Etiket: Nedeni

  • Uzman Diyetisyen Tuğba Baldede: “Kilo verememenin nedeni insülin direnci olabilir”

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğba Baldede, dikkat edildiği halde kilo verememenin insülin direncine bağlı olabileceğini, fakat insülin direncinin bir hastalık olmadığını belirterek, diyetisyen gözetiminde özel programlarla bu direncin kırılabileceğini söyledi.

    Konya Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğba Baldede, dikkat edildiği halde kilo verilememesinin sebebinin insülin direnci olabileceğini belirterek, “Dikkat ettiğiniz halde kilo veremiyorsanız ya da çok çabuk, kontrolsüz bir şekilde kilo aldığınızı düşünüyorsanız bunun sebebi insülin direnciniz olabilir. İnsülin direnci, bu aralar çok yaygın bir konu ve çoğu danışanımda gördüğüm bir durum. İnsülin, vücudumuzda midemizin arka tarafında pankreasta salgılanan bir hormon. Bu hormon hücreye enerji sağlıyor. Vücudumuzda besinler sindirildikten sonra bunların bir kısmı şekere parçalanıyor. Şekere parçalandıktan sonra bunlar kan ile hücre içine doğru gidiyorlar ve hücre içine girişte tam bu noktada insülin devreye giriyor. İnsülin direnci de buna karşı bir duyarsızlık gelişiyor. Duyarsızlık gelişince de direnç oluşuyor. Vücudumuzda fazladan insülin salınımı başlıyor. Fazla insülin ne anlama geliyor? Fazla insülin kilo alımı kardiyovasküler rahatsızlıklar. Bunun dışında karaciğer yağlanmasına ve daha da kötüsü şeker hastalığı ve pankreas yetmezliğine kadar gidebiliyor bu durum. Bu yüzden insülin direnci önemli bir nokta eğer önlemi alınmasa sıkıntı oluşturabilecek bir nokta” ifadelerini kullandı.

    “İnsülin direnci kilo alımını ve kilo vermeyi zorlaştıran bir durum”

    İnsülin direncinin bir hastalık olmadığını belirten Diyetisyen Tuğba Baldede, “İnsülin direnci bir hatalık değil. İnsülin direnci vücudun savunma mekanizması yani vücut şeker hastası olabilirim sinyali veriyor. Bu sinyale de kulak vermek gerekiyor. Çünkü bu küçük sinyal daha sonra kalıcı şeker hastalıklarına neden olabilir. Bunun dışında ’vücut insülin direncinde nasıl anlayacağım’ diye sorular geliyor. Vücut belirtisini verir zaten, kan tahlilinden önce nasıl belirtiler çok çabuk acıkıyorsanız, şeker krizleriniz oluyorsa, yemekten sonra baş dönmesi, konsantrasyon bozuklukları, el ayak titremeleri, uzun süre açlıklar da oluyorsa eğer bunun dışında tok olduğunuzda bile çabuk kendinizi aç hissediyorsanız bu gibi durumlar insülin direncinin belirtileri. Bunun dışında vücudumuzun boyun, sırt, diz kapağı, dirsek gibi bölümlerinde kararmalar ve bayanlarda adet düzensizlikleri oluyor. Bu gibi belirtiler varsa bir an önce kan tahlili yaptırmalarını öneririm. İnsülin direnci kilo alımını ve kilo vermeyi zorlaştıran bir durum. Siz fark etmeden çok dikkat ettiğiniz halde veremiyorum diye düşünüyorsanız bunun en önemli suçlusu insülin direnciniz olabilir. İnsülin direncine yol açan nedenler” şeklinde konuştu.

    “İnsülin direnci hayat boyu devam edecek diye bir durum yok”

    İnsülin direncinin hayat boyu devam etmediğini belirten Diyetisyen Baldede, “Yemeğimizin dışında hareketimizi arttırmamız gerekiyor. Yememize dikkat etmemiz gerekiyor. Özel bir programa girmeniz gerekiyor. Yapılan en büyük yanlışlardan biri de herhangi bir program hazırlamak. Çünkü insilün direncinde kilo vermek hareket ve ara öğün ana öğün kavramları çok önemlidir. İnsülin direnci hayat boyu devam edecek diye bir durum yok. Eğer önlemi alınırsa insilün direnci kırılır ve bu durum bitmiş olur. ’İlaç kullanılması gerekiyor mu’ diye sorular geliyor. İlaç kullanılması bazı durumlarda gerekiyor. Bir hastalık olmasa da bu durum eğer zarar verecek noktaya ulaştıysa kan şekerini dengelemek ve açlık ve şeker krizlerini engellemek için doktorunuz kontrolünde ilaç başlanabilir. Ama şöyle iyi bir haber var, ilaç daimi bir ilaç değil hayatınıza adapte olabilecek bir ilaç değil, insülin direncinizi kırdığınızda yine bırakılacak bir ilaçtır. Verebileceğim en büyük tavsiye insülin direnci için bir diyetisyene gitmeleri. Özel bir program gerekiyor. Belirli kaloriler uygulanması gerekiyor. En önemli nokta zaten yağ kısmı bu obezite ya da kilolu hastalarımızda görüldüğü için kilo verilmesi çok önemlidir. Hareket ve su çok önemli insülin direncinde” şeklinde konuştu.

  • Patlamanın nedeni belli oldu

    Gaziantep’te bir apartmanın bahçesinde bulunan müştemilat bölümünde meydana gelen patlamada bazı evlerin camları hasar gördü. Patlamanın nedeni 1 saatlik bir çalışma sonucu netlik kazandı.

    Şahinbey ilçesi, Binevler Mahallesi, 70 nolu sokakta saat 23:40 sıralarında bir patlama meydana geldi. Patlamanın ardından olay yerine çok sayıda polis, itfaiye ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Çevre güvenliğinin alınmasının ardından polis ekipleri patlamanın yaşandığı müştemilat bölümüne girdi.

    Ölü yaralı yok

    Olay yerinde yapılan ilk incelemenin ardından olayda ölü ve yaralanın olmadığı tespit edilirken, patlamanın şiddetiyle bazı evlerin camlarının kırıldığı gözlendi. Daha sonra olay yerine bomba uzmanı ekipler çağrıldı.

    El yapımı patlayıcı

    Bomba uzamanı ekiplerinin olay yerinde yaptıkları yaklaşık bir saatlik çalışma sonucu herhangi bir tahrip gücü yüksek patlayıcıya rastlanmadı. Yalnız olay yerinde alüminyum folyo içerisine koli bandı ile sarılmış, bir miktar torpil tozu diye adlandırılan patlayıcı maddeye rastlandığı öğrenildi.

    Yapılan incelemelerin ardından çevrede bulunan güvenlik MOBESE kameraları incelenmeye alındı. Patlayıcının apartmanın müştemilatına bir ya da birkaç şahıs tarafından atıldığı tahmin ediliyor. Şahsın yakalanması için araştırma ve soruşturma sürüyor.

  • Tunceli’deki keçi ölümlerinin nedeni belli oldu

    Tunceli’de geçtiğimiz haftadan itibaren dağ keçilerinde yaşanmaya başlayan ölümlerle ilgili yapılan incelemede, ölümlerin keçi vebasından kaynaklandığı belirlendi.

    Tunceli’de Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekipleri, Pülümür ilçesinde görme kaybı ve kanlı ishal sonrası bir hafta içerisinde 8 dağ keçisinin öldüğünü belirledi. Telef olan keçilerden alınan numuneler ölüm sebebinin tespit edilmesi için Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Patoloji Anabilim Dalına gönderildi. Patoloji biriminin yaptığı incelemede, ölümlerin keçi vebasından kaynaklandığı belirlendi.

    Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Erkösüz, “Hastalığın ismi Peste des Petits Ruminants’dır (küçük baş vebası). Bu hastalık daha çok küçük baş hayvanlarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Keçi vebası, yalancı sığır vebası gibi isimlerle de anılır. Bölgemizde ilk defa görüldü. Daha önce koyun ve keçilerde daha çok rastlanmasına rağmen dağ keçilerinde ilk kez tespit edildi. Belirtileri ağızda erozyon ve ülserler karakterize olurken, solunum sistemi belirtileri gösterir. Solunum güçlüğü, öksürük irinli olarak göz ve burun akıntısı görülür” dedi.

