Etiket: Nedenlerini

  • Kutay Gözgör, borsanın yükseliş nedenlerini açıkladı

    Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kutay Gözgör, borsanın yükseliş nedenleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

    Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi dün 93 bin 802 puan ile kapatarak tüm zamanların rekoruna ulaşmasının ardından Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kutay Gözgör konuyla ilgili değerlendirmede bulundu. BIST 100 endeksini Ocak ayından bu yana yükseliş trendinde etkili olan dört önemli etkenin ön plana çıktığını ifade eden Gözgör; bu dört etkeni; referandum sonuçları, bankacılık sektöründeki yükseliş, ABD Başkanı Trump’un politikaları ve Fransa’da gerçekleşen seçimler olarak belirledi.

    “Referandum sonuçları BIST100 endeksini olumlu etkiledi”

    BIST 100 endeksini destekleyen etkenlerin başında yurtiçinde sonuçlanan referandumun geldiğini ifade eden Kutay Gözgör; “Referandum sonrası politik risk sürecinin ortadan kalkması, TL varlıklarını olumları etkiledi. TL’nin dolar karşısında değer kazanması BIST 100 endeksini de desteklerken; bankacılılık, holding gibi sektör hisseleri ön plana çıktı” şeklinde konuştu.

    “Bankacılık sektörü yükselişin lokomotifi oldu”

    Başta bankacılık sektörü olmak üzere, birçok öncü şirketin bilançosunun olumlu açıklanacağına yönelik beklentiler de yükselişe etkili oluyor bilgisini paylaşan Kutay Gözgör; “Özellikle teminat yetersizliği nedeniyle kredi alamayan KOBİ’lere ve KOBİ dışı işletmelere kefil olarak finansman desteği sağlayan Kredi Garanti Fonunun (KGF), banka bilançolarına olumlu yansıması bekleniliyor. KGF kredilerine yönelik talep artışı bankaların aktiflerini destekleyecek nitelikte olabilir” dedi

    “Trump’ın politikaları borsaları destekliyor”

    Borsadaki gelişmelerde Trump’ın politikalarının etkisine dikkat çeken Kutay Gözgör; “Küresel gelişmelere baktığımızda ise BIST 100 endeksini destekleyen faktörlerin yer aldığını görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın açıklayacağı vergi teşvikleri borsaları olumlu yönde etkilemeye devam ediyor. Küresel öncü borsalarla yükselen BIST 100 endeksi, başta ABD Merkez Bankasının (FED) söylemlerinden ve Donald Trump’ın politikalarından etkilenmeye devam edebilir” ifadelerini kullandı.

    “Fransa seçimleri risk iştahını yükseltti”

    Fransa’nın Avrupa birliğine olumlu yaklaşımını Avrupa borsalarını hareketlendirdiğini ifade Kutay Gözgör; “Öte yandan dün Fransa’da gerçekleşen seçimlerde Avrupa Birliğine yönelik olumlu söylemleriyle ön plana çıkan Emanuel Macron’ın ilk turu kazanması, piyasalarda risk iştahını yükseltti. Hemen hemen tüm Avrupa Borsalarında yükselişler hız kazanırken, BIST 100 endeksinin de bu gelişmeden olumlu etkilendiğini söyleyebiliriz” dedi.

    “Teknik anlamda yükseliş isteği sürüyor”

    Kutay Gözgör BIST 100 endeksinin teknik görüntüsü ile ilgili değerlendirmesinde ise “BIST100 endeksinin teknik görüntüsüne baktığımızda ise, 93 bin seviyesi önemli destek olarak takip edilebilir. Bu seviyenin üzerinde kalınması halinde kısa vadede yükseliş isteği sürebilir. Olası yükseliş senaryonu devamı halinde 94 bin – 94 bin 800 bölgesi gündeme gelebilir” şeklinde konuştu.

  • Dr. Bilkay, erkeklerin saç dökülmesinin nedenlerini açıkladı

    Ege Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ufuk Bilkay, erkeklerde saç dökülmesine yol açan nedenleri açıkladı. Dr. Bilkay, erkeklerin alın ve tepe bölgesindeki saç köklerinin testosteron hormonuna duyarlı olduğunu, bu yüzden dökülmelerin yaşanabildiğini söyledi.

    Saç kaybının genetik, hormonal değişiklikler ve yaşlılık nedeniyle oluşabildiğini belirten Estetik Cerrahi Uzmanı Prof.Dr. Ufuk Bilkay, bu durumun hem kadınlarda hem de erkeklerde fiziksel ve psikolojik sorunlara sebep olabildiğini söyledi. Dr. Bilkay saç kaybının aynı zamanda çeşitli dermatolojik hastalıklar, yanıklar ve kazalara bağlı olarak da meydana gelebileceğini söyledi.

    Erkek tipi kellik

    Erkeklerde genellikle tepe ve alın kısmında saç kökü kaybı nedeniyle saçlarda seyreklik veya belirgin saçsızlık görülürken, ense bölgesinde iki kulak arasında kalan bölgede saç dökülmesi olmadığına dikkat çeken Dr. Bilkay, “Bunun nedeni iki farklı saç kökünün bulunmasıdır. Alın ve tepe bölgesindeki saç kökleri testosteron hormonuna duyarlıdır. Ve bu hormon etkisiyle saç kökleri zarar görmekte, dolayısıyla saçlar dökülmektedir. Ensedeki saç kökleri ise testosteron hormonuna duyarlı değildir. Ve bu sebeple dökülmezler. İşte saç ekimi işlemi; kafanın arka kısmında bulunan hormona duyarlı olmayan saç köklerinin alınarak, alın ve tepe bölgesindeki saçsız alanlara ekilmesidir. Bu şekilde ekilen saç kökleri hormona duyarlı olmadıklarından bir daha dökülmezler” diye konuştu.

    Saç ekim yöntemi

    Günümüzde gerçekleştirilen saç ekimi operasyonları hakkında da bilgi veren Dr. Bilkay, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Estetik ve plastik cerrahideki son yıllardaki en önemli gelişmelerden biride mini ve mikrogreft transplantasyonu ile saç restorasyonudur. Bu teknik ile diğer yöntemlere göre çok daha doğal ve başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu yöntem ensenin üzerindeki bölgeden uzun elips şeklinde bir şaçlı derinin çıkartılarak (FUT) bu deri şeridindeki kıl köklerinin 1 ila üçlü gruplara bölünmesi veya köklerin özel motor yardımıyla tek tek greftler şeklinde alınıp (FUE), restore edilmesi istenen bölgeye teker teker nakledilmesi şeklinde özetlenebilir. FUT yönteminde ense bölgesinde iz kalir iken FUE yönteminde ise iz kalmaz.”

  • Tasavvufun Ve Tarikatların Ortaya Çıkış Nedenlerini Değerlendirildi

    Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Sezayi Küçük, tarikatların geçmişten beri toplumda manevi eğitim görevini üstlendiklerini söyledi.

    SAÜ İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Sezayi Küçük, tasavvufun ve tarikatların ortaya çıkış nedenlerini ve günümüzdeki durumunu değerlendirdi. Tasavvufun İslam’ın içinde var olan bir yol olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Sezayi Küçük, “Tasavvuf neredeyse 14 asırlık bir geçmişi olan ve Hz. Peygamber’in manevi hayatından hareketle ortaya çıkan bir anlayış, bir yol, bir düşünce, bir yaşam biçimidir. İslam’ın dışında değildir. Bu manada bütün kullanmış olduğu kaidelerini, usullerini, kurallarını İslam’dan, Kuran’dan ve sünnetten alır” dedi.

    Hz. Peygamber’in yaşamış olduğu manevi hayatın aktarılma sistemine ‘tasavvuf’ adı verildiğini kaydeden Yrd. Doç. Küçük, “Hz. Peygamber, adeta tasavvufun maksadını “ihsan” kavramıyla tarif etmiş ve ‘İhsan, sen Allah’ı görmesen de O seni daima görüyor anlayışı ile yaşamandır’ buyurmuştur. İslam ilimleri içinde Fıkıh nasıl insanın zahiri (dış) hayatını yönlendiriyorsa, Tasavvuf da bir fıkh-ı batın olarak insanın ruh ve mana hayatını, iç dünyasını tanzim eder. Tasavvuf temel olarak Kuran’ı Kerim ve Hz. Peygamber’in getirmiş olduğu buyrukları, samimi, hiçbir gösterişe düşmeden, sadece Allah rızası için yaşamayı amaçlamaktadır” diye konuştu.

    TARİKATLARIN TEMEL AMACI MANEVİ EĞİTİMDİR

    Tasavvufun sosyal kurumu olan tarikatın ise bu aktarılma sistemini belli kurallar çerçevesinde ileten mektebin ve yolun adı olduğunu anlatan Yrd. Doç. Küçük, bütün tarikatların temel amacının manevi eğitim veya diğer bir tabirle kişilik inşası olduğunu söyledi. Küçük, “Tasavvuf Milli Eğitim Bakanlığı ise tarikatlar o bakanlığın bünyesinde var olan okullardır. Kuran’ı Kerim Hz. Peygamber’i “en güzel örnek” diye tarif eder. Tasavvuf ve tarikatlar da Hz. Peygamber’in bu en güzel örnekliğini bir eğitim anlayışı ve öğretmen öğrenci ilişkisi çerçevesinde öğreten yol ve mekteptir. Bunu zaten bulunduğu toplumda bir öğretmen olan Hz. Peygamber’in hayatında da görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    TASAVVUF YAŞANILARAK ÖĞRENİLEN BİR İLİMDİR

    Hz. Peygamber’in manevi hayatının nesilden nesle nakle ihtiyacı doğduğunu, bu naklin mürşidler vasıtasıyla yapıldığını ve zaten tasavvuf ve tarikatların da bu çerçevede ortaya çıktığını aktaran Küçük, “Neden bir şeyhe, mürşide ihtiyaç duyuluyor dersek, tasavvuf bir hal ilmidir yani yaşanılarak öğrenilen bir ilimdir. Bu ilmin öğrenilmesinde de bir örneğe ihtiyaç vardır. İnsanoğlu genellikle görünen örneklerden daha çok etkileniyor. Bu sebeple mürşid insanın gözü önündeki peygamber varisi, manevi tecrübe sahibi, kendisini yetiştirmiş müşahhas (görünen) bir örnektir. Bu anlayış, düşünce ve yol zamanla sosyal olarak müesseseleşmiş ve bu kurumun adı tarikat olmuştur. Tarikatlar Hz. Peygamber’den sonra 1200’lü yıllarda ortaya çıkmıştır. İlk olarak da Kadiriye, Rıfaiye ve Yeseviyye tarikatlarından söz edebiliriz. Ahmet Yesevî ile birlikte ilk tarikatlardan biri Türkler arasından çıkmıştır. O günden bu güne kadar da bahsettiğimiz hedefler çerçevesinde bu geleneksel irfan merkezleri topluma manevi rehbenlik eden Mevlânâ, İbn-i Arabî, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli, Aziz Mahmud Hüdayi gibi şahsiyetleri yetiştirmiştir” şeklinde konuştu.

    İNSANLARIN GÖNÜL DOKTORLARINA İHTİYAÇLARI VAR

    İnsanların gönül doktorlarına ihtiyaçları olduğunu da belirten Küçük, “Bugün aslında toplumlara baktığımızda ciddi bir şekilde ahlaki düşüşün yaşandığını, materyalist ve pozitivist anlayışın hüküm sürdüğünü fark ediyoruz. İnsanların birbiri aldatması, güvensizlik, helal haram düşüncesinin olmayışı, iman ve ihsan (Allah’ı görüyormuş gibi yaşamak) eksikliğinin neticesidir. İnsan kendisini Allah’ı görüyormuşçasına eğitmelidir. Tarikat bunu yapar ve insanların ahlaken eğitilmesini kötü huylardan iyi huylara doğru bir yolculuğa çıkmasını amaçlar. Geçmişten bugüne insanlar aynıdır. Yalnızca kullanılan dünyevi araçlar değişmiştir. İnsanların gönül doktorlarına ihtiyaçları vardır. Bu konuda en iyi yardımcılar, yani ruh doktorları olan mürşitlerdir” dedi.