Etiket: Müslümanların

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Mescid-i Aksa tüm Müslümanların göz bebeğidir”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Mescid-i Aksa’ya yönelik İsrail yönetiminin uyguladığı kısıtlamaların kabul edilemez olduğunu ifade ettik. Müslümanların ibadet hakkını yok sayan, Mescid-i Aksa’nın kutsiyetini ihlal eden bu adımlar gerilimi daha da tırmandırmaktadır. İbadetlerini yapmaya gelen Müslümanları teröristlerle eş tutmak büyük bir akıl tutulmasıdır. İsrail bu tür hukuk tanımazlıklarla sadece kendine değil, tüm bölgeye zarar veriyor. Mescid-i Aksa tüm Müslümanların göz bebeğidir. Kutsallarımızın ayaklar altına alınmasına sessiz ve tepkisiz kalamayız” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin ardından Türkiye’ye döndü. Ankara Esenboğa Havalimanı’nda basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, Körfez ziyaretine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çok kritik bir döneme tekabül eden bu ziyaretin son derece başarılı geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhataplarıyla öncelikli olarak Katar krizini ele alma fırsatını bulduklarını ve bunun yanında diğer bölgesel sorunları da ele aldıklarını ifade etti.

    “Katar meselesinin çözümü noktasında neler yapabileceğimizi, ülke olarak nasıl katkıda bulunabileceğimizi birlikte istişare ettik”

    Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Özellikle Katar meselesinin çözümü noktasında neler yapabileceğimizi, ülke olarak nasıl katkıda bulunabileceğimizi birlikte istişare ettik. Öncelikle şu hususun altını tekrar çizmekte fayda görüyorum. Elbette yıkmak kolay, yıkılanı yeniden inşa etmek ise her zaman çok zordur. Devletlerarası münasebetlerde bu daha fazla süre ve zahmet ister. Son ziyaretimiz ve temaslarımızın istikrar ve karşılıklı güven iklimini yeniden inşa yolunda önemli bir adım olduğuna inanıyorum. Katar krizi yanında bir diğer gündem başlığı ise ikili münasebetlerimiz oldu. İlk durağımız olan Suudi Arabistan’da Kral Selman ile siyasi ekonomik ticari, askeri, kültürel ve diğer alanlardaki ikili ilişkilerimizi ele aldık. İlişkilerimizdeki güçlü ivmenin sürdürülmesi hususunu değerlendirdik ve bu konuda da hemfikir olduğumuzu gördük. Hadimu’l-Haremeyni Eş-Şerifeyn olan Kral Selman’a krizin çözümünde kendisinden büyük beklentilerimiz olduğunu ifade ettim. Ayrıca ziyaret vesilesiyle Veliaht Prens Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Prens Muhammed Bin Selman’la da kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Bölgesel meselelerde mevcut işbirliğimizi nasıl derinleştireceğimizi mütalaa ettik. İkili ilişkilerimizin ekonomik boyutunu, savunma sanayiine yönelik atılabilecek adımları birlikte değerlendirme imkanımız oldu. Ardından Kuveyt’te Emir Şeyh Sabah’la gündemdeki ikili ve bölgesel konuları ele aldık. Ticaret, yatırım, müteahhitlik, enerji ve turizm başta olmak üzere ekonomik ve ticari işbirliğimizin ilerletilmesi imkanlarını değerlendirdik. Kardeşim Şeyh Sabah’a Körfez krizindeki arabuluculuk çabalarını desteklediğimizi ve katkı sunmaya hazır olduğumuzu bir kere daha ifade ettim.”

    Ziyaretin son durağı olan Katar’da Emir Şeyh Temim ile yaptıkları görüşmelerin de son derece verimli geçtiğini kaydeden Erdoğan, “Liderler düzeyinde tesis ettiğimiz Yüksek Stratejik Komitenin işleyişinden duyduğumuz memnuniyeti dile getirdik. Aramızdaki diyalog ve işbirliğinin sürdürülmesine yönelik irademizi de teyit ettik. Emir Şeyh Temim’e kriz sürecinde sergiledikleri soğukkanlı tutumu takdirle karşıladığımızı ifade ettim. Ülke olarak Katar’ın egemenlik haklarının korunması, gözetilmesi gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Görüşmelerimizde yine bölgesel meseleleri ele alma fırsatı oldu” diye konuştu.

