Etiket: “nasıl

  • Batuhan Yaşar: “FETÖ, Van ve Elazığ’da PKK’yı nasıl devreye aldı”

    İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Yaşar, Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde “Elazığ ve Van patlamalarının perde arkasında neler yaşandı?”, “Van kırsalı neden seçildi?”, “İkiz plakalı 2 kamyona aynı anda yapın talimatını kim verdi?”, “Bomba yüklü 3. kamyon nasıl ele geçirildi?”, “FETÖ, PKK’yı neye ikna etmeye çalışıyor?”,”Yeni yazılımlar üzerinde kim çalışıyor?”,”FETÖ’nün devreye sokacağı planların ayrıntılarında ne var?” sorularına cevap aradı.

    Batuhan Yaşar’ın “FETÖ, Van ve Elazığ’da PKK’yı nasıl devreye aldı” başlıklı yazısının tamamı şöyle:

    “Zor günler.. Pes etmiyorlar.. Etmeyecekler.. Ama bizim de elimiz artık çok güçlü.. Gücümüzü gördüler.. O yüzden ölümüne ve birlikte saldırıyorlar.. Türkiye’yi diz çöktürme seçenekleri artık sınırlı..

    Bu 7 cümleyi niye yazdığımızı açıklayalım:

    Darbe işinin yaş olduğunu gördüler. Darbe kapısı yüzlerine kapandı. FETÖ’nün sözde diyoruz, aslında sözde bile denmeyecek kadar alçak ve iğrenç gazeteci kılıklı adamları, Türkiye’nin teröre teslim olduğu algısını oluşturmaya çalışıyor.

    Ciddi ciddi ülkeyi iç savaşa, karmaşaya, bölünmüşlüğe götürme hedefleri var.

    Hep aynı numara, hep aynı tuzaklar.. İşte gördünüz, İsveç Başbakanını nasıl da kandırdılar. Gerçi hanımefendinin de bu işe çoktan gönüllü olduğu anlaşılıyor.

    O iğrenç tweeti bir ülkenin dışişleri bakanına attıranları kesinlikle hafife alamayız/almamalıyız. Nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu anlamalıyız.

    İkiz plakalı kamyonlar

    Van ve Elazığ patlamaları canımızı çok sıktı. Çünkü sıkması hedeflenmişti. İşi sosyal medya ayağı ile değerlendirmek lazım.

    Renkli baskılı printerdan FETÖ-PKK fotoğrafı çıkıyor.

    Ayrıntılar ve yüzler çok net. Darbe girişiminin ardından FETÖ ve PKK birbirlerine daha da yaklaştı.

    Bu arada, Bitlis’teki EYP saldırısını Van ve Elazığ’dan ayırmamız gerekiyor. Güvenilir istihbarat kaynaklarından edindiğimiz bilgileri aktaralım hemen:

    – Hem Van, hem de Elazığ’da patlatılan kamyonların bomba yüklemesi Van kırsalında yapıldı.

    – İki araç da aynı anda eyleme gönderildi.

    – İkiz plakalı araçlarla patlamalar gerçekleştirildi. (Çalınan kamyonlarla plaka takılan araçların markası, modeli ve rengi aynı) Dolayısıyla sistem uyarı vermiyor. Her iki kamyonet de maalesef hedefini buluyor.

    Bu yöntem bir süredir PKK tarafından kullanılıyor.

    FETÖ, güvenlik sistemlerini ve açıklarını çok iyi bildiği için aklı veriyor PKK da uyguluyor.

    Güvenlik sistemleri, programlar, her şey sil baştan ve yeniden ele alınıyor, açıklara bakılıyor, yapılabilecekler gözden geçiriliyor. Elektronik kod veya başka bir şey devreye sokulabilir mi uzmanlar bunu inceliyor.

    Evet bu iki saldırı canımızı yaktı, moralimizi bozdu..

