Etiket: Numan

  • Numan Kurtulmuş: “İslam Dünyası Olarak İç Karartıcı Noktadayız”

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Bilimde, sanatta, fende, estetikte her alanda büyük tarihi başarılarımıza rağmen İslam dünyası olarak bugün fevkalade hazin ve iç karartıcı bir noktadayız” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, İslam Medeniyet Üniversitesi ve Arap Üniversiteler Birliğince düzenlenen İkinci Türk-Arap Yükseköğretim Kongresi’ne katıldı. Kuran’ı Kerim tilavetiyle başlayan programda konuşan Numan Kurtulmuş, “Bilimde, sanatta, fende, estetikte her alanda büyük tarihi başarılarımıza rağmen İslam dünyası olarak bugün fevkalade hazin ve iç karartıcı bir noktadayız. İslam dünyası saydığımız bütün bu alanların hepsinde dünyayla kıyaslanınca oldukça geri bir noktadadır. İlk 500 üniversite arasına İslam dünyasından kaç tane üniversite vardır. Kaç tane üniversitemiz patent konusunda dünyanın sayılı ülkeleri arasındadır. Kaç tane öğretim üyemiz, kaç tane araştırmacımız dünyanın sayılı araştırmacıları arasında yer almaktadır. Baktığınız zaman bilimde, sanatta, tıpta, estetikte İslam dünyası eski dönemleriyle kıyaslandığı zaman geri noktadadır. İslam dünyası büyük iç çatışmaların, büyük hoşgörüsüzlüğün, büyük aşırılıkların içinde hazin sonuçlarla karşı karşıya kalmaktadır” dedi.

    “BU SALONDA BULUNANLARIN BATI DÜNYASININ BİLİM ADAMLARINDAN NEYİ EKSİK”

    İslam dünyasının güzel günlere ulaşacağını belirten Numan Kurtulmuş, “Terörle anılan Sudan, Somali neden önemli bilim merkezlerimizden biri olmasın. Allah aşkına bu salonda bulunanların temsil ettiği kitlenin Batı dünyasındaki bilim adamlarından neyi eksiktir. Fazlanız var eksiğiniz yok. Her türlü şeye sahipsiniz. Büyük bir birikime sahipsiniz. Çoğunda olmayan bir çok şeye de sahipsiniz ki onun adına da feraset deriz. Bu ferasetinizi bilimle sanatla, estetikle birleştireceksiniz ve İslam dünyası çok daha güzel günlere ulaşacaktır” şeklinde konuştu.

  • Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş:

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, öğrencilik yıllarında Milli Türk Talebe Birliğinin sloganlarından birinin “Kahrolsun Bürokrasi” olduğu hatırlatarak, “Memleketin çocuklarını sağcılar solcular diye birbirine düşürenler, bürokratik oligarşinin elemanları, bürokratik oligarşinin tezgâhlarıydı” dedi.

    TRT Belgesel televizyonunda, yapımcılığını ve metin yazarlığını gazeteci-yazar Fehmi Çalmuk’un yaptığı Milli Türk Talebe Birliğinin (MTTB) 100 yıllık geçmişini anlatan “Büyük Doğu’nun Atlıları” belgeseline konuşan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, gençlik yıllarına ilişkin ilginç hatıralarını paylaştı. “1976’da büyük mitingler yapılmıştır” diyen Kurtulmuş sözlerine şöyle devam etti:

    “O mitingleri hatırlıyorum. Biz İslam İmam Hatip Lisesi’nde 5.6. sınıflardaydık. Yine aynı şekilde benim ilk duyduğumda 10-11 yaşımdaydım, ne demek bu diye merak ettim. Sonra da fikri ve siyasi hayatımda ne demek olduğunu çok iyi anladığım meselelerden birisi de “kahrolsun bürokrasi” sloganıydı. O zaman bürokratik oligarşi nedir çok bilmiyorduk belki. Ama solcular “kahrolsun faşistler” diye bağırıyor. Sağcılarda “kahrolsun komünistler” diye bağırıyorlardı. MTTB’nin sloganlarından biri de “kahrolsun bürokrasi”ydi. Aslında bu çok büyük bir siyasi şuurun da yansımasıydı. Sonraki dönemlerde de gördük ki memleketin çocuklarını sağcılar solcular diye birbirine düşürenler, bürokratik oligarşinin elemanları, bürokratik oligarşinin tezgâhlarıydı. 1970’li yılların başlarında Milli Türk Talebe Birliği, o tarihlerde bunu görmüş ve mitinglerde “kahrolsun bürokrasi” diye bağırılırdı. Bürokratik oligarşiye referans vererek… Yani milleti tepeden yönetmeye alışmış olan her türlü tezgâhı kurarak her türlü darbelerle, olağanüstü dönemlerle milletin çocuklarını birbirine kırdıran milletin egemenlik haklarını elinden alan sağ sol kavgasını, ilerici gerici kavgasını tetikleyen çevrelerin sizin oyunuzun farkındayız manasına gelen bir slogandı “kahrolsun bürokrasi.”

