Etiket: Mühendisliği

  • “3. Uluslararası Raylı Sistemler Mühendisliği Sempozyumu”

    Türkiye’nin ilk Raylı Sistemler Mühendisliği’nin bulunduğu Karabük Üniversitesi’nin (KBÜ) ev sahipliğinde üç gün sürecek olan ‘3.Uluslararası Raylı Sistemler Mühendisliği Sempozyumu’ başladı.

    KBÜ 15 Temmuz Şehitleri konferans salonunda başlayan sempozyuma, Karabük Valisi Mehmet Aktaş, TCDD Genel Müdürü İsa Apaydın, OSTİM Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Orhan Aydın, Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (KARDEMİR) A.Ş Genel Müdürü Uğur Yılmaz, KBÜ Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, Karabük Emniyet Müdürü Serhat Tezsever, iş adamları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

    Programın açılışında konuşan KBÜ Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, Karabük’ün tek ray üreticisi olduğunu ve ülkenin ilk ve tek ilk raylı sistemler mühendisliğinin Karabük’te olduğunu söyleyerek, “Bu bize büyük guru ve onur veriyor. İstiyoruz ki, raylı sistemler konusunda Türkiye’nin kalbi burada atsın” dedi.

    “Savunma sanayisinden sonra ulaşım alanında ciddi gelişmeler var”

    OSTİM Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Orhan Aydın ise demiryollarına son yıllarda yapılan yatırımlara değinerek, son yıllarda Türkiye’nin sanayi alanında en hızlı mesafe kaydettiği alanın savunma sanayisi olduğunun altını çizdi. Aydın, “Şu anda savunma sanayi alanında Türkiye hızlı bir mesafe kat etti. Sektörün bir sahibi ve bir stratejisi var. Neyi nasıl yapacağı ve üniversite ile nasıl işbirliği yapılacağı konusuna kadar inmiş ve tanımlanmış iş planı var. Savunma alanında kendi tank, top, insansız hava aracı, ihtiyaç duyduğumuz savunma ile ilgili birçok şeyi milli olarak yapılıyor. Ulaştırma alanında da hızlı bir şekilde işbirliği ve güç birliği yaparak ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamalıyız. Ülkede çalışma sistemini düzgün kuramıyoruz. Kamu, üniversite ve özel sektör çalışıyor ve çaba sarf ediyoruz ama kurduğumuz sistem bize iş üretmiyor, tam tersine yaptığımız işi bozuyor, kırıyor. Dökmeden kırmadan bu işi yapmamız için, üniversite, sanayi ve kamu olarak bir araya gelmemiz gerekiyor. Özel sektörün Türkiye’de ciddi bir dinamizmi var. Üniversitelerimiz kafasına göre gidemez, ülkenin ve bizim ihtiyaçlarımızı mutlaka hissetmesi lazım. Kamu politikalarını yaparken de özel sektörü görmesi lazım. Bunlarla işbirliği yaparak başından sonuna kadar bir yol haritası çizmemiz lazım. Son zamanlarda bunun işaretlerini görüyoruz. İnşallah raylı sistemler konusunda ülkemizde çok ciddi gelişmeler var Yerli firmalarımızda da özellikle belediyelerin ihtiyaç duyduğu ray sistemler alanında ciddi gelişmeler oldu. Birbirini tamamlayacak ahenk içinde çalışacak bir düzen ihtiyacımız var” diye konuştu.

    “2003’ten sonra demiryolları devlet politikasını haline geldi”

    TCDD Genel Müdürü İsa Apaydın ise, karayoluna bağlı öncelikli ulaşım nedeniyle Türkiye’de yarım asra yakın bir süre demiryollarının ihmale uğradığını söyledi. Umutların tükendiği bir sırada 2003 yılının bir milat olduğunu ve bu yıldan sonra demiryollarının devlet politikası haline geldiğini belirten Apaydın, “Bu güne kadar demiryolu ulaşımına 50 milyar lira yatırım yapıldı. Üzerinden geçen trenlerin artık güçlükle seyredebildiği, 150 yıl el değmeyen demiryolu hatlarının tamamına yakınını yeniledik. Yenilenen hatları elektrikli ve sinyalli hale getiriyoruz. Yüksek Hızlı Tren hatlarının uzunluğu bin 213 kilometreye ulaştığı. Yüksek Hızlı Tren için 3 bin 229 kilometre yeni demiryolu inşaatı da devam ediyor. 20 noktada açmayı planladığımız lojistik merkezlerden de 7 tanesini hizmete aldık. Şehir içi modern toplu taşım araçlarımız olan İstanbul Marmaray ve İzmir Egeray devreye alındı. Ankara Başkentray kısa sürede hizmete girecek” dedi.