    Ama bundan birkaç gün önce Bitlis’te yine tonlarca bomba yüklü bir kamyonet ele geçirildi ve etkisiz hâle getirildi.

    Her şey çok iyi olacak. Emin olun olacak.

    İstihbarat teyakkuzda.

    Daha önce bombalı kamyonetler Mardin ve Lice kırsalında hazırlanıyordu. Güvenlik güçleri şimdilerde Mardin, Şırnak ve Lice’de PKK’ya nefes aldırmıyor. O yüzden bombalı araçları Van kırsalında hazırladılar. Hem Van hem de Elazığ özellikle seçildi. Diyarbakır dışında var olduklarını göstermeye çalıştılar.

    Diyeceksiniz ki niye önlenmedi? Öyle kolay mı?.. MİT her gün, şu bombalı aracı imha ettim, bunu yok ettim diye açıklama mı yapsın!

    Ayrıca, hedefleri, operasyonları önceden PKK’ya ihbar eden FETÖ’cülerin tamamından da kurtulamadık. Biraz daha sabır.

    Hatırlayın, adam tek başına Fransa’da kamyonla kaç kişiyi ezerek öldürdü..

    Güvenilir kaynaklar, yeni bir darbe yapamayacağını anlayan FETÖ’nün PKK’yı nasıl daha etkili hâle getirebiliriz hesapları yaptığına dikkat çekti.

    Bununla birlikte Türkiye’nin 1-1.5 yıl içinde PKK’yı marjinal konuma getirme hedefinden en ufak bir sapma yok.

    Emin olun, vatansever askerler, polisler ve istihbarat el ele, omuz omuza PKK’ya nefes aldırmamaya kararlı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün enerjisi ile konuyu takip ediyor.

    Gece geç saatlerde biten en son güvenlik toplantısında bütün başlıklar ayrıntıları ile gözden geçirildi. Yeni kararlar alındı.

    Kolay mı, Türkiye daha darbeyi yeni atlattı. Bu yüzden FETÖ ve işbirlikçileri Türkiye’nin açığını arıyor.

    Türkiye’yi terörle sıkıştırmaya çalışacaklar. FETÖ de PKK’ya lojistik destek verecek.

    FETÖ, bir taraftan da PKK’nın ikizi YPG’yi nasıl kullanırız derdinde. Gözü Suriye’de, Kobani’de. Temaslarından Türkiye’nin bilgisi var.

    Yurt dışındaki sözde iğrenç gazetecileri de uluslararası baskı için çalmadık kapı bırakmıyorlar. Satın aldıkları siyasiler ve medya ile Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışacaklar.

    Terörle zaten bunu yapmaya çalışıyorlar. Türkiye’nin sinir uçlarını yokluyorlar. Seçilmiş Cumhurbaşkanı ve Hükümeti terör darbeleri ile zayıflatıp açık bulmaya çalışacaklar. Yeni bir kaos altyapısı oluşur mu, buna bakıyorlar.

    Bombalı araçların hazırlandığı Van kırsalı şu an mercek altında. Büyük konuşmayalım ama orada 3’üncü bir bombalı kamyon hazırlanmasına izin verilmeyecek.

    Evet 2 patlama ile Türkiye’nin moralini bozdular. Ama o kadar.

    FETÖ, PKK eli ile şunları yapmaya çalışacak:

    – DOĞRUDAN TOPLUMUN ALGISINA OYNAYACAK.

    – DARBE İLE BOZAMADIKLARI MORALLERİ DİP YAPTIRMAYA ÇALIŞACAK.

    – SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN EYLÜLÜ, EKİMİ BEKLEYİN MESAJLARI İLE TABANLARINA UMUT VERECEK.

    – PKK’YI AYAKTA TUTACAK.

    Ankara’daki güvenilir istihbarat kaynakları, PKK’nın çok büyük darbe aldığını ve FETÖ’nün beklentilerini karşılayabilecek durumda olmadığının altını çiziyor.

