Etiket: “Neyin

  • Altınok: “HDP neyin karşılığı destekliyor, İSPARK’ı HDP ye vereceklermiş”

    Altınok: “HDP neyin karşılığı destekliyor, İSPARK’ı HDP ye vereceklermiş”

    AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok, bayram tatilini geçirmek üzere geldiği Erzurum’da İstanbul seçimleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

    Partililerle bayramlaşma programında konuşan milletvekili Selami Altınok, “Bunlar neyin karşılığı biliyor musunuz, bir iyi partili İP’li bir milletvekili odama geldiğinde dedi ki iyi de bize bir başkan yardımcılığı verecekler, İP Partisi bir başkan yardımcılığı karşılığı İstanbul Belediyesi’ni bu adama bu zihniyete sattı. Milliyetçiliğe gelince Milliyetçiler, muhafazakarlığa gelince de muhafazakarlıklar, bir başkan yardımcılığı İstanbul’u Kaftancıoğlu zihniyetine, bu milletin değerlerine küfredenlerin zihniyetine sattı” diye konuştu.

    CHP’nin İstanbul seçimlerini kazanması halinde HDP’nin İSPARK yönetimine alacağını öne süren Altınok, “Yetmedi, her kes duyuyor, Milletvekilimiz de, başkanımız da duyuyor, başkanlarımız da biliyor. HDP neyin karşılığı destekliyor, İSPARK’ı HDP ye vereceklermiş. Orada 2 bin 500 yüz insan çalışıyor. İSPARK’ı HDP ye verdikleri takdirde ben İstanbul’da aracımı götürüp İSPARK’ı HDP işlettiği takdirde onların olduğu yerlerdeki yerlere park etmeye güvenmem. Araçlarının yanından da geçmeye güvenmem” diye konuştu.

    İstanbul’da son bir aydır seçim çalışmalarını yürüttüklerini kaydeden Altınok, “Ramazandı, iftarlardı, sahurlardı koşuşturup durduk. Sizlerin de gittiğini biliyorum. Arkadaşlar, bir tane oy demeyeceğiz, benim korkum şu, bizim amcalar gelir, teyzeler gelir, hatta bayrama geldiler büyük bir kısmı da, dönmekte acizlik yapabilirler, dönmekte acizlik yaparsa değerli arkadaşlar, beş yılın hesabını veremeyiz, veremeyiz. Dertleri ne, Vakıflara belediye yardım etti diye yaygara koparıyorlar. Etmeyecek miydi, Kur’an hizmeti veren, din hizmeti veren Milletin maneviyatına katkı veren Vakıflara Belediyeler hizmet vermeyecek mi. ? Yardım etmeyecek mi? Bu belediye başkan adayı 18 günlük icraatında bir de bir şey yaptı onu da hatırlatayım, Erzurum’lular bu bizim kanımıza dokunur, bana çiçek göndermeyin, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine verin dedi. Siz Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine yardım ederken oluyor, biz Ensar Vakfı’na yapınca olmuyor” dedi.

