Etiket: “nasıl

  • Kıbrıs Gazisi Akıncı, “Düşmanı öldürdüğümüzde bile üzülürdük, bunlar nasıl kendi milletine kurşun sıktı anlayamıyorum”

    Tekirdağ’da demokrasi bekçilerine seslenen Türkiye Muharip Gaziler Derneği Tekirdağ Temsilciliği Başkanı Kıbrıs Gazisi Ahmet Akıncı, “Biz düşmanı öldürdüğümüzde bile üzülürdük, bunlar nasıl kendi milletine kurşun sıktı anlayamıyorum” dedi.

    Tekirdağ Valiliği önünde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından girişilen darbeye karşı tutulan Demokrası Nöbetinin 7. gününde demokrasi nöbetçisi vatandaşlara seslenen Akıncı, orduda küçük rütbeli bir subay olmasına rağmen kimse tarafından aldatılamayacağını belirterek, paşaların ve subayların ilkokul mezunu bir imam olan FETÖ Elebaşı Fethullah Gülen’in peşine takılıp da bu darbeyi başlatmalarını hazmedemediğini söyledi.

    “Düşmanı bile öldürdüğümde üzülürdüm”

    Akıncı, şöyle konuştu:

    “Darbeye kalkışanları hepiniz namına lanetliyorum. Beni hiçbir surette Türk milletinin aleyhine hiçbir kuvvet çeviremez. Ben bu vatan için savaşa girdim bu vatanın al bayrağını cephelerde dalgalandırdım böyle bir personel olarak hiçbir surette Türk milletini öldüremem. Ben düşmanı bile öldürdüğümde üzüldüm, insan idi insan olarak gördüm. Bunlar nasıl oldu da vatandaşlarına kurşun sıktı, mermi attı bunu da anlamış değilim. Ben Rum’u öldürdüm çok çok üzüldüm ama öldürmesem o beni öldürecekti. Bu isyanı başlatanları hepinizin huzurunda lanetle kınıyorum.”

    Akıncı’nın konuşmasının ardından, Muharip Gaziler Derneği Tekirdağ Temsilciliği üyesi gaziler de demokrasi nöbeti tutan vatandaşlara katılarak nöbete destek verdi.

  • Yazın Kulak Bakımı Nasıl Olmalı

    Yaz aylarında, özellikle deniz veya havuz sezonunun açılması ile beraber en yaygın kulak burun boğaz hastalıklarından birinin dış kulak iltihapları olduğunu belirten Koru Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Kağan İpçi, kulak bakımının nasıl yapılması gerektiğini anlattı.

    Genellikle kulak kiri olarak adlandırılan serumenin dış kulak kanalında yer aldığını belirten Dr. İpçi, “Serumen, kulak kanalını dış etkenlerden koruyan yapışkan bir salgıdır ve kulak kanalından salgılanır. Ancak kulak kanalının dar olması, kulağın bazı yabancı cisimlerle karıştırılması ve kulak bakımının yanlış yapılması nedeniyle içeride birikebilir ve sorun oluşturabilir” dedi.

    Kulak bakımında en önemli noktanın kulağın girişinin kuru tutulması olduğunu ifade eden Dr. İpçi, pamuklu kulak temizleme çöpleri ve bazı sivri uçlu cisimlerle kulak kanalının içinin kurcalanmaması gerektiğini söyledi. Dr. İpçi, banyolardan sonra temiz bir kağıt mendille kulak kepçesindeki çukurun kurutulmasının evde uygulanabilecek en basit ve sağlıklı yol olduğunu vurguladı.

    Kulak kanalı iltihaplarının enfeksiyöz, alerjik veya dermatolojik nedenlerle olabildiğini söyleyen Dr. İpçi, “Ancak en sık neden enfeksiyonlardır. Enfeksiyonlar içinde de en çok rahatsızlık verenler kulak mantarlarıdır. Özellikle diyabetik hastalarda kulak enfeksiyonları uzun sürer ve komplikasyon oluşma riski yüksektir. Kulak kanalının sürekli ıslak kalması, havalanmaması iltihap sürecini başlatan en önemli etkendir” diye konuştu.

