Etiket: “nasıl

  • Yılbaşında Nasıl Beslenmeli

    Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülen Mavi, ’abartılmışların en iyi örneklerinden biri’ diye tanımladığı yılbaşı sofralarından sağlıklı beslenme adına en az zararla kalkmak için çaba harcanması gerektiğini söyledi.

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülen Mavi, yılbaşı ve benzeri özel günlerde nasıl beslenmeli sorusunu yanıtlamadan önce, Fransızların özdeyişi olan “Repete est la science de la mere-Tekrar bilimin anasıdır” sözünden hareketle, sağlıklı beslenmenin temel kurallarını anımsattı.

    “Az ama sık yiyin, öğün sayısını artırıp, miktarı azaltın. Kahvaltıyı asla atlamayın. Mümkün olduğu kadar organik, doğal yiyeceklerle beslenin. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenin. Hedefiniz günde en az 5 porsiyon meyve-sebze olmalı. Sebzeleri çiğ ya da az pişmiş olarak yemeye çalışın” diyen Mavi, sağlıklı beslenmenin diğer kurallarını şöyle sıraladı:

    “Kızartmaları, kızgın yağda kızartılmış börekleri, tatlıları ve patates cipslerini bir kenara bırakın, zorunluluk hissetmedikçe yemeyin. Vücudunuz için en yararlı içecek sudur, günde en az 2 litre su için. Çay, kahve ve kolalı içeceklerden mümkün olduğu kadar uzak durun. Çay-kahve konusu son günlerde tartışma konusu olsa da, mümkün olduğu kadar bitkisel çaylara yönelin.

    Geleneksel hamur işi, kremalı ya da şerbetli tatlılar yerine sütlü, meyveli ve az şekerli tatlıları tercih edin. Tatlı yediğiniz günlerin sayısını azaltın. Çikolata, gofret ve şeker gibi yiyecekleri sadece kendinizi ödüllendirmek istediğinizde alın. Haftada 3 defadan fazla et yemeyin. Genellikle balık veya tavuk yemeye çalışın. Hazır, özel işlemden geçmiş ya da koruyucu katkı maddeleri içeren yiyeceklerden kaçının. Atıştırmak amacıyla vücudunuza zararlı yağlar kullanılan bisküvi, kek kraker yerine yararlı yağlar içeren fındık, ceviz, badem yiyebilirsiniz. Ancak ölçülü olmaya çalışın.

    Beyaz ekmeği sofranızdan kaldırın. Elenmemiş buğday, mısır ve çavdar unundan yapılmış ekmeği tercih edin. Alkolden mümkün olduğunca uzak durun. Bütün bu beslenme önerilerinin yanında hiç değilse 3 gün eksersiz yapmaya çalışın, güne başlarken mutlaka duş alın ve canlandırıcı bir müzikle hayata olumlu bakmaya çalışın.”

    “NELERİN YENDİĞİ ÖNEMLİDİR”

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülen Mavi, doğru beslenme ilkeleri ışığında yeni yılın ister evde, isterse dışarıda karşılansın, yemekte ne kadar yenildiğinden çok nelerin yenildiğinin önemli olduğunun altını çizdi. Bu gece için temel kuralın azar azar ve sık yemek olduğuna dikkati çeken Mavi, “Yemeğe zeytinyağlılar gibi hafif yiyeceklerle başlanmalı, yarım porsiyon yiyerek sürdürülmelidir, vitamin, mineral ve posa içeriği yüksek besinlere sofrada mutlaka yer verilmelidir” diye konuştu.

    Mavi, yılbaşı yemeğinin mümkün olduğu kadar yavaş ve uzun zaman dilimine yayılarak yenilmesi önerisinde bulundu. Yeni yılın ilk gününü mide ve bağırsak sorunlarıyla ’berbat’ biçimde karşılamamak için yiyecekler yanında içeceklere de dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapan Mavi, “Alkol alınıyorsa birlikte bol su ve alkolsüz içecek tüketilmeli. İçkinin rengi koyulaştıkça içindeki toksik madde artacağından, açık renkli içkiler tercih edilmeli, aç olarak kesinlikle içilmemeli. İçerken arada bir şeyler atıştırmalı, ideal ölçü kadınlar için en fazla iki, erkekler için üç kadeh sınırının aşılmamasıdır” ifadelerini kullandı.

