Etiket: Numan

  • Numan Kurtulmuş: “Millet Aklıyla Devlet Aklı Bir Olmaya Başladı”

    İnsan ve Medeniyet Hareketi tarafından düzenlenen ‘Toplumsal Değişim Sempozyumu’na katılan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Çok şükür artık ülkemizde millet aklıyla devlet aklı bir olmaya başladı” dedi.

    Toplumsal değişimin kapsamlı bir şekilde ele alınması çalışmalarına bir katkı sağlamak üzere İnsan ve Medeniyet Hareketi tarafından düzenlenen ‘Toplumsal Değişim Sempozyumu’na’ Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş katıldı. Sempozyuma Kurtulmuş’un yanı sıra İstanbul Valisi Vasip Şahin, Eyüp Belediye Başkanı Remzi Aydın ile davetliler katıldı.

    “HİÇBİR MEDENİYET BAŞKA MEDENİYETLERİN GÖVDESİ ÜZERİNDE YÜKSELMEZ”

    Sempozyumda konuşan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Üsküp’te Müslümanların, gayrimüslimlerin bütün farklı mezhep meşrepleriyle yaşadıkları o topraklarda bu gün bile günlük lisanda Türkçe olarak kullanılan ‘Komşu Kapıcık’ diye bir tabir vardır. O topraklarda yaşayan farklı mezheplerde ki insanlar birbirlerinin bahçeye koydukları küçük kapıcıkları tıklatarak içeriye giriyorlar. Farklı inançlara sahipler ama aynı coğrafyayı paylaşıyor olmanın birbirlerine emniyet içerisinde kapılarını açabiliyor olmanın iyi niyetini gösteriyorlar. Değerli kardeşlerim, bu büyük medeniyet uzunca bir süredir başka medeniyetlerin kültürel istilası altındır. Zorla zoraki bir modernleşmeyle değerlerimizin uzaklaştırılmaya çalışıldığı, bunların değiştirilerek başka bir medeniyet değerleriyle bu ülkenin yeniden büyük bir ülke haline geleceğine inanan görüşler ortaya koyuldu. Görüldü ki her ağaç kendi gölgesi üzerinde yükselir. Hiçbir milletin, hiçbir medeniyetin başkasının gövdesi üzerinde yükselmesi mümkün değildir. Bunu söylerken asla şunu kastetmiyorum. Medeniyetler birbirleriyle etkileşim içerisinde değildir demiyorum. Tam tersine bizde tarih boyunca başka medeniyetlerin etkileşimi altındayız. Bizim büyük medeniyetimizin çıkış dönemlerinde de başka medeniyetler bizim etkimiz altında kaldılar. Tabi ki başka medeniyetin etkilerini göreceğiz, ama hiçbir medeniyet başka medeniyetlerin gövdesi üzerinde yükselmez” dedi.

    “DÜNYADA YENİ BİR MEDENİYET İHTİYAÇ VAR”

    Dünyanın yeni bir medeniyete ve değerlere ihtiyacının olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Uzunca bir süre devam eden büyük bir dağınıklıktan sonra, İslam toplumlarının içe kapanması süreci ve İslam medeniyetinin hız kesme ve geriye gitme sürecini bu tarihsel süreç içerisinde görebilirsiniz. Şimdi dünyada yeni bir sese ihtiyaç var. Dünyada yeni bir medeniyete ihtiyaç var. Yeniden adaleti, yeniden hakkaniyeti yeniden insanlığı, insafı, barışı kendi temel paradigmasının vazgeçilmez unsurları olarak gören ve bunların üzerinde dünyayı yeniden tanımlayan, irfan medeniyetinin bizlere öğretmiş olduğu bu birikimleri dünyanın postmodern diliyle yeniden insanlığa takdim eden bir anlayışa ihtiyacımız var. Bu çerçevede ben günümüzde yaşadığımız bu karmaşanın aksine ümidi olanlardanım. Birinci koşumuz, Hz. Resul ve sonrasında ki Raşid halifeler dönemiydi. İkinci koşumuz, Osmanlı ve Selçuklu’nun yaşadığı süreci anlatır. Üçüncü büyük koşuda inşallah Türkiye’nin merkezinden dünyaya yayılacak olan yeni bir medeniye hamlesidir, yeni bir çıkıştır, yeni bir güçlü yürüyüştür” diye konuştu.

    “BİRİLERİ BİZİM YENİDEN SÖZ SÖYLEME BECERİSİ ELDE ETMESİNİ İSTEMİYOR”

    Türkiye olarak büyük bir geleneğe sahibiz diyen Kurtulmuş, “Az önce konuşma yapan Mahmut Hoca çok güzel bir örnekle başladı. Dedi ki; ‘Kartallar uçarak gider, yılanlar sürünerek’ evet biz bu memlekette çok süründük doğru, İslam coğrafyasında çok süründük, birileri hala istiyor ki sürünelim. Birileri hala günlük işlerde oynaşta olmamızı istiyor. Birileri hala bu büyük medeniyetin, hele de dünyanın irfandan yoksun olduğu bir zamanda yeniden söz söyleme becerisi elde etmesin istiyor. Onun için İslam dünyasının üzerinde birçok anlamda oyunların oynandığını biliyorsunuz. Biz başkaları bizim üzerimizde şunları yapıyorlar diyecek ağlama makamı değiliz. Başkaları ne yaparsa yapsın, bize hem tarih, hem millet hem de öte dünyada Allah soracak ki siz ne yapıyordunuz. Bizim geçmiş dönemlere kıyasladığımız zaman daha büyük imkânlarımız var” şeklinde konuştu.

    “BU TOPRAKLARDA MİLLET AKLIYLA DEVLET AKLI BÜTÜNLEŞMEYE BAŞLADI”

    Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, “Çok şükür artık bu topraklarda millet aklıyla devlet aklı bütünleşmeye başladı. Henüz tam manasıyla bütünleşti demiyorum, bütünleşmeye başladı. Devletin inşallah milletin derununda olan bu geleneklerin parıltılarıyla mücehhez hale gelmesi zaman içerisinde inşallah gerçekleşiyor. Okullarımız, imkanlarımız, dünya ile mücadele edebilecek teknik kapasitemiz bunlar her gün gelişiyor. Çocuklarımızın, gençlerimizin ufukları her gün gelişiyor. İşte bütün bunları büyük medeniyetimiz potasında eritecek ve inşallah yeniden 21. Yüzyılın dünyasında en güçlü sözü en güçle eylemi ortaya koyacağız” ifadelerini kullandı.

  • Memur-sen Bursa İl Temsilcisi Numan Şeker:

    Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü sendika binasında kutladı. İlk ve ortaokul öğrencilerinin Doğu ve Güneydoğu’da şehit olan polis ve askerler için yazdıkları mektuplar ise postaya verildi.

    Dünya Kadınlar Günü, Anneler Günü, Sevgililer Günü gibi bütün bireylerin bir günü indirgenerek kutlanmasını sendika olarak değerler noktasında kabul etmediklerini hatırlatan Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 Nolu Şube Başkanı Numan Şeker, “Türkiye’de ve dünyada kadının şiddete uğradığı, darp edildiği, tacize uğradığı, eşi tarafından öldürüldüğü, dövüldüğü bir dünyada kadınlarımızın haklarının ne kadar savunduğumuzu ne kadar yerine getirdiğimizi de zaten pratikte de görüyoruz. 8 Mart’ta dünyada kadınları hatırlayacaksınız. 9 Mart’ta 10 Mart’ta ne olacak? Kadınları hatırlamayacak mısınız” dedi.

    Dünyada hangi alanda bir başarı isteniyorsa o başarının arkasında değil, yanında bir kadın olduğunun altını çizen Başkan Numan Şeker, “Nerede başarılı bir başbakan ya da cumhurbaşkanı varsa yanında bir eşi vardır. Toplumun gerçek mimarı da kadınlardır. Dolayısıyla biz Türkiye’nin en büyük sendikası Memur-Sen olarak kadınların sadece bir gün değil, her gün hatırlanması ve ellerinin öpülmesi gerektiğini savunuyoruz. Çünkü her zaman kadınları cennetin ayakları altına serildiği bir anlayış içerisindeyiz. Şiddete maruz kalmadığı, haklarının sonuna kadar verildiği günleri görmek dileğiyle kadınlar gününü 365 gün olarak hatırlayacağız” diye konuştu.

    Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği olarak Doğu ve Güneydoğu’da şehit olan asker ve polislerin eşleri ve anneleri için 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Bursa’daki ilk ve ortaokul öğrencilerinden mektup yazmalarını istediklerini ifade eden Başkan Numan Şeker, Çocuklarımızın içlerinden gelerek saf duygularla yazdıkları mektupları da inşallah bu vesile ile Bursa’mızın simgesi olan kestane şekerleri ile birlikte operasyonların yapıldığı ilçe emniyet müdürlerine ve garnizon komutanlıklarına yollayacağız” dedi.

    Kadının hiçbir ideolojinin aracı ve oyuncağı olmadığını belirten Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği Kadın Kolları Başkanı Neriman Tok Çokgezer ise, “Kapitalizm, kurnazca sürdürdüğü algı operasyonlarıyla iliklerine kadar sömürüye ve pazarlamaya elverişli hale getirdiği kadını ‘özgürlük’ yalanıyla aldatmayı sürdürebilmektedir. Son tahlilde kadına cinsel bir obje olmanın ötesinde anlam yükleyemeyenler, ona tarihinde en aşağılık muameleyi reva görmüşlerdir. Kadının maddi-manevi tüm varlığı, sömürü, istismar, yağma, talan ve kazanç alanına dönüştürülerek hiçleştirilmiş, aşağılanmıştır. Bizim değer dünyamızda kadın hiçbir ideolojinin ne aracı ne oyuncağıdır. Kadın yaşamın ana öğesi, kurucu ve koruyucu unsuru, bir bütünün diğer yarısı olarak bütünlüğün tamamlayıcısıdır” dedi.

  • Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş:

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin terör nedeniyle 1.5 trilyon dolarının çalındığını belirterek, “Türkiye’nin 1.5 trilyon doları terör nedeniyle çalınmamış olsaydı Türkiye bugün 25 yıl öndeydi” dedi.

    TBMM’de devam eden 2016 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı görüşmelerinde hükümet adına konuşan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Terörle mücadele hiçbirimizin şahsi meselesi değildir. Dün başka bir terör örgütü vardı, işi bittiği zaman çöp tenekesine attılar. Bugün karşımızda PKK, IŞİD, DHKP-C gibi terör örgütleri var, ömrümüz olursa göreceğiz, bu salonda bulunanlar o örgütlerin hiçbirinin ismini hatırlamayacaklar, ASALA örgütünün ismini hatırlamadıkları gibi” dedi.

    “BUNDAN SONRA AKLIMIZI BAŞIMIZA ALMAMIZ LAZIM”

    Türkiye’nin terörle mücadeleye 1.5 trilyon dolar harcadığını kaydeden Kurtulmuş, “Bu terörle mücadele hiç birimizin babasının meselesi değil, bu coğrafyanın beka meselesidir, bu sütundaki kilit taşını söktürüp attırmama meselesidir. 35 yılın Türkiye’ye maliyeti 1.5 trilyon dolar. Türkiye’de 40 binin üzerinde insan öldü, çok ağır bir bedel, 7 bin güvenlik görevlimiz şehit oldu. Türkiye’nin 1.5 trilyon doları terör nedeniyle çalınmamış olsaydı Türkiye bugün 25 yıl öndeydi. Bundan sonra aklımızı başımıza almamız lazım. İstiyorlar ki Türkiye Suriye, Irak olsun. Siyasetin yönetilemez bir ülke haline gelmesini istiyorlar. Bizde diyoruz ki Türkiye bu dönemi geride bırakacak” diye konuştu.

    “GÜVENLİK BİRİMLERİ ELLERİNDEN GELEN TİTİZLİKLE ÇALIŞIYOR”

    Terör örgütlerinin Türkiye’de yaptıkları kitlesel eylemlerin neden daha önceden belirlenemediği ve yakalanamadıkları yönündeki eleştirilere cevap veren Kurtulmuş, “31 Aralık’tan bu yana istihbarat örgütlerinin yakalamış olduğu ve büyük felaketlerden ülkemizi kurtarmış olduğu canlı bomba eylemleri; 31 Aralık Ankara’da DAEŞ’e ait canlı bomba timi yakalandı. 10 Ocak’ta Van’da patlayıcı yüklü PKK aracı, 10 Ocak’ta Gaziantep’te DAEŞ’in canlı bombaları, 17 Ocak’ta Antalya’da PKK’nın patlayıcıları, 24 Ocak’ta Antalya’da PKK’nın patlayıcıları, 29 Ocak’ta İstanbul’da bombalı araç, 29 Ocak’ta PKK’nın Diyarbakır’da patlayıcıları, 2 Şubat’ta Sakıp Sabancı suikastının failleri DHKP-C militanları Aydın Söke’de yeni bir faili meçhul cinayet öncesinde yakalandılar. 10 Şubat’ta Şırnak’ta PKK’nın patlayıcısı, 13 Şubat’ta Mardin’de patlayıcı, 16 Şubat’ta Mardin’de bombalı araç, 17 Şubat’ta Muğla’da patlayıcı, 18 Şubat’ta Diyarbakır’da bombalı araç, 22 Şubat’ta Şanlıurfa’da patlayıcı, 25 Şubat’ta Ankara’da patlayıcı ve 25 Şubat’ta İstanbul’da bombalı bir araç yakalandı. Ellerinden gelen bütün titizlikle güvenlik birimleri çalışıyor. Maalesef karşınızdaki her türlü alandan girebilecek, her türlü tedbiri aşabilme imkanına da sahip olabiliyor aynen Paris’te, Londra’da, New York’ta olduğu gibi” şeklinde konuştu.

    “BİZ HÜKÜMET OLARAK TÜRKSAT’A TALİMAT VERME NOKTASINDA DEĞİLİZ”

    İMC TV’nin kapatılması ile ilgili RTÜK’ün hiçbir dahli olmadığını kaydeden Kurtulmuş, “RTÜK Türksat’a ait olan konumun değiştirilmesini emredecek bir yasal konuma sahip değildir. Cumhuriyet savcısının tavsiye mahiyetindeki yazısı üzerine Türksat İMC TV’yi dışarıya çıkartmıştır. Türksat resmi sözleşmesine göre bunu yapmıştır. Biz hükümet olarak Türksat’a talimat verme noktasında değiliz, RTÜK’e talimat verme noktasında değiliz” ifadelerini kullandı.

    “SAMİMİYSEK HODRİ MEYDAN”

    “Yeni anayasayı yapmak sadece bir fantezi değildir. Burada bulunan partilerin seçmenlerine vermiş olduğu sözlerin gereğidir” açıklamasında bulunan Kurtulmuş, kendilerinin anayasa üzerinden sadece başkanlık tartışmasını gündeme getirmediklerini kaydetti. Kurtulmuş, “Anayasanın özgürlükçü, sivil, demokratik ve katılımcı olmasında bu dört partinin farkı yoktur diye düşünüyorum. Kim önyargısız olarak bu sürece katkısı olursa millet ona müteşekkir olacaktır. Biz anayasa derken yanlış anlatılmaya çalışıldığı gibi sadece başkanlık üzerinden bir tartışmayı gündeme getirmiyoruz. Ne yaparsak yapalım, eğer bu parlamento yeni bir anayasa yapmazsa topluma vaat ettikleri çerçevesinde çok bir şey yapmış olmayacaktır. Bu millet 12 Eylül anayasasına razı göstermeyecek. Samimiysek hodri meydan. Millet 1 Kasım seçim meydanlarında kararını verdi, AK Parti’nin 317 milletvekili ile birlikte sizleri de parlamentoya gönderdi. Hepimiz millete karşı sorumluyuz. 12 Eylül anayasasını söküp atacak güce sahibiz” dedi.

  • 16 Ocak’ın Resmi Takvim’e Girmesi İçin Numan Kurtulmuş’a Dosya

    Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti, 16 Ocak Basın Onur Günü’nün resmi takvime girmesi için Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’a dosya sundu.

    Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Çetin Gürol, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’a 16 Ocak Basın Onur Günü’nün takvime girmesi ve ülke genelinde kutlanması için dosya verdi. Kurtulmuş, Basın Onur Günü’nün Türkiye genelinde 16 Ocak 2017’den itibaren kutlanması için gerekeni yapacağı müjdesini verdi.

    Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatında ilk ve tek basın toplantısı olan 16 Ocak 1923 tarihindeki basın toplantısını Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti uzun yıllardır Basın Onur Günü olarak kutluyor. Bu kapsamda ülke genelinde Basın Onur Günü olarak kutlanması konusunda geçtiğimiz ay Basından Sorumlu Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ile Ordu’da gerçekleştirilen toplantıda sözlü olarak talebini iletti. Kocaeli’de sivil toplum örgütü, muhtarlar ve sendikaların başkanlarına yönelik toplantıda Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Çetin Gürol, 16 Ocak Basın Onur Günü ile ilgili bilgilendirme yazısı, internet medyasının sorunları, yerel gazetelerin sorunları ve çalışanlara yönelik iyileştirmeler konusunda bir bilgilendirme dosyasını, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş’a sundu.

    2017’DE KUTLANABİLİR

    Konu hakkında açıklama yapan Başkan Çetin Gürol, “Basından Sorumlu Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’a önceki akşam 16 Ocak tarihinin ülke genelinde Basın Onur Günü olarak kutlanması için Ordu ilinde sözlü olarak ilettiğiniz talebimizi bu sefer yazılı olarak sunduk. Ayrıca dosyamızda internet medyasının sorunları, televizyonlarımızın sorunları, gazetelerimizin sorunları ve çalışanlara yönelik iyileştirmeler ve çözümlerini içeren dosyamızı da kendisine verdik. 16 Ocak tarihinin takvimlerde yer alması için 16 Ocak 2017 öncesinde Bakanlar Kurulu Kararının alınması için gerekeni yapacağını ifade eden Başbakan Yardımcımız Kurtulmuş’a çok teşekkür ediyoruz. İktidarı ve muhalefeti ile tüm milletvekillerimiz bu konuda bize destek verdiler ve vermeye de devam ediyorlar. 16 Ocak 2017 tarihinde ülkemizin dört bir köşesinde bu günümüzü kutlayacak olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

  • Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş:

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş bir dizi ziyarette bulunmak üzere geldiği Kocaeli’nde önemli açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, “Silopi’de, Cizre’de parantez kapanıyor. Aynı şekilde Sur’da ve diğer yerlerde de bunu yapacağız” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş bir dizi programa katılmak üzere Kocaeli’ne geldi. İlk olarak AK Parti İl Başkanlığını ziyaret eden Kurtulmuş, burada gündeme dair açıklamalarda bulundu.

    “KARŞIMIZDA GÖRDÜĞÜMÜZ SADECE PKK’NIN ÇUKUR KAZAN ELEMANLARI DEĞİL”

    Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini ifade eden Kurtulmuş, “Ancak bu süreçte milletimizin 1 Kasım kararı çerçevesinde Türkiye siyasi ve iktisadi istikrarı sağlamış bulunuyor. Milletimiz 1 Kasım’da üzerine düşeni yaptı. Yeni Türkiye yolunda yapması gereken reformları işaret etti. Nasıl milletimiz güçlü, yeni ve büyük bir Türkiye’den yana kararını koyuyorsa düşmanlar da Türkiye’nin ayağına çelme takmaya devam ediyor. 20 Temmuz’dan itibaren Türkiye’de çok zamanlı ve çok yönlü başlatılan terör saldırıları bunan dolayıdır. Türkiye de kararlılıkla 20 Temmuz’dan itibaren yoluna devam ediyor. İnşallah açılan çukurların hepsi tek tek kapatılıyor ve tek tek terör odakları bertaraf ediliyor. Ancak karşımızda gördüğümüz şey sadece PKK’nın çukur kazan elemanları değildir. Bu örgütlerin arkasında siyasi, mali birçok destek vardır. Bu her zaman böyle olmuştur. Ancak bu örgütler çöp gibi bir köşeye atılmaya mahkumdur. Zaman içerisinde terör örgütlerinin adı değişebilir, Türkiye’yi karıştırmak isteyenlerin planları değişebilir” dedi.

    Milletin bugün karşılaşılan fitne fesadı geride bırakacağını belirten Numan Kurtulmuş, “Biz Türkler ve Kürtler tesadüfen bir arada değiliz. Bu memlekette Selahaddin Eyyubi’nin, Kılıç Arslan’ın çocukları olarak bin küsur senedir komşuyuz, akrabayız, hepimiz aynı kültürün içerisinden insanlarız. Bu memleketteki insanlarımızın hepsi biliyor ki; hiçbir etnik kökenin farklı bir geleceği, istikbali yoktur. Biz kardeş, dost, akraba olarak kıyamete kadar birlikte yaşayacağız. Fitne fesatçılar yaptıkları işlere devam edecekler. Türkiye bu badireyi atlatacak ve yoluna devam edecektir. Bizler bu siyasi kararlılıktan hiç vazgeçmeyeceğiz. Silopi’de, Cizre’de parantez kapanıyor. Aynı şekilde Sur’da ve diğer yerlerde de bunu yapacağız. Şimdi zaman Türkiye’de terör örgütünün ortaya çıkarttığı tüm kayıpları, tüm yaraları beraber sarmaktır. Kimsenin Türkiye’yi Ortadoğu’daki ülkelere benzetmeye gücü yetmeyecektir. Bunların tüm sebebi de Türkiye’nin bu coğrafyanın kilit taşı olmasıdır. Biz buna müsaade etmeyeceğiz” diye konuştu.

    “HİÇBİR SIKINTIYI ÇÖZEMEYEN BM İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş AK Parti’nin ardından Beytülkebap Restoran’da sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile bir araya geldi. ‘Türkiye’de siyasi ve ekonomik reform adımları atılırken, bunun ortaya çıkaracağı olumlu havada milletimizin el ele yürümesi beklenirken terör ortaya çıktı’ ifadelerini kullanan Kurtulmuş, “Türkiye ne zaman güçlense, önüne birileri engeller koyuyor. Çelmeler takıyor. Bunu geçmişte çok yaşadık. Aynı şeyler şu anda bile uluslararası planın parçası olarak önümüze koyuluyor. Geçtiğimiz 5-6 senede Suriye’deki iç savaş vekalet savaşı haline gelmiş. Şimdi de neredeyse dünyanın bütün orduları Suriye’yi bahane ederek körfeze gelmişlerdir. Maalesef bugün dünyada hiçbir sorunu çözemeyen bir BM ile karşı karşıyayız. Ukrayna, Yemen, Rusya krizlerini çözemiyor. Hiçbir sorunu çözemeyen bir BM daha çok sorunun ortaya çıkmasına sebep oluyor. BM’ye, ‘Suriye krizi’ diyorsun, otel lobilerinde yapılan toplantılarda BM’nin çözüm önerisi yok. Dünyanın bu bölgesinde oluk oluk Müslüman kanı akıyor. İşte tam da böyle bir noktada, 1990’larda Sovyetler Birliği ve batıyı ayıran Berlin duvarının yıkılmasıyla başlayan süreçte Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu çok derin tartışmaların içerisine girdi. Bazı ülkeler paramparça oldu. Pratik olarak Irak 3’e bölündü. Suriye belki 33’e bölündü. Libya ikiye bölündü. Yemen ikiye bölündü. Bütün bölge ülkelerinde siyasi yönetilememezlik söz konusu. Bazı ülkelerde darbeler oldu. Bu süre içerisinde Türkiye, özellikle 2002 sonrasındaki sürede siyasi ve iktisadi istikrarıyla yoluna devam etti” şeklinde konuştu.

    “CÜMLE ALEM BİLSİN Kİ BU TERÖR AYGITLARI KULLANILAMAZ HALE GELENE KADAR TERÖRLE MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Bütün ülkelerde sosyolojik fay hatları ortaya çıkarken, Türkiye’nin çok hızlı bir şekilde yoluna devam ettiğini kaydeden Kurtulmuş, “İşte çekemedikleri budur. Türkiye 20 Temmuz’dan sonra bir taraftan DAEŞ, diğer tarafta PKK, DHKP-C ve diğer taraftan başka ülkelerin terör örgütleriyle karşı karşıya kaldı. Nasıl olsa geçici bir hükümet diye bu teröre mağlup olurlar diye düşünüp yanıldılarsa, şimdi de cümle alem bilsin ki bu terör aygıtları kullanılamaz hale gelene kadar terörle mücadelemiz devam edecek. Türkiye Gezi gibi, 17-25 Aralık gibi olaylarla başka badirelerin içerisine sokulmaya çalışıldı. AK Parti yüzde 49 buçukla iki vatandaşımızdan birinin oyunu aldı. Çok şükür ki sandık var. Sandık olduğu için Türkiye tek partili dönemden sonra yolunu açtı yürüdü. Eğer Türkiye bir Mısır olmadıysa demokrasinin her şeye rağmen iyi bir şekilde işlemesinden ötürüdür. Bu milletin böyle bir feraseti var. Şimdi oyunuza başvurma imkanımız yok. Ama her zaman fikirleriniz ve çalışmalarınız bizim için değerlidir. Biz fildişi kulede oturup siyaset yapan bir kadro değiliz. Bütün kadromuz sahada sizinle beraberdir. Kimin ne fikri varsa bunu bize duyurmasını bekliyoruz. Bu millet çok büyük tarihi sorumlulukları yerine getirdiği gibi bugün de çok büyük potansiyeli olan bir millettir. Bir asır geçti üzerinden. Herkesin işi gücü Türkiye’nin dünyada değerleri değiştiren bir ülke olmamasıdır. O Cizre’de çukurları açıp içine bomba koyan, o beyni yıkanmış çocuk kendi başına hareket etmiyor. Onu kullanarak bir asır öncesinin hesabını görüyorlar. Kimsenin dinine, diline, ırkına bakmadan asırlarca yaşamış Balkanlar’dan belki de 20 tane ülke çıktı. Aynı şekilde Arap yarımadası da 20 yıl içerisinde bertaraf edildi. Şimdi ancak ve ancak bir büyük kültürün sahibi olan insanlar bu kalkınmayı sağlayabilir. Bu coğrafyanın insanlarının bir asır evle aralarında bu suni sınırlar yoktu. Bugün de gönül coğrafyamızdan bu suni sınırları kaldırmak bizim görevimizdir. Biz bu sınırları kaldırmak için üzerimize düşeni yapacağız” ifadelerini kullandı.

