Etiket: Müzikle

  • Mülteci çocuklar savaşın acısını müzikle anlatıyor

    Hatay Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde tamamı mülteci çocuklardan oluşan müzik korosu ilk konserini 26 Şubat’ta İzmir’de verecek.

    Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, yüzyıllarca medeniyeti, kardeşliği, beraberliği, sevgiyi birlikte soluyan, birlikte dünyaya ilan eden bir şehir olduklarını söyledi. Savaş, çocukların sesini duyan egemen güçlerin barış adına önemli adımlar atma gayreti göstereceklerini ümit ettiklerini belirterek, “Bugün gerçekten mini bir konser izledik. Gençlerimiz 2 tane parça söyledi. Bir tanesi bizim Türkçe parçamızdı. Bir tanesi ise Halep’teki kıyıma dikkat çekti. Biliyorsunuz ki biz, yüzyıllarca medeniyeti, kardeşliği, beraberliği, sevgiyi birlikte soluyan, birlikte dünyaya ilan eden bir şehiriz. Ve bu şehirde altı yıldır bir dram yaşanıyor. Dramın adı Ortadoğu’daki Savaş. Ve bu savaşın mağdurları yaklaşık 500 bine yakın insan Hatay’da yaşıyor. Tabi ki altı yıldır söylediğimiz barış olsun, Ortadoğu’ya, ülkemize barış hakim kılsın diye maalesef barış bir türlü gelmedi. Savaşın başladığı günkü doğan çocuklar bugün ilkokula başlamış durumda. Bizde şuna inanıyoruz. Devletler ve hükümetler kendi ülkesinin menfaati için mücadelede ediyorlar. Şehirler ve belediyeler orada yaşayan annelerde anne şefkatiyle aş için uğraşırlar. Devletler belki bir şehrin menfaati için koşabilirler ama belediye başkanları ve belediyeler bir anne şefkati ile huzura katkı sağlamanın peşinde olurlar. Maalesef altı yıldır ne bu işin her noktasındaki devletler barış için çok önemli adım atamadı, şehirlerinde sesi dünyada fazla duyulmadı. Ama dedik ki belki anne şefkati isteyen bu çocuklarımız ve büyüdükten sonra huzurlu bir ev sahibi olmak isteyen bu çocuklarımızın feryadı hem bu coğrafyamızı, dünyamızı ayağa kaldırır. Ve bu çocuklarımızın sesini duyan egemen güçler barış adına çok daha önemli adımlar atma gayreti içerisinde olurlar. Sadece Suriye’de değil Ortadoğu’daki birçok yerdeki huzursuzluk bir an önce biter. Ve bu çocuklarla ve aileleriyle birlikte doğmuş oldukları coğrafyaya gidip orada kendilerini idame ettirmeye çalışırlar. Ayrıca huzurlu bir yaşamı aileleri ile birlikte bulurlar diye düşünüyoruz. Biliyorsunuz biz bu savaştan etkilenen illerin başında geliyoruz. Ve en çok da insanı amaçlar uğruna hem de Hatay’ın geleceği adına bu savaşın bitmesini bekliyoruz. Bunun içinde tabi ki çocuklarımızın bu çabasını dünya ile paylaşmak siz değerli basın mensuplarımızın sayesinde olacak” dedi.