    “Yüreğinde Milli ve Manevi hassasiyeti olan ne kadar kardeşimiz varsa, uçak bileti bin lira olsa da, üç bin lira da olsa, otobüs bileti bilmem ne olsa da, yollar uzunda olsa da gidecek oyunu verecek ve gelecek” diyen Altınok, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Gelmezse bunun vebali hepimizin üzerinedir. Arkadaşlar, bu olmaz, bu zihniyete İstanbul’u teslim edemeyiz. Sokaklarında gezemeyiz. Okulumuza, Camimize, Kur’an Kursumuza, rahat gidemeyiz. Bu hanım kardeşlerimiz belediye otobüslerine bindiğinde belediye otobüsünde rahat edemezler. Sosyal Tesislere gidip te Belediyenin Sosyal Tesislerine Milli ve Manevi hassasiyeti sakıncaları, çekinceleri olanları rahat oturtmazlar. Ne biliyorsun, biz bunları geçmişten biliyoruz. Biz bunların cibilliyetini biliyoruz. Biz bunların ağa babalarını biliyoruz. Neler yaptıklarını biliyoruz. Hiç bak ki Kaftancıoğlu dedikleri İl Başkanını piyasada görüyor musunuz, hiç görünmüyor, Genel Başkanları görünüyor mu.? görünmüyor, niye, çünkü onların algısını biliyor. Bir maske giydirmişler adamın üzerine o maske ile her tarafı dolaşıyor, bunun maskesi daha düşmedi, ama Kaftancıoğlu’nun maskesi düştü, çıkınca milletin tepki vereceğini biliyorlar. Bizim Milletimizin feraseti ve basireti açık olacak. Bizim Milletimiz, dik olacak, bizim Milletimiz ona oy verenlerden, onun peşine gidenlerden daha akli selim olacak. Zahmetse zahmet, eziyetse eziyet, katlanacağız İstanbul gibi Peygamberin Fethini müjdelediği vilayetin yönetimini belediyenin yönetimini bunlara bırakmayacağız. Bırakırsak, arkadaşlar 5 yıl İstanbul’u bunlar yönetemezler, 5 yılını bu milletimizin 16 milyonu kaybetmiş oluruz. Bunun vebali de, oy hakkı olduğu halde köyüme geldim zahmet oldu, gidemedim, yan oldu, çizdim falan filan diyen arkadaşlarımız da olur, her kes İlçe teşkilatımız, Beldemiz, köyümüz, temsilcimiz, ne varsa İl Teşkilatımız, Büyükşehir Belediyemiz bunun organizesini yapıyorlar, İlçe Başkanına, Belediye Başkanına, İl Başkanına, Büyükşehir’e alo bizim amcamız var, adayımız var gitmek istiyor diye haber vereceksiniz, organizeyi biz yapacağız, götüreceğiz, oyunu kullanacak gelmek istiyorsa da geri getireceğiz, bunun başka yolu yoktur. Onun için değerli hemşerilerim Erzurum’da rahat etmek istiyorsanız, İstanbul’a ben 17 veya 18 gün aradan belediye başkanı olduğumda ayağım varmadı, sanki İstanbul bizim olmaktan çıkmıştı. Belediyenin hoporlöründen sosyalist enternasyonel marşının çaldığı bir İstanbul bizim olamaz zaden, birileri ne diyor, bunların kafasındaki adamlar, gezi olaylarında da yazdılar. Hasan Paşa Caddesindeki sokaklara zulüm 1453 de başladı diyor, dün bir tane de yönetmen bozuntusu bir adam çıkmış, doğru diyor, İstanbul’a Fetih demeyeceksin, 1453 de İstanbul İşgal edildi. Bu zihniyetlere fırsat vermeyeceğiz. Vermememiz lazım, Vallahi bu vebal yalnızca benim vebalim değil, bu vebal Milletvekillerinin, Genel Başkanımızın, Cumhurbaşkanımızın değil her kes bunu fırsat bilecek, zahmetine katlanıp gidecek. Bir de çalışmalarınızda şunu da görüyorum, arkadaşlarımız sızlanıyor, ya işte şöyle oldu, şu aday oldu veya olmadı, Erzurum’lu şu oldu bilmem ne, arkadaşlar, şimdi Erzurum’lu olmak, Adana’lı olmak, Elazığ’lı olmak, Kütahya’lı olmak kavgası değil. Şimdi İstanbul’u bu Milli düşünmeyen adamlara vermemek veya teslim etmemek günüdür daha sonra ya, Erzurumluya, Erzincanlıya, Sivaslıya bakarız. Şimdi o zaman değil. Şimdi Ak Partinin, Cumhur İttifakının, yumruk olması zamanı, sandığa gitmeyen, küskünlerin, kızma, sevinme veya üzülme zamanı değil. Varsa İstanbul’da yaşayıp kızan küsen bana küssün, bana laf etsin, İbrahim abiye laf etsin, Mehmet abiye laf etsin, Mehmet Emin abiye laf etsin, ama şu anda davaya veya partiye laf edecek zaman değil. Şimdi 23 Haziranda Büyükşehirin Mazbatasını alma günü diyorum” şeklinde konuştu.

  • Gıda, Tarım Ve Hayvancılık Bakanı Çelik: “Neyin Terörü, Siz Maşasınız Maşa”

    BURSA (İHA) – Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, terörün gerekçesi olamayacağını ifade ederek, HDP’nin yaptığı ziyaretlerle, ticaretlerle ve seyahatlerle kimin maşası olduğu net bir şekilde ortaya çıktığını söyledi.

    Bursa’daki ziyaretlerini sürdüren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, İnegöl Ticaret Odası ödül törenine de katıldı. Törende konuşan Bakan Çelik, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Moskova ziyaretini sert bir dille eleştirdi. Terörün bir gerekçesi olamayacağını ifade eden Çelik, “Terör belasını görüyorsunuz. 30 yıldır neler çektiğimiz hepimiz biliyoruz. Şehit, şehit, şehit yüreklerimiz dağlandı. Peki derdiniz ne arkadaş? Dertleri demokrasiymiş. Buyurun demokratik bütün açılımlar gerçekleştirildi. Dertleri bölgeler arasındaki kalkınmada eşitsizlik varmış. Buyurun Şanlıurfa’ya, Diyarbakır’a, Bingöl’e Hakkari’ye yapılan yatırımlar Bursa’da yapılmıyor. Bursa’nın havaalanından daha büyük hava alanları var. Hangi yatırım duble yollar mı? Bunları oradaki vatandaşlarımız hak ettiği için yapıyoruz. Kesinlikle hiçbir vatandaşımızın arasında bir eşitsizlik düşünmedik düşünmeyiz. Devletimiz bu hizmetleri götürüyor. Peki, nedir sıkıntınız? Hak ve özgürlükler açısından sıkıntı var mı? Yok. 6 bölge yatırım bölgesi olarak işlem gerçekleştiriliyor. Yani burada işçi çalıştıran işverenimiz işveren payı ile işçi payını öderken, orada bulunan işveren hiç birini ödemiyor. Çünkü orada bir genç kardeşimiz daha kolay iş bulabilsin diye. Firmalar orada yatırım yapsın daha çok kişiye aş ve iş verelim. Göçü önleyelim diye. Herkesin doğdu yerde doymasını sağlayalım diye. Devletimiz bu çabayı gösteriyor. Neye itiraz ediyorsunuz. Neyin terörü, siz maşasınız maşa. Terörün gerekçesi olmaz. Ama gerekçe diye ortaya konan tüm argümanlar ortadan kalktığına göre sizin bugünde kimin maşası olduğunuz belli. Ziyaretleriniz, ticaretleriniz, seyahatleriniz ve kimin maşası olduğunuz net bir şekilde ortaya çıktı” diye konuştu.

    Türkiye’nin vatandaşın kılına zarar gelmeyecek hassasiyet içinde yalnız teröristlerle milimetrik bir mücadele sürdürdüğünü ifade eden Çelik, “Polisimiz ve askerimiz çok zor bir mücadele sürdürüyor. Milimetrik olarak binalar temizlenecek ve operasyonlar devam edecek. Demokratik açılım devam edecek. İnsanımız Edirne’de neyi hak ediyorsa Güneydoğu’da da batıda da kuzeyde de aynı hakları yaşayacak. Vatandaşla ilgili bir sorun yok. Çok şükür ki vatandaşımız bütün olup bitenleri iyi anlamlandırıyor. Bu terör belasını orada estirenlere gerekli duruşu Diyarbakırlı, Batmanlı, Hakkarili, Şanlıurfalı vatandaşımız dimdik devletinin aziz ay yıldızlı bayrağının yanında durmaya devam ediyor. Bütün endişeleri ortadan kaldıracağız. Devletinin arkasında durduğunun vatandaş farkında olacak. Bundan sonra da bu bela bir daha milletimize bir musibet olarak çökmeyecek” dedi.

