Etiket: murat ertaş

  • Erzurum renkleniyor

    Erzurum renkleniyor

    Sanat,kültür ve televizyon ve eğlence anlamında eski canlılığını yitiren Erzurum son zamanlarda yine bu görüntüsüne bireysel ve toplu anlamda yapılan program,kısa film,konferans,sempozyum ve sohbetlerle  kavuşmaya çalışıyor.  Onların bu hizmetlerine karşılık bende naçizane üç beş satır yazı ile onları tanıtmak ve onlara teşekkür etmek istiyorum.

     

    İlk olarak Kardelen tv’de  Murat Ertaş’ın yapımcılığı ve sunuculuğunda yayınlanan Divit Kalem programı. Her hafta farklı konu ve konuklarla ekranlara gelen Divit Kalem hem kültür hayatımıza renk katıyor hem de programın başında yayımladığı Erzurum fotoğrafları ile bir yandan eski günleri yad ettirirken bizim kuşağımıza da – vay be tadında –  özlemler bırakıyor. En son programında Edebiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Sayın Prof. Dr. Erdoğan Erbay ile Erzurumlu olmayıp Erzurum’a şiir yazan şairler hakkında  öyle güzel bir program yaptılar ki keşke bu ikili haftada bir kere böyle bir program yapabilse. Erdoğan Hoca’nın şiirleri hala kulaklarımızda.

     

     

    ( Gerçi dünden bugüne o fotoğraflara baktığımızda Erzurum’da değişen pek bir şey yok gibi gözüküyor ya o da başka bir konu )

    Bir diğeri Kanal 25’te Bilal Tavlak adında bir arkadaşımız Makara Kukara adlı bir şov programı ile farklı bir şeyler ortaya koymaya çalışıyor. Üniversite şehri olan Erzurum’da öğrencilerle  yaptığı sokak röportajları ve şakaları ile bence hem sorunlarımıza hem de toplumumuza bir ayna tutuyor.

     

     

    (Her ne kadar takip ettiğim kadarı ile hakkında eleştiriler gelse de – güya Erzurum’u yanlış tanıttığına dair –doğru bildiği yolda devam etmeli. )

    Yine Üniversite şehri olan Erzurum’da Bilal Tavlak gibi genele hitap etmese de üniversite öğrencileri ve onların sorunları hakkında çektikleri kısa filmlerle adlarından söz ettiren Edebiyat Fakültesi öğrencileri Tanju Aksu , Rıdvan Aslan ve arkadaşlarını da anmak istiyorum.

     

     

    Yusuf Güroğulları , Mehmet Tepeler , İbrahim Balkaya ve adını bilmediğim , henüz tanışamadığım bir grup ‘’kitapkurdu’’ da var ki gerek sosyal medyada gerek gerçek hayatta çok güzel işlere imza atıyorlar. Okumak Ayrıcalıktır , Kitap Sevenler Partisi Erzurum Şubesi adı altında kurdukları gruplar,siteler  ile bir taraftan Erzurum’daki kültürel faaliyetlerden , kitapçılardan ve  kitaplardan bilgi verirken diğer taraftan yazdıkları yazılarla,eleştirilerle ,denemelerle ve şiirlerle  Erzurum’un sosyal ve kültürel hayatına yeni ufuklar , yeni limanlar açıyorlar. Onlara da teşekkürü bizzat borç bilirim.

     

     

    Ayrıca üniversite klüpleri adı altında faaliyet gösteren Genç Gezginler , Kariyer Topluluğu,Türkoloji Klübü  ve adını şu an hatırlayamadığım gruplar da var ki bir taraftan ünlü simaları konuk ederken diğer taraftan sosyal yardım projeleri ile de Erzurum’a ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar.

     

     

    Burada anlatamadığım daha birçok kişi ,kurum ve gruptan özür dileyerek hepsine teşekkürlerimi sunuyor ve diyorum ki çok şükür Erzurum Renkleniyor.

  • Erzurum’un savaş sosyolojisi

    Erzurum’un savaş sosyolojisi

    Son 150 yılda Erzurum’un uğradığı işgaller ve insanların yaşadığı acılardan yola çıkan eğitimci yazar Murat Ertaş, ‘savaşın sosyolojisi’ni araştırdı. “Neden Erzurum’da kadın erkeğin arkasından yürür?”, “Erzurum’da küçük çocuklar neden anne ve babaları tarafından büyüklerin yanında sevilmez?”, “Cumhuriyet’in temelleri neden Erzurum’da atıldı?”, “Soba ve semaver Erzurum’a nereden geldi?”, “Erzurumlular patatese neden kartol der?” İşte tüm bu soruların cevabını ve yanlış bilinen doğruları Murat Ertaş derledi.

     
    Tarih 1828. Rus işgali… 1878-79 Rus Harbi… 1915 Rus işgali… Ve hemen ardından Ermeni katliamları… Son 150 yılda öyle acılar çekti ki Erzurum halkı, birbiri ardına yaşanan savaşlar toplumu derinden yaraladı. Savaşların Erzurum halkı üzerindeki olumsuz ve az da olsa olumlu etkilerini eğitimci yazar Murat Ertaş anlattı.