    Antakya Medeniyetler Korosu Direktörü Yılmaz Özfırat, onların çektiği sıkıntıları yeteri kadar bilmediklerini bunu müzik yoluyla anlatmaya çalıştıklarını vurguladı. Özfırat, ilk konserin İzmir’de 26 Mart tarihinde vereceklerini vurgulayarak, “Onların çektiği acıyı biz yeteri kadar anlamıyoruz. Müzik yoluyla da başta şehrimize dikkat çekmek bu vatandaşlarımızın burada ikamet ettiğini gösterebilmek, bunlara artık bizim de sahip çıktığımızı gösterebilmek için oluşturduğumuz bir topluluktur. İlk konser 26 Mart’ta İzmir’de Konak AKM’de olacak. Kapsamlı bir gece hazırlanıyor içerisinde Türkiye’nin çok sayılı sanatçılarının yer aldığı bir program olacak. Amaç biraz daha Türkiye’ye dikkat çekmek. Bu çocukların çektiği sıkıntılara bir nebze ışık olabilmek. Onları bir yerlere duyurabilmek. En azından yurt dışındaki bir yerlere. Bunun içinde huzurlarınızda samimiyetimle çok teşekkür ediyorum. Projeye inandığı için Lütfü bey bu işe başlayın dedi. Bizde bunun üzerine çocuklarla başladık. Burada HATMEK’e ciddi yardımlar yapılmakta. Bu çocuklarda HATMEK’e gelen SAR isimli bir organizasyonun bünyesinde bulunan bir çocuklar. Hepsi Türkçe biliyor, İngilizce biliyor. Böyle birde güzel özellikleri var. Yarın öbür gün bir yerlerdeki savaş karşıtı insanlar bunları görüp tek bir hedefleri var barış olsun istiyorlar. Ülkelerine geri dönmek istiyorlar. Bunu da en güzel yolda müzikle anlatırız diye yaptığımız bir çalışmadır” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Karanlık dünyasını müzikle aydınlatıyor

    Tepebaşı Belediyesi’nin görme engelli vatandaşlar için açtığı bağlama kursuna katılan Nihal Yalçın, yüzde 100 görme engeline rağmen pes etmeden derslerine devam ediyor.

    Yapılan yanlış tedavi sonucu 2010 yılında her iki gözünü de tamamen kaybeden Nihal Yalçın, kendi deyimiyle müzikle oyalanmayı tercih etti. Yaşadığı sıkıntılara rağmen hayattan bir an bile olsun kopmayan Yalçın, 3 farklı enstrümanın ardından şimdilerde ise bağlama çalmak için uğraşıyor. Hayat hikayesini paylaşan 33 yaşındaki Yalçın, “Ben sağlıklı bir şekilde dünyaya geldim. 1991-1992 yılları arasında doktor hatası nedeniyle yanlış tedavi oldum. İşitme kaybım oluştu. Ardından 1995 yılında retina yırtılması sonucunda sol gözümü kaybettim. Yüzde 70’lik bir kayıpla Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Grafik Tasarımı mezunuyum. 2010 yılında ise tamamen gözlerimi kaybettim. Bizler hayatımızda sürekli zorluk ve sıkıntılar yaşadığımız için normal insanlar gibi bizlerin de rahatlayabileceği bir şeylerin olması gerekiyordu. Ben de kötü alışkanlıklar edinmektense, müzikle kendimi oyalamayı tercih ettim. Orgla başlamıştım ilk olarak. Sonrasında piyano ve gitarla devam ettim. Şimdi de piyano ile devam ediyorum. Yapamadıklarımla değil, yapabildiklerimle var olmaya çalışıyorum” dedi.

    “Ritim ve tempolarla anlaşıyoruz”

    Tepebaşı Belediyesi bağlama eğitmeni Mehmet Özel ise, öğrencisinin kabiliyetli olduğuna dikkat çekti. Ritim ve tempolarla iletişim kurduklarını belirten Özel, “Vatandaşlarımız kurslar hakkında belediyemizden bilgi alırken, engelli vatandaşlar için kursların olup olmadığını sormuşlar. Beni de Başkanımız Ahmet Ataç bizzat kendisi aradı. Geçen sene görme engelli arkadaşlarımıza gitar kursu da verildi. Bu sene de biz bağlama öğretmeye çalışıyoruz. Ritim ve tempolara anlaşıyoruz. İnşallah derslerimize başladık, kurslarımız bittiğinde de temennimiz bağlamayı öğrenecekler. Nihal Yalçın geçen sene gitar kursuna gelmiş. Gitardan sonra bağlamaya merak salmış. Bize de haber verdiler. Geldik kendisini dinledik. Gerçekten yetenekli bir arkadaşımız. İnşallah kendisine kursumuz bitmeden 10 tane türkü öğretme hedefimiz var” şeklinde konuştu.

    Öte yandan engelli vatandaşlar, kendilerine sunulan kurs ortamından dolayı Tepebeşı Belediyesi’nin yetkililerine teşekkür ettiler.