    “Mescid-i Aksa tüm Müslümanların göz bebeğidir”

    “Suriye, Irak, Libya, Yemen, Filistin tüm buralarda devam eden sorunlara yönelik uluslararası meşruiyet ve ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması ilkeleri temelinde çözümler bulunmasının önemini özellikle vurguladık” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mescid-i Aksa’ya yönelik İsrail yönetiminin uyguladığı kısıtlamaların kabul edilemez olduğunu ifade ettik. Müslümanların ibadet hakkını yok sayan, Mescid-i Aksa’nın kutsiyetini ihlal eden bu adımlar gerilimi daha da tırmandırmaktadır. İbadetlerini yapmaya gelen Müslümanları teröristlerle eş tutmak büyük bir akıl tutulmasıdır. İsrail bu tür hukuk tanımazlıklarla sadece kendine değil, tüm bölgeye zarar veriyor. Mescid-i Aksa tüm Müslümanların göz bebeğidir. Kutsallarımızın ayaklar altına alınmasına sessiz ve tepkisiz kalamayız. Biran önce İsrail yönetiminde aklı selimin galebe çalmasını temenni ediyoruz. Kudüs’ü muhafaza için kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın zirve dönem başkanı olarak bir kez daha İsrail’i hukuka, yerleşik teamüllere ve insani değerlere uygun davranmaya devam ediyorum. Kimden gelirse gelsin şiddeti maruz görmediğimizi ifade ediyorum. Körfez ziyaretimin gündemdeki konular bağlamında bizim için gerçekten faydalı geçtiğini ifade ediyorum” açıklamasında bulundu.

  • TİKA, Ramazan’da da Polonyalı Müslümanların yanında

    Polonya’da bulunan Müslümanlara her türlü desteği sağlayan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), onları Ramazan’da da yalnız bırakmadı.

    Polonya’da bulunan Müslümanları yalnız bırakmayan TİKA, Ramazan ayında iftar programları düzenleyerek Müslümanları bir araya getirdi. Polonya Müftülüğü ile ortak düzenlenen iftarda Polonya’da yaşayan Müslümanlar ile gayri müslimler iftar sofrasında bir araya geldi. Polonya Tatar İslam Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftara TİKA Başkan Yardımcısı Birol Çetin, TİKA Uzmanı İbrahim Erbir, Polonya Müftüsü Tomasz Miskiewicz ve Müslüman katıldı.

    İftarın TİKA ve Polonya Müftülüğü tarafından organize edildiğinin altını çizen Polonya Müftüsü Tomasz Miskiewicz, “Bu iftar Tatar kültürünü tanıtmak amacıyla yapılıyor. Bu iftarda sadece Kırımlılar değil, Polonyalı Tatarlar dışında Müslümanlığa sonradan geçmiş Polonyalılar ve Müslüman olmayan kişiler de davet edildi. Herkese açık bir iftar” ifadelerini kullandı.

    Polonya’da yaklaşık 20 saat oruç tuttuklarını belirten Polonya Tatar İslam Kültür Merkezi’nde din görevlisi olarak bulunan Tacikistanlı Mirza Galip Recepaliyev, her gün Müslümanlarla birlikte iftar yaptıklarını kaydederek, “Her akşam Müslüman kardeşlerimiz toplanıyor, bazen gayri müslimlerde geliyor, İslam’a çok sıcak bakan bazı Polonyalı kardeşlerimiz de geliyor birlikte iftar yapıyoruz” dedi.

    Polonya devletinin İslam’a yaklaşımının sıcak olduğunun altını çizen Mirza Galip Recepaliyev, “Her ne kadar halk arasında bazı tartışmalar olsa da Polonya devleti Müslümanlık, Hristiyanlık ve Yahudiliği tanıyor. Resmi olarak devlet statüsünde bir makamımız var” diye konuştu.

