Etiket: Mütevelli

  • FETÖ evinden ilk defa mütevelli belgesi çıktı

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından hızla devam eden FETÖ operasyonları kapsamında Denizli’de bir eve baskın düzenleyen Jandarma ekipleri, örgütün içerisinde sözde mütevelli olabilmenin şartları yazılan bir defter ele geçirdi. İlk defa el yazısıyla gün yüzüne çıkan belgede, cemaat ablasının not aldırdığı 27 madde yer alıyor.

    Edinilen bilgiye göre operasyon, iki gün önce Denizli’nin Sarayköy ilçesine bağlı Kabaağaç mahallesinde gerçekleşti. İddiaya göre, Fetullahçı Terör Örgütü üyesi Bilal Hazır ve eşi Fadime Hazır’ın yaşadığı eve baskın yapan Jandarma ekipleri, hücre evi olarak kullanıldığı iddia edilen binada dikkat çeken belgeler ele geçirdi.

    ’Abla’ not aldırdı

    Geçtiğimiz günlerde tutuklanan Aydın Doğu ilçelerinden sorumlu sözde imam Diyaddin Yaşar’ın örgütün ’abla’sı olan eşi Elif Yaşar, öğrencisi olduğu öğrenilen Fadime Hazır’a bir ders sırasında örgüt hiyerarşisine göre mütevelli olabilmenin 27 şartının not aldırdı. ’Abla’ Fadime Hazır’ın yıllar önce mütevelli şartlarını yazdığı defter, iki gün önce gerçekleşen operasyonda ele geçirildi. Aydın’ın doğu ilçelerinde imamlık yapan Diyaddin Yaşar’ın eşi Elif Yaşar tarafından bir ders esnasında not aldırılan mütevelli şartları, bu operasyonla ilk defa gün yüzüne çıktı. Operasyon sırasında birçok önemli belgeye ulaşan Jandarma, evde yakalanan Bilal Hazır ve Eşi Hazır’ı gözaltına aldı. Sözde hizmet evi olarak kullanılan evden ayrıca, Afganistan uyruklu olduğu tespit edilen Cavit Hakyar isimli öğrenciye ait bilgi ve belgeler de bulundu. FETÖ tarafından Denizli Pamukkale Üniversitesi’ne yerleştirilen öğrencinin, Bilal Hazır’ın evinde kaldığı öğrenildi.

  • FETÖ’nün Elazığ mütevelli heyeti adliyeye sevk edildi

    Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) Elazığ mütevelli heyetinin de aralarında bulunduğu 16 şüpheli adliyeye sevk edildi.

    Elazığ’da, FETÖ/PDY ile ilgili örgütün eğitim kurumlarına yönelik yapılan operasyonda, örgütün mütevelli heyetinin de aralarında bulunduğu 2’si kadın 16 şüpheli 8 Ağustos’ta İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şubesi ekipleri tarafından gözaltına alınmıştı. Örgütün finans kaynağı olarak kullanılan Erkam Özel Eğitim İşletmelerine bağlı 6 okulun ortağı iş adamı V.K., okulların müdürleri, yardımcıları ve yaşlı bir kadının evinin dolandırılmasına aracılık edenlerin de aralarında bulunduğu 16 şüpheli emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.

    Dolandırdıkları evi, eğitim kurumunun üzerine geçirmişler

    Örgütün, Elazığ’da 87 yaşındaki yatağa bağımlı yaşayan Firdevs Duraz’ın merkez Rızaiye Mahallesi Hacı Tevfik Efendi Sokak’ta bulunan 4 katlı apartmanın 2. katındaki dairesine el koyduğu ortaya çıkmıştı. Yaşlı kadının evinin tapusunun kanunsuz şekilde sözde ’bağış’ yöntemiyle alınmasına aracılık eden örgüt üyeleri de örgütün mütevelli heyeti ile birlikte mahkemede ifade verecek.

