Etiket: Nedeni

  • Uzm. Dr. Yıldırım: “Grip önemli bir ölüm nedeni”

    Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa İshak Yıldırım, “Soğuk algınlığı bulaşıcı değildir. Ama grip önemli bir ölüm nedenidir, tüm dünya için böyledir” dedi.

    Grip ile soğuk algınlığının ayırt edilmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Yıldırım, “Gribi, soğuk algınlığından ayırt edebileceğimiz en önemli özellik ateş yüksekliği ile seyretmesi ve kişiden kişiye bulaşabilmesidir. Soğuk algınlığı bulaşıcı değildir” ifadelerini kaydetti.

    Uzm. Dr. Yıldırım, “Kış sezonun girmesiyle herkesin en çok bize yönelttiği soru grip mi soğuk algınlığı mı? şeklinde oluyor. Grip, viral bir enfeksiyondur. Soğuk algınlığı ise halk arasında ‘Beni soğuk çarptı’ dediğimiz rahatsızlık. Kas ağrıları, halsizlik, burun tıkanıklığı ve baş ağrısı gibi semptomların olduğu ama ateşin olmadığı, insandan insana bulaşmayan rahatsızlıklardır. Kırgınlıkla, halsizlikle seyrederek 3-5 gün içerisinde geçen bir durumdur” açıklamasında bulundu.

    “Grip önemli bir ölüm nedenidir”

    Grip hastalığının ise çok farklı başlangıç semptomlarının olduğunu ve daha dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Yıldırım, “Kas ağrıları, öksürük, burun tıkanıklığı, baş ağrısı olabilmektedir. Ama bunlar daha yoğun bir şekilde halk arasında ‘dayak yemiş kadar yorgunum’ olarak tabir ettiğimiz yoğun olarak geçirilebilmektedir. Genellikle influenza ve parainfluenza tipi dediğimiz virüslerle birlikte gelmekte ve bunun sonucunda ateş yüksekliği ortaya çıkmaktadır. Gribi, soğuk algınlığından ayırt edebileceğimiz en önemli özellik ateş yüksekliği ile seyretmesi ve kişiden kişiye bulaşabilmesidir. Soğuk algınlığı bulaşıcı değildir. Ama grip önemli bir ölüm nedenidir, tüm dünya için böyledir. Özellikle şeker hastalarında, vücut direnci düşük hastalarda, astım hastalarında, dalağı alınmış hastalarda ciddi sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Bu yüzden çevremizde grip olan kişilere çok yakın davranmamak lazım. En az 1 metre uzakta oturmak lazım, mümkünse grip olan kişilerin maske takması gerekir. Kişilerin el hijyenine çok dikkat etmesi gerekir. Özellikle astım ve bronşit hastalarının 65 yaş üstü olanlarının muhakkak grip aşılarını yaptırmalarında fayda var” dedi.

    “Kişiden kişiye bulaşmaz”

    Soğuk algınlığının kişiden kişiye bulaşmadığının belirten Uzm. Dr. Yıldırım, “Soğuk algınlığı daha sakin seyreder, kişiden kişiye bulaşmaz, insanlarda ölüme ya da daha ciddi bir hastalığa sebebiyet vermez. Grip semptomları görülen yüksek ateş ve eklem ağrıları, öksürük, burun tıkanıklığı gibi durumlarda enfeksiyon hastalıkları uzmanlarına, kulak burun boğaz uzmanlarına, göğüs hastalıkları uzmanlarına görünmelerinde ve ateş eğer çok fazla uzarsa ’meyve yerim geçer dinlenirim geçer’ gibi şeylerle oyalanmamaları gerekir” ifadelerini kaydetti.

  • Yrd. Doç. Dr. Haliloğlu: “Boğaz ağrılarının büyük çoğunluğunun nedeni virüs”

    Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Tamer Haliloğlu, boğaz ağrılarının büyük çoğunluğunun nedeninin virüs olduğunu belirterek, “Boğaz ağrısının pek çok yaygın nedeni de bulunmaktadır. Bu nedenler arasında alerjiler, odalardaki havanın kuruluğu, kirlilik ve diğer tahriş ediciler, kas zorlanması, reflü, HIV enfeksiyonu ve tümörler bulunmaktadır” dedi.

    Çoğu zaman grip ve soğuk algınlığı gibi başka bir hastalığın veya bir virüs enfeksiyonunun bulgusu olan boğaz ağrısı, kişinin yaşam konforunu bozarak büyük sorunlara yol açıyor. Tıptaki adı farenjit olan ve genelde bazı hastalıkların habercisi olarak kabul edilen boğaz ağrısının en sık nedenleri arasında boğaz enfeksiyonları yer alıyor.

    Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Tamer Haliloğlu, boğaz ağrısına yol açan enfeksiyonların genelde bulaşıcı özelliğe sahip virüs ve bakteriler tarafından oluşturulduğunu belirterek şu bilgileri verdi:

    “Boğaz ağrılarının büyük çoğunluğunun nedeni virüstür ve genellikle bir hafta içinde kendi kendilerine geçerler. Bakteri enfeksiyonlarının sadece yaklaşık yüzde 10’unda tıbbi bakıma gerek duyulabilmektedir. Çoğu boğaz ağrısı mikrobu, doğrudan temas ile aktarılır. Hasta bir kişi kapı koluna, telefona veya başka bir nesneye dokunur, siz de aynı nesneyi tutarak, mikropları alırsınız ve mikroplar ellerinizden ağzınıza ve burnunuza aktarılır. Bakteri enfeksiyonları, zaman zaman antibiyotiklerle tedavi edilse de, ilaçlar her zaman iyileşmeyi hızlandırmaz ya da enfeksiyonların nüksetmesini engellemez.”

    Boğaz ağrısına yol açan hastalıklar

    Yrd. Doç. Dr. Haliloğlu, toplumun pek çok kesimini ilgilendiren boğaz ağrısının genellikle başka belirtilerle birleşik olarak meydana geldiğinin de altını çizerek “Örneğin soğuk algınlığı; boğazda kaşıntı ve ağrının yanı sıra, hapşırma, gözlerde sulanma, öksürme, düşük ateş, burun tıkanıklığı, hafif vücut ağrıları veya şiddetli olmayan baş ağrılarına da neden olur. Mononükleoz da, şiddetli boğaz ağrısına neden olan, çok daha uzun süren bir virüs hastalığıdır. Kızamık, su çiçeği ve krup hastalığı da dahil olmak üzere, diğer virüs hastalıkları da genellikle boğaz ağrısı ile meydana gelir. Boğaz ağrısı ile bağlantılı bakteri enfeksiyonları arasında bademcik iltihabı, difteri ve yaygın görülmeyen bir bakteri enfeksiyonu olan epiglotit de bulunmaktadır” ifadelerini kaydetti.

    Boğaz ağrısını yaygın nedenleri

    Çoğu boğaz ağrısının nedeninin soğuk algınlığı ve gribe neden olan mikroplarla aynı olan virüsler olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Tamer Haliloğlu, bütün boğaz ağrılarının virüs ya da bakteri enfeksiyonlarından ileri gelmediğini vurgulayarak, “Boğaz ağrısının pek çok yaygın nedeni de bulunmaktadır. Bu nedenler arasında alerjiler, odalardaki havanın kuruluğu, kirlilik ve diğer tahriş ediciler, kas zorlanması, reflü, HIV enfeksiyonu ve tümörler bulunmaktadır” dedi.

    Ne zaman tıbbi yardım alınmalı?

    Yrd. Doç. Dr. Haliloğlu, boğaz ağrılarının çoğunun rahatsız edici olmakla beraber zararlı olmadığını ve beş ila yedi gün içerisinde kendi kendine geçtiğini ifade ederek, “Eğer şiddetli olan veya bir haftadan daha uzun süren boğaz ağrısı, yutkunmada veya nefes almada büyük zorluk, boyunda acıyan veya şişmiş lenf düğümleri, boğazın arka tarafında irin, isilik, iki haftadan daha uzun süren ses kısıklığı, tükürük veya balgamda kan, gözlerde içe göçme, şiddetli yorgunluk, idrar çıkışında azalma ve nükseden boğaz ağrılarınız varsa mutlaka doktora görünmelisiniz” açıklamasına bulundu.

  • (Özel haber) Türkiye’deki yangın merdiveni kapılarının kilitli olmasının nedeni

    Adana’daki bir yurtta çıkan yangında çok sayıda öğrencinin hayatı kaybetmesi sonrası gündeme gelen ‘yangın merdivenleri nasıl olmalı?’ ve ‘yangın merdivenlerinin kapıları neden kilitleniyor?’ sorularına, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Yangın Güvenlik Uzmanı Serap Mergen yanıt verdi.

    İHA’ya açıklamalarda bulunan Yangın Güvenlik Uzmanı Serap Mergen, öncelikle Adana’da yaşanan felaketi hatırlatarak, tüm ailelere baş sağlığı dileklerini iletti. Türkiye’deki yangın merdivenlerinin durumundan bahseden Mergen, “Binaların yangından korunması hakkındaki yönetmelik, kendini sürekli rehabilite eden bir yönetmeliktir. Ancak bu yönetmeliğe ne kadar uyulmakta? Elbette ki bir yapının ruhsatını alması için bu yönetmelik doğrultusunda uygun yangın merdivenini tesis etmesi gerekiyor. Bunu yapıyor diyelim ama sorunumuz şudur; yapılarda tesis edilen yangın merdivenleri kilitlenmektedir. Bütün yapılarda bu görülüyor. Aslında Türkiye’nin en büyük sorunu budur. Bunu Adana’daki bina için değil genel anlamda söylüyorum. Peki neden? Hırsızlık olayları. Yangın merdivenleri için en büyük sıkıntı hırsızlık olayları. Fakat tesis ettiğimiz yangın merdivenin kapısının da standarda uygun olması gerekiyor. Eğer bir PVC tarzı bir kapı veya içeriye yönelik açılan bir kapı tesis edersen bu standarda uygun bir yapı değildir. Pekala ne olabilir? Panik barlı dışarıya doğru açılan yangına dayanımlı kapılar tesis edilirse, bunlar olası bir yangında kaçış için hem uygundur hem de dışarıdan giriş için hırsıza sıkıntı oluşturur. Çünkü onlar sadece içeriden dışarıya doğru açılabilen kapılardır. Güvenlik önlemleri adına ise, madem böyle bir yurdu tesis ediyorsun, hırsızdan korkuna kilitliyorsun. O zaman ne yapabilirsin? Hırsıza karşı önlemler alabilirsin. Oradaki yangın merdiveni, tamamen şekil ve ruhsat amaçlı durmaz. Gerçekten işlevini yerine getirmek adına olası bir yangın afetinde içerideki insanların tahliyesini sağlamak için tesis edilir. Yangın merdivenleri, işlevini yerine getirebilmesi açısından uygun tesis edilmesi gerekmektedir” dedi.

    “Yangın felaketinin farkındalığı için can mı vermemiz gerekiyor?”

    Türkiye’deki denetimlere de değinen Mergen, şöyle devam etti:

    “Bir yapı, müteahhit firmanın aldığı ruhsat gereği kişiye tesis ediliyor. Ondan sonrası tamamen binayı alan kişinin sorumluluğundadır. İşçi sağlığı, iş güvenliği uzmanları olsun, binayı teslim alan kişi olsun. Burada ise tamamen duyarlılık ön plana çıkıyor. Türkiye’de biliyoruz ki bir şey hemen yerine cuk diye oturmuyor. Bunun için bir zaman gerekiyor. Dolayısıyla kişilerin yangın felaketinin farkındalığı için can mı vermemiz gerekiyor? Elbette ki hayır. İtfaiyenin geçmişine bakacağımız zaman yıllar önce Tuzla’da çok büyük bir yangın olmuştu. Bu Tuzla’daki yangından sonra itfaiyeye ve yangın afetine bakış değişti ve itfaiye teşkilatları yapılandırılmaya başlandı. Böyle bir afetin mi olması gerekiyordu ki yangın merdivenlerine veya bir yangının farkındalığının arttırılması için? Gerçekten bunlar çok üzücü. Ama maalesef Türkiye’de bazı şeyler hemen oturmuyor. Standartlar, yönetmelikler bunu belirtiyor ama uygulama açısında sıkıntı yaşıyoruz. Umarım ileriye dönük olarak bu farkındalığımız artar ve gidişat düzelir.”

    Açıklamanın ardından Yangın Güvenlik Uzmanı Mergen, yönetmeliğe tam anlamıyla uygun yangın merdivenlerini yerinde göstererek, olması gerekenleri anlattı.

    Öte yandan, Eskişehir’de bazı binaların yangın merdivenlerinin kapılarının hala kilitli olduğu görülürken, bazı binaların ise yangın merdivenlerinden yere inmenin mümkün olmadığı görüldü.

  • Milli Savunma Bakanı Fikri Işık: “Devletimiz dimdik ayakta, bunun nedeni ise birlik ve beraberlik”

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Türkiye Muhtarlar Gününde gündeme ilişkin konuları değerlendirdi.

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, İzmit Belediyesi tarafından 4. düzenlenen Türkiye Muhtarlar Günü programa katılarak 81 ilin ilçe muhtarlarıyla bir araya geldi. Wellborn otelde düzenlenen programa Bakan Işık’ın yanı sıra Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, ilçe belediye başkanları ve 81 ilin ilçe muhtaları katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program protokol konuşmaları ile devam etti.

    Programın açılış konuşmasını yapan Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, “Bizim muhtarlarımızın ilk isteği, şu artık demode olan kanunları değiştirmek. Şu anda Türkiye’de 50 bin 249 tane muhtarlığımız var.3 seçmeni olan muhtarımız da 30-60 bin seçmeni olan muhtarımız da var. Kışın kimsenin yaşamadığı muhtarlıklar var, muhtar bile İstanbul’da yaşıyor. Burada artık demode olan kanunlarımızı değiştirmemiz lazım. Şimdi diyeceksiniz ’Bakansın, 14 senedir de hükümettesiniz niye yapmadınız.’ Valla şeytan taşlamaktan bazen tavaf yapmaya fırsat olmuyor. Samimi kanaatim, önce demode olan, çağ dışı kalan İller İdaresi Kanunu’ndaki hükümler, Büyükşehir Kanunu’ndaki hükümler ve diğer kanundaki hükümleri derleyip toplayıp önce bu muhtarlık sistemini düzenlemek, ondan sonra da pusulasını bastıranın muhtar adayı olduğu değil, önceden seçim kurulunun yapacağı bazı hazırlıklarla muhtar adayı olabilmenin önünü açmaktır” dedi.

    “Ayağı yere basan güzel bir kanun hazırlayın”

    Muhtarlara uygulanabilir ve güzel bir muhtarlar kanunu çıkması için tavsiyelerde bulunan Bakan Işık, ” Ayağı yere basan güzel bir kanunun hazırlıklarını yapın. Ondan sonra bu taslağınızı mutlaka başta iktidar partimiz olan AK Partimiz olmak üzere diğer partilerle paylaşın. Dağınık yapıyı toparlayın. Ondan sonra da özlük hakları konusunda adım atmak kolaylaşacaktır” diye konuştu.

    “Ülkemiz dimdik ayakta, sebebi ise birlik ve beraberlik”

    Türkiye’nin çok ihanet gördüğünü ancak böylesini tarihinde ilk defa yaşadığını vurgulayan Bakan Işık, “Tarihimizde ihanet az değil. Şükürler olsun Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği halkı meydanlara çağırması, halkımızın demokrasiye olan tutkusu ve inancı bu hain darbe girişimini bertaraf etti. Ama bu arada 241 şehidimiz var. Şehitlerimizden 2’si de muhtarımız. Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Özellikle bugün Van’da kaybettiğimiz muhtarımıza da Rabbimden rahmet niyaz ediyorum. Bakınız şu anda aynı anda kaç cephede birden savaşıyoruz. PKK terörüyle uğraşıyoruz, DHKP-C ile uğraşıyoruz, DEAŞ’le uğraşıyoruz, FETÖ’yle uğraşıyoruz, Suriye, Irak pek çok meseleyle uğraşıyoruz. Ama Allah’a hamd olsun ülkemiz de devletimiz de dimdik ayakta. Sebebi ne, birlik ve beraberlik. Eğer bir topluluğun içerisine fitne girmezse o topluluk birlik ve beraberliğini korursa inanın her türlü zorluğu yener. Bugünlerde bunun en güzel örneğini gösteriyoruz. Bunu ister dernek, vakıf, kurum olarak veya büyük devlet olarak alın. Onun için Allah birliğimizi ve dirliğimizi daim etsin” diye konuştu.

  • Cep telefonu ve tabletler bel ve boyun fıtığı nedeni

    Kayseri Acıbadem Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Karaoğlu, cep telefonu, tablet ve dizüstü bilgisayar kullanımı esnasındaki yanlış duruşun, bel ve boyun fıtıklarına davetiye çıkardığını söyledi.

    Teknolojik ürünlerinin kullanımının yaygınlaşması ile yanlış duruşa bağlı olarak bazı ortopedik ve travmatik hastalıkların daha sık görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Sinan Karaoğlu, “Maalesef bu teknolojik araçların kullanımı çok erken yaşlara kadar çekildi. Bunlar uzun süre ve yanlış duruşla kullanıldığında postür dediğimiz vücut duruşuna zarar veriyor. Bu da ileride bel ve boyun fıtıkları gibi bir takım kalıcı hasarlara neden oluyor” dedi.

    “Yüz hizasında kullanılmalı”

    Uygun duruşun ancak söz konusu araçların yüz hizasına ve karşıya bakacak şekilde yerleştirilmesi sayesinde olacağını belirten Prof. Dr. Sinan Karaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Lordoz adını verdiğimiz boynumuzun hafif arkaya doğru kavisi ve kifoz adı verilen belimizin kavisi vardır. Biz, yanlış duruşla o kavisleri ortadan kaldırıyoruz ve kamburlaşma dediğimiz öne bükülme meydana geliyor. Uzun süre bükülmeler de bir takım dejeneratif değişikliklere, ağrılara, kas spazmlarına yol açabiliyor. Buna da halk arasında kulunç adı veriliyor. Bu nedenle cep telefonu, tablet ve dizüstü bilgisayar kullanırken, araçların mümkün olduğu kadar yüzümüzün hizasında, tam karşıya bakacak biçimde yerleştirilmesi gerekir. Bu şekilde olumsuz etkiyi azaltabiliriz.”

    Egzersiz faydalı

    Masa başı çalışanların da ayrıca, lordoz ve kifozların doğal eğriliklerine uyacak biçimde destek yastıklarının da kullanabileceğini kaydeden Prof. Dr. Sinan Karaoğlu, duruş bozukluklarına dair problemlerde bir uzmana başvurulmasını önerdi. Prof. Dr. Sinan Karaoğlu, “Çünkü biz olayın ciddiyetini tam karar veremeyebiliriz bu nedenle mutlaka gözükmekte fayda var. Ama hafif vakalarda vücut esnekliğinin artırılmasına yönelik, çok basit, günlük en fazla 5 dakikada uygulanabilecek hareketler omurga sağlığımızı korumamız açısından yeterli olacaktır” ifadelerini kullandı.