Etiket: ’O

  • 15 Temmuz gazileri “o” geceyi anlattı

    15 Temmuz gazileri, Bursa Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen anma programında darbe gecesi yaşananları anlattı.

    15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında darbeciler tarafından açılan ateş sonucu yaralanan gaziler, Bursa Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından Merinos Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelde yaşadıklarını anlattı. İstanbul’daki çeşitli noktalarda, darbecilere direndikleri ve yaralandıkları anları anlatan gaziler, salondakileri o geceye götürdü. Bursalı gaziler ve yakınlarının yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katıldığı anma programında 15 Temmuz’u anlatan fotoğraflar da sergilendi. Panelin moderatörlüğünü yapan Bursa Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Erkut Öneş, yapılan darbe girişiminin kimse tarafından beklenmediğini ve haince kurgulandığını ifade etti.

    Darbe gecesi İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü önünde açılan ateş sonucu yaralanan İsmet Erdoğan, 15 Temmuz gecesi imani ve milli duygularla sokağa çıktığını dile getirdi. 15 Temmuz gecesi her kesimden insanın birleşerek darbecilere karşı direndiğini söyleyen Erdoğan, “Hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun biz o gün bu milletin birleştiğini gördük. Zor zamanlarda yaşlımız, erkeğimiz, kızımız birleşmeyi biliyoruz” şeklinde konuştu.

    Fransa’da yaşayan ve darbe gecesi İstanbul’da olan Mahfuz Göl ise 15 Temmuz’da darbe haberlerine inanmadığını, ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sokaklara çıkın çağrısından sonra darbe olduğunu idrak ettiğini belirtti. Darbe girişiminin çok büyük bir ihanet olduğunu söyleyen Göl, “Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi ölümüne Saraçhane Parkı’na gittik. Bize orada 5 kurşun nasip oldu. Allah bizi korudu. Bu çok büyük bir ihanetti. Allah ülkemize vatanımıza bir daha böyle bir şey yaşatmasın. Allah Cumhurbaşkanımızı korusun, başımızdan eksik etmesin. Yarın olsa yine aynısını yaparım hiç pişman değilim” dedi

    15 Temmuz gecesi ayağından vurularak gazi olan Mehmet Emin Ertaş ise vatandaşların ve devletin kendilerine sahip çıkmasının gurur verici olduğunu ifade etti

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “O fotoğraf 15 Temmuz’da çekildi”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, torununa Kur’an-ı Kerim öğretirken çekilen fotoğrafının 15 Temmuz gecesine ait olduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı canlı yayında, torununa Kur’an-ı Kerim öğretirken çekilen fotoğrafın sorulması üzerine fotoğrafın arka planını anlattı. Son günlerde sosyal medyada sıkça yer alan fotoğrafın 15 Temmuz gecesi Marmaris’te çekildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Olaylar başlamadan önce çekilmişti” dedi.

  • Spor yaparken saldırıya uğrayan kadın: “O anı hatırlamak istemiyorum”

    Manisa’nın Turgutlu ilçesinde dün evinin yakınlarında spor yaptığı sırada kimliği belirsiz bir erkek tarafından saldırıya uğrayan 4 aylık hamile kadın, saldırının yaşandığı parkta olayı İHA’ya anlattı. Yakınları tarafından evinin önünde karşılanan kadın ve ailesi gözyaşlarına hakim olamadı.

    Turgutlu’da spor yaparken saldırıya uğrayan kadın, olayın yaşandığı yerde gözyaşlarına boğuldu. Konuşmakta zorlanan Ebru Tireli, “O anı hatırlamak bile istemiyorum. Olay tam burada oldu. Dünden bu yana çok arayan oldu ancak ben telefonumu eşime verdim. Kendisi konuştu. Şu an konuşamıyorum” dedi

    “En ağır cezaya çarptırılsın”

    Saldırıya uğrayan Ebru Tireli’nin eşi olayın yaşandığı parkta olanları anlattı. Akın Tireli, “Görüldüğü gibi eşim ayakta durmakta bile zorlanıyor. Şimdi doktordan geldik, bebeğimiz çok şükür iyi durumda ancak eşimin psikolojik durumu çok kötü. Benim tek istediğim bu şahıs bir an önce yakalansın ve en ağır cezaya çarptırılsın. Bu tür olaylar artık bir son bulsun. Dünden bu yana, devlet nezrinde, siyasi anlamda ve emniyet yetkilileri dahil, çok arayan destek olan oldu kendilerine teşekkür ederiz. Ayrıca sosyal medyada bize karşı verilen destekten dolayı herkese teşekkür ederim” dedi.

    Ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Manisa İl Müdürü Murat Konan da aile ile irtibata geçti. Saldırıya uğrayan Ebru Tireli’ye psikososyal destek vereceklerini ifade eden Konan, davaya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının müdahil olacağını belirtti.

  • Ara Güler’den sonra sadece “o” davet edildi

    Fotoğraf sanatçısı Onur Ercoşkun, dünyanın en büyük fotoğraf ajanslarından olan Magnum’dan gelen davetle geçtiğimiz günlerde Fransa Perpignan’a gitti. Türkiye’den yıllar önce sadece Ara Güler’in davet edildiği ajansa Ercoşkun, ikinci kez davet edilen Türk oldu.

    Dünyanın çeşitli ülkelerinde insan ve sosya-politik konular üzerine projeler hazırlayacak olan Ercoşkun, Türkiye’yi çektiği fotoğraflarla dünyada tanıtacak.

    Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği’nin (EFOD) daveti üzerine Edirne’ye gelen fotoğraf sanatçısı Onur Ercoşkun, gazetecilere açıklamalarda bulundu.

    Magnum’dan gelen daveti değerlendiren Ercoşkun, “Bu daveti almak benim için gurur verici oldu. Ara Güler’den sonra Magnum’da ismi yer alacak ikinci Türk fotoğrafçı olmak benim için gurur kaynağı. Sorumluluğu benim için çok büyük. 80 milyonluk bir ülkede temsil etmek benim için mutluluk verici. Ara Güler büyük bir sanatçı. Meşaleyi alıp ileriye götürebilirsem ne mutlu bende birisine devredeceğim” dedi.

    Edirne’nin fotoğraf açısından dokusu ve kokusu olan bir şehir olduğunu belirten Ercoşkun, “Sokaklarında yürümek, caddelerinde dolaşmak, insanlarıyla sohbet etmek, bambaşka yerlere götürüyor. Türkiye’nin en değerli şehirlerinden bir tanesi” dedi.

    Türkiye’yi tanıtmak için 2 projesinin olduğunu kaydeden Ercoşkun, sosyal sorumluluk projesinin de olduğunu, sokak çocukları için bir proje gerçekleştireceğini belirtti.

    Çektiği bir fotoğrafının izinsiz bir şirket tarafından kullanılmasını eleştiren Ercoşkun, “Fikir ve sanat eserleri kanunu olmasına rağmen işletilmiyor maalesef. Türkiye’nin en büyük şirketi benim fotoğrafımı izinsiz kullandı. Ben bir hukuk mücadelesi veriyorum. Hem izinim olmadan hem telif almadan. Şu anda mahkemelik olduk. Kanun işlemeli. Ben ülkemi temsil etmek isterken bir de hukuk mücadelesi veriyorum. Galiba bir şeyler değişecek, güzel olacak” diye konuştu.

  • (Özel haber) Sosyal medyada olay olan Ressam Zeynep Yazıcı ‘o’ videoyu anlattı

    Kansere dikkat çekmek için sosyal medya üzerinden paylaştığı video ile izleyenleri hüzünlendiren Ressam Zeynep Yazıcı, “Her şey bir arkadaşımın bana Kalben’in bir şarkısını göndermesiyle başladı” dedi.

    Meme kanserine yakalanan Ressam Zeynep Yazıcı’nın farkındalık yaratmak amacıyla hazırladığı ve sosyal medya hesabından paylaştığı duygusal video izleyenleri hüzünlendirdi. Müzisyen Kalben’in ‘Saçlar’ isimli şarkısı eşliğinde takma saç ve kirpiklerini çıkaran genç ressamın duygulandıran videosu kısa zamanda geniş kitlelere ulaşarak sosyal medyada gündem oldu.

    Sosyal medyada olay olan videonun mimarı Zeynep Yazıcı, İhlas Haber Ajansı muhabirine videonun hikayesini ve hastalık sürecini anlattı. 6 ay önce meme kanseri olduğunu öğrenen Yazıcı, erken teşhisin önemli olduğuna dikkat çekerek, kendisini elle muayene ederken bir kitleye rastladığını ve bundan şüphelenerek doktora gittiğini anlattı. İlk gittiği doktorun ısrarla kitlenin yağ bezesi olduğunu ve telaş edecek bir şey olmadığını söylediğini belirten Yazıcı, ikna olmadığını ve ikinci bir doktora muayeneye gittiği zaman kitlenin kötü huylu bir tümör olduğunu öğrendiğini kaydetti. Hastalığın teşhisinin konulmasında önemli olan noktalardan birinin doktorun hastaya nasıl yaklaştığı olduğunu ifade eden Yazıcı, “Burada önemli olan iyi bir görüntüleme uzmanı, operasyonu yapacak iyi bir cerrah ve hasta. Üç kişi yolumuza devam ettik. İlk öğrendiğim zaman aslında hiç üzülmedim. Benim görüntüleme uzmanım ‘vücudunda bir isyan çıkmış’ diye başladı konuya ve bana masal gibi anlattı. Onu hayranlıkla dinledim. Verdiğim tepki çok normaldi” diye konuştu.

