Etiket: Muş’un

  • Muş’un Jeotermal Potansiyelini Belirleme ve Geliştirme Çalışmaları Sürdürülüyor

    Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) tarafından Muş’un jeotermal potansiyelini belirlemek ve geliştirmek amacıyla başlatılan çalışmalar sürdürülüyor.

    Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Rektörü Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, üniversitenin Muş’un jeotermal potansiyelini belirlemek ve geliştirmek amacıyla sürdürdüğü çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu. Muş Alparslan Üniversitesi’nin, Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) ile birlikte geçtiğimiz yıl önemli bir projeye imza atarak, Muş’un jeotermal kaynaklarıyla ilgili bir araştırma süreci başlattığını belirten Rektör Polat, “Muş ve ilçelerinde önemli bir jeotermal potansiyel olduğuna inanıyorduk ve çalışmalarımız da bu konuda yanılmadığımızı kanıtladı. Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi İskender Dölek hocamızın başkanlığında Türkiye’nin farklı yerlerinden de katkı sunulan bir çalışma grubu oluşturduk ve Muş’un farklı alanlarında incelemeler yaptık. Bu incelemeler sayesinde Muş için son derece sevindirici olduğunu düşündüğümüz sonuçlarla karşılaştık. Özellikle Varto’daki birkaç yerde, çalışma grubumuzun uyguladığı jeotermometre çalışmaları ile su sıcaklığının 80-164 derece arasında olabileceğini belirlemeleri bizi memnun etti” dedi.

    Jeotermalin, seracılık ile ilgili yatırımlarda kullanıma sunulmasını hedeflediklerini ifade eden Rektör Polat, “Muş’un farklı bölgelerine de kaydırdığımız çalışma grubunun bilimsel nitelikteki çalışmaları neticesinde, Muş Ovası’nın sıcak su kaynağı bulunan iki noktasında sondaj yapılabileceği yönünde bulgular elde ettik. Muş Alparslan Üniversitesi kurulduğu günden bu yana üstlendiği çalışmalarla, Muş’un potansiyel kaynaklarını fark edip kullandığı takdirde, ekonomik anlamda çok güçlü katma değerler sağlayabileceğini göstermiştir. Yaptığımız bu son çalışmayla da Muş’umuzun jeotermal kaynaklarını gün yüzüne çıkararak ekonomiye kazandırmak ve özellikle gıda, tarım ve hayvancılık alanlarında önümüzdeki dönemde atılacak adımlarda jeotermalin, örneğin seracılık ile ilgili yatırımlarda kullanıma sunulmasını hedefliyoruz” diye konuştu.

    “Sağlık Turizmi Anlamında Ciddi Bir Hareketliliğin Yaşanabileceğine İnanıyoruz”

    Bölgenin turizm açısından da dikkate değer bir potansiyele sahip olduğunun altını çizen Rektör Polat, “Hem yakınımızdaki şehirler itibariyle hem de civarımızdaki İran, Irak, Nahcivan, Gürcistan gibi ülkelere yakınlığı dikkate alındığı zaman, jeotermal kaynaklar açığa çıkarılıp ticari kullanıma sunulduğunda, sağlık turizmi anlamında ciddi bir hareketliliğin yaşanabileceğine inanıyoruz. Bölgemizde beş yıldızlı bir otelimiz ya da sağlık turizmi konusunda uluslararası standartlarda hizmet verecek bir tesis bulunmuyor. İnşallah üniversite olarak yaptığımız çalışmalarla ticari değeri olan ciddi bir su kaynağı bulur ve açığa çıkmasına vesile olursak, önemli turizm yatırımlarının da bölgemize çekilebileceğini düşünüyoruz. Varto Kaymakamlığıyla ortak yürüttüğümüz çalışmalarda tespit edilen ve yüzey sıcaklığı itibariyle dikkat çeken bazı noktalar kayıt altına alınarak tescillendi. Varto dışında, Muş Ovası’nda önemli bulgular tespit ettiğimiz iki nokta daha var. Tabii daha muteber sonuçlar elde edilebilmesi için ciddi sondajların yapılması gerekiyor. İnşallah bu konuda Muş Valiliğinin katkılarıyla ve Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmeler neticesinde onlardan alacağımız destekle kısa sürede daha somut bulgular elde edeceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu.

  • Muş’un silueti değişiyor

    Muş’ta geçen yıl başlanan altyapı çalışması havaların ısınmasıyla yeniden başlatılırken, 30 bin nüfusa hitap eden eski altyapı, Muş Belediye Başkanı Feyat Asya’nın girişimleriyle yeni hazırlanan proje ile 400 bin nüfusa hitap edecek.