    “Yeni nesil demiryolu araçlarının üretilmesi için milli projeler başlattık”

    İleri teknoloji gerektiren demiryolu araç ve gereçlerin Türkiye’de üretilmesine yönelik önemli adımlar atıldığından da bahseden Apaydın, şunları kaydetti:

    “Bağlı ortaklarımızla yeni nesil dizel ve elektrikli trenleri üretiyoruz. Mili üretime yönelik çalışmalar devam etmekte. İlk milli elektrik lokomotifi geçen yıl devreye aldık ve hizmet veriyor. Yeni nesil demiryolu araçlarının üretilmesi için milli projeler başlattık. Milli yüksek hızlı tren, mili dizel ve elektrikli tren seti ve yeni nesil yük vagonu üretmek için çalışıyoruz. Bağlı ortaklıklarımızın yanı sıra İstanbul Teknik Üniversitesi, Karabük Üniversitesi, TÜBİTAK, Aselsan, Havalsan gibi bu sektörde çalışan tüm paydaşlarımızla çalışıyoruz. Milli yüksek hızlı treni raylara indirerek milletçe büyük bir başarıya imza atmak istiyoruz. Mevcut hatların yenilenmesi, yeni hatların açılmasının yanı sıra insan kaynağında yatırım yapıyoruz.”

    KARDEMİR A.Ş Genel Müdürü Uğur Yılmaz da hem Türkiye’nin hem de bölgenin tek ray üreticisi olduklarını belirterek, “KARDEMİR olarak kendimizi geliştirerek uluslar arası kalitede 72 metre boyunda ray üretiyoruz. Entegre tesis olarak 150 bin ton ile başladığımız üretimimiz 2 milyon tonun üzerine çıktı ve adım adım 3 milyon ton seviyelerine doğru gidiyoruz” dedi.

    Sempozyumun ilk günü “Yerli ve Milli Test Merkezleri”, “Raylı Ulaşım Sitemlerinde Yerli ve Milli Üretim” panelleriyle tamamlanacak.

  • BEÜ Geomatik Mühendisliği Bölümü Türkiye’nin gururu oldu

    Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Geomatik Mühendisliği Bölümü’nün başarısı Türkiye’yi gururlandırdı. Türkiye’den ilk kez istasyonları değerlendirme yetkisine sahip olan analiz merkezi, gelecekteki iklim koşullarının tahmininde Avrupa Birliği’nin en önemli organizasyonu olan E-GVAP’a kabul edildi.

    BEÜ Geomatik Mühendisliği İleri Araştırmalar Laboratuvarı’nda kurulan analiz merkezinde, sürekli olarak ve her saat başı değerlendirme yapılarak atmosferdeki su buharı miktarının belirlenmesi için gereken troposfrerik zenit gecikmesi kestirimleri yapılıyor. Analiz merkezi AB’nin önemli organizasyonlarından E-GVAP’a kabul edildi.

    2016 yılının başında kabul eden proje ile istasyonlardaki verilerin değerlendirmesini yapan analiz merkezi; Türkiye’nin gurur kaynağı oldu. Analiz merkezinde görevli araştırma görevlisi Gökhan Gürbüz, “2016 yılı başı itibariyle proje başarıyla tamamlandı, hayata geçti. Proje bünyesinde yan ürün olarak Türkiye’ye kattığımız değerlerden biri gerçeğe yakın zamanlı olacak şekilde troposferik parametre kestirimleridir. Bu neden önemlidir, özellikle atmosferin alt katmanındaki bulunan troposferdeki su buharı miktarı ve dağılımının belirlenmesi için anlık olarak yapamasak da saatlik ve günlük kestirimler yaparak atmosferde bulunan su buharı miktarlarının dağılımını incelemeye çalışıyoruz. Bunu Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün günde iki defa atmosfere gönderdiği balon verileri kullanarak karşılaştırıyoruz. Şu ana kadar elde ettiğimiz sonuçlar Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu’daki bütün akademik çalışmalarda elde edildiği gibi çok başarılı” diye konuştu.

