Etiket: Niye?

  • Batuhan Yaşar: “Abdullah Gül o twiti niye attı?”

    İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde, “KHK eleştirilirken ağız birliği yapılmışçasına neden ’iç savaş’ diyorlar”, “Abdullah Gül neyi ima etti”, “Abdullah Gül ile AK Parti’nin yolları ayrıldı mı?”, “Yeni parti için teşkilatlanma çalışmaları ne durumda… Saadet Partisi ya da Akşener olabilir mi?”, “Genel Kurulda veya komisyonlarda CHP ile HDP birlikte mi hareket ediyor” sorularına cevap aradı.

    Batuhan Yaşar’ın “Abdullah Gül o twiti niye attı?” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

    “2018’de siyasette yeni oluşumlarla karşılaşacağız..

    Bunun sinyalleri bir süredir veriliyor zaten..

    2019’a çaktırmadan hazırlananlar var..

    Gezi ve 17-25 Aralık’ın hemen sonrasında kullanılmaya başlanan dil ve üslup geri döndü..

    Özellikle hafta sonu çıkan KHK eleştirilirken ağız birliği yapılmışçasına aynı retorik kullanıldı:

    -’İç Savaş’

    Bunun özlemiyle yanıp tutuşanlar var..

    Aslında Ergenekon dalgalarıyla ta 2007’den beri kaos planları hep yapıldı..

    Gezi ve 17-25 Aralık’ta resmen sahada denemeleri gerçekleştirildi..

    7 Haziran seçimleri sonrasında Güneydoğu’da taş üstünde taş bırakılmadı..

    Şehir savaşları bütün Türkiye’ye yayılmak istendi..

    Bazı köşe yazarları iktidarı açıktan ’iç savaşla’ tehdit etti..

    15 Temmuz’daki asıl plan Türkiye’yi parçalamaktı..

    Irak ve Suriye gibi 2’ye hatta 3’e bölünmesiydi..

    Gezi’den beri ne yapsalar olmadı..

    Şimdilerde KHK bahane edilerek eleştiriler ’iç savaş’ başlığı yeniden konsolide ediliyor.. Hatırlatılıyor..

    Çok ilginç..

    Bir daha deneyelim.. Ne kaybederiz ki..

    CHP’den KHK’ya çok sert eleştiriler geldi:

    – ‘Militarist toplum’, ‘militarist devlet’ ifadeleri dikkat çekiciydi..

    Beklendiği gibi, Meral Akşener ve HDP ’iç savaş’ dedi.

    ABDULLAH GÜL NEYİ İMA ETTİ?

    Sürpriz ise 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün twitiydi:

    Abdullah Gül belki de ilk kez perde önünde kendisini Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı yapan partisini eleştiriyordu..

    Cümleler ve kelimeler özenle seçilmişti:

    – ‘Hukuk devleti anlayışı açısından kaygı verici..’

    – ‘İleride üzecek olaylar ve gelişmeler..’

    Bu iki ifadeden kastedilenin açıklanması lazım..

    Üzecek olay ve gelişmelerle ’iç savaşa’ atıf mı yapıldı?

    SAADET DE OLABİLİR MERAL AKŞENER DE…

    AK Parti’den bazı milletvekilleri ile konuştuk..

    Bu açıklamanın nasıl değerlendirildiğini sorduk:

    – “Bir çalışma var.. Eski milletvekilleri ve belediye başkanlarıyla gizli görüşmeler yapılıyor..”

    – “2019’da aday olur mu olmaz mı sorusunun cevabı için erken.. Abdullah Beyi bilenler bilir anahtar teslimi işleri sever.. Mahalli seçimleri bekliyor..”

    Bazı yorumlara göre ise Abdullah Gül, KHK üzerinden aslında AK Parti’yi ilk kez açıktan eleştirdi..

    Biraz daha araştırınca dikkat çekici bilgilere ulaştık:

    -Abdullah Gül ile AK Parti’nin yolları çoktan ayrıldı..

    -KHK eleştirisi aslında bu yol ayrımının tesciliydi..

    -Yeni parti için teşkilatlanma çalışmaları alttan alta devam ediyor.. Bazı şehirlerin il başkanları bile belli..

    -Saadet Partisi ile de görüşülüyor..

    -Meral Akşener ile de olabilir.. Oradan da aday gösterilebilir..