    Kentte altyapı çalışması kaldığı yerden devam etmeye başladı. Çalışmaların tamamlandığı bölgelerde üst yapı çalışmalarına kısa sürede başlanacağını hatırlatan Belediye Başkanı Feyat Asya, kentin yeni bir siluete kavuşacağını ifade etti. Makamında gazetecilere açıklamalarda bulunan Başkan Asya, göreve geldiği günden itibaren Muş’un bir bütün olarak alt yapı projesine başladıklarını ifade ederek “Geçen yıl itibariyle yapılan yoğun çalışmalar sonucu işin fiziki gerçekleşmesinde yüzde 30’a ulaştık. 2018 yıl mart ayı başından itibaren çalışmalarımıza yeniden başladık. Şu anda Sütlüce, Yeşilyurt, Zafer Mahallesi ile Erzurum Caddesinde yoğun bir biçimde alt yapı çalışmalarımız devam ediyor. Hedefimiz bu yıl alt yapı ve doğal gazla birlikte kanalizasyon şebekemizi de değiştirmek. Bununla birlikte içme suyu şebekesi de değiştirdik. Depolarımızın yenilendiği ve bir bütün olarak alt yapısının 50 yıla tekabül edecek bir alt yapı çalışması yapıyoruz. Bu yıl alt yapısının ekseriyetini bitirmiş, doğalgazının ise gitmediği mahalle, gitmediği cadde, gitmediği sokağı bırakmayacak şekilde planımızı programımızı yaptık. İmar üzerine alt yapısı biten bütün mahallelerimize eş zamanlı olarak asfalt ve kaldırım çalışmalarımızı da başlatmış olacağız. Dolayısıyla 2018 yılı sonuna kadar alt yapısı bitirilmiş, üst yapısının da ekseriyetini bitirmiş, hizmete sunmuş bir belediyecilik çalışmasıyla bu yıl atılım yılımızı olacaktır” dedi.

    “Yeni altyapı 400 bin nüfusa hitap edecek”

    Eski altyapının 30 bin nüfusa hitap ettiğini ve yeni proje ile bu sayının 400 bin nüfusa yükseltildiğini kaydeden Başkan Asya, “Daha önce 1970’li yıllarda yapılan kanalizasyon şebekesi daha sonra yamalar halinde yapılmış ve birkaç mahallemizde de hiç alt yapıdan eser yoktu. Dolayısıyla 30 bin nüfusa göre yapılmış bu alt yapı hedefimiz ileriye yönelik 400 bin nüfusa hitap edebilecek bir alt yapıyı yapıyoruz. Bu anlamda artık bu şehirde alt yapı sıkıntısının yaşanmadığı bir çalışma ile bitirmeye planlıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Projenin yaklaşık 100 milyon TL olduğunu ifade eden Başkan Asya, “Geçen sene Muş’un yüzde 30’unu bitirdiler. Bu senede daha planlı ve daha düzenli bir çalışma yapmak suretiyle inşallah 2019’un Mart ayına kadar bir bütün olarak bitirmeyi planlıyoruz. Alt yapı tabi meşakkatle bir çalışmadır. İster istemez insanlara rahatsızlığı dokunan bir çalışmadır ve ciddi manada insanların ilk etapta tepkisi oldu. Biz bunu her salı günü bir mahallemizde mahalle buluşmalarını yapmak suretiyle bu işin sıkıntısını ve bu işin olmazsa olmazlarını anlattık. Halkımızdan beklediğimizin çok üstünde bir destek aldık. Çünkü alt yapı insana verilen değerdir. Altyapıyı çok önemsiyoruz. Altyapı bittikten sonra üstyapı için mahalle, ara sokaklar, ara yollar, kaldırımlar ve kültürel, sosyal belediyecilikten tasarladığımız park, bahçe, kültür evleri, bilgi evleri, şehirler arası otobüs terminali ve diğer belediyelerin olmazsa olmazları ile birlikte Muş’un hem makus talihini yenmiş olacağız, hem de siluetini değiştirmiş olacağız” şeklinde konuştu.

  • ERA Gayrimenkul, ‘Bayim Olur Musun Fuarı’nda seminer verdi

    Sektörün önemli organizasyonlarından ‘Bayim Olur musun Fuarı’na katılan ERA Gayrimenkul Türkiye, fuara gelen girişimcilere avantajlı franchise sistemini anlattı.