    ERTESİ SABAH NE YAPILMALI

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülen Mavi, ertesi sabah zinde uyanmak için yatmadan önce kaloriferlerin kapatılmasının ya da yatak odasının iyice havalandırılmasının gerektiğini bildirdi. Diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalıkları gibi kronik rahatsızlığı olan kişilerin yılbaşı sofralarının da daha dikkatli hazırlanması gerektiğin kaydeden Mavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu tür kronik rahatsızlığı olan kişiler mutlaka diyetlerini sürdürmeli, gerekirse diyetisyenlerine danışıp ek besin almalıdırlar. Aşırı gıda alımı sonucu ortaya çıkan mide gerginliği tansiyonun yükselmesine, kalbe daha fazla yük binmesine ve kriz riskinin artmasına yol açmaktadır. Yeni yılın ilk günü işin sırrı öğün düzenini düzenlemektir.

    Kahvaltı, hafif bir öğle yemeği, akşam yemeği olacak şekilde üç öğünde beslenilmeli. Çok fazla çeşit ve yağlı besin tüketimi mide bulantısı, hazımsızlık ve ishal gibi sağlık sorunlarına yol açacağı için mümkün olduğu kadar besin tüketiminde yağsız ve az çeşit olmasına dikkat edilmeli. Yemekten önce 45-60 dakikalık yürüyüş yaparak metabolizmanızı hareketlendirebilirsiniz.

    Doygunluk sağlandıktan sonra sofrada oturmak, yemek miktarının artmasına neden olacağı için yemek bitiminde sofradan kalkmalı ve özellikle yatmadan 2 saat önce yemek tüketimi sonlandırılmalıdır. Yılbaşı sofrasına aç olarak oturulmaması ve 1-2 saat öncesinde çorba, yoğurt, salata, meyve gibi düşük kalorili besinler tüketilmesi sağlıklı beslenme sağlayabilir.”

    YEMEKLER NASIL OLMALI

    Yemeklerin kızartma, kavurma şeklinde değil de, haşlama, ızgara, buğulama veya fırında pişirme yöntemleri ile hazırlanmasının önemini anlatan Mavi, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Hamur tatlıları yerine, hafif olan sütlü ve meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Ayrıca bu tatlıların yapımı esnasında, enerji alımını azaltmak adına, yapay tatlandırıcıların toz formları kullanılabilir. Kuruyemiş tüketilecekse E Vitamini ve Q-3 içeren fındık ve ceviz tercih edilmeli, ancak yağ oranları fazla olduğundan tüketimleri 1 avucu aşmamalı.

    Gece yarısından sonra işkembe çorbası yerine mercimek veya ezogelin gibi mideyi rahatlatacak çorbalar tercih edilmeli. Yılın ilk günü 60-90 dakika kadar yürüyüş yararlı olacaktır. Sonuç olarak bu özel gün öncesi ve sonrasında bazı ilkelere uymak, yılın ilk gününü daha rahat geçirmenizi sağlayacağı gibi, varsa kronik hastalıkların alevlenmesini de önleyecektir.”

  • Çankırı’da Geleceğin Çocukları Nasıl Yetiştirilmeli Konulu Konferansı

    Eğitimci-Yazar Sait Çamlıca, “Gençlik merkezi yapmak, en az cami yapmak kadar önemlidir” dedi

    100. Yıl Kültür Merkezi’nde Çankırı Belediyesi ve Çankırı İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ortaklaşa düzenlediği “Geleceğin Çocukları Nasıl Yetiştirilmeli” konulu konferana katılan Eğitimci-Yazar Sait Çamlıca, zamanı okuyamayan eğitimcilerin gençleri anlayamayacağını belirtti.

    İyi eğitimcilerin gençleri anlayabilmek için zamanı, zamanın değişimini iyi okumaları gerektiğini anlatan Çamlıca, “Şimdi genç olmak, eskiden genç olmaktan çok daha zor. Eskiden teknoloji yoktu, şimdi ise her yer teknoloji ile donandı. Gençlerin karşı koyamayacağı şeyler çevrelerinde fazlasıyla var.” diye konuştu.