    Yazıcı, kanser olduğunu öğrendiği zaman çok heyecanlandığını ifade ederek, “Ben sanatçı olduğum için ’acaba kanserin bana geri dönüşümü nasıl olacak, ben neler üretebileceğim, bir kitap mı çıkartacağım, senaryomu yazacağım ya da resimlerim nasıl olacak?’ diye düşündüm. Tek düşündüğüm buydu ve çok heyecanlıydım” şeklinde konuştu.

    “Şarkı ‘Saçlar’dı ve benim peruğum birçok kadının saçlarından oluşmuştu”

    Videoyu çektiği şarkıyı bir arkadaşının önerdiğini anlatan Yazıcı, videonun hikayesini şöyle anlattı:

    “Her şey bir arkadaşımın bana Kalben’in bir şarkısını göndermesiyle başladı. Şarkıyı dinlerken günlük rutin işlerimi yapıyordum. Bunlar dışarıdan gelince makyajımı silmek, peruğumu çıkarmaktı. Şarkı ‘Saçlar’dı ve benim peruğum birçok kadının saçlarından oluşmuştu. Bu şarkıyı kendime o kadar yakın hissettim ki ‘saçlar bu kimin saçlar’ diyordu ve şarkının sözleri devam ettikçe ben aynanın karşısındaydım. Bunu da videoya çektim. Aslında eski Zeynep’ten yeni Zeynep’e dönüşümdü. Çok güzel bir hanımefendiyken sonuç; saçlar ve kirpikler dökülmüş, kemoterapi süreci bitmiş fakat eski halinden eser kalmayan bir hale dönüşmüştü. Bunu da zaten ben adım adım sosyal medyada takipçilerimle paylaşıyordum. Bu videoyu da sosyal medyadan paylaştım. İnanılmaz tepkiler aldı, çığ gibi büyüdü. Video yurtiçinden ve yurtdışından izlendi. Birkaç dakika içerisine aslında ben 6 ayı sığdırmıştım.”

    “Oğlum uzun saçları olan güzel annesinin adım adım farklı bir kadına dönüştüğünü izledi”

    Tedavi sürecinde aile desteğinin önemine dikkat çeken Yazıcı, 10 yaşında bir oğlu olduğunu ve en zor görevin ona düştüğünü söyledi. Oğlunun uzun saçları olan güzel annesinin adım adım farklı bir kadına dönüştüğünü izlediğini dile getiren Yazıcı, “Çok büyük bir olgunlukla karşıladı. Çünkü ben ona sadece fiziksel görünümümün dönüşeceğini aşıladım ve buna hazırlıklıydı. Sevgisini benden hiç esirgemedi. Birde en zor kısım anne ve baba. Bir evlat olarak anne, babaya bu durumu nasıl açıklarsınız? Bunda çok zorlanmıştım ama onlar benim bu durumu atlatacağımı biliyorlardı. Bu yüzden belli etmediler bana. Mutlaka içlerinde büyük fırtınalar kopmuştu. Eşim yurtdışında çalışıyordu ama uzakta olsa da desteğini hiç esirgemedi. Aile çok önemli, yalnız olmamak çok önemli. Ailem, dostlarım hep yanımda oldular” şeklinde konuştu.

    “Bu hastalığın çözülmesindeki en büyük sır insanın kendisinde”

    Yazıcı, kanser hastalarına da önerilerde bulundu. Hastaların yüzlerinden gülümsemeyi eksik etmemeleri gerektiğini söyleyen Yazıcı, “Aslında olay çok basit. Hepimiz uzun bir yolun içindeyiz. Bu yolda yürürken irili ufaklı taşlar karşımıza çıkıyor. Benim yaptığım şey sevdiklerimin elinden tuttum, o taşı da cebime aldım yoluma devam ediyorum. Ne sosyal yaşantımdan, ne psikolojimden, ne sanatımdan hiçbir şeyden fedakarlıkta bulunmadım. Yoluma devam ettim. Bu hastalığın çözülmesindeki en büyük sır insanın kendisinde. Lütfen kendinizi önemseyin. Ben bugün sizlere bu mesajları verebiliyorsam bu tamamen erken teşhisle alakalı. Benim hayatımı erken teşhis kurtardı. Lütfen kendimizi önemseyelim” ifadelerini kullandı.