  • SP hastası 14 yaşındaki engelli genç müzikle hayata tutundu

    Antalya’da yaşayan 14 yaşındaki Serebral Palsi hastası Mustafa Mehmet Yılmaz, müzikle hayata tutundu. Derece ile kazandığı ATSO Güzel Sanatlar Lisesinde eğitim gören Mustafa’ya en büyük destek de ailesi oluyor. Aynı zamanda sağlıklı bir ikiz kardeşi bulunan Mustafa’nın tek sıkıntısı ise akülü arabasını okula taşıyabilecek bir servis aracı olmaması.

    Antalya’da yaşayan Uğur-Neslihan Yılmaz çiftinin, ikiz erkek çocuklarından 14 yaşındaki İsmail Çağan Yılmaz sağlıklı, 14 yaşındaki Mustafa Mehmet Yılmaz ise Serebral Palsi’li(SP-beyin felci) olarak dünyaya geldi. Tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüren, sağ elini yüzde 80, sol elini ise fizyoterapi ile yüzde 20 kullanabilen Yılmaz, ATSO Güzel Sanatlar Lisesi özel yetenek sınavını birincilikle kazandı. Yanında her zaman bir bakıcısının yer aldığı Mustafa Yılmaz’a ailesi de büyük destek veriyor.

    Ancak Mustafa Yılmaz, bugünlerde akülü arabası ile okula ulaşımda sorun yaşıyor. Babasının her sabah otomobil ile okula getirip götürdüğü Mustafa Yılmaz’ın en büyük isteği ise akülü araba ile rahat ulaşımının sağlanabileceği bir araç. 95 kilogram ağırlığındaki akülü arabayı indirip bindirmede sorun yaşayan Yılmaz ailesi ise ücretini ödemek koşuluyla çocuklarının ulaşımını sağlayacak bir servis tahsis edilmesini istiyor. Klasik Türk Müziğine ilgisi olan Yılmaz, bir taraftan Antalya Büyükşehir Belediyesi İsmail Baha Sürelsan Konservatuvarı’na devam ederken diğer tarafta evde Osmanlıca öğrendi. Yaşına göre ileri derecede Klasik Türk Müziği bilgisi olan Yılmaz, çeşitli makaleler yazarken, ileride ise ünlü bir müzikolog olmayı hedefliyor.

    “Mustafa ile çok mutlular”

    Baba Uğur Yılmaz, Mustafa’nın 14 yıldır fizyoterapi aldığını söyledi. Mustafa’nın ayaklarını hiç kullanamadığını, sağ elini yüzde 80, sol elini ise yüzde 20 kullanmaya başladığını aktaran baba Yılmaz, “İklim şartları nedeniyle Mustafa’nın tedavisine olumlu katkı yapması için Antalya’ya taşındık. Mustafa konusunda hiçbir rahatsızlığımız yok, biz de oda çok mutluyuz” dedi.

    “Liseyi derece ile kazandı ulaşım sorunu yaşıyor”

    Mustafa’nın okul hayatında hep başarılı olduğunu dile getiren Uğur Yılmaz, “Ama her zaman okula ulaşımda sorun yaşadık. Sürekli annesi ve ya bir bakıcı Mustafa ile kalmak zorunda. Mustafa ihtiyaçlarını gideremiyor bu noktada bakıcısı yardım ediyor. ATSO Lisesi’ni oğlum birincilikle kazandı. Evle okul arasında biraz mesafe var. Ulaşım için donanımlı bir araca ihtiyaç var. Biz aracımızla sürekli getirip götürüyoruz. Ama ona uygun bir aracın olması Mustafa’nın daha özgür olmasını sağlayacak. Bu noktada Mustafa’ya destek sağlanması için İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvuru yaptık” ifadelerini kaydetti.

    “Araç versinler, ücretini biz verelim”

    Mustafa’nın akülü aracının 95 kilogram ağırlığında olduğunu, taşımakta zaman zaman sıkıntı yaşadıklarını kaydeden Yılmaz, “Eşimle zor kaldırıyoruz. Bizim aracımız donanımlı değil. Aracın Mustafa’ya uygun olarak yapılması zahmetli bir iş. Servis firmalarında Mustafa’ya uygun bir araç yok. Devlet şart koşmuş ama yapan yok. Çünkü Mustafa gibi öğrenci sayısı az. Muratpaşa Belediyesinden olumsuz cevap aldık, Büyükşehir Belediyesine başvuru yapacağız. Okul yönetimi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü bizimle yakından ilgileniyor. Ücretini biz vermek kaydıyla, Mustafa’nın okuluna ulaşımını sağlayacak bir araç istiyoruz. Eşim ve ben çalışıyoruz. Bizim için Mustafa’yı getirip götürmek külfet değil ama iş olarak sorun yaşıyoruz” diye konuştu.

    “Müzik olmazsa Mustafa agresifleşiyor”

    Eşinin ve kendisinin müziğe fazla ilgisinin olmadığını ifade eden Uğur Yılmaz, “Mustafa 6 yaşından beri müzikle ilgileniyor. Bakıcısı da bunda önemli etken. 60 sayfalık kitabı 3 günde okur. Kendi kendine Osmanlıca öğrendi. Müzik tarihi hakkında geniş bir bilgisi var. Özellikle Klasik Türk Müziği alanına hakim. Mustafa ne olmak istiyorsa onu olması bizim için önemli. Yeter ki o mutlu olsun. Müzikle ilgilenmediği zaman Mustafa agresif oluyor. Sanat müziği ile tanıştı hayatı değişti. Sosyalleşti, daha pozitif oldu” ifadelerine yer verdi.

    “Bakıcısı müzik aşıladı”

    14 yaşındaki Mustafa Mehmet Yılmaz, ATSO Güzel Sanatlar Lisesi 9. sınıf öğrencisi olduğunu belirtti. Müzikle dadısının sayesinde 6 yaşından bu yana ilgili olduğunu hatırlatan Yılmaz, “Eski bakıcım hem Türk Sanat müziği dinlerdi, onun sayesinde ben de etkilendim. Yaşım ilerledikçe ilgim müziğe daha da arttı.Şu an Klasik Türk Müziği alanında çalışmalarıma devam ediyorum” dedi.

    “Müzik hayatımı değiştirdi”

    Kendisini hiçbir zaman bir engelli birey olarak görmediğini işaret eden Yılmaz, “Hayata müzikle bağlanıyorum. Müzik benim yaşama şeklimi değiştirdi. Çocukluğumdan beri bir tutkum var bu doğrultuda eğitimime devam ediyorum. Okulum ve konservatuvarımın bana çok katkısı oldu. Piyano ve org çalıyorum. Kanun eğitimine başladım. Osmanlıca ve İngilizce konuşabiliyorum” diye konuştu.

    Eğitimine İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı ile devam etmek istediğini vurgulayan Yılmaz, müzikoloji alanında ilerlemek istediğini vurguladı.

    “Ulaşım sıkıntısı”

    Lise hayatının iyi başladığını belirten Yılmaz, “Okulda öğretmenlerim ve arkadaşlarım bana çok büyük destek oluyorlar. Onlar yanımda olduğu için şanslıyım. Akülü araba ile eğitimine devam ettiğim için ulaşımda bir sıkıntı yaşıyorum. Ailem her zaman benim en büyük destekçim. Onlar okula getirip götürüyor. Ama kısa zamanda bu ulaşım sorunun çözülmesini istiyorum” dedi.

    “Yaşının çok çok üstünde müzik bilgisi var”

    Antalya Büyükşehir Belediyesi İsmail Baha Sürelsan Konservatuvarı Sanat Müziği İcra Şefi Aydemir Tuncer, Mustafa’nın bir yakının tavsiyesi ile tanıdıklarını söyledi.

    Kısa zamanda Mustafa’nın sadece müziğe ilgisinin olmadığını fark ettiklerini aktaran Tuncer, “Mustafa yaşının çok çok üstünde bir müzik zekasına sahip. Olağanüstü bir ilgi ve yeteneği var. Fahri olarak bizim sanatçımız. Çalışmalarımıza katılır ve konserlerimizde aramızda olur. Bir çok ünlü bestekar ve sanatçıyla tanışmış durumda. Mustafa ile çok rahat 18. yüzyıl Türk müziği alanında, 3. Selim hakkında tartışabiliyorsunuz. Çok okuyan ve aynı zamanda makale yazmaya başlayan bir arkadaşımız. İleride bu gelişecek ve Mustafa’nın müzik adına bir fikir adamı ve müzikoloji dalında ilerleyeceğini düşünüyorum” dedi.

