Etiket: Nedenleri

  • Antidepresan İlaçların Sıkça Kullanılmasının Nedenleri Açıklandı

    Psikiyatrist Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, ilaçlar arasında en çok tartışılan gruplardan antidepresanların neden sıkça kullandığını açıkladı.

    Halk arasında tüm psikiyatri ilaçlarına antidepresan denildiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Antidepresan ilaçlar ilk olarak depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar olarak kullanılmaya başlandı. Bugün pek çok psikiyatrik bozuklukta bu ilaçlar kullanılmaktadır. Depresyon, kaygı bozukluğu, takıntı hastalığı, panik bozukluk, sosyal fobi, uyku sorunları ve bunlar gibi birçok psikiyatrik durumda psikiyatri hekimlerince hastalara önerilmektedir. Esasen bu ilaçlar, tansiyon ilaçları ve şeker ilaçlarından pek de farklı değillerdir. Bu ilaçlarla ilgili en önemli bilgi, tanıdık önerisiyle kullanılmaması gerekliliğidir. Bazı kişiler arada sırada bir tane içerek iyileştiklerini düşünmektedirler. Bu tamamen yanılgıdır. Bu tip ilaçlar orta ve uzun vadede faydalı olmaktadır. Hatta en kısa kullanımı altı ay diyebiliriz” dedi.

    Antidepresan ilaçların oldukça yaygın kullanıldığını belirten Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Pek çok ülkede benzer şekildedir. Antidepresan ilaçlar diğer ilaçlar gibi yan etki yapabilmektedir. Yan etki oluştuğunda kişiler, kendilerine ilaç yazan hekime başvurarak ondan yardım istemelidirler. Psikiyatrik tedavilerin en önemli kısmı işbirliğidir. Dolayısıyla sorun olduğunda hekimle işbirliği yapmak gerekir” diye konuştu.

    Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, doktorlarca antidepresan ilaçların sıkça yazılmasının 10 nedenini ise şöyle açıkladı:

    “Günümüz Şartlarının Zorluğu; Bundan elli yıl öncesinde hayat şartları bugünküne nazaran daha kolaydı. İnsanlar daha erken işten çıkmaktaydılar. Yollarda daha az zaman geçirmekteydiler. Güvenlikle ilgili sorunları bu kadar yoğun değildi. Bu durum sadece bizim için değil tüm dünya için böyleydi. Şartların zorluğunun artması, bu durumla baş etme zorluğunu artırdı. Kişilerin psikolojik sorunları daha fazla arttı.

    İnsanların Birbirine Destek Verememesi; Ne yazık ki günümüzde insanların gerek ulaşım imkânları gerekse bunun için gereken sürenin artışı birbirlerine destek vermelerini azaltmıştır. Ailelerin çocuklarına destek vermesi zorlaşmış, arkadaşlık ve dostluk ilişkileri azalmıştır. Dolayısı ile kişiler sorunlarla tek başlarına mücadele etmek durumunda kalmaktadır. Bu da kişiyi depresyona sürükleyebilmektedir.

    Daha Fazla Uyarana Maruz Kalınması; Artık hayatımıza birçok yeni kavram girdi. Haberlere ulaşım, sosyal medya, bilgisayar oyunları, elektronik alışveriş, internetten kumar oynama gibi. Bunlar bizim hayatımızı kolaylaştırdığı gibi, her an her şeyden haberdar olmak bizi yormaya başladı. Sürekli bilgi akışı, yüz yüze görüşmeden, insanlarla temas etmeden yaşam arttı. Yeniliklere yetişmek, hayatımızı kolaylaştırmak yerine zorlaştırdı. Bu da strese neden olmaya başladı. Ve kişilerin depresyona yatkınlığını artırdı.

    Yalnızlık; Yaşam koşulları, çalışma şartlarının yoğunluğu kişileri yalnızlaştırdı. Günün stresinden dolayı insanlar birbirleriyle görüşmez oldu. Kapı komşumuzu bile tanımıyoruz. Bütün sıkıntılarımızla tek başımıza baş etmek durumunda kalıyoruz. Bu da genel olarak insanları ruhsal olarak yormaya başladı.

