Etiket: Muhafaza

  • Türk Musikisi, kültürel mirası muhafaza ediyor

    Türk Musikisi, kültürel mirası muhafaza ediyor

    Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesinin misyonlarından biri olan kurum içi iletişimi güçlendirmek adına gerçekleştirdiği ziyaretlerine devam ediyor.

    Hafta içi her sabah bir birim veya fakültede akademisyenlerle bir araya gelen Rektör Çomaklı’nın bu günkü durağı ise Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuvarı oldu. Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuvarına tahsis edilen yeni binasında Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Nesrin Feyzioğlu ile birlikte öğretim üyeleriyle görüşen Rektör Çomaklı, gerçekleştirilen çalışmalarla ilgili bilgi aldı.

    Toplantıda, gelecekte yapılacak çalışmalar hakkında akademisyenlerin görüşlerini alan Rektör Çomaklı, konservatuvarın giderek gelişen yapısını daha aktif hale getirmek için fikir alışverişinde bulundu.

    “Çalışmalar Çağdaş, Yenilikçi ve Modern Bir Biçimde Olmalı”

    Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuvarının Güzel Sanatlar Fakültesinin yanında sanata bilimsel olarak yaklaşan diğer birim olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Çomaklı, meslekler arası geçişkenliği sağlayarak niteliği arttırmanın önemine vurgu yaptı.

    Konservatuvarın öğretici misyonunun yanında toplumla daha fazla etkileşim içerisinde olması gerektiğini söyleyen Çomaklı: “Yeni Nesil Üniversite Projesinin önemli çıktılarından biri olan topluma hizmet anlayışını Atatürk Üniversitesi olarak layıkıyla yerine getiriyoruz. Gerçekleştirdiğimiz iş birlikleriyle halk ile iç içe olmanın yanında kurumumuzun marka değerini de yükseltiyoruz. Hem Doğu Anadolu Bölgesinin merkezi konumunda olan hem de Türk dünyasının geçiş güzergâhında bulunan Erzurum’da kurulan Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuvarımız kültürel mirasımızın müziğe ait kısmının muhafaza edilmesi ve zenginleştirilmesi noktasında büyük hizmet veriyor. Üniversitemizde sosyal, kültürel ve bilimsel faaliyetler, 2019-2020 eğitim-öğretim yılının 2.’nci yarısında da tüm hızıyla devam edecek. Yapacağımız kültürel ve akademik çalışmalar çağdaş, yenilikçi ve modern bir biçimde olmalı. Çalışmalarımız bu şekilde olursa hem eğitim hem de öğrenci kalitemiz artacaktır” dedi.

    Ziyaret, akademisyenlerin talep ve temennilerini aktarmasıyla son buldu.

  • Orman muhafaza memuru tarlada ölü bulundu

    Samsun’un Terme ilçesinde, orman muhafaza memuru olarak görev yapan 56 yaşındaki Yüksel Berk, tarlada tüfekle vurulmuş halde ölü bulundu.

    Olay, Gölceğiz Mahallesi’nde saat 19.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, boş bir tarlada hareketsiz halde yatan şahsı gören çevredeki vatandaşlar durumu sağlık ve jandarma ekiplerine bildirdi. Alınan ihbar sonrası olay yerine gelen sağlık ve jandarma ekiplerinin yaptığı incelemelerinin ardından yerde yatan kişinin tüfekle vurularak hayatını kaybettiği belirlendi.

    Çok yönlü soruşturma başlatan Terme İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, hayatını kaybeden kişinin Orman İşletme Müdürlüğünde görevli orman muhafaza memuru Yüksel Berk olduğunu tespit etti. Olayla bağlantısı olduğu belirlenen şüphelinin çevre ilçelere kaçmaması için emniyet ve jandarmanın gerekli tedbirleri aldığı öğrenildi.

  • Liseyi çobanlık yaparak bitirdi, şimdi hedefi ‘orman muhafaza memurluğu’

    Giresun’da ailevi sebeplerden dolayı ortaokuldan sonra okula devam edemeyen ancak çobanlıktan arta kalan vakitlerde ders çalışarak kendi imkanları ile liseyi açıktan bitiren 25 yaşındaki çoban Mustafa Bıçakçı, orman muhafaza memuru hayali ile üniversiteye hazırlanıyor.

