Etiket: norm

  • AOSB’de İş Gücü Planlama ve Norm Kadro eğitimi

    Adana Organize Sanayi Bölgesi’nde (AOSB) sanayici ve çalışanlarına eğitim desteği sağlamak amacıyla kurulan AOSB Akademide “İş Gücü Planlama ve Norm Kadro Eğitimi” konulu seminer düzenledi.

    AOSB Seyhan Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen organizasyona konuşmacı olarak katılan uzman Özlem Yurdanur, stratejik insan kaynakları yönetimi perspektifinden insan kaynağı planlamanın önemi, iş analizi ve süreç yönetimi, optimum kadro tasarımı, süreç optimizasyonu ve termin belirleme konularında bilgiler sundu.

    İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY)’nin son yıllarda çalışma hayatında geniş yankı uyandıran bir yaklaşım haline geldiğini söyleyen Yurdanur, “Bilimsel yönetim yaklaşımı ile başlayan yönetim felsefesi, günümüzde İKY aşamasına ulaşmıştır. İKY işletmelerde çalışan bireylerin ihtiyaçları, eğitim ve geliştirilmeleri gibi konularda insan odaklı modern bir yönetim anlayışıdır” dedi.

    “Çalışanların yönetiminde dönüm noktası”

    1980’li yıların çalışanların yönetiminde dönüm noktası olarak kabul edildiğine işaret eden Özlem Yurdanur, İKY ile çalışanların yönetimine stratejik bakış açısı kazandırıldığı bu dönemde iş dünyasının eskisinden farklı hale gelen üretim ve yönetim ilişkileriyle karşı karşıya kaldığını kaydetti.

    Üretim modellerinin ekonomik, sosyolojik ve teknolojik olarak dünyanın yaşadığı evrimlere paralel olarak hızlı değişimlerle yüz yüze kaldığını hatırlatan Yurdanur, işletmelerdeki insani varlık için de yeni yönetim modellerini zorunlu hale getirdiğini ifade etti. İKY’nin hem bu ihtiyacı karşılaması, hem de işveren ile çalışanlar arasında ezeli bir uzlaşma sağlaması savıyla gündemde popüler bir yer edindiğini vurgulayan Özlem Yurdanur, İKY modelinin ilkelerini, “Yeterlilik, kariyer, eşitlik, güvence ve yansızlık” diye sıraladı.

    İnsan kaynakları biriminin, işletmelerdeki insan kaynağını en etkili ve verimli biçimde harekete geçirecek faaliyetleri yürütmekten sorumlu olduğunun altını çizen Özlem Yurdanur, bu kapsamda İKY’de “iş stratejileri ile paralellik, tutarlılık, değişimi destekleyen araçlarla yönetim, bağlılık ve motivasyon” stratejilerinin dikkat çektiğini aktardı.

    Kurumlarda genel olarak İK birimlerinin çalışma alanları ve fonksiyonlarının benzer olduğuna işaret eden Yurdanur, bunları “İş dizaynı-analizi, İK planlama, işe alma ve yerleştirme, oryantasyon, eğitim ve geliştirme, performans değerlendirme, ücret ve diğer faydaların yönetimi, kariyer planlama, işten ayrılma ve çıkarma” başlıkları altında özetledi.

    “Kurumsal devamlılık ve gelişim”

    Kurumsal stratejik yönetimde ‘devamlılık, gelişim ve hedeflerin’ en öncelikli konulardan geldiğini dile getiren Özlem Yurdanur, tüm İK stratejilerinin kurumsal gelişim temelinde yapılandırılması gerektiğini söyledi. Stratejik yönetimin, “Bütünsel, kendi içinde tutarlı, değişimi desteklemesi, esnek, bağlılık ve motivasyon” sağlaması gibi özellikleri üzerinde duran Yurdanur, stratejik yönetimde yöneticilerin çalışma alanlarına ilişkin şunları söyledi:

    “Hedeflere ulaşmalıdır. Takım oluşturmalıdır. Kişileri geliştirmelidir. Gelecek yönetiminde ise; stratejilerle hareket edilmeli. Stratejiler sürekli gözden geçirilmeli ve gerekli revizyonlar yapılmalı. Kaynak ve çevre analizleri güncel tutulmalı. Sürekli planlama yapılmalı. Bütünsel uygunluğa odaklanmalı.”