    Söz konusu dairenin tapusunun örgütün finans kaynağı olan Erkam Özel Eğitim Kurumları üzerinde olduğu öğrenildi.

    Operasyonla ilgili soruşturma sürüyor.

  • ‘Mütevelli heyeti’ adliyede

    Van’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 10 iş adamı yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.

    Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik sürdürülen soruşturma kapsamında ‘mütevelli heyeti’nden olduğu iddia edilen 10 iş adamı, 3 gün önce gözaltına alınmıştı. Van Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri tamamlanan 10 iş adamı, yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi. Zanlıların savcılıktaki sorguları devam ediyor.

  • Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti, İftar Yemeğinde Bir Araya Geldi

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, son günlerde yaşanan terör olaylarıyla ilgili olarak, “Allah bu tür acıları bize bir daha yaşatmasın. Tabi hayatın içinde bu tür zorluklarla karşılaşıyoruz. Devletimiz, milletimiz bu terör belasına karşı elinden gelen bütün imkanları seferber ederek, bu mücadeleyi kapsamlı bir şekilde yürütüyor. Bu mücadelenin belki en önemli yönlerinden birisi de bizim, manevi ve moral manada güçlü olmamız” dedi.

    Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti, iftar yemeği programında bir araya geldi. Gazi Üniversitesi’nde gerçekleştirilen programa, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi İbrahim Kalın, Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Musa Yıldız, Avrupa Birliği Bakanlığı Müşaviri Celal Tüfer, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşarı Kenan Önalan, Tapu Kadastro Genel Müdürü Gökhan Kanal, UNESCO Türkiye Temsilcisi Öcal Oğuz, Kırıkkale Vali Yardımcısı Ayhan Özkan, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Mehmet Ali Beyhan katıldı.

    “ÜLKEMİZ İÇİN, İSLAM ALEMİ İÇİN KÖTÜ DÜŞÜNCELER BESLEYENLERİN, KÖTÜ DÜŞÜNCELERİNİ ALLAH ONLARIN BAŞLARINA ÇEVİRSİN”

    İftar programı kapsamında bir konuşma yapan Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Musa Yıldız, İstanbul, Midyat ve Kazakistan’daki terör saldırılarında şehit olanları anarak sözlerine başladı. Yıldız, “Bu Ramazan gününde ülkemiz için, İslam alemi için kötü düşünceler besleyenlerin, kötü düşüncelerini Allah onların başlarına çevirsin. Bu yıl, üniversite olarak yaptığımız girişimlerle UNESCO tarafından ‘Hoca Ahmet Yesevi Yılı’ olarak ilan edildi. Aynı zamanda bu yıl üniversitemizin 25. kuruluş yılı. Birçok münasebeti bu yıl birlikte yaşıyoruz ve bu kapsamda birçok faaliyet düzenledik. Bu yıl itibariyle 25 başlıkta 250 civarında faaliyetimiz olacak” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİMİZ, MİLLETİMİZ BU TERÖR BELASINA KARŞI ELİNDEN GELEN BÜTÜN İMKANLARI SEFERBER EDEREK, BU MÜCADELEYİ KAPSAMLI BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜYOR”

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da son günlerde yaşanan terör olaylarına değinerek, hayatlarını kaybeden şehitlerin ailelerine başsağlığı dileyerek konuşmasına başladı. “Hamd olsun ki bütün zorluklara, sıkıntılara rağmen bu sofrada hep birlikte olma fırsatına sahip olduk” diyen Kalın, şöyle devam etti:

    “Dün Vezneciler’de bugün Midyat’ta hayatını kaybeden polis şehitlerimize ve vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına ve bütün Türk halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Allah bu tür acıları bize bir daha yaşatmasın. Tabi hayatın içinde bu tür zorluklarla karşılaşıyoruz. Devletimiz, milletimiz bu terör belasına karşı elinden gelen bütün imkanları seferber ederek, bu mücadeleyi kapsamlı bir şekilde yürütüyor. Bu mücadelenin belki en önemli yönlerinden birisi de bizim, manevi ve moral manada güçlü olmamız. Burada da Ahmet Yesevi’nin hikmeti, felsefesi, onun irfanı, onun birikimi bizim yolumuzu aydınlatacak nitelikte imkanlar sunuyor.”