    Tedaviden ziyade koruyucu önlemlerin önemine değinen Erkösüz, hepsinin ölmesi gibi bir durumun olmadığını da kaydetti.

  • Minik Alperen’in kesin ölüm nedeni belli oldu

    İzmir’in Çiğli ilçesinde 3 yaşındaki Alperen Sakin’in serviste unutularak ölmesinin ardından kesin ölüm sebebinin ’Yüksek sıcaklıkta kapalı ortamda kalmasına bağlı hipetermi (vücut ısısının aşırı yükselmesi)’ olduğu İzmir Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan detaylı otopsi raporunda belirtildi.

    Geçtiğimiz 15 Ağustos günü, 3 yaşındaki Alperen Sakin, Çiğli ilçesinde bir anaokulu servis içerisinde unutuldu ve saatlerce araç içerisinde kalarak hayatını kaybetti. Olay tüm Türkiye’yi üzüntüye boğarken, servis şoförü Tamer İ., kreş sahibi ve aynı zamanda servis şoförünün eşi Yurdagül İ. tutuklanırken, 4 şüpheli ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Yaşanan olay sonrasında savcı Şükran Dedeağaoğlu’nun sanıklar hakkında hazırladığı iddianame Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesinde kabul edilirken, sanıklar hakkında dava açıldı. Sanıklar geçtiğimiz Cuma günü ilk kez hakim karşısına çıktı. Servis şoförü Tamer İ. ve eşi Yurdagül İ.’nin tutuklu yargılandığı davada savcı, karı-koca hakkında “bilinçli taksirle ölüme neden olma”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlamalarından 3 yıldan 14 yıla kadar ceza talep etti. Tutuksuz yargılanan servis hostesi Dilara K. hakkında da 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası istendi. Savcı yine okuldaki görevlilerden Bekir G. hakkında “bilinçli taksirli ölüme sebebiyet verme” suçundan 3 yıldan 9 yıl, Arzu G. hakkında ise “taksirle ölüme sebebiyet verme” suçlarından 2 yıldan 5 yıla kadar cezasını istedi. Öte yandan, Ahmet S. içinse “suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme”, “suçuna azmettirme” suçlarından 6 aydan 5 yıla kadar ceza talep edildi.

    Alperen Sakin’in ölümünün ardından İzmir Adli Tıp Kurumu tarafından minik Alperen’in kesin ölüm sebebi tamamlanarak dava dosyasına kondu. Kafanın sağ bölümünün deri altında kanama olduğu belirtilen detaylı otopside beyin dokusunun hafif ödemli, kafa kemikleri ve iskeletin sağlam olduğu görüldü. Sırtında ve bacak arkasında ölüme bağlı morlukların bulunduğu küçük Alperen’de sağ diz kapağı ve bacağın ön yüzünde çürükler tespit edildiği, dudakların açık kalan kısmında kuruluk saptandığı, akciğerinin hafif ödemli görünümde ve midesinin ise boş olduğunun tespit edildiği belirtildi. Ölümün ’Yüksek sıcaklıkta kapalı ortamda kalmasına bağlı hipetermi (vücut ısısının aşırı yükselmesi)’ sonucu meydana gelmiş olduğu detaylı otopsi raporunda belirtilirken, minik Alperen’de ateşli silah, kesici delici alet yarası, elle iple boğma izine rastlanmadığı, çocuk istismarı ile ilgili bulgu olmadığı bilgisi yer aldı.

  • 15 Temmuz’un nedeni Türkiye’nin gelişmesi

    KOCAELİ(İHA) – Kocaeli Büyükşehir’in düzenlediği Kartepe Zirvesi’nde akademisyenler “Darbeler ve Ekonomi” konusunu ele aldı.

    Dünyadaki darbeler ve 15 Temmuz Darbe Girişimini bütün boyutlarıyla masaya yatırıldığı 15 Temmuz ve Darbeler Sempozyumu-Kartepe Zirvesi 26 ülkeden 187 entelektüelin katılımıyla sürüyor. Sabahattin Zaim Üniversitesi’nden Prof. Dr. İbrahim Güran Yumuşak, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Eyüp Akçetin, Pamukkale Üniversitesi’nden Öğretim Görevlisi Emrah Noyan, Bingöl Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Bilal Bağış “Darbeler ve Ekonomi’’ konulu konferansta darbeler hakkında ilginç detaylar aktardı.