    Müziğe ilgili olan engelli bireylerin hayata daha pozitif baktığını kaydeden Tuncer, müziğin olumlu yanını Mustafa’da çok rahat görebildiklerini belirtti.

  • Shakespeare Nilüfer’de Müzikle Anıldı

    İngiliz edebiyatının dünyaya kazandırdığı en önemli isimlerden olan William Shakespeare, 400’üncü ölüm yıldönümünde, Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen 5. Nilüfer Tiyatro Festivali’nde anıldı.

    Moda Sahnesi tarafından Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen “Shakespeare Şarkıları” konseri düzenlendi. Rönens Lute, Viola da Gamba ve soprano üçlüsünün yer aldığı konserde

    Barok dönem İngiliz bestecilerinin, ünlü İngiliz edebiyatçı Shakespeare’in eserlerinden esinlenerek ortaya koydukları yapıtlar, oyun ve sonelerinden metinler eşliğinde seslendirildi.

    İtalyanların sayılı lute sanatçılarından Diego Leveric, ‘viola da gamba’da Bülent Oral ve soprano Linet Şaul konserde sahne aldı. Konser sırasında Shakespeare’in oyunlarından bölümleri İstanbullu tiyatrocu Ayşe Lebriz Berkem okudu.

    Büyük ilgi görsen konser sanatseverleri farklı bir yolculuğa çıkardı.

  • Rap Müzikle Öğrendiklerini Suriyeli Yaşıtlarına Dinlettiler

    Bu yıl ilki düzenlenen Barış ve Çocuk Günü, farklı okullardan birçok öğrenciyi bir araya getirdi. Bütün gün süren etkinliklerde ilkokul 1.sınıf öğrencileri RAP şarkısı eşliğinde öğrendikleri Türkiye ile ilgili bilgileri, aralarında Suriyeli öğrencilerin de olduğu yaşıtlarına dinletti.

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi ve VEGA Okulları işbirliğiyle bu yıl ilk kez düzenlenen Barış ve Çocuk Günü renkli görüntülere sahne oldu. Farklı okullardan aralarında Suriyelilerin de bulunduğu birçok öğrenciyi bir araya getiren etkinliğe, Slovakya Başkonsolosu Josef Sestak, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ali Altınbaş, Mehmet Altınbaş Eğitim ve Kültür Vakfı ve Altınbaş Holding Yönetim Kadrosu, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, VEGA Okulları Yönetim Kurulu Başkanı İmam Altınbaş ve Genel Müdürü Ebru Arpacı da katıldı.

    ÖĞRENCİLERİN RAP ŞARKISINA REKTÖR DE EŞLİK ETTİ

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Mahmutbey Kampüsü’nün ev sahipliği yaptığı etkinlikte Rektör Prof. Dr. Çağrı Erhan,”Üniversitemizin vizyon ve misyonuna da dahil ettiğimiz öğrenen odaklı eğitim anlayışımıza güzel bir örnek oluşturan öğretmenimiz Amet Naç ve öğrencilerinin aramızda olmasından mutluluk duyuyorum” diyerek sahneye İstanbul Esenler Mehmet Akif Ersoy İlkokulu öğretmeni Ahmet Naç ve 1.sınıf öğrencilerini davet etti. Öğrenciler kendilerine öğretilen RAP şarkısı ile salondakilere eğlenceli dakikalar yaşattı. Miniklerin öğretmenleri eşliğinde söyledikleri şarkılardan birine Rektör Prof. Dr. Çağrı Erhan da eşlik etti. Program, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ali Altınbaş ile VEGA Okulları Genel Müdürü Ebru Arpacı’nın konuşmaları ve VEGA Okulları öğrencilerinin gösterileri ile devam etti.

    ‘’BU ŞEKİLDE ÖĞRENDİKLERİNİ UNUTMUYORLAR’’

    Öğrencilere RAP şarkılarla eğitim vererek farklı ve eğlenceli bir yöntem izleyen Ahmet Naç bu uygulamayı ilk kez 5 sene önce yapmaya başladığını ifade etti. İlk başta kafasında soru işaretleri olduğunu dile getiren Naç, öğrencilerin gerçekten eğlendikleri ve istedikleri zaman inanılamayacak şeyleri bile başardıklarının altının çizdi.

    İşin öğrenme kısmının ise tamamen beynin çalışma prensibi ile ilgili olduğunu belirten Naç, ‘’Şarkıyı öğrencilerime verdiğimde o kafiye ile birlikte bu eğlencenin içinde var olmak istediler ve çok çabuk bir şekilde öğrendiler. En güzel tarafı da öğrendikleri bu şarkıyı bir daha tekrar etmelerine gerek kalmıyor. Önceki sınıfımda da bunu uygulamıştım ve 4 sene boyunca o şarkı hiç akıllarından çıkmamıştı’’ diye konuştu.

    SURİYELİ ÖĞRENCİLERİN EN BÜYÜK SORUNU DİL

    Etkinliğe Suriyeli çocukların da aralarında bulunduğu öğrencileri ile katılan İsa Yusuf Alptekin İlkokulu Müdür Yardımcısı Aygül Arslan ise Suriyeli öğrencilerin durumuna değindi. Suriyeli ailelerin öncelikle barınma ve iş sorunlarını hallettiklerini daha sonra sıranın okula geldiğini söyleyen Arslan, ‘’Suriyeli öğrenciler son 1 senedir okulumuza geliyorlar. Dil problemleri en ağır basan nokta. Ama çocuklar sokakta arkadaşlarıyla oynarken dil problemlerini bir şekilde halletmişler. Okula başladıktan sonra okuma yazma öğrendiler. İngilizceleri kendi öğrencilerimize göre daha iyi durumda’’ dedi.

    ‘’OKULA KAYIT OLDUKLARINDAKİ MUTLULUKLARINI ANLATMAM MÜMKÜN DEĞİL’’

    Suriyeli öğrencilerin okula kayıt oldukları zamanki mutluluklarını kelimelere sığdıramayacağını ifade eden Aygül Arslan, ‘’Okula ilk gediklerinde mutsuz ve yıpranmış durumdaydılar. Sokakta oyun oynayamamak çoğunun en büyük yarasıydı. En ufak bir durumdan korkuyor, çok gürültülü sesler duymak istemiyorlardı. Biz onlarla iletişim kurarken savaşta neler yaşadıklarıyla değil savaştan önceki yaşamlarında neler yaptıkları ile ilgileniyoruz. Özellikle sosyalleşmelerine katkı sağlıyoruz’’ diye konuştu.

    ‘’TÜRKÇE’Yİ SOKAKTA OYNARKEN ÖĞRENDİK’’

    İsa Yusuf Alptekin İlkokulu 4. sınıf öğrencisi olan Suriyeli Şiar Raşid ve Muhammed Halil en önemli problemleri olan dil sorununu aynı yolla aşmışlar. Arkadaşlarıyla sokakta oynarken Türkçe’yi öğrendiklerini söyleyen minikler, okula başladıktan sonra ise harfleri, okuma ve yazmayı öğrendiklerini ifade ettiler.

    ‘’ÇOCUKLARIMIZI BARIŞ ŞARKILARIYLA BİR ARAYA GETİRMEK İSTEDİK’’

    Etkinliğin düzenleyici kurumlarından VEGA Okulları’nın Genel Müdürü Ebru Arpacı ise şunları söyledi: ‘’Özellikle son günlerde Suriye’den gelen çok fazla kardeşimiz oldu, onlara kucak açtık. Ama bu süreçte en fazla zarara uğrayan maalesef çocuklar oldu. Mustafa Kemal’in çocuklarımıza armağan ettiği 23 Nisan’ı biz de Suriyeli öğrencilerimizle paylaşmak ve onları barışın şarkılarıyla bir araya getirmek istedik. Bu ülkede barış içinde ve mutlu yaşabileceklerini, onlara kucak açtığımızı göstermeyi amaçladık.’’