Etiket: NASA

  • NASA, kızıl gezegeni keşfedecek konsept aracı tanıttı

    NASA, çocuklar için yürütülen proje kapsamında tasarlanan konsept aracı görücüye çıkarttı.

    Heyecanla beklenen kızıl gezegen Mars’a yolculuğun ayak sesleri, bu uzay görevine özel üretilen araçlarla duyulmaya devam ediyor. Amerika Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından tasarlanan konsept taşıt, gelecekte Mars için göreve gidecek robotlar hakkında ipuçları veriyor. 8,5 metre uzunluğundaki yarı araç yarı robot taşıt, NASA’nın çocuklar için yürüttüğü ’Mars’ın Yazı’ projesi için tasarlandı.

    Daha önce uzaya gönderilen hiçbir robota benzemeyen konsept araç, biyolojik kalıntı bulunduran kaya ve taşları toplayarak analiz edebiliyor. Bilim kurgu filmlerindeki süper robotları aratmayan araç, gelecek kuşak uzay araştırmalarının önünü açacak.

  • OMÜ’lü öğrenciler NASA yolunda

    NASA tarafından düzenlenen Space Apps Challenge yarışmasında Ondokuz Mayıs Üniversitesinden(OMÜ) dereceye giren 3 proje Türkiye’yi, küresel ölçekteki yarışmada temsil edecek.

    NASA tarafından her yıl düzenlenen Space Apps Challenge yarışması bu yıl Türkiye’de İstanbul, Ankara ve Samsun olmak üzere üç ilde yapıldı. Tüm dünyada eş zamanlı olarak düzenlenen, belirli sorunların 24 saat içerisinde çözülmesini amaçlayan ve 7’den 70’e herkesin katılma fırsatı olan bu yarışmanın Samsun ayağı OMÜ’nde gerçekleştirildi. Yarışmada bu yıl NASA’nın belirlediği 25 sorunun çözümü, 187 şehirde eş zamanlı olarak arandı. Sorunların en mantıklı ve yaratıcı çözümlerini bulan ve projelerini gerçekleştirmek isteyen ekipler en iyi projeyi yapabilmek için 24 saat aralıksız çalıştı. Sürenin sonunda her takım jüri karşısında sunumlarını gerçekleştirdi ve dereceye giren ekipler küresel yarışmada kendi şehirlerini temsil etme fırsatı yakaladı.

    OMÜ Yaşam Merkezi’nde Elektrik-Elektronik Mühendisleri Enstitüsü(IEEE) ve Uçak ve Uzay Mühendisliği Kulübü(UUMK) öğrenci kulüplerinin çabasıyla OMÜ Havacılık ve Uzay Bilimleri Uygulama Araştırma Merkezinin (UZAYTEM) ana sponsorluğunda gerçekleşen yarışmaya Türkiye’nin dört bir yanından gelen 100 yarışmacı katıldı. 13 güzel projenin çıkarıldığı yarışmada en başaralı 3 proje jüri tarafından belirlendi. OMÜ bölüm hocalarının oluşturduğu 5 kişilik jüri heyeti karşısında sunumlarını gerçekleştiren takımlardan en iyi 2 projeyi jüri üyeleri belirlerken 3. proje katılımcı oylarıyla belirlendi. Ekip şeklinde yarışmada dereceye girenler; Redwing, Space4women ve Aryaca takımları oldu. Küresel yarışmada dereceye giren takımlar ise NASA’yı görme fırsatı elde edecek.