    Bakın bu cümle çok önemli. Lütfen yeniden okuyun. Evet bu PKK dize getirildi, 1-2 sene içinde de marjinal hâle getirilecek!

    Evet, FETÖ artık tam da PKK çizgisinde…”

  • Bebeğiniz nasıl doğmak istiyor

    Bebeğin rahimde aldığı pozisyonun onun duruşunu belirlediğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslı Alay, “Gebelik süreci bitti ve anne olmaya hazırsınız. Bebeğinizin doğumuna 3-4 hafta kaldığı son günlerdesiniz. Onu hissediyor, her hareketi sizi mutlu ediyor ve her kontrole doktorunuza sevinçle gidiyorsunuz. Anne olduğunuzu öğrendiğiniz ilk günden itibaren normal doğum istemiştiniz. Bebeğinizin doğum sürecini yönetmek, onu teninizde hissetmek, ilk olarak görmek hep hayalinizdi. Ancak aylar geçti doğum yaklaştı ama bebeğiniz normal doğum için uygun pozisyonda olmayabilir. Bebeğin rahimde aldığı pozisyon onun duruşunu belirler” dedi.

    Op. Dr. Aslı Alay, “Rahim ağzına yerleşim gösteren vücut bölümü bebeğinizin gelen kısmını gösterir. Bebeklerin yüzde 96’sı baş ile doğum kanalına girer. Bu şekilde doğum kanalına giren bebeğiniz kafa çaplarından en küçüğü ile bu girişini yapar. Normal dışı geliş ve duruş doğum eyleminin uzamasına, zorlu ve müdahaleli doğumlara yol açmaktadır. Bazı durumlarda rahimde yapısal sorunlar, bazen de bebekle ilgili sorunlar nedeni ile miniğiniz doğum kanalına başı ile gelmeyebilir. Rahim yapısında büyük bir miyom, doğuştan şekil bozuklukları, rahim içi yapışıklıklar, üç ve daha fazla gebelik geçirmek anne kaynaklı nedenlerdir. Bebek kaynaklı nedenler ise çoğul gebelik, iri bebek, suyun fazla olması, plesantanın yerleşim anomalileri sayılabilir” diye konuştu.

    Op. Dr. Alay, bebeğin doğum kanalına normal olmayan giriş şekillerini şöyle sıraladı:

    “Alın gelişi; doğumların yüzde 0,2’sinde alın gelişi izlenir. Doğum sancıları ile normal doğum pozisyonuna dönüş gerçekleşemezse sezaryan ile doğum gerçekleşir. Yüz gelişi; bebek doğum kanalına yüzü ile girer. Doğum şekli çoğunlukla vajinal yolla gerçekleşir. Yüzde 12-30 kadında ise sezaryan ile doğum olur. Yan geliş; bebeğiniz doğum kanalına omuzu ile girmeye çalışmaktadır. Vajinal doğum bu geliş şeklinde mümkün değildir. Bebeğiniz uygun haftada sezaryan ile doğurtulur. Makat geliş; bebeğin popo ile gelişi olup, sıklığı yüzde 3-4’tür. Nedenleri arasında çoğul gebelik, bebekte yapısal anomaliler, erken doğum, bebeğin kilosunun çok düşük veya yüksek olduğu durumlar, daha önce makat doğum yapmak, kordonun kısa olması, rahimde şekil bozukluğu ve tümörleri sayılabilir. Makat gelişlerde vajinal doğumun getireceği yüksek riskler nedeni ile ilk doğum ve makat gelişlerde sezaryan doğum tercih edilir. Çünkü bebekte omurilikte zedelenme, iç organ yaralanması, uzun kemik kırıkları, kafa içi kanama, baş takılması, kordon sarkması kadar ciddi sorunlara yol açabilir. Annede ise vajinal doğum epizyonun uzamasına ve yoğun kanamaya yol açabilir. Tanı ultrason ve jinekolojik muayene ile tespit edilir. Amacımız bebeğin ve annenin sağlığı olduğu için de makat geliş olan ilk doğumlarda doğum şekli olarak sezaryan tercih edilir. Bebeğin ölçülerinin uygun olduğu, annenin çatı yapısının dar olmadığı, deneyimli cerrah ve hastane şartlarının uygun olduğu durumda makat bebeklerde vajinal doğum denenebilir.”

