Etiket: Mültecilerin

  • Lübnan’da mültecilerin kaldığı kampta yangın

    Lübnan’da mültecilerin kaldığı kampta yangın

    Lübnan’ın Miniyeh bölgesinde bulunan mülteci kampında yangın çıktı.

    Lübnan’ın Miniyeh bölgesinde bulunan mülteci kampında büyük yangın çıktı. Yangın nedeni ile çadırlarda bulunan birçok mutfak tüpü patladı. Yerel kaynaklar, yangında en az 100 çadırın kullanılmaz hale geldiğini ifade etti. Yangında ölen ya da yaralanan olup olmadığı henüz bilinmiyor.

  • Mahsur kalan mültecilerin imdadına Türk gemisi yetişti

    Fas’tan İtalya’ya deniz yoluyla gitmeye çalışırken mahsur kalan 13 mülteci Türk gemisi tarafından kurtarıldı. Mültecilerin kurtarılma anları kameraya yansıdı.

    Fas’tan aldığı yükle İtalya’ya seyretmekte olan Harmony S gemisi, Almeria Deniz Kurtarma ve Koordinasyon Merkezi’nden (MRCC) yapılan çağrı ile göçmenleri kurtarma bildirimi alarak rotasını değiştirdi. Göçmenlerin bulunduğu bölgeye giden Harmony S gemisi 4 gündür denizde olan göçmenleri kurtararak gemiye aldı. Göçmenlerin üzerlerindeki ıslak kıyafetler değiştirilirken, eğitimli gemi mürettebatı tarafından göçmenlere ilk yardım yapıldı. Denizde günlerdir aç ve susuz kalan göçmenlere gemi personeli yiyecek ikramında bulundu. İspanya MRCC tarafından yönlendirilen kurtarma botundaki sağlık görevlisi göçmenleri kontrolden geçirdi. Yapılan kontrolün ardından göçmenler gerekli işlemler yapılmak üzere Almeria şehrine götürüldü.

    “Allah yardımcıları olsun biz elimizden geleni yaptık”

    Kurtarma operasyonunu yöneten kaptan Levent Kayaalp kurtarma operasyonunu turkdeniz.com sitesine anlattı. Kaptan Kayalp, “Saat 14.30 sıralarında görmüş olduğunuz arkadaşlar denizde mahsur kalmışlar. Bize gelen haberle arama kurtarma ekipleriyle bölgeye intikal etmemiz söylendi. Yaklaşık 4 bin güneyimizde olduğundan bizde arama kurtarmaya katıldık. Arkadaşları yaklaşık yarım saat sonra yanlarına vardığımızda hepsi bitkin durumdaydı. Botları ters dönmüş ve su almış durumdaydı. Hepsi soğuktan dolayı mustariplerdi. 4 gündür suda olduklarını söylediler. Güverteye çıktıklarında yorgunluktan yığılıp kaldılar” ifadelerini kullandı.

    Mültecilere, ilk müdahalelerin yapıldıktan sonra kendilerini iyi hissetmeleri için ıslak elbiselerinin çıkarıldığını söyleyen Kayaalp, “Daha sonra kendilerine gelince 13 kişiyi salona alıp güzel bir şekilde elimizden geldiğince sağlıklı bir şekilde konuk etmeye çalıştık. Biraz sonra İspanya’dan gelecek arama kurtarma botu arkadaşları alacak. İlk konuşmalarda İspanya’ya mülteci olarak kaçmak istediklerini söylediler. Allah yardımcıları olsun biz elimizden geleni yaptık” diye konuştu.

  • Yeşilboğaz: “Mültecilerin, ulusal ve uluslararası seviyede korunması hukuki bir zorunluluk”

    Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, zulüm, baskı ve savaşlar nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan, gittikleri ülkede insan hakları ihlalleriyle karşılaşan mültecilerin, ulusal ve uluslararası seviyede korunmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu söyledi.

    Mersin Hayata Destek Derneği proje yöneticisi Fırat Parlak ve proje sorumlusu Derya Luthan, Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz’ı ziyaret ederek, Mersin’deki mültecilerin yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla sosyal entegrasyonlarının sağlanması ve hukuksal destek ihtiyaçları konusunda fikir alışverişinde bulundu.

    Ziyarette konuşan Yeşilboğaz, Türkiye Barolar Birliği, Mersin Barosu ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği işbirliğinde, Mersin Barosu’nun ve avukatların Mersin’de yaşayan mültecilere daha etkin bir şekilde hukuki eğitim verebilmesi amacıyla iki gün süren ‘Uluslararası Koruma ve Mültecilere Yaklaşım Eğitimi’ verildiğini ve sadece bu eğitimi alan avukatların görevlendirileceğinin bilgisini verdi.