    Giresun merkeze 25 kilometre mesafede Sultaniye Köyü’nde yaşayan Bıçakçı, 2006 yılında bir koyun ile başladığı mesleğine 160 koyunla devam ediyor. Mesleğinin zor olduğunu ama çok sevdiğini belirten Bıçakçı, “Kışın zor yanları da var, zevkli yanları da var ama hayvanları mecburiyetten otlatıyoruz. Bu arada dışarıdan liseyi bitirdim şu anda üniversiteye hazırlanıyorum. Hedefim ise orman işletme bölümü okumak” dedi.

    Kendisi gibi okuyamayanlara da çağrıda bulunan Çoban Mustafa, “Hayvancılığı seviyorum. Bir koyun aldım ilk önce ondan üredi daha sonra 12 hayvan daha aldım. O şekilde sattığım hayvanlarla beraber bini geçti şu an yanımda 160 hayvanım var. Çobanlık zor ama zevkli bir meslek. Fakat okumak daha iyi. Ne iş yaparsa yapsın insan okumalı, belli bir hedefleri olmaları lazım. Kısmet olursa benim hedefimde ormancı olmak var” diye konuştu.

  • Gümrük muhafaza ekipleri yılbaşını fırsat bilen Kaçakçılara göz açtırmadı

    Gümrük Muhafaza Ekiplerince İzmir’de yapılan operasyonda 1.988 şişe kaçak içki ele geçirildi.

    Kaçakçılıkla Mücadele kapsamında Ticaret Bakanlığı Alo 136 Gümrük Muhafaza İhbar Hattına, duyarlı bir vatandaşın yaptığı ihbar sonucu, İzmir’de bir pasaj içerisinde bulunan depolarda kaçak içki satışı yapıldığı bildirildi.

    Gümrük Muhafaza ekiplerince yerinde yapılan araştırmalar ve istihbari çalışmalarla bilgi teyit edildikten sonra operasyon kararı alındı. İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliği’nden arama ve el koyma kararı alınarak söz konusu adrese operasyon yapıldı.

    Gümrük Muhafaza ekiplerince yapılan arama neticesinde, pasaj içerisinde yer alan depoların birinde 506 adet bandrolsüz üretilmiş, 36 adet ise sahte bandrollü kaçak alkol ele geçirildi. Diğer depoda yapılan aramada ise muhtelif markalarda 1.446 adet kaçak içki tespit edildi. Böylece yapılan operasyonda toplamda 1.988 şişe kaçak içki ele geçirildi.

    Ayrıca depolarda yapılan aramada toplamda 24 paket puro, 177 paket muhtelif markalarda yabancı bandrollü ve bandrolsüz sigara, 69 paket muhtelif marka pipo tütünü ile 15 paket ilaç olduğu değerlendirilen jel ve tablet cinsi kaçak eşya yakalandı.

    Söz konusu kaçak içki, sigara ve eşyalara mahkeme kararına istinaden el konuldu. Ele geçirilen kaçak eşyaların toplam değerinin 225 bin lira olduğu tespit edildi.

  • Doç. Dr. Şener: “Eğirdir Gölü’nün bugünkü durumunu muhafaza etmesi pek mümkün görünmemektedir”

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Su Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Şehnaz Şener, Eğirdir Gölü’nde su seviyesinin 24 Ekim Çarşamba tarihi itibariyle 916.186 metre şeklinde ölçüldüğünü ifade etti. Geçmişten günümüze ölçülen su kotlarının 950,50 metre ila 918,96 metre arasında değiştiğini belirten Doç. Dr. Şener, “Su kaybının olduğu aşikar. Eğirdir Gölü Özel Hükümleri kapsamında yapılması gereken çalışmalar bir an önce gerçekleştirilmelidir” dedi.

    SDÜ Su Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Şehnaz Şener, Eğirdir Gölü ile ilgili soruları yanıtladı. Eğirdir Gölü’nün son durumu hakkında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Şehnaz Şener, “Türkiye’nin ikinci büyük Tatlısu gölü olan Eğirdir Gölü’nün kuzeyinde kalan daha küçük kısmına Hoyran, güneyde kalan kısmına ise Eğirdir Gölü denmektedir. İki gölün arasındaki Hoyran Boğazı’nın genişliği 3 kilometredir. Gölün ortalama derinliği 8-9 metre arası olup en derin yeri 13-14 metre arasındadır. Eğirdir Gölü’nün geçmişten günümüze ölçülmüş su kotları 950,50 metre ile 918,96 metre arasında değişmektedir. Eğirdir Gölü’nde maksimum işletme kotu olan 918,96 metrede, gölün yüzey alanı 487,76 kilometrekare, hacmi 4.005,10 hm3’dür. Minimum su seviyesi olan 914,62 metrede göl yüzey alanı 431,08 kilometrekare, göl hacmi ise 2097,96 hm3’tür. Devlet Su İşleri (DSİ) VXIII. Bölge Müdürlüğü verilerine göre 24 Ekim 2018 Çarşamba tarihinde ölçülen göl seviyesi 916.186 metredir” dedi.

    “Türkiye’deki 454 kuş türünden 225’i Eğirdir Gölü ve çevresinde yaşamını sürdürüyor”

    “Eğirdir Gölü’nün Isparta, Batı Akdeniz ve Türkiye’de eko-sistem içerisindeki değeri nedir?” şeklindeki soruyu da yanıtlayan Doç. Dr. Şener şunları söyledi:

    “Eğirdir Gölü Türkiye’nin Batı Akdeniz bölümünde, Isparta sınırları içerisinde, Eğirdir, Senirkent, Yalvaç ve Gelendost ilçe sınırları ile çevrilidir. Eğirdir Gölü, Beyşehir Gölü’nden sonra Türkiye’nin ikinci büyük tatlısu gölüdür. Isparta’nın içme suyunun temin edildiği Eğirdir Gölü, göl-dağ turizmi açısından olduğu kadar balık avcılığı, su sporları ve rekreasyon imkanları da sunmaktadır. Eğirdir Gölü’nün suyu, tatlı su balıklarının yaşamasına elverişli olması, amatör ve profesyonel balık avcılığı imkanı sağlamaktadır. Eğirdir Gölü’ndeki ekonomik su ürünleri tatlısu istakozu, sudak balığı, sazan balığı, Eğrez, gümüşi havuz balığı ve gümüş balığıdır. Eğirdir Gölü biyoçeşitlilik yönünden uluslararası öneme sahip bir ekosistem. Örneğin Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) verilerine göre Türkiye’deki 454 kuş türünden 225’i Eğirdir Gölü ve çevresinde yaşamını sürdürüyor.”

    “Eğirdir Gölü’nün bugünkü durumunu gelecekte muhafaza etmesi pek de mümkün görünmemektedir”

    Eğirdir Gölü’ndeki çekilme ve su kaybı ile ilgili kayıpların nedenini de anlatan Doç. Dr. Şener, “Gelecekte Eğirdir Gölü’nün kuruma tehlikesi var mı?” yönünde soruya şöyle yanıt verdi:

    “Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü verilerine göre 24.10.2018 tarihinde ölçülen göl seviyesi 916.186 metre olup göl seviyesinde azalma kaydedilmiştir. Mevcut durumda ’Su kaybının tek sebebi budur’ demek mümkün değil. Yağış miktarının azalması, buharlaşma kayıplarının artması, su kullanımları gibi problemlerin hepsi su kaybına etkendir. Bu problemleri net bir şekilde ortaya koyabilmek ve Eğirdir Gölü’nün gelecekte tamamen veya kısmen kuruması konusunda bilgi paylaşabilmek için kapsamlı bir ’Hidrolojik Modelleme’ yapılmalıdır. Söz konusu çalışmalardan elde edilen çıktılar neticesinde bu soruya cevap verilebilir.”

    Doç. Dr. Şener, “Tarım ve Orman Bakanlığının 2016 yılında tamamladığı ’İklim Değişikliğinin Su Kaynaklarına Etkisi’ Projesi kapsamında, Eğirdir Gölü’nün de içerisinde bulunduğu Antalya Havzasında iklim değişikliği projeksiyonları yapılmıştır. Antalya Havzası’nda HadGEM2-ES, MPI-ESM-MR ve CNRM-CM5.1 modelleri RCP4.5 ve RCP8.5 senaryoların göre hazırlanan ortalama sıcaklık ve toplam yağış verileri modellenmiştir. Buna göre havzada sıcaklıkların 2100 yılına kadar en kötü senaryoya göre 5.6 derece artacağı, ortalama yıllık toplam yağışların ise 197.7 mm azalacağı öngörülmektedir. Bununla birlikte Eğirdir Gölü havzasında su kullanımları nüfus artışına bağlı olarak günümüzden çok daha fazla olacaktır. Dolayısıyla Eğirdir Gölü’nün bugünkü durumunu gelecekte de koruması çok muhtemel görünmemektedir. Yapılacak kapsamlı ’Hidrolojik Modelleme’ çalışmaları ile birlikte sektörel su tahsislerinin planlanması ve uygulamadaki eksiklerin giderilmesi gerekmektedir. Ayrıca halkın bilinçlendirilmesi sürdürülebilir su yönetimi için en önemli aşamalardan birisidir” dedi.

    Eğirdir Gölü’ndeki kirletici unsurlar ve kirliliğin engellenmesi için alınması gereken tedbirleri anlatan Şener, “Eğirdir Gölü genel olarak birinci su kalite sınıfında olmasına rağmen, yer yer antropojenik girdilerin etkin olabileceği derelerin göle boşalım noktalarında azot ve fosfor yükleri bakımından daha düşük sınıfları temsil etmektedir. Ayrıca, çeşitli ulusal ve uluslararası içme suyu standartlarında belirtilen sınır değerlere göre Eğirdir göl suları genel olarak içilebilirlik standartlarına uygun özelliklere sahiptir. Ancak yer yer BOİ, amonyum, bulanıklık, alüminyum, demir ve nikel parametreleri açısından içme suyu olarak kullanıma uygun olmadığı belirlenmiştir” şeklinde konuştu.

    “Gerekli önlemler alınmadığı takdirde göl suyunun zamanla içilemez duruma geleceğini söylemek mümkündür”

    Şener, “Göl su kalitesini olumsuz olarak etkileyen en önemli kirletici kaynaklar, evsel atık sular, katı atık depolama alanları, endüstriyel faaliyetler gibi noktasal kirleticiler ve tarımsal aktivitelerdir. Havza genelinde bitkinin ihtiyacından çok fazla tarım ilacı kullanılmakta, kullanılan sulama yöntemleri ile kirletici unsurların yeraltı suyu ve yüzey sularına taşınımı sağlanmakta, ilaç ambalajlarının gelişigüzel atılması ve yüzey sularında yıkanması ile direkt kirlilik etkisi oluşmakta ve doğa dostu olarak bilinen pestisitlerin kullanımı ise en az seviyede bulunmaktadır. Eğirdir Gölü beslenme havzası içerisinde yeraltı suyu ve yüzey suyu akımlarının göle doğru olması havzadaki kirleticilerin göle etkisini arttırmaktadır” ifadelerini kaydetti.

    “Eğirdir Gölü Özel Hükümleri kapsamında yapılması gereken çalışmalar biran önce gerçekleştirilmelidir”

    Şener ayrıca, “Göldeki kirliliğin engellenmesi için öncelikle ‘Eğirdir Gölü Özel Hükümleri’ kapsamında yapılması gereken çalışmalar biran önce gerçekleştirilmelidir. 2016 yılına kadar işletmeye alınması gereken ’Atık Su Arıtma Tesisleri’ hala işletmeye alınmamıştır. Mevcut durumda katı atıkların bertarafıyla ve tarımsal kirliliğin yönetimi ile ilgili eksiklikler bulunmaktadır” dedi.

    Son olarak Eğirdir Gölü’nün hangi kanun, yönetmelik gibi kurallarla korunduğuna değinen Şener, “Eğirdir Gölü Özel Hüküm Belirleme ve Havza Koruma Planı Projesi kapsamında belirlenen ve Eğirdir Gölü Havzasında, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin 16- 20’inci maddeleri yerine uygulanacak olan Özel Hükümler, 16. 06. 2012 tarihinde Isparta gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, Özel Hükümlerin uygulaması Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürütülmektedir” ifadelerine yer verdi.