Etiket: Numan

  • Numan Kurtulmuş: “Saldırganlar Hakkında Somut Bilgi Yok”

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Yenişafak ve Yeni Akit gazetelerine yönelik düzenlenen saldırı hakkında yaptığı değerlendirmede, saldırganların kimliği hakkında henüz somut bir bilgisinin olmadığını söyledi.

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Televizyon Yayıncıları Derneği (TVYD) ile düzenlediği toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yenişafak ve Yeni Akit gazetelerine düzenlenen silahlı ve molotof kokteyli saldırıya ilişkin faillerin akıbeti sorulan Kurtulmuş, “Son bilgim kimlik konusunda somut bir bilgi yok. Biz toplantıya girene kadar üstlenen herhangi bir örgüt yoktu” cevabını verdi.

    Saldırıya ilişkin bütün detayların çalışıldığını kaydeden Numan Kurtulmuş, “Biliyorsunuz örgütler eğer kimlik bırakmak istiyorlarsa eylem yapma tarzlarına bazı imzaları olur. O imzalar üzerinden de gerekli emniyet birimlerimiz sonuca ulaşırlar diye ümit ediyoruz. Bağlantılı (Doğu ve Güneydoğudaki olaylarla ilgili) olup olmadığını ile ilgili olarak kesin bir şey söyleyemeyiz” dedi.

  • Numan Kurtulmuş: “Mesele, Sadece Cizre’de Gördüğümüz Çukurdan İbaret Değil”

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin bu bölgede kilit taşı olduğunu belirterek, “İstiyorlar ki bu kilit taşını çekip alsınlar, söksünler ve bu coğrafyayı bir asır sonra bıraktıkları yerden, oyunlarının ikinci perdesinde oynasınlar. Mesele sadece Cizre’de gördüğümüz çukurdan ibaret değildir, mesele sadece Yenişafak ve Yeni Akit’e atılan molotof kokteylden ibaret değildir” dedi.

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Televizyon Yayıncıları Derneği (TVYD) tarafından Conrad Otel’de düzenlenen çalışma toplantısına katıldı. Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, terör örgütlerinin Türkiye düşmanlığında ortak hareket ettiklerini belirterek, “Sözde birbirleriyle taban tabana zıt görünen terör örgütlerinin, Türkiye düşmanlığında, bu ülkeye, bu millete düşmanlığında nasıl aynı safa geçtiklerini görüyoruz. Dolayısıyla bunun karşısında terörle mücadele verirken de, sadece retorik olarak sürdürmek değil, bunu milli bir vicdan meselesi olarak alıp, bu ülkenin bölünmezliğini sağlayacak her türlü çalışmayı da ortak bir şekilde yürütmek mecburiyetindeyiz. Bu anlamda terör ‘ölmek’ ve ‘öldürmek’ üzerinden siyaset yapıyor, biz ise siyaset ise ‘yaşamak’ ve ‘yaşatmak’ üzerinden siyaset üretiyor. Bu anlamda terörün varlığı ile siyasetin varlığı birbirine taban tabana zıt iki olgudur. Biz bu anlamda siyasetin varlığını güçlendirmek mecburiyetindeyiz. Yine biliyoruz ki; bu terör saldırıları ve eş zamanlı olarak Türkiye’nin mülteciler konusunda karşılaşmış olduğu ağır yük, Türkiye’nin uluslararası alanda karşılaşmış olduğu bir takım saldırılar, içerideki saldırılar; bunların hepsinin özeti, büyük resme baktığınız zaman bir asır önce oynanan oyunun ikinci perdesinin sahneye konulmasıdır. Bir asır önce Serpico ile bu bölgeyi cetvellerle çizip, sınırları istedikleri şekilde, hiçbir rasyonalitesi olmadan çizenler, istiyorlar ki; bir asır sonra yeniden bu coğrafyada, başta Türkiye olmak üzere bütün ülkeleri yeniden dizayn etsinler” diye konuştu.

    “MESELE SADECE CİZRE’DE GÖRDÜĞÜMÜZ ÇUKURDAN İBARET DEĞİLDİR”

    “Türkiye Cumhuriyeti devleti, Anadolu ve Trakya topraklarından müteşekkil olan vatan topraklarımız, bu bölgenin kilit taşıdır” diyen Kurtulmuş, “İstiyorlar ki bu kilit taşını çekip alsınlar, söksünler ve bu coğrafyayı bir asır sonra bıraktıkları yerden, oyunlarının ikinci perdesinde oynayarak yeniden dağıtsınlar, yeniden bölsünler, parçalasınlar. Dolayısı ile mesele sadece Cizre’de gördüğümüz çukurdan ibaret değildir, mesele sadece bugün İstanbul’da Yenişafak ve Yeni Akit’e atılan molotof kokteylden ibaret değildir. Mesele çok daha önemli, çok daha kapsamlı, çok daha geniş bir iştir. Yarım kalmış bir hesabın kapatılması çabasıdır. Bu millet nasıl Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda, 1 asır evvel bu hesabın görülmesine nasıl müsaade etmediyse, Allah’ın izniyle şimdi de müsaade etmeyecektir. Bunu söylerken de, en büyük güçlerimizden birisinin de, medyadaki yekvücut halinde ülkeyi savunmak, vatanı savunmak ve bu ülkenin geleceğini savunmak duygusu olduğunu inanıyoruz. Bu konuda sizlerden terörle mücadele konusunda meseleyi sadece günlük olaylar çerçevesinde değerlendirmeyin. Çok daha ötede, Türkiye’nin, bölgenin birliği, dirliği, düzeninin geleceği anlamında görmenizi temenni ediyoruz. Burada her türlü işbirliğine, dayanışma içinde hareket etmeye hazır olduğumuzu ifade ediyoruz. Burada dördüncü kuvvet olarak, demokrasinin, kamuoyunun belirleyen temel unsurlarından birisi olarak sizlere büyük sorumluluk düşüyor” ifadesini kullandı.

    Yeni anayasaya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kurtulmuş, sözlerini şu ifadelerle noktaladı:

    “BU ANAYASA ARTIK TÜRKİYE’YE DAR GELİYOR”

    “Değerli arkadaşlar, yine güncel ikinci sorumluluk ise Türkiye’nin yeni anayasa ihtiyacıdır. Bu salonda bulunanların büyük bir çoğunluğu ile senelerdir yeni bir Anayasanın zorunlu olduğunu hep tartıştık. Bu anayasa yapıldığı günün ertesi günü, kabul edildiğinin ertesi günü ‘bu anayasa değiştirilmelidir’ diye eleştirilere tabi tutulmuş bir anayasadır. Bu anayasa artık Türkiye’ye dar geliyor. Bu deli gömleğinin Türkiye’nin artık atması gerekiyor. Anayasa konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde partiler arasında komisyon çalışmalarına başlandı. Bunun bir fırsat olduğunu, Türkiye’nin birikmiş sorunlarının demokratik yollarla çözülmesi bakımından yeni anayasa çalışmalarının da önümüzde avantaj olduğunu belirtmek isterim. “

  • Numan Kurtulmuş: “YSK’nın Cezalarının Haksız Cezalar Olduğuna İnanıyorum”

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, görsel medya kuruluşlarına verilen cezaları haksız bulduğunu söyledi. Kurtulmuş, “Yüksek Seçim Kurulu (YSK) marifetiyle verilen bu cezaların son derece de haksız cezalar olduğuna inanan biri olarak bunu düzenleyecek çalışmaların süratle yapılmasını temenni ediyorum” dedi.

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, İstanbul’da düzenlenen Televizyon Haberciliği Çalıştayı’na katıldı. SETA Vakfı’nda düzenlenen çalıştaya Türkiye’de faaliyet gösteren televizyon kanallarının sorumlu müdürleri ve yayıncılar katıldı. Çalıştay öncesinde katılımcılara hitap eden Numan Kurtulmuş, “Türkiye’de sadece medyanın değil, resmi kurumların daha iyi hale gelebilmesi, sorunların ortadan kaldırılması ve Türkiye’nin 21. yüzyılın olağanüstü yoğun şartları altında bütün dünya ile baş edebilecek güçlü bir medyaya sahip olabilmesi için özel kuruluşlarımızla da çok yakın mesaide bulunarak bu sorunları çözmek ve Türkiye’yi bu alanda çok daha ileriye götürebilmek bilinci içerisinde hareket ediyoruz. Bunun için çeşitli sorunları meslek kuruluşlarıyla, derneklerle, bu alanda faaliyet gösteren kuruluşlarımızla birlikte çözmenin, daha demokratik ve daha çözüm bulunacağı kanaatindeyim” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ İLE MEDYA TARİHİ ARASINDA BİREBİR İLİŞKİ VARDIR”

