Etiket: Müftülüğü

  • İstanbul Müftülüğü görevini Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz devraldı

    Prof. Dr. Rahmi Yaran, İstanbul Müftülüğü görevini Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in katıldığı törenle Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz’a devretti.

    Prof. Dr. Rahmi Yaran, İstanbul Müftülüğü görevini Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in de katılımıyla yapılan törenle Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz’a devretti. Haseki Abdurrahman Gürses Eğitim Merkezi’nde düzenlenen törene, Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in yanı sıra İstanbul Vali Yardımcısı Osman Ateş, çeşitli ilçelerin müftüleri, çok sayıda üniversiteden ilahiyat fakültesi öğretim üyeleri ve din görevlisi katıldı. Tören Fatih Camii İmam Hatibi Bünyamin Topçuoğlu’nun Kur’an-ı Kerim tilavetiokumasıyla başlarken protokol konuşmalarıyla devam etti. Törende Prof. Dr. Rahmi Yaran İstanbul Müftülüğü görevini Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz’a devrederken Yılmaz’a cübbesini Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez giydirdi. Ardından Görmez, hizmetlerinden dolayı görevini devreden Prof. Dr. Rahmi Yaran’a plaket ve çiçek takdiminde bulundu.

    “Dindar olan ve olmayan diye tasnif etmek gibi bir hakkımız ve haddimiz olmaz”

    2000’li yıllardan beri üniversiteler ve camiler arasındaki eğitim mesafelerini kaldırmak için uğraştıklarını ifade eden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, “Üniversitelerdeki akademik kürsüyle camilerdeki irşat kürsüsü arasındaki farkı azaltmak yahut kaldırmak için bir çaba içerisinde olduk. Biz bunun ülkemiz için çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Gerçekten ilim ve hikmet üzerinde yürüyen akademik kürsülerle camilerimiz arasındaki mesafeyi kapatmak, bu iki kürsüyü mutlaka birleştirmemiz gerekiyor. Sanki Diyanet İşleri Başkanları her cuma camiye gelen sayıları 15-20 milyonu bulan Müslümanla bir araya gelip camiye gelmeyen kardeşleri aleyhine, onların hayat tarzları hakkında konuşmalar yapıyor gibi bir düşünce oluşturuldu, bu tamamen yanlıştır. Biz sadece gelen kardeşlerimizle gelmeyen kardeşlerimize sadece dua makamındayız. Dindar olan ve olmayan diye tasnif etmek gibi bir hakkımız ve haddimiz olmaz. Birkaç hafta önce Pakistan’ı ziyaret ettim, her cami bir mezhebe her medrese bir fırkaya dönüşmüş, din hizmetlerinin her bir yerde farklı bir parçaya dönüşmüş bir dünyada tevhit ve vahdet arasındaki ilişkiyi kurmanın ne kadar güç olduğunu bütün yetkililerden dinledim. Biz ülkemizi hem bu duruma sokmamalıyız hem de vahdetimizi ayağa kaldırarak bu şekilde zor durumda olan kardeşlerimize yardımcı olmalıyız” diye konuştu.

    “Şu arkadaşa biraz fazla verin, kazandırın, kazandırmayın diye bir cümle kurmadım”

    Cemaatlere ve sivil toplum kuruluşlarına görev süresi boyunca eşit mesafede durmaya dikkat ettiğini belirten ve İstanbul Müftülüğü görevini devreden Prof. Dr. Rahmi Yaran, “Adaletli olmaya dikkat ettim, bilhassa sınavlarda hiç kimseye hakkı olandan ne aşağı ne yukarı not verilmemesine her zaman komisyon üyelerimizden rica ettim. Şu imtihanda şu arkadaşa biraz fazla verin, kazandırın, kazandırmayın diye bir cümle kurmadım. Yetkilerimi kullanırken bana ait olan yetkileri kullanamaya özen gösterdim” dedi.