    Redwing

    Small Spaces Big Ideas kategorisinde yarışan Redwing takımı şu bilgileri verdi: “Takımız 3 kişiden oluşmaktaydı. Yarışmanın bu seneki verdiği kategoriler içinden Small Spaces Big Ideas kategorisinde katıldık. Yarışmanın amacı başta Mars olmak üzere diğer gezegenlerde yaşam alanı oluşturmaktı. Yaşam alanından kasıt orada bulunacak kişiler için minimum alan kaplayan ve maksimum verim elde etmekti. Biz de Redwing takımı olarak başta Mars’taki hava koşullarını, iklim özelliklerini NASA’nın veri kaynağından elde ettik. Bunların sonucunda alan/hacim oranı en yüksek olan altıgen geometrileri kullanıp yaşam alanı tasarladık. Yarışma kısıtlamalarında 111 metre kareden az olması istenen yaşam alanını biz 94 metre kare olarak tasarladık. Bu yaşam alanın içinde 6 kişilik yatak odası, laboratuar, elde edilen bulguları saklamak için klinik oda, mutfak, lavabolar, banyolar ve sosyal aktiviteleri devam ettirmek için oda bulunuyordu. Bizim tasarımımız 2 katlıydı, 2.katta sadece yatak odası diğer tüm odalar ilk katta olarak tasarlandı. Bunun sebebi ise orada bulunan 6 kişinin daima yan yana olmasını sağlamak idi. Daha sonra araştırmalara devam ederken kum fırtınalarının çok fazla zarar verdiğini fark ettik. Bizimde bu sorunu tasarımımıza aktarmamız gerekliliğini hissettik. Bu iki katlı yaşam alanının etrafını aerodinamik açıdan kendi analizlerimiz sayesinde ortaya çıkarttığımız bir kabuk ile çevreledik ve güneş panellerinin bu kabuğun üstüne ekledik. Analizler sonucunda kum fırtınaları yaşam alanının çevresinde birikmiyor olduğunu gösterdik. Güneş panellerinin bu kabuğun üstüne açılıp kapanacak şekilde kullanılmasını tasarladık. Çünkü kum fırtınaları en çok güneş panellerine zarar veriyordu.”

    Space4Women

    ’Small Spaces Big Ideas’ kategorisinde yarışmaya katılan ve ikinci olan Space4Women takımı ise şunları söyledi: “NASA’nın hazırlamış olduğu Space Apps Challenge yarışmasına bu sene dört kişiden oluşan ekibimizle Samsun’da katıldık ve ikinci olduk. Ekibimizin adı Space4Women ve seçtiğimiz challenge ’Small Spaces Big Ideas’. Bu kategoride bizden istenen 111 metre karelik dar bir alanda yaşamsal faaliyetlerin yürütüldüğü, çeşitli aktivitelerin yapıldığı ve bilimsel araştırmaların sürdürüldüğü bir alan tasarlamaktı. Biz bu alanı tasarlarken enerji dönüşümüne (minimum enerji kaybı) , çok fonksiyonlu alet ve ekipmanların kullanılmasına aynı zamanda olabildiğince hafif ve sağlam malzemelerden oluşmasına dikkat ettik. Aracımız bir ana – beş yardımcı kapsül olmak üzere altı ayrı bölümden oluşmaktaydı. Yardımcı kapsüller, yaşamsal faaliyetler ve bilimsel çalışmalar için ayrılmışken ana kapsül bitkilerden oluşan ve üzeri güneş panelleriyle çevrilmiş büyük bir kapsüldü. Aynı kategorideki projelerden farkımız, aracımızın uzaya uyumlu olmasıydı. Biz bunun üzerine yoğunlaşırken, roket aracılığıyla aracımızı uzaya fırlatmayı daha sonra kendi ekseni etrafında hızla döndürüp, oluşacak merkezkaç kuvvetiyle yerçekimi oluşturmayı düşündük. Hem uzay araştırmaları için hem ileri teknolojide uzay seyahatleri için oldukça yaratıcı ve mantıklı bir proje tasarladığımıza inanıyoruz.”

    Projeleri hakkında bilgi veren Aryaca takımı da şunları kaydetti: “Takım olarak plaja gitmek isteyen insanlara yardımcı olacak, onlara hangi plajın hangi gün hangi saatte en uygun olduğunu gösterecek bir uygulama tasarladık. Projemiz iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölüm hava sıcaklığı, hava nem oranı, UV radyasyon miktarı, denizdeki bakteri ve alg popülasyonu yoğunluğu, rüzgar hızı, rüzgar yönü gibi parametreleri ölçecek birçok sensörün kendi enerjisini kendi üreten bir makinede bir araya getirilmesi, ikinci bölüm ise bu verileri bir merkezde toplayarak onları insanlara sunan online uygulamadır. MYTRIP adını verdiğimiz bu uygulama plaja gitmeden önce ihtiyacımız olan tüm bilgilere bir tıkla ulaşmamızı sağlar. Ayrıca ilgili plajın denizinde bakteri ya da alg popülasyonunun arttığı tespiti yapıldığında önlemlerin alınabilmesi amacıyla uzman merkezlerle iletişime geçer. Bu sayede çevre kirliliğine karşı da bir önlem alınmış olur.”

