Etiket: “Ne

  • Sakarya’da ’ne bakıyorsun’ cinayeti

    Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde ’ne bakıyorsun’ tartışması sonrasında çıkan kavgada, bir kişi bıçaklanarak öldürüldü.

    Edinilen bilgilere göre, Adapazarı ilçesi Ankara Caddesi 1473 nolu sokakta gece saat 01.00 sıralarında 42 yaşındaki Bülent Arık isimli kişi ile arkadaşı yolda yürürken, 18 yaşındaki Onur A. ile aralarında ’ne bakıyorsun’ meselesi yüzünden tartışma çıktı. Tartışmanın kısa sürede büyümesi üzerine Onur A., ekmek bıçağıyla Bülent Arık’ı bıçaklayarak ağır yaraladı. Olay yerine gelen 112 acil ekiplerince Arık, Sakarya Üniversitesi Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Arık, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamazken, olayın faili Onur A. ise polis ekiplerince kıskıvrak yakalandı. Şahıs emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Hakim karşısına çıkan şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi.

  • Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Hacısalihoğlu: “Ne istiyorlar Türkiye’den?”

    Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, “Ne istiyorlar Türkiye’den?”

    Kültür Eski Bakanı Namık Kemal Zeybek, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Kulübü tarafından düzenlenen konferansta Hoca Ahmet Yesevi’yi anlattı.

    Prof. Dr. Hacısalihoğlu, “Türkiye hedef, bu çok açık. Türk milleti, bulunduğu yer, bu topraklarda bütün biriktirdikleri, toptan hepimiz hedefiz aslında. Ne istiyorlar Türkiye’den? Nedir dertleri? Ben bunu özetle iki şeye bağlıyorum: Bunun birincisi Türkiye’nin coğrafyası çok kıymetli. Çok iyi biliyorlar ki bu coğrafyadan doğabilecek güçlü bir yapı, mevcut statükoyu elinde tutanlar açısından bir daralmaya yol açacak. Buradan büyük bir gücün ortaya çıkması onlar için küçülmek anlamına gelecek. Uluslararası sistem biraz da öyle işliyor maalesef. Birinin kazanması için birinin kaybetmesi gerekiyor. Kürenin neresini çevirirseniz çevirin böyle özgün bir coğrafyaya sahip başka bir ülke yok. Büyük kıtaların bütün kimlikleri ile birlikte o kıtaların alt ölçekleri de bünyesinde. Bundan dolayıdır ki burada yükselebilecek bir gücü mutlaka budamak gerekir.

    Türkiye’nin hedef alınmasının diğer nedenin ise tarihi geçmişi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hacısalihoğlu, konuşmasına şöyle devam etti, “Eğer bu coğrafyadan güçlü bir yükseliş ortaya çıkarsa biliyorlar ki o gücün aynı zaman da tarih denklemleri var ve onlar yeniden harekete geçecek. Yeni bir araya gelmeler olacak ve esas itibari ile bugüne kadar mazlumu hep mazluma hapsetmek isteyenlerin de hükümranlığı sona erecek. Bu durum zalimin işine gelmiyor. Dolayısıyla bu coğrafyanın, bu toprağın, bu milletin bugün biriktirdiği bu iki unsur üzerinden hedef konarak bir saldırı ile karşı karşıyayız.” Bütün terör örgütlerinin birbirlerini besleyen bir mekanizma ile birbirlerini meşrulaştırarak çalıştığını söyleyen Prof. Dr. Hacısalihoğlu, “Sahte yüzlerin maskeli balosunun biteceği günleri de göreceğiz. Bunu birlik beraberlik içerisinde yapacağız. Büyük bir birikimi, ideali de ayakta tutacağız” dedi.