    “BUGÜN MAALESEF HAYATIMIZDA ÇOK HÜKÜM VAR AMA O KADAR DA AZ HİKMET VAR”

    Bu yıl Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti bünyesinde bir dizi etkinlikler yapıldığını hatırlatan Kalın, “Bütün bunların amacı aslında Yesevi’yi hatırlamak ama onun da ötesinde Yesevi’nin mesajı üzerinden hatırlanması gerekeni hatırlamak. Arapça’da bildiğiniz gibi ‘zikir’ kelimesi hem hatırlamak hem de zikretmek anlamında. Ama hatırlamak sadece bir şeyi muhtevasından bağımsız hatırlamayı ifade etmiyor. Onun manasına nüfuz etmeyi, onun manasını idrak etmeyi, kavramayı ifade ediyor. Nitekim Ahmet Yesevi de Divan-ı Hikmeti’nde ‘Hikmet’i neden sorusuna verilen cevap olarak tanımlar. Yani bir şeyin neden yapıldığını, ne için yapıldığını, sebebini anladığımız zaman, onun hikmetini de anlamış oluruz. İşte hikmet insana verilen büyük bir nimet. Yaptığımız bir amelin, bir eylemin, bir iyiliğin neden yapıldığını kavradığımız zaman onun hikmetini de kavramış oluyoruz. Bu akıl melekesiyle yaptığımız bir şey, aklederek yaptığımız bir şey. Allah’ın bize verdiği büyük nimetlerden akıl melekesiyle neden, neyi, nasıl yaptığımızı anlamamıza imkan sağlayan bir melekedir bu. Biz yaptığımız işin hikmetini anladığımız zaman, aslında onun derin manasını, onun manevi alem içindeki yerine de kavramış oluruz. Hikmeti anlamadan hükmü uyguladığınız zaman aslında dini hükümlerin de içini boşaltmış; onların kuru, formel, soğuk birer emir-yasak haline indirgemiş olursunuz. İslam tarihinde de bunun örnekleri vardır. O yüzden Müslüman ulema, hekimler, arifler her zaman hükmün hikmeti üzerinde durmuşlardır. Bir hükmün, ‘biz niye bugün oruç tuttuk, niye şimdi iftar yaptık, neden bayramda bayram yapacağız, neden namaz kılıyoruz, neden haramdan uzak duruyoruz, neden farzları, helalleri yerine getiriyoruz?’ Bu soruların cevaplarını kavradığımız zaman hükmün hikmetine de nüfuz etmiş oluyoruz. Bugün maalesef hayatımızda çok hüküm var ama o kadar da az hikmet var. Halbuki bizim hüküm kadar hikmeti çoğaltmamız lazım, yaptığımız işin manasını kavrayacak melekeleri geliştirmemiz lazım. Burada Ahmet Yesevi’nin yolu bize bugün de ışık tutmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.

  • Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Gayretli: “Ortadoğu’daki Kavga Sanırım Kıyamete Kadar Devam Edecek”

    İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdülkadir Gayretli, Ortadoğu’daki kavganın kıyamete kadar devam edeceğini söyledi.

    İstanbul Gelişim Üniversitesi, II. Ortadoğu Sempozyumu ile konularında uzman akademisyenleri ve öğrencileri bir araya getirdi.

    “Ortadoğu’da Değişen Dengeler ve Türkiye’ye Yansımaları” başlıklı sempozyumun koordinatörlüğünü İstanbul Gelişim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ragıp Kutay Karaca yaparken, birçok üniversitenin konusunda uzman akademisyenleri konuşmacı olarak katıldı. İkincisi düzenlenen ve Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler ışığında Irak, Suriye, İran ve Suudi Arabistan’daki ulusal politikalar ile bu ülkelere yönelik küresel politikalara dair genel bir çerçeve çizen sempozyuma akademisyenler ve öğrenciler yoğun bir katılım sağladı. Etkinlik üç oturum altında on farklı sunumun birleştirilmesiyle icra edildi.