    “ŞİMDİ TÜRK’LE KÜRT’ÜN ARASINA SINIR KOYMAYA ÇALIŞIYORLAR. AVUÇLARINI YALARLAR”

    Onlara önce sınırları böldüklerini, sonra zihinleri bölmeye çalıştıklarını söyleyen Kurtulmuş, “Bizse önce zihinleri birleştireceğiz sonra sınırları birleştireceğiz. Şimdi Türk’le Kürt’ün arasına sınır koymaya çalışıyorlar. Avuçlarını yalarlar. Türkün Kürt’ten başka kaderi yoktur. Bu halklar burada vardır ve kıyamete kadar var olmaya devam edecektir. Bu coğrafyayı bölmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Güçlü Türkiye’den kastımız sadece ekonomik olarak güçlü Türkiye değildir. Iraklılarla beraber toplarsanız 3 milyon mülteci aldık. Şimdi bize diyorlar ki; ‘3 milyon verelim size, siz de bunları burada tutun.’ Bizim kimseden para istediğimiz yok. Şimdiye kadar bu millet yaklaşık 8 milyar dolar gibi bir parayı sadece mültecilere harcadı. Bu devletin değil milletin gücüdür. Güçlü devletten kastımız budur. Bizim gönlümüz onlardan daha zengin. Onların bütçeleri, ekonomileri ne kadar güçlü olursa olsun. Asla gönülleri ve zihinleri bizim kadar güçlü olmuyor. Bizim güçlü Türkiye kastımız sadece askeri gücü olan bir Türkiye değildir. Diğerlerini görüyorsunuz. İşte dünyanın dört bir tarafına işgal gücü olarak gidiyorlar, yüz binlerce insanın ölmesine sebep oluyorlar. Bunları hangi gerekçeyle yapıyorlar. Atom bombaları bile var. Belki daha henüz dünyanın bilmediği nice ölüm makineleri var. Ama askeri güç, adaletin denetiminde olmazsa yeryüzünde zulme dönüşüyor. Eğer askeri güç adaletin yanında olursa yeryüzünde nerede mazlum varsa siz orada olursunuz. İşte biz bu yüzden her yönden güçlü ama en önemlisi toplum olarak güçlü bir Türkiye istiyoruz. Halkın devlet deyince köydeki jandarmayı, şehirdeki polisi gördüğü bir Türkiye’yi hatırlıyoruz. Çok şükür devletle milletin başka telden çaldığı dönemler geride kaldı. Şimdi bizim güçlü Türkiye dediğimiz devletle milletin iç içe geçtiği bir Türkiye’dir. Devlet dediğimiz şey bizatihi milletin kendisidir. Aslolan devlet değil millettir. Millette ne varsa devlette de o olacaktır. Bu birliği bütünlüğü sağladığımız takdirde Türkiye’nin önünü kesecek kimse yoktur. Nihayetinde söz de karar da milletin kendisindedir” dedi.