    Kur’an-ı Kerim’in okunduğu iftar sofrasında okunan ezanın ardından oruçlar açıldı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Kudüs, tüm Müslümanların harem-i izzeti ve namusudur”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kudüs’e sahip çıkmanın her Müslüman’ın görevi olduğunu belirterek, “Kudüs’ün tekrar barış, huzur ve güven şehri olması için gayret sarf ediyoruz. Ümmetin ilk kıblesi, peygamberler şehri olan Kudüs; tüm Müslümanların harem-i izzeti ve namusudur” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Vakıf Haftası ve Uluslararası Kudüs Vakıfları Forumu açılışına katıldı. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıda konuşan Erdoğan, “Gerektiğinde evladı için vücudunu kahpe kurşunlarına siper eden Filistin’in fedakar babalarını selamlıyorum. Evinden barkından edilmiş, kimi vatan hasretiyle hayata veda etmiş 8 milyon Filistinli kardeşime selamlarımı ve dualarımı gönderiyorum. Hangi dinden, milletten olursa olsun Kudüs için mücadele eden, Filistin’deki adaletsizliği ve işgali gidermek için çaba harcayan tüm vicdan sahiplerine saygılarımı yolluyorum” dedi.

    “Biz Mescid-i Aksa dediğimiz zaman onu orada Harem-i Şerif olarak ifade etmeyi eksik görüyoruz. Kubbet-üs Sahra’da hepsi içindedir. Kimse kimseyi aldatmasın. Bunun mücadelesini bütünüyle bu şekilde veriyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kudüs 3 semavi din için de kutsal bir şehirdir. Bütün insanlık tarihinin özüdür, özetidir. Filistin’in milli şairi merhum Mahmut Derviş, ‘Kadim surlar içinde yürüyorum Kudüs’te, bir zaman diliminden diğerine’ dizeleri ile Kudüs’ün bu vasfını çok güzel anlatır. Nuri Pakdil de Kudüs’ün zamanı ve mekanı aşan önemini kelimelere şöyle döker; ‘Tur Dağı’nı yaşa ki, bilesin nerede Kudüs. Ben Kudüs’ü kol saati gibi taşıyorum. Ayarlanmadan Kudüs’e boşuna vakit geçirirsin, buz tutar gözün, görmez olur. Kudüs’te zaman bizim bildiğimiz vakitlere göre değil, kendi mecrasına akar. Kudüs aşktır, hasrettir. İnsanlığın gönlünün nuru, gönlünün sürurudur. Kudüs yeryüzünde arşı alaya en yakın yerdir. Çünkü Kudüs İsra’nın ikinci durağı, miracın ilk basamağıdır. Kudüs tüm Müslümanların harem-i izzeti ve namusudur. Burada bizlere pusula olması için bir hadisi şerifi nakletmek isterim. Bir gün Hz. Meymune, Peygamber Efendimize Mescid-i Aksa için ’Hüküm nedir?’ diye sorar. Bunun üzerine Efendimiz, ‘Oraya gidin ve orada namaz kılın’ buyurur. Hz. Meymune tekrar sorar; ’Gidemezsek ne yapmamız gerekir?’ Efendimiz o zaman kandillerinde yakılmak üzere yağ gönderin der. Efendimiz bir başka hadislerinde yolculuk yalnız üç mescidedir, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’dır diye buyurmuşlardır” dedi.