    Boşanmaların Artması; Kadın ve erkeğin birbirine tahammülü azaldı ve boşanmalar arttı. Oysaki boşanma sonrası yaşamla baş etmek evliyken oluğundan daha zordur. Çünkü kişinin sorumlulukları değişmemektedir. Yalnız kalmak, çocukların sorunları depresyona eğilimi artırmaktadır.

    Stresin Neden Olduğu Hastalıkların Saptanması; Bugün yapılan bilimsel araştırmalarda pek çok hastalığın nedenleri arasında stres ve depresyon yatmaktadır. Kalp hastalıkları, tansiyon sorunları, şeker hastalığı, kanser gibi birçok hastalıkta, bu durum kanıtlandı. Stresle ve depresyonla baş etmek için kişiler daha çok psikiyatriste başvurmaya başladılar.

    Psikiyatri Hekimlerine Ulaşılmasının Kolaylaşması; Günümüzde hekim sayısının, hastane ve muayenehane sayısının artışıyla paralel olarak psikiyatrist sayısı da artmıştır. Dolayısıyla artık psikiyatriste ulaşmak ve gitmek daha kolaylaşmıştır.

    Psikiyatriste Gitmekten Korkmama; Daha önceleri psikiyatriste gitmek insanlar için utanılacak bir durum olarak algılanırdı. Ayrıca kişiler, çevresi tarafından deli damgası yemekten korkarlardı. Oysaki bugün birçok kişi bu yanlış yargıları aşmış durumdadır. Güncel streslerle baş edilemediğinde oluşan sorunları için daha cesaretli olarak psikiyatriste gidebilmektedir.

    Psikoterapilerin Hem Daha Pahalı Olması Hem De Daha Fazla Zaman Gerektirmesi; Psikiyatrik tedavilerden psikoterapinin hem pahalı hem de uzun süreli olması, kişilerin daha kolay olan ilaç tedavisine yönlenmesini kolaylaştırdı. Hasta sayısının artışı ve psikoterapi için zamanın olmaması özellikle hastanelerde ilaç yazımını artırmıştır. Bu, bütün dünyada aynı olan bir durumdur.

    Bilginin Artışı; Artık hepimiz her hangi bir sorunumuz olduğunda internete başvurmaktayız. Burada birçok konuda bilgiye rahat ulaşabiliyoruz. Ara sıra kirli bilgiler olsa da; yaşadığımız sıkıntının ne olduğunu, kimden yardım almamız gerektiğini, nasıl bir yardım olacağını daha kolay öğreniyoruz. Bu sayede psikolojik sorunlarımız ya da psikolojik sorunların göstergesi olan fiziksel problemlerde psikiyatriste gitmenin doğru olacağını internetten öğrenebiliyoruz.”

  • Botoksun Etkinliğini Erken Kaybetme Nedenleri

    Botoks son 10 yılın en çok tercih edilen medikal gençleştirme uygulamaları arasında yer alıyor. Op. Dr. Bülent Cihantimur, uygulamanın kalıcılığında yaşanan sorunlara değindi.

    “Botoksu sadece kırışıklıkları ve form kayıplarını azaltmak için değil, terleme tedavisi gibi çözümlerde de kullanıyoruz. Çok fazla tercih ediliyor çünkü hastaya anında gözle görülür bir etki sağlıyor” diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, “Çalışma prensibi ise, botulinum toksin adındaki bakterinin sorunlu bölgeye enjekte edilmesi ve bu bakterinin alandaki kasların geçici olarak işlem yapmasını engellemesidir. Botoksun kalıcılığı ortalama 6-7 ay olarak düşünülebilir. Fakat bazı durumlarda etkinliğinin 2 ay gibi kısa bir zamanda kaybolduğu gözlemlenir” açıklamalarında bulundu.