    Yanlış anlaşılmasın..

    Bizim eleştirimiz bütün bunların gizli gizli yapılmasına..

    Çıkarsın her şeyi açıklarsın..

    AK Parti’den istifa edersin..

    Kimse de bir şey diyemez..

    KILIÇDAROĞLU HDP’NİN ADINI ANMADI!

    Saflar netleşiyor..

    ‘Hayır cephesi’ her fırsatta konsolide olmaya çalışıyor..

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun iş birliği yapmayı düşündüğü partiler veya isimler arasında HDP’yi saymaması da konuşulmuştu hatırlarsanız..

    MHP’den önemli bir isim dedi ki:

    – “Bu bir taktik.. Siz çok farkında değilsiniz ama TBMM’de her kanunda, her gensoruda, Genel Kurulda veya komisyonlarda CHP ile HDP kol kola çok yakın iş birliği içinde hareket ediyor..”

    Safların sıklaşacağı günler yaklaşıyor..

    İnsan gerçekten artık hiçbir şeye hayret etmiyor!”

  • Batuhan Yaşar:”O iki Amerikalı komutan niye geldi?”

    İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesindeki köşesinde, “Pentagon, Suriye’de kimden yana taraf aldı”, “Rusya Suriye’den niye asker çekiyor”, “Suriye’ye Irak modeli mi yapılmak isteniyor?, “Türkiye’nin Suriye’deki 3 hedefi ne?”, “ABD’li komutanların gündeminde ne ne var?” sorularına cevap aradı.

    Batuhan Yaşar’ın “O iki Amerikalı komutan niye geldi?” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

    “Kim ne derse desin Türkiye sağlam adımlarla yoluna devam ediyor…

    Kendi stratejisini kendi planını uyguluyor.

    ‘O bunu demiş, şu şunu demiş’e bakmadan.

    Söylemlerini sahada eyleme dönüştürüyor.

    Takibini yapıyor.

    Bir taraftan da sıkıntılı, problemli konulara ciddi mesai harcıyor.

    FETÖ ve PKK ile mücadele, Kudüs, Zarrab davası, Suriye ve Irak’ta yaşananlar, ABD ile sıkıntılar, Rusya konusu, Avrupa Birliği, Almanya

    Alt alta hepsini yazsak 25 ayrı başlık olur.

    AB ile vize ve yeni müzakere başlıkları konusunda bir orta yol bulunacak gibi.

    Nazar değmesin Almanya ile işler de fena gitmiyor…

    16 LİDER ATLADI İSTANBUL’A GELDİ

    Aslında İslam İşbirliği Teşkilatının adını hepimiz biliriz.

    Adı vardır ama kendi ortalarda pek görünmez.

    Türkiye şimdilerde bu teşkilatı görünür hâle getirmeye uğraşıyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti ile 16’sı lider düzeyinde 48 ülke bu toplantıya katıldı.

    Bu kadar ülkeyi İstanbul’da bir araya getirmek öyle her babayiğidin harcı değildir.

    İsrail’in gözü kulağı da İstanbul’daydı.

    Çok rahatsız oldu tabii…

    GOL SONUÇ BİLDİRGESİNDE

    Bu kadar etkisiz bir teşkilatı hareketlendirmek bir yana Türkiye asıl golü sonuç bildirgesi ile attı:

    “Doğu Kudüs Filistin’in başkenti…”

    Trump’ın açıklamalarına direkt cevap verildi:

    -“Sen Kudüs’ü, İsrail’in başkenti olarak tanırsan ben de Filistin’in başkenti olarak tanırım!..”

    Türkiye aslında bir şeyi daha öğrendi 15 Temmuz’un ardından:

    -Kendisine ne yapılırsa eşit ve orantılı karşılığını bir şekilde veriyor…

    İşte bu yüzden birileri Türkiye’nin “liderliğinden” ürkmeye başladı.

    Öyle veya böyle 48 ülkeyi toplayıp böyle bir karar almak büyük bir diplomasi zaferi

    PENTAGON YİNE ‘YPG’ DEDİ

    Aslında her şey birbiri ile bağlantılı…

    İsrail’in güvenliği ABD’nin kırmızı çizgisidir

    Orta Doğu’da bütün adımlar buna göre atılır

    ABD Başkanı Trump iki ay önce Pentagon’a ‘yeni Suriye politikasını belirleyin’ talimatı vermişti.

