Etiket: Müzelik

  • Torosların bitkileri müzelik oldu

    Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik Anabilim Dalı bünyesinde Adana ve çevresinin tıbbi bitki örneklerinin toplandığı bir herbaryum kuruldu. Herbaryumda, Torosların 2 bine yakın nadide bitki türleri ve tıbbi bitkileri yer alıyor.

    Çukurova Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Serpil Demirci Kayıran, ÇÜ Eczacılık Fakültesi bünyesinde kurulan herbaryum hakkında bilgi verdi.

    Herbaryumu, Çukurova Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Biriminin alt yapı desteği ile 2015 yılında kurduklarını belirten Yrd. Doç. Dr. Demirci, Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu Doğa Grubu ile Çukurova Üniversitesi’nin 2013 yılından beri ortaklaşa yürüttüğü “Torosların Nadide Çiçekleri” projesi bünyesinde yapılan arazi çalışmaları sonucunda bugüne kadar 2000’e yakın bitki örneğinin toplandığını söyledi. Bu bitkilerin Adana ve çevresinden toplanarak, kurallara uygun bir şekilde kurutulup, kartonlara alınarak Çukurova Üniversitesi Herbaryumuna yerleştirildiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Demirci bu çalışmanın bölge için önemli olduğunu söyledi.

    Danışma ve dökümantasyon merkezi

    Herbaryumun, preslenerek kurutulmuş, suyu alınarak düzleştirilmiş bitki örneklerinin belli bir sistematik düzenle yerleştirildiği ve içinde bu örneklerle bilimsel çalışmaların yapıldığı bir bitki müzesi olduğunu hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Demirci, herbaryumun başta eczacılık olmak üzere biyoloji, ziraat, tıp ve diğer değişik alanlarda çalışacak kişiler için bir danışma ve dökümantasyon merkezi olarak hizmet verdiğini, sistematik botanik, flora ve vejetasyon çalışmalarının yoğun olarak herbaryumlarda yapıldığını ifade etti.

    Tıbbi ve aromatik bitkiler koleksiyon oldu

    Çukurova Üniversitesi bünyesinde Eczacılık Fakültesine ait herbaryumun kurulmasının Adana’nın tıbbi ve aromatik bitkilerinin koleksiyonunun oluşturulması açısından oldukça önemli olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Demirci şunları kaydetti:

    “Ornithogalumadanense (Adana Akyıldızı) ve Muscarimcbaethianum (Tufanbeyli sümbülü) ve birçok Adana’ya özgü (endemik) olan nadir bitki örnekleri herbaryumumuzda muhafaza edilmektedir. Bereketli topraklara sahip Çukurova Bölgesi, bitki çeşitliliği açısından çok zengin popülasyonlara sahip önemli bitki alanlarını bünyesinde barındırmaktadır. Adana’da da doğal olarak 2 bin 500 bitki türü yetişmektedir. Bunlardan bir çoğu tıbbi ve aromatik bitkiler dediğimiz, halk arasında tedavi amacıyla kullanılan veya ilaç olma potansiyeli taşıyan bitkilerdir. Bu bitkilerin toplanarak herbaryum örneği haline getirilmesi, öncelikle bu tıbbi bitki türlerinin tanınmasını ve korunmasına yönelik farkındalığın artırılmasını, aynı zamanda da örneklerin oluşturulan herbaryum ile korunma altına alınmasını sağlamış olacaktır. Ayrıca Torosların bitkileri, bir bitki müzesinde toplanmış olacak. Fakültemizde kurulan herbaryum ile fakültemizin önemli bir anabilim dalı olan ’Farmasötik Botanik Anabilim Dalı’ derslerinde öğrencilerimize eğitim-öğretim materyali sağlanabilecektir. Bu herbaryum, bitki ile irtibatlı çalışmalar yapan yerli ve yabancı tüm araştırmacılara ve öğrencilere bir referans ve danışma merkezi olarak hizmet vermesi açısından avantaj sağlayacaktır.”

    20 bin tıbbi bitki tedavi amaçlı kullanılıyor

    İlaç etken maddelerinin bitkisel ve hayvansal droglardan elde edildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Demirci, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) araştırmalarına göre tedavi amaçlı kullanılan tıbbi bitkilerin sayısının 20 bin civarında olduğunu, gelişmiş ülkelerde reçeteli ilaçların yaklaşık yüzde 25’inin ise bitkisel kökenli etken maddelerden oluşturulduğunu açıkladı.