    Botulinum toksinin soğuk zincir halkasında taşınması gereken bir ürün olduğunu belirten Cihantimur, “Kliniklerimize kullandığımız markanın botulinum toksin paketleri uygun koşullarda gelir ve yine uygun koşullarda soğutucuda saklanır. Eğer bu soğuk zincirde bir kırılma yaşanmışsa, botoksun etkinliğinin azalması söz konusudur. Botoks en az 10 hafta, makulü 6 içerisinde yenilenmesi gereken bir uygulamadır. Eğer 10 haftadan evvel tekrar botoks yaptırırsanız, vücudunuz savunma mekanizmasını devreye sokarak antikolar üretir ve botoks fayda sağlamaz” dedi.

    hastaya yetersiz doz uygulaması yapılmasının da bir başka sorun olduğunu dile getiren Cihantimur, açıklamalarına şöyle devam etti:

    “Bu, botoksun kısa sürede yok olmasına neden olur. Ayrıca kas yapısı güçlü olan kişilerde yine botoks uygulamasının dozajı iyi ayarlanmalıdır ve yetersiz doz uygulaması yapılmamalıdır. Botoks dünyanın en pahalı ürünlerinden bir tanesi. Şişenin içerisinde 1 gramdan daha az botulinum toksin maddesi vardır. Bu sebeple piyasanın altında bir botoks fiyatı ile karşılaşırsanız, bir kez daha düşünmenizi öneriyorum zira bu ucuzluğun altında başka problemler yaşayabilirsiniz. Bunun yanı sıra botoksu yaptıracağınız doktorun da el becerisine ve anatomi bilgisine mutlaka dikkat etmelisiniz.”

  • Burun Kanamasının Nedenleri

    Kulak Burun Boğaz Bölümü Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk, burun kanamasının nedenlerinin çocuklarda burunla oynama, yetişkinlerde ise yüksek tansiyon olabileceğini söyledi.

    Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk “Burun kanamasının nedenleri” hakkında önemli bilgiler verdi. Burun kanamasının kişileri endişelendiren, sık karşılaşılan ve genellikle iki şekilde görülen bir olduğunu belirten Şentürk, “Gençlerde ve çocuklarda sık tekrarlayan ve az miktarda olan kanamalar: Bu kanamalar çoğunlukla burnun 1 cm. gerisinde oluşmaktadır. Bu bölge kan damarlarının çok yoğun olduğu bir bölgedir. Çocuklarda burun kanamalarının en sık sebebi burun karıştırmadır. Çocuklar burunlarını karıştırarak bu kılcal damarlardan çok yoğun olan bölgeyi zedelemekte ve tekrarlayan burun kanamalarına neden olmaktadır. Kuru havalarda ve üst solunum yolu enfeksiyonu geçirenlerde de burun kanamaları sık görülmektedir. İleri yaştaki hastalarda görülen kanamalar: Şiddetli, kendiliğinden durmayan, çoğunlukla da burnun arka bölgelerinden kaynaklanan ve sıklıkla hastaneye yatırma zorunluluğu duyulan ciddi kanamalardır. Bu kanamalar daha çok tansiyon hastalarında ve kan sulandırıcı ilaç kullanımlarında ortaya çıkmakta, ciddi seyirli olmaktadır” dedi.