    Eğitimci-Yazar Sait Çamlıca, gençler için hayata geçirilen sosyal projelerin verimine dikkat çekerek, “Bunu söylediğime kızanlar oluyor ama artık gençlik merkezi yapmak, en az cami yapmak kadar önemlidir. Çünkü gençlerin bu alanlara gerçekten ihtiyacı var” dedi.

    Geçmişten bugüne eğitim anlamında da önemli değişimler yaşandığına dikkat çeken Çamlıca, “20 yıl evvel eğitim, sokaktaki çocuğu içeriye sokmaktı, şimdi ise eğitim içerdeki çocuğu sokağa çıkartmaktır. Adama ’bilgisayarı kapat’ diyorsun, ’kapattım, şimdi ne yapayım’ diyor. Önemli olan ’şimdi’ dediği zamanın içerisini doldurabilmek.” ifadelerini kullandı.

    Anne- babaların günlük hayatta sıkça,“Zamanın gençliğinde iş yok, bizim zamanımızda böyle değildi” diye serzenişte bulunduklarını ifade eden Çamlıca, “Çocukları okumayan, çocukları okutamaz, gençleri okumayan, gençleri okutamaz. Zamanın çocuğun zihin haritasına yansımasını iyi okuyan bir eğitimci ondan sonra bu şartlar altında çocukla sağlıklı iletişim kurmanın yol ve yöntemlerini aramalıdır. Bugün insanlık tarihi boyunca yaşanmamış bir dönem yaşıyoruz ve insanlık tarihinde teknolojinin insanları ve aileleri kuşattığı başka bir dönem olmamıştır. Daha da önemlisi bilgi verene ihtiyaç duyan bir nesil yetişmemiştir. Bugünün çocuklarının ne bilgiyi veren öğretmene ne de ansiklopediye ihtiyacı yok. Çünkü artık tüm soruların cevabına teknoloji ile ulaşıyorlar. Zaten eğitim bilgi aktarmak değil, bilinç vermektir. Amacından kopuk bir eğitim insana hiçbir şey katmaz” dedi.

    Programa Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç ile öğretmenler ve vatandaşlar katıldı.

  • Sporcular Ve Yoğun Egzersiz Yapanlar Nasıl Beslenmeli

    Bilecik İl Halk Sağlığı Müdürlüğü Diyetisyeni Zerrin Delibaş Tez, “Sporcular ve fazla kilolarından kurtulmak için yoğun egzersiz yapanlar, sağlıklarını korumak için beslenmelerine ekstra dikkat göstermek zorundadır” dedi.

    Bilecik İl Halk Sağlığı Müdürlüğü Diyetisyeni Zerrin Delibaş Tez, sporcular ve fazla kilolarından kurtulmak için yoğun egzersiz yapanlarda hatalı beslenmeden dolayı, halsizlik, yağdan değil kas kütlesinden zayıflama, asabiyet, dikkat dağınıklığı gibi problemler yaşandığını belirtti. Tez, ”Yeterli beslenmeyenler bunu takviye gıdalarla desteklemeye çalışırlar, bunun da profesyonel destek almadan yapılması erkek tipi denen yoğun saç dökülmelerine yol açar” dedi.

    Tez, sporcu ve yoğun egzersiz yapanlara tavsiyeler vererek, “Egzersiz sırasında yağ oranınızı azaltmak ve kas oranınızı artırmak istiyorsanız karbonhidratı ihmal etmemelisiniz. Burada egzersiz ertesi ilk iki saat altın saattir! Bu saatlerde kaslarınızı beslemek ve yeniden güçlendirmek için karbonhidrat ve proteinden zengin bir öğün tüketmelisiniz. Özellikle dayanıklılık sporlarında kompleks karbonhidratlardan zengin ve yağdan fakir beslenmek önemlidir. Bu sayede öncelikle dayanıklılık artar bunun bir sonucu olarak da performans gelişir, yorgunluk gecikir ve sakatlık riski azalır. Kompleks karbonhidratlar, nişastalı sebze ve meyveler, tam tahıllı gıdalar ve lifli sebzelerin içerisindeki karbonhidrat türüdür; tam tahıllı ekmek, esmer pirinç, fasulye, mercimek, bezelye gibi. Spor yapanlar hindi, balık ve kırmızı et tüketmeli, kaslarını bu proteinlerle beslemelidir. Yumurta da iyi bir protein kaynağıdır Şarküteri ürünlerinden sadece pastırma o da az miktarda tüketilirse yenebilir” ifadelerine yer verdi.

  • Doğalgaz Nasıl Verimli Kullanılır?

    Kayserigaz, doğalgaz tüketim faturalarından nasıl tasarruf elde edilebileceği ve verimli bir kullanım sağlanabileceği ile ilgili alınabilecek basit tedbirleri aktardı.

    Kayserigaz Genel Müdürü Hasan Yasir Bora, Konut ve işyerlerinde kullanılan doğalgazı, daha verimli ve daha tasarruflu kullanabilmek için alınacak tasarruf tedbirleri ile özellikle kış aylarında ısınma masraflarının düşürülebileceğini belirtti.

    • Isı kaybının en büyük sebebi ısı yalıtımı olmayan yerleşimlerdir. Konut ve işyerlerine yaptıracağınız ısı yalıtımıyla ortamın ısısı yalıtım sayesinde uzun süre hane içerisinde hapsedileceği için tasarrufun büyük bir kısmı yalıtım ile sağlanır.

    • Kapı ve pencereler pvc doğrama ve çift camlı olarak yapılmalıdır. Böylelikle tasarruf bir kademe daha yükseltilebilir.

    • Kapı ve pencereler arasında boşluklar var ise kapatılmalıdır.

    • Menfezler kesinlikle kapatılmamalıdır, cihazlar verimli bir yanma gerçekleştirebilmek için oksijene ihtiyaç duyar.

    • Ortama ısı yayılabilmesi için radyatörlerin önüne eşya konulmamalı ve perdeler radyatörlerin üzerini kapamamalıdır.

    • Oda termostatı kullanılmalı ya da radyatörlere termostatik vana takılmalıdır.

    • Kombi ve kazanların bakımı her yıl düzenli olarak yapılmalıdır.

    • Yemek pişirirken ocaktaki alevin tencere dışına taşmayacak şekilde ayarlanması sağlanmalıdır.

    • Düzenli olarak her yıl baca temizliği ve bakımı yapılmalıdır.

    • Evden uzun bir süre ayrı kalınacaksa cihaz tamamen kapatılmalıdır.

    • Yapılan tesisat eve uygun şekilde yapılmalıdır. Aksi takdirde ilk petek ve son petek arasında sıcaklık farkları oluşabilir. Bu da ortamın ısınmasını zorlaştıracaktır.

    • Kombi sık sık açılıp kapatılmamalıdır, normal şartlarda kombiler ısıtma işlemini yaparken tüketeceği gazın büyük bir kısmını ilk 30 dakika içinde harcar. Bu nedenle kombinin her açılıp kapanması yakıt sarfiyatını artırabilir.

    Kayserigaz Genel Müdürü Hasan Yasir Bora, bu hususlara dikkat edildiği takdirde doğalgaz abonelerinin hem yüksek oranda tasarruf sağlayabileceğini, hem de doğalgazı daha verimli olarak kullanabileceklerini söyledi.

  • Rahim Ağzı Kanserinin Önüne Nasıl Geçilir?

    Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Arslan Kabukçuoğlu, rahim ağzı kanserlerinin önlenmesinde Human Papilloma Virüsü (HPV) Aşısı ve Smear Testinin önemli olduğunu söyledi.

