Etiket: Müzede

  • Müzede kahve molası

    Bursa Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şube Müdürlüğü, 5 Aralık Türk Kahvesi ve Kültürü Gününü renkli bir faaliyetle kutladı. Kahve tiryakilerinin katıldığı ‘Fincanını getir kahve bizden’ programı ilgi gördü.

    UNESCO tarafından 2013 yılında somut olmayan kültürel miras listesine alınan Türk kahvesi tiryakileri ile müzede buluştu. Büyükşehir Belediyesi Müzeler Koordinatörü Yaşar Elmas, Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şube Müdürü Muhterem Çevik ile kahvehane işletmecileri ile kahve tiryakilerinin katıldığı faaliyet renkli görüntülere sahne oldu.

    Yaşar Elmas, Türk kahvesinin UNESCO tarafından kültürel miras olarak kabul görmesinin önemli olduğunu söyledi. Etkinliğin bir geleneğe dönüşmesini dilediğini ifade eden Elmas, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarımının ve dünyaya tanıtılmasının önemine işaret etti.

    İşletme sahibi Gökhan Köseoğlu ise Türk kahvesi hakkında bilgiler verdi. Kahvenin Osmanlı devrinde Türk topraklarına geliş hikâyesini anlatan Köseoğlu, kendine has tadı ve geleneği bulunan Türk kahvesinin telvesi ile ikrâm edilen tek kahve olduğunu söyledi. Avrupa’nın kahve ile Türkler sâyesinde tanıştığını ifade eden Köseoğlu, Avrupa’nın yıllarca kahveyi Türk usulü tükettiğini ifade etti. Ayrıca Hünkâr Köşkü Müzesi koleksiyonunda bulunan Atatürk tarafından kullanılmış kahve fincanı, Merinos Tekstil Sanayi Müzesi koleksiyonuna ait Sümerbank üretimi fincanlar ve Nezaket Özdemir Bircan’a ait kahve fincanı koleksiyonu da teşhir edildi. Katılanlara kahve ikramı da yapıldı.

  • Lise harçlıklarını kazanmak için gittiği müzede 30 yıldır çalışıyor

    Kırşehir’in Kaman ilçesindeki Japon Arkeoloji Enstitüsü tarafından yürütülen Kalehöyük kazıları, yöre halkının da geçim kaynağı oldu.

    Japon hükümeti tarafından 1986 yılından beri Kalehöyük’te sürdürülen çalışmalarda Japon Arkeoloji Başkanı Sachihiro Omura Kırşehir’e geldiğinde Japon işçi çalıştırmak yerine köy halkından vatandaşları tercih etti. Sachihiro Omura, okul harçlıklarını çıkartmak için çalışmak isteyen Salih Çöl ve 4 arkadaşını işe aldı. Aradan geçen 30 yıla ve okulu bitirmesine rağmen çalışmaya devam eden Salih Çöl, “1987 yılında Kalehöyük’e ilk geldiklerinde Kaman Ortaokulunda okuyordum. Okul arası harçlık çıkarmak için işe başladım daha sonra bu çalışma hayatım devam etti ve 30 yıldır çalışıyorum” dedi.

    “Omura hoca bizi keşfetti” diyen Salih Çöl, “İlk önce Kalehöyük’te mimari çizim için mirap kurdurmaya başladı. Ufak tefek işlerle başlarken sonlara doğru ise yavaş yavaş çizim yapmaya başladık. Ben bu sırada okulu bitirerek devamlı çalışmaya başladım. Eserleri çiziyoruz ve çizildikten sonra bilgisayar ortamına atıyoruz daha sonra bilgisayar ortamında çizim yapıyoruz. Bu şekilde kendimizi geliştirdik tabi bu süreçte Omura hoca bize destek oldu” diye konuştu.

    Kazı çalışmalarına ara vermeden devam eden Çöl, “İlk başladığım sıralarda kazının ne olduğunu bilmiyordum. İlerleyen süreçlerde yaptığımız işin titizlik gerektirdiğini anladık. Geçmişi yaşıyoruz bir nevi Kalehöyük’te şuanda biz 4 tabaka tespit ettik. Osmanlı, Demir çağ, Eski Tunç ve Hitit tabakalarını 5 tane uzman arkadaşlarla tespit ederek bunları aydınlattık. Biz işe girdiğimizde 6 arkadaştık birisi vefat etti. Japonlar, bizi gitmek istesek bile bırakmıyorlar” diye konuştu

    29 yıldır alanda çalışan Zunnuri Çöl ise 1989’da liseye giderken okul harçlıklarını kazanmak için çalışmaya başladığını ve Sachihiro Omura’nın verdiği fırsatları değerlendirerek 29 yıldır çalıştığını belirtti. Bölgeye ziyarete giden yetkililer de bölge halkından çalışanlarla özel olarak ilgileniyor.

    Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü Başkanı Dr. Sachihiro Omura’nın 33 yıl önce başlattığı kazılarda 2 bini aşkın tarihi eser gün yüzüne çıkarıldı.

  • Müzede büyüklere masallar

    Bursa Yaşam Kültürü Müzesi’nde yetişkinler masal diyarında yolculuğa çıktı.

    Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şube Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Bursa’da Yaşam Kültürü Müzesi’nde düzenlenen ‘Anahtar Masallar Gecesi- Masal Diyarına Yolculuk’ müze dostlarını 200 yıllık müze konağın mistik atmosferinde buluşturdu. İlgi gören programda Seher Kander Bilgi, masallarını çocuklar yerine yetişkinlere anlattı. Renkli faaliyete Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Zehra Sönmez ile Müzeler Şube Müdürü Muhterem Çevik’in yanı sıra çok sayıda müze dostu katıldı. Sönmez, Yaşam Kültürü Müzesi’nin şehirde ait değerlerin yaşatılması açısından önemli bir misyonu yerine getirdiğini söyledi.

    Müzenin Bursa’nın zengin ve köklü kültürünü ziyaretçilerine göstermenin ötesinde bu kültürü uygulama ve yaşatma olanağı verdiğine dikkat çeken Sönmez, birçok farklı atölye çalışmasının yanı sıra çok sayıda faaliyetin Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki müzelerde devam ettiğini söyledi.

    Başkanvekili Sönmez ve Müzeler Şube Müdürü Çevik, geceyi masalları ile renklendiren Seher Kander Bilgi’ye teşekkür belgesi verdi.

    Ali Paşa Mahallesi’nde 18. asırda Hasan Eşref Efendi tarafından yaptırılan 200 yıllık konak, Büyükşehir Belediyesi tarafından restorasyon sonrası müze halini getirildi.

  • Türkiye’nin nakış nakış güzellikleri bu müzede

    Bursa Valisi İzzettin Küçük, Türkiye’de bir ilk olma özelliğini taşıyan “Nakış El Sanatları Müzesi”ni hizmete açtı.

    Unutulmaya yüz tutmuş el nakışlarına yeniden canlandıracak olan müzenin açılışında konuşan Vali İzzettin Küçük, ”Bursa’da mutlu günler çok. Allah’a şükürler olsun bugün bir mutlu gün daha yaşıyoruz. Aşağı yukarı 40’ıncı müzemizi açıyoruz. Belediyemizin 19 tane var, ama bunun haricinde Kültür Bakanlığı ve gençlik vakıflarının da müzeleri var. Bursa için çok şey söyleniyor; sanayi şehri, yeşil Bursa, ulu şehir gibi ama emin olun güzel bir lâkabı daha olacak: müzeler şehri. 40 tane müze az değil. Turistleri gezmeye doyuracak bir kültür ve sanat ortamı sağlıyor” dedi.

