Etiket: “nasıl

  • Nasıl tepki gösterirsin deyip iş adamını kör ettiler

    Mersin’de yolda yürürken yanından hızlı bir şekilde geçen aracın içindeki 3 kişiye tepki gösteren iş adamı, aldığı kemer ve bıçak darbeleri sonucunda sağ gözünü kaybetti. İş adamının diğer gözünde de büyük hasar oluşurken, olaya karışan 3 kişi polisin çalışması sonucunda yakalandı.

    Edinilen bilgiye göre olay, Mersin’in merkez Akdeniz ilçesine bağlı Çankaya Mahallesi’nde meydana geldi. 7 Kasım 2018 gecesi saat 24.00 sularında yolda yürüyen M.Y. isimli iş adamı, yanından çok hızlı bir şekilde geçen aracın içindeki 3 kişiye tepki gösterdi. Bunun üzerine araçtan inen 3 kişi kemer ve bıçaklarla iş adamına vurmaya başladı. Vücudunun birçok yerinden yaralanan iş adamının sağ gözü kör oldu. M.Y.’nin diğer gözünde de büyük hasar oluştuğu, hastanede tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Olayın ardından bölgeden kaçarak kayıplara karışan şahısları yakalamak için Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. 20 gün boyunca Adana ve Mersin’de birçok adrese operasyon düzenleyen ekipler, şahısları Erdemli ilçesinde yakaladı.

    Bugün emniyette ifadeleri alınan şüpheliler, sevk edildikleri mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

    Öte yandan şahısların iş adamını darp etme anları da güvenlik kameraları tarafından saniye saniye görüntülendi. Görüntülerde, 3 şahıstan kaçmaya çalışan iş adamı, üst üste darbeler alıyor. Olayın ardından şahıslar, bölgeden uzaklaşıyor.

  • CHP’den ihraç edilen Yılmaz: ’’Bir disiplin sürecini yönetemeyen insanların ülkeyi nasıl yöneteceğini halkın vicdanına bırakıyorum’’

    Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) ihraç edilen Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, ’’Bir disiplin sürecini yönetemeyen insanların ülkeyi nasıl yöneteceğini halkın vicdanına bırakıyorum’’ dedi.

    CHP’den ihraç edilen Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, Grup Disiplin Kurulu kararını değerlendirmek için TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Kararı vefasızlık olarak nitelendiren Yılmaz, bunu hak, hukuk, adalet arayışında olan bir partinin adaletsizliği olarak gördüğünü ifade etti. Yılmaz, ’’Böyle sudan bir gerekçeyle parti dışına itilmem her şeyden önce vicdanları karartmıştır. Bunun elbette siyasi muhakemesi yapılacaktır. Toplum bunu değerlendirecektir. Bana gelen ilk soruşturmada yanlış maddelere, eski tüzükte yer alan yanlışlı maddelere yer verilmemişti. O karar alelacele hazırlanmıştı, ki daha bunu hazırlayanlar soruşturmanın nasıl hazırlanacağını unutmuşlar. Daha sonra gelen ikinci soruşturmada yanlış yapıldığını söylüyorlar, düzeltmek istiyorlar, tekrar yanlış yapıyorlar. Bir disiplin sürecini yönetemeyen insanların ülkeyi nasıl yöneteceğini halkın vicdanına bırakıyorum’’ dedi.

    Siyasi ve hukuki mücadelesinin devam edeceğini söyleyen Yılmaz, ’’Hiç kimseye kırgınlığım yok, hiç kimseye kırılmış değilim. Bu mücadelenin sonuna kadar takipçisi olacağız. Bağımsız milletvekili olarak devam edeceğim. Cumhuriyet Halk Partisi tabanı bu konuda yönetim gibi düşünmüyor. Bunu aldığımız tepkilerden, desteklerden net bir şekilde anlamış bulunuyoruz. Bundan sonra daha çok her konuyu gündeme getireceğim. Parti disiplini diye bir milletvekiline zincir vurulması, bir şekilde kenara itilmesi milletin vicdanını kanatmıştır’’ ifadelerini kullandı.

  • Kırmızı eti nasıl ucuz tüketebiliriz

    BİLECİK (İHA) – Bilecikli iş Erdal Erşan, kırmızı etin üretiminin çok zor ve maliyetinin yüksek olmasından dolayı altına benzetildiğini, dünyanın her ülkesinde fiyatı en yüksek besin maddesi olan etin tüketicinin uygun fiyatlarla alması için neler yapılacağını anlattı.

    Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı ve bir et firmasının sahibi olan Erşah, insanoğlunun sağlıklı bir hayat sürdürebilmesi, yeterli ve dengeli beslenebilmesi için et tüketimi çok önem arz ettiğini anlattı. Ülkede ve Bilecik’te üretimin artması ve tüketicinin uygun fiyatlarla et alması için neler yapılacağını anlatan Erşan, “ Türkiye’de kırmızı etin pahalı olmasının ardında yatan başlıca yapısal faktör hayvancılıktaki yüksek yem giderleridir. Karkas dana etinin maliyetine baktığımızda yüzde 55-60 besi hayvanı, 30-35 yem giderleri, 10-15 işçilik, ilaç, finansman giderlerinden oluştuğunu görürüz. Burada yem fiyatlarının önemi çok daha iyi anlaşılıyor. Besicilikte iki türlü yem kullanılıyor. Çiğ süt fiyatları çok önem arz etmektedir. Üretici sütten para kazanırsa bu işi sürdürebilir. Anaç sığır olursa danası, düvesi olur. Süt destekleri hayati bir konudur. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bir litre süt ile iki kilo yem alacak şeklinde destekler verilmelidir. Bugün bir litre süt ile bir kilo 300 gram yem bile alınamamaktadır. Banka, hayvancılık kredileri ve kaynaklar verilirken seçici olunmalı, gerçekten bu işi yapacak taşın altına elini koyacak üreticilere verilmeli. Kırsaldaki nüfusun yüzde 40’tan yüzde 20’nin altına düşmüş olması üretim açısından büyük risk oluşturmaktadır. Ayrıca kırsaldaki nüfus giderek yaşlanmaktadır. Gençleri köyde tutmanın yollarını aramak lazımdır. Bir takım destekler verilmektedir. Ancak bu destekler köyde tutmaya veya geri döndürmeye yetmemektedir. Örneğin köyde çalışan gençlerin sigortasının devlet tarafından belirli süre yatırılsa sosyal güvenliği olan gençler şehre gelmeyebilir. Bu konuda başka çalışmalar yapılarak tarımsal üretimi mutlaka arttırmalıyız. Ülkemizde 10 baş altı hayvan işletmesi yüzde 72 buçuktur. 10 ile 49 baş arası yüzde 25’dir. 50 baş üzeri yüzde 2 buçuktur. Buna göre küçük işletmelerin önemi ortaya çıkmaktadır” dedi.

    “Toplulaştırma kanununun gözden geçirilmeli”

    Bir diğer önemli bir konunun toplulaştırma kanununun gözden geçirilmesi olduğunu anlatan Erdal Erşan, “Ekilmeyen boş arazi kalmamalı, ekmek isteyenlerin, üretenlerin önü mutlaka açılmalıdır. Hayvan ıslahı, kültür ırkları çok önemli konulardır. Eğitim, bakım sorunları, hayvan hastalıkları ile mücadele ilave edilebilir” diye belirtti.

    “İlimize verilen teşvik adaletsizliğini mutlaka aşmamız lazım”

    Bilecik’e verilen teşvik adaletsizliğinin mutlaka aşılması gerektiğini ifade eden Erdal Erşan, “İlimiz hayvancılık teşviklerinden maalesef mahrum kalmaktadır. Örneğin Resmi Gazetede yayınlanan düve desteği verilen illerin içinde yer almamaktadır. Bursa ve Kütahya da düve alanın yarısı hibe, tesis yapanın yarısı hibe, ama Bilecik’te yapana hiçbir destek yok. Yine başka bir örnek Bilecik yıllardır Avrupa Birliği Destekli Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi (IPPARD) programı uygulanan iller içinde bir türlü alınmadı. Oysa komşu iller Bursa ve Kütahya da var, Bilecik’te yok. Tarımsal ve hayvancılık teşvikleri eşit ve adil olarak 81 ilimize de aynı şekilde verilmeli. Bazı illere verelim bazılarına vermeyelim şeklindeki uygulamalardan Bilecik olarak çok çektik. Bizi küçük il olarak düşünülerek mi, yoksa ilimizde hayvancılık yapan üretici olmaz mı, ya da ilimizde hayvancılık potansiyelini az olarak mı görüyorlar, bilmiyorum. Bu ilimize verilen teşvik adaletsizliğini mutlaka aşmamız lazım” dedi.

    “Kırmızı ete neden kırmızı altın benzetmesi yapılıyor?”

    Kırmızı etin kırmızı altına benzetildiğini ifade eden Erşan, “Fiyatının pahalı olmasından dolayı bu benzetme yapılıyor. Ancak üretiminin çok zor ve maliyetinin yüksek olmasını gözden kaçırmayalım. Dünyada her ülkede fiyatı en yüksek besin maddesidir. Mevcut et dünyada 300 milyon tondur. 2050 yılında 470 milyona çıkması gerekecek. Tarım dünyada suyun yüzde 70’ini tüketirken bunun üçte biri hayvancılığa gidiyor. Dünyada yıllık buğday, çavdar, yulaf, mısır üretiminin yüzde 40’dan fazlası hayvan yemi olarak ayrılıyor ve bunu üretmek için 14 milyar hektar ekili alanın üçte biri kullanılıyor. Bir kilo sığır eti üretmek için 15 buçuk litre su gerekiyor. Aynı su miktarı ile 12 kilogram buğday ya da 118 kilogram havuç üretmek mümkündür. Bir hamburger yapmak içinse 3,5 metre kareden fazla toprak lazım. Bir sığır 9 ay gebe kalır, doğan yavrusunu 1 buçuk seneden önce kesemezsin bugün kırmızı et yok derseniz 2 buçuk, 3 senede ancak üretebilirsiniz” dedi.

    “Çocukların ve gençlerin mutlaka tüketmesi gerekir”

    Erşan, kırmızı eti çocukların ve gençlerin mutlaka tüketmesi gerektiğini de anlatarak, “Ülkemizde kişi başına düşen et miktarı 13,9 kilogram kırmızı et, 24,8 kilogram kanatlı eti, 5,4 kilogram su ürünleri olmak üzere toplam 44,1 kilogramdır. Ayrıca kişi başına 214 adet yumurta tüketiyoruz. Diğer ülkelerde toplam et miktarı örneğin ABD de kişi başı 116,7 kilogram, Arjantin’de 99,5 kilogram, Avustralya’da 93,9 kilogramdır. Yıllık kişi başına düşen kırmızı et miktarı ABD 36 kilo AB Ülkelerinde 18 kilogramdır. Ülkemizde kişi başına 140 litre süt tüketilirken gelişmiş ülkelerde 300 litredir. İçme sütü ve süt ürünleri toplamı olarak verilmiş rakamlardır. Hedefimiz gelişmiş ülkelerde olduğu gibi kişi başına 21 kilogram kırmızı et 300 litre süt olmalıdır. Mutlaka çocuklarımızın ve gençlerimizin tüketmesi gerekir” ifadelerine yer verdi.

  • Gençlere nasıl başarabilecekleri anlatıldı

    Yaşar Üniversitesi Kariyer ve Mezunlar Merkezi, İzmir Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı koruma ve bakım altındaki 15-18 yaş aralığındaki 60 öğrenci için ‘Üniversite Eğitimi ve Kariyer Planı’ konulu konferans düzenledi. Konferansta, öğrencilerin kariyer hedeflerini nasıl gerçeğe dönüştürebilecekleri ele alındı.

    İzmir Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Bakım Sonrası İzleme ve Rehberlik Birimi ile Yaşar Üniversitesi Kariyer ve Mezunlar Merkezi işbirliği ile düzenlenen konferans Selçuk Yaşar Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ev tipi sosyal hizmet birimlerinde yaşamlarını sürdüren gençlerin istihdamına yönelik çalışmaların yerine getirildiğini belirten Bakım Sonrası İzleme ve Rehberlik Birim Sorumlusu Sosyolog Ali Köse, “Devlet koruması altındaki gençlerimizin istihdam haklarını en üst noktaya taşımak için temel eğitimlerinin yanı sıra onlara destek olacak eğitimler de gerçekleştiriyoruz. Devletten her türlü maddi ve manevi desteği alan öğrencilerimiz için bu eğitimlerin de önemi büyük. Daha sonrasında gençlerimizi tıp doktoru, avukat, mühendis gibi sevdikleri bir meslek sahibi olduklarını görüyoruz ve bu bizleri çok mutlu ediyor” dedi.