    BURUN KANAMALARININ BÖLGESEL NEDENLERİ

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk sözlerine şöyle devam etti: “Burna darbe alınması, burun kırıkları, yüz ve kafatası kırıkları, burun karıştırma, burna sıkılan kortizonlu ilaçlar, kokain kullanımı burun kanamasına neden olabilir. Ayrıca burundaki kıkırdak ve kemik eğriliklerinden dolayı da dar alandan hava hızlı akarak burnu kurutur, kabuklanmalar olur ve burun kanaması izlenebilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, nezle, grip, sinüzit gibi enfeksiyonlarla da sıklıkla burun kanamaları olabilmektedir. Burun, burun boşlukları ve genzin iyi ve kötü huylu tümörleri de yoğun burun kanamalarına neden olmaktadır. Ergenlik çağında erkek çocuklarda görülen damar tümörleri de şiddetli kanama yapabilmektedir. Doktor tavsiyesi olmadan alınan aspirin ve kan sulandırıcılar burun kanamasına neden oluyor. Pıhtılaşma sorunları, hemofili, von Willebrand gibi pıhtılaşma hastalıkları, K vitamini eksikliği, ilaç veya hastalıklara bağlı kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerin (trombositler) azalmasına neden olan durumlar, karaciğer hastalıkları ve alkol alımı burun kanamalarına yol açmaktadır. Toplumumuzda yanlış öğretiler sonucu birçok kişi gelişigüzel aspirin kullanmaktadır. Aspirin ve benzeri kan sulandırıcı ilaçların doktor tavsiyesi olmadan kullanılması sonucu sadece burunda değil birçok alanda durdurulamayan kanamalar olmakta ve hastalarımız bundan zarar görmektedir. Aspirin kanama zamanını 1 hafta uzatmakta ve bu sürede tedavide pıhtılaşma problemleri yaşanmaktadır. Önerimiz kan sulandırıcı ilaçların bir teşhise dayanması, tedavi süresinin ilgili hekim tarafından belirlenmesi ve kanama-pıhtılaşma parametrelerinin düzenli kontrol edilmesidir.”

    YÜKSEK TANSİYON DA BURUN KANAMASINA NEDEN OLUYOR

    Yüksek tansiyonun da burun kanamasına neden olduğunu belirten Şentürk, “İleri yaşlarda yine sıklıkla kanamaya neden olarak tansiyon yüksekliği (hipertansiyon) ve damar sertliği olarak kaydedilmektedir. Bu arada bir anekdot olarak tansiyonu yüksek hastanın burun kanaması olmasının iyi bir durum olduğu böylece beyin kanaması olmadığı doğru olmayan bir inanıştır. Burun kanaması olmadan da hipertansif hastalarda beyin kanaması izlenmektedir. Hastalarımızı çok korkutan kanamalarda bile miktarlar bir su bardağından daha azdır. Vücudumuzda toplam 5 litre dolaşan kanın varlığı hatırlandığında durum daha iyi kavranacaktır. İlk olarak yapılmaması gerekenler sıralanacak olursa; baş geriye atılmamalı ve buruna pamuk, bez gibi evde ilk akla gelen ne varsa sokuşturulmamalıdır. Bu hareket, sadece burun kanamasının önden değil genizden gelmesini sağlar, kanamayı durdurmaz. Kafayı ıslatmak, boyuna buz koymak pek de işe yarayacak önlemlerden değildir. Doğrusu ise önce soğuk bir suyla burunu fazla sümkürmeden temizlemek ve bir elin 2 parmağı ile burun kanatlarından şiddetlice bastırmaktır. 5 dakika bastırdıktan sonra eğer hala kanıyorsa tekrar burun içini soğuk suyla temizlemek, pıhtıları uzaklaştırmak ve tekrar 2 parmakla burun kanatlarını bastırarak kanamayı durdurmak gerekir. Bu işlem birkaç kez tekrarlanabilir. Bu yolla burun kanamalarının yüzde 90’ı durmaktadır. Durmayan kanamalar içinse KBB uzmanına başvurulmalıdır” şeklinde konuştu.

    Dr. Şentürk açıklamasını şöyle tamamladı: “Burnun arka kısmında kanaması olan, kan sulandırıcı ilaç kullanan, hipertansiyonu olan, burnunda nefes almayı engelleyici balon, tampon vs. gibi materyal bulunan yaşlı kalp, akciğer ve solunum problemli hastalarla, kanamaları tekrarlayanlar mutlaka hastaneye yatırılarak yakın izlemde tutulmalı ve gerekli testler yapılarak uygun ilaçlar verilmelidir. Tabi bu anlatılanlara rağmen kanaması devam eden hastalar da olmaktadır. Bu çok küçük yüzdeyi oluşturan hastalarımızda ameliyathanede gerekli müdahaleler yapılarak kanayan damar bağlanmakta veya o damarı tıkayıcı işlemlere gereksinim duyulmaktadır. Hastanın kanaması burun eğriliğinden kaynaklanıyorsa bu eğrilik ameliyatla mutlaka düzeltilmelidir. Sonuç olarak, burun kanamaları önemsenmesi gereken bir hastalıktır. Bu olayın nedeni mutlaka araştırılmalı ve varsa altta yatabilecek daha ciddi hastalıklar ortaya çıkartılarak tedavi edilmelidir.”

  • Burun Kanamasının En Sık Görülen Nedenleri

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk, “Burun kanamaları önemsenmesi gereken bir hastalıktır. Bu olayın nedeni mutlaka araştırılmalı ve varsa altta yatabilecek daha ciddi hastalıklar ortaya çıkartılarak tedavi edilmelidir” dedi.

    Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Opr. Dr. Yusuf Şentürk “burun kanamasının nedenleri” hakkında önemli bilgiler verdi. Burun kanaması kişileri endişelendiren, sık karşılaşılan ve genellikle iki şekilde görülen bir olduğunu belirten Dr. Yusuf Şentürk, “Gençlerde ve çocuklarda sık tekrarlayan ve az miktarda olan kanamalar: Bu kanamalar çoğunlukla burnun 1 cm. gerisinde oluşmaktadır. Bu bölge kan damarlarının çok yoğun olduğu bir bölgedir. Çocuklarda burun kanamalarının en sık sebebi burun karıştırmadır. Çocuklar burunlarını karıştırarak bu kılcal damarlardan çok yoğun olan bölgeyi zedelemekte ve tekrarlayan burun kanamalarına neden olmaktadır. Kuru havalarda ve üst solunum yolu enfeksiyonu geçirenlerde de burun kanamaları sık görülmektedir. İleri yaştaki hastalarda görülen kanamalar: Şiddetli, kendiliğinden durmayan, çoğunlukla da burnun arka bölgelerinden kaynaklanan ve sıklıkla hastaneye yatırma zorunluluğu duyulan ciddi kanamalardır. Bu kanamalar daha çok tansiyon hastalarında ve kan sulandırıcı ilaç kullanımlarında ortaya çıkmakta, ciddi seyirli olmaktadır” diye konuştu.

    BURUN KANAMALARININ BÖLGESEL NEDENLERİ

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk sözlerine şöyle devam etti: “Burna darbe alınması, burun kırıkları, yüz ve kafatası kırıkları, burun karıştırma, burna sıkılan kortizonlu ilaçlar, kokain kullanımı burun kanamasına neden olabilir. Ayrıca burundaki kıkırdak ve kemik eğriliklerinden dolayı da dar alandan hava hızlı akarak burnu kurutur, kabuklanmalar olur ve burun kanaması izlenebilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, nezle, grip, sinüzit gibi enfeksiyonlarla da sıklıkla burun kanamaları olabilmektedir. Burun, burun boşlukları ve genzin iyi ve kötü huylu tümörleri de yoğun burun kanamalarına neden olmaktadır. Ergenlik çağında erkek çocuklarda görülen damar tümörleri de şiddetli kanama yapabilmektedir.”

    Doktor tavsiyesi olmadan alınan aspirin ve kan sulandırıcıların burun kanamasına neden olduğunu belirten Şentürk, “Pıhtılaşma sorunları, hemofili, von willebrand gibi pıhtılaşma hastalıkları, K vitamini eksikliği, ilaç veya hastalıklara bağlı kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerin (trombositler) azalmasına neden olan durumlar, karaciğer hastalıkları ve alkol alımı burun kanamalarına yol açmaktadır. Toplumumuzda yanlış öğretiler sonucu birçok kişi gelişigüzel aspirin kullanmaktadır. Aspirin ve benzeri kan sulandırıcı ilaçların doktor tavsiyesi olmadan kullanılması sonucu sadece burunda değil birçok alanda durdurulamayan kanamalar olmakta ve hastalarımız bundan zarar görmektedir. Aspirin kanama zamanını 1 hafta uzatmakta ve bu sürede tedavide pıhtılaşma problemleri yaşanmaktadır. Önerimiz kan sulandırıcı ilaçların bir teşhise dayanması, tedavi süresinin ilgili hekim tarafından belirlenmesi ve kanama-pıhtılaşma parametrelerinin düzenli kontrol edilmesidir” şeklinde konuştu.