    Pentagon da belirledi hemen:

    -Obama politikalarının devamına karar verildi.

    -‘PKK/YPG’yi silahlandırmaya devam edeceğiz’ dediler.

    -Kuzey Suriye’de otonom bir PKK/YPG devleti kurma arzusunda olduklarını ima ettiler.

    ABD’nin Suriye stratejisi aşağı-yukarı böyle.

    RUSYA NİYE ASKER ÇEKİYOR?

    Ülkeler belirledikleri stratejiler çerçevesinde taktik adımlarını atarlar.

    Bu ABD, Rusya ve Türkiye için de geçerli.

    Türkiye şimdilerde kendi ulusal güvenliğini tehdit eden girişimlere karşı hamlelerle cevap veriyor.

    Rusya uzun zamandır ABD ve AB ambargosu altında.

    Ekonomik sıkıntıları var.

    Daha da önemlisi Mart 2018’de Başkanlık seçimleri var.

    Putin’in lideri olduğu Birleşik Rusya Partisinin oyları düşüyor.

    Suriye’ye verdiği lojistik destek yüksek maliyeti sebebiyle ekonomisini zorluyor.

    Muhalif sesler yükseliyor.

    İşte tam da bu yüzden Putin; Suriye’de çözümü üretmiş, barışı sağlamış bir komutan edasıyla seçimlere girmek istiyor.

    Asker çekme işine;

    -Rusya’nın özel ve elit birliklerinin çekilmesi olarak bakmak daha doğru olur…

    Bunların sayılarını bilmiyoruz.

    Yoksa Rusya, Suriye’de nüfusunu tabii ki devam ettirecek.

    Suriye’yi Esad’a bırakacak hâli de yok…

    Bazı yorumlar okuduk:

    -“Rusya’nın asker çekmesi Türkiye’nin işine yarar…”

    Türkiye’ye niye yarasın?

    Nasıl yarayacağını söyleseler biz de öğrensek.

    SURİYE’YE IRAK MODELİ

    Neler oldu kısaca bakalım, hatırlayalım:

    -DEAŞ’la mücadele kisvesi altında PKK/YPG silahlandırıldı.

    -Suriye petrol ve doğalgazının yüzde 80’i PKK/YPG denetimine geçirildi.

    Niye mi?

    -Yeni Suriye Anayasası ile PKK/YPG’yi güçlü bir konuma getirmek.

    Irak’ta benzeri yaşanmıştı.

    Tarih tekerrür ediyor.

    Meclis Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık dağıtılacak.

    Kimlere mi?

    Kürtler, Sünniler ve Şiilere

    Tıpatıp Irak tarzı model ile

    TÜRKİYE’NİN ÜÇ HEDEFİ

    Bunlar olurken tabii ki Türkiye’nin eli armut toplamıyor.

    Türkiye olanı biteni çok önceden gördüğü için tedbirlerini alıyor.

    Ankara’nın da temel üç stratejisi var Kısmen de başarılı oldu…

    1-PKK tamponuna izin vermemek… Türkiye’nin Araplarla ilişkisi kesilmek, bağları kopartılmak isteniyor…

    (Fırat Kalkanı ve İdlib operasyonu ile izin verilmedi. Sırada Afrin var…)

    2-Türkmenlerin yeni siyasi yapıda etkin şekilde yer alması…

    3-Özgür Suriye Ordusunun resmiyet kazanması

    YPG/PKK’NIN ALTERNATİFLERİ

    Türkiye önemli işler başardı

    Rusya Soçi süreci ile Suriye’deki muhalifleri kontrolü altına almak istiyor…

    Ankara PKK/YPG’nin Soçi’de boy göstermesine engel oldu.

    ‘PKK/YPG Kürtlerin temsilcisi olamaz’ dedi.

    Suriye’de PKK dışında bir sürü Kürt grubun varlığını bütün dünyaya anlatmayı başardı.

    PKK/YPG karşıtı Kürt grupların isimlerini yakında duymaya başlayacağız.

    ABD’Lİ GENERALLER

    İşte bütün bunlar olurken ABD’nin iki önemli ismi Ankara’ya geldi…

    ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Org. Joseph Votel ile ABD Avrupa Kuvvetler Komutanı (EUCOM) Orgeneral Curtis Scaparrotti Türkiye’ye geldi.