    Bebeklerin doğum kanalına baş ile giremediği pozisyonlarda daha sıklıkla rastlanan kordon sarkmasının önemli bir sorun olduğuna dikkat çeken Alay, “Doğum hekimliğinde en acil durumu oluşturur. Su kesesinin açılmasıyla birlikte bebeğin doğum kanalında yerleşim gösteren kısmı doğum kanalının girişini kapatmaz ise vajinadan akan su ile birlikte göbek kordonu dışa sarkar. Kordon içindeki damarlar ile bebeği besleyen, ona kan akışını sağlayan bir yapıdır. Dışa sarkan kordon ise hem ısının düşmesi hem de damarların sıkışması nedeni ile bebeğe kan akımı sağlayamaz. Acil bir şekilde bebeğin sezaryan ile doğurtulması gerekir. Kordon sarkması özellikle ayak gelişi ve yan gelişlerde daha sık rastlanacağı için bu bebeklerin uygun zamanda sezaryan ile doğurtulması uygun yaklaşımdır” ifadelerini kullandı.

  • TEOG’un başarılı öğrencileri nasıl kazandıklarını anlattı

    Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavının başarılı öğrencileri İsmail Berk Düzgün ve Sude Akdemir, kazanmanın yollarını anlattılar.

    Geçtiğimiz günlerde sonuçları açıklanan TEOG sınavından tam puan almayı başaran Eskişehir Melahat Ünügür Ortaokulu öğrencileri İsmail Berk Düzgün ve 2 yanlışı bulunan Sude Akdemir, 8. sınıfa geçenlere tavsiyelerde bulundular. Sınav anında, öncesinde ve sonrasında yaşadıklarını açıklayan başarılı öğrenciler, hemen hemen aynı şeyleri söylediler. Başarılı olabilmek için televizyondan, bilgisayardan ve telefondan bir sene ayrı kalınması gerektiğini vurgulayan öğrenciler, bol soru çözmenin de öneminden bahsettiler. Öğretmenlerinin kendilerine aynı konuyu bıkmadan defalarca anlattığından söz eden öğrenciler, okul başarısının da bu yüzden yüksek olduğuna değindiler.

    “Ödüller ve hediyeler olarak mükafatını aldık”

    Öğretmenleri derslerde can kulağı ile dinlediğini anlatan İsmail Berk Düzgün, 8. sınıfa geçen öğrencileri şimdiden çalışmaya davet etti. Zamanın çok hızlı geçtiğini ifade eden Düzgün, “Öncelikle öğretmenlerimi derste iyi dinledim. Evde ise konuları yazarak, bol bol soru çözerek ve çözemediğim soruları öğretmenlerime getirerek böyle bir başarı elde ettim. Öğretmenlerimiz 5-6 kere bile olsa bize anlattı ve çok büyük yardımları oldu gerçekten. Yoğun bir dönemin ardından iyi bir ödül oldu bizim için. Ödüller ve hediyeler olarak mükafatını aldık. Yoğun bir ilgi ve alaka gördük. Valilikte, Vali Azmi Çelik hediyeler verdi. Tören yaptı ve bizi onure etti” dedi.