    “YÜKSEK TANSİYON DA BURUN KANAMASINA NEDEN OLUYOR”

    Yüksek tansiyonun da burun kanamasına neden olduğu bilgisini veren Opr. Dr. Yusuf Şentürk şunları söyledi: “İleri yaşlarda yine sıklıkla kanamaya neden olarak tansiyon yüksekliği (hipertansiyon) ve damar sertliği olarak kaydedilmektedir. Bu arada bir anekdot olarak tansiyonu yüksek hastanın burun kanaması olmasının iyi bir durum olduğu böylece beyin kanaması olmadığı doğru olmayan bir inanıştır. Burun kanaması olmadan da hipertansif hastalarda beyin kanaması izlenmektedir. Hastalarımızı çok korkutan kanamalarda bile miktarlar bir su bardağından daha azdır. Vücudumuzda toplam 5 litre dolaşan kanın varlığı hatırlandığında durum daha iyi kavranacaktır.”

    BURUN KANAMASINDA NE YAPILMALI?

    Burun kanaması durumunda yapılması gerekenleri anlatan Dr. Şentürk şu bilgileri verdi: “İlk olarak yapılmaması gerekenler sıralanacak olursa; baş geriye atılmamalı ve buruna pamuk, bez gibi evde ilk akla gelen ne varsa sokuşturulmamalıdır. Bu hareket, sadece burun kanamasının önden değil genizden gelmesini sağlar, kanamayı durdurmaz. Kafayı ıslatmak, boyuna buz koymak pek de işe yarayacak önlemlerden değildir. Doğrusu ise önce soğuk bir suyla burunu fazla sümkürmeden temizlemek ve bir elin 2 parmağı ile burun kanatlarından şiddetlice bastırmaktır. 5 dakika bastırdıktan sonra eğer hala kanıyorsa tekrar burun içini soğuk suyla temizlemek, pıhtıları uzaklaştırmak ve tekrar 2 parmakla burun kanatlarını bastırarak kanamayı durdurmak gerekir. Bu işlem birkaç kez tekrarlanabilir. Bu yolla burun kanamalarının yüzde 90’ı durmaktadır. Durmayan kanamalar içinse KBB uzmanına başvurulmalıdır. Burnun arka kısmında kanaması olan, kan sulandırıcı ilaç kullanan, hipertansiyonu olan, burnunda nefes almayı engelleyici balon, tampon vs. gibi materyal bulunan yaşlı kalp, akciğer ve solunum problemli hastalarla, kanamaları tekrarlayanlar mutlaka hastaneye yatırılarak yakın izlemde tutulmalı ve gerekli testler yapılarak uygun ilaçlar verilmelidir. Tabi bu anlatılanlara rağmen kanaması devam eden hastalar da olmaktadır. Bu çok küçük yüzdeyi oluşturan hastalarımızda ameliyathanede gerekli müdahaleler yapılarak kanayan damar bağlanmakta veya o damarı tıkayıcı işlemlere gereksinim duyulmaktadır. Hastanın kanaması burun eğriliğinden kaynaklanıyorsa bu eğrilik ameliyatla mutlaka düzeltilmelidir. Sonuç olarak, burun kanamaları önemsenmesi gereken bir hastalıktır. Bu olayın nedeni mutlaka araştırılmalı ve varsa altta yatabilecek daha ciddi hastalıklar ortaya çıkartılarak tedavi edilmelidir.”

  • Beyin Kanamalarının Nedenleri

    Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. Ali Kemal Ulaş, kafa içi-beyin kanamaları, nedenleri ve belirtileri ile ilgili bilgi verdi.

    Baş ağrısı, bulantı, kusma, kuvvet kaybı, felç, konuşma bozukluğu, görme bozukluğu, denge bozukluğu, bilinç kaybı gibi belirtilerin beyin kanamasının habercisi olabileceğinin altını çizen Ulaş, “Kafa içi-beyin kanaması farklı birçok hastalık nedeni ile kafatası içindeki damarların yırtılarak, kanın damar dışına çıkıp, beyin dokusu içine, arasına veya beyin zarları ile kafa kemiği arasına yayılarak çeşitli patolojilere ve hatta ölüme kadar yol açmasıdır. Kanama olgusu çağrışımla akla önce travmayı getirmektedir. Klasik birçok yayın kafa içi kanamaları incelerken travma ve travma dışı nedenleri ayrı ayrı ele almaktadır” dedi.