    “Bu formun vakıfların güçlendirilmesi noktasında uluslararası çalışmalara ışık tutacağına inanıyorum”

    Konuşmasında Kudüs’ün önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kudüs’e sahip çıkmak her Müslüman’ın görevidir. Kudüs davası sadece Filistinli kardeşlerimizin davası değildir. Gerek inancımızdan, gerekse tarihimizde tevarüs ettiğimiz sorumlulukla Kudüs’e, Kudüs davasına, Filistinli kardeşlerimizin hak ve adalet mücadelesine büyük önem veriyoruz. Kudüs’ün tekrar barış, huzur ve güven şehri olması için gayret sarf ediyoruz. İstanbul’da ev sahipliğimizde toplanan 13. İslam Zirvesi tarihi bir karara imza atarak Filistin halkının ve Kudüs şehrinin ekonomik olarak güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Şahsım bu hedefe katkı sağlamaya özellikle ihtimam gösteriyoruz. Vakıf müessesi bu amaçlarımızı gerçekleştirmek için biçilmiş kaftandır. Tarih boyunca onlarca saldırı ve yıkıma rağmen ayakta kalabilmemizde vakıf geleneğimizin büyük katkısı vardır. Kudüs bir vakıf hazinesidir. Kudüs’ün tarihine baktığımızda Hz. Ömer’den Selahattin Eyyübi’ye, günümüze kadar vakıfların izini görürüz. Suriye’de de böyle değil miydi. Ama şimdi Suriye’de bütün o vakıf eserleri yer ile yeksan oluyor. Gerek hayır işlerinde, gerek Mescid-i Aksa’nın İslami karakterinin korunmasında vakıfların büyük rolü var. Selahattin Eyyübi’nin Kudüs’ün fethinin ardından Burak duvarının yanına kurulan mahalle bir vakıf mahallesidir. 1967 işgali sonrası bu mahalle 800 yıllık geçmişi ile birlikte buldozerlerle yok edilmiştir. Bu mesele dahi Filistin sorununun küçük ölçekte bir özetidir. Bir diğer vakıf Haseki Sultan İimareti’dir. Bu müessese yüzyıllardır aç ve muhtaçlara yardımda bulunuyordu. Bugün İslam müzesini ziyaret edenler bu vakfın zamanında emek dağıttığı kazanları, yardımdan yararlananların isimlerinin yazılı olduğu o çizelgeleri görecektir. Kudüs’teki tarihi vakıflarımızı bizi geleceğe taşıyacak kurumlar olarak görüyorum. 50 yıldır işgal altında olan Kudüs’te vakıflarımız ihya etmek için yoğun çaba sarf ediyoruz. Bizlerin görevi Kudüs’e, vakıflara ve oradaki tüm eserlere destek olmaktır. Bu kavramın içine sadece İslam vakıfları girmiyor, diğer dinlerin vakıflarını da aynı çerçevede değerlendiriyoruz. İslam idaresinde Kudüs’te hangi dine mensup olursa olsun herkesin canı, malı, ibadet hürriyeti, örfü adeti güvence altına alınmıştır. Haçlı seferlerinde kılıçtan geçirilen Kudüs’ün Yahudi halkı, ancak fetihten sonra Müslümanların himayesinde Kudüs’e geri dönebilmiştir. Bizim bugüne ve geleceğe bakışımız da bu temeldedir. Bu formun vakıfların güçlendirilmesi noktasında uluslararası çalışmalara ışık tutacağına inanıyorum” dedi.

    “Yüz binler niçin Türkiye’den Mescid-i Aksa’yı ziyarete gitmesin”

    Müslümanlar olarak Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın sık sık ziyaret edilmesi gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstatistiklere baktığımızda bu konuda ciddi bir eksiğimizin olduğunu görüyorum. 2015 yılında yaklaşık 600 bin Amerikalı, 400 bin Rus, 300 bin Fransız Kudüs’ü ziyaret etmiştir. Müslüman ülkeler arasında en fazla Türkiye’den ziyaretçi gitmiş. Giden ziyaretçi sayısı 26 binde kalmıştır. Buradan milletime çağrıda bulunuyorum. Yüz binler niçin Türkiye’den Mescid-i Aksa’yı ziyarete gitmesin. Bu tablonun bize yakışmadığını kabul etmeliyiz. Oradaki kardeşlerimize en büyük desteğimiz Kudüs’teki varlığımız olacaktır” dedi.

    “Filistin meselesinde yıllardır üstünlerin hukuku işliyor”

    Filistin meselesine adil bir çözüm bulunmadan bölgede barış ve istikrarın sağlanmasının mümkün olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için öncelikle uluslararası hukuka ve alınan kararla saygı gösterilmesi gerekiyor. Hiç kimse, hiçbir ülke hukukun üstünde değildir, olamaz. Ancak Filistin meselesinde yıllardır üstünlerin hukuku işliyor, bunu da böyle görün. İsrail yönetiminin mevcut uygulamalarının eskiden Amerika’daki, yakın zamanda Güney Afrika’da siyahilere uygulanan ırkçı politikalardan ne farkı var. Batı Şeria’nın dört bir tarafını zehirli bir sarmaşık gibi saran oradaki anlayış hangi hukukta yer bulabilir. Gazze’ye hala uygulanan kısıtlamaların insanlık değeri olabilir mi. İsrail yönetiminin bu gücü nereden geliyor. Çünkü işlediği suçların tüm dünyanın gözü önünde gerçekleştirdiğini ve bu katliamların karşılıksız kalacağını biliyor. Sahilde top oynarken bombalarla parçalanan çocuk bedenlerinin hesabının kendisinden sorulmayacağını iyi biliyor. En temel insan haklarını ayaklar altına alan uygulamalarının herhangi bir yaptırımla karşılaşmayacağını da iyi biliyor. Cezasız her suç faili azgınlaştırır. İsrail suçların artmasının sebebi budur” diye konuştu.

    “İsrail üzerinde baskı oluşturulması gerekiyor”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çözümün yegane yolu nedir? 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasıdır. Bunun için de İsrail üzerinde baskı oluşturulması gerekiyor. Son dönemde barış sürecinde yaşanan gelişmeleri ihtiyatlı bir memnuniyetle izlediğimizi ifade etmek isterim. Filistin’in Devlet Başkanı Sayın Mahmud Abbas’ın liderliğinde yürüttüğü diplomatik çabaları destekledik, desteklemeye de devam edeceğiz. Bununla birlikte Kudüs’ün statüsünü ilgilendiren meselelerde herkesin gerekli dikkati ve itinayı göstermesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “ABD’nin büyükelçiliğinin taşınması tartışmaları yanlıştır”

    “Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail nezdindeki büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması tartışmalarının kendisi dahi son derece yanlıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kesinlikle gündemden düşmelidir. Bu konuda gerekli uyarıları en üst düzeyde yaptık, yapıyoruz. Bu mesele bazılarına basit bir tabela değişikliği gibi gelebilir. O kadar basit değil. Böyle düşünenler, kutsal topraklardaki dengenin ne kadar hassas olduğunu, değil bir tabelayı bir taşı dahi yerinden oynatmanın ne denli büyük etkileri olacağını görmezden geliyorlar” dedi.

    “Kudüs semalarından ezanın susturulmasına izin vermeyeceğiz”

    Camilerde sabah ezanlarının okunmasını yasaklamayı amaçlayan bir yasa tasarısının hala İsrail parlamentosunda beklediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Böylesi bir konunun gündeme gelmesi dahi, utanç vericidir. Bize her fırsatta din ve vicdan özgürlüğünden dem vuranların, bu konuda sessiz kalarak adeta atılan bu adımı onaylaması ise ibretliktir. Kudüs semalarından ezanın susturulmasına inşallah izin vermeyeceğiz. Şunu bir defa bilmemiz lazım; eğer inancınıza güveniyorsanız inanç hürriyetinden niye korkuyorsunuz? Bizim böyle bir derdimiz yok, biz inancımıza güveniyoruz. Onun için de inanç özgürlüğünden korkmuyoruz. Ben şu anda İsrail’in yöneticilerine de bunu hatırlatıyorum; inancınıza güveniyorsanız bizim ezan seslerimizden niye korkuyorsunuz? Bizim bu noktada ülkemizde yaşayan Musevi vatandaşlarımıza yönelik bu tür bir olumsuz tavır alma derdimiz yok. Bugüne kadar böyle bir adım atmadık, atmayız da. Bu yasakçı zihniyete en güzel cevabı Kudüs’teki kardeşlerimiz sabah vaktinde bizzat evlerinden ezan okuyarak ifade etmişlerdir. Aklıma cezaevinde arkadaşımızın ezan okuması geldi. Ne yapalım başka çare yok, o da ezan okuyarak bizi kaldırıyordu. Bu açık havayı, bu insanca yaşanan dünyanın cezaevine çevirenlere er ya da geç elbette gerekli cevabı vereceğiz. Bu konudaki net tavrımızı İsrail cumhurbaşkanına da ifade ettim. Bu doğru değil dedim.”