    Yeşilboğaz ayrıca zulüm, baskı ve savaşlar nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan, gittikleri ülkede insan hakları ihlalleriyle karşılaşan mültecilerin, ulusal ve uluslararası seviyede korunmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu belirterek, “Türkiye, sayıları milyonları bulan mültecilere kapılarını açmasıyla birlikte, mülteciler Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve hukuki bir sorunu haline gelmiştir. Sorunların çözüm yoluna yönelik politika geliştirilmeden, ülkemize gelen mülteci sayısı her geçen gün daha da artıyor” dedi.

  • Mültecilerin sosyal hayatı değerlendirildi

    Kartepe Zirvesi’nde mültecilerin sosyal hayatları değerlendirildi, akademisyen ve siyasetçiler tarafından yorumlandı.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde her yıl ekim ayında düzenlenen Kartepe Zirvesi’nin ikinci gününde ‘’Yerel Entegrasyon’’ konulu sempozyum düzenlendi. Hayal Salonu’nda düzenlenen oturumun başkanlığını Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ali Yeşildal yaptı. Doç. Dr. Levent Atalı, Doç. Dr. Mehmet Nuri Gültekin, Doç. Dr. Bedrettin Kesgin ve Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Selçuk Tepeli’nin konuşmacı olarak katıldığı oturumda ‘’Yerel Yönetimlerin, Kent Kimliğinde Yerli ve Yabancı Rolleri ve Yönetim Modelleri’’, “Türkiye’de Suriyelilere Sağlanan Hizmetlerin Spor Yönü ile İncelenmesi’’, “Gaziantep’teki Suriyelilerin Komşuluk, Akrabalık ve Dayanışma Ağları’’ ile “Sığınmacılara Yönelik Büyükşehir Belediyelerinin Rol, İmkan ve Kapasitesi’’ konuları konuşuldu.

    Açılış konuşmasını yapan Genel Sekreter Yardımcısı Ali Yeşildal, “Mecburi göçle gelen mültecilere ekonomik politikalar üretebiliyoruz. Ama olay bununla bitmiyor. Sosyal ortamda onlara yer vermezseniz onlarda başka gruplara gidecek ya da kendi gruplarını oluşturmak zorunda kalacaktır. Onları dışlamak kenti sorunlu hale getirir. Kentin yerlisi olmak sadece bir kimlik meselesi değildir, kent toplumundan, kurumlarından yerli olmayanlara göre daha fazla talepte bulunmaya istinat teşkil eden bir statü sağlamaktadır. Sanayileşme ve iç göçle birlikte gelişmeye başlayan bu kentsel değişim, kamu yönetimi alanında, iletişim eksenli yeni modellerin tartışılmasını zorunlu kılmaktadır” dedi.

    Spora başlayan Suriyeli çocukların neler kazanacağı ile ilgili bilgiler veren Doç. Dr. Levent Atalı, “Onlar zaten zor koşullarda geldi ve daha yaşamlarını bile kuramadı. ‘Nasıl spor yapacaklar?’ gibi ön yargılar var. İlk olarak göçmenlerin insani şartlarda yaşamlarını sağlamak zorundayız. Daha sonra kültür, sanat ve spora da zaten eğilimi olmaya başlıyor. Suriyeli çocukların serbest zamanlarını daha verimli geçirebilmeleri için spor yapmasını sağlamalıyız. Spor ve oyunlar kim olursa olsun ne yaşamış olursa olsun her şeyi unutturabilecek normalleştirebilecek bir güce sahip. Göçmenlerin normal gitmeyen hayatlarını normalleştirme adına adımlar atmalıyız. Çocuk için oyun ve spor, zihinsel açıdan ve fiziksel hem de duygusal etkiler yapıyor. Ayrıca sosyalleşerek uyum başka bir ülkedeki yaşamada uyum sağlamaya başlıyor. Spor ortak bir dil oluşturuyor eğer bunu başarabilirsek spor sayesinde beden dili ile başlayan uyum daha sonra tam uyumluluğa doğru götüreceğine inanıyorum. Sözlerime son verirken de ayrıca 10 yıl çalıştığım Büyükşehir Belediyesi’ne Kartepe Zirvesi için teşekkür etmek istiyorum” diye konuştu.

    Gaziantep Üniversitesi akademisyeni Doç. Dr. Mehmet Nuri Gültekin, Gaziantep’te yaşayan Suriyelilerin hem Suriyeliler hem de Gazianteplilerle hangi düzlem ve düzeylerde komşuluk, arkadaşlık veya diğer ekonomik ve insani ilişkiler kurdukları hususlarını anlattı. Ayrıca gündelik insani ilişkilerin, göç ve mülteciliğin getirdiği komşuluk ve akrabalık ilişkilerinin hangi noktalar üzerinden yeniden kurulduğunu saha araştırmasının sonuçlarından yararlanarak açıkladı.

    Doç. Dr. Bedrettin Kesgin, büyükşehir belediyelerinin hem hizmet hem de imkanlar açısından daha fazla ve kapsamlı politika üretmeye yatkın kurumlar olduğunu belirterek, “Günümüzde giderek artan oranda pek çok insan savaş, iç savaş, terör, yoksulluk, eğitim, ihtiyacı gibi birçok nedenlerle yaşadıkları yerleri terk ederek ülkesi içinde ya da ülkeler arasında yer değiştirmektedir” dedi.

    Kesgin’in konuşmasından sonra Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Selçuk Tepeli, “Medya Suriyeli mülteciler konusuna usturuplu davranmaya çalışıyor. Ana akım medyanın hiçbir şeyi kışkırtma çabası yok. Hatta konuyu görmezden geliyor. Böyle konularda milletçe tavrımız görmezlikten gelmektir. Asıl bakılması gereken yer Türkiye’de yaşayan insanlar üzerinde Suriyeliler konuşmalı. Medyaya karşı vatandaşın da bir güvensizliği var, her haberi vermediği gibi düşüncedeler. Türkiye’nin burada 4 milyon insanı hayatta tuttuğumuza karşı övünebiliriz ama Türkiye şu anda bu Suriye krizi nedeniyle Avrupa’da en antipatik zamanını yaşıyor. Garip değil mi bu? Buda şu gerçeği çıkarıyor. Türkiye’nin kendisini tarif ya da tanıtabilen bir medyası yok. Siz ne kadar işler yaparsanız yapın. Türkiye kendi hikayesini yazabilecek kapasitede değil. Dünyada referans olabilecek bir medyamız yok. Biz ne yaparsak yapalım Lüksemburg kadar önemimiz olmayacak. Medyaya yatırım yapılmalıydı ama maalesef fırsatı kaçırdık. Medyamızın kendini tarif edecek boyuta geleceğine de inanmıyorum’’ diye konuştu.

  • (Özel Haber) Mültecilerin yeni kaçış yöntemi ‘hücre evi’

    Yunanistan ve Bulgaristan’a kara sınırı nedeniyle ‘Avrupa’ya umut yolculuğunun’ kilit şehri Edirne’de, Emniyet Müdürlüğü ekipleri mültecilere adeta göz açtırmıyor. Sabaha karşı yapılan operasyonda 2+1 evi hücre evine çeviren 20 kaçak mülteci kıskıvrak yakalandı.

    Ülkelerindeki iç savaş ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle Avrupa hayaliyle Türkiye’ye gelen kaçak mülteciler, deniz yolunda İzmir’i, karayolunda ise Edirne ve Kırklareli’ni güzergah olarak kullanmaya devam ediyor. Denizde ve karada yaşanan onca mülteci facialarına rağmen, Avrupa’yı umut kapısı olarak gören mülteciler, yakalanmamak için farklı yöntemler uygulamaya çalışıyor. Toplanma, barınma ve hazırlık evleri oluşturmaya çalışan mülteciler, daha sonra küçük gruplar halinde yasa dışı yollarla yurt dışına kaçmaya çalışıyor.

    Polisin ‘dur’ ihtarından koşarak kaçtılar

    Suriye, Cezayir, Fas gibi ülkelerden yasa dışı yollarla Türkiye’ye giren ve Edirne’de bir evi hücre evine çeviren mülteciler, polis ekiplerinin dikkatli ve titiz çalışması sonucu kıs kıvrak yakalandı. Dün gece sabah saat 04.00 sıralarında Dilaverbey Mahallesi civarında devriye görevi yürüten ekipler, mülteci olabileceklerinden şüphelendikleri yaya olan bir gruba kimlik kontrolü yapmak istedi. Polisin ‘dur’ ihtarına uymayan şüpheliler, koşarak ara sokaklar izlerini kaybettirdiklerini düşündüler. Edirne Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin dikkatli ve titiz takipleri sonucu yaya olarak kaçan mültecilerin aynı mahalle içerisinde bulunan bir eve giriş yaptıkları tespit edildi.

    2+1 evi hücre evine çevirdiler: tam 20 mülteci çıktı

    Polis ekiplerinin, söz konusu adreste aldığı geniş güvenlik önlemleri ve takviye ekiplerinin gelmesi ile birlikte, operasyon başladı. İzlerini kaybettirdiklerini düşünen mülteciler, polisin baskınıyla büyük bir şok yaşadı. 2+1 ev içerisinde toplam 20 mülteci kıs kıvrak yakalandı. Ev içerisinde yapılan kontrollerde yere yayılmış onlarca yatağın olduğu ve sağlıksız koşullarda mültecilerin barınmaya çalıştığı tespit edildi. Yapılan kimlik kontrollerinde pasaport ve gerekli evrak ibraz edemeyen mülteciler, Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi’ndeki sağlık kontrollerinin ardından Edirne Valiliği İl Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.