Etiket: Müzeye

  • Jandarma ele geçirdiği tarihi eserleri müzeye teslim etti

    İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince yapılan tarihi eser operasyonunda ele geçirilen eserler İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne teslim edildi. İstanbul Arkeoloji Müzesi yetkilileri tarafından incelenen eserler arasında bronz sikkelerden yüzüklere tıp aletlerinden bakır kaselere kadar 386 adet obje yer alıyor.

    Büyükçekmece’de kaçak kazı sonucu elde edilen eski dönemlere ait tarihi eser niteliği taşıyan 386 adet obje olduğu bilgisi alan jandarma ekipleri konuyla ilgili çalışma başlattı. 250 bin Lira’ya piyasaya sürmek için kaçakçıların müşteri aradıkları bilgisini alan jandarma ekipleri düzenlediği operasyonla kaçakçıları yakaladı. Tarihi eserler ise kaçakçıların yakalandıkları aracın bagajında bezlere sarılı halde ele geçirildi. İstanbul Arkeoloji Müzesi yetkilileri tarafından incelenen eserler arasında bronz sikkelerden yüzüklere tıp aletlerinden bakır kaselere kadar 386 adet obje yer alıyor. Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine de ait birçok sikke de yer alırken takılar arasındaki yüzükler dikkat çekti. Milattan önce 5.yüzyıldan Roma dönemine Selçukludan Osmanlı dönemine kadar birçok tarihi eser İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne teslim edildi.

    Eski dönemlere ait 386 parça tarihi eser

    Ele geçirilen tarihi eserler hakkında açıklama yapan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Zeynep Kızıltan, “Toplam 386 adet eser yakalanmış. Bunlar ağırlıklı olarak bronz eserler. Bu gruplar içerisinde 299 adet sikke var. Osmanlı’da Beyazıt dönemine ait, yine Selçuklu dönemine ait sikkeler mevcut. ve 5 adet de kurşun mühür var. Bu kurşun mühürler Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait. Helenistik ve Roma’ya ait şehir sikkeleri ağırlıklı olarak Akdeniz bölgesinden toplandığı görülüyor. Diğer mutfak malzemeleri dediğimiz bakırdan bronzdan oluşan kaseler ve kaplar mevcut. Yine bu grup içerisinde kiliselere ait bir takım objeler var. Buhurdanlar, kandiller gibi objeler yer almaktadır. Özellikle çeşitli takı grupları, tıp aletleri, hayvan heykelleri de Roma dönemlerine aitler. Milattan önce 5.yüzyıldan milattan sonra 6. ve 7.yüzyıl tarihlerine kadar malzemeler mevcut” ifadelerini kullandı.

  • Bulduğu heykeli müzeye teslim etti

    İzmir’in Çeşme ilçesinde aracıyla dolaşırken kırık bir heykel bulan Yeşim Yüksel, tarihi eser olabileceği düşüncesiyle heykeli Çeşme Müzesi’ne teslim etti.

    Yeşim Yüksel, Çeşme’de aracıyla dolaşırken bulduğu kırık heykeli tarihi eser olabileceği düşüncesiyle aracının bagajına koyarak, daha sonra Çeşme Müzesi’ne teslim etti. Yeşim ve eşi Cüneyt Yüksel’in getirdiği heykel parçalarını alarak Çeşme Kalesi’ne taşıyan müze yetkilileri, bulunan parçaları detaylı olarak inceleyeceklerini, sonucun birkaç gün içinde belli olabileceğini söyledi.

    Babasının heykeltıraş olması nedeniyle heykellere meraklı olduğunu belirten Yeşim Yüksel, kırık heykel başının kendisini çok heyecanlandırdığını anlattı. Heykelin yanındaki küçük parçaları da topladığını ifade eden Yüksel, “Çok ağır olmasına karşın zorlanarak da olsa insan başı şeklindeki heykeli arabamın bagajına koydum. Evime giderek eşime haber verdim. Tarihi olabileceğini düşündüğüm bir heykel bulduğumu söyledim. Pazartesi günü işime gideceğim için pazar günü Çeşme Müzesi’ne teslim edip edemeyeceğimizi araştırdık. İnternetten de araştırma yaparak, teslim şeklini öğrenmeye çalıştık” dedi.

    Araştırdığı kadarıyla heykelin Helenistik döneme ait olabileceğini belirten Yüksel, “İnternete ’Eriythrai’ diye yazdım. O bölgenin heykellerini araştırdım. Erythrai’deki heykellerle eşleşmediğini gördüm. Helenistik dönemi araştırınca o dönemin heykelleri ile eşleştiğini gördüm. Aydın Çine’de bulunmuş bir mezar başı ile benzeşti. Eşimle çok heyecanlandık. Heykeltıraş kızı olduğum için heykeller konusunda algım açık. Adeta heykeller arasında büyüdüm. Heykeli bulduğum an öyle heyecanlandım ki adeta dizlerimin bağı çözüldü” diye konuştu.

    Yeşim Yüksel’in eşi Cüneyt Yüksel de, “Yeni aldığımız araca taş parçaları koyduğu için ilk başta eşime söylendim. Bagajdaki heykel parçasına baktığımda Alaçatı taşına benzediğini gördüm. Herhangi birisi Alaçatı taşını yontarak heykel yapmaya kalksa gözleri bu tarz yapmaz. Milattan Önceki dönemdeki heykellere benziyordu. Bütün gece internette araştırma yaptık. Herhangi birileri bunu bularak atmışsa, biz bunu müzeye kazandıralım diye düşündük. Çünkü bu Çeşme’nin bir tarihi zenginliği. Çeşme’de Helenler ve İyonlar yaşamış. Bu heykel parçacığı da o dönemlere ait olabilir diye düşündük. Daha fazla kırılıp parçalanmasını, yok olmasını istemedik. Vatandaşlık görevimizi yaparak, bulduğumuz heykeli müzeye teslim etmenin huzuru içindeyiz. Bulduğumuz heykel gerçekten tarihi bir eserse Çeşme’ye kazandırmanın mutluluğunu yaşayacağız. Eğer tarihi eser değilse de, yine de sorumlu bir vatandaş olarak yetkililerin incelemesine sunduğumuz için huzurluyuz” dedi.

  • Tarzan ormandan indi, müzeye yerleşti

    Tarzan Ali Atay, Uludağ’da yaşadığı yıllarda gazetelerde çıkan haberleriyle ilgili Bursa Kent Müzesi’nde sergi açtı.

    Kent Müzesi’nde açılan “Bursalı Tarzan” sergisini ziyarete gelenlere Ali Atay kendini tanıtıyor. Nasıl Tarzan olduğunu anlatan Ali Atay, “23 yaşımda bir kıza aşık oldum. Ailesinden istedim, ancak vermediler. Sevdiğim kız da çok sayıda uyku hapı içti. Kendisini hastaneye kaldırdılar. Yanına gittim, gözlerime baktı, kollarımda son nefesini verdi. Bu hadiseye çok özüldüm. Tarzan filminde olduğu gibi ormanda yaşamaya karar vererek Uludağ’a çıktım. Yıllarca tek başıma ormanda kaldım. Çam ağaçlarının üstüne bir ev yaptım ve orada yaşamaya başladım. Bursa Kent Müzesi’nde bana bir bölümü Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ayırdı. Yani artık müzelik oldum. Açtığım sergide dağlarda yaşadığım günlerde gazetelerde çıkan haberlerimi sergiliyorum. Türkiye’de benden başka Tarzan kalmadı” dedi.

  • Hobi olarak başladı, evinin salonunu müzeye çevirdi

    Eskişehir’de emekli olduktan sonra antikaya merak salan Ahmet Aydın, satın aldığı antika eşyalar ile evinin salonunu adeta müzeye çevirdi.

    2009 yılında emekli olduktan sonra antika eşyalara merak salan Ahmet Aydın, evinin salonunu adeta müzeye çevirdi. 68 yaşındaki Aydın, tutku haline dönüştürdüğü antika sevdası nedeniyle günün büyük bir kısmını evde geçirerek, yakın dönem tarihine ışık tutmuş antika eşyalarının bakım ve onarımını yapıyor. Eşinin de desteği ile antika eşyaların temizliğini yapan Ahmet Aydın, salonunda günümüz teknolojisine ait hiçbir şey de bulundurmuyor.

    “Emeklilik demek köşede oturmak değil bana göre”

    Eve gelen misafirlerinin şaşkınlık içinde kaldığını belirten Bulgaristan doğumlu Ahmet Aydın, “Emeklilikten sonra yine evin içinde olan antika, resim ve buna benzer şeylere merak saldım. Bu şekilde hoş vakit geçiriyorum. Emeklilik demek köşede oturmak değil bana göre. O yüzden ben boş durmayı hiç sevmem. Salonda belki 100’e yakın saat vardır, işim olmadığı zaman saatlerden birini mutlaka bozar tekrar montajını yaparım. Salonda bulunan antika diyebileceğimiz eşyaları saymadım ama 100’e yakın saat var. Bu saatlerin yaşları en az 40-50 yıllık. Fransa’nın Marsilya kentinde yapılan bir mandolin var, 1902 yılında yapılmış, şuan 114 yaşında. Buna benzer şeyler vardır ama şuanda aklıma gelen bunlar. Benim oturma odam, misafir kabul odam burasıdır. Hanım televizyon seyretmesini sever, ben hiç hazzetmem, böyle şeyleri sevmiyorum. O gider televizyonu seyreder, ben burada mutlaka bir şeylerle uğraşırım” ifadelerini kullandı.

    “Buraya harcanan para o kadar astronomik rakam değil”

    Antika eşya almak için zaman zaman şehir dışına da çıktığını belirten Aydın, “Antikaları almak için bazen Bursa’ya, Kütahya’ya ve Ankara’ya giderim ama genellikle bunlar internette çok olduğu için internetten temin ediyorum. Fakat görüp almak daha iyi bir şey. Evimize ilk gelen misafirler çok şaşırıyor. Çünkü her evde göremiyorlar ‘Nasıl bir yer burası’ diyorlar, bir süre geçtikten sonra huzur bulduklarını söylüyorlar. İçinde varsa yapabilirsin, bu herkesin yapabileceği bir şey. Çünkü buraya harcanan para o kadar astronomik rakam değil. Benim buradaki tek kazancım bozuk alıyorum, tamir ediyorum” şeklinde konuştu.

    “Aldığınız antika sizi en az 50-60 yıl geriye götürüyor”

    Aydın, günümüzde antika eşyalara hak edilen değerin verilmediğini de ifade ederek, “Benim çocukluğumda hatırlıyorum radyo ve gramofon gibi antika şeyler başköşede dururdu. Şimdi eskicilerin arabasında geziyor. Bir plastik leğene babasından kalmış radyoyu veriyor. Antika özellik isteyen bir şeydir. Antika konusunda da biz bir şey bilmiyoruz işin garip tarafı ama yavaş yavaş internet sayesinde insanlar biraz daha bilinçleniyor. Herkesin antikaya merak salmasını istiyorum, çünkü bambaşka bir şey. Aldığınız antika sizi en az 50-60 yıl geriye götürüyor” dedi.

  • Kibele Heykeli müzeye taşındı

    Ordu’nun Kurul Kalesi’ndeki arkeolojik kazılarda bulunan yaklaşık 2 bin 100 yıllık ana tanrıça Kibele Heykeli Kültür Varlıkları ve Müze Genel Müdürlüğü’nden gelen ekiple Ordu Müzesine taşındı.

    İstanbul’dan gelen 5 kişilik ekibin yaklaşık 3 saatlik çalışma sonrası yerinden alınan heykel, özel kutularda Ordu Müzesine götürüldü. Kazının başkanlığını yapan Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Süleyman Yücel Şenyurt, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’ı makamında ziyaret ederek, bu yıl Kurul Kalesi’nde yürütülen kazı çalışmaları ve heykel hakkında bilgi verdi.

    Ziyarette gazetecilere açıklamalarda bulunan Şenyurt, bu yıl ki kazı çalışmalarının dün itibariyle sona erdiğini söyledi. Bu yıl ki kazılar esnasında bulunan heykelin yerinden alınarak özel bir ekiple Ordu müzesine taşındığını ifade eden Şenyurt, “Eylül ayında bulunan bu heykel yaklaşık 45 gün boyunca kazı alanında kaldı. 45 günün ardından ana tanrıça Kibele Heykeli güvenli şekilde müzeye taşındı. Yaklaşık 5-6 aylık bir sürecin ardından heykelin restorasyon ve konservasyonu tamamlanacak” dedi.

    Heykelin ilerleyen süreçte müzede sergileneceği bilgisini veren Şenyurt, kazı çalışmalarının gelecek yaz ayından itibaren devam edeceğini sözlerine ekledi.

    Kurul’a 1 milyon TL ödenek

    Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz da Kurul Kalesi kazı çalışmalarına, belediye olarak, bir milyon lira ödenek ayırdıklarını söyledi. Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Önümüzdeki yıllarda desteğimiz devam edecek. Ayrıca, Kurul Kalesi’nde bulunan, tahtta oturan 2 bin 100 yıllık Kibele Heykeli, bu yılın en önemli tarihi buluntuları arasında yer aldı. Heykel özel bir ekiple Ordu Müzesine taşındı. Heykelin restorasyon ve konservasyonu tamamlandıktan sonra vatandaşlarımızın ziyaretine açılacak. Kibele Heykeli’nin bulunmasının ardından tarihi Kurul Kalesi’ni 45 günde, yaklaşık 20 bin kişi de ziyaret etti. Bu da turizm açısından çok önemli. Kalede bu yılın çalışmaları, dün itibariyle tamamlandı. Gelecek yıl mayıs ayından itibaren saklı tarih gün yüzüne çıkmaya devam edecek.”