    “Telefona, televizyona ve bilgisayara takılmasınlar”

    Türkçe bölümündeki paragraf soruları için bol bol kitap okumayı öneren Düzgün, öğretmenlerin başarıdaki yerlerinden de bahsetti. Öğretmenlerinin aynı konuyu defalarca anlattığından söz eden Düzgün, “Sınavda Türkçe bölümündeyken paragraflar uzun oluyor gerçekten. Bu yüzden arkadaşlarıma bol bol kitap okumalarını öneriyorum. Hızlı okumak önemli oluyor. Ben fazla okuyamadım. O yüzden son dakikalarda zor bitirdim. Sınavda sakinliğimi koruyarak, soğukkanlı olmaya çalıştım. Çok kafam dağıldığı zaman bir su içtim, çikolata yedim. Biraz bekleyip nefeslendim ve sonra devam ettim. Şimdi 8. sınıfa geçen arkadaşlarıma bol bol soru çözmelerini öneriyorum. Şimdiden çalışmaya başlasınlar. Öğretmenlerine yapamadıkları soruları getirerek sorsunlar. Çünkü bir sene çok çabuk geçiyor. Nasıl geçtiğini anlamadık. 2 ay içerisinde konuların bitmesi lazım ve iyice aklımıza koyup öyle sınava girmemiz lazım. Bu da bir stres getiriyor. Bu stresten kurtulmamız için de, dersten çıktıktan sonra telefona, televizyona ve bilgisayara takılmasınlar. Balkona çıkıp bir 5-10 dakika nefeslenip derslerine devam etsinler” şeklinde konuştu.

    “Bazı şeylerden 1 sene vazgeçmeleri gerekiyor”

    TEOG sınavında 2 soruyu yanlış cevaplandıran Sude Akdemir ise, eve kapanarak sosyal aktivitelerden uzak durduğunu belirtti. Bir şeylerden feragat edilmedikçe başarının uzak kalacağını aktaran Akdemir, şu şekilde konuştu:

    “493 puan aldım. İlk TEOG’da bir yanlışım vardı. İkincisinde 2 yanlışım var. TEOG’da başarılı olmak için son sene çalışmak yetmiyor. Önceden bir temelinizin olması gerekiyor. Her temelin üzerine ekleye ekleye ve aynı zamanda özel derslerle takviye ederek iyi bir şekilde programlayarak çalıştım. Çok fazla sosyal aktivite yaptığım da söylenemez. Genellikle eve kapandım. 8. sınıfa geçenler için bu sene çok önemli. Çok fazla ders çalışmaları gerekiyor. Dersleri dinleyerek iyi adapte olmaları ve bazı şeylerden 1 sene vazgeçmeleri gerekiyor. Sonuçta bir şeylerden feragat etmezlerse başaramazlar. Sınavdayken kafamı toparladım. Bu anın ne kadar önemli olduğunu düşündüm. Biraz vakit kaybettim ama benim soruları yapmamda bir sıkıntı yoktu. Kendimi bu şekilde cesaretlendirerek sorulara döndüm. Yapamadığım sorular oldu ve onları atladım. Hatta ilk soruların hiçbirini yapamamıştım, tekrar başa dönüp tekrar başladım. Bundan sonra da başarıyı devam ettireceğimi düşünüyorum. Çapa ya da Hacettepe Tıp istiyorum.”

  • İmplant tedavisi nasıl yapılır?

    Koru Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Rahşan Atasoy Şentürk, “Kemik gelişimini tamamlamış, 18 yaşın üzerinde olan, yeterli kemiği olan, genel sağlık sorunu olmayan herkese implant uygulanabilir” dedi.

    Diş kaybının psikolojik ve sosyal problemlere neden olmasının yanı sıra beslenme, sindirim sorunları ve konuşma bozukluklarına da yol açtığını belirten Koru Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Rahşan Atasoy Şentürk, implant hakkında bilgi verdi. İmplantın çeşitli nedenlerle kaybedilen dişlerin yerine onların işlev ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen, titanyumdan yapılmış yapay diş kökleri olduğunu söyleyen Şentürk, “Diş eksiklikleri doğal dişlere bağlı köprü protezleri veya çıkarılıp takılan hareketli protezler gibi klasik yöntemlerle tamamlandığı gibi implant destekli protezlerle de yapılabilir” dedi.

    İmplant uygulamalarında sağlam dişlerin kesilmesine ve zarar görmesine gerek olmadığını ifade eden Şentürk, implantc üstü protetik restorasyonların doğal dişe en yakın görüntüye sahip, son derece estetik bir çözüm sunduğunu belirtti. Şentürk, “Kemik gelişimini tamamlamış, 18 yaşın üzerinde olan, yeterli kemiği olan, genel sağlık sorunu olmayan herkese implant uygulanabilir. Nadir olmakla beraber bazı insanlar implant yapılmasını zorlaştıracak sağlık problemlerine sahip olabilir ancak uzmanınız tarafından yapılacak ön değerlendirme ile alınabilecek bir takım basit önlemlerle operasyon rahat bir şekilde gerçekleştirilebilir” diye konuştu.

    Günümüzde 30 yılı aşkın klinik takipleri yapılan implantlar bulunduğunun altını çizen Şentürk, “İmplant yapılan hasta ağız hijyenine özen gösterirse bu implantları uzun yıllar kullanacaktır. Düzenli kontroller ve ağız hijyeninin yeterince sağlanması implantların hizmet süresini uzatır” şeklinde konuştu.

    İmplant operasyonlarının lokal anestezi ile hiçbir ağrı ve rahatsızlık duyulmadan yapılabildiğini vurgulayan Şentürk, “Genelde tek bir implant yerleştirilmesi 10 ile 15 dakika sürerken komplike vakalar ve ileri cerrahi teknikler daha uzun sürebilmektedir” dedi.

    İmplant yüzeyi ile çene kemiğinin biyolojik olarak birbirine bağlanmasını beklemenin en uygun seçenek olduğunu anlatan Şentürk, bu süre zarfında geçici bir protezin ya da eski hareketli protezin ufak değişikliklerle kullanabileceğini ifade etti. Genel olarak bekleme süresi 2-3 ay olduğunu söyleyen Dt. Rahşan Atasoy Şentürk, implant yapılan bölgede kemik kalitesi ve kemik miktarı çok iyi ise implant yapıldıktan hemen sonra da üzerine diş yapılabileceğini de sözlerine ekledi. Şentürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Dişlerin çekiminden sonra mevcut kemiğin bulunması ve aktif iltihabın olmaması hemen implant yerleşimini sağlayabilir. Unutulmamalıdır ki diş çekiminden ilk 1 yıl sonra kemik genişliğini yüzde 40 oranında azalır. Çekim boşluğunun tamamen kemikle dolması için 3 ay süre gerekmektedir. Çekim sonrası hemen implant yerleştirilmesi 3 ay gibi bir süre kazandırabilir.”

  • Yaz döneminde cildimizi nasıl koruyalım?

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Melda Demirtaşoğlu, yaz aylarında cildi korunmanın yollarını anlattı. Dr. Demirtaşoğlu, “Yaz döneminde yüz bölgesine ağır makyaj, yoğun kremlerden kaçının. Bu uygulamalar gözenekleri tıkayıp sivilcelere neden olabilir” dedi.

