Etiket: Muhtarlarla

  • Eş Başkanlar, STK Temsilcileri Ve Muhtarlarla Buluştu

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak ile Fırat Anlı, sivil toplum örgütü temsilcileri ve muhtarlarla iftar yemeğinde buluştu.

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı, Kayapınar’da bir düğün salonunda sivil toplum örgütü temsilcileri ve muhtarlarla iftar yemeğinde buluştu. İftara, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, HDP ve DBP İl Eş Başkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri, Barış Anneleri, meclis üyeleri, muhtarlar ile din alimleri katıldı. STÖ temsilcileri ile muhtarları kapıda karşılayan Eş Başkanlar, yemek sırasında da misafirleriyle tek tek ilgilenerek sohbet etti.

    “RAMAZAN AYI, BARIŞA, ÇÖZÜME VE KARDEŞLİĞE VESİLE OLSUN”

    İftar buluşmasında konuşan Eş Başkan Kışanak, yitirilen canlara, yıkılan şehirlere ve yaşanılan büyük acılara dikkat çekerek, herkesin derinden üzüntülü olduğu bir dönemden geçildiğini kaydetti. Ramazan ayının barışa, çözüme ve kardeşliğe vesile olmasını dileyen Kışanak, “Acıların son bulduğu, ölümlerin olmadığı, herkesin evinde yas değil huzurun olduğu bir ortamda Ramazan ayını ve bayramını karşılayalım” dedi.

    Oruç tutarken, dua ederken her şeyden önce barışı ve huzuru dilediklerini kaydeden Kışanak, “Bu mübarek ayda hepimizin duaları mazlumdan yanadır. Allah mazlumun hakkını zalime bırakmasın. Bugün ve tüm Ramazan ayı boyunca iftarlarımızı açtığımızda barış, özgürlük ve çözüm için dua edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “YÜZBİNLERCE İNSAN BARIŞ İÇİN DUA EDİYOR”

    Ardından konuşan Eş Başkan Fırat Anlı ise Ramazan ayının rahmet ayı olduğunu söyledi. Anlı, “İnşallah Ramazan’ın hayrı kentimizi sarar ve herkes hayrından nasibini alır. Allah birliğimizi güçlendirsin, Allah Ramazan’ı kardeşlik, barış, özgürlüğe vesile eylesin. Bugün Diyarbakır ve bölgede yüz binlerce insanımız, ellerini barış, özgürlük ve onurlu bir yaşam için kaldırmışlar ve dua ediyorlar. Allah dualarımızı kabul etsin. Bu mübarek günde insanlar ölmesin, herkes yerinde dursun, bu isteğimiz inşallah olur. Zor bir dönemden geçiyoruz ama her karanlığın sonunda aydınlık var. Bu umutla Allah bize huzur, birliktelik versin” şeklinde konuştu.

    DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel de çok zor bir dönemden geçildiğini söyledi. Tuncel, bu hayatta dayanışmadan başka bir şans olmadığını kaydetti.

  • Ağrı Valisi Işın, Muhtarlarla Bir Araya Geldi

    Ağrı Valisi Musa Işın, Diyadin ilçesinde muhtarlara bir araya geldi. Işın, bu bölgenin çocuğu olduğunu belirterek, “Ben sizin dilinizi, inancınızı, kültürünüzü, geleneklerinizi, yaşam tarzınızı biliyorum. Bir insan olarak, bölge çocuğu olarak bu beladan bir an önce kurtulmanızı istiyorum” dedi.

    Ağrı’nın Diyadin ilçesinde muhtarlara yönelik düzenlenen mesleki ve kişisel gelişim semineri sertifika dağıtım töreninde konuşan Vali Işın, Diyadin’de güzel hizmetlerin yapılacağını söyledi. Diyadin’deki jeotermal suyun buranın hayat kaynağı olacağını ifade eden Işın, “Organize sanayi bölgesinin çalışmaları devam ediyor. Kısa zamanda organize sanayi bölgesinin temelini atacağız. Burada iki bin kişi çalışacak. Bin 300 dönüm üzerinde organize sanayi bölgesi inşa edeceğiz. Bunların tümü sizin çocuklarınız içindir, sizin içindir. Sizler çocuklarınızı orada çalıştıracaksınız. İnşallah orada ayrıca oteller yapılacak, enerji üretimi yapılacak, su satışı yapılacak. Adeta orada inşallah yeni bir yaşam alanı, yeni bir şehir kurulacak. Burası hayat bulacak. Cenab-ı Allah’ın vermiş olduğu bu sudan en iyi şekilde istifade etmek için ne gerekiyorsa biz burada şirketle birlikte yapacağız. Belki diğer ilçelere nazaran bu manada çok şanslısınız. Böyle bir imkan var” dedi.