    “Hoca Ahmed Yesevi’yi algılamak için onun sırrını anlamak gerekir”

    “Hoca Ahmed Yesevi” konulu sunumu için kürsüye davet edilen Kültür Eski Bakanı Namık Kemal Zeybek, Hoca Ahmed Yesevi’nin ömrünün son 63 yılını yer altı mescidinde geçirdiğini belirterek Yesevi’nin gerçek ölüm tarihi hakkında bilgiler verdi. Öğrencilere Hoca Ahmed Yesevi ve onun gibi alimleri anlayabilmeleri için bilim üzerine kitaplar okumaları gerektiğini öğütleyen Zeybek, bazı yazarların bilim üzerine yazdıkları kitapları da örnek olarak göstererek Orhun Kitabelerine ve “Tengri” kavramına değindi. Kadim Türklerin inançları hakkında bilgiler veren Zeybek, “Varolan her nesneyi içine alır. Ondan başka nesne yoktur ve o tüm nesnelerin içindedir” sözüyle Hoca Ahmed Yesevi’yi algılamak için bu sırrı anlamanın önemine dikkat çekti.

    Zeybek, Hoca Ahmet Yesevi döneminde Türklerin çoğunun müslüman olmadığını, Farsçanın o dönem oldukça popüler olduğunu ve Türkçe’nin adeta unutulduğunu belirterek, bu dönemde Hoca Ahmed Yesevi’nin Türkçe konuşarak 10 binlerce öğrenci yetiştirdiğini böylelikle Müslümanlığı yaydığını söyledi. Hoca Ahmed Yesevi sayesinde Türkçe’nin dirildiğini belirten Zeybek, Yasevi’nin karakteri hakkında da detaylı bilgiler vererek Ahmed Yesevi’nin kadın erkek ayrımı yapmadığını ve emek sömürüsüne kökten karşı olduğunu belirtti.

    Plaket töreni ve fotoğraf çekiminin ardından konferans sona erdi.

  • CHP’li Balbay: “Ne FETÖ ne de PKK ile bağlantımız yok”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay, “Bizim ne terör örgütüyle, ne FETÖ’yle ne geçmişte ne bugün hiç bir bağlantımız yok” dedi.

    CHP Hatay Milletvekili Birol Ertem, Sivas Milletvekili Ali Akyıldız, Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya, İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay ve Parti Meclis Üyesi Ali Özgündüz’den oluşan heyet Sivas’a gelerek CHP İl Başkanlığındaki partililerle bir araya geldi. Partilerin sorularını cevaplayan heyet daha sonra basın toplantısı düzenledi. Heyet adına konuşan Parti Meclis Üyesi Ali Özgündüz, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) operasyonlarını eleştirerek, “Türkiye, Olağanüstü Hal ile yönetilen ve ne kadar süreceği belli olmayan bir haldedir. Yakınlarıyla birlikte bir milyona yakın mağdur yaratılmıştır. AK Parti FETÖ’yle mücadele etmiyor. Etmediği o kadar bariz ki, bir ülkede darbe girişimi olacak ve bu girişimi araştıran meclis komisyonu o ülkenin cumhurbaşkanını, başbakanını dinlemeyecek. O ülkenini genelkurmay başkanını, MİT müsteşarını dinlemeyecek. Türk tipi komedidir bunun adı. Darbeyi açığa çıkarma olayı değildir. Yine FETÖ’yle mücadele edilmiyor, kurunun yanında yaşta yanıyor” dedi.

    Basın toplantısının ardından Özgündüz ve beraberindeki milletvekilleri, kentte faaliyet gösteren sivil toplum kuruşlarına ziyarette bulundu. Milletvekilleri, ilk olarak Türk Eğitim-Sen Sivas Şube Başkanı Nuri Eryıldız’ı ziyaret etti. Bir süre Eryıldız ile sohbet eden milletvekilleri daha sonra Ziraat Odası’na geçti. Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ, milletvekillerini çiftçilerin sorunlarını anlatarak ülkede birlik ve beraberlik istediklerini söyledi. İzmir Milletvekili Balbay, bunun üzerine şunları söyledi:

    “Bu ülkede barışın, huzurun olması için, kardeşçe bir arada yaşamak için her şeyi yapmaya hazırız. Bütün temel sorunların çözümü için, genel başkanımızda söyledi, ’Hangi yasayı istiyorsanız çıkaralım’ dedi. Ama tabi kardeşçe konuşmak gerekirse, gelinen noktayı eleştirmezsek daha iyiye gidemeyiz. Eleştirmek, sahip çıkmaktır. O şekilde bakıyoruz. İktidara geldiklerinde ’Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokacağız’ dediler, şimdi birbirine soktular. ’Suriye’ye gireceğiz’ dediler, Suriyeliler bütün illerimize girdi. Şimdi bu noktadan bir çıkış bulmak lazım. Hep beraber bulalım. Mesela Et ve Süt kurumu oluşturuldu. Şimdi o kurum ithalata izin veren kurum haline geldi. Biz Türkiye’nin daha iyiye gitmesi için eleştiriyoruz. Yoksa ayrıntılara girersek, 5 yıl önce İmralı’yla kim görüştü, Oslo’da kim ne yaptı? Biz bu ülkeye yararı olmadığı için sürekli öne sürmüyoruz bunları. Ama bizim ne terör örgütüyle, ne FETÖ’yle ne geçmişte ne bugün hiç bir bağlantımız yok. Ama geçmişteki bağlantılar ortada. O nedenle hakikaten bu ülkenin bütünlüğü için hepimize sorumluluk düşüyor. Ama en büyüğü de doğal olarak ülkeyi yönetenlerin.”

    (UY-SK-AŞ-Y)

  • “Ne Seninle Ne Sensiz” oyunu izleyenleri kahkahaya boğdu

    Kartal Belediyesinin kültür sanat etkinlikleri kapsamında sanatseverlerle buluşturduğu ’Ne Seninle Ne Sensiz’ adlı oyun izleyenleri kahkahaya boğdu.

    Kartal Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğünün düzenlediği Kasım ayı etkinlikleri kapsamında Tiyatro Ak’la Kara oyuncularının ’Ne Seninle Ne Sensiz’ adlı tiyatro oyunu, Soğanlık Kültür Merkezi’nde sahnelendi. Oyuna Maltepe Ceza İnfaz Kurumu Jandarma Tabur Komutanı Yarbay Cemil Özdemir ve eşi, Kartal Cumhuriyet Savcısı Ali Pehlivanoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkan Yardımcısı Sadettin Topal ve eşi, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Disiplin Kurulu Üyesi Tamer Vurun, Cumhuriyet Halk Partisi Kartal İlçe Başkanı Erdal Kıskanç ve eşi, Kartal Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Adem Uçar ile Kartallı sanatseverler katıldı.

    Hilal Çelenk’in yazıp Savaş Özdural’ın yönettiği oyunda Zeynep Gülmez, Yosi Mizrahi, Buket Dereoğlu ve Fatih Gülnar izleyenleri kahkahalara boğdu. Kartallıların büyük beğenisini kazanan ve 90 dakika süren oyunda, evlilik müessesine hiciv yolu ile bakılarak evliliğin bir ödün verme kurumu olduğunu ve devam ettirmek için çiftlerin birbirine anlayışlı olması gerektiği izleyicilere aktarıldı. 2 perdelik komedi, seyirciler tarafından ayakta alkışlandı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ne işin var senin Pensilvanya’da? Hadi gel, niye gelemiyorsun? “

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fethullah Gülen’e seslenerek, “Neymiş o? Paralel Devlet, FETÖ. Ne işin var senin Pensilvanya’da? Hadi gel, niye gelemiyorsun? Neden çekiniyorsun?” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı Açılış Töreni’ne katıldı. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün, 93. yıldönümü kutladığımız Cumhuririyetimiz, 29 Ekim 1923’te İstiklal Harbi’nin zafere ulaşmasının ardından kendimize çizdiğimiz yeni yolun adıdır. Türkiye Cumhuriyeti bizim ilk değil son devletimizdir, bunu birbirine karıştırmayalım. Yüz yıl öncesinin şartlarında o razı olmak zorunda bırakıldığımız bir anlaşmanın ardından kurduğumuz yeni devletimiz millet olarak elbette çok önemli bir kazanımımızdır. Şimdi Suriye’de, Irak’da olanlar hani Misak-ı Milli diyorum ya Gazi Mustafa Kemal, bir Misak-ı Milli çizgisi çizmişti, birilerini rahatsız etti. Niye rahatsız oluyorsunuz? Kardeşim ben tarih dersi veriyorum, incele bak ne var o Misak-ı Milli’de? Ben Lozan dedim rahatsız oldular, ya niye rahatsız oluyorsun? Burnumun dibindeki adalar, bağırıyoruz, çağırıyoruz bu adalar bizimdi. Bu adalarda bizim eserlerimiz var, tarihimiz var, camilerimiz var, kervansaraylarımız var, rahatsız oluyor adam. Niye rahatsız oluyorsun? Bunların altına kim imza attıysa sorumludur sorumlu. Düşünün, Cumhuriyetimizin kuruluşundan son 10 yıla kadar gelin, takribi rakam veriyorum 2,5 milyon kilometrekareyi orada kaybettik. Son 10 yılda ve nereye indik? 780 bin kilometrekareye. Demekki onlar kalmış olsaydı, 3.5-4 milyon kilometrekarelik bizim bir vatan toprağımız olacaktı. Şu anda yeni bir süreç Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu topraklarda yaşıyoruz” diye konuştu.

    Birilerinin bu topraklarda gözü ve hesabı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu PKK’nın, Bölücü Terör Örgütü’nün hesabı değil miydi? Türkiye’yi bunlar bölmenin gayreti içine girmediler mi? Bunun adımlarını attılar, şu anda benim Mehmedim Güney Doğu’da, Tendürek Dağları’nda, Gabar’da neyin mücadelesini veriyor? Bu vatan topraklarının korunması mücadelesini veriyor. onun için biz ne diyoruz? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyoruz. Rabia’mız bizim. 80 milyonla biz tek milletiz, bizde Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza, Boşnak, Roman, Arnavut ayrımı yok. Tek millet, bayrağımız tartışmasız şehidimizin kanı ya, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldızımız şehidimizin ta kendisi ve bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. İşte bu toprakların uğrunda ölenler olduğu için vatan oldu, bu bizim vatanımız. Burada bölücülük yok ve tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devlet tanımıyoruz. Neymiş o? Paralel Devlet, FETÖ. Ne işin var senin Pensilvanya’da? Hadi gel, niye gelemiyorsun? Neden çekiniyorsun? Ey tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet tanımı bu, bu örgütün. Ben o tabanında kalanlara sesleniyorum öyle veya böyle hala oralarda kalmaya devam ederseniz bilesiniz ki bu Hakk’ın duvarına çatacak, çarpacaksınız. Çünkü bu millet bunun bedelini ödetecek” ifadelerini kullandı.

    “Milletimizi geçmişinden koparıp suni bir modernleşme projesinin içine hapsetmeye çalıştılar”

    “Bölücü Terör Örgütünün inine girdik devam ediyoruz, FETÖ’nün de inine girdik, devam ediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Nereye kaçarlarsa kaçsınlar kovalayacağız. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız ama kimse de kalkıp bize mağdur edebiyatı yapmasın, bunlar mağdur filan değil. Mağdur olan benim şehidim, şehidimin ailesi. 246 şehit, 2 bin 194 gazimiz var, bunların yakınları mağdur, FETÖ değil. Onlar değil mi ki o gece neler yaptılar. Güney Doğu’da ve Doğu’da şehit olanlar, işte onlar ve onların yakınları bizim mağdurlarımız. Kimse bize gelip de ’Ya kusura bakmayın benim kızımın, benim oğlumun, yakınımın bu işlerde’ şöyle böyle. Kardeşim yaparsın müracaatını, incelemeler yapılır, var mı yok mu çıkar ortaya ama görüyoruz ki, aynı bilgisayardan çıkmış mektuplarla, aynı elden çıkmış mektuplarla müracaatlar. Biz bunları artık yutmuyoruz. Eğer biz bu oyuna gelirsek yarın torunlarımız bize ne der? Evlatlarımız bize ne der? Onun için bu oyuna gelmeyeceğiz. Devletlerin ve milletlerin hayatlarında birçok değişimler yaşanır. İnsanlar gibi inişler, çıkışlar olabilir. Bazı hadiseler vardır ki işte bu iniş ve çıkışların dönüm noktalarını oluşturur. 15 Temmuz gecesi Türkiye için, Türk milleti için işte böyle bir dönüm noktasıdır. Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra özellikle tek parti devrinde, çok yanlış bir şekilde milletimizi geçmişinden koparıp suni bir modernleşme projesinin içine hapsetmeye çalıştılar. Bizim çağın gereklerine uygun şekilde hareket etmekle, yani çağın idrakine hitap etmekle ilgili bir sorunumuz, sıkıntımız yok. Biz milletimizi köklerinden koparıp, ona yeni ve asla kendisine uymayacak bir elbise giydirme projesine karşı çıkıyoruz. Yoksa Cumhuriyet, bizim Cumhuriyetimizdir. Sizler Cumhurun ta kendisisiniz.”