    “Hamas’ın siyaset belgesini önemli bir adım olarak görüyorum”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barışa özlem duyulan bir dünyada, münasebetlerimizi geliştirelim dediğimiz dünyada atılacak bu adım bu gelişmelerin önünü tıkar. Dönem safları sıklaştırma dönemidir. Zaman ayrılık değil, kenetlenme ve mücadeleyi yükseltme dönemidir. Hamas’ın geçtiğimiz günlerde ilan ettiği siyaset belgesini, hem Filistin davasında hem de Hamas ile Fetih arasındaki mutabakat sürecinde atılmış önemli bir adım olarak görüyorum. İlan edilen bu belge, bana göre birçok ezberi bozmuştur. İnşallah bundan sonra Filistin’in hak ve özgürlük mücadelesi daha da güçlenecektir” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “DAİŞ denilen bu proje örgüt Müslümanların bağrına saplanmış bir hançerdir”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın düzenlediği bayramlaşma törenine katıldı. Erdoğan, “DAİŞ denilen bu proje örgüt Müslümanların bağrına saplanmış bir hançerdir” dedi.

    Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “İstanbul Bayramlaşıyor” programına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak , Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hayati Yazıcı ve Mustafa Ataş, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin ve tüm Müslümanların bayramını tebrik ederek, “Bugün Sayın Başbakanımız da programına katılacaktı. Fakat hem bir İzmir milletvekili olması aynı zamanda başbakan olduktan sonra ilk dini bayramımızı kutlaması sebebiyle İzmir’de olmasının daha isabetli olacağı kanaatine vardık. O da bugün İzmir’de hemşerileyle bayramlaşma törenini yapıyor” dedi.

    Bayramların sevinç günleri ve ümit günleri olduğunu söyleyen Erdoğan, “Bayramlar aynı zamanda muhasebe ve murakebe günleridir. Eğer Ramazan- Şerif’in manevi iklimi ve bayram ruhumuzda müspet yönde bir değişiklik yapmamışsa kendimizi sorgulamalıyız” dedi.

    “Terör saldırıları hepimizin yüreğini derinden yaraladı”

    Bayramların ümmet ve millet olmanın temel unsurlarından biri olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Şayet bayram sevinçlerimizi paylaşamayacak hale geldiysek eyvah demeliyiz. Bugün ülkemizde ve İslam dünyasında maalesef üst üste eyvahlar çektiğimiz bir manzaralarla karşı karşıyayız. Ramazan ayı boyunca ülkemizde ve İslam dünyasında Müslüman kanı dökülmeye devam etti. Ülkemizde ve İslam dünyasında özellikle bu savaşı açan terör örgütleri PKK’sıyla PYD’siyle, DAİŞ’iyle, YPG’siyle mübarek Ramazan ayımızı acıya ve kana buladılar. Atatürk Havalimanı’nda ardından Irak’ta ardından Suudi Arabistan’da Medine’de meydana gelen terör saldırıları hepimizin yüreğini derinden yaraladı. Aziz İslam’ın adını kullanarak istismar ederek Müslüman kanı döken bu terör örgütü Peygamber Efendimizin mübarek naaşını mescidinin bulunduğu yere saldıracak kadar ileri gitti. DAİŞ denilen bu proje örgüt Müslümanların bağrına saplanmış bir hançerdir. Her kim ki mezhep taassubuyla veya başka bir saikle bu örgüte destek oluyorsa aynı vebale ortak oluyordur” dedi.