    Çalışanların performans hedefleri ile kurum hedeflerinin uyumlandırılması süreci olan çalışan performans yönetimi hakkında bilgiler sunan Özlem Yurdanur, “Çalışan performansına yönelik bilgi toplama, değerlendirme, geri bildirim verme ve organizasyonel etkinliği artırmak amacıyla yönlendirmeyi içeren sistemin bütünüdür. İşlerin tanımlanması, performans kriterlerinin belirlenmesi, ölçülmesi, değerlendirmesi, geliştirilmesi; eğitim, ücret yönetimi, kariyer planlama sistemleri ile entegrasyonu faaliyetlerini içermektedir” şeklinde konuştu.

    AOSB’deki firmalardan çok sayıda İnsan Kaynakları yöneticisi ve çalışanının katıldığı eğitimde Yurdanur, eğitimin sonunda katılımcıların sorularını cevapladı.

  • TESK Başkanı Palandöken: “Acilen norm birliğine uygun prim gün sayısı eşitlenmeli”

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Bağ-Kur’lu esnaf ve sanatkar, tatil nedir bilmeden gece gündüz dükkanının başında duruyor. Hem en uzun prim gün sayısını ödüyor hem de emekli olduğunda en düşük maaşı alıyor. Esnaf ve sanatkarın yıpranma payı düşünülerek, ödemesi gereken prim gün sayısı 7 bin 200’e indirilmeli” dedi.

    Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2018 yılı Danışma Kurulu toplantısında konuşan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Esnaf ve sanatkar toplumda en çok çalışan kesim olmasına rağmen diğer sigortalılardan daha çok prim ödemektedir. Bağ-Kur’lu esnaf ve sanatkar, tatil nedir bilmeden gece gündüz dükkanının başında duruyor. Hem en uzun prim gün sayısını ödüyor hem de emekli olduğunda en düşük maaşı alıyor. Esnaf ve sanatkarın yıpranma payı düşünülerek, ödemesi gereken prim gün sayısı 7 bin 200’e indirilmeli” ifadelerinde bulundu.

    Esnaf ve sanatkarın prim gün sayısı altında ezildiğini ifade eden Palandöken, “Esnafımız emeklilikte maalesef diğer kesimlerle eşit haklara sahip değil. SSK’lı çalışanlar 7 bin 200 prim gün sayısı ile emekli olurken esnaf ve sanatkarımız 9 bin günü doldurmak zorunda. Arada 1800 prim günü, yani yaklaşık 5 yıllık fark var. Ancak esnaf ve sanatkar, SSK’lının iki katından fazla mesai yapıyor. Sabah 5.00’te dükkanı açıp gece 24.00’e kadar çalışan esnafımız var. SSK ile çalışanlar ay sonu geldiğinde maaşını alırken esnaf ticari faaliyetle uğraştığı için zarar etme riski var. Esnafın prim gün sayısının diğer kesimlerden fazla olması, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. 60 günden fazla prim borcu olan esnaf sağlık hizmetinden yararlanamıyor. Diğer kesimlerde olduğu gibi esnaf ve sanatkar da prim borcu olsa dahi sağlık hizmetlerinden yararlanmaya devam edebilmelidir. Ayaktan tedavilerde geçici iş göremezlik ödeneği alamayan esnafa tedavi süresindeki geçimi için ’rapor ücreti’ hakkı verilmelidir. Ayrıca esnaf ve sanatkarın iş yerinde geçirdiği kazalar da iş kazası sayılmalı. Çünkü iş yerinin kendine ait olması, kaza yaşanmayacağı anlamına gelmez. Çalışanın hayatını kaybetmesi halinde geride kalanlara aylık bağlanması için SSK’lıların 900 gün, Bağ-kurluların ise 1800 gün prim ödemiş olması gerekiyor. İş kazası, hastalık, yaşlılık ve ölüm hallerinde SSK’lı ve Bağ-kur’lu ayrımlarına son verilerek tüm kesimler için sosyal güvenlikte eşitlik sağlanmalı” diye kaydetti.