    Türkiye’de demokrasi ve medya tarihi arasında birebir ilişki olduğuna değinen Kurtulmuş, “Türkiye’de tek partili dönemin medya anlayışıyla herhalde çok partili medya anlayışı ile var ile yok arasında büyük bir fark vardır. Türkiye’de 1960 döneminin, 12 Eylül döneminin, 12 Mart döneminin, 28 Şubat döneminin medyası ile şimdiki dönemin medyası arasında var ile yok arasında bir fark vardı. Bir zamanlar sadece devlet tekeli içerisinde, devletin resmi ideolojisinin hemde o dar kalıpların dışına çıkılmaksızın ifade edildiği bir medya anlayışı vardı. Onun dışında hiç kimsenin söz söyleyemediği, söz söylemeyi bırakın açık söylemeyi ima yoluyla söz söyleyebildiği dönemlerde derdest edildiği, içeriye atıldığı, dergilerinin, gazetelerinin kapatıldığı, matbaaların kapatıldığı dönemleri Türkiye çok yaşadı. Ya da darbe dönemlerinin hemen arkasından Türkiye’de nasıl siyaset bütünüyle kapatıldıysa, siyaset kapatıldıysa medyaya da ihtiyaç yok diyerek medya kurumlarının üzerine ne kadar ambargo konulduğunu biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de demokrasi ile medya tarihi arasında birebir ilişki vardır. Ve çok şükür Türkiye demokrasisi geliştikçe Türkiye’de medyada da çok seslilik daha ciddi şekilde görülmektedir” dedi.

    “MEDYADAKİ BÜTÜN KURULUŞLARIMIZIN HER TÜRLÜ SÖZÜNÜ DİNLEMEYE HAZIRIZ”

    Kurtulmuş, “Şimdi geldiğimiz noktada bu çok seslilik içerisinde biz medyadan hükümet olarak medyadaki bütün kuruluşlarımızın her türlü sözünü dinlemeye hazırız. Medyanın üzerindeki yasakların kaldırılması için biz üzerimize ne sorumluluk düşüyorsa bunları yerine getirmeye hazırız. Kimin medya ile ne sıkıntısı var ise bunu dile getirmesi lazım. Dolayısıyla iyi bir diyalog içerisinde bu sorunların çözülebileceğini ümit ediyorum” diye konuştu.

    “Bizim medyadan beklediğimiz, medyanın önemli üç sütun üzerinde yükselen bir değer olduğunun bilinmesidir” diyen Kurtulmuş, “Bunlardan bir tanesi fikirlerde çokluk, fikir özgürlüğü, fikir özgürlüğü üzerinden basın özgürlüğü, medya özgürlüğüdür. İşte tam da burada demokrasinin en önemli araçlarından biri olarak sağlam ve değerli bir medyanın varlığını müşahede etmek durumundayız. Değerli bir medya bu anlamda hem kendisi bir değer kazandığı gibi seçimlerden seçimlere olan o süre içerisinde kamuoyunu hem bilgilendirerek hem kamuoyunu açık ve özgün bir şekilde oluşturarak kamuoyunun fikirlerini siyasete yansımasına aracı olacaktır. Böyle olan bir medya milletin beklentilerini, taleplerini siyasete çok rahatlıkla yansıtabilir ve siyaset kendi mekanizmaları içerisinde kamuoyunun her istediğini ciddi bir şekilde değerlendirme fırsatı bulur” ifadesini kullandı.

    “İKİNCİ ANA SÜTUN BASIN AHLAKI DEDİĞİMİZ ŞEYDİR”

    Kurtulmuş, “Medyanın üzerinde yükseleceği ikinci ana sütun basın ahlakı dediğimiz şeydir. Kişisel onurları korumak, insan haysiyetine, insan şerefine hürmetkar olmak. Bunun en temel şeyi yalan yanlış şeyler yazmamak, söylememek. Dolayısıyla medyadan beklediğimiz en temel özelliklerden birisi insan onuru ekseninde bir yayıncılığın yapılmasıdır. Eleştireceğiz tamam eyvallah, bazı şeyler söyleyeceğiz, yön vereceğiz eyvallah ama hiçbir zaman insanların onurlarıyla oynamak, insanların onurları üzerinden kendilerine medya alanı açarak bunun üzerinden toplumsal bir duyarlılık oluşturmak asla basının özgürlüğü ile bağdaşmaz. Ve asla da basının ahlaklı bir şekilde hareket ettiğini göstermez” dedi.

    “ÜÇÜNCÜ TEMEL HUSUS İSE MUTLAKA MİLLİ, MANEVİ VE YEREL DEĞERLERE SAHİP ÇIKMASIDIR”

    Numan Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Medyanın üzerinde yükseleceği üçüncü temel husus ise mutlaka milli, manevi ve yerel değerlere sahip çıkmasıdır. Bu ülkenin kültürüne, bu ülkenin değerlerine, birikimlerine sahip çıkmakla mümkündür. Yerli olmayan, milli olmayan bu ülkenin sesi olmadan Anadolu-Trakya topraklarının ve yakın coğrafyamızın hissiyatına ortak olmayan medya kuruluşları suyun üstünde zeytin yağı gibi dururlar. Dolayısıyla bu bütün medyamızın ortak amacıdır. Her medya kuruluşu farklı bir görüşe sahip olabilir ama bu ülkenin ortak değerlerini hepimizin korumak ve hepimizin bu değerleri çoğaltmak gibi bir sorumluluğumuzun da medyanın üzerindeki sorumluluklarından birisi olduğunun altını çizmek isterim. Bu üç ayak bizim medyadan beklentimizdir. Tam manasıyla bir basın özgürlüğü üzerinde oturan içselleştirilmiş bir basın ahlakını ve bununla birlikte bu ülkenin milli, yerli kültürünü geliştiren, bunları sonraki nesillere aktaran bir yayıncılık anlayışıdır.”

    “YSK’NIN CEZALARININ SON DERECE DE HAKSIZ CEZALAR OLDUĞUNA İNANIYORUM”

    YSK tarafından kesilen cezaları doğru bulmadığını ifade eden Numan Kurtulmuş, “Çok güncel olan meselelerden birisi de yasaklar. Özellikle görsel medyadaki yasaklar. Basın özgürlüğünden bahsediyoruz. Maalesef hala o tek kamu yayıncılığının olduğu dönemlere ilişkin yasayla televizyonlara diyoruz ki; sen partiler arasında herhangi bir basın kuruluşunun yani bunu yazılı basından istemediğimize göre görsel medyadan niye istiyoruz. Bunun gözden geçirilmesi ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) marifetiyle verilen bu cezaların son derece de haksız cezalar olduğuna inanan biri olarak bunu düzenleyecek çalışmaların süratle yapılmasını temenni ediyorum. Bu meseleyi toplumla paylaşacak, bu meseleyi önce meslektaşlarınız arasında paylaşacak ve toplumla eş zamanlı olarak paylaşacak olan sizlersiniz. Medya kuruluşlarımızdan bize gelen talepler nihayetinde biz siyaseti şekillendireceğiz. Siyaset üzerine düşeni yapacak ama bu ve benzeri çalışmalarla bu yasaklarla ilgili bir duyarlılık oluşturması ve Türkiye’de herkes her dilediğini söyleyebiliyor ise bu anlamda da herkesin bu bahsettiğim üç temel prensip dahilinde basın özgürlüğü çerçevesinde hareket etmesinin imkanlı hale getirilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

  • Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş Kızılcahamam’da Ziyaretlerde Bulundu

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde, ziyaretlerde bulundu.

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Kızılcahamam Kaymakamı Mehmet Yıldız ve Kızılcahamam Belediye Başkanı Muhittin Güney ile birlikte, Çamlıdere Şeyh Ali Semerkandi Türbesi’ni ziyaret etti. Çamlıdere ziyaretinin ardından Kızılcahamam’a gelen Kurtulmuş, Belediye Başkanı Muhittin Güney’i makamında ziyaret etti. Güney, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş’a belediye çalışmaları hakkında bilgi verdi.

    Kurtulmuş, Soğuksu Milli Parkı Melih Gökçek Parkı’nda gazetecilerle sohbet ettikten sonra, Kızılcahamam Belediyesi 100. yıl Nuray Yeşil müzesini gezdi. İlim Yayma Cemiyeti Kızılcahamam Şubesi’ni de ziyaret eden Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, “İmam hatip liselerinin olmadığı o dönemlerde benim rahmetli babam şuan çatısı altında bulunduğumuz İlim Yayma Cemiyeti’nin kuruluşunda ve sonraki dönemlerde çok emek vermiş kişilerden bir tanesidir” diye konuştu.

    “Ş rahatlıkla söyleyebilirim ki, İlim Yayma Cemiyeti bizim altıncı kardeşimizdi” diyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