  • Erdoğan: “Bütün Müslümanların Birliğe Ve Dayanışmaya İhtiyacı Var”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütlerinin İslam’a verdikleri zararı en azılı İslam düşmanlarının dahi veremediklerini belirterek, Müslümanların birliğe ve dayanışmaya ihtiyacı olduğunu söyledi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen “Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” temalı Kutlu Doğum programı, Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, sanat camiasından Orhan Gencebay ve eşi Sevim Emre ile çok sayıda davetli katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve yapılan açılış konuşmalarının ardından kürsüye davet edilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine besmele çekerek başladı. Erdoğan, “Bizleri efendimiz, rehberimiz, sevgililer sevgilisi Hz. Muhammed’in (sav) doğumunun bir sene-i devriyesine daha ulaştırdığı için Rabbime hamd ediyorum. Bir manevi diriliş, manevi uyanış olarak gördüğümüz yıl dönümünün kutlu doğumunun hepimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Yunus Emre’nin gönül diliyle diyoruz ki ‘Canım kurban olsun senin yoluna, adı güzel kendi güzel Muhammed. Şefaat eyle bu kemter kuluna. Adı güzel kendi güzel Muhammed’. Bir kez daha sevgili peygamberimize, onun güzel ehlibeytine ve ashabına salat ve selam ediyoruz” diye konuştu.

    Bu yıl Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinin temasının tevhid ve vahdet olarak belirlendiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tevhid yani Yaradan’ın birliği. İhlas suresinde ifade edildiği gibi ‘Deki o Allah’tır, birdir. Allah eksiksizdir. O doğmamıştır, doğurulmamıştır. Hiçbir şey ona denk ve benzer değildir’. Vahdet, yani yaratılmışların birliği. Az önce değerli iki hocamız Hucurat Suresi’nden 13’üncü ayeti de kapsayacak şekilde tilavette bulundular. Ne buyuruyor orada Rabbimiz; ‘Ey insanlar, şüphe yok ki biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız ona karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkı ile bilendir, hakkıyla haberdar olandır’. Az önce Diyanet İşleri Başkanımız bizleri şöyle asrısaadet dönemlerine götürdü ve oradan bizlere bir örnek verdi. Aklıma babama sorduğum bir soru geldi. Bir gün babama sordum; ‘Baba biz Laz mıyız, Türk müyüz?’ dedim. Rizeliyiz ya. Kimisi siz Laz’sınız diyor, kimisi Türk’sünüz diyor. Babam dedi ki; ’Oğlum büyük dedem mollaydı’, ona sormuş. ’Dede’ demiş ’Biz Laz mıyız, Türk müyüz?’. Büyük dedem de babama şu cevabı vermiş; ‘Sana sorduklarında elhamdülillah Müslümanım de geç’ demiş” diyerek anısını aktardı.

    “ŞUANDA İKİ TEHLİKE DEĞİL, ÜÇ TEHLİKE İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Erdoğan, “Şuanda iki tehlike değil, üç tehlike ile karşı karşıyayız. Bir, mezhepçilik, iki ırkçılık, üç terör belası ile karşı karşıyayız. İşte biliyorsunuz bu hafta boyunca İslam İş Birliği Teşkilatı’nın 13’üncü Liderler Zirvesi’ni yaptık. Ve sonuç bildirgesinde de bu başlıkları arada açıkladık. Ve dedik ki; biz ne Şia, ne Sünni. Böyle bir din tanımıyoruz. Bizim tek bir dinimiz var İslam dedik. Biz İslam’ın o bütünleştirici çatısı altında toplanacağız. Asla bunlar bir ayrım sebebi olmayacak. İşte onun için gelin birlik olalım demenin anlamı bu. İkincisi ırkçılık, işte onu da Rabbimiz Hucurat Suresi’nde buyuruyor. Hangi ırktan olursan ol, hangi kavimden olursan ol. Ne olursan ol. Ama bizi birleştiren bir şey var, İslam. Biz Müslümanız burada bütünleşeceğiz. Eğer bu her ikisi de olmazsa işte o zaman başımızın belası nedir terör fitnesi” diye konuştu.