    “BİZ İNSANLAR ÖLMESİN İSTİYORUZ”

    “Amacımız sadece Diyadin’in huzurudur” diyen Vali Işın, şunları söyledi:

    “Bakın Diyadin eskiden çok nam-ı değer olan bir ilçeydi. Ben eskiden beri Diyadin’i duyardım, ama iyi bir şekilde duyardım. Ama Diyadin son yıllarda bu işin ıstırabını çeken, sıkıntısını çeken, acısını çeken bir yer haline geldi. Bu Diyadin değildir. Böyle bir Diyadin’i ne siz istersiniz, ne ben isterim. Terörle anılan bir Diyadin akla gelmesin. Bakın burada çocukları kandırılıp da dağa götürülüp de öldürülen çok insan vardır. Yazık değil mi? Biz insanlar ölmesin istiyoruz.”

    “BU BÖLGENİN ÇOCUĞUYUM”

    Bu bölgenin çocuğu olduğunu ifade eden Vali Işın, “Ben sizin dilinizi biliyorum. İnancınızı biliyorum. Kültürünüzü biliyorum. Geleneklerinizi biliyorum. Sizin yaşam tarzınızı biliyorum. Ama benim bir görevim vardır. Bir insan olarak, bölge çocuğu olarak bu beladan bir an önce kurtulmanızı istiyorum. Kendi çocuklarınızı teröre yem etmeyin, heba etmeyin, bunu istiyorum. Kötü bir şey mi istiyorum? Sizden kötü bir şey istemiyorum. Sizin çocuklarınızı getirin bana verin ben öldüreyim demiyorum. Bana para verin, mallarınızı bana verin, bana canınızı feda edin, araçlarınızı yakayım demiyorum. Yolunuzu keseyim demiyorum. Getirin çocuklarınızı götüreyim yok edeyim demiyorum. Bunları yaşatalım diyorum. Yanlış bir şey mi söylüyorum? Ağlamayasınız diyorum. Çocuklarınız büyüsünler, insan olsunlar, annelerinin, babalarının ellerinden öpsünler, onlar yarın yaşlandıklarında baksınlar diyorum. Kötü bir şey mi diyorum? Ben bunu istiyorum. Diyadin’den de istiyorum, Doğubayazıt’tan da istiyorum, bütün Ağrı’dan istiyorum bunu” diye konuştu.

    “KÜRTÇÜLÜK ADI ALTINDA ÇOCUKLARIMIZ ÖLDÜRÜLÜYOR”

    Kürtçülük adı altında çocukların öldürüldüğünü ifade eden Vali Işın, “Ama öyle bir kandırılmışızdır ki, beynimiz öyle bir şekilde yıkanmıştır ki, ırkçılık adı altında, Kürtçülük adı altında çocuklarımız öldürülüyor. Doğru değil midir? Malınız elinizden alınıyor. Doğru değil midir? Esnafımız haraca bağlanıyor. Doğru değil midir? Doğru değilse deyin ki doğru değildir. Zarar görmüyor musunuz? Ben diyorum ki zarar görmeyin. Ben diyorum ki çocuklarınız büyüsünler, sizin için yaşasınlar, kendileri için yaşasınlar, iyi bir insan olsunlar. Köylerimizde huzur içerisinde yaşayalım. Devletin hizmetleri gelsin. Bakın geçen sene bunların yüzünden, terörün yüzünden biz köylerimize yol yapamadık. Bütün araçları bağlamak zorunda kaldık. Çünkü bazı araçları götürdüler, gasp ettiler” ifadelerini kullandı.

    “PKK KÜRTLERE DÜŞMANDIR”

    “Bunlar sizin yararınıza olsa bunu yaparlar mı? Çalışan araçları yakarlar mı? Kaçırırlar mı? Çocuklarınızı dağa götürüp öldürürler mi? Öldürsünler mi?” diye soran Vali Işın, şöyle devam etti:

    “Allah aşkına söyleyin ya. Ben diyorum ki bizim vatandaşlarımız Diyadin başta olmak üzere huzur içerisinde yaşasın. Kötü bir şey istiyorsam söyleyin kötü bir şey istiyorsun. Biz diyoruz ki bu bela kalksın gitsin, bu insanlar buralara musallat olmasın, bunu istiyoruz. Ben Ağrı’yı ne kadar seviyorsam Diyadin’i de o kadar seviyorum. Diyadin’i ne kadar seviyorsam Doğubayazıt’ı da o kadar seviyorum. Aranıza perde duvar örenlere fırsat vermeyin, izin vermeyin, inanmayın onlara. Onlar size zarar vermekten başka hiçbir şey yapmıyorlar, size yemin ederim bak. Son zamanlarda televizyonlarda görüyorsunuz. Bakın Cizre’de, Silopi’de, Yüksekova’da, Şırnak’ta, Nusaybin’de sizin gibi insanların evlerine girdiler, bomba döşediler, talan ettiler, işgal ettiler, çocuklarını öldürdüler, camilerini yaktılar, Kur’an’ları yaktılar. Daha dün Diyarbakır’da televizyonda gördünüz, bir köyde bakın tüm köy oylarını onlara vermişti. 17 kişiyi öldürdüler. Biz diyoruz ki PKK Kürtlere düşmandır, işte bunun için düşmandır. PKK Kürdün namusuna düşmandır, canına düşmandır, dinine düşmandır, mukaddesatına düşmandır, malına düşmandır, vallahi düşmandır, billahi düşmandır. Biz de diyoruz ki aklımızı kullanalım, onlara yem olmayalım. Bunların peşinden gitmeyelim, bunlar hain, bunlar işbirlikçi, bunlar başkasının adına 30 yıldır bu insanları öldürüyor, Kürtleri öldürüyor. Allah bize akıl vermiş, aklımızla görelim bunları.”

    “30 YILDIR KÜRTLERİ ÖLDÜRMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY YAPMIYORLAR”

    Diyadin’de de birçok ailenin perişan olduğunu anlatan Vali Işın, “Bakın burada birçok aile perişan olmuştur, bunu biliyorum. Çocukları dağa götürülmüştür, yok edilmiştir. Gencecik çocuklarınız, sizin çocuklarınız. Neymiş? Sizin yararınıza. Benim yararıma benim çocuğumu öldürmeyeceksin. Benim yararıma hastanemi yakmayacaksın. Benim araçları mı yakmayacaksın. Benim yararıma okuluma bomba atmayacaksın. Yapmayacaksın bunları. Bu ne biçim yararıma? Sizin olsun bunlar, defolun gidin. 30 yıldır Kürtleri öldürmekten başka bir şey yapmıyorlar. Bakın bunların yüzünden milyonlarca insan evini, barkını, yurdunu terk etti. Batı illerine göç etti. Malını kaybetti, şerefini kaybetti, haysiyetini kaybetti. Ekmeğe muhtaç hale geldi. Oysa burada evi vardı, malı vardı, sofrası vardı, misafiri vardı. Değil miydi? Bu insanlar bunun tümünü kaybetmediler mi? Bunların yüzünden oldu bütün bunlar, ben diyorum ki bunları görün. Bunlar size düşman, bize düşman, bu toplumun tümüne düşman. Kürde de düşman, Türk’e de düşman. Arap’ına da düşman, Zaza’sına da düşman. Kürtçülük perdesi adı altında yapıyor bunları. Başka bir şey yapmıyorlar. Bakın PKK’nın Kürtlere yaptığını binde birini başka bir halk, bir devlet yapsaydı ne yapardınız? Diyelim ki İran’dan, Ermenistan’dan birileri geldi, sizin çocuğunuzu aldı götürdü. Ne yapardınız, karşı çıkmaz mıydınız? Topunuzla, tüfeğinizle peşine düşmez miydiniz? Benim çocuğumu nereye götürüyorsunuz demez misiniz? Buna da diyeceksiniz, bunun sonu yoktur” diye konuştu.