    Özel Derim Dermatoloji Dal Merkezi’nde görevli Dermatoloji Uzmanı Dr. Melda Demirtaşoğlu, gerek güneş, gerek deniz suyu, havuz, sık duş, klimalar, fazla terleme ve sıvı kaybının cildimizde bazı olumsuzluklara neden olduğunu söyledi. Güneşe bağlı kızarıklıklar, alerjiler, açık ya da koyu renkli lekeler, ciltte kuruluklar, soyulmalar ve havuz suyuna bağlı kaşıntılı durumların dermatitler oluşturabildiğini anlatan Dr. Demirtaşoğlu, “Bu nedenle yaz aylarında cildimize daha fazla özen göstermek ve gerekli bakımları yapmak gerekir. Yaz döneminde cildimizin suyla teması arttıkça, tuzlu ve klorlu su ve sık duş alma gibi nedenlerden de dolayı normalde olduğundan daha fazla kuruyacak ve neme ihtiyacı artacaktır. O nedenle yaz döneminde cildin kurumasına izin vermeden nemlendirici kullanımını uygun bir bakım için yapılacakların arasında önde yer almaktadır. Bununla birlikte su tüketiminin arttırılması, su içeriği yüksek besinlerin tüketilmesini de vücudun sıvı kaybını dengelemeye yardımcı olur” dedi.

    “Yüzü bronzlaştırmaktan kaçının”

    Güneş ışığının daha dik ve uzun süreli geldiği bu aylarda hem güneş yanığı oluşumunun önlenmesi, hem de güneşin leke, cilt yaşlanması gibi etkilerine en az maruz kalmak amacı ile etkin bir güneş koruma sağlanması gerektiğinin altını çizen Dr. Demirtaşoğlu, “Bu korumayı 30 ya da 50 faktör gibi koruyuculuğu yüksek, cilt tipine uygun krem ve losyonlarla, 2-4 saatte bir yineleyerek yapmalı, kapalı ortamlarda dahi kullanmayı ihmal etmemeli, su ile temas sonrası mutlaka yenilenmelidir. Bununla birlikte geniş siperlikli şapkalar, güneş gözlükleri ve açık renk kıyafetlerle de güneşten korunma desteklenmelidir. Özellikle yüzü bronzlaştırmaktan kaçınmak çok önemlidir, bunun yerine bronzluk etkisi veren pudralar kullanılabilir, böylece yüzde oluştuktan sonra tedavisi hem zor hem de uzun süren lekelerin oluşması önlenebilir. Yaz döneminde cilde kullanılacak ürünlerin renksiz ve kokusuz olmasına dikkat edilmeli, parfümlü cilt ürünlerinin güneş ile birlikte lekelenmeye sebep olabileceği unutulmamalıdır” diye konuştu.

    Yazın ayaklara özel bakım

    Dr. Demirtaşoğlu, şu uyarılarda bulundu; “Yaz dönemde yüz bölgesine ağır makyaj, yoğun kremler gibi kapatıcı uygulamalardan kaçınmak gerekir. Bu tip uygulamalar gözeneklerin tıkanması ile birlikte siyah nokta ve kozmetik akne dediğimiz sivilce benzeri döküntülerin oluşmasına neden olabilir. Yaz döneminde de cilt temizliğine dikkat edilmeli, geceleri cilt tipine köpük ya da jel temizleyiciler ile yüzü yıkayıp hafif nemlendiriciler ile bakım yapılmalıdır. Ayak bakımları da yaz döneminde ihmal edilmemesi gereken bir durumdur. Yaz döneminde terlik, sandalet giyilmesi, çıplak ayakla kum, sert zemine temas ayak tabanı ve topuklarda kalınlaşmaya neden olur. Kozmetik görünüm kaygısı yanında kalınlaşan deride zamanla yarık ve çatlaklar oluşabilir ve özellikle diyabet-şeker hastalarında bu durum enfeksiyon için bir giriş kapısı teşkil eder. O nedenle yaz dönemlerinde ayaklara günlük bakım kremleri ile nemlendirme sağlanmalı, kalınlaşma olduğu durumlarda salisilik asit içerikli kremler gibi kalın dokuyu inceltici etkili ürünlerden yardım alınmalıdır. Yaz döneminde ciltte meydana gelebilecek herhangi bir değişiklikte allerjik, reaktif ya da mikrobik sebepler açısından dermatoloji uzmanından yardım alınmalıdır.”