    “FİLANCA EFENDİ BİZE ŞAH DAMARIMIZDAN DAHA YAKIN DİYENLER VAR”

    Erdoğan, “Şuanda biz terörün bedelini ödemiyor muyuz? Terörün bedelini ödüyoruz. Bakın bunca insan ödüyor. Tabi biz burada duramayız. Sonuna kadar devam edeceğiz bu operasyonlara. Niçin? Birliğimizi tesis etmek için, huzuru tesis etmek için devam edeceğiz. Ve elhamdülillah bu toprakları vatan yapmak için şehadete koşan yavrularımız var. Allah’tan başkasına kul olmadık, olmayacağız. Ne yazık ki insanoğlunu aldatıp da birilerine farkında olmadan kul olmaya sevk edenler var. Filanca efendi bize şah damarımızdan daha yakın diyenler var. Bize şah damarından daha yakın olan Allah’tan başka hiçbir güç yok. Allah’a itaat şart ama dikkat ediniz hemen arkasından peygambere itaatte emrediliyor” diye konuştu.

    “BAHARIMIZI KARA KIŞA ÇEVİRMEK, UMUTLARIMIZI DAHA YEŞERMEDEN KURUTMAK İSTEYENLER VAR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her kutlu doğum tarihi bizim için yeni bir bahardır öyle olmalıdır. Maalesef baharımızı kara kışa çevirmek, umutlarımızı daha yeşermeden kurutmak isteyenler var. Bunların bir kısmı peygamber efendimizin nübüvvetinin müjdelendiği günden beri zaten gördüğümüz, zaten tanıdığımız, zaten tanıdığımız kesimlerdir. Coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızın, Anadolu’nun merkezinde karşılaştığımız hep bunlar olmuştur. Maalesef her dönem olduğu bugünde kendilerini İslam dairesinde gösteren, kendilerine Müslüman diyenler arasında da aynı gayeye hizmet edenler bulunmaktadır. DEAŞ adıyla, Boko Haram adıyla, El Kaide adıyla ortaya çıkan, İslam’a dair ne varsa hepsini de pervasızca istismar edenlerin tüm zulümleri sadece ve sadece Müslümanlara karşıdır” dedi.

    “BUGÜN MÜSLÜMANLARIN İÇERİSİNDE BULUNDUĞU DURUM GERÇEKTEN ÇOK CAN ACITICIDIR”

    “Açık konuşuyorum, bu terör örgütlerinin İslam’a verdikleri zararı en azılı İslam düşmanları dahi veremez vermemiştir” diyen Erdoğan, “Cihat diriliştir, hayat vermektir, ihya etmektir, inşa etmektir. Bugün eğer bir cihattan söz edeceksek en büyük cihat İslam düşmanlarının ortaya çıkmasını sağlayan cehaletle ve fitneyle mücadele etmektir. Cihat bu teröristleri öldürmektir demiyorum onları ortaya çıkartan şartları ortadan kaldırmaktır diyorum. Şayet şartları ortadan kaldırmazsanız, kaldırmazsak ölenin yerine yenisi gelir hem de daha fazla gelir. Çok yönlü bir mücadele elbette olacaktır. Ama önemli olan kalplerin temizlenmesi, gönüllerin kazanılmasıdır. Bunun için adeta üzeri küllenen medeniyetimizi yeniden ayağa kaldırmalı, yeniden Müslümanlara ve tüm insanlığa ışık saçan bir sevgi, adalet, merhamet kaynağı haline getirmektir. Medeniyet tarihimizin merkez şehirlerinden her şeye rağmen hala ayakta olan bir yer varsa oda İstanbul’dur. Bugün Müslümanların içerisinde bulunduğu durum gerçekten çok can acıtıcıdır. Müslümanlar bunu hak etmiyor. Dinin sahibi Allah’tır ve kimse ona zarar veremez ama Müslümanlar kendi haysiyetlerini korumak zorundadırlar. Bunun için bütün Müslümanların birliğe ve dayanışmaya ihtiyacı vardır” diye konuştu.