    “İstanbul’da cami sayısı 3 bin 500’e ulaşmamış”

    İstanbul’da cami ve din görevlisi sayısının yetersiz olduğuna dikkat çeken İstanbul Müftülüğü görevini devralan Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, “ Türkiye’de 87 bin 200 cami var, İstanbul’da 3 bin 500’e ulaşmamış cami sayısı, Türkiye’de 120 bin personelimiz var, İstanbul’da 8 bin personelimiz var. Bana göre, 17 bin 500 caminin 22 -23 bin de görevlinin olması gerekiyor. İstanbul’da 50 bin kişinin yaşadığı bir mabedin bulunmadığı yerlerimiz var. Son zamanlardaki FETÖ olaylarıyla birlikte oluşan tedirginliklerin ortadan kalkması için Diyanet İşleri Başkanlığı’mızın rehberlik ederek, yol göstermesi gerekir diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    Tören,Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez,İstanbul Müftülüğü görevini devralan Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz ve görevini devreden Prof. Dr. Rahmi Yaran’ın hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.

  • Mehmet Sönmezoğlu, Ankara İl Müftülüğü görevini devraldı

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, “Bizim hizmetlerimiz için kullanılan en soylu kavram imam kavramıdır. Bunu da 15 Temmuz’dan itibaren medya marifetiyle ihanet şebekelerinin öncülerine isim olarak çaldılar, her konuyu çaldıkları gibi, her konuyu hırsızladıkları gibi imam kavramı gibi soylu bir kavramı da çaldılar. Biz camilerimizde bu soylu görevi yapan insanlara bile imam demekten çekinir olmaya başladık” dedi.

    Ankara İl Müftülüğüne atanan Mehmet Sönmezoğlu, görevini Müftü Vekili Ali Gülden’den devraldı. Türkiye Diyanet Vakfı’nda gerçekleştirilen devir teslim törenine Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, ilçe müftüleri ve vaizler katıldı. Devir teslim töreninde yaptığı konuşmada Görmez, her idari görevin bir emanet, bir mesuliyet olduğunu anlatarak, “Her idari görev ateşten gömlektir. Ama diyanet görevi ateşten cübbedir. Gömlek vücudun yarısını yakar fakat cübbe vücudun tamamını yakar. Sorumluluk yerine getirilmediği zaman vücudun tamamını yakar. Bir de başımıza koyduğumuz sarık vardır. O sarık hiçbir leke kabul etmez. Atalarımız büyüklerimiz geleneğimiz sarığın üzerinde sarılı olan beyaz kumaşın 7 metre olmasını gelenek olarak kabul etmiştir, derin bir manası vardır 7 metre oluşunun. Çünkü 7 metre herkesin ebediyete ve ahirete giderken sarıldığı kumaşın ölçüsüdür. Başına sarık saran insan her an Rabbine kavuşmaya hazır demektir. Onun için bu görevleri üstlenen her arkadaşımıza biz dua etmeliyiz ki hem üzerindeki cübbe vücudunu yakmasın, hem de başındaki sarığa hiçbir leke düşürmeden bu ulvi görevi hakkıyla ifa edebilsin. Müftülük görevleri diyanet görevini biz bürokratik mekanizmaya dönüştürdüğümüz zaman bütün bunları unutuyoruz” diye konuştu.

    “Bugün küresel kötülük terörü modern bir savaş yöntemine dönüştürmüştür”

    Tarihin en zor zamanlarından geçildiğini söyleyen Görmez, “En büyük zorluğumuz bizim şiddeti zulmü savaşı dönüştürecek rahmeti ve adaleti kaybetmektir. En büyük zorluk cehaleti ortadan kaldıracak ilim ve hikmeti kaybetmektir. İslam ümmeti bunların tamamını yaşıyor. Hem zulüm kol geziyor hem şiddet ve terör her tarafı kuşatmış vaziyette hem de cehalet kol geziyor. Böyle bir dönemde biz vazifelerimize başlarken üzerimize aldığımız emanetleri her gün yerine getirirken bu zorlukları düşünmemiz gerekiyor. Biz ümmetimizi, milletimizi, ülkemizi bütün bu zorluklardan nasıl kurtarabiliriz. Bugün küresel kötülük terörü modern bir savaş yöntemine dönüştürmüştür. İslam ümmetini küresel kötülük kuşatmıştır. Bu küresel kötülük ahlak ve hukuk tanımayan modern bir savaş yöntemi olarak teröre başvuruyor. Terörün ve şiