bu tedaviler belirlenirken öncelikle koruyucu önlemler söz konusu olmaktadır. Kalorisi yüksek fast food türü yiyecekler, kola ve benzeri kalorili içecekler obezitenin en önemli nedenidir. Bu tarz yiyecek ve içeceklerin tüketiminin önlenmesine ait önlemler ilgili bakanlıkların en önemli görevleri arasında yer almaktadır.”

    Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr.Emin Ersoy, alınan tüm önlemlere karşın engellenemeyen obezite vakalarında ise önce tıbbi sonra cerrahi tedavilerin ön plana çıktığını vurguladı.

    Tıbbi tedavi ile sonuç alınamaması durumunda laparoskopik yöntemlerle yapılan bir çok cerrahi uygulama tanımlandığını ifade eden Prof.Dr.Ersoy, günümüzde mide küçülten tüp mide (sleeve gastrektomi) ve gastrik by pass gibi yöntemlerin ön plana çıktığını bildirdi.

    Türkiye Endoskopik ve Laparoskopik Cerrahi Derneği Başkanı Prof.Dr.Emin Ersoy, konuya ilişkin açıklamasını şöyle sürdürdü :

    “Tedavi yöntemlerinden hangisinin seçileceği hastaya bağlı farklı faktörler ve teknik yapıya göre belirlenmektedir. Günümüze ve ülkemize bakıldığında tüp mide ameliyatları sık olarak uygulanmakta ve eğer deneyimli merkezlerde ve ellerde yapılmışsa başarı oranları oldukçe yüksek görülmektedir. Laparoskopik uygulamalarda merkez ve deneyim önemlidir. Obezite operasyonları riski olmayan operasyonlar değildir. Her operasyonda olduğu gibi bu tür operasyonların da riskleri vardır ve bu riskler ameliyat öncesinde yapılan tetkikler ile belirlenip hasta ile paylaşılmaktadır.”

    Prof.Dr.Emin Ersoy, obezite sıklığının giderek artması ve çözüm arayışlarının yeni bir takım yöntemlerin de ortaya konulup , uygulanmasını sağladığını belirtti.

    Cerrahide hemen her zaman hastaya daha az zarar veren ve daha kolay uygulanabilen yöntem arayışları olduğunu ifade eden Prof. Dr.Ersoy sözlerini şöyle tamamladı :

    “Bunlardan birisi de son bir kaç yıldır sözü edilen ve sonuçları yeterli klinik araştırmalarla belgelenmeyen ve araştırmaların sürdüğü endoskopik olarak mide çıkışından itibaren barsağın 60-70 cm lik kısmına yerleştirilen “Endobariyer” lerdir. Öncelikle obez ve tip II diyabeti olan hastalarda denenmeye başlamıştır. Yapılan bir çalışmada karaciğer abseleri görülmesi üzerine obezite ve diabet tedavisindeki güvenilir sonuçlar için zamana ve ilave çalışmalara gereksinim duyulduğu ve 14 merkezde çalışmaların sürdüğü bildirilmektedir. Görünen odur ki, obezite ve diyabet tedavisinde koruyucu önlemlerin, metabolik cerrahi ve tıbbi tedavilerin önemi devam etmektedir”.