    15 Temmuz’un nedeni Türkiye’nin gelişmesi

    İstanbul Üniversitesi Sabahattin Zaim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Güran Yumuşak dünyada darbelerin gerçekleştiği ülkelere bakıldığında, darbe sonrasında bu ülkelerin IMF programlarına maruz kaldığını belirtti. Yumuşak, “15 Temmuz’un arkasında yatan ana nedenlerden birisi Türkiye’nin gelişmesi, jeopolitik konumu ve enerji güzergâhlarının merkezi olmasından dolayı hedef oluyor” dedi.

    “15 Temmuz öncesi ekonomik durum iyiydi”

    Darbeler ve Ekonomi konulu oturumda konuşan Dr. Emre Saygın ise, “15 Temmuz kalkışması öncesinde Türkiye ekonomisini yıldırmalar gerçekleştirildi ve baskılar kuruldu. 15 Temmuz bertaraf edilmesine müteakip ekonominin sağlamlaştırılmasına gidildi. Türkiye’de darbelerin ekonomisi geçmişten günümüze ülke içerisindeki yapısal problemlerden ve dıştan kaynaklı sorunlar neticesinde birçok ekonomik sorunlar yaşanıyor. 2001’den sonra yeni bir iktidar bu ülkenin başına geldi. Bu iktidar birçok yapısal iyileşme gerçekleştirerek, ekonomide büyüme sağlandı. 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde Türkiye’nin ekonomisi gayet iyi bir durumdaydı. Yani darbenin meydana gelmesini sağlayan klasik şartlar oluşmamıştı” diye konuştu.

    “Darbeler ekonomiyi sıfırlıyor”

    Türkiye ekonomisinin her geliştiğinde bir darbeyle baltalanmaya çalışıldığını dile getiren Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Eyüp Akçetin, “Türkiye’de darbeler sosyal değişikliklere neden olduğu gibi ekonomik değişikliklere de neden olmuştur. 1960 darbesinden sonra kişi başına düşen milli gelir yarıdan daha aza düşmüştür. Yine diğer darbelerde her zaman ülke ekonomisine zarar vermiştir. Türkiye ekonomisi her seferinde geliştiğinde bir darbeyle baltalanmaya çalışıyor. Bu tarih boyunca hep olmuştur. Darbe sonrasında ülke ekonomisi her zaman kendisini toparlıyor. Her yapılan darbe ekonomiyi sıfırlıyor. 15 Temmuz sonrasında Türkiye ekonomisi şoku hızlı bir şekilde atlattı” şeklinde konuştu.

    “Darbeler istikrarı kötü etkiliyor”

    Daha sonra siyasi ve ekonomik istikrarının birbirini etkilediğini anlatan Pamukkale Üniversitesi Öğretim Görevlisi Emrah Noyan, “Darbeler ekonomik istikrarı kötü etkiliyor. 2007 yılındaki e-muhtıraya iktidarın sert cevap vermesi ve demokrasinin korunması ekonomiyi sağlamlaştırmıştır. Cumhuriyet tarihinin en kanlı darbesi 15 Temmuz’dur. Devletimiz ve ülkemiz dik durmuştur” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’nin büyümesi hedef alındı”

    15 Temmuz darbesinin ekonomik hedefli de olduğunu belirten Bingöl Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Bilal Bağış, “15 Temmuz Türkiye’nin son 10 veya 15 yıllık büyüme hamlesini hedef alan girişimdir. Diğer darbe girimleriyle farkı veya aynı yanları olmasının yanında bana göre 15 Temmuz darbe girişimi ekonomiyi hedef almıştır. Aslında bakıldığında kötü ekonomiye sahip ülkelerde darbe girişimi gerçekleşebilir ama böyle bir durum yok. İşin tuhaf tarafı zaten burada ülkenin ekonomisi iyi giderken darbeye yakalanmıştır’’ açıklamasını yaptı.