    Dr. İpçi, deniz ve havuza yoğun giren ve kulak kanalı sürekli ıslak ve nemli kalan çocukların, kulağını temizlemek için aşırı kurcalayan kişilerin, işitme cihazı kullanan ve kulak kanalı havasız kalan kişilerin ve profesyonel yüzücülerin risk altında olduğunu söyledi.

    Kulak kanalı iltihabında, kulak kepçesinin veya kulak deliği önündeki kıkırdağın oynatılması ile artan ağrının hastalık için tipik belirti olduğunu vurgulayan Dr. İpçi, “Genellikle dokunmakla ve kulak üzerine yatmakla ağrı olur. Bunun dışında kulak kaşıntısı ve kulak akıntısı, duyma azlığı olabilir. Duyma azlığı sıklıkla kulak kanalının ödemi ve tıkanması nedeniyle olur” sözlerine yer verdi.

    Tedavide öncelikli amacın kulak kanalını kuru tutmak, ağrıyı azaltmak ve enfeksiyonla savaşmak olduğunu anlatan Dr. Kağan İpçi, hasta kulağa iyileşene kadar su kaçırılmaması gerektiğinin önemine dikkati çekti. İpçi, “Tedavi kulak damlaları ile yapılmakla beraber bazen tablet hatta ileri enfeksiyonlarda hastaneye yatırıp enjeksiyonla da takip gerekebilir” dedi.

    Dr. İpçi önerilerine şöyle devam etti: “Kulak kanalını mümkün olduğunca kuru tutmak önemli bir adımdır. Özellikle kulak zarına tedavi maksatlı ventilasyon tüpü takılmış hastalar, kulak zarı delik olan hastalar ve zar normal olmasına rağmen sık eksternal otit geçiren hastaların su geçirmeyen tıkaçlarla kulaklarını koruması gerekir. Kulak bakımında pamuklu çöpler tercih edilmemelidir. Kulak yakınmaları olduğunda kulağın içine etkisi bilinmeyen sıvılar veya doktor tavsiyesi dışında damlalar damlatılmamalıdır.”

  • Cinsel İstismarı Aileler Nasıl Anlar?

    Özel Ümit Hastanesi Uzman Psikoloğu Aslı Sarıkardaşoğlu, çocuklara yönelik cinsel istismar konusunda, “Çocuk özelini bilmeli, bedeninin kendine ait olduğu ve kendi rızası olmadan kimsenin dokunmaması gerektiği benimsetilmeli” dedi.

    Her yaş çocuğun istismara uğradığını belirten Uzman Psikolog Aslı Sarıkardaşoğlu, daha küçük yaştaki çocukların yakın çevrelerinden, akrabalarından cinsel istismar görebildiğine dikkat çekti. Sarıkardaşoğlu, “Okul yıllarına geldiğinde ise öğretmenleri, üst sınıflardaki öğrenciler tarafından istismara uğrayabiliyor. Vakaların büyük bir çoğunluğunda mağdurların istirmarcıyı önceden tanıdığı ortaya çıkıyor. Aileler çocuğunun cinsel istismara uğradığına dair şüphelendiklerinde çocuklarının vücutlarını kontrol etmeliler. Vücutlarında bir morluk, bir çizik var mı gibi kontroller yapılmalı. Bir de aniden ortaya çıkan farklı belirtiler olabilir. Bunlar alt ıslatma, kâbuslar görme, anneye aşırı derece bağlanma, beraber uyuma isteği gibi durumlar olabilir. 0-4 yaş çocuklar bunu anlayıp ifade edemez. 7 yaş öncesi somut dönem olduğu için direkt size bunu söyleyemese bile bazı konuşmalarından anlaşılabilir. Daha küçük yaştaki çocuğun ’amca/teyze beni sevdi mi, bana zarar mı verdi’ durumlarını ayırt edebileceği bir dönem değil. Daha büyük yaştaki çocukların ise oyunlarına yansıyabilir bunun belirtileri. Ya da konuşmalarında bu duruma yönelik kelimeler kullanabilir. Aileler çocukların rutinin dışına çıkan durumlarına dikkat etmelidir” dedi.