  • Çocuklar sordu, NASA çalışanları cevapladı

    Geçtiğimiz günlerde sosyal medya platformu Twitter üzerinden organize edilen #aliuzayabak isimli etkinlikte Türkiye’nin farklı şehirlerinden bine yakın çocuk uzay ile ilgili merak ettiklerini sordu. Sorular NASA’da çalışan mühendis ve astrofizikçiler tarafından cevaplandı.

    İnternet üzerinden gerçekleşen etkinliklere geçtiğimiz hafta bir yenisi eklendi. Öğretmen ve öğrencilerin dahil olduğu etkinlikte #nasayasoruyorum ve #aliuzayabak etiketleriyle bine yakın soru NASA çalışanlarına iletildi. Toplam 5 milyon 200 bin erişim aldığı etkinlikte çocuklar uzaylılardan ufolara, Mars’a yolculuktan Ay’a dair uzay ile ilgili birçok konuyu uzmanlara sordu.

    Türkiye’nin dört bir yanından katılım oldu

    Etkinliğe Hakkari’den Tekirdağ’a kadar birçok şehirden katılım oldu. Etkinlikte renkli anlara da tanıklık edildi. Birçok çocuğun video çekerek sorularını gönderdiği çalışmada Yüksekova Fatih Sultan Mehmet Ortaokulu öğrencisi Serdar Erinç “Uzay şehirleri kurulabilir mi” şeklinde soru sorarken, bir çok anaokulu öğrencisi de uzay ile ilgili sorularını gönderdi.

    NASA çalışanları Türkçe cevaplar için çeviri programlarını kullandı

    #aliuzayabak isimli etkinlikte NASA’da roket uzmanı olarak çalışan Kevin J DeBruin’in gönderdiği bir Tweet ise sosyal medya kullanıcıları arasında ilgi gördü. Sorulan soruları çeviri programı kullanarak çevirdiğini ve cevapladığını paylaşan DeBruin’in bir paylaşımında Tweet kelimesi “civata” olarak çevrilince DeBruin öğrencilerin şakalarından nasibini aldı.

  • NASA: “Dünyaya 40 ışık yılı mesafede 7 gezegen tespit edildi”

    NASA yetkilileri, bir grup uzay bilimci ekibin dünyaya 40 ışık yılı mesafede bir yıldızın yörüngesinde 7 gezegenin bulunduğunu açıkladı.

    Bern Üniversitesinden Prof. Brice- Olivier Demory, Jüpiter büyüklüğündeki Trappist-1 adındaki serin yıldızın etrafından dönen 7 gezegenden üçünün yıldıza içinde hayat bulunabilecek yakınlıkta olduğunu, diğer dördünün de hayat bulunma ihtimali olduğunu söyledi.

    ABD’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Spitzer Uzay Teleskopu’nun Trappist-1 yıldızının güneş sistemine benzer bir yapıda olduğunu gösterdiğini açıkladı.

    NASA’nın Bilim Misyon Direktörlüğünden Thomas Zurbuchen, bu keşfin ikinci bir dünyanın bulunma ihtimalinin an meselesi olduğunun işaretini verdiğini söyledi. Zurbuchen, NASA, bu keşfin, güneş sisteminin dışında tek bir yıldızın etrafında bu kadar çok sayıda yaşanabilir gezegenin bulunmasının bir rekor olduğunu sözlerine ekledi.

    Bu 7 gezegenin, güneşe en yakın olan Merkür’den yıldıza daha yakın bir yörüngede olmasının sık geçişlere yol açacağı, gözlem ve veri toplama konusunda çok büyük fırsatlar sağlayabileceği ifade edildi.

    Güneşin onda bir boyutundaki Trappist-1 yıldızının çok küçük ve soğuk olması sebebiyle, etrafındaki gezegenlerin yıldıza yakın yörüngede olmasına rağmen içlerinden en az üçünde yeteri kadar su ve hayat olmasının mümkün olabileceği ifade edildi.

  • BASF ve NASA uzayda tarım yapacak

    NASA ve BASF çelikleme yöntemi ile uzayda bitki çoğaltma deneyleri yapacaklarını açıkladı. Bitki tomurcuklarının sıfır yer çekiminde kök geliştirip geliştirmeyeceğini test etmeye yönelik deney Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderildi.

    Uzayda tohumdan bitki yetiştirmeyi başaran NASA, kimya şirketi BASF ile birlikte çelikleme yöntemiyle uzayda bitki çoğaltma deneyleri yapacak. Bu kapsamda oluşturulan ’uzayda tarım projesi’ için hazırlanan deney grubu bitkileri, BASF’nin desteğiyle Florida’daki Kennedy Uzay Üssü’nden fırlatılan roketle Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gönderildi. Almanya’daki bir ziraat lisesinde eğitim gören Maria Koch, Raphael Schilling ve David Geray tarafından tasarlanan deney, 19 Şubat 2017 günü yerel saatle 09:39’de SpaceX roketiyle Florida’daki Kennedy Uzay Üssü’nden ayrıldı. Deneyin amacı, bitki çeliklerinin yer çekimsiz ortamda kök salıp salmadığını ve eğer salıyorsa, köklerin davranışını araştırmak. Bitkinin ana gövdesinden koparılan dalların ekildiğinde filizlenmesini inceleyecek olan proje, uzayda tarım çalışmalarında yeni bir çığır açacak.

    “Deneyin sonuçlarını merakla bekliyoruz”

    Projeyi yürüten öğrenciler, uzayda sebzelerin tohumsuz çoğaltılıp çoğaltılamayacağını görmek istiyor. Çoğalmanın gerçekleşmesi halinde uzayda taze besin yetiştirmek mümkün olacak ve yeryüzünden büyük miktarlarda tohum taşınmasına gerek kalmayacak. BASF ve NASA’nın ilgi gösterdiği projeye BASF bilimsel destek verirken NASA da deneyin gerçekleştirileceği ISS uzay istasyonunda yer ayırdı. Bu deneyin, takımıyla birlikte bugüne kadar katıldığı en olağanüstü deney olduğunu belirten BASF Bitki Koruma Bölümü’nden Dr. Sebastian Rohrer, “Fırlatmanın gerçekleşeceği günü ve deneyin sonuçlarını merakla bekliyoruz” dedi.

    Yer çekimsiz ortamda yapılan deneyler bugüne kadar hep tohumdan çıkan köklerin büyüme sürecindeki davranışlarına odaklanırken, bu deneyde kullanılacak bitki çeliklerinin ise kök sistemi bulunmuyor. Projedeki öğrenciler, çeliklerin yer çekimi olmadan kök ve yaprak geliştirip geliştiremediğini, eğer geliştiriyorsa sürecin nasıl işlediğini araştırmayı hedefliyor.

    Uzaydan sonra dünyada da kontrol deneyi yapılacak

    Öğrenci araştırma ekibi, deney için ficus pumila (tırmanan incir) bitkisinin 15 mm tomurcuklarını kullandı. Bu bitki, sınırlı alana sığacak kadar küçük ve 4-28 derece arasındaki sıcaklık farklılıklarına karşı dirençli olması nedeniyle zorlu uzay seyahati gereksinimlerini karşılıyor. Deney, kalkıştan 36 saat önce NASA’nın operasyon ekibine teslim edildi. Deneyin uzayda gerçekleştirilmesinin ardından, yer çekimi etkisi altında dünyada bir kontrol deneyi de gerçekleştirilecek. Çelikleme yöntemiyle sıfır yer çekimi koşullarında bitkilerin çoğaltılması deneyi başarılı olduğu takdirde, gelecekte Mars gezegenine yapılması planlananlar gibi uzun süreli uzay yolculuklarında besin yetiştirilmesi için önemli bir kolaylık sağlanacak.

    “BASF geleceğin tarım uzmanlarıyla işbirliği yapıyor”

    BASF Bitki Koruma Bölümünde Araştırma ve Geliştirme Kıdemli Başkan Yardımcısı Dr. Harald Rang ise proje ile ilgili olarak, “Yüreklerimiz bilim aşkıyla atıyor. Küresel sorunların çözümü için daima yeni yöntemler peşindeyiz. Bir başka deyişle, radikal fikirleri ve sıra dışı düşünmeyi seviyoruz. V3PO takımına bu yüzden bilimsel danışmanlık ve destek sunuyoruz. Bu sayede yalnızca bitkilerin davranışında yeni bir pencere açmakla kalmayacağız, yeni üretim alanları için ilham da bulacağız” diye konuştu.