    Bu akşam Ankara’da önemli bir zirve var.

    Irak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Osman Ganimi’nin de katılımıyla Türkiye-ABD-Irak zirvesi gerçekleştirilecek

    -ABD’li komutanlar taktiksel bir takım talepler,

    -İran’ın pozisyonunu daha iyi görebilmek için gelmiş olabilirler…

    -Suriye’de sahada neler olduğunu daha iyi anlamak istemeleri de muhtemel

    Türkiye güneyindeki gelişmeler artık bir bütün hâlinde bakıyor…

    Hepsi birbiriyle ilişkili çünkü” (BC –

  • Batuhan Yaşar:”Kılıçdaroğlu 30 milyar doları niye gündeme getirdi?”

    İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesindeki köşesinde, “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu iki haftadır Suriyelilere harcanan parayı neden diline doladı?”, “Kılıçdaroğlu, ABD ve AB’ye ne mesajı veriyor”, “Kılıçdaroğlu ile FETÖ, kelimesi kelimesine aynı şeyleri mi söylüyor”, “CHP liderinin PKK’ya verilen 3 bin 500 tır ağır silahı eleştiren tek satır sözü var mı?” sorularına cevap aradı.

    Batuhan Yaşar’ın “Kılıçdaroğlu 30 milyar doları niye gündeme getirdi? başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

    “Söylenen her kelimenin ayrı bir adresi var..

    Türkiye iki koldan sıkıştırılıyor..

    Zor günler..

    15 Temmuz atlatıldıysa bunlar hayda hayda geride kalır hiç merak etmeyin..

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu iki haftadır Suriyelilere harcanan parayı diline doladı..

    30 milyar dolar harcanmadığını iddia ediyor..

    Çoğunun dilenci olduğunu söylüyor..

    Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve hükûmeti yalancılıkla suçluyor..

    Peki Kemal Bey bu konuya niye girdi dersiniz?

    Önüne arkasına baktık..

    Her şey hesaplı-kitaplı götürülüyor..

    Önce şunu söyleyelim:

    Benzer şeyler FETÖ’cülerin sosyal medya hesaplarında da yazılıp çiziliyor..

    Kemal Kılıçdaroğlu ile New York’taki dava tam senkronize yola devam ediyor..

    Her şey aslında çok açık..

    TÜRKİYE’YE İTİBAR SÜİKASTI

    Türkiye içeriden ve dışarıdan hedef alınmış durumda..

    Ankara ile New York arasında ciddi bir paslaşma trafiği var..

    Tek elden yürütülen işler var..

    Cumhurbaşkanı Erdoğan bütün uluslararası toplantılarda (BM, G20, AB) Suriyelilere yapılan yardımların 30 milyar doları aştığını söyledi..

    Bütün dünyaya 30 milyar harcandığını kabul ettirdi..

    Ama Kemal Kılıçdaroğlu çıktı ‘böyle bir harcama yapmadın’ dedi..

    TÜRKİYE’NİN ELİNİ ZAYIFLATMAK İÇİN

    Kimin kime nasıl operasyon yaptığını ortaya koyacağız..

    Gelin retorikler üzerinden gidelim..

    Kemal Kılıçdaroğlu, ABD ve AB’ye direkt mesaj veriyor:

    – “İnanmayın Türkiye’ye.. Hani nereye harcamışlar 30 milyarı?” diyor..

    Bu soruyu ısrarla sormasının hedefinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti var..

    Âdeta yurt dışına bayrak sallıyor..

    İstersin AFAD bütün detayları gönderir..

    Sonra aklına yatmayan bir şey varsa çıkar konuşursun..

    FETÖ İLE AYNI MERKEZDEN Mİ BESLENİYOR?

    17-25 Aralık’tan, 15 Temmuz darbesi girişiminden beri Kemal Bey, FETÖ ile benzer bile değil kelimesi kelimesine aynı şeyleri söylüyor..

    New York’taki dava daha başlamadan CHP grubundan uluslararası camiaya mesajlar gitmeye başlamıştı:

    -“Türkiye büyük bir savaşın, kaosun içinde..”

    10 dakika filan değil sadece 2 dakika zor dinliyorsunuz..

    Ne moral ne de başka bir şey kalıyor..

    Yabancı yatırımcıya ‘gelmeyin’,

    Gelenlere de ‘pılınızı pırtınızı, paranızı toplayıp gidin’ diyor..

    YANLI VE ÖLÇÜSÜZ

    Her şey ortaya dökülecek..

    FETÖ ile nasıl paslaştığı, senkronize olduğu ortaya çıkacak..

    ABD ve AB’ye Suriyeliler meselesinde olduğu gibi gollük muz ortaları kimin yaptırdığı da..

    Astana ve Cenevre’de Türkiye’ye darbe vurulmak isteniyor..

    Masada ‘Türkiye’yi zayıflatma’ hedefi var..

    Bir soru?

    ‘Hangi başka bir ülkede böyle bir muhalefet lideri vardır’ dersiniz?

    Sürekli ülkesini sırtından hançerleyen..

    AVRUPA ‘100 MİLYAR HARCADIM’ DERDİ..

    Her şeye rağmen Kılıçdaroğlu’nun ‘30 milyar dolar harcanmadı’ sözünü de araştırdık..

    Yakında 2011’den beri yapılan bütün harcamalar bütün detayları ile ortaya konulacak..

    Suriyelilerin akın akın geldiği yıllarda Hatay Valisi olan Ercan Topaca’yı arayıp sordum:

    Ercan Bey şimdilerde Ankara Valisi biliyorsunuz..

    -“Türkiye söylenenden çok daha fazla masraf yapmıştır..”

    -“Avrupa aynı yardımları yapmış olsa ‘100 milyar dolar harcadım’ derdi..”

    Türkiye’de 1 lira tutan bir iş-işlem için Avrupa’da 4 kat fazla harcama gerekebiliyor..

    Bir gecede 15 bin kişi Bayır Bucak’tan alındı ve Türkiye’ye getirildi..

    Hatta birçok masraf da rutin devlet faaliyet içinde gösterildi..

    Bir anda milyonlarca insanı yedirip içirmeye başlıyorsunuz..

    Hepsi sağlık kontrolünden geçiriliyor..

    Yüzlerce ambulans ve otobüs tahsis ediyorsunuz..

    Güvenlik işine hiç girmeyelim isterseniz..

    Yapılan binlerce operasyon var..

    Fırat Kalkanı ve İdlib harekâtları ile bölgeye refah bedava mı götürüldü?

    BRÜKSEL’DEKİ DİLENCİ KADAR

    Kemal Kılıçdaroğlu dedi ki;

    -“Zaten çoğu dilenci.. Gariban insanlar.. Açlıktan ölen Suriyeliler var..”

    Allah Allah..

    6 yıldır Türkiye’de açlıktan ölen bir tane bile Suriyeli haberi bulamadık..

    Kemal Bey’e yine okyanus ötesinden yanlış bilgiler gönderilmiş..

    Brüksel’de ne kadar dilenci varsa Türkiye’de de ancak o kadar Suriyeli dilenci var..

    Son dönemde dilencilik yapanlar zaten toplanıyor..

    Tolere edilebilir düzeyde..

    PKK’YA VERİLEN 3 BİN TIR SİLAHA YORUM YOK

    Çok ilginçtir CHP liderinin PKK’ya verilen 3 bin 500 tır ağır silahı eleştiren tek satır sözüne rastlamadık..

    Ama her fırsatta 2,5 MİT tırını her yerde tekrarlıyor..

    CHP tabii ki muhalefet yapacak..

    Eleştirecek..

    Ana muhalefetin görevi bu zaten..

    Ama bu şekilde değil…” (BC –

  • Batuhan Yaşar:”Zarrab’ın paralarına niye el konulmadı?”

    İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesindeki köşesinde, “17-25 Aralık ABD’de devam mı ettirilmek isteniliyor”, “Zarrab için tanık koruma programı başladı mı?”, “Zarrab’ın yurtdışındaki paralarına neden el konulmadı?”, “Türkiye neden bu dava ile çok yakından ilgileniyor?”, ” ABD, New-York’taki dava ile Türkiye’de ne yapmak istiyor?”, “2019 seçimleri öncesi ekonomi üzerinden Türk siyaseti dizayn edilmeye mi çalışılacak?” sorularına cevap aradı.

    Batuhan Yaşar’ın “Zarrab’ın paralarına niye el konulmadı?” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

    “Aslında olaylar Türkiye’nin tam da beklediği şekilde gelişiyor.. Sürpriz yok..

    17-25 Aralık’ın ABD’de devam ettirilmek istendiği zaten 2 yıldır konuşuluyordu..

    Öyle de oldu.. FETÖ’nün iddianamesi “sadece” İngilizceye çevrilerek dava açıldı.. Çok net; FETÖ yıllar itibarıyla ABD sistemiyle iç içe geçmiş..

    Kimin kimi kullandığı tam olarak belli değil..

    Ama hedef tek..

    Türkiye’yi siyasi ve ekonomik anlamda çöktürmek..

    Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu yabancı basınla bir araya geldi.

    ABD’den gelen seslere bakılırsa hedef 12’den vurulmuş..

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da ABD’li savcılar hakkında soruşturma başlattı..

    Dikkat çekici bir adımdı..

    Türkiye karşı hamleleri artık geciktirmiyor:

    1- Dosyadaki delillerin sahte ve FETÖ üretimi olduğu ABD kamuoyuna anlatılacak..

    2- 4 Aralık’taki ilk neticeye göre mahkeme heyetine yönelik yeni adımlar atılacak..

    TANIK KORUMA PROGRAMI BAŞLADI MI?

    ABD hukuk sistemindeki örneklere bakıldığında Rıza Zarrab’ın itirafçı olarak tanık koruma programına alındığına kesin denebilir..

    ABD yargı sisteminde bu kişilere “işbirlikçi” de deniliyor..

    Zarrab’ın hâlen başka bir yerde tutulduğu ve ifadesini yenilediği belirtiliyor..

    ZARRAB’IN YURT DIŞINDAKİ PARALARINA EL KONULMADI

    Ayrıca Rıza Zarrab’ın yurt dışındaki paralarına el konulmaması da dikkat çekici..

    Sadece bu bile itirafçı olduğu iddialarını güçlendiriyor..

    Yaşananları bilmiyoruz.. Niye ABD’ye gitti.. Nasıl bir pazarlık yapıldı.. Ölümü gösterip sıtmaya razı mı edildi?

    Hepsi ortaya çıkacak.. 4 Aralık’ta genel fotoğrafı görebileceğiz..

    HALK BANKASI BİR SONRAKİ ADIMDA

    Halk Bankası’na 4 Aralık tarihindeki jürili duruşma sonunda ceza kesileceği yazılıp çiziliyor..

    Şu aşamada mümkün değil.. Hukukun tekniğine aykırı.. Ama şu kesin:

    Rıza Zarrab üzerinden Halk Bankasına yüründüğü çok belli..

    TÜRKİYE DAVA İLE NİYE ÇOK ALAKALI

    Bazı eleştiriler yapılıyor..

    -Türkiye neden bu dava ile çok yakından ilgileniyor?

    -Cumhurbaşkanı Erdoğan niye konuşmalarında sert eleştiriler yapıyor?

    Sebebi çok basit.. Hedef belli çünkü.. Türkiye, Halk Bankasına yönelik koruma refleksi ile böyle hareket ediyor..

    DEUTSCHE BANK’A 7.2 MİLYAR DOLAR CEZA KESİLMİŞTİ

    ABD bunu ilk kez yapmıyor.. Tam 1 yıl önce Alman Deutsche Bank’a 7.2 milyar dolar ceza kesilmişti..

    Şimdi başka yollardan ama benzer şekilde Halk Bankası’nın üzerine gidiliyor..

    Hukuk filan önemli değil..

    ABD açıkça ben patronum kardeşim ister asarım ister keserim diyor..

    Son tahlilde; 2019 seçimleri öncesinde Türkiye’ye yeni bir operasyon yapılmak isteniyor..

    HEDEF 2019: SİYASİ VE EKONOMİK OPERASYON

    4 Aralık öncesinde oluşturulan algıya bakın.. Döviz fiyatları ile nasıl oynanıyor.. Halk Bankası ile ilgili bir kararın çıkma ihtimali olmamasına rağmen..

    Türkiye bir süredir ne diyor?

    -Ben senin uç karakolun olmayacağım..

    15 Temmuz sonrasında sahadaki pozisyonlar da değişti..

    Yani iş söylemle kalmadı..

    Türkiye, Cerablus, El-Bab ve İdlib’de ABD’nin kurmaya çalıştığı düzeni bozdu..

    -İşte bu yüzden vize krizi çıkartıldı..

    -17-25 Aralık yargı darbesine şimdilerde ABD’de devam ediliyor.. Harfiyen böyle..