    “Verilerin paylaşılmasında sıkıntılar yaşanıyor”

    Araştırma görevlisi Gökhan Gürbüz, verilerin paylaşılmasında sıkıntılar yaşandığına dikkat çekti. Bölgesel ve ülkesel çapta istasyon sayısını arttırarak su buharının atmosferdeki dağılımının Türkiye için belirlenmesinin birincil amaçları olduğunu ifade eden Gürbüz, şöyle devam etti:

    “Günümüzde sadece meteorolojik kestirimler için Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün meteorolojik ölçüm yapan istasyonları ve kullanılmaktaydı. Fakat 1990’lı yıllarda fark edildi ki GNSS sinyalleri kullanılarak da bu su buharı miktarları ve diğer meteorolojik parametrelerin kestirimleri yapılabilmektedir. Eğer bu analiz merkezi 5-10 yıl boyunca bu verileri değerlendirerek, istasyon sayılarını artırarak bu analizlerine devam edebilirse çok başarılı modeller oluşturulabilir. Bu modellerle gelecekteki su buharı dağılımının anlaşılması için kestirimlerde bulunulabilir. Türkiye’deki istasyonları şu anda bir tek biz değerlendirebiliyoruz. Bu konuda da çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Çünkü gerek kamu kuruluşları gerekse özel sektörde sürekli gözlem yapan istasyonların verilerinin paylaşılması bize çok büyük bir problem oluşturuyor. Çünkü bizim birincil amacımız, gerek bölgesel gerekse ülkesel çapta bu istasyon sayısını arttırarak su buharının atmosferdeki dağılımının bizim ülkemiz için belirlenmesi. Fakat bunun için istasyon sayımızı çok fazla artırmalı gerekirse Türkiye, gerekirse tüm Avrupa’ya yayılarak çalışmamızın kapsadığı alanı genişletebiliriz. Su buharının dağılımını çok daha düzgün ve doğru bir şekilde belirleyebiliriz.”

    “Önceden tahmin ve erken uyarı sistemleri için önemli”

    Gelecekteki tsunami ve hortum gibi felaketlerin önceden tahmin edilebilmesi için çalışmaların uygulamanın önemine değinen Gürbüz şu ifadelere yer verdi:

    “Günümüzde meteorolojik hava tahminlerinde kullanılabilecek modeller, kendi mesleğimiz dahilinde GNSS sinyallerinin su buharından dolayı maruz kaldığı bu etki maalesef giderilememekte fakat modellenebilmektedir. 1980 yıllarından bu yana Avrupa’da çok yoğun çalışmalar yapılıyor. Fakat bunlar bölgesel çapta olduğu için her elde edilen model her ülke için başarılı olamayabiliyor. Kendi modelimizin geliştirilebilmesi için çok önemli bir adım. Her ne kadar Türkiye’de çok fazla yaşanmasa da aşırı yağış koşullarında, okyanusa kıyısı olan ülkelerde yaşanan tsunamiler, hortumlar ve çok yoğun yağışların önceden tahmin edilmesi, gerekli uyarı sistemlerinin kurulabilmesi için bu modeller oluşturulabilir ve kullanılabilir.”

    Bülent Ecevit Üniversitesi Analiz Merkezi sayesinde Türkiye ilk defa Avrupa Birliği’nde gerçek zamana yakın verilerin üretilmesine katkı verir duruma geldi.

  • Mühendisliği değil sahneleri sevdi

    İzmirli Jeofizik Mühendisi Özlem Coşkun, yer fiziği olarak da bilinen bilim dalı yerine kendini müziğe verdi. Genç kadın, hayatının anlamını ’onsuz yaşayamam’ dediği notalarda buldu.

    İzmirli Özlem Coşkun, Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık-Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Deprem ve sismik araştırmalar yapmak yerine büyük aşkla bağlı olduğu müziği seçen Coşkun, bu güne kadar 150 beste yaptı. Yaptığı bestelerle ünlü sanatçı Bülent Ersoy’un da dikkatini çekti. Genç sanatçı, Ersoy’un albüm şarkılarından birisinin dinleyip çok beğendiğini ve okumak istediğini belirtti. Şimdilerde 5 şarkılık albümüyle müzik marketlerde yerini alacak olan Coşkun, Diva Bülent Ersoy için de “Bütün eserlerim, Bülent Hanım’ın” dedi.

    Yıldırım Gürses’in son öğrencisi

    İzmir’de annesi Şükran Coşkun’un, kendisine söylediği şarkılarla müzik aşkı başlayan Özlem Coşkun, ailesinin konservatuvar eğitimi alması telkinlerine rağmen ablası gibi mühendis olmayı tercih etti. Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği bölümünde okumasına rağmen bir türlü mesleğine ısınamayan genç sanatçı, mezun olur olmaz hayallerindeki mesleğe atıldı. Müzik eğitimi almadığı halde söz yazan, beste yapan Özlem Coşkun, ses sanatçısı ve bestekar olan olan Yıldırım Gürses ile tanıştı. Yıldırım Gürses’ten son ders alan kişi olduğunu anlatan Özlem Coşkun’un hayalleri, ünlü sanatçının hayatını kaybetmesiyle yarım kaldı. Gürses’in ölümünden sonra sahneye çıkmayan ancak beste yapmaya devam eden Coşkun, 150 beste yaptı. Şimdilerde pek çok yerde sahne alan Coşkun, albümünün de önümüzdeki günlerde müzik marketlerdeki yerini alacağını söyledi.

    Bülent Ersoy bestesini istedi

    Albüm çalışmaları sırasında tesadüfen orada bulunan Bülent Ersoy’un da şarkısını duyduğunu ve çok beğendiğini anlatan Özlem Coşkun, Ersoy’un kendisinden beste istediğini belirterek, “Bülent Hanım o kadar değerli ki. Bestelerimden istediğini seslendirebilir. Çok değerli bir sanatçı. Elbette bestemi beğenmesi ve benden okumak için istemesiyle çok mutlu oldum. Kendisine söz verdim. Yeni bir beste yapacağım ama istediği eserimi de seslendirebilir. Bu bana gurur verir” ifadelerini kullandı.

    “Müzik de artık ucuz tüketiliyor”

    Son dönem müziklerini kalıcı ve kaliteli bulmadığını dile getiren Özlem Coşkun, müziğin de ucuz tüketildiğini savundu. Coşkun, “Bunun için eski şarkılar yeniden gündeme geliyor. Eski şarkılarda, samimiyet var, içtenlik var. Bende eskiden yapılan müzikle kendi oluşturduğum bestelerin eş değer olmasını istiyorum. Bunu sağlamaya çalışıyorum” dedi.

    İzmirli müzik severlerin ve müzik adamlarının da kendisini desteklemesini beklediğine işaret eden Coşkun, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Sanatın her dalında, kendimi başarılı görüyordum. Söz yazmamın yanında, bu sözlere melodilerde çıktı. Bestelerim peş peşe gelmeye başladı. Hayatta yaşayarak biriktirdiklerimi müzikle anlatacağım. Albüm yaptım ve halkımızın beğenisine sundum. Dijital ortamda büyük beğeni aldım. Şimdi müzik markette de olacağım. Bestelerimle insanların kalbini yakalamak istiyorum.”

  • YÖK Jeoloji, Jeofizik Ve Maden Mühendisliği Programları Değerlendirme Toplantısı

    Yer Bilimleri Programlarından Jeoloji Mühendisliği, Jeofizik Mühendisliği ve Maden Mühendisliği Programları Değerlendirme Toplantısı, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı M. A. Yekta Saraç’ın katılımıyla gerçekleşti.

    Yer bilimleri programlarından jeoloji mühendisliği, jeofizik mühendisliği ve maden mühendisliği eğitiminin bütün yönlerinin görüşülmesi amacıyla ilgili programların bölüm başkanları ve fakülte dekanlarının katılımıyla YÖK Konferans Salonu’nda bir toplantı düzenlendi. Toplantıya YÖK Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç ile Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Mandal da katıldı. YÖK Başkanı Saraç’ın açılış konuşmasının ardından toplantı YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Mandal’ın moderatörlüğünde devam etti.

    Toplantıda jeoloji mühendisliği, jeofizik mühendisliği ve maden mühendisliği eğitimi ile ilgili olarak özellikle kontenjan, kalite, istihdam ve bu sorunların çözümlerine dair öneriler tartışılırken, sorunların çözümü için ilgili alanlardaki dekan ve/veya bölüm başkanlarından oluşan “Yer Bilimleri Eğitimi Değerlendirme Komisyonu” oluşturulmasına ve bu komisyonun 2 aylık bir çalışma sonrasında bir rapor hazırlayarak Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na sunmasına karar verildi.

  • Bilgisayar Mühendisliği Bölümü 60 Öğrenci İle Eğitime Başlıyor

    Son yıllarda kalite-akreditasyon, üniversite-sanayi işbirliği projeleri konusunda önemli atılımlar geçekleştiren BEÜ Mühendislik Fakültesi, Ar-Ge potansiyeli yüksek yeni bölümler açarak büyümesini sürdürüyor. Daha önce Biyomedikal ve Metalurji-Malzeme Mühendislikleri Bölümlerini bünyesine katan Mühendislik Fakültesi’nde, YÖK’e yapılan teklifin kabul edilmesiyle çağımızın en gözde disiplini olan Bilgisayar Mühendisliği 2016-2016 yılında 60 öğrenciyle Eğitim-Öğretim hayatına başlayacak.

    Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu’da yaptığı açıklamada,“ Bilgisayar Mühendisliği Bölümümüzde eğitim-öğretim faaliyetlerinin başlatılması için yaptığımız başvurunun YÖK tarafından kabul edildiği öğrenmiş olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bilgi Teknolojileri günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu sebeple söz konusu alanda Bölüm açılması 2013 yılından bu yana stratejik hedeflerimiz arasındaydı. Ancak böylesine gözde bir alanda yeterli öğretim kadrosu oluşturmak gerçekten çok zor bir görevdi. Bu hedefin başarılmasında büyük bir özveri ile çalışan daha önceki Dekanlarımıza, tüm çalıma arkadaşlarımıza ve bu süreçte desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Rektörlüğümüze teşekkürü bir borç biliyorum. Bilgisayar Bölümünün açılmasıyla birlikte Fakültemiz bünyesinde eğitim-öğretim faaliyeti gösteren bölümlerimizin sayısı 11’e toplam öğrenci sayımızda 4263 ulaşmış olacaktır. Ayrıca Fakültemizde 95 de yabancı öğrenci öğrenim görmektedir” dedi.

    Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Mahmut Özer konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Günümüz Bilgi ve Yüksek Teknoloji Çağıdır. Böyle bir çağda ülkelerin kendi kendilerine yetebilmeleri ve ekonomik gelişimlerini sürdürebilmeleri için İleri teknoloji ürünler geliştirebilmeleri ve en önemlisi bu ürünleri geliştirebilecek insan kaynağı yetiştirebilmeleri gerekmektedir. Üniversite olarak biz de bu stratejik hedefler doğrultusunda kaliteye de büyük önem vererek Mühendislik Fakültemiz’de ileri teknoloji alanında yeni bölümler açarak ülkemiz insan kaynağı ihtiyacını karşılama gayreti içerisindeyiz. Bu çabaların sonucu olarak daha önce Biyomedikal Mühendisliği ve Metalürji-Malzeme Mühendislikleri’nde eğitim öğretimi başlatmıştık. Biyomedikal Mühendisliği Bölümümüz bu sen ilk mezunlarını verecek. Şimdi de Bilgisayar Mühendisliği gibi günümüzün en önemli alanlarından birinde Eğitim-Öğretime başlayacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu bölümün aktif olması mühendislik bilimleri alanında disiplinlerarası araştırma kapasitemizi de güçlendirecektir. Bölümün üniversitemize, Zonguldak’a ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, süreçte katkıda bulunan çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.