    “Anadolulu olmayı hakir gören bir zihniyetin coğrafyamızda kabul görmesi mümkün müdür?”

    Milletin, yeni bir rejim inşaa etme bahanesiyle kendi varlığına yönelik saldırılara karşı daima direnç gösterdiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nasıl göstermesin? Aşık Veysel gibi bu milletin en önemli değerlerinden biri Sivas’taki köyünden çıkıp Ankara’ya geldiğinde, o dönem şehrin merkezi olan Ulus’a kıyafetinden dolayı alınmamıştır. Niye almadılar? ’Sen çobansın’ dediler, giyimini, kuşamıı beğenmediler. Bununla yetinilmedi, sazı da yine devrin müzik projesine uygun olmadığı için kırıldı. Sazını kırdılar ya. Üstelik o Veysel ki şu muhteşem dörtlüğün sahibim bir aşığımızdır: ’Aldanma cahilin kuru lafına, kültürsüz insanın külü yalandır, hükmetse dünyanın her tarafına arzusu, hedefi, yolu yalandır’. Ülkenin sahibi olduklarını sanarak milleti hakir görneler ilk fırsatta yalan olmuş, tarihe gömülmüşlerdir. Kıyafetiyle, sazıyla, sözüyle, duruşuyla Anadolulu olmayı, yani bu milletin öz evladı olmayı hakir gören bir zihniyetin coğrafyamızda kabul görmesi mümkün müdür? Yıllarca bu ülkede kadınımızın, kızımızın giyimiyle, kuşamıyla uğraşmadılar mı? Bütün haklarını ellerinden almadılar mı? Okullara sokmadılar, eğitim-öğretim haklarını ellerinden aldılar.

    Devlete yaklaştırmadılar ya. Sen burada çalışamazsın dediler, sen okuyamazsın dediler ve cehalete mahkum etmek istediler. Bu prangaları biz kırdık, bunları ortadan biz kaldırdık” açıklamasını yaptı.

    “Ezandan, saladan rahatsız olanlar dün de vardı bugün de var”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğunu söyleyerek, “Millete efendilik olmaz, millete hizmetkarlık olur bunu böyle biliniz. Dikkat ediniz, kim bu millete hizmet etmişse milletimiz onu baş tacı etmiştir. rahmetli Menderes niçin hala hasretle, hüzünle hatırlanır? Rahmetli Özal niçin hala saygıyla anılır? Aynı şekilde rahmetli Erbakan gibi, rahmetli Türkeş gibi kimi siyasetçilerimiz tazimle yad edilirkem kimilerinin esamesi niçin okunmaz? İşte buradaki fark millete hizmet edenle millete hakim olmaya çalışan arasındaki farktır. 15 Temmuz’da bu millet, kanı ve canı pahasına ülkesine, devletine, Cumhurbaşkanına, hükümetine, Meclisi’ne sahip çıkmışsa bunun sebebi hepsini de kendinden bildiği için. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Milletimiz 79 milyon vatanadaşıyla, ay yıldızlı bayrağıyla, 780 bin metrekare vatan toprağıyla, üniter yapıya sahip devletiyle Türkiye’yi bizatihi kendisi olarak bildiği için o gece kararlı bir duruş sergilemiştir. Darbecilerin karşılarına çıkan vatandaşlarımızla birlikte ezana saldırması, bayrağa saldırması, Meclis ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi gibi sembolik önemi olan mekanlara saldırması bu sebeptendir. Saladan rahatsız olanlar var, ezandan rahatsız olanlar var ama ezandan ve saladan rahatsız olanlar dün de vardı bugün de var bunu biliriz ve onlar da bunun bedelini ödüyorlar, ödeyecekler” değerlendirmelerinde bulundu.

    “Bize çelme takan, taş atan, yumruk vuran eksik olmayacak”

    “15 Temmuz gecesi darbe girişiminde bulunanlar devleti ele geçirerek millete diz çöktürebileceklerini, böylece bu coğrafyadaki bin yıllık varlığımıza son verebileceklerini düşünüyorlardı” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Onların bir hesabı vardı ama asıl hesap, en büyük hesap Allahındır, en hayırlı hesabı o yapar, onlar bunu bilmiyorlardı, bunu düşünmüyorlardı. Onlar zannediyorlardı ki teknolojik güç her şeydir, F-16’lar var ya her şeydir, helikopterler var ya her şeydir, tank, top, silah her şeydir. Sen İstiklal Marşı’nı bilmiyor musun be cahil? Ne diyor İstiklal Marşı’nda? Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın, siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın, doğacaktır san vaadettiği günler Hakkın, kim bilir belki yarın belki yarından da yakın. Benim halkım gövdesini siper etti mi? Etti. Hayasızca akın durdu mu? Durdu. 16 saatte iş bitti mi? Bitti. Ya bu milletle iftihar edilir be. Bu millet zoru kolay kıldı, Allah sizlerden razı olsun. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi daim kılsın. onun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız, yola böyle devam edeceğiz ve bu yol 2023 Türkiye’sinin yoludur. Bu yol, 2053 Türkiye’sinin yoludur. Bu yol ülkemizin ve milletimizin sıkıştırıldığı asırlık cendereden çıkış yoludur. 15 Temmuz Türkiye için işte böyle tarihi bir dönüm noktasıdır. Bunun için 15 Temmuz’u ülkemizin içinde ve dışında çok iyi anlatmalıyız. 15 Temmuz’un bir başka hayırlı neticesi de içeride ve dışarıda dostumuz kim, düşmanımız kim hepsini de tüm çıplaklığıyla görme imkanını bulduk. Artık bizim için ne diplomasinin sahte dili, ne gülen yüzlerin riyakarlığı, ne de sahte övgülerin parıltısı bir şey ifade ediyor. Biz, ülkemizin ve milletimizin zor günlerinde yanımızda kimler var, elimizi kimler tutuyor, bize yüreğini kimler açıyor sadece ona bakıyoruz. Suriye’de sıkıntımız mı var? Gidip kaynağında kendimiz çözeceğiz. Irak’da sıkıntımız mı var? Meseleye bizatihi el atıp hal yoluna sokacağız. Terör örgütleri yola gelmiyor mu? Balyoz gibi tepelerine bineceğiz. Avrupa Birliği bize verdiği sözleri tutmuyor mu? Kendi işimize bakacağız. Şu veya bu devlet hassasiyetlerimizi dikkate almıyor mu? Biz de onları kale almayacağız. Ekonomide bizi zayıflatmaya mı çalışıyorlar? Hemen yeni pazarlara açılacak, yeni tedbirler geliştireceğiz. Siyasi ve sosyal alanda provokatif saldırılara mı uğruyoruz? Kararlı bir şekilde hepsinin de üzerine milletçe gideceğiz. Çünkü artık eski Türkiye yok. En son 15 Temmuz saldırısıyla gördük ki ne yaparsak yapalım bize çelme takan, taş atan, yumruk vuran eksik olmayacak. Her zaman bunlar olacak, bunu bileceğiz. Öyleyse bu mücadeleyi pısırık bir şekilde, sağa sola yalpalayarak değil, hedeflerimize kilitlenip yürüyerek vereceğiz. Kazanacaksak adam gibi kazanacağız, öleceksek adam gibi öleceğiz artık bunun ortası kalmadı. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Rabbim bizlere, şehitlerimize ve gazilerimize layık bir şekilde bu mücadeleyi verme gücü nasip etsin. Cumhuriyet Bayramınızı gönülden tebrik ediyorum. Açılışını yaptığımız Ankara Yüksek Hızlı Tren Gar Binası’nın hayırlı olmasını diliyorum ve tüm emeği geçenlerden şahsım ve milletim adına Allah razı olsun diyorum. İşletici aynı zamanda yüklenici firmaya da buradan bereketli kazançlar diliyorum.”