    “ANNE BABAYA ÖNEMLİ GÖREV DÜŞÜYOR”

    Böyle durumlarda anne kadar babaya da önemli görevler düştüğünün altını çizen Sarıkardaşoğlu, “Mesela 3 yaşından sonra erkek çocuğu baba, kız çocuğu anne tuvalete götürmeli, hemcins ebeveyn banyo yaptırmalı ve banyo yapılırken anne veya baba giyinik olmalı. Çocuk en başta kız ve erkek farkını öğreniyor. ’Ben kız, o erkek’ farkı çocukta oluşuyor. Karşısındaki çocuğun saçından, giydiği kıyafetten, eteğinden anlıyor cinsiyet farkını. Giydikleri renkten anlıyor, ’o pembe giydi, o mavi giydi algısı’ oluyor. Mesela bir kız çocuğu için etekle nasıl oturması gerektiğinin öğretilmesi, kimin yanında nasıl hareket etmesi gerektiği gibi ufak ayrıntıların küçük yaşta anlatılması gerekiyor. Erkek çocuklar için de yine özellikle karşı cins arkadaşlarına karşı belirli sınırlara saygılı olması öğretilmeli ve gündelik hayatta çocuğa davranışlarla bu yönde örnek olunmalı. Çocukta sınırları belirlemek gerekiyor. Çocuk özelini bilmeli. Bedeninin kendine ait olduğu ve kendi rızası olmadan kimsenin dokunmaması gerektiği benimsetilmeli. Özellikle iç çamaşırı içinde kalan vücut bölümlerine kimsenin dokunamayacağı ve görmemesi gerektiği anlatılmalı. Böyle bir durumda mutlaka ebeveynlere söylenmesi gerektiği tembihlenmelidir. Küçük yaştaki çocuğa dedesi, anneannesi bile olsa ’öpebilir miyim’ diye sormalı. Bir yerde kısıtlayıp, belli sınırlar çizip bir yerde de ’Aman canım o senin deden, o senin teyzen’ derseniz o zaman çocuğun kafası karışabiliyor. Mümkün olduğunca çocuklarımıza ’Aşkım, sevgilim’ şeklinde hitap etmemeliyiz. O dönemler somut dönem olduğu için çocuk bunu ayıramaz. Örneğin çocuğumuzu dudağından öpmemeliyiz. Evde bunu normal gördüğünde dışarıda bir arkadaşını öyle öpmek ona normal gelebilir. Fakat bu sefer karşı tarafın özelini ihlal edebilir” diye konuştu.

    NE YAPILMALI?

    Çocuğu cinsel istismara uğrayan ailelerin yapması gerekenleri de sıralayan Sarıkardaşoğlu, şöyle devam etti:

    “Bu çok ağır psikolojik bir süreç olduğu için hafif ya da ağır bir durum hiç fark etmeden her durumda bir uzmana götürmek gerekiyor. Çocuğa ulaşabilecek, bir süre onu dinleyebilecek bir psikoloğa götürülmeli. Olayın hemen sonrasında belki hemen konuşmayabilir, 3 ay- 6 ay sonra çocuk daha rahat anlatabilir. Bazı durumlarda olumsuz etkilerin çıkması zaman alabilir. Bu sebeple belli aralıklarla bu takibin yapılması lazım. Tabi ki adli kurumlara hemen başvurulması gerekir. ’Ayıp olur, başkaları ne der, çocuğun adı çıkar’ gibi düşüncelerle aileler üstünü örtmeye çalışabiliyorlar. Ama bu çok yanlış. İstirmacının gelecekteki yapabileceklerini engelleyebilmek adına adli mercilere bildirmek çok önemli. Hiçbir durumda istismarcı ile uzlaşılmaması ve yetişkinse cezasını çekmesi, yaşı küçük ise hem psikolojik destek hem de eğitim aldırması sağlıklı bireylerin yetişmesi için çok önemli.”