    15’incisi CNR Expo’da düzenlenen ‘Bayim Olur musun?’ fuarı girişimci adaylarıyla markaları bir araya getirdi. ABD merkezli dev gayrimenkul danışmanlık şirketi ERA Gayrimenkul Türkiye’nin tam kadro hazır bulunduğu fuarda ERA Genel Müdürü Özhan Atalay bir de seminer verdi.

    ERA Gayrimenkul Türkiye standında ziyaretçilere franchise imkanları ve dünya markası ile çalışmanın oluşturduğu avantajları ve ayrıcalıkları anlattı. Fuara gelen ziyaretçi sayısından oldukça memnun olduklarını belirten ERA Gayrimenkul Türkiye Genel Müdürü Özhan Atalay, markalaşmanın önemini anlattığı seminerinden sonra yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bu yıl 15’incisi düzenlenen ‘Bayim Olur musun Fuarı’nda yer almaktan son derece mutluyuz. Sektörümüzde bunun gibi sürdürülebilir, başarılı fuarlara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Öte yandan standımıza gelen ziyaretçilerimizin ayırdıkları vaktin karşılığını alarak evlerine döndüklerini görmek de bizler için bir başka motivasyon kaynağı oluyor” dedi.

    Seminerde markalaşmanın önemine vurgu yapan Atalay, dünyanın gelişmiş ülkelerinden örnekler de verdi. Gayrimenkul sektöründeki markalaşmanın ülkemizde yeni yer bulmaya başladığını belirten Atalay, bu gecikmenin en önemli nedeni olarak sektörde tüketiciyi korumaya yönelik hiçbir yasa olmamasını dolayısıyla sektörde iş yapan birçok kişinin markalaşmaya ihtiyaç duymamasını gösterdi. Türkiye’de yaşanan markalaşma sorunuyla ilgili olarak da görüşlerini belirten Atalay, “Türkiye gayrimenkul sektörünün adeta kanayan yarası haline gelen markalaşma sorunu ve broker eğitimi sorunlarına yönelik bugüne kadar dile getirdiklerimizi ve ERA Türkiye olarak yaptıklarımızı burada da kısaca anlatma imkanı bulduk. Güzel bir katılımla gerçekleşen seminer hem benim adıma hem de dinleyiciler adına verimli geçti. ERA Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sektörümüz için yüksek katma değerli hizmetler üretmenin yanı sıra sektörün lider oyuncularından biri olmanın verdiği sorumlulukla sektör sorunlarını tespit edip elimizden geldiğince çözüm ortağı da olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Dünya markalı gayrimenkul ofislerini seçiyor

    Gayrimenkul sektörünün akredite olmuş bir sektör olmamasından kaynaklı yaşadıkları sıkıntıları dile getiren Atalay, girişimci ruha sahip herkesin basit bir ofis açarak hatta açmadan sektöre girebildiğini, müşteriye yanlış ya da hatalı bilgi vermesi halinde hiçbir kanuni veya cezai müeyyide ile karşı karşıya kalmadığını belirtti. Durum böyle olunca da müşterinin sektöre karşı güveninin azaldığını belirten Atalay, müşterilerin markalı ofislere, marka değerinden dolayı güvenle yaklaştığını ve bölgesine hakim brokerlarla çalışmaya başlayınca sektöre karşı güven tazelediğini aktardı.

    Dünyanın gelişmiş ülkelerinde insanların büyük bir çoğunluğunun markalı danışmanlarla çalıştığını aktaran Atalay, Kuzey Amerika’da yüzde 90, İngiltere’de yüzde 80, Avrupa genelinde yüzde 60, olan rakamın Türkiye’de ise şimdilik sadece yüzde 7 olduğuna dikkat çekti. Tüm bu olumsuz tabloya rağmen, markalaşma konusunda Türkiye’nin son yıllarda hayli yol kat ettiğini ancak hala gidecek çok yolu olduğunu da belirten Atalay, ERA Türkiye olarak, ülke genelinde verdikleri eğitimlerin ve markalaşmanın önemine dair yaptıkları bilgilendirme toplantılarının hız kesmeden devam edeceği bilgisini de paylaştı.

  • Muş’un Bulanık Belediyesi’ne Kaymakam Şahin atandı

    Muş’un Bulanık Belediyesi’ne yapılan kayyum atamasıyla Bulanık Kaymakamı Ömer Şahin atandı.

    2014 yerel seçimlerinde Barış ve Demokrasi Partisi’nden (BDP) Bulanık Belediye Başkanı seçilen Rahmi Çelik ile Belediye Eşbaşkanı Figen Yaşar’ın geçtiğimiz Nisan ayında yapılan terör operasyonunda tutuklanması üzerine belediye başkanlığı koltuğunda Belediye Başkanvekili Arafat Kardağı oturuyordu. Bu sabah yapılan kayyum atamasıyla Bulanık Kaymakamı Ömer Şahin, Bulanık Belediye Başkanlığı görevine atandı.

    Belediye başkanlığına kayyum olarak atanan Kaymakam Ömer Şahin yaptığı açıklamada, “Tabi burada Bulanık halkının da desteğini alacağız. Kabadayılık, küstahlık yapmayacağız. Sadece vatandaşımıza hizmet yapacağız. Onun için burada görevlendirildik. Allah bizi utandırmasın. Desteklerinizden dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Bulanıkımıza, memleketimize hayırlı uğurlu olsun” dedi.

  • Muş’un Fedakar Annesi

    Muş’un Hasköy ilçesinde, 11 çocuğundan beşi engelli olan fedakar bir anne, yılın annesi seçildi.

    Muş Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü, Hasköy ilçesi Sayanlar mahallesinde oturan ve 11 çocuğundan beşi engelli olan Türkan Basım’ı yılın annesi seçti. 22 yıl önce ilk çocuğu engelli olan Türkan Basım’ın daha sonra 4 çocuğu engelli olarak hayata gözlerini açtı. Çocuklarına gözü gibi bakan fedakar anne, hepsini ayrı ayrı sevip bağrına bastı.

    Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Abdulbari Aksoy, fedakar anne Türkan Basım’ı ziyaret ederek beraberinde getirdiği hediyeleri sundu.

    Muş genelinde kurumları tarafından 11 çocuğundan beşinin engelli olduğu Türkan Basım’ı yılın annesi seçtiklerini ve büyük fedakarlıklarda bulunduğunu söyleyen Aksoy, fedakar annenin çocuklarına büyük bir mutluluk aşıladığını kaydetti.

    Aksoy, bugün Anneler Günü olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Kurumumuzca belirlenen yılın annesini ziyarete geldik. Göründüğü gibi beş engelli çocuğu ile ilgilenen, gerçekten birçok annenin kendi durumuna şükretmediği ama bunların gözünde mutluluğu hissettiğimiz bu ailede bu annenin bu kadar fedakarca davranmışlı olması bizim tespitimizin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor.”

    Maddi açıdan devletin aileye her türlü desteği sunduğunun altını çizen Aksoy, şunları söyledi:

    “Bu anne gerçekten çocuklarına mutluluk aşılamış, Yusuf, Zehra, Muhammed’imiz ve hatta Harun’umuz da mutluluk tablosu veriyor. Bu anlamda ben bu anneyi tebrik ediyor, ellerinden öpüyorum. Devletimizin şefkatli kolu buraya gelmiş, kendini göstermiş, aileyi destekliyor ve evde bakım hizmeti ile tabi maddi açıdan devletin vermiş olduğu belki aileye biraz faydalı olmuş olabilir. Ama gördüğünüz gibi annenin yüreğindeki fedakarlık buraya büyük bir mutluluk katmış. Bu arada biz Harun’u çok sevdik, o da bizi çok sevdi. Sayın valimiz iş yoğunluğundan dolayı aileyi çok ziyaret etmesine rağmen gelemedi, selam söyledi. Hediyelerini gönderdi. Gördüğümüz kadarıyla aile selamı da hediyeyi de her türlü övgüyü de hak ediyor. Biz ailemize teşekkür ediyoruz.”

    Eşinin çok fedakar bir anne olduğunu ve kendisine teşekkür eden baba Mehmet Sabri Basım da, sözlerini şöyle sürdürdü: “1976’de evlendik. 5 özürlü çocuğumuz var, 6 sağlam çocuğumuz var. Bu tarihten beri anneleri çocuklarına fedakarlık ediyor. Fedakarlığından dolayı kendisine teşekkür ediyorum. Bugün Anneler Günü. Anneler Günü dolayısıyla benim fedakar aileme, fedakarlıklarından dolayı benim gözümde fedakar bir kadındır. Bundan dolayı kendilerine teşekkürlerimi arz ediyorum.”

    Annesine sarılarak öpüp koklayan engelli Harun Basım (10) ise, “Ben annemi çok seviyorum” dedi.