    Gençlere üniversite eğitiminin gerekliliği, kariyer seçimi ve kariyer yönetimi gibi konularda bir sunum gerçekleştiren Yaşar Üniversitesi Kariyer ve Mezunlar Merkezi Müdürü Dr. Senem Yılmaz da, “Öğrencilerin üniversite eğitimi, kariyer seçimi ve kariyer yönetimi, doğru meslek seçimi konularında motivasyonlarını ve öz farkındalıklarını arttırmak amacıyla ‘etkin kariyer yönetimi’ sunumu gerçekleştirildi. Zamanı doğru kullanma, planlı çalışma gibi konularda öneriler sunuldu” bilgisini verdi.

    Konferans sonrası Selçuk Yaşar Kampüsü’nü gezen öğrenciler, merak ettikleri bölümler hakkında da bilgi aldılar.

  • Çocuklarda tuvalet eğitimi nasıl olmalı?

    Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Uzman Psikolog Seda Gün Namal, ‘Çocuklarda tuvalet eğitimi’ konusunda bilgilendirmelerde bulundu. Çocuğu korkutarak tuvalet eğitimi verilmesinin yanlış olduğunu söyleyen Namal, “Katı ve kuralcı olmanın yanı sıra çok rahat ve çocuğun ihtiyacının ertelenmesi de yapılmaması gereken davranışlardandır” dedi.

    Namal, tuvalet eğitimin 18 ay ile 36 ay arasında verilmesinin gerektiğini ifade ederek, “Tuvalet eğitim dediğimiz süreç yürüme, koşma, konuşma gibi çocuğun kendi başına yapabildiği gelişim sürecidir. Tuvalet eğitimi 18 ay ile 36 ay arasında verilmesi uygun gördüğümüz süreç. Bu çocuktan çocuğa göre değişiklik göstermektedir. Fiziksel gelişimleri, ruhsal açıdan hazır olunuşluğu olması gerekmektedir. Ortalama bu kızlarda 29 ay civarında erkeklerde 31’inci ayda gerçekleşmiş oluyor” dedi. Çocuklarda tuvalet eğim süreci hakkında bilgi veren Namal, “Kaba motor ya da fizyolojik süreçte çocuğun yürüyor olması, tırmanabilme ve zıplayabilme becerilerinin olması bizim beklediğimiz süreçtir. Sonrasında çocuğun mesane kasları, idrar boşaltma ve tutma gibi kaslarının gelişmiş olması gerekiyor” diye konuştu.

    SAYGI DUYMAK VE GERİ ÇEKİLMEK GEREKİYOR

    Çocuğun gelişimine saygılı olunması gerektiğini söyleyen Namal, “Mahremiyet eğitimin gelişmeye başladığı dönemlerde çocuklar koltuklarının arkasında, perdelerin arkasında gizlenerek tuvaletlerini yaparlar. Çocuk ben tuvalet eğitimi almaya hazırım demesi yanı sıra çocuk burada gizli alanını oluşturuyor. Olabildiğince görmezden gelip bir adım geride durmak gerekiyor. Bu süreçte çocuğun gelişimini desteklemek adına saygı duymak ve geri çekilmek gerekiyor” şeklinde konuştu.

    ÇOCUKLAR ANNE VE BABAYI MODEL ALIRLAR

    Daha sağlıklı tuvalet eğitimi verilmesi açısından anne ve babanın model alınması gerektiğini söyleyen Namal, “Erkek ve kız çocuklarında tuvalet eğitiminde çok belirgin farklılıklar yok. Çocuklara tuvalet eğitim verilirken klozeti kullandırmak daha sağlıklı. İlerleyen dönmelerde daha iyi bir eğitim verilmesi açısından model alma anlamında kızlar anneyi, erkekler ise babayı model alması gerekiyor” dedi.

    ÇOCUĞU KORKUTARAK TUVALET EĞİTİMİ VERİLMEMELİ

    Çocuğu korkutarak tuvalet eğitimi verilmesinin yanlış olduğunu söyleyen Namal, “Ağır cezalarla tuvalet eğitimi öğretiliyor. Bu oran Türkiye’de yüzde 35-40 civarında. Tuvalet eğitiminin anahtar kelimesi ‘sabırdır’. Katı ve kuralcı olmanın yanı sıra çok rahat ve çocuğun ihtiyacının ertelenmesi de yapılmaması gereken davranışlardandır. Bu dönemdeki eğitim çocuğun kişisel gelişimini etkiliyor. Ruhsal rahatsızlıklar açısından mükemmeliyetçi, titiz olan kişilerin altyapısı bu dönemde atılıyor. O yüzden olabildiğince saygı gösterilerek, hoşgörülü şekilde çocuğa yaklaşılmalı” dedi.

    BU SÜREÇTE ANNE İZİN ALMALI

    Bakıcıyla büyüyen çocuklarda tuvalet eğitimi sürecinde annenin izin alması gerektiğini söyleyen Namal, “Çalışan anne bu süreçte bir süre izin alarak çocuğunun yanında olması önemli. Çocuğun verdiği ipuçlarına bağlı olarak işten ayrılarak yapılabilir. Ancak bu mümkün değilse çocuğa bakıcı ya da annene ya da babaanne bakıyorsa çocuğun hem mahremiyet gelişimi açısından hem de tuvalet eğitimi açısından bunları sınırlandırmak gerekiyor” dedi.

    ÖDÜL NİTELİĞİNDE OLMADAN MOTİVE EDİLMELİ

    Ailelere ipuçlarında bulunan Namal şunları söyledi:

    “Bu süreçte çocukla beraber alışverişe çıkılmalı. Özellikle alınan iç çamaşırlarında çocukların sevdiği karakterler olmalı. Tuvalette vakit geçirebileceği etkinlikler yapılabilir. Kitapların olduğu bazı bölgeler bulundurulabilir. Ödül niteliğinde olmadan çocuğu motive edici, takdir eden davranışları gösterebilmesi açısından etiketler kullanabilirler” dedi. Çocuğu bezden ayırdıktan sonra çocuğun altının hiç bağlanmaması gerektiğini söyleye Namal, “Çocuğu bezden ayırdıysak geri dönüş kesinlikle yapmıyoruz. Çünkü çocuk bunu içsel olarak başarısızlık olarak nitelendiriyor. Yetersiz olarak nitelendiriyor. Dolayısıyla bu da bizim çocuğu kontrol etmemiz demek.”

    PROBLEM VAR DEMEKTİR

    “Büyük tuvaleti 4 yaşına kadar idrar kaçırmayı 5 yaşından sonra patolojik olarak bir sıkıntı var olarak nitelendiriyoruz” diyen Namal, “Bizim tamamlanmasını istediğimiz süreç ortalama 3 yaştır. 3 yaş kreşe başlama yaşıdır ve dolayısıyla çocuğun bezli haliyle kreşe gitmesi, kendini farklı hissetmesi, soyutlaması ve utanç duyması anlamına gelir. 3 yaşına kadar tamamlaması gerekir. 4 ya da 5 yaşına kadar devam ediyorsa problem var demek değildir” dedi.

    GENETİK FAKTÖRLER OLABİLİR

    Çocukların bezden zor ayrılmasının sebeplerinden bahseden Namal, “Genetik faktörler olabilir. Anne ve babanın küçük yaşlarda uzun vadede idrar kaçırma gibi bazı durumları olduysa çocukta görülme oranı çok yüksek. Bu süreçte bazı fizyolojik olaylar da devreye giriyor. Çocuğun mesane kasları gelişmemiş olabilir. Dolayısıyla idrar torbası dolduğu zaman beyne sinyal gitmiyor olabilir. Diğer döngüsel durum ise mesanenin kontrol edilemez durumdayken sonuçlar psikolojik olabilir” dedi. Namal psikolojik olarak hazırlık sürecinden bahsederek, “Çocuk bir buçuk yaşına kadar oral dönemden, emzirme sürecinden geçiyor. Güvenli ayrılma yaşadığı bu dönemde çocuk anneden bir ayrışma yaşıyor. Güvenli şekilde ayrılabilmesi için bu dönemi iyi bir şekilde atlatması gerekiyor. Çocuk kendinden emin şekilde çevreyi keşfe çıkabiliyor. Her gelişim dönemini sağlıklı atlatılabilmesi bir sonraki dönem için hazırlık” diye konuştu.