  • Başbakan Yardımcısı Kaynak: “CHP Nasıl Bir Parti Olduğuna Karar Vermeli”

    Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye için gerekli bir parti olduğuna dikkat çekerek, “CHP Türkiye için ihtiyaç ama CHP nasıl bir parti olduğuna karar vermeli” dedi.

    Bir dizi incelemeler ve ziyaretlerde bulunmak üzere Kahramanmaraş’a gelen ve bölgede görev yapan gazetecilerle iftar programında bir araya gelen Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na şehit cenazelerinde gösterilen tepkiler hakkında değerlendirmede bulundu. CHP’nin Türkiye için gerekli bir parti olduğuna değinen Kaynak, “Bizim çok güzel bir deyimimiz var; ‘Herkes kendi eliyle ne yaparsa onu götürür yanında’. Daha bir gün önce biz Midyat’ta 6 aylık hamile kadını, polis olmasını bir tarafa bırakın karnında bir can taşıyan kadını ve sivil insanlar şehit edilecek hem de namert bir şekilde, yani bir çatışma değil. Ve siz diyeceksiniz ki o akşamki televizyon programında; ‘Biz cezaevlerinde DHKP-C’liyi de, PKK’lıyı da ve diğerlerini ziyaret ediyoruz.’ Kim ziyaret ettikleriniz? DHKP-C kim? İşte canlı bomba eylemleriyle Türkiye’nin birçok yerinde yüzlerce insanın katline sebep olan bir örgüt. PKK kim? 30 yıldan beri Türkiye’nin enerjisini adeta başka taraflara harcatan 50 bini aşkın insanın canına kıyan mal olan bir örgüt. Ve aslında Kürt düşmanı bir örgüt bu. Şimdi siz böyle diyeceksiniz arkasından şehit kız polis kardeşimizin eşi de sizinle cenazede yan yana durmak istemeyecek. Ve bundan dönüp AK Parti’yi suçlayacaksınız. Bundan dönüp Cumhurbaşkanımızı suçlayacaksınız” dedi.

    Şehit cenazelerinde gösterilen tepki hakkında açıklama yapan Kaynak, “O polis kardeşlerimiz ve diğerleri, evden çıkarken eşine demişti ki; iftarda ben şu çorbayı istiyorum. Böylesine bir durum karşısında onları savunacaksınız. En son örneğini bütün Türkiye’nin gözü önünde teröre bulaşmış, suç işleyen milletvekillerinin dokunulamazlık oylamasında da gördük. Sadece 20 milletvekili CHP’den beyaz oy vermiş oldu. Ve o noktaya kadarda birinci tur oylamasına kadar da oy vermediler. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye için gerekli bir parti. CHP Türkiye için ihtiyaç. Ama CHP nasıl bir parti olduğuna karar vermeli. Biz 1071’den beri şehit kanlarıyla sulanmış bu vatanı asla böldürtmeyiz. Bu milleti asla böldürmeyiz. 45 yıla yakın fiilen savaştan sonra ayakta durmayı bilmiş bu milletin devletine helal gelmesine bu millet izin vermez. O yüzden geçen seneki 7 Haziran ve 1 Kasım şifrelerinden biri bu idi. CHP ana muhalefet partisi Türkiye’ye lazım, gerekli bir partidir. İnşallah kendilerine çeki düzen verirler. Siz bir yandan şehidin yanında, bir yandan polisli, askeri katledenlerin cezaevinde yanında olamazsınız. Olabilirseniz bu yasa imkan veriyor cezaevinde milletvekilleri istediklerini ziyaret edebiliyorlar. O zamanda millet böyle tavır gösterecektir” diye konuştu.