     
    Erzurum’un Rus işgalleri ve peşi sıra gelen Ermeni katliamlarıyla tarifsiz acılar yaşadığını vurgulayan Murat Ertaş, özellikle 1915 yılındaki Rus işgali ve sonrasında yaşanan katliamlarla kentteki erkek nüfusunun neredeyse tamamen ortadan kalktığını dile getirdi.

     
    Savaşların insanların tüm hayatını değiştirdiğini anımsatan eğitimci yazar Ertaş, gelenek, örf adet ve törelerin bile bu doğrultuda değişkenlik gösterdiğine dikkat çekti. Günümüze kadar gelen ve zamanla yanlış anlaşılan ‘kadının erkeğin arkasından yürümesini’ değerlendiren Ertaş, şunları söyledi.

     

     
    KADIN VE ERKEK YANYANA YÜRÜMEZ!
    “Erzurum da eskiden kadın ile erkek yan yana yürümezdi. Kadın erkeğin arkasından yürürdü. Erzurum‘un geçmişte çektiği sıkıntıları bilmeyen, bu duruma bir anlam veremeyebilir hatta dinsel bir mana yükleyebilir. Ancak bunun altında hakikaten çok önemli bir düşünce yatıyor. Savaştan çıkmış bir şehrin erkek nüfusunu kaybetmesinden dolayı şehirde çok sayıda dul kadın vardır. Bunun için evli olup da eşini kaybetmeyen kadınlar, dul kadınların savaşta kaybettikleri eşlerini hatırlamamaları ve onların acılarını yaşamamaları için yan yana yürümezler. Bu nezaket göstergesi zamanla yanlış anlaşılmalara sebep olmuştur.”

     
    ÇOCUKLAR BÜYÜKLERİN YANINDA SEVİLMEZ!
    “Yanlış anlaşılan bir diğer sosyal gerçek ise Erzurum’da özellikle babalar başkalarının yanında çocuklarını sevmez. Zamanla yayılan bu davranış biçiminin altında yine ince bir mesaj var. Savaş nedeniyle erkek nüfusunun tükendiği Erzurum’da öksüz ve yetim çocuk sayısı bir hayli fazladır. Her hangi bir mecliste evin babası kendi çocuğunu başka çocukların yanındaki sevmez ki o çocuklar babalarını hatırlayıp üzülmesinler. O dönemde Kazım Karabekir Paşa bu durumu gözeterek öksüz çocuklara sahip çıkmış, Firdevsoğlu Kışlası’nda yurt yaparak bu çocukları barındırmıştır. Ayrıca o yıllarda Yoncalık semtindeki askeri hastane öksüzler yurdu olarak kullanılmıştır.”

     

     
    ERZURUM ERKEĞİNİN KUMA ALMASI!
    “Geçen zaman içinde ciddi tartışmalara neden olan ‘kuma alma’ meselesi de tamamen savaşta eşlerini kaybeden kadınların geçinmelerini sağlamak içindir. Bu durumu doğru okumak gerekir. Bir savaş gerçeğini unutarak, yaşanılan acıları göz ardı ederek, tartışırsanız saçma sapan sonuçlar ortaya çıkarırsınız. Erzurum’da yüzde 70 kadın nüfusu var ve erkek nüfusu yok denecek kadar az dolayısı ile kadınların savaş şartları ve sonrasında hayatta kalmaları için evlenmeleri lazım. Hatta bazı evli kadınlar savaşlarda eşlerini kaybeden çok sevdikleri komşularını korumak amacıyla eşlerine teklif etmişlerdir. Birden fazla kadınla evlenmenin altında yatan gerçek budur.”

     

     
    İNSANLAR ÖLMEKTEN BIKMIŞLAR VE GÖÇ BAŞLAMIŞ
    “Erzurum ilk göçlerini savaştaki firarilerle vermiştir. Osmanlı’nın son elli yılında üç Rus işgali ve bir Ermeni katliamı vardır. İnsanlar acı çekmekten, ölmekten bıkmışlar. Kadınlar adeta ölmeleri için çocuk doğurur olmuşlar. Bu nedenle insanlar göç etmeye başlamışlardır. Deniz yoluyla Trabzon üzerinden İstanbul’a, karayolu ile iç Anadolu’ya ve batıya göç özellikle 1914 yıllarında daha da artmıştır. Bu Erzurum’un ilk defa büyük manada İstanbul veya Anadolu’nun batısıyla ilişkilerinin kurulmasının temelleridir.”

     
    CUMHURİYET’İ NİYE ÇOK SEVDİK?
    “Erzurum Osmanlı’nın son dönemde yaşadığı sıkıntılar ve savaşların tesiri olarak Cumhuriyetçi bir yapıya sahiptir. Tek partili dönemde de bu böyledir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk örgütlenmesinin kuvvetli bir şekilde Erzurum’da olmasının nedeni bu savaşlar, işgaller ve katliamlardır. Bir tepki vardır adeta. Yeni bir oluşumda Erzurum en önce ‘ben varım’ demiştir. Bu nedenle Erzurum Kongresi ilk ulusal kongredir. Örgütlenmesi mükemmel bir kongredir. Mustafa Kemal’in Erzurum’da kimlik çıkarıp burada sahiplenilmesinin sosyolojik açıdan anlamı budur.”
    ERMENİ TOHUMU VE GAMANDERİN ANLAMLARI
    “Ermenilerin yapmış olduğu katliamlar sırasında tecavüz olayları da kaçınılmazdır. Erzurum’da ki ‘Ermeni tohumu’ sövgüsü de işte bu tecavüzlere bir göndermedir. ‘Ermeni tohumu’ denilerek sevilmeyen çocuğun aslında Türk olmadığı vurgulanır. Bu sövgüler savaşların bize bıraktığı kötü geleneklerdendir. Ayrıca süslü ve bakımlı kadınlara ‘gamander’ denmesinde de yine Rusların etkisi vardır. Erzurum’a gelen Rus askerlerinin büyük bir kısmı Ermeni’dir. Erzurum onlara göre artık Rus şehridir ve eşlerini de beraberlerinde buraya getirmişlerdir. O yıllarda Rus askerlerinin eşleri Erzurumlu kadınlarla dayanışma içerisindedirler. Rus kadınları tecavüze uğramamaları için Erzurumlu kadınlara bakımlı olmamaları ve sokağa çıkmamaları gerektiğini söylemişlerdir. İşte o yıllarda Erzurum da süslü ve bakımlı Rus askerlerinin eşlerine ‘Gamander’ denilmeye başlanmış. Yani Rus komutanın, askerinin karısı anlamındaki bu tabibi Erzurum’un yerlileri iyi bilirler.”

     
    UÇAK KORKUSU
    “Erzurum’da eskiden kadınların en çok korktuğu şey uçaklarmış… Rus uçaklarının Erzurum semalarında süzülmeleri insanlara içine öyle bir yer etmiş ki, savaştan sonra bile hava uçak gören ya da sesini duyan kadınlar, ‘Ruslar geliyor’ diye paniklerlermiş.”

     
    SEMAVER VE SOBA
    “Bugün Erzurum ile anılan semaver Ruslardan kalan bir kültürdü. Mimarileri nedeniyle büyük yapıların bulunduğu Rusya’da soba ve semaver yaygın şekilde kullanılırdı. Savaş döneminde de bu kültür Erzurum’a taşındı. Soba ve semaverden önce Erzurum evlerinde tandır ve taşlardan duvarın kenarına yapılmış sobalar yer alırdı. Tabi Erzurum Evleri Rus yapılarına göre daha küçük olduğu için sobalarda küçüldü. Ancak konaklarda çok daha büyük sobalar vardı. Bunu eski fotoğraflardan görmek mümkün.“

     
    ERZURUM’DA SİNEMA KÜLTÜRÜ…
    “Erzurum’a sinema Ruslarla birlikte geldi. Aralarında Ermenilerinde bulunduğu Rus askerleri ailelerini buraya getirirken beraberlerinde sinemayı da getirdi. İlk kez Tiflis’ten gelen sinema Nazik Çarşı’da açıldı. O yıllarda mahalle sakinleri topluca sinemaya gitme kültürüne sahipti. Ayrıca Ruslarla tanışmadan sonra Tortum, Yusufeli tarafı özellikle meyvelerini ve yetiştirdikleri ürünleri Rusya’ ya götürüp satmaya başladılar. Bu durum o yıllarda ticaretin gelişmesini sağladı. Bununla birlikte ‘papak’ dediğimiz şapka da Rus’lardan kaldı. Papaktan önce Erzurum ‘da fes üstüne sarık vardı. Eski bar ekiplerinde bunları görmek mümkün. Erzurum papağı işgallerle tanıdı. O yıllarda Hac’ca gidip gelenler papağı çıkarır, sarık takmaya başlardı. ‘Yani gavur icadını bile kullanmıyorum’ anlamını taşırdı. Eskiden sarıklı biri görüldüğünde o kişinin hacı olduğu anlaşılırdı.”

     
    RUSLAR PATATESE KARTUŞKA DERLERDİ!
    “İşgallerin ardından bazı tarım ürünlerini de Ruslar sayesinde öğrendik. Patates ve ayçiçeği bunlardan sadece ikisi. Erzurum’da patatese kartol denmesindeki sebep, Rusların patatese ‘kartuşka’ demesinden kaynaklanıyor. Kartuşka zamanla kartol olmuş. Ayrıca ayçiçeğine yani çekirdeğin ‘sımışka’ olarak tabir edilmesi de Erzurum’a has bir söylemdir. Ayrıca dekovil hattı dediğimiz ilk tren Erzurum’a Kavak Kapı bölgesine ilk olarak Ruslar tarafından getirilmiştir. İpek Yolu şehri olan Erzurum’a trenin gelmesi ticaretin çok canlı olmasını sağlıyor. Rusya’dan gelen gaz o trenle geliyor. Tüm ticaret bu hat üzerinden yapılıyor. Erzurum bu sayede ciddi bir gaz ambarlarının olduğu şehir haline geliyor.”