    Türkiye’nin üzerinde ameliyatlar yapmak için hesap kitap yapanların hesaplarını boşa çıkaracak sağlam bir duruş sergilemek zorunlunda olduğumuzu belirten Çelik, “Yani burada kimsenin yalpalama hakkı yok. Çünkü gideceğimiz yer yok. Gideceğimiz yer 780 bin kilometre karelik şehit kanları ile sulanmış olan bu topraklardır. Yani duracağımız ve öleceğimiz yer bu topraklardır. Onun için bölgedeki istikrarsızlığı ülkemize taşımaya çalışanlara ve bölgedeki mazlum ve mağdur hakların ümidi durumuna gelmiş iken, tekrar düğmeye basıp Türkiye’nin bu yükselişini aşağı çekmeye çalışanlara karşı mutlaka duruşumuzu devam ettirme zorunluluğumuz var” şeklinde konuştu.

    Yeni bir anayasa mutlaka yapılması gerektiğinin altını çizen Çelik, “Bu süreçle ilgili hükümet olarak hızlı adımla atacağız. Çalışma hayatı olarak iş ve işveren dengesini iyi kurmak lazım. Konu yalnız sanayicinin meselesi değil, çalışanın da meselesidir. Ayrı ayrı yerlerde farklı ifadelerle insanları telaşlandırmaya gerek yok. Şimdi de ‘Efendim asgari ücret bin 300 lira oldu’ arkadaşlar asgari ücret bin 300 lira oldu diye kıyamet kopmaz. Ben bu işi biliyorum. Ama işverenin piyasalarla rekabet koşullarını artıracak birçok yatırım var. Bu yöntemlerle ilgili işverenin talepte bulunması saygıdeğerdir. Ama benim üzüldüğüm olay şudur. Asgari ücret bin 300 lira oldu kıyamet koptu gibi yansıtılması aslında işverenler içinde son derece sıkıntılı bir durum. Neticede bir insan bin 300 liraya ailesini geçindirecek. Önce kendimize bunu sormak durumundayız. Fakat benim için çalışanıma bin 300 değil daha farklı imkanları da sağlayabilir demelidir bir işveren. Ama bunun getirdiği rekabet edememe sorunuyla ilgili ön açıcı talebi çok haklı bir taleptir. Aslında işçisi ve işvereniyle birlikte oraya yönelmemiz oradaki sıkıntıları çözmemiz gerekiyor. Sanki gariban alın teriyle 9 saat çalışan ve akşama çocuğuma çikolata götürebilir miyim dile heyecan duyan bir insanın bin 300 lirasına göz koymuşuz gibi bir algı bizim işverenlerimizin hak etmediği bir algıdır” dedi.

    İlk kez soğuk savaştan sonra bu derece kutuplaşma ile karşı karşıyayız olunduğunu ifade eden Çelik, “Herkes sipere yatmış durumda. Bütün güçler şuanda körfezde ve belli coğrafyada Ortadoğu’da konuşlanmış durumda. Herkesin eli tetikte. Herkes orada. Herkeste kurtarmak için orada. Nasıl bir anlayış ise. Yani gelen bölgeye bir iyilik olsun diye geliyor. Çok enteresandır ki Rusya ‘beni davet ettiler’ diye geldim diyor. Diğer ülkeler ise biz oradaki olumsuzluğu yok etmek için parlamentodan karar çıkardık geldik diyor. Her gelen geçen vuruyor. Milyonlarca insan evinden yurdundan oluyor. Bu insanların yollara düştüğü denizlerde atık muamelesi gördüğü bir acı ve vahim tablo var. Bunun arkasından huzur bekleniyor. Bunun arkasından fevri değil aklıselim davranışların olması bekleniyor. Böyle hengâmenin içerisinde bırakılan ateş çemberi içiresinde bırakılan insanların” dedi.

    Bakan Çelik konuşmasının ardından dereceye giren firma yetkililerine ödüllerini takdim etti.