    Türkiye’de göremedikleri hesabı ABD’de görüyorlar..

    Hatırlayın Halk Bankası o zamandan beri FETÖ’nün hedefindeydi..

    ESKİ POZİSYONUNA DÖN!

    Artık Türkiye’ye eskisi gibi medya üzerinden de operasyon çekilemiyor.. Ankara bir şekilde yoluna devam ediyor..

    ABD’nin 15 Temmuz sonrasında verdiği mesaj çok açık aslında:

    -Siyasi, ekonomik ve askerî olarak eski pozisyonuna dön.. Dönmezsen seni ben döndürürüm, diyor özetle..

    New-York’taki dava ile Türkiye’yi zorluyor..

    TÜRKİYE SOĞUKKANLI

    Geçmişte hep böyle oldu çünkü.. Türkiye her 10 senede bir ciddi darbeler yedi.. Ekonomik krizler arasında bir oraya bir buraya savruldu..

    Güçlü ülkeler hep böyle yaparlar.. Pozisyonlar üzerinden diğer ülkeleri yönetmeye ve yönlendirmeye çalışırlar..

    Yine tam da bu yapılmak isteniyor..

    Derin sularda yüzmenin bir bedeli tabii ki olacak.. Ama Türkiye soğukkanlı..

    Gelişmeleri izliyor.. Adımlarını atıyor.. Geri vites yok.. Suriye’de, Irak’ta da yok..

    ABD, ekonomik olarak Türkiye’nin üzerine gelmeye devam edecek..

    Özellikle de 2019 seçimleri öncesinde..

    Ekonomi üzerinden Türk siyaseti dizayn edilmeye çalışılacak..

    Genel fotoğrafa bakıldığında Rıza Zarrab çok altlarda..

    15 Temmuz’da bu ülkeyi çökertebildiler mi?

    15 Temmuz FETÖ’nün altın vuruşuydu.. Ama yapamadılar..

    Türkiye tekrar ayağa kalktı.. Ve yoluna devam ediyor..

    Pazarlıklar tabii ki sürecek..

    Ankara-Washington hattı bugünlerde sürekli açık…”(BC –

  • Batuhan Yaşar:”Bülent Tezcan o sözleri niye söyledi?”

    İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar Türkiye Gazetesindeki köşesinde, “Kılıçdaroğlu, ekonomik olarak Türkiye’yi kuşatmaya çalışanlara destek mi veriyor?”, “CHP erken seçimi niye istiyor?”, “CHP küresel güçlere mesaj mı veriyor?”, “İstifa eden belediye başkanlarını kim kullanmak istedi?”, “CHP’den istifa ederek Meral Akşener’in partisine geçen milletvekiline neden tepki gösterilmedi” sorularına cevap aradı

    Batuhan Yaşar’ın, “Bülent Tezcan o sözleri niye söyledi?” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

    “Aslında olaylar hiç de göründüğü gibi değil.. Düğmeye çoktan basıldı.. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun son grup toplantılarına bakın:

    Türkiye sanki büyük bir savaşın içindeymiş izlenimi vermeye çalışıyor..

    Nereye mi?

    Tabii ki yurt dışına..

    Uluslararası fonlara “Türkiye’ye para getirmeyin” diyor..

    Yabancı yatırımcıya “buraya gelmeyin” mesajı gönderiyor..

    Özetle ekonomik olarak Türkiye’yi kuşatmaya çalışanlara tam destek veriyor:

    -Ekonomi tökezlesin

    -Döviz fiyatları uçsun

    -Türkiye tam da kaosun içine çekilsin

    CHP ERKEN SEÇİMİ NİYE İSTİYOR?

    CHP’ye yakın kalemler uzun süredir köşelerinde erken seçimi ısıtıyor..

    Kılıçdaroğlu’nun örgütüne “seçime hazır olun” mesajı verdiğini yazıp çiziyorlar..

    Gelin isterseniz fotoğrafa biraz daha yukarıdan bakalım:

    Perde arkasında kurgulanan hamlelere bakalım..

    Adalet Yürüyüşünde Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si ne çağrısı yaptı:

    – Sokağa çıkın..

    Yürüyüşün ardından Maltepe mitinginde neler oldu?

    – TBMM yok sayıldı.. Parlamento sanki sokağa taşınmış izlenimi verildi.. Kemal Bey mitingde ‘evet diyenler’, ‘hayır diyenler’ jargonunu boşuna kullanmadı..

    Daha sonra erken seçim dillendirilmeye başlandı..

    Köşeler ve TV ekranları kullanıldı..

    Sanki AK Parti de erken seçim istiyor havası oluşturuldu..

    Altyapı tamamlanınca Kemal Bey seçim çağrısı yaptı..

    Dikkat ettiniz mi?

    “Önce mahalli seçimleri yapalım” dedi..

    Burada da çok büyük bir oyun var..

    AK Parti son 15 yılda toplam 12 seçim kazandı..

    CHP bütün bu seçimlerin (genel-yerel-referandum) hep kaybedeni oldu..

    Peki yarın yapılacak herhangi bir seçimi kazanma ihtimali var mı?

    Son bir ay içinde yapılan kamuoyu yoklamaları bunun mümkün olmadığını, yani CHP’nin 13. kez mağlup olacağını gösteriyor..

    YİNE KAOS PLANI

    Peki CHP mağlup olacağını bile bile niye erken seçim istiyor?

    – Çünkü AK Parti Genel seçimlerde aldığı oyları mahalli seçimlerde alamıyor.. Mahalli seçimlerdeki oy oranı yüzde 40-42’lerde geziyor..

    Tam da bu noktada CHP’nin kurgusu devreye giriyor:

    – “Bakın yüzde 42’de kaldılar..”

    – “Cumhurbaşkanının meşruiyeti kalmadı..”

    – “Hükûmetin de öyle..”

    Ardından kaos planı devreye sokulacak..

    Aynı 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından yapıldığı gibi..

    “Hadi Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerini de erkene alalım” diyecekler..

    Sokağı hareketlendirecekler..

    Dün TGRT’de canlı yayında konuk ettiğimiz AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal çok önemli iki cümle söyledi:

    – “Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si yerli ve millî değildir, Türkiye düşmanı bütün güçlerle iş birliği içindedir..”

    – “Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si FETÖ’nün siyasi aparatıdır bunu açık net söylüyorum..”

    ‘AKP’ DEMEYİN ‘AK PARTİ’ DEYİN!

    Çok değil bundan 5-6 ay önce CHP Sözcüsü Bülent Tezcan siyasi havanın yumuşatılmasını isteyenlerdendi..

    Hatta “AKP demeyin AK Parti, Adalet ve Kalkınma Partisi ifadesini kullanın” demişti..

    Şimdi çıktı Cumhurbaşkanı Erdoğan için “faşist diktatör” dedi..

    Peki birdenbire ne oldu, ne değişti?..

    Cevabı çok basit:

    – CHP şimdilerde içeriden dışarıya konuşmaya başladı..

    – Yanında duracağından emin olduğu küresel güçlere mesaj veriyor..

    – FETÖ’ye “Bu söylemi 165 ülkede kullanın” diyor..

    İSTİFA EDEN BELEDİYE BAŞKANLARI KULLANILMAK İSTENDİ

    Yeri gelmişken yazalım..

    İstifa eden AK Partili belediye başkanlarına “Direnin CHP arkanızda” mesajları gönderildi..

    Ama hepsi ters tepti..

    Hatırlayın iş Melih Gökçek’in CHP’ye geçeceğine kadar götürüldü..

    Bunlar ciddi ciddi konuşuldu..

    İSTİFA EDEN MİLLETVEKİLİNE TEPKİ YOK

    Aytun Çıray CHP’den istifa etti ve Meral Akşener’in partisine geçti..

    Kemal Beye bu sorulunca sanki çok normalmiş gibi konuştu..

    Hatta tepkisizliği “CHP’den başka milletvekilleri de istifa edip Meral Akşener’in yanına gidebilirler” şeklinde yorumlandı..

    Kemal Kılıçdaroğlu olarak baktığımızda 15 Temmuz darbe gecesinin hâlâ aydınlatılamayan karanlık noktaları var..

    Kemal beyin son söylemlerinde ekonomik kriz arzusu görülebiliyor..

    Asgari ücretin dolara endekslenme çağrısında olduğu gibi..

    2019’a giden yol türbülanslarla dolu..

    Gezi, 17-25 Aralık yargı darbesi, 15 Temmuz darbe girişiminde başarılamayanlar yeniden denenecek…(BC –