    “hatta hepimizden daha değerli bir kardeşti babamızın gözünde ve bize şöyle söylerdi; ’Bak evladım, bu imam hatip lisesinde okuyanların içerisinden hakimler çıkacak, avukatlar çıkacak, öğretim görevlileri çıkacak, valiler çıkacak, kaymakamlar çıkacak, bakanlar çıkacak, başbakanlar çıkacak’ derdi. O zaman imam hatip lisesi mezunlarının bırakın bu makamlara gelmesi, herhangi bir üniversiteye dahi gitmesi mümkün değildi. Allah’a çok şükür o ihlaslı ve gayretli çalışmalar ile memleketin dört bir tarafından zeki, vatansever, ahlaklı, imanlı Anadolu çocuklarının okuduğu bir okul oldu. Ondan sonra çok sayıda insan vali oldu, kaymakam oldu, milletvekili oldu, bakan oldu, başbakan oldu, cumhurbaşkanı oldu. Allah’a çok şükür, bundan sonra da olacak. Şu salonun içerisinden son derece kıymetli, Türkiye’ye yön verecek kızlarımızdan, erkeklerimizden birçok insan çıkacak, biz görmesek bile sizler göreceksiniz.” (UD-

  • Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş Bilecik’te Şeyh Edebali Türbesini Ziyaret Etti

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ziyaret ettiği Bilecik’teki Şeyh Edebali türbesinde, ” Osmanlı’nın kurulduğu, bir cihan imparatorluğunun kuruluşunun ayak izleri var burada” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, düzenlenecek AK Parti ’İstişare ve Değerlendirme’ toplantısı katılmak üzere Sakarya’dan Afyonkarahisar’a geçerken, Bilecik’e uğrayarak Şeyh Edebali Türbesinde dua etti.

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’u Şeyh Edebali Türbesi girişinde Vali Yardımcısı Mustafa Güney, AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir, Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı, Bilecik İl Genel Meclis Başkan Serkan Yıldırım, AK Parti İl Başkanı Kadir Bayrak, Bilecik İl Emniyet Müdürü Ali Ekber Bektaş, Ak Parti İl Gençlik Kolları Başkanı Servet Yılmaz ve partililer karşıladı.

    Şeyh Edebali Türbesi ziyaret ederek, türbe başında ezbere Yasin-i Şerif okuyan Kurtulmuş, türbe çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir iki sorunu türbe yolu boyunca Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı ile AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir ile konuştuğunu belirten Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, “İnşallah biz de üzerimize düşeni yaparız. Bilecik’in ayrı bir havası var. Şey Edebali Osmanlı’nın kuruluşunda büyük rol sahibi, bir cihan imparatorluğunun kuruluşunun ayak izleri var burada. Bizimde buraya üzerimize hizmet etmek gibi bir görev düşerse ne mutlu, bizde üzerimize düşeni yapmaya gayret ederiz. Elimizden gelen bütün desteği veririz, merak etmeyin” dedi.

    TÜRBE KARŞISINDA AKAN KANALİZASYON İÇİN HAREKETE GEÇİLDİ

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, 63’üncü hükümet döneminden AFAD’dan sorumluyken Bilecik milletvekilinin kanalizasyon şelalesi hakkında bilgiler verdiğini anlatarak, “Geçtiğimiz dönem 63’üncü hükümet zamanında oradan belli bir destek verdik. İnşallah onun Maliye Bakanlığı’nda son kısmı kalmış. Pazartesi Bakanlar Kurulu’nda da sayın Maliye Bakanımızla bu konuyu görüşeceğim. İnşallah çok kısa bir süre içerisinde o ödenekte buraya tahsis edilmiş olur” dedi.

    Bilecik Belediye Başkanı Yağcı ise, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a Bilecik’i Kurtuluş savaşında sonra 3 defa yakılıp yıkıldığı anlatarak, “Bundan dolayı çok tarihi ve mimari şeyler kalmamış. İnşallah yeni şehir merkezi yaparak kentsel dönüşümü güzelce tamamlarız. Şehir merkezini taşıdıktan sonra buraları tarihe uygun bir şekilde değiştirebiliriz. Şehir merkezini de Bursa güzergâhına taşımayı düşünüyoruz. Şuana kadar 10 senede anca dengeleri kurabildik. İnşallah bundan sonra yenileşme ve daha ileriye sizin de desteklerinizle birlikte gidebiliriz” ifadelerine yer verdi.

    Bunun üzerine Kurtulmuş, Bilecik’in tarihi dokusu bakımından önemli bir şehir olduğunu söyleyerek, “Benim amcam Osmaneli’nde ilk savcı olduğunda biz Osmaneli ile Bilecik hikayelerini amcamdan dinlerdik. Kentsel dönüşümü de inşallah iyi bir şekilde birlikte tamamlarız” dedi.

    Konuşmanın ardından Bilecik Belediyesinde görevli Umut Özdemir, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a tarihi Orhangazi Camii hakkında bilgi verdi. Kurtulmuş, tarihi camide akşam namazını kıldıktan sonra Bilecik’ten ayrılarak Afyon’a hareket etti.