  • Vizelerin Kalkması Turizmi Nasıl Etkileyecek

    AB’ye vizesiz seyahat kolaylığı sağlanmasıyla yurt dışı tatilinin bazı gruplar için iç turizmin yerine seçebilecekleri ikame tur haline gelebileceğini belirten Prof. Dr. İge Pınar, iç turizmin bu durumdan etkileneceğini ve bu durumun en çok Yunanistan’a yarayacağını savundu.

    Yaşar Üniversitesi İşletme Bölümü Başkanı Prof. Dr. İge Pırnar, önümüzdeki Haziran ayı sonunda uygulanmaya başlanması beklenen Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye vize serbestisinin, turizme olası olumlu ve olumsuz etkilerini değerlendirdi.

    “TÜRKİYE’NİN İTİBARINI YÜKSELTEN BİR ÖLÇÜT OLACAKTIR”

    Prof. Dr. İge Pırnar, 2015’te 41.6 milyon yabancı turist ağırlayıp yaklaşık 31,5 milyar dolar gelir elde ettiği turizm sektörünün doğrudan etkileneceğini söylemenin mümkün olduğunu söyledi. Avrupa ülkelerine olan talebin uzun vadede 3 katına kadar artmasının beklendiğini anlatan Pırnar, şöyle konuştu: Türk vatandaşlarına sağlanan vize serbestisi, Avrupa vatandaşı turistler için Türkiye’nin itibarını yükselten bir ölçüt olacaktır. Ancak AB ile yapılan anlaşma uyarınca Haziran ayından itibaren, fazla sayıda turist gönderen Rusya, İran, Gürcistan, Azerbaycan, Ukrayna gibi ülkelerin vatandaşlarından tekrar vize talep edilmesi, hem gelen turist sayısını, hem iş ve ticaret hacmini, hem de genel anlamda Türkiye turizm sektörünün rekabet avantajını olumsuz etkileyebilir. Yerli turist yurt dışını tercih ederse iç turizm de olumsuz etkilenebilir.”

    AB Komisyonunun Schengen ülkelerine yapılacak seyahatlerde Türkiye için vizelerin kaldırılması yönünde aldığı tavsiye kararı ve Haziran sonunda vizelerin kalkacağı beklentisi son aylarda kan kaybeden turizm sektörü için de hayati önem taşıyor. Vize serbestisinin olumlu ve olumsuz etkilerini değerlendiren Yaşar Üniversitesi İşletme Bölümü Başkanı Prof. Dr. İge Pırnar, Schengen vizesi sıkıntısının ortadan kalkmasının, gerek iş hacmini, gerekse Türk turistlerin sayısını artıracağını söyledi.

    YURT DIŞINA GİDENLERİN SAYISI ARTACAK

    Geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 10,7 artışla 9,2 milyon vatandaşın yurt dışına çıktığını hatırlatan Prof. Dr. İge Pırnar, sözlerini şöyle sürdürdü.

    “Yıllık 3-3,5 milyon Türk, tatil, gezi ve eğlence için yurt dışına gidiyor. Serbestiyle birlikte, hem tatil, hem eğitim, hem de yaklaşık 2 milyon turistten oluşan iş turizmin artması bekleniyor. İstatistiksel olarak baktığımızda kısa vadede Avrupa ülkelerine olan talebin yüzde 50, uzun vadede ise yüzde 300, yani 3 katına kadar artmasını bekliyoruz. Bu talep artışı, yurt dışı tur organize eden ve satan A tipi seyahat acente ve tur operatörlerini, uçak, kruvaziyer, demir yolu gibi yurt dışına çalışan ulaştırma şirketlerinin iş hacimlerini olumlu etkileyecektir.”

    ÜLKE İMAJI POZİTİF ETKİLENECEKTİR

    Vizelerin kalkmasının bir başka olumlu tarafının da ülke imajının pozitif etkilenmesi olduğunu ifade eden İge Pırnar, “Türk vatandaşlarına sağlanan AB vize serbestisi, Avrupa vatandaşı turistler için Türkiye’nin itibarını yükselten bir ölçüt ve Türkiye’nin bir turizm destinasyonu olarak imajını olumlu etkilemesi, talebi artırması beklenir” dedi.

    YERLİ TURİST YUNAN ADALARINA KAÇABİLİR

    AB’ye vizesiz seyahat kolaylığı sağlandığında yurt dışı tatilinin bazı gruplar için iç turizmin yerine seçebilecekleri bir tatil paketi, yani adeta bir ikame tur haline gelebileceğini belirten Prof. Dr. Pırnar, şunları söyledi:

    “Vize serbestisinin yurt içi tur firmalarının iş hacmini azaltma olasılığı oldukça fazla. Yine aynı şekilde, son yıllarda sayıları oldukça artan vize operasyonlarında uzman acentelerin ve uzman personel gereksiniminin azalması, hatta yok olma tehlikesi bulunuyor. İç turizm pazarının da olumsuz etkileneceği muhakkak. Bir başka olumsuz etki de son yıllarda Ege sahillerinden turist alan Yunan adalarına yaşanacak olan talep artışı. Zaten son yıllarda, Yunanistan’da yaşanan ekonomik kriz nedeniyle fiyat rekabeti oluşturan Türkiye’ye yakın Yunan adaları, Türk turistlerin gözde mekanı olmuştu. Buna bir de vizesiz seyahat kolaylığı eklenince, düşük fiyat avantajı olan bu adalara talebin artacağı kesin. Geçen yıl seyahat için en fazla tercih edilen AB ülkesi olup yaklaşık 900 bin kişinin Yunanistan’a gittiği düşünülürse bu rakamın artması beklenebilir.”

    BAZI ÜLKELERDEN YENİDEN VİZE İSTENECEK

    Pırnar, “Son yıllarda hem turizmi hem de ticari ilişkileri canlandırmak için aralarında Orta Doğu ülkeleri ve eski Sovyet ülkelerinin de bulunduğu toplam 89 ülkeyle vizelerin karşılıklı olarak kaldırıldığını” söyledi. AB ile yapılan anlaşma uyarınca, Haziran ayından itibaren Türkiye’ye son yıllarda gittikçe fazla sayıda turist gönderen Rusya, İran, Gürcistan, Azerbaycan, Ukrayna ve Kazakistan gibi ülkelerin vatandaşlarından tekrar vize talep edilmesi hususu olduğunu anlatan Pırnar, “Bu husus, hem o ülkelerden gelen turist sayısını, hem iş ve ticaret hacmini, hem de genel anlamda Türkiye turizm sektörünün rekabet avantajını olumsuz etkileyebilir. Örneğin, 2016’nın ilk üç ayında turist sayısındaki artış hızı bakımından en büyük artış yüzde 28,44’le Gürcistan pazarında yaşanmış, bu ülkeyi Ukrayna yüzde 18,42 ve İran yüzde 7,42’lik artışla takip ediyor. Bu ülkelere konulacak vize ve benzeri yaptırımlar, hızla artan turist sayısını azaltabilir ya da yükselmeyi düşürebilir.”

    Yaklaşık 2 milyon kişinin iş için yurt dışı seyahat yaptığını hatırlatan İge Pırnar, “İş adamlarının vize kaygısı olmadan Avrupa pazarlarında olması önemli. Büyük firmalar vize alma konusunda ciddi sorunla karşılaşmıyordu. Ancak, küçük ve orta ölçekteki ihracatçılar bu sorunu yaşıyordu. Vize serbestisiyle, birçoğu AB’de gerçekleştirilen fuar ve kongrelere katılım da kolaylaşacaktır” dedi.