    “YEDİ DÜVEL BU ÜLKEYLE BAŞ EDEMEDİ PKK’MI BAŞ EDECEK”

    “Bu koca devletle Birinci Dünya Harbi’nde, Kurtuluş Savaşı’nda dünyanın en güçlü devletleri, kaldı ki bu devlet en zayıfken, en fakirken hepsini yok etti, gönderdi” diyen Vali Işın, şöyle dedi:

    “Bunların zaten bir gayeleri yok. Sadece Kürdü, Türkü, bütün toplumu huzursuz etmektir, fakirleştirmektir. Suriye neyse öyle olsun, Irak neyse öyle olsun, Filistin neyse öyle olsun, Afganistan neyse öyle olsun, fakir olsun fakir. Güçlü devlet olmasın. Yine batıya uşaklık etsin, önünde bükülsün, eğilsin. Vatandaşı ekmek bulamazsın. Yine yolu stabilize olsun, suyu kesilsin. İstenen budur. Biz de buna hayır diyeceğiz. Diyecek miyiz? Diyeceğiz hep beraber. Bize düşmanlık eden bizim evladımız da olsa ret edeceğiz. Edecek miyiz? Etmeliyiz. Gözlerimizle göreceğiz. Bize kim zarar veriyorsa bizden değildir kardeşim. Evladımızı götürüyorsa zararlıdır. Aracımı götürüyorsa zararlıdır. Yolumu kesiyorsa, yolumun yapılmasını engelliyorsa zararlıdır. Lütfen değerli muhtarlarım gerçekleri görelim, daha fazla ıstırap çekmeyin. Daha fazla zarar etmeyin. Bunu bir vali sıfatından öte bir insan olarak söylüyorum. Zarar etmeyin, ıstırap çekmeyin, gözyaşı dökmeyin. Çocuklarınızı bu eşkıyalar için büyütmeyin. Onlar sizin biricik evlatlarınız. Bakın sizin için söylüyorum bu devlete bir şey olmaz. Vallahi bin tane PKK’da gelse bu devlete bir şey yapamaz. Ama sizin çocuklarınız, eğer aklımızı kullanmasak ölmeye devam ederler. Bu çapulcular, bu haydutlar gelecekler, kandıracaklar, götürecekler çocuklarınızı. Yedi düvel bu ülkeyle baş edemedi PKK’mı baş edecek. PKK’nın derdi zaten bir şey yapabilmek değil, bir şey yapamaz zaten. Oda bunu biliyor. Ama kullanıyorlar taşeron olarak.”

    “NİYE GİDİP ERMENİ SOYKIRIMINI TANIYORSUNUZ?”

    Ermeniler Ruslarla beraber Birinci Dünya Harbi’nde buralara geldiğini, çoğu ailenin buradan muhacir olup gittiğini anlatan Işın, şöyle devam etti:

    “Var mı Diyadin’den de gidenler. Bakın ben Adıyaman’da Ağrılıları gördüm, Sivas’ta Ağrılıları gördüm o zaman gelmişler yerleşmişler. Urfa’da gördüm bak. ‘Biz aslen Ağrılıyız, muhacir olup geldik’ dediler. Bir kısmı gitmiş, bir kısmı orada kalmış. Benim ailem de Bingöl’den Urfa’ya gitmiş. Altı sene Suruç’ta kalmış, tekrar geri gelmiş. Ermeni ve Rus mezaliminden. Bugünde yapılmak istenen budur. Ermenilere alan açmaktır, başka bir şey değildir. Bu örgütün siyasi uzantısı sürekli diyor ya ‘Ermenistan soykırımını kabul edeceğiz.’ Peki, bu soykırımı kim yaptı? Ermeniler mi yaptı? Kürtler mi yaptı? Bunlar gelip burada Kürtleri öldürmediler mi? Peki, o zaman siz kimsiniz? Niye gidip Ermeni Soykırımı’nı tanıyorsunuz? Gidip mozolesine çelenk koyuyorsunuz. Niye Rusya’ya kaçtın gittin hemen? Bunları görelim. Kime hizmet ettiklerini görelim. Kiminle beraber olduklarını görelim. Ama bunların kiminle beraber olmadıklarını da görelim. Bunlar kiminle beraber değiller biliyor musunuz? Vallahi bunlar sizinle beraber değillerdir. Bu milletle beraber değillerdir. Türk halkıyla beraber değillerdir, Kürtlerle beraber değillerdir. Araplarla beraber değillerdir. 78 milyon bu milletle beraber değillerdir. Ama bu milletin ne kadar düşmanı varsa hepsiyle beraberdirler. Televizyon var kimin sabahtan akşama ne söylediğini görüyoruz. Artık kapalı kutu yok ki. Sen Diyarbakır’ın köyünde 17 tane vatandaşı niye öldürüyorsun? Kemikleri bile bulunamadı. Sen Sur’da, Cizre’de camileri niye yakıyorsun? Müslüman mısın sen? Değilsin işte. Sen Kur’an’ları nasıl yakarsın? Biz Müslüman değil miyiz arkadaşlar? Biz Hazreti Peygambere inanıyor muyuz? Peki, Diyarbakır Belediyesi Peygamber Efendimize hakaret afişleri asmadı mı Diyarbakır’da? Astı mı? Astı. Ya bunlar diyor ki biz Marksist bir örgütüz. Biz komünistiz, biz Müslüman değiliz, bunu söylüyorlar. Ey Kürtler biz bunu görmeyecek miyiz? Benim dinimin düşmansın, namusuma düşmansın, haysiyetine düşmansın, şerefime düşmansın, malıma düşmansın. Sen ne biçim Kürt’sün? İşte bizde bileceğiz ki bunlar Kürt değil, bunların davası Kürt falan değildir arkadaşlar.”

    Devletin Kürt ile Türk arasında bir ayrım yapmadığını belirten Vali Işın, “Sizin çocuklarınızın da memur olan yok mu? Ticaret eden yok mu? Batıda evi olan, akrabası olan yok mu? Çocukları olan yok mu? Bu devlet kime demiş ki ‘sen çalışamazsın, memur olamazsın, üniversitede okuyamazsın, alışveriş yapamazsın.’ Bakın Ağrı merkezde çalışan birçok memur Diyadinli. Memurdur, amirdir, şudur, budur. Devlet kime ne demiş? Devlete düşmanlık yapalım. Niye yapalım ya arkadaş? Niye yapalım? Derdimiz ne bizim? Ya biri bize düşman değilse biz niye ona düşmanlık yapalım? Birisi bana elini uzatıyorsa ben de uzatacağım. Birisi bana bir adım gelirsen ben de iki adım gideceğim. İnsanlık gereği bu değil midir? Bu örgüt en çok Diyadin’e zarar verdi, Doğubayazıt’a zarar verdi. Lütfen artık buna dur deyin. İnsanlara söyleyin. Görün bunları. Eğer yok, biz bu örgütten memnunuz yoluna devam etsin, gelsin çocuklarımızı vereceğiz dağ götürsünler, malımızı götürsünler, bizi soysunlar soğana çevirsinler, vallahi bu sizin kendi takdiriniz. Vallahi bu devlet her şeyi görüyor her şeyi biliyor. Suç işleyenin yakasına yapışıyor. Vallahi bu devlet çok güçlüdür, kimse kusura bakmasın. Bu devletle devletler baş edememiştir. Bir eşkıya haydut örgütü mü baş edecek. Mümkün müdür bu. 30 yıldır ne yapmış? İnsan öldürmekten başka. Kürt’ün çocuğu öldürüyor, Türk’ün çocuğun öldürüyor, Zaza’nın öldürüyor, Arap’ın öldürüyor. Başka bir şey yaptığı yok. Yeryüzünde kanunların suç saydığı bütün suçları işliyorlar. Allah’ın günah saydığı bütün günahları işliyorlar. Öyle midir? Yaptıkları bir tane iyiliği bana söyleyin, bir tane hayırlı bir şey söyleyin. Şimdi soruyorum bakın devlet bu halka hizmet ediyor, başka bir şey hizmet etmiyor. Siz başka bir kimseyi görebiliyor musunuz? Doktorunuzu devlet gönderiyor, öğretmeninizi devlet gönderiyor. Tek kuruş para vermiyorsunuz, tek kuruş. Bu devlet böyle iyilik yapıyor, böyle merhamet ediyor. Okullarımız yine öyle. İlaçlar bedava. Ben buraya geldiğimden beri diyorum ki aç olan varsa gelsin beni görsün. Sorumlusu benim diyorum. Hasta olan varsa, doktora gidemiyorsa, ilacını alamıyorsa gelsin beni görsün sorumlusu benim. Çocuğumu okula gönderemiyorum, üniversiteyi kazanmış gönderemiyorum diyen varsa gelsin beni görsün diyorum” ifadelerini kullandı.

    Vatandaşları çocuklarına sahip çıkmaları konusunda uyaran Vali Işın, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Emin olunuz ki eğer bu huzur ortamı bozulmasaydı bugün burada bir tek işsiz kalmazdı. Bakın 30 yıldır devlet PKK’yla mücadelede ne kadar zarar görmüştür? Bir trilyon 200 milyon dolar. Ben size Türkiye’nin bir yıllık bütçesini söyleyeyim siz tahmin edin. 800 milyon dolar. Bir buçuk katı. İşte Türkiye’yi zayıflatmak isteyenlerin kullandığı araç budur. Diyorlar ki Türkiye fakirleşsin. Peki kardeşlerim; Suriyeliler, Iraklılar ondan sonra Afganistanlıların hallerinden memnun muyuz? Bakın çok kötü durumdalar. Hepsi Türkiye’de. İstiyorlar ki Türkiye’de Suriye olsun. Peki, kardeşlerim diyelim ki Allah muhafaza bizim devletimiz böyle oldu, biz nereye gideceğiz? Siz nereye gideceksiniz? Kim sizi alacak? Hiç kimse almaz, almayacaktır da.”

    “SİZ CELLADINIZA ‘HOŞ GELDİNİZ’ DİYORSUNUZ”

    Bir yılda Ağrı’da 350 kişinin yakalandığını kaydeden Vali Işın, “Biz kimse tutuklansın istemiyoruz. Bakın geldiler, teslim oldular. Zannediyorum Diyadinli olanlarda vardı. Biri 14 yaşında, biri 17 yaşında. Vallahi üzüldüm. Tutuklanmadıklarına da çok sevindim. Çünkü bunlar çocuk, kaldırmışlar götürmüşler. Lütfen hem kendinizin, özellikle de gençlerinizin heyecanını bunların sömürmesine izin vermeyin. Çıkmaz sokaktır burası, çıkmaz yoldur. Uçurumdur, yok olmaktır. Başka bir şey değildir. Böyle vahşi, böyle dinsiz, böyle imansız, böyle canavar bir örgüte bu halk uzak durmalıdır, uzaklaşmalıdır, ilişkisini tamamen kesmelidir. Çocuklarını da korumalıdır. Sizin çocuklarınızı dağa götürüp öldürenler sonra sizin taziyenize geliyorlar. Sonrada utanmadan cenazesine geliyorsun, başsağlığı diliyorsun benden. Değerli kardeşlerim sizin çocuklarınızı dağa götürüp öldürenler sonra sizin taziyenize geliyorlar diyorlar ki ‘başınız sağ olsun’, sizde ser çawa ser sera (Baş göz üstüne) diyorsunuz. Böyle yapmayacaksınız. Bunu bilin ki sizin taziyenize gelenler sizin çocuklarınızı öldürenlerdir. Siz celladınıza ‘hoş geldiniz’ diyorsunuz. Bunu demeyeceksiniz. Bu ister milletvekili olsun, ister il başkanı olsun, ister meclis üyesi olsun, kim olursa olsun bunların hepsinin parmağı sizin çocuğunuzun kanında izi vardır. Sen öldürüyorsun benim çocuğumu sen. Sen götürüyorsun, senin parmağın var. Sen çocuğumun kanına basarak milletvekili oluyorsun. Senin çocuğun orada mıdır? Sen nerede yaşıyorsun. Benim çocuğum öldükten sonra devleti suçluyorsun, niye devletin suçluyorsun? Devlet mi geldi elinden götürdü. Bir seferde deyin gelme kardeşim gelme, benim çocuğum sizin yüzünüzden öldü. Efendim devlet öldürdü. Devlet niye öldürsün ya? Devlet tabii ki suç işleyenin yakasına yapışır. Devlet kendisine silah doğrultanları öldürür. Devlet silah bırakacak değil ya. Kim olursa olsun isterse benim çocuğum olsun. Suç işlerse devlet onun yakasına yapışır. Silah çekerse devlet onu öldürür. Benim çocuğum olsa dahi. Ben insan olarak, bir vali olarak bunları söylüyorum. Yanlış bir şey söylüyorsam kabul etmeyin, hepsini ret edin. Yalan söylüyorsam kalkın deyin ki yalan söylüyorsun. Sizin için söylüyorum. Diyorum ki insanlarımız ölmesin. Hepimiz kardeşiz” şeklinde konuştu.

    Vali Musa Işın, Diyadin Kaymakamı Mekan Çeviren ile birlikte hastaneyi ziyaret ettikten sonra ilçeden ayrıldı.

  • Başkan Şirin Muhtarlarla İstişare Etti

    Turgutlu Belediye Başkanı Turgay Şirin, büyükşehir uygulamaları sonrasında ilçeye bağlı birer mahalle olan eski belde ve köy muhtarları ile bir araya gelerek, sezon açılışı öncesi meyve alım-satım yerleriyle ilgili istişarede bulundu. Mahallelerde yapılacak çalışmalar hakkında vatandaşın temsilcisi olan muhtarlarla fikir alışverişinde bulunmanın önemine değinen Başkan Şirin, “Sorunlarını en aza indirgemek için çaba sarf ettiğimiz mahallelerimizde meyve alım-satım yerleriyle ilgili ihtiyaçları da karşılıyoruz.” dedi.

    Turgutlu Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda ilçeye bağlı birer mahalle haline gelen 17 eski köy muhtarlarının katılımıyla bir toplantı düzenlendi. Toplantıda Turgutlu Belediye Başkanı Turgay Şirin’e Zabıta Müdürü Bülent Gökmen, Muhtarlık İşleri Müdürü Aydın Lenger, Fen İşleri Müdürü Yasemin Sungur ile Temizlik İşleri Müdürü Adnan Mut eşlik etti.

    Mahalle muhtarları toplantıda talep ve önerilerini dile getirirken, Başkan Şirin de sezon öncesi alınacak önlemlerle meyve alım-satım yerlerinde yaşanabilecek olası sorunların önüne geçmeyi hedeflediklerini söyledi. Başkan Şirin, “Her zaman olduğu gibi yine mahallelerimizi yakından ilgilendiren konulara yönelik muhtarlarımızla bir araya geldik. Biz, Turgutlu’yu merkezi ve yeni mahalleleri ile bir bütün olarak düşünüyor ve çalışmalarımızı bu düşünceyle şekillendiriyoruz. Amacımız, ilçe merkezinin rahatlığını ilçemize uzak mahallelerin de yaşamasını sağlamak. Eski köylerimizin ferah ve sorunsuz olması, kent merkezimize olumlu yansıyor. Ancak merkeze uzak mahallelerimizin merkezden farklı ihtiyaçları var. Bu amaçla özellikle kırsal kesimimizin, tarımla uğraşan halkımızın sorunlarına öncelik veriyoruz. Geçtiğimiz yıl Ayvacık, Yakuplar ve Çatalköprü Mahallesi gibi meyve alım-satım yerine ihtiyaç duyulan mahallelerimizin bu ihtiyacını karşıladık. Geçen hafta itibariyle de Karaköy Mahallemize de yeni bir yer kazandırdık. Umuyorum ki bu sezon bereketli ve kazançlı geçer.” şeklinde konuştu.

  • Başkan Kocadon, Muhtarlarla Gümüşlük’te Buluştu

    Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, muhtarlarla gerçekleştirdiği aylık muhtarlar toplantısını bu sefer Gümüşlük’te düzenledi.

    Bodrum Belediye Başkanlığı tarafından her ay düzenli olarak yapılan ve bu ay Gümüşlük’teki Myndos Restaurant’ta düzenlenen toplantıda Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’a Başkan Yardımcıları Taner Uslu, İsmail Altındağ, Kemal Orman ve meclis üyeleri eşlik etti.

    Bodrum ilçe genelinde görev yapan muhtarların yanı sıra toplantıya Muğla Muhtarlar Derneği Başkanı Kadir Gümüş, Yatağan Muhtarlar Derneği Başkanı Birol Turan, Fethiye Muhtarlar Derneği Başkanı Niyazi Canözü, Muğla Salihpaşalar Mahallesi Muhtarı İsmail Baş, Yatağan Kafacakaplancık Mahallesi Muhtarı Hasan Öznur, Yatağan Gökgedik Mahallesi Muhtarı Nizamettin Arıkan, Fethiye Koruköy Mahallesi Muhtarı Nurettin Göztepe, Ula Gökçe Mahallesi Muhtarı Mustafa Aracı ve Ortaca Ekşigök Mahallesi Muhtarı İsa Topal da katıldı.

    Başkan Kocadon, katılım gösteren herkese teşekkür ederek başladığı konuşmasında; “Bizim bu davetimizi kırmayıp Muğlamızın güzel ilçelerinden gelerek bu yemeğe katılan muhtarlarıma da çok teşekkür ediyorum. Şöyle baktığımız zaman hepimiz seçilmiş insanlarız. Hepimiz meydanlardan ve sandıklardan seçilip geliyoruz yani toplumun kabul gördüğü insanlarız. Demek ki Muğla halkı bize inanmış, güvenmiş, sandıktan bizi seçmiş. Onun için seçilmiş insanların farkını bu güzel atmosferde Muğla halkına göstermek lazım. Bizler sizlere yardım etmek, mahallenizin sorunlarını dinlemek ve bunlara çözüm üretmek zorundayız. Yani problemin bir parçası değil her zaman çözümün bir parçası olmalıyız, olacağız. Ve asıl önemli olan da çözümü birlikte bulabilmektir, bunu birlikte yaratabilmektir. Bu güne kadar Bodrum yarımadasındaki muhtarlarımızın birçok derdine de hep beraber çözüm ürettik. Sizler bizim hem gözümüz hem kulağımızsınız” dedi.

  • Başkan Akyol Muhtarlarla Birlikte Ankara’ya Taleplerini İletti

    Gördes Belediye Başkanı Muhammet Akyol, merkez ve mahalle muhtarlarının katılımıyla Ankara’da bir takım ziyaretlerde bulundu.

    Gördes Belediye Başkanı Muhammet Akyol, mahalle muhtarlarıyla birlikte Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaretler kapsamında AK Parti Genel Merkezi, TBMM ve bakanlıklarda bir takım temaslarda bulunuldu. Başkan Akyol’a; AK Parti Gördes İlçe Başkanı Mehmet İnci, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Seher Eren, Gördes Muhtarlar Derneği Başkanı Kerim Çakır, merkez ve mahalle muhtarlarının tamamına yakını eşlik etti. Ankara’ya giden heyet ilk olarak AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ’ı ziyaret etti. AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen ziyarette Özdağ, Gördes’ten gelen heyetle birlikte sabah kahvaltısı yaparak kısa bir toplantı gerçekleştirdi. Muhtarların taleplerini dinleyerek gereken her türlü adımın atılacağını söyleyen Özdağ, ayrıca Gördes’ten kalabalık bir heyetle ziyarete gelinmesinden memnun kaldığını belirttti. Heyet ayrıca AK Parti Genel Başkanı Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun haftalık olağan AK Parti Grup Toplantısı’na da katıldı. Toplantının ardından Başkan Akyon ve beraberindekiler Başbakan Ahmet Davutoğlu ve İçişleri Bakanı Efkan Ala’yla birlikte hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmedi. Temaslar, AK Parti Manisa Milletvekilleriyle gerçekleştirilen toplantıyla devam etti. AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Recai Berber, Uğur Aydemir ve Murat Baybatur’un katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda muhtarların talepleri dinledi. Toplantıda Gördes’le ilgili çeşitli taleplerde de bulunuldu. Milletvekilleri, Gördes’ten gelen ziyaretçilere teşekkür ederek, taleplerinin yerine getirilmesi için ellerinden geleni yapacaklarını söylediler.

    Ziyarete katılımdan dolayı muhtarlara teşekkür eden Başkan Akyol, “Muhtarlarımızla birlik ve beraberlik içerisinde Ankara’da TBMM’de AK Parti Manisa Milletvekillerimizi ziyaret edip taleplerimizi kendilerine ilettik. AK Parti Genel Başkanımız ve Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nun grup toplantısındaki coşkulu konuşmasını dinledik. Gördesimizin genel taleplerinin yanı sıra mahallelerimizin taleplerine yönelik hazırladığımız dosyaları da milletvekillerine sunma fırsatı bulduk. Ayrıca milletvekillerimizle bir toplantı gerçekleştirdik. Gördes’imiz adına oldukça faydalı bir ziyaret oldu. İlgi ve alakalarından dolayı milletvekillerimize ve muhtarlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

    Muhtarlar Anıtkabir’i ve Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Camii’yi ziyaret ederek Ankara’dan ayrıldı. Başkan Muhammet Akyol’un Gördes’e yapılması planlanan yatırımlarla ilgili ziyaretleri üç gün daha devam edecek.