Etiket: MÜMKÜN

  • Yarım Saatte Sigara Ve Şeker Bağımlılığından Kurtulmak Mümkün

    Her yıl milyonlarca insanın ölümüne neden olan sigara bağımlılığından 30 dakika gibi kısa sürede kurtulmak mümkün olabiliyor. Tamamlayıcı tıp teknikleri kullanılarak, bioenerji yardımıyla vücut enerji sisteminin temizlenmesini ve dengelenmesini sağlayan Abrahamson metodu ile kişilerin sigara, şeker ve gluten gibi bağımlılık yapan maddelerden kolay bir şekilde arınması sağlanıyor.

    Otuz yıldan fazla bir süredir dünyanın 16 ülkesinde uygulanan Abrahamson metodunun başarı oranın yüksek olduğu göze çarpıyor. Tek seansta yüzde 80 başarı oranına sahip yöntemle terapi sırasında vücuttaki karaciğer, böbrek gibi enerji merkezleri temizlenme sürecinden geçerken, kişilerin korku, endişe ve dikkat dağınıklığı problemleri de temizleniyor.

    Terapiyi alan kişiler ilk arınma işleminden sonra sigarayı bırakıyor ve çoğu nikotine karşı ilgisizlik ve tiksinti duyuyor.

    Abrahamson metodu ile şekeri de hayatınızdan çıkarın

    Sigara bağımlılığı kadar tehlikeli bir diğer bağımlılık türü olan şeker sadece kilo alma, obezite ve şişmanlık gibi sağlık problemlerine neden olmuyor. Aynı zamanda bağımlılık yapan uyuşturucu maddeler gibi vücutta aynı ödüllendirme merkezlerini harekete geçirerek sağlığı olumsuz etkiliyor. Şeker bağımlılığı, birçok hastalığın ardındaki gizli neden olarak biliniyor.

    Bağımlılık yapan maddelerin kullanımından kaynaklanan mineral ve vitamin eksiklikleri, DNA bozulmaları hastalıkları, kanser vakalarını artırıyor ve yaşlanmayı hızlandırıyor.

    Abrahamson metodu ile tek seansta şeker bağımlılığından arınmak mümkün. Terapi sonrası kişilerde şeker ve gluten yeme isteği azalıyor, tatlı ve glutenli ürünlere karşı isteksizlik ve ilgisizlik hissediliyor.

    Fazla kilolardan kalıcı bir şekilde kurtulun

    Yıllardır kilo problemi ile boğuşan, fazla kilolarını vermekte zorlananlar Abraham metodu ile tanıştıktan sonra şekersiz ve glutensiz bir yaşam tarzını benimseyerek hem fazla kilolardan kurtuluyor hem de kilolarını sağlıklı bir şekilde yıllarca koruyabiliyor. Bağımlıklarından arınanlar için bir yıl boyunca bireysel destek programı uygulanıyor. Beslenme uzmanı ile görüşmeler sonucunda şeker ve glutenden uzak günlük menü ve tarifler uygulanıyor.

    Abrahamson metodu dünya çapında; sigara, şeker ve gluten gibi bağımlılıkların yanı sıra, alkol, kafein, tırnak yeme, saç yolma, deri yolma, kumar gibi yaygın bağımlılık türlerinin tedavisinde yaygın bir şekilde kullanılıyor.

  • Facebook’ta Gizlenen Fotoğrafları Görmek Mümkün

    Facebook’ta gizlenen fotoğrafların bir kısmına ulaşabileceğinizi biliyor muydunuz? Fecoder isimli ücretsiz Chrome eklentisi sayesinde Facebook’taki gizlenen fotoğrafların bazılarına ulaşabiliyorsunuz ve kendi gizliliğinizi artırabiliyorsunuz.

    Gizlilik olayını önemseyen Facebook üzerinde çalıştığı “Graph Search” algoritmasıyla bazı içerikleri diğer kullanıcıların görmesini sağlıyor. Siz duvarınızda gizleseniz dahi bazı fotoğrafları Fecoder isimli Chrome eklentisi kolaylıkla bulabiliyor. Programı kullanmak için ilk olarak Fecoder isimli Chrome eklentisini Chrome Web store’dan indiriyorsunuz.Ardından fotoğraflarını görmek istediğiniz kullanıcının profil fotoğrafını açarak ve Fecoder’in Chrome’daki logosuna tıklayın. Sonrasında da “fotoğrafı aç”a bastığınızda fotoğrafları bulmayı sağlıyor. Aynı şekilde uygulamayı kendi profili üzerinde kullanan kullanıcılar kendilerinin içinde olduğu ve gizlese dahi görünen fotoğrafları tarıyor ve ekleyen kişilerden bu fotoğrafları silmelerini sağlayarak gizliliğini artırabiliyor.

  • Gülüş Tasarımı İle En Az 10 Yaş Genç Görünmek Mümkün

    Toplumlar geliştikçe estetik kaygısı da beraberinde gelişti. Günümüzde estetik cerrahi, neredeyse her türlü ihtiyaca cevap verebilecek bir seviyeye geldi. Dt. Arzu Yalnız Zogun, zahmetli ameliyatların yanında daha basit bir yöntem olan diş estetiği ile 10 yaş genç görünmenin mümkün olabileceğini anlattı.

    Gülüş, yüzdeki en önemli gençlik göstergesidir şeklinde açıklama yapan Dt. Arzu Yalnız Zogun, ’’Gülüş tasarımında, yaş faktörü en dikkat çekici olandır. Geçen yıllarla beraber yüz hatları değişir. Yüzümüzde ufak kırışıklıklar belirirken özellikle ağız ve çene bölgesindeki ciltte gevşemeler başlar. Bu gevşeme ile dudak üstü kırışıklıları oluşur ve dişler görünmez hale gelir. Diş taşı kaynaklı diş eti çekilmesi ve zamanla eksilen dişlerin oluşturduğu aralıklar bizi yaşlı gösterir. Tamamlanmayan eksik dişler, dikey boyutu düşürür, yüz yüksekliği azalır. Konuşurken, gülerken üst dişlerin alt dişlerden daha az görünmesi de yaşlılık görüntüsü verir. Tüm bunların yanında; dikey boyutun yükseltilmesi, diş beyazlatma,pembe estetik, laminateveneer, implant, ortodonti tedavisi ve kozmetik düzenleme gibi yöntemleri kullanarak yapılan tedavi ve bakımlarla en az 10 yaş daha genç bir görünüme kavuşmak mümkün. Dudak şekline göre yapılan diş tasarımı, diş etlerinin sağlıklı görüntüsü güzel bir gülüş için büyük bir etkiye sahiptir’’ dedi.

    Gülüş estetiği ile herkesin istediği gülüşe sahip olabileceğini söyleyen Dt. Zogun, ’’Yukarıda sözünü ettiğim tedaviler her yaştan insana rahatça uygulanabilir. Kısacası yüzünüz ile tamamen uyumlu yapılacak bu tedavilerle gülüşünüzü gençleştirmek mümkün’’ diye konuştu.

    Gülüş tasarımda şu tedaviler yapılır: Dişlerin beyazlatılması, pembe estetik, zirkonyum ya da porselen kaplama, bonding, ortodontik tedavi.

    Gülüş tasarımı yapılarak şu sorunlar giderilir: Diş renginde olan problemler, diş etlerinde var olan şekilsizlikler, dişlerin dizilişinde olan bozukluklar, dişlerin kendi arasında olan düzensiz boşluklar, ağızda daha önceden kaybedilen dişler, yüzde meydana gelmiş olan şekil deformasyonları, diş boylarının birbiriyle olan uyumsuzlukları, diş yapılarında olan kırık ve çatlaklar.

    GÜLÜŞ ESTETİĞİ AŞAMALARI NELERDİR?

    Gülüş estetiğine başlamadan önce hastayla bir ön görüşme yapıldığını belirten Dt. Zogun, ’’Bu ön görüşmede hastanın kişiliği, sosyal durumu, gülümsemesinde nelerden memnun olmadığı konuşulur. Bu aşamada yaptığımız incelemeler doğrultusunda bir planlama yapılır. Uygun planlama sonrasında alınan ölçüler, fotoğraflar veya videolar ile Dijital Smile (bilgisayar destekli) sistem ile dişler üzerinde herhangi bir aşındırma yapmadan, hasta ağzına prova şeklinde uygulanır hastanın yüzüne yakışan en doğru diş boyu, diş dizilimi, diş rengi tespit edilir hasta yeni dişlerini değerlendirme fırsatı bulur ve tedaviye başlanır. Böylelikle başarı, mutluluk ve memnuniyet en üst düzeyde olur’’ dedi

    TEDAVİ SÜRECİ

    Dt. Zogun, tedavi süreci için şunları söyledi: ’’Tedavi süreci, kişinin ağız ve diş yapısındaki bozukluklara göre, aynı gün içinde ya da maksimum 2 ile 15 gün arasında yapılabilir. Gülüş estetiği kompleks bir tedavidir. Bazen diş etlerine küçük bir müdahale bile, kişinin muhteşem bir gülüşe kavuşmasına yeterli olur’’

  • Genetik Hastalıkları Önlemek Artık Mümkün

    Uzmanlar, genetik yollarla geçen hastalıkların gen testleriyle belirlenebildiğini ve gerekli önlem alınarak sağlıklı bebekler doğurmanın mümkün olduğunu söyledi.

    Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yakut, risk taşıyan bireylerde ailesinde genetik hastalıklar olup olmadığını öğrenmek isteyenlere hizmet verdiklerini ve alınan önlemlerle birlikte uygulanan yeni teknoloji yöntemleriyle hastalık genini taşımayan nesiller oluşturulmanın mümkün olduğunu söyledi. UÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Uncu da, doğum öncesinde anneden alınan kanla bebekte herhangi bir sendrom tehlikesi bulunup bulunmadığını çok güvenilir bir testle öğrenebildiklerini, ancak bu testin şimdilik sadece İngiltere’de yapıldığını kaydetti.

    Toplumda nadir görülen ancak 6 bini bulan hastalık çeşidine dikkat çekmek amacıyla Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı ile Tıbbi Genetik Anabilim Dalının düzenlediği panelde, erken teşhis ve önlemleri tartışıldı. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selim Gürel, Türkiye’deki 5 milyon kişinin nadir görülen hastalıklar taşıdığını, bunların yüzde 80’inin de genetik kaynaklı olduğunu kaydetti. Bu hastalıkları teşhis amacıyla yeni bir teknolojiyi aldıklarını ifade eden Gürel, daha kapsamlı bir genom taraması sistemini de en kısa zamanda Genetik Hastalıklar Tanı Labaratuvarlarına kazandırmayı düşündüklerini söyledi.

    Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay da, ülkemizde akraba evliliklerinden kaynaklanan hastalıklara dikkat çekerek, bunun gibi konularda yapılan başarılı araştırmalara destek vereceklerini söyledi. Rektör Ulcay, Uludağ Üniversitesi’nin elindeki bilgi, teşhis ve tedavi imkânlarıyla üzerine düşeni fazlasıyla yapmaya çalıştığına işaret etti.

    Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Uncu, genetik hastalıkları olan çiftlerin sağlıklı bebekler doğurabileceklerini, bunun testlerinin mevcut olduğunu söyledi. Eskiden bebekte bazı sendromlara ilişkin risk olup olmadığını öğrenmek amacıyla amniosentez yapıldığını ve bebeğe ait dokuların genetik haritalarının çıkarıldığını anlatan Uncu, “Ancak bu testlerin bazı riskleri vardı, düşük tehlikesi olabiliyordu. Şimdi ise doğum öncesi prenatal tanı yöntemi var. Doğum öncesinde erken dönemde anneden kan alıyorsunuz ve bebeğin DNA’sını izole edebiliyorsunuz. Bu İngiltere’de başladı. Şu andaki Türkiye de yapılamıyor. Kanlar 2 bin lira karşılığında İngiltere’ye götürülüp inceletiliyor. Çok güvenli bir yöntem ama çok pahalı. İngiltere bu iş için yaptığı Ar-Ge masrafını çıkardıktan sonra 3-5 yıl içinde bu test dünyada ve Türkiye’de rutin testler arasına girecektir” dedi.

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nöroloji Bilim Dalı Prof. Dr. Mehmet Sait Okan da, çocuklarda yüzde 2 oranında zekâ geriliği görüldüğünü ve Türkiye’de halen 1 milyon 400 bin hasta bulunduğunu ifade etti. Sağlıklı çocukların bile doğru dürüst eğitim almadığı azgelişmiş ülkelerde bu tür çocukların eğitiminin büyük sabır ve emek gerektirdiğini belirten Okan, hastalığın en zor yanının ise tanı konulduktan sonra ailelerin ve toplumun reddedici yaklaşımı olduğunu vurguladı.

  • 3 TL’ye Dahi Altın Almak Mümkün

    Global piyasalarda tavan fiyatlara yükselen altın, vatandaşın satın alma gücünü düşürdü. Üretici ve toptancılar ise yarım gramlık altınlardan sonra, 2.90 Kuruşa satılan 0.025 gramlık has altın üreterek piyasaya sürdü.

    Evlenen, doğum yapan ya da yakınlarına takı takmak isteyen düşük bütçeli aileler, son dönemde 57 TL’ye satılan 22 ayar ’yarım gram’lık altınlardan sonra kuyumcu raflarında yerini alan 0.025 gramlık has altına yöneldi. En düşük 2.90 kuruşluk fiyatlarla her bütçenin kolaylıkla satın alabileceği gramlık altınlar, dar gelirli ailelerin umudu oldu. Son günlerde piyasalarda tavan yapan altın fiyatları, yastık altında altın saklayanlara yaradı.

    ALTIN BAŞ DÖNDÜRDÜ

    Hem glolabal piyasalarda hem de Kapalıçarşı’da altın fiyatları son günlerde adeta baş döndürdü. İç piyasada Suriye ile ilgili yaşanan gelişmeler, global piyasalarda ise Asya’dan gelen haberler ve petrol fiyatlarındaki hareketler ile sürekli dalgalanan piyasalarda altın fiyatları etkiledi. Tavan yapan fiyatlardan en çok etkilenen ise dar gelirli müşteriler oldu. Fakat üretici firmalar, çeyrek gramlık altından sonra yaklaşık 3 TL olan fiyatıyla iştah kabartan 0.025 gramlık has altın üretmeye başladı.

    HER BÜTÇEYE GÖRE ALTIN VAR

    Piyasalarda son 3 hafta tavan yapan altın fiyatları dün itibariyle normal seviyelere gerilemeye başladı. Altın fiyatları karamsar bir tablo oluştursa da üretici firmalar her bütçeye göre altın dönemini başlattı. Altın almaktan kaçınmanın yanlış olduğunu söyleyen Nazilli Kuyumcular Odası Başkanı İbrahim Önal, “Fiyatlar yükseldikçe üretici firmalar farklı çözüm yolları bulmaya çalışıyor. Artık 0.025 gramlık altın üretilmeye başlandı. Toptancılarımız 2 lira 90 kuruşluk altını alım gücü çok zayıf olan alıcılar için piyasaya sürse de henüz bütün kuyumcu raflarına yerleşmedi. Bu 3 Tl olan altın bizim bölgelere henüz bulunmasa da bende numuneleri var. Herkesin alım gücünü göre imalat yapılmaya başlandı desek yalan olmaz. Ama buna rağmen vatandaşın aklında kalıplaşmış bir düşünce var, herkes gram altına bile uzak. Elinde parası olan, biraz takı biriktirmeye başlayan insan 200 liraya kadar yükselebilen çeyrek altını satın alıyor. Fakat asgari ücretle çalışan bir vatandaş 4-5 günlük yevmiyesiyle 1 çeyrek altın alabiliyor. Bu dengesizlik bütçesi dar olan vatandaşı gram ve gramlık altınlara sevk ediyor. Çeyrek gramın bir çeyreğini almaya gelen müşterilerimiz mevcut. Şuan kuyumcularda her bütçeye göre altın var” diye konuştu.

    ALTINI ETKİLEYEN DÜNYA PİYASALARI

    Kuyumcular Odası Başkanı Önal, altın fiyatlarının değişken olmasının Türkiye ile bağlantılı olmadığını savundu. Önal, “Altın fiyatlarının değişken olması Türkiye ile alakalı bir durum değil. Eskiden belirli standartlar vardı. Mesela savaş olduğu zaman, bombalama olduğu zaman dolar ve altın yükselirdi. Sonrasında piyasa sakinleştiği zaman, normale döndüğü zaman her şey fiyatlar geri çekilirdi. Ama şimdi bakıyorsunuz, karmakarışık ortalık. Her tarafta olaylar var, bombalar patlıyor ama dolar-avro her şey aynı seviyesinde kalabiliyor. Yani hareketin bu kadar yükselmesinin sebebi, dünya piyasaları” dedi.

    HERKES SATMAYA GELİYOR

    Altın fiyatlarının yükselmesi durumunda elinde altın olan vatandaşların satmak için kuyumculara gitmesini yanlış bulan Önal, “Altın fiyatlarındaki yükselme medyanın yaptığı haberler sonrasında altını tavan yaptığını öğrenen vatandaşımız, elindeki altını bozdurmaya geliyor. Bunu yaparak kar(gelir) elde edeceğini sanıyor. İnsanlar altından gelir elde etme beklentisi içine giriyor haliyle. Altın yükseldiğinde herkes satmaya geliyor” şeklinde konuştu.

    GÜNCEL ALTIN FİYATLARI

    0.025 gramlık has altın fiyatı: 2.90 Kuruş

    0.25 gramlık has altın fiyatı: 28 TL

    0.50 (Yarım gram altın) fiyatı: 56 TL

    1 gram has altın fiyatı: 112 TL

    Çeyrek Altın: 198 TL

    Kelle altın: 1.920 TL