Etiket: Nurgül’e

  • Karnı guruldayan Nurgül’e biyoenerji uzmanından destek

    Mersin’in Silifke ilçesinde üç yıldır sürekli karnı guruldayan ve bugüne kadar hastalığına çare bulamayan 17 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Nurgül Tuna’ya Türkiye’nin dört bir tarafından yardım eli uzanıyor. Adanalı 7. Kademe Biyoenerji ve Metafizik Tedavi Uzmanı Yusuf Sağlam da Nurgül’ü iyileştirebileceğini iddia ederek, bir seansla enerji aktarımı yöntemini uyguladı.

    Silifke’de yaşayan ve karnının sürekli guruldamasından duyduğu rahatsızlıkla hayata küsen, sıkıntılı günler yaşayan ve giderek içine kapanan liseli Nurgül Tuna, bugüne kadar yaklaşık 20 doktor ve hastane gezerek derdine çare bulmaya çalışmış, ancak doktorlar hastalığına teşhis koyamamıştı. İHA’nın haberiyle tüm Türkiye’nin tanıdığı Nurgül’e yardım etmek için destekler gelmeye devam ediyor.

    Türkiye’nin dört bir tarafından Nurgül’e ulaşarak derdine çare olmaya çalışanlardan biri de 7. Kademe Biyoenerji ve Metafizik Tedavi Uzmanı Yusuf Sağlam oldu. Adanalı Sağlam, telefonla görüştüğü Nurgül ile İHA Mersin bürosunda bir araya gelerek, ilk seansı uyguladı. Nurgül’ün annesi Zeynep Tuna ile babası Yaşar Tuna’nın da katıldığı seansta Sağlam, karın gurultusu dışarıdan da net olarak duyulan genç kıza, ruhsal şifa ya da enerji tıbbı olarak da bilinen bir tür alternatif tıp dalı olan biyoenerji ile enerji aktardı.

    “Dakikalar geçtikçe guruldamaların azaldığını hissettim”

    Yaklaşık 40 dakika süren seansın ardından konuşan Nurgül, seans sonunda karnındaki gurultunun azaldığını söyledi. İlk görüşme sırasında karnının guruldadığını ve yine ses geldiğini ifade eden Nurgül, “Bu enerji verimi başladığı zaman azaldı ve bu azalırken ben vücudumda karıncalanma, ayaklarımda yanma, ellerimde titremeler hissettim. Şu an hala titriyorum. Seans sonunda şu an guruldama yok. Bir ara başka yerlere gittim gibi oldum, kafam burada değildi sanki. Dakikalar geçtikçe guruldamaların azaldığını hissettim” dedi.

    “Yoğun bakımdaki insana bile yardımcı olabiliyoruz”

    7. Kademe Biyoenerji ve Metafizik Tedavi Uzmanı Yusuf Sağlam ise haberi ilk kez televizyonda izlediğinde vakayı anladığını ve yardım etmek için Nurgül’e ulaştığını belirtti. Telefon konuşmasında Nurgül’e ilk sorduğu sorunun, “Psikolojik bir sıkıntı geçirdin mi” olduğunu aktaran Sağlam, genç kızın da ‘evet’ dediğini söyledi. Daha önce farklı rahatsızlıkları olan başka insanlara da biyoenerjiyle yardımcı olduğunu ve Nurgül ile bir araya gelmeye karar verdiklerini anlatan Sağlam, “’Eğer biz yoğun bakımdaki bir insana yardımcı olabiliyorsak sana da yardımcı oluruz’ dedim. Bu bir şifa sonuçta. Genç bir kızımızın bu durumda olması üzücü bir olay” diye konuştu.

    Sağlam, seansta uyguladığı yöntemi de şöyle anlattı: “Rahatsızlık olan bölgeye biyoenerji aktarımı yaptık. Bu enerji aktarımı oradaki rahatsızlığı enerji transferiyle toparlamaya başladı ve şifasını buluyor. Gördüğünüz gibi şu anda bir guruldama yok. İlk geldiğinde karnı oynuyordu ve guruldama vardı.”

    “Biyoenerji birçok insana şifa olabilir”

    Biyoenerjinin, Allah’ın insanlara verdiği çok büyük bir nimet olduğunu vurgulayan Sağlam, “Dünyada çok iyi biyoenerji yapan insanlar var, Türkiye’de de biz de varız. Eğer bu nimeti iyi niyetle kullanırsanız biyoenerji birçok insana şifa olabilir. Biyoenerji öğrenilemez, öğretilemez ve kendi arasında kademe kademedir, gücüne göre ayrılır. Ya doğuştan gelir ya da Cenabı Allah tarafından size verilirse alırsınız bunu, bu bir şifa yöntemidir. Amerika’da, Rusya’da, Çin’de bu tedavi sistemi hastanelerde uygulanmaktadır. Özellikle de ağır vakalarda uygulanmaktadır ve çok iyi sonuçlar alınmaktadır. Biyo hayat demek, enerji yaşam demek. Şu gördüğünüz ellerde aktarılan bir enerji var. Bunu Kirlian Tekniği ile görebiliyorsunuz, çektiğiniz zaman görünüyor. Bunu Ruslar yapmış ve görmüş. Biyoenerji o kadar muhteşem bir şifa yöntemi ki, ister yanınızda olsun ister uzak mesafede olsun şifa yönlendirebilirsiniz” ifadelerini kullandı.

    “Tıbbın çaresiz kaldığı yerlerde biyoenerjiyi devreye sokmak gerekiyor”

    Biyoenerjinin tıbbın çaresiz kaldığı durumlarda devreye sokulması gerektiğini savunan Sağlam, “Tıbbın yeri çok ayrıdır. Tıbbın yapması gereken müdahaleler mutlaka vardır ve olması gerekir. Bizim yaptığımız yöntem daha farklıdır. Tıbbın çaresiz kaldığı yerlerde biyoenerjiyi devreye sokmak gerekiyor. Eğer tıp, ‘artık buna müdahale etmiyorum’ derse, bizim gibi insanları devreye sokmasını isteriz. Ben Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi’nde hocaların gözetiminde tıbbi bir çalışma yapmak istedim, bunu insanlar görsün ve biyoenerjinin varlığını herkes bilsin diye. Çünkü insanlar çaresiz kalabiliyor. İnsanlara bir noktada birinin yardımcı olması gerekiyor. Aslında bütün ortak fayda bu. Biyoenerjiyi gerçekten yapan üstatlar varsa size şifada yardımcı olabilir ve hiçbir hastalık şifasız değildir. Bunun ayet açıklaması vardır. Biyoenerjide şifaya ulaşmak mümkün ama tıbbı da bir tarafa atmamak, ikisini birleştirmek gerekiyor. Modern tıpla birlikte yürümesi muhteşem şeyler oluşturur, çünkü bir ekip çalışması en güzel şeydir. İnsanların sadece içinde iyilik ve güzellik olursa her zaman şifayı bulursunuz” şeklinde konuştu.

    “Seanslara devam edeceğiz”

    Nurgül’e yaptıkları ilk seansta bir sonuç aldıklarını belirten Sağlam, “Allah izin verirse birkaç seans daha yapıp tamamen şifaya ulaştırmak istiyorum. Belki birkaç seans daha bir araya geleceğiz, birkaç seans uzaktan yönlendirme yapacağım. Nurgül’de sonuç aldık, birkaç seans sonra komple keseceğim. İnsandan insana değişiyor, kaç seans sürecek Nurgül ile onu değerlendirip tedavimize devam edeceğiz” dedi.

  • 4 aylık bebek, 5.5 yaşındaki Nurgül’e umut oldu

    Trabzon’da beyin ölümü gerçekleşen 4 aylık Zeynep Tavşan’ın ailesi tarafından bağışlanan organlarından iki böbreği, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi Organ Nakli Merkezindeki operasyonla 5,5 yaşındaki Nurgül Kesgin’e nakledildi.

    Trabzon’da kas erimesi ve solunum yetmezliği nedeniyle beyin ölümü gerçekleşen 4 ay 9 günlük Zeynep Tavşan’ın organları ailesi tarafından bağışlandı. Minik Zeynep’in iki böbreği, askeri uçakla Antalya’ya gönderildi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesine getirilen böbreklerin kimlere nakledileceğinin belirlenmesi için çalışma yapıldı. İncelemeler sonrası iki böbreğin, Afyonkarahisar’da yaşayan ve 2,5 yıldır böbrek yetmezliği çeken 5,5 yaşındaki Nurgül Kesgin’e nakledilmesine karar verildi.

    İbrahim-Fatma Kesgin çifti tarafından hızla hastaneye getirilen küçük Nurgül’e, AÜ Hastanesi Başhekimi ve Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı başkanlığındaki ekip tarafından nakil yapıldı.

    Prof. Dr. Aydınlı, 4 aylık bebeğin iki böbreğinin de 5,5 yaşındaki bir çocuğa nakledilmesinin önemli olduğunu kaydetti.

    “İki böbrek birbirinden ayrılmadı”

    Nurgül’ün işlevini görmeyen iki böbreğinin de alınmadığına vurgu yapan Aydınlı, “Bizim ülkemiz gerçekten yüce yürekli insanlarla dolu. 4 aylık vefat eden bebeğinin organlarını bağışlayan insanlar bu ülkenin en değerli en yüce gönüllü insanları. Kaç yaşında olursa olsun bu insanların ellerinden öpmek istiyorum. Bir ameliyat yaptık basit bir ameliyat değil. 4 aylık bebeğin küçücük damarlarını 4 yaşındaki bir çocuğa naklettik. Organımız çalışıyor. 1 haftalık kritik süreci geçer iyi olur. Ama bence asıl vurgulanması gereken bu organ bağışını yapan insanlar. 2 böbreği birbirinden ayırmadan bir çocuğumuza naklettik. Bu çalışmazdı da yetmezdi de. Bunlar Türkiye’de de dünyada da az yapılan ameliyatlar. Akdeniz Üniversitesi hem Türkiye’de hem de dünyada bir marka. Alt yapımız her ameliyata müsait” dedi.

    “Kimse ayırt edilmiyor”

    Türkiye’de 20 binin üzerinde böbrek, 3 bine yakın karaciğer bekleyen hasta olduğunu kaydeden Aydınlı, “Biz de organ alıcısı durumuna düşebiliriz. Bağışçı durumunda olmayabiliriz. 4 aylık bir çocuğunuz var beyin ölümü oluşuyor ve gelip size diyorlar ki başka çocuklar var sıkıntıda onların hayatını kurtarmak ister misiniz? Sizin çocuğunuzu kurtaramadık ama bu yüce gönüllü insanlar ’evet’ diyorlar. Bu ülkenin hamuru kaliteli ve sağlam. İnsanımız iyi anlatıldığı zaman bir çok şeyi kabulleniyor. Sağlık Bakanlığının inanılmaz güzel işleyen bir sistemi var organ bağışı konusunda. Hiçbir şekilde kimseyi ayırt etmeyecek şekilde hakkaniyetli bir sistem var. İnsanlarımız lütfen güvensinler ve organ bağışına sempatik ve sıcak baksınlar. Bir gün biz ya da yakınlarımız yoğun bakımda organ bağışı bekleyen bir konumda bulabiliriz. Herkes şanslı değil canlı vericisi yok” ifadelerine yer verdi.

    “Bağışçı aileye minnet”

    Anne Fatma Kesgin ise bağışçı 4 aylık bebeğin hayatını kaybetmesinden büyük üzüntü duyduklarını belirterek, bağışçı aileye minnettar olduklarını söyledi.

    Bağışçı aileye sabır dileyen anne Kesgin, “Onlara sabır diliyorum. Dün kızımızın nakil olacağı haberini alınca hastaneye koştuk. Çok mutluyuz. Umarım her şey yolunda gider ve kızımız sağlığına kavuşur” diye konuştu.

    28 Ocak’ta beyin ölümü gerçekleşti

    Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesinde kas erimesi ve solunum yetmezliği nedeniyle tedavi gören Zeynep bebeğin 28 Ocak’ta beyin ölümü gerçekleşmişti. Zeynep Tavşan’ın ailesi, kızlarının karaciğer, kalp ve böbreklerini bağışlama kararı almıştı. Zeynep bebeğin kalbinin nakil için uygun olmadığı, karaciğer ve böbreklerinin nakledilebileceği belirlenmişti. KTÜ Organ Nakli Koordinatörü Ahmet Yıldızlar gözetiminde Trabzon Havalimanına getirilen bebeğin karaciğeri askeri uçakla İstanbul’a, böbrekleri ise Antalya’ya gönderilmişti.