    150 YILLIK MÜCADELE

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye’de 150 yıldır iki aksın mücadele ettiğini belirterek, geri kalmışlığın nedenini kendi inancı, tarihi ve medeniyet köklerine bağlayan Cumhuriyet elitleriyle, geri kalmışlığın nedenini ‘kendi köklerimizden kopuşumuz” olarak niteleyen Anadolu çocuklarının mücadelesinin yaşandığını ifade etti. Kurtulmuş açıklamasına şöyle devam etti:

    “Türkiye’nin son 150 yıllık Tanzimat’tan bu yana olan serüveninin ana ekseninde iki farklı aks var. Düşünce olarak, siyaset olarak tavır olarak iki farklı aks var. Bunlardan birisi Batı medeniyetindeki tüm gelişmeleri birebir taklit ederek, biz eğer bunları alırsak bu milletin geri kalmışlığını önleriz. Biz ne kadar kendi köklerimizden, kendi tarihimizden, kendi kültürümüzden uzaklaşırsak o kadar çok tırnak içinde medeni oluruz zanneden bir anlayış. Osmanlı’nın son döneminden itibaren bu anlayış Cumhuriyet elitlerine de tek parti dönemindeki elitlere de özellikle ülkemizin okumuş kesimlerine sirayet etmiş, yerleşmiş kökleşmiş olan bir duyguydu. Bu aslında bu bir kuşatılmışlık psikolojisiydi, bu bir yenilgi psikolojisiydi ve bu yenilgi psikolojisini üstten bir edayla topluma karşı da toplumu dizayn etme mantığıyla elit anlayış olarak ortaya konuluyordu. Buna karşı Osmanlı’nın son döneminden itibaren büyük fikri mücadeleler verildi. Milli Türk Talebe Birliği’ni bu anlamda Türkiye’nin gençlerini Türk gençliğini tarihe bağlayan bir halka olarak görmek lazım. Türkiye’nin o gençlerinin iddiayla yeniden buluşması olarak görmek lazım. Evet, biz Batının karşısında mağlup olmuş olabiliriz ama bu mağlubiyetimizin sebebi, bizim medeniyetimiz, kültürümüz değildir. Tarihsel birikimimiz değildir. Bu geri kalmışlığımızın sebebi bizim kendi köklerimizden kopuşumuzdur. MTTB, bu ülkenin insanlarını kendi kökleri üzerinde yeniden ayağa kalkıp yükseleceğinin ispatı olan bir kuruluştur. Ve hep ana özeti ana fikri budur. Aslında bakarsanız 150 yıldır bu topraklarda siyasi fikri mücadelenin de tarafları değişmiş olabilir, isimler değişmiş olabilir, aktörleri değişmiş olabilir ama fikri siyasi mücadele bir isim üzerinden döner o da meşhur kadim tartışmadır. İslam bizim medeniyetimiz, kültürümüz gelişmemize engel midir değil midir tartışmasıdır. İşte MTTB hayır engel değildir, bu bizim hatta yükselişimizin köklerini oluşturan kuvvetimizdir, gücümüzdür diyerek ortaya çıkmıştır. Uzun yıllar boyunca sadece elitlerin arasında bir güç olarak kullanılan tırnak içinde söylüyorum ‘aydın olma’ özelliğini bu sefer millet çocuklarının da gerçekten aydın olabileceğini, millet çocuklarının da o günkü tartışmayla söyleyelim, münevver olabileceğini ispat eden bir kuruluş olmuştur. Çok büyük bir fonksiyon icra etmiştir. Bir büyük iddiayı Türkiye’nin geniş kesimleriyle buluşturmuştur ve çok organize bir şekilde de dalga dalga yaptığı faaliyetlerle de bütün Anadolu’ya etki etmiştir.”

    “ANADOLU’NUN GENİŞ KİTLELERİNİN ÖNÜ AÇILMIŞTIR”

    Türk siyasi tarihinin belli dönemine kadar Anadolu insanının eğitim başta olmak üzere birçok alanda bilinçli bir tercih olarak geri bırakıldığını, küçümsendiğini belirten Kurtulmuş, bu nedenle Milli Türk Talebe Birliği gibi kuruluşların tarihi bir misyon üstlendiğini kaydetti. Kurtulmuş konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Şimdi, o dönemin öncesini bir alın, o dönemin öncesinde geniş Anadolu insanı eğitimden uzak bırakılmış, Anadolu insanı köylü olmaya bunları küçümseyerek söylemiyorum asla; tasnif etmek için söylüyorum, esnaf olmaya mahkum bırakılmış, bunlar şalvarlılar, poturlular, elleri nasırlılar bir şeyden anlamazlar bunlar sadece idare edilirler bunların yavaş tarzlarıyla her şeyiyle baskı altına alırsak bunları bir şekilde kontrol altında tutabiliriz diye görülmüş bir kitle… Nüfusun büyük çoğunluğu… İnanın ki belki yüzde 5’e yüzde 10’a tekabül eden yine MTTB’nin tabirinde, mutlu azınlık diye o zamanlar tanımlamış olduğu bir grupta ekonomide, siyasette, fikirde, sanatta hâkim olarak Türkiye’nin bütün mekanizmalarının sahibi. Ticaretin sahibi. Uluslararası ilişkilerin sahibi, üniversitelerin sahibi. Bu mutlu azınlıktan gelmeyen neredeyse kimsenin çocuğu diyelim ki üniversiteye asistan olamıyor. Devlet bürokrasilerinde üst kadrolara gelemiyor. Bunlar batı tipi bir hayat tarzını savunuyor. Ve Türkiye’nin kendi değerlerinden uzaklaşmasının Türkiye’ye katkı sağlayacağına inanıyor. İşte tamda burada sosyolojide büyük sayıların çalışması diye bir şey var. MTTB Türkiye’de büyük sayıların çalışmasının hem sonucudur hem de büyük sayılar kanunun çalışmasını kuvvetlendirmiş olan bir şeydir. Anadolu’nun geniş kitlelerinin önü açılmıştır. Ve bunlar ‘gericiler, mülteciler bir şey bilmezler bunlar sadece yönetilirler, bunların dünyanın Türkiye’nin ileri gitmesine ilişkin fikirleri yoktur ‘ denilen o geniş kitlesinin içerisine bir medeniyet iddiası içerisinde buluşturulmuş; okullara, üniversitelere ciddi şekilde etkin olmalarının yolu açılmış; bir taraftan okuyan artık vasıflı insanlar haline gelmiş, diğer taraftan da kendi değerlerimizi üreten bir nesil ortaya çıkmış. Kültürümüzü, sanatımızı, edebiyatımızı yeniden üretebilen yeniden bunlarla donanan bir nesil ortaya çıkmış.”

    “15 BİN KİŞİ ÖNÜNE ÇIKINCA, ÇOK HEYECANLANDIM”

    İmam Hatip Lisesi öğrencisiyken, Milli Türk Talebe Birliği tarafından düzenlenen kompozisyon yarışmasında “Batılılaşma Karşısında Türk Gençliği” konulu yazısıyla dereceye girdiğini hatırlatan Numan Kurtulmuş, “15 bin kişinin önüne çıkanca çok heyecanlandım” ifadesini kullandı.

    Kurtulmuş, yarışmanın ödül törenindeki hatırasını şöyle anlattı:

    “Hiç unutmuyorum. Okulda bir akşamüzeri yazmaya başladım. Zihnim çünkü böyle tam dengine geldi. O gece evde oturarak tamamladığım bir kompozisyondu. Kompozisyon yarışmasında 15 – 16 yaşındayız. Yarışmada 3. oldum. Dereceye girdim. Bunların hepsi iyiydi. Ama daha böyle etkili sonra birkaç hafta ya da birkaç ay sonra Spor Sergi Sarayında şimdiki Lütfi Kırdar Salonu’nda… Orada bizi takdim ettiler. Çok büyük bir kalabalık. Herhalde hayatımda o kadar büyük bir kalabalığın 10 -15 bin kişini önüne çıktığım ilk seremoni o olmuştur. Çok heyecanlandım. O kalabalığın içinde gerçekten kompozisyon okumaktan daha zor bir seremoni olduğunu hatırlıyorum. Siz de iyi bulmuşsunuz. 1976 epey de olmuş.”

  • Numan Kurtulmuş Çocuklara Bisiklet Dağıttı

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Sağlık Bakanlığının fiziksel aktiviteyi artırmaya yönelik başlattığı proje kapsamında 784 çocuğa bisiklet dağıttı.

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Sağlık Bakanlığının “Toplumda Fiziksel Aktivitenin Artırılması Projesi” kapsamında Cumhuriyet meydanında ilk ve orta okullara bisiklet dağıtım törenine katıldı. 784 öğrenciye bisikletin verildiği törene Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un yanı sıra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, Manisa Valisi Erdoğan Bektaş, Manisa Sağlık İl Müdürü Ziya Atay, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Manisa’ya övgüler yağdırarak başladığı konuşmasında, “Tarihte güzellikleri oluşturmak bir marifettir. Ama kadir kıymet bilerek o güzellikleri yaşatabilmek de bir marifettir. Burada atalarımızın manevi huzurunda saygıyla eğiliyoruz. Ama bu güzel geleneklerin bugüne kadar gelmesini sağlayan Manisa halkına da şükranlarımızı ifade ediyoruz” dedi.

    “SADECE HASTANELER YAPARAK SAĞLIKLI TOPLUM OLAMAYIZ”

    Eskiden daha sağlıklı yaşam sürüldüğünü ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi: “Eskiden hepimiz hele hele büyüklerimiz çok hareketli, hayatın içerisinde yaşıyorlardı. Hem günlük hayatta aktif şekilde koşuyorlar, temiz havada bulunuyor hem de doğal beslenerek sağlıklarını koruyorlardı. Ama maalesef modern hayat bize bu imkanı vermiyor daha az yürüdüğümüz, hele hele bazen hiçbir zaman koşmadığımız, spor yapmadığımız tekdüze bir hayatı dayatıyor. Sağlıklı doğal besinleri çoğu kez maalesef bulmuyoruz.”

    Türkiye’de ölümlerin yüzde 87’sinin kronik hastalıklardan olduğunu anlatan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kalp, kolesterol, şeker gibi daha çok hareketsizlik, yanlış beslenmeden, kötü alışkanlıklardan kaynaklanan nedenler hastalıkların büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Sadece hastane yaparak hastalıkları iyi bir şekilde tedavi ederek sağlıklı toplum oluşturamayız. Sağlıklı toplum oluşturmanın yolu sağlığı kaybetmeden kıymetini bilmektir. Kanuni’nin dediği gibi ‘Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’ Büyük bir halkın gözünde devlet büyük bir cihandır. Yani ‘Devlet halkın içinde muteberdir ama bir nefes sağlıklı nefes almak her türlü saltanata, devlete değer’ diyor. Dolayısıyla sağlığı kaybetmeden evvel sağlığı koruyacağız. Bunun için de hareketli hayat sürülmesi, doğal besinlerle beslenmesi, kötü alışkanlıklardan korunması, koruyucu hekimliğin yaygınlaştırılması önümüzdeki dönem sağlık hizmetlerinin ana felsefesini oluşturacak.”

    “NE YAPARSANIZ YAPIN AMA SPOR YAPIN”

    Gençlere hareketli bir yaşam sürmeleri konusunda uyarılarda bulunan Numan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her gencimizin küçük yaştan itibaren sporu alışkanlık haline getirmesini tavsiye ediyoruz. Ne yaparsanız yapın ama bir sporu yapın, bunun yanında hareketli bir hayat sunun. Bugün dağıtılacak bisiklet belki bütün çocukların ihtiyacını karşılayacak seviyede değil. Toplam 6 bin bisiklet öngörülüyor. Ancak bu bir dikkat çekmektir. Gençlerimizin çokça bisiklete binmelerini tavsiye ediyorum. Bisiklete binerken başlarında kask olursa iyi olur, kendilerini herhangi bir kazadan korumuş olurlar.”