    “ORTADOĞU’DAKİ KAVGA SANIRIM KIYAMETE KADAR DEVAM EDECEK”

    Bu etkinlik çerçevesinde hem öğrencileri hem de bütün Türkiye genelini ilgilendiren konuların ele aldığını dile getiren İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdülkadir Gayretli, “Ortadoğu’da hepimizi ilgilendiren, geleceğimize yön verecek olan hadiseler cereyan ediyor. Burada önemli olan Türkiyemiz’in nerede olması gerektiğidir. Bu sorunların sebebi biz olmasak da üç bin yıllık kurtarılmış topraklar adı altında siyasi olaylar yaşanıyor. Üç bin yıllık bu kavga hiç bitmemiş ve herhalde kıyamete kadar da devam edecek. Çünkü orada yaşayan Müslümanlar ve oralara sahip olmak isteyen kişiler var. Nihayetinde Müslümanlarla o elde etmek isteyen gruplar arasında mücadeleler devam edecek. Bizler de Türkiye olarak dünya liderliğine doğru koşarken, gelecek nesillerimizin şahlanması, huzur ve saadet içinde yaşayabilmeleri için çalışmalar yapmak zorundayız. Özellikle Türkiye olması gereken yerlerde olmalı. Kendi sanayisi, elektriği ve teknolojisi olmalı. Çünkü Türk’e Türk’ten başka fayda yoktur. Bizler de güzel şeylere layık olabilmek adına daha çok gayret edelim ki gelecek nesillerimizi huzur ve saadet içinde yaşatalım. Dünyanın ve Türkiye’nin gelişmeye ihtiyacı var diyoruz. Çünkü geliştiğimiz müddetçe kimse bize bir şey yapamayacaktır” dedi.

    “ORTADOĞU, DÜNYADA HER ZAMAN YANAN BİR BÖLGE”

    Ortadoğu konulu sempozyumları sürekli hale getirmeye çalıştıklarını ve bunun öğrencilere çok büyük katkı sağladığını söyleyen İstanbul Gelişim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ragıp Kutay Karaca, “Sempozyum için Türkiye’nin önemli üniversitelerinden konularında uzman değerli akademisyenleri ağırladığımız için çok mutluyuz. Sempozyum konusu olarak Ortadoğu’yu seçmemizin sebebi herkesin bildiği gibi Ortadoğu’nun dünya üzerinde her daim yanan bir bölge olması. Bunlarla birlikte Suriye sorunu, Irak’taki bölüşüm politikaları, Suudi Arabistan ve İran arasında yaşananların hepsi Türkiye’yi etkileyen faktörler. Bir de Türkiye ve İsrail arasında olan sorunların yavaş yavaş tekrar masaya gelmesi durumu var. Bu sorunları, olayları ve süreçlerin hepsini bugün tüm gün sürecek olan sempozyumumuzla beraber tartışacağız. Bunların yanısıra bu tarz organizasyonların öğrenciler açısından çok önemli tarafları var. Bugün burada olan değerli akademisyenlerin kitaplarını okumaya kalksalar en az 40 tane kitap okumak zorundalar. Fakat burada karşılıklı olarak iletişime geçme imkânlarıyla birlikte okumaları gereken kitapların hepsinin bir özetini dinlemiş olacaklar ki onlar için gerçekten büyük bir avantaj. Diğer bir faydası da, üniversitemiz dışından gelen öğretim üyelerinin kendi ekolleri ışığında öğrencilerimize katkıda bulunmasıdır. Ortadoğu sempozyumlarını klasikleştirmeyi ve her yıl düzenli olarak yapmayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı.