Etiket: Musunuz?

  • “Siz beni tanıyor musunuz” dedi, ekmek bıçağıyla saldırdı

    “Siz beni tanıyor musunuz” dedi, ekmek bıçağıyla saldırdı

    SAMSUN (İHA) – Samsun’da bir şahsın “Siz beni tanıyor musunuz?” diyerek elindeki ekmek bıçağıyla saldırdığı gruptaki 1 kişi yaralandı.

    Olay, İlkadım ilçesi Atatürk Kültür Merkezi (AKM) yan tarafında bulunan alanda saat 19.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 5 arkadaş boş alanda otururken yanlarına gelen Hakan adlı şahıs, “Siz beni tanıyor musunuz?” deyip elindeki ekmek bıçağıyla gruba saldırdı. Olayda Türkmenistan uyruklu A.R.S.A. (17) burnundan ve kolundan yaralanırken, saldırgan kaçtı. İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Servis ve Samsun Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Motosikletli Yunus ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaralı genci Gazi Devlet Hastanesine götürdü. Diğer şahıslar ise Çocuk Şube Müdürlüğü ekiplerince ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Olay yerinden kaçan saldırganın yakalanması için çalışmalar devam ederken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    “Yanımıza geldi, hemen vurdu”

    Olay anını anlatan yaralı genç, “Arkadaşlarla otururken geldi bize saldırdı. Sadece bana değil, diğer arkadaşlarıma da saldırdı. Saldırganı tanımıyorum. Yanımıza geldi, hemen vurdu. ‘Siz beni tanıyor musunuz?’ dedi. ‘Ben bir şey yapmadım’ dedim. Ama vurmaya devam etti” şeklinde konuştu.

    Yaralı gencin arkadaşı ise, “Yanımıza geldi çıkardı bıçağı. ‘Abi yapma’ dedim. ‘Çök yere’ dedi. Diğer arkadaşlarım kaçtı. Bize saldırdığı bıçak ekmek bıçağıydı” diye konuştu.

  • Yüzünüzdeki şansınızı biliyor musunuz?

    Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr.Yavuz Selim Yıldırım, Gamze’nin cildin herhangi bir yerinde gözle görülebilir seviyedeki çukura verilen isim olduğunu belirterek, “Gamze isim olarak “melek dokunuşu” “şans” gibi anlamlara gelmektedir. Gamze güzelliği simgeler. Gamze’li kişiler bebek yüzlü, neşeli ve sevimli olarak adlandırılır” dedi.

    Gamze’nin aslında genetik bir problem olduğunu çoğunlukla iki taraflı görüldüğünü nadiren tek taraflı da olduğunu dile getiren Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr.Yavuz Selim Yıldırım, “Anne karnında yüz kaslarından “zygomaticus” kasındaki kısa gelişmeye bağlı olur. Kas dokusu kısa geliştiği için cilt ve cilt altı bölgeye yapışır ve gülümseme ile ’’Gamze’’ ortaya çıkar. Doğumdan itibaren görülür, özellikle küçük çocuklar güldüklerinde gamzeleri ile çok sevimli hal alır. Gamzeler her zaman güzellik, mutluluk ve sevimlilik ölçütü olarak görülür. Yüzde iki yanakta oluşabildiği gibi çenede de oluşabilir. Vücudun diğer yapılarında da görülebilir. Anatomik olarak oluşan bir kusur bu sayede insanın gülümsemesine güzellik ve çekicilik katmaktadır.

    Gamze için bir diğer önemli gerçek ise genetik olarak aktarılmasıdır. Annede babada birinde olması durumunda çocuğuna geçme ihtimali %25 iken, her ikisinde var ise çocuğuna geçme ihtimali %50 %100 arasında değişmektedir” diye konuştu.

    “Gülünce yanaklarında güller açar” deyiminin tam karşılığı olan “Gamzeler” için bir çok şarkı türkü şiir söylendiğini ifade eden Doç.Dr.Yavuz Selim Yıldırım, “Genetik bir problemin herkes tarafından güzellik olarak algılanması, sahiplerine sevimlilik ve çekicilik katması oldukça ilginçtir. Gamzeler kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda görülür, yaşla beraber bir kısmı kaybolabilir. Gamzeler sonradan oluşmaz ancak, yüzdeki mimik çizgilerine denk gelen Gamzeler daha sonradan belirgin hale gelebilir. Gamze’li insanların fazla kilo almasıyla Gamze kaybolabilir ya da zayıfladıktan sonra Gamzeler belirgin hale gelebilir. Sonradan Gamze sahibi olmak isteyenler ancak estetik operasyonla gamze sahibi olabilir. Gamze’li insanların şanslı olduğuna inanılır ancak sonradan Gamze yaptırmak bu şansı beraberinde getirir mi işte o bilinmez.” Şeklinde konuştu.