    Kadınlarda görülen kanserlerin en başında gelen rahim ağzı kanserleri, her yıl binlerce kadının ölümüne neden olabiliyor. Erken tanı ile tedavisi mümkün olan hastalığın tedavisinin en önemli unsurlarının ise HPV Aşısı ve Smear Testi olduğu belirtiliyor. Konuyla ilgili konuşan Op. Dr. Arslan Kabukçuoğlu, rahim ağzı kanserlerinin kadın organları arasında görülen en yaygın hastalık türü olduğunu söyledi. Genç yaşlarda hastalığın ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Dr. Kabukçuoğlu, “Kadın organları arasında en yaygın olanıdır. Yüzde 70’i kadarında neden Human Papilloma Virüsü’dür (HPV). Diğer jinekolojik kanserlere nispeten daha genç yaşlarda ortaya çıkar. O nedenle bu kanserin taramasına genç yaşlarda başlanmak gerekir. Pek çok kez tıp dilinde servikal yani halk dilinde bilinen rahim ağzı kanserleri belirti vermez. İleri evrelerde kanama, sulu akıntı veya damarsal yapıların baskısına bağlı belirtiler ortaya çıkar” dedi.

    “HPV AŞILAMA VE SMEAR TESTİ HASTALIĞIN ÖNÜNE GEÇMEDE ÇOK ÖNEMLİ”

    Rahim ağzı kanserinin önlenmesindeki iki öneli unsura dikkat çeken Op. Dr. Arslan Kabukçuoğlu, konuşmasına şöyle devam etti;

    “HPV rahim ağzı kanser gelişiminde çok önemli bir unsurdur. 100 kadar çeşidi olup, 40 çeşit genital siğil ve servikal kanser etolojisinde rol oynar. HPV insandan insana genital bölge cilt teması ve vücut sıvısıyla geçer. Elden genital bölgeye bulaşması mümkün olmakla beraber bu yüksek oranda değildir. HPV virüsünün insanlarda gelişme süresi yaklaşık 3 ay kadardır. HPV enfeksiyonlarının batı ülkelerinde 50 yaş üzerinde yüzde 80 sıklıkta olduğu tahmin edilmektedir. Bu risklerde yüzde 1 kadarında genital siğil, yüzde 4’te rahim ağzı kanserlerine rastlanmaktadır. HPV aşılanması korunmada en önemli etkendir. 9-26 yaş arasında aşılama yapılmaktadır. Nispeten bu yeni bir aşılama olduğu için her şey yerine tam olarak oturmuş değildir. Bu konuyla ilgili bir takım araştırmalar, denemeler devam etmektedir. Aşı 3 doz olup, 6 aylık periyotta tamamlanır. Aşı yapmak için hastalarda HPV taraması yapılmaz. HPV’ye yönelik taramalar rahim ağzı kanserlerini azaltmak için çok önemli bir adımdır. Rahim ağzı kanserlerini önlemede çok önemli iki unsur vardır. Bunlardan birincisi önlenebilir olmasıdır. Bu da HPV aşılaması sayesinde olmaktadır. İkincisi ise erken tanı konulmasıdır. Bu ise Smear Testi ile gerçekleşmektedir.”

    “SMEAR TESTİNE EVLENİR EVLENMEZ BAŞLANMASI GEREKİR”

    Kadınların Smear Testine evlenir evlenmez başlamasının, rahim ağzı kanserlerin önüne geçilmesi açısından önemli olduğunu belirten Dr. Kabukçuoğlu, “Smear Testi rahim ağzı kanserlerini yakalamada birinci kademedir. Sonra gerektikçe diğer evrelere geçilir. Rahim ağzı kanserleri erken hücresel değişikliklerle başlayıp kademe kademe invazif kansere giden bir süreçtir. Erken dönemlerde kansere giden aşamalarda basit yöntemlerle tedavi mümkündür. Tüm hastalıklarda olduğu gibi rahim ağzı kanserlerinin erken dönemde tedavisi kolaydır. Hastalık o aşamada kalır. Rahim ağzı kanserlerinin belli başlı risk faktörleri şöyle sıralanabilir; Düşük sosyaekonomik seviye, birden fazla partneri olanlar, bunlar doğum kontrol hapı kullanıyorsa bu risk daha da artmaktadır, cinsel ilişkiye erken yaşta başlayanlar, sigara içenler, fazla doğum yapanlar.’ Tedavide başarı tümörün tipine ve yaygınlığına göre değişir. Cerrahi olabilir, hasta doku lef bezleriyle birlikte temizlenir. Radyoterapiye göre genç cinsel aktif hastalarda daha çok tercih edilmektedir. Radyoterapinin sonuçları ise seçilen hastaya göre başarı sağlamaktadır” ifadelerini kaydetti.