    Küçük, “Ömürleri büyük milletlerin derinliklerinde büyük kültürler yatar. Yani geçmişleri çağlara dayanan milletlerin kültürleri de derindir. Her bir ferdinde büyük bir vakar, ağırbaşlılık görürsünüz. Aydınları şaşırtacak derecede, olaylar karşısında çok bilgece tavır ve davranışlar gösterir. Pek çok alanda güzel sanat eserleri ortaya koyar. Musikîsi, mimarîsi muhteşemdir. İşte bunların hepsi o sihirli, derinlere ve her bir ferdine sızmış derin kültürden kaynaklanmaktadır. Bu bir folklordur, bu bir hazinedir. Bunu işlemek, geliştirmek gerçek sanatkârların elinde modernleşerek stilize ederek, hem şekil, hem muhteva olarak tamamlamak, mükemmelleştirmek ve muhteşem eserler koymak lâzım. Yani geçmişten gelen o değerli eserleri günümüzde zamana uyarlamak için onları incelemek, görmek ve geliştirmek lâzım. Misal vermek gerekirse, Faust dünyanın en büyük şaheserlerinden biridir. Goethe’nin eseridir. Faust aslında yüzlerce yıl önce yazılmış bir Alman destanıdır. Goethe bunu işlemiş mükemmelleştirmiş ve Faust olarak dünyevî bir şaheser haline getirmiştir. Dünyanın en ünlü ses sanatçılarından Wagner’ın eserlerinin çoğu Alman efsanelerine dayanır. Biliyorsunuz muhteşem bir eser olan “Beş Şehir” yazarı Ahmet Hamdi Tanpınar. Bir gün Uludağ’ın eteklerinde oturuyorken uzaktan bir kaval sesi duyuyor. Diyor ki “ Bizim yarınımızın musikîsinin kaynağı bu ses olacaktır”. Yani muhteşem sanat eserleri vereceksek bu toprakların, bu ülkenin nefesi, sesi ve rengi olmak zorundadır. İşte bu müzenin kurulmasının maksadı da bu. Bu muhteşem eserleri ilgili kişilere ve sanatçılara takdim etmek, yarının büyük sanatkârlarını ortaya çıkarmaktır. Bunun için pek çok kişinin emeği geçti. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum. Maddî olarak hiçbir şeyi esgirmedi. Bu binayı restore eden kişi Emin Gür beyefendi. Bursa’da en iyi restore edilmiş binadır. İkinci ya da en iyilerden biri değildir. İçeri girince göreceksiniz, en iyisidir. Emin Gün beyefendiye teşekkür ediyorum. İçerideki eserlerin hazırlanması Nilüfer hanımefendi ve Güleser hanımefendinin gayretleriyle ve onların değerli ekipleri ile olmuştur. İlimize hayırlı olsun“ ifadelerini kullandı.

    Bursa’nın sıradan bir şehir olmadığını belirten Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ise, “Bülbülü altın kafese koymuşlar ah yuvam demiş. Belki Bursa bizim yuvamız olduğu için değerli ve kıymetli geliyor olabilir ama Bursa gerçekten çok özellikli bir şehir. Bursa bir tarih şehri, bir kültür şehri, bir sanat şehri, Bursa evliyalar ve padişahlar şehri. Tabiî bu özelliklerini muhafaza eden ve bu manada konular ihtiva eden çok eser var. Büyükşehir ve valiliğimiz olmak üzere ilçe belediyelerimizin, devletimizin, bakanlığımızın da bu konuda çok pozitif yaklaşımı var. Son 10-12 yıllık süre zarfında çok ciddi restorasyonlar yapıldı. Bursa bu manada gerek il merkezinde, gerekse ilçelerinde çok önemli eserleri barındırıyor. Her köşesiyle bir tarih hazinesi olan Bursa hem Bizans’tan hem Osmanlı’dan hem de Cumhuriyetin ilk dönemlerinden önemli mimarileri yapıları bünyesinde muhafaza ediyor. Tabiî ki Bursa’nın özelliklerinden bir tanesi de ilk başkent olması, ayrı bir değer katıyor ve Bursa yaşayan bir müze olma yolunda da hızla ilerliyor. Müzeler tarihtir, değişimdir, gelişimin nasıl yaşandığını gösterir. Büyükşehir Belediyesi olarak kırsal mahallelerdeki ile birlikte 19 müze açtık. Bugün de Valiliğimizin öncülüğünde bu değerli eseri Nakış El Sanatları Müzesini ziyarete açıyoruz. Olgunlaşma Enstitüsünün çok büyük katkıları var. İnşallah Bursa adına çok büyük farkındalık oluşturacak. Bursalı hemşehrilerimden şehir dışından gelen misafirlerini müzelerimize getirmelerini rica ediyorum. “dedi.

    Bursa Protokolü’nün yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü Kültürel Eğitimler Daire Başkanı Ahmet Vefa Güler’in de iştirak ettiği açılış töreninde sergilenen mini defile tam not aldı.

    Bursa Kültür Turizm Tanıtma Birliği eliyle Bursa Olgunlaşma Enstitüsü katkılarıyla hayata geçirilen Nakış El Sanatları Müzesi’nde Bursa ve Marmara Bölgesi’nde yaşayan Türk halklarının kültürünü yansıtan yüzlerce yıllık el nakışları, replikaları ile sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

    Kültür Turizm Tanıtma Birliğince satın alınmak suretiyle Bursa’ya “Nakış El Sanatları Müzesi” olarak kazandırılan 4 katlı tarihi konak, bünyesinde barındırdığı atölye alanı sayesinde ziyarete gelen konuklarına yaşayan müzede eserlerin işlenmesi sürecine tanıklık etme imkânı da sunuyor.

  • Şehirdeki çöpler bu müzede sergileniyor

    Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan Katı Atık Düzenli Depolama ve Bertaraf Tesisinde oluşturulan evsel atıkların sergilendiği “Dönüşüm Müzesi” büyük ilgi görüyor.

    “Dönüşüm Müzesi” ziyaretçilerin karşılandığı ve tesis hakkında bilgilendirildiği bir yapı olmanın ötesinde “atıkların dönüşümü” teması ile geri dönüştürülebilen atıkların ayrıştırılması ve geri kazanılması, atıkların değerlendirilmesi, iklim, çevre ve ekonomiye olan etkileri hakkında farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Atık malzemelerden öğrencilerin yaptığı çalışmaların sergilendiği, 2014 yılında kurulan müzeyi bugüne kadar yaklaşık 7 bin kişinin ziyaret ettiği belirtildi.

    Müze ve katı atık tesisi hakkında bilgi veren Samsun Büyükşehir Belediyesi Atık Yönetimi Şube Müdürü Çevre Mühendisi Fatih Kutbay, “Biz belediyeler olarak atıkların toplanması, taşınması ve enerji elde edilmesi gibi olayların üstesinden geliyoruz. Ancak bir eksikliğimiz vardı, o da atıkların kaynağının azaltılmasına yönelik. Bu müzeyi özellikle çocukların görebilmesi, sahadaki atık faaliyetlerinin azaltılmasına yönelik çalışmaları anlatmak için kurduk. Atıkların kontrolü ve düzenli depolanması faaliyetleri evimizden başlayan bir süreç. Bu süreci şimdiden ziyaretçilerimize anlatarak çocuklara aşılamak istiyoruz. Burayı yaklaşık olarak 7 bin öğrencimiz ziyaret etti. Bu müzede bulunan bazı materyaller öğrencilerimiz tarafından atık malzemeler ile yapıldı. Bu tesisimiz yaklaşık 10 yıl önce atık almaya başladı. Günlük olarak buraya toplamda 750 ton atık geliyor. Bu atıkları biz burada ayırıyoruz ve bunlardan bir de enerji üretimi elde ediyoruz” dedi.