  • Batuhan Yaşar:”PKK, FETÖ’den ne öğrendi biliyor musunuz?”

    İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesindeki köşesinde, “FETÖ’nün en iyi yaptığı iş neydi?”, “Algı operasyonları için hangi gazeteler amiral gemisi olarak seçildi?”, “Önümüzdeki günlerde de Türkiye içinde kırılmalara yol açabilecek hangi konular gündeme getirilecek”, “’Öcalan öldü’ yalanı hangi twitter hesabından yayıldı…ne amaçlandı”, “Frankfurt Polis Teşkilatının resmî Twitter hesabından Abdullah Öcalan için destek mesajı yayınlandı mı?” sorularına cevap aradı

    – Batuhan Yaşar’ın “PKK, FETÖ’den ne öğrendi biliyor musunuz?” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

    “15 Temmuz darbe girişiminden sonra maskeler düştü.

    FETÖ-PKK iş birliği deşifre oldu

    Avrupa’da özellikle de Almanya’da hatırı sayılır iş birliğine imza atıldı…

    FETÖ, Kandil’e adam bulunması için bütün Avrupa’da seferberlik ilan etti.

    İki terör örgütünün bir anda iç içe geçebilmesi aslında yakın ilişkinin uzun süredir devam ettiğini de teyit etti.

    FETÖ devlet kadrolarından temizlendikçe PKK içeriden istihbarat alamaz, tuzaklar kuramaz hâle geldi.

    Terörle mücadelede artık daha başarılı sonuçlar elde edilmeye başladı.

    – ‘Kandil’e gidilemez, operasyon yapılamazdan’

    – ‘Adım adım Kandil’e’ konseptine geçildi…

    FETÖ’nün en iyi yaptığı iş neydi?

    – Algı operasyonları

    Gazete, televizyon ve sosyal medyanın âdeta “mahkeme” gibi kullanılarak 1 günde davaların bitirildiğine şahit olmadık mı?

    Ergenekon, Balyoz, Şike, Selam Tevhit kumpas davalarında yargılama işi mahkemelere bırakılmadan halledilmedi mi?

    İşte FETÖ şimdilerde PKK ile birlikte yan yana, kol kola yeni işlere girişti…

    KIRILMALARA ZEMİN ARIYORLAR

    Algı operasyonları için eğitilen, yol gösterilen PKK aynı FETÖ gibi sosyal medya üzerinden operasyonlara başladı…

    Kapatılan ancak yayın hayatına internetten devam eden “Özgürlükçü Demokrasi” ve “Yeni Özgür Politika” gazeteleri amiral gemisi olarak seçildi.

    Atılan manşetlerle çatışma ortamına zemin aranmaya başladı.

    Yoğun algı operasyonu için start verildi.

    Güvenilir kaynaklara göre önümüzdeki günlerde de Türkiye içinde kırılmalara yol açabilecek konular gündeme getirilecek.

    Tekrar tekrar işlenmeye devam edilecek

    ŞİMDİKİ OBJELERİ ÖCALAN

    Abdullah Öcalan 9 Ekim 1998 tarihinde Türkiye’ye getirilmişti

    İşte PKK bu tarihi, yeniden toparlanabilmek için kullanmaya başladı:

    – “9 Ekim Komplosu” şeklinde…

    – Abdullah Öcalan’ı başlığa çıkartarak…

    KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bese Hozat kod adlı Hülya Oran, tabana eylem çağrısında bulundu.

    Ama istedikleri sonucu alamadılar.

    Baktılar ki olmadı

    Kimseyi harekete geçiremeyince yeni planı uygulamaya başladılar.

    ‘ÖCALAN ÖLDÜ’ YALANI BU YÜZDEN

    @GBartinli adlı “ulusalcı” görünümlü Twitter hesabı devreye girmekte gecikmedi:

    – “Öcalan öldü diye bir haber okudum doğru mudur?”

    Yeri gelmişken sosyal medya hesaplarına dikkat edilmeli.

    Bir kişiyi, partiyi veya grubu destekler gibi görünenler aslında tam tersini yapıyor.

    FETÖ ve PKK şimdilerde bu yolu etkin şekilde kullanıyor.

    Yakında bunları da açıklayacağız

    BÖLGEYİ HAREKETE GEÇİREBİLİR MİYİZ?

    ‘Öcalan öldü’ yalanı üzerinden birkaç kuş birden vurulmaya çalışıldı aslında…

    – ‘Tekrar ayağa kalkın’ çağrısı

    – ‘Bölgeyi yeniden hareketlendirebilir miyiz?’

    – ‘Tabandaki son durumu görelim, test edelim’

    Avrupa ve ABD kaynaklı bot (sanal) hesaplar da devreye alındı.

    ‘Öcalan öldü’ yalanı bir anda Türkçe Twitter’ın gündemine taşındı.