    “ARTIK AVRUPA’DAN TÜRKİYE’YE GELİYORLAR”

    Manisa Valisi Erdoğan Bektaş ise en ucuz tedavi yolunun hasta olmamak olduğunu ve bunun için fiziksel aktiviteyi artırmak, araba ve asansörlerden uzak kalmak gerektiğini dile getirdi.

    Sağlığa son 14 yıl içerisinde büyük katma değerler sunulduğunu ifade eden Selçuk Özdağ da eskiden Türkiye’den, Arap ülkelerine insanların tedavi olmaya gittiğini ancak şimdi Avrupa’dan insanların Türkiye’ye geldiğini ifade etti. Konuşmaların ardından Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, protokol üyeleriyle birlikte öğrencilere bisikletlerini dağıttı. Öğrencilerle bire bir ilgilenen Kurtulmuş, bazı öğrencilere kasklarını takmayı ihmal etmedi.

    Bisiklet dağıtım töreninin ardından Manisa Valiliğini ziyaret ederek şeref defterini imzalayan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ziyaretin ardından korteje katılacak.

  • Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş:

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Suriye’deki bu siyasi belirsizlik ve türbülans ortamından istifade ederek, herhangi bir şekilde Suriye’nin kuzeyinde bir takım emrivakilerle yeni bir siyaset alanı oluşturulmasına karşı olduğumuzu ifade etmek istiyorum” dedi.

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’a, Bakanlar Kurulu için geldiği Şanlıurfa’da gazeteciler tarafından, Türkiye’nin Kuzey Suriye’de PYD’nin de içerisinde bulunduğu ortak yönetime onay verilip verilmediği soruldu. Türkiye’nin Kürtlerle bir sorunu olmadığını belirten Numan Kurtulmuş, “Bizim derdimiz Kuzey Suriye’de yaşayan Kürt kardeşlerimizle değildir. Kuzey Irak’ta olduğu ve Türkiye’nin doğusu ve güneydoğusunda da olduğu gibi Kuzey Suriye’de ve İran’da da yaşayan Kürt kardeşlerimiz var. Kuzey Suriye’deki Kürt kardeşlerimizle de en ufak bir problemimiz yok. Bizim karşı çıktığımız Suriye’deki bu siyasi belirsizlik ve türbülans ortamından istifade ederek, herhangi bir şekilde Suriye’nin kuzeyinde bir takım emrivakilerle yeni bir siyaset alanı oluşturulmasına karşı olduğumuzu ifade etmek istiyorum. İnsanların bir etnik temizliğe tabi tutulmasına ya da orada Arapların, Türkmenlerin, diğer unsurların o bölgelerden uzaklaştırılmasına karşı çıktığımızı ifade etmek istiyorum. Karşı çıktığımız başka önemli bir konu da Kuzey Suriye’deki gelişmeleri, Türkiye’deki terör örgütüne destek şekline dönmemesini istiyoruz. Şu anda Türkiye gerçekten bir beka sorunu ile Türkiye karşı karşıya. Büyük bir şiddetle, cinayet çeteleri, şebekeleri ile mücadele ediyor. Buraya, Suriye’nin kuzeyinden verilecek olan siyasi desteğin, doğrudan doğruya Türkiye’deki teröre destek anlamı taşıdığını açıkça biliyoruz” dedi.

    Türkiye’nin tek derdinin bölgedeki insanların barış içerisinde yaşaması olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

    “Kimse bizim Kürt kardeşlerimizin varlığından rahatsız olduğumuzu iddia edemez. Nasıl ki, Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimizin varlığından ve orada kendileri bir şekilde Kuzey Suriye yönetimini oluşturmuş olan kardeşlerimizin varlığından da rahatsızlık duymuyorsak, Kuzey Suriye’deki Türkmenleri ile nasıl iyi ilişkiler içerisindeysek, isteriz ki Suriye’deki Kürt kardeşlerimizle de iyi ilişkiler içerisinde olalım. Hiç kimsenin Türkiye’nin bu iyi niyetini aleyhine kullanarak, Türkiye düşmanlığını, Kuzey Suriye siyaseti haline dönüştürme hakkı olmalı. Daha açık söylüyorum. PYD bir örgütsel grup olarak, Suriye’nin kuzeyindeki bütün Kürtleri temsil etmiyor. Suriye’de Türkmenler, Araplar, Nusayriler, Sünniler, Kürtler, Ezidiler, tüm farklı unsurları ile bu insanlar yüzlerce senedir burada yaşıyorlar. Kıyamete kadar da yaşasınlar. Ama birlikte barış içerisinde yaşasınlar. Hiçbirisi Suriye’nin içerisindeki bu politik dağınıklıktan istifade ederek, kendi lehine, diğerlerinin aleyhine siyaset oluşturmaya kalkmasınlar. Bizim hassas olduğumuz konu budur. Bu hassasiyetimizi bir kere daha gündeme getirmiş olduk.”

  • Numan Kurtulmuş: ‘’Türkiye’ye Diz Çöktürmek İstiyorlar’’

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ‘’PKK bayraklarını taşıyanlar, ASALA’nın sözcüleri, Ermeniler, cemaatin ya da paralel yapının en çok bilinen adamları, solcular, şucular, bucular hep beraber bir araya geliyorlar. Hepsinin ortak noktası Türkiye’ye diz çöktürmek, AK Parti’yi hareketsiz hale getirmektir’’ dedi.

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, İstanbul Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezinde, AK Parti Bayrampaşa İlçe Danışma Meclisi’nin düzenlediği toplantıya katıldı. Burada partililere hitaben bir konuşma yapan Kurtulmuş, ‘’Türkiye’nin içinden geçtiği durumu çok iyi görmek, çok iyi değerlendirmek lazım. Türkiye gerçekten eski Türkiye ile yeni Türkiye kıyaslanamayacak şekilde geçtiğimiz 13-14 yıllık süreç içerisinde büyük merhaleler aldı, büyük mesafeler kat etti. Ama Türkiye son 13-14 yılda geçtiği merhale itibariyle esasında 65 yıldır siyasi parti hayatımızdaki verilen mücadeleden geldiği nokta itibariyle bugün Allah’a çok şükür geçmiş ile kıyas edilemeyecek bir yerdedir. Ancak bununla birlikte Türkiye henüz şampiyonlar liginde değildir. Türkiye’nin şampiyonlar ligine çıkması, dünyanın on bir ekonomisinden biri olması, dünyaya yön veren ülkelerden birisi olması için biraz daha gayrete ihtiyacımız var’’ dedi.

    Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen birtakım güçlerin olduğunu ve Türkiye’ye diz çöktürmek istediklerini ifade eden Kurtulmuş, “Türkiye’nin büyük, güçlü bir ülke olarak ayağa kalkmasını istemeyenler, nasıl geçmiş dönemlerde sağ sol kavgalarını, Alevi-Sünni çatışmalarını, yine PKK, önden evvel ASALA terör örgütüyle, Türkiye’ye karşı terörü bir koz olarak kullandılarsa şimdi de Türkiye’yi ayaklarından çekerek geriletmek, Türkiye’ye diz çöktürmek istiyorlar. Bu bir anlamda bir ölçüde 100 sene önceki yarım kalmış hesabın tekrar açılması ve görülmeye çalışılması meselesidir. Bir tarafın terör örgütleri ayaklarımıza çelme takmaya çalışıyor, bir taraftan daha böyle medeni şekilde görünen, daha sinsi hareketlerle paralel yapılar ayaklarımıza çelme takmaya çalışıyor. Devletin içine sızmış çeteler eliyle, devletin ilgili birimlerinin hareketsiz hale gelmesini istiyorlar. Ve bu anlamda emniyetin silahlı kuvvetlerin, polis teşkilatının, adliye teşkilatının başka teşkilatların içerisinde adamları vasıtasıyla Türkiye’nin, yeni Türkiye istikametinde yol almasına engel olmaya çalışıyorlar. Ve nitekim görüyorsunuz; onların yaptıkları işlerle bölücü örgütün yaptıkları işlerle arasında bir farkın olmadığını. Sayın Cumhurbaşkanımız Amerika’da Washington’da Brooklyn Institute’de konuşma yapmaya gittiğinde kapıda gördünüz… PKK bayrakları taşıyanlar, ASALA’nın sözcüleri, bayraklarını taşıyanlar, Ermeniler, cemaatin ya da paralel yapının en çok bilinen adamları, solcular, şucular, bucular hep beraber bir araya geliyorlar. Bu tesadüfen oluşmuş bir birliktelik değildir. Tesadüfen oluşmuş bir ittifak değildir. Hepsinin ortak noktası nerden hareket ederse etsin hepsinin ortak noktası Türkiye’ye diz çöktürmek, AK Parti’yi hareketsiz hale getirmektir’’ dedi.