    Beyin kanamalarının belirtileri hakkında bilgi veren Ulaş, “Her türlü beyin kanaması, kanamanın yerine göre hastada çeşitli belirtilere yol açmaktadır. Sıklıkla devam eden baş ağrısı, bulantı, kusma, kuvvet kaybı ve felç, konuşma bozukluğu, görme bozukluğu, denge bozukluğu, hatta bilinç kaybı en belirgin belirtilerdir. Bu nedenle yukarıda saydığımız belirtiler veya travma yaşayan kişiler, hipertansiyon, diyabet hastasıysa, sigara kullanıyorsa ya da yaşlı ise derhal hastaneye başvurarak gerekli olan tetkikleri yaptırmalıdır. Kafa içi kanamalar nasıl sınıflandırılır? Bunlar, epidural kanama yani kafatası ile beyin zarı arası olan, subdural kanama yani beynin kalın zarı ile beyin dokusu üzerindeki örümcek zar arası, Subaraknoid kanama yani beyin boşlukları arası ve İntraserebral kanama yani beyin dokusu içine olandır. Kanama nedenleri ise, travma, anevrizma, arteriovenöz malformasyon (AVAA) ile Ateroksleroz ve hipertansiyon’dur. Travma, tüm kafa içi kanama türlerine yol açabilirken kafatasında kırık olsun veya olmasın beyin katmanlarındaki yırtılma sonucu veya beyin dokusunun ani yer değiştirmesi sonucu damarların gerilerek yırtılması ile de kanamalar oluşturmaktadır. Anevrizma, kural olarak bir anevrizma, damar duvarındaki zayıflık sonucu damarın genişleyerek kan basıncının etkisi ile zayıf yerden yırtılarak kanamaya yol açmaktadır. Anevrizmalar, konjenital (doğuştan) olabildiği gibi sonradan da oluşabilmektedir. AVAA, konjenital hastalıkta da bütün anomalilerde olduğu gibi nedenini bilemediğimiz bir mekanizma ile normal olan damar yapısı bozularak bir damar yumağı oluşur. Böylelikle kanama, AVM’nin damar duvarında yüksek kan basıncına dayanamayan bir bölgenin yırtılması sonucu ortaya çıkar. Ateroskleroz ve hipertansiyon ise, kanama nedeni olarak vurgulanması gereken diğer bir neden ateroskleroz yani damar duvarında kolesterol ve fibrin birikimi ile damar çapının azalması ve hipertansiyondur. Yaşla ilerleyen bu dejeneratif olgu sürecinde ateroskleroz bir damar duvarını bazen o kadar yıpratır ki; içindeki yüksek kan basıncına dayanamayan damar yırtılır. Hipertansiyon, travma dışındaki tüm kanama nedenleri içinde olayı başlatan ana faktördür. Ayrıca nadir de olsa beyin tümörleri, kanama-pıhtılaşma hastalıkları, antikoagülan ilaç kullanımı ve vaskülit denilen damar hastalığı sonrasında da kanamalar oluşabilir. Tanı ve tedavi yöntemleri ise günümüzde teknolojik gelişmeler sayesinde bu hastalıklar kolaylıkla tanınabilmektedir. Bilgisayarlı tomografi, magnetik rezonans (MR), dijital anjiografi gibi teknolojik gelişmeler, bu hastalıklarda tanıyı kolaylaştırmaktadır. Bilinmelidir ki, bu tür hastalıkları önlemenin bir başka yolu da koruyucu hekimlik hizmetleriyle hipertansiyon, hiperlipidemi, diyabet, obezite, sigara, alkolizm gibi düzeltilebilir risk faktörlerinin önüne geçilmesidir” diye konuştu.