    Ama Türkiye’nin karşı hamlesi hiç gecikmeden geldi.

    Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı resmî açıklama ile iddiaları yalanladı.

    Böylelikle FETÖ ve PKK bir kez daha hedefe ulaşamadı.

    VİYANA-KOPENHAG VE AFRİN

    Avrupa’da da benzer çağrılar yapıldı tabii ki…

    ‘Öcalan’a özgürlük’ ve ‘Öcalan öldü’ sloganları kullanılarak yürüyüş ve eylemler planlandı.

    Ama PKK, Avrupa’da da hayal kırıklığı yaşadı.

    Hatta Halep ve Afrin’de de benzer hüsranla karşılaştı.

    Katılımlar düşük değil çok düşük sevide kaldı.

    İstihbarat sahadaydı.

    Katılımları tek tek tespit etti:

    – Viyana 151 kişi

    – Kopenhag 63 kişi

    – Halep/Afrin 2 bin 513 kişi

    BAK SEN ŞU FRANKFURT POLİS TEŞKİLATINA

    Artık insan hiçbir şeye şaşırmıyor

    Hayret etmiyor.

    Ne oldu biliyor musunuz?

    Frankfurt Polis Teşkilatının resmî Twitter hesabından Abdullah Öcalan için destek mesajı yayınlandı.

    Öyle böyle mesaj değil hem de:

    – “Bu akşam ‘Öcalan’a özgürlük-Kürdistan’a barış’ konulu gösteride hizmetinizdeyiz”

    Yorumu tamamen sizlere bırakıyorum.

    Evet Türkiye ile Batı arasından bir gerginlik söz konusu.

    Ama bunun nedenin Türkiye olmadığını hepimiz biliyoruz.

    Öyle görülüyor ki, FETÖ’nün yanı sıra PKK da “dostlarımız” tarafından açıktan desteklenecek.” (BC –

  • Sayıştay Başkanı’ndan ’ işe alımlarda torpil baskısı alıyor musunuz? cevabı:

    Sayıştay Başkanı Seyit Ahmet Baş, KPSS sınavları sonrası 45 memur alacaklarını, daha sonra ek sınav daha açarak 45 kişi daha alacaklarını açıkladı. Konuşmasında kendisine, “İşe alımlarda torpil baskısı alıyor musunuz?” sorusuna ise Baş, mülakatlardaki komisyon yetkilisini işaret ederek, “Ortada bir adam vardır, konuşmaz ama size bakar. O adamdır sizin torpiliniz. Biz sınavlarımızı, genel olarak diğer kurumlar da yapıyoruz. Bütün Facebook, İnstegram, Twitter hesaplarının hepsini tarıyoruz. Oradaki paylaşımlarının hepsine bakıyoruz” dedi.

    Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde üniversite öğrencileriyle bir araya gelen Sayıştay Başkanı Seyit Ahmet Baş, burada öğrencilerle yaklaşık 2 saatlik bir söyleşi gerçekleştirdi.

    Öğrencilere kariyer planlama ile ilgili bilgiler veren Baş, kişinin planlamasını kendisinin yapması gerektiğini vurguladı. Planlamada ailenin, üniversite hocalarının ya da KPSS’nin herhangi bir faktörü olmadığını kaydeden Baş, “Bu planı biz yapacağız. Aile, hoca, KPSS veya kurslar yapmayacak. Onlar plana yardımcı olacak. Bu plan şahsi plan. Böyle bir iradeyi kendimiz oluşturacağız. Bu planda ne tür adımlar atacağız onları kurgulamamız lazım. Stratejik planlama gibi düşünelim, ne tür eylemlerle ona ulaşacağız. Hedefler değişebilir, zaman içerisinde. O hedef gerçekleşmese başka hedeflere dinamik bir şekilde değiştirebilmeli” dedi.

    “90 kişi alacağız”

    Denetçilik konusunda öğrencilere bilgilerde veren Baş, denetçiliğin bir meslek olduğuna dikkat çekerek, “Biz bütün arkadaşlarımıza Sayıştay denetçiliğini açıyoruz. Ama biz de kapasite sınırlı. 45 kişi alacağız, süreci devam edenler var. Önümüzdeki dönemde belki son baharda bir sınav daha açacağız. 45 kişi daha denetçi yardımcısı alacağız. Dolayısıyla bizde kapasitesi sınırlı. Ancak vergi denetim kurulu tarafında daha fazla imkan var” diye konuştu.

    Torpil cevabı

    Bir öğrencinin, Sayıştay kurumuna işe alım konusunda bürokratlar tarafından üzerinizde baskı yapılıyor mu? Böyle bir şey var mı?’ sorusuna, “Mülakatta en büyük torpil kişinin kendisidir” şeklinde cevap veren Baş, mülakatlarda yer alan komisyon yetkilisinin işe alımdaki bakış açısının önemine işaret etti. Baş, “Ortada bir adam vardır, konuşmaz ama size bakar. O adamdır sizin torpiliniz. Yeterli öz güveni karşıya o algıyı verebildiyseniz, mesleğin gerektirdiği ciddiyete haizseniz, güvenlik soruşturmasında herhangi bir sıkıntı yoksa işe girmemesi için bir neden olmaz. Kariyer mesleklerinde torpil çok önemli değil ama onun dışında başka özel sektörlerde işe yarayabilir. Netice itibariyle biz denetçilik yapacak kişiler bakıyoruz. Ya da müfettişlik yapacak kişi bakıyoruz. Bu arkadaşımızın durumu müfettişliğe elverişli midir. Her bir müfettiş kendi başına resmi bir dairedir. Uzman nasıl yapar, çalışmasını yapar kendisine verilen konuda yapmış olduğu çalışmayı daire başkanına sunar, daire başkanını, o genel müdür yardımcısına o da genel müdüre sunar yukarıya doğru gider. Uzmandan böyle bir şey beklenmez” ifadelerini kaydetti.

    “Bütün sosyal medyayı tarıyoruz”

    15 Temmuz sonrası kamuda işe alımlardaki güvenlik soruşturmalarının artırıldığına da dikkat çeken Baş, “Güvenlik soruşturmasında bir takım şeyler varsa, mesela abisi bir suça karışmış, öbürü hapiste bunlar güvenlik soruşturmasında çıkıyorsa onaylanmaz. Özellikle 15 Temmuz sonrası bu türlü soruşturmalar arttı. Biz de sınavlarımızı genel olarak diğer kurumlarda yapıyoruz. Bütün facebook, İnstegram, Twitter hesaplarının hepsini tarıyoruz. Oradaki paylaşımlarının hepsine bakıyoruz” dedi.

  • İş Kazalarına Karşı Kendinizi Koruyor Musunuz?

    Ayyıldız İş Sağlığı ve İş Güvenliği Uzmanı Muharrem Demirbilek, iş kazalarında dünyada üçüncü, Avrupa’da ise birinci olan Türkiye’de son yıllarda çıkarılan kanun ve yönetmelikler, iş kazalarının ve iş yerlerindeki risklerin en aza indirilmesi için büyük bir fırsat olduğunu belirterek doğru çalışmanın hayat kurtardığını söyledi.

    Türkiye’de iş hayatında yaygın olan ‘Bana bir şey olmaz’ anlayışının artık son verilmesi gerektiğini ve bu konuda da yasal düzenlemenin yapıldığını kaydeden Ayyılzı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Uzmanı Muharrem Demirbilek, ülkede her ay alınmayan basit tedbirlerle onlarca kişinin hayatını kaybettiğini belirtti. İş güvenliğinde kaza olduktan sonra değil önceden tedbir almak gerektiğini belirten Ayyıldız İş Sağlığı ve İş Güvenliği Uzmanı Muharrem Demirbilek, “Maalesef bir zamanlar emniyet kemerine olan direnç, ülkemizde de baret ve güvenlik kemerine karşı da vardı. Yavaş yavaş bu direnç de kırılmaya başladı. İş güvenliğinde tedbirler ve önlemler öncelikle tehlikeyi kaynağında önlemeye yönelik olmalıdır ve dikkatsiz olduğumuz durumlarda yaşanabilecek olayları önceden görüp gerekli korumayı sağlamamız gerekmektedir” dedi.

    Çalışanların, kişisel koruyucu ve donanımları ile de risk durumunu minimuma indirerek olası kazalarda yaralanma ve can kayıplarını önleyebileceklerini ifade eden Demirbilek, “İnşaat işçisinden, marangoza, nalbantından demircisine kadar herkes alacağı basit tedbirlerle daha güvenli çalışabilir. Çalışanların göze tehlikeli madde sıçrama tehlikesi varsa koruyucu gözlük, ortamda toz varsa tozun yoğunluğuna göre uygun maske, kimyasal bir gaz varsa filtreli tam yüz maskesi ya da yarım yüz maskesi, çelik burunlu ayakkabı iş elbisesi kulaklık gibi malzemelerin sürekli kullanılması gerekiyor. İnsan vücudu taşıdığı her tür ek malzemeye karşı direnç gösterir. Bu nedenle de çalışanlar bu tür koruyucu donanım kullanmayı tercih etmiyorlar. Rahatlığınız mı önemli yoksa canınız mı? İş kazası sayılarında Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü olduğumuzu düşündüğümüzde ‘bana bir şey olmaz cümlesi’ anlamını kaybetmektedir. Her an bir şey olacakmış gibi endişe duyarak çalışma yapılması gerekmektedir” diye konuştu.