    Türkiye’de tıbbi olarak kullanılan bitki türü sayısının 500 kadar olduğuna da değinen Yrd. Doç. Dr. Demirci bunlardan yaklaşık 200 tıbbi ve aromatik bitkinin ihraç potansiyelinin olduğu söyledi. Yrd. Doç. Dr. Demirci, “Çiçekli bitkilerden sadece yüzde 15’i üzerinde fitokimyasal ve farmakolojik araştırmalar yapılmıştır. Fakültemiz herbaryumunun ülkemiz tıbbi ve aromatik bitkileri ile çalışmak isteyen tüm araştırmacılara bir referans kaynağı olmasını amaçlıyoruz” dedi.

  • ETİ Şifalık, İskeleti Müzelik Oldu

    Av sezonu boyunca yakalanan köpek balıklarının eti kanser hastalarına dağıtılırken, geriye kalan iskeleti ise dünyada ilk, Türkiye’de tek olan Deniz Canlıları Müzesi’nde yerini alacak.

    Balıkçı Kenan ismiyle bilinen Kenan Balcı, her sezon olduğu gibi bu balık sezonunun da sona ermesiyle yeni çeşitlerini Deniz Canlıları Müzesi’ne eklemeye hazırlanıyor.

    Her balık sezonu sonrası Deniz Canlıları Müzesi’ne yenilerini eklediğini söyleyen Kenan Balcı, “Yaklaşık 30 yılı aşkın süredir Deniz Canlıları Müzesini büyüterek devam ediyoruz. Bu balık sezonu boyunca da yakalanan müzelik balıklar var. Bunlar arasında en büyüğü karasularımızda şimdiye kadar görülen yaklaşık 2 ton ağırlığında, 5 metre boyunda, en küçüğü 3 metre boyunda, 500 kilo ağırlığında 10 tane köpek balığının yanı sıra fener balığı, orkinos, domuz balığı, yılan balığı gibi bir çok çeşit bulunmaktadır.Deniz Canlıları Müzesinin bu yeni sakinlerinden köpek balığının etini iyi geldiği bilinen kanser hastalarına dağıttık. Kalan iskeletini ise müze için gerekli işlemlerden geçirerek son aşamasına geldik. Artık bu aşamadan sonra müzedeki yerlerini alacaklardır”.

    TÜRK KARASULARINDA GÖRÜLEN BÜTÜN BALIKLAR BU MÜZEDE

    Dünyada ilk Türkiye’de tek olan bin 500’den fazla balık çeşidinin yer aldığı Deniz Canlıları Müzesini nasıl oluşturduğunu da anlatan Balıkçı Kenan Balcı, “Balıkçı tezgahıma zaman zaman gelen öğrenciler öğretmenlerin verdiği ödev doğrultusunda farklı balık çeşitleri hakkında bilgi alıp görmek istiyorlardı. Ancak bazı balıklar mevsimlik olduğundan tezgahlarda yer almıyordu. Ben de bu balıkları nasıl saklarım diye düşünürken araştırırken,deneme yanılma yöntemiyle mumyalamaya başladım. Aradan yaklaşık 30 yıl geçti ve bugün Türk karasularında görülebilecek bin 500’den fazla balık çeşidini Deniz Canlıları Müzesine kazandırdım. Burada kalamardan, ahtapota, köpek balığından, kılıç balığına, palamuttan fenere, vatozdan, orkinosa kadar bin 500 balık türünü görmem mümkün.Her balık sezonu boyunca yakaladığımız ilgi çekici balık türlerini bekletiyor ve sezon bitince hazırlayarak müzemize koyuyoruz”.

    “DENİZ CANLILARI MÜZESİ ÜCRETSİZ”

    Beylikdüzü’ndeki Deniz Canlıları Müzesi’nin ücretsiz gezilebileceğini hatırlatan Balıkçı Kenan, ziyaretçilerden tek isteğinin denizi korumak olduğunu söyledi.

    Balıkçı Kenan, “Bu müzeyi oluşturma amacımın arkasında deniz canlılarını tanıtmak ve denizi sevdirmektir. Buraya gelenler ilk önce bir ürperiyorlar sonra merakla her balığı incelemeye başlıyorlar. Sonra da bir hayranlık başlıyor.Bütün bunları görünce ben de mutlu oluyorum. Deniz canlıları müzemizin ziyaretçilerinden tek bir şey istiyorum o da denizlerimizi koruyup burada da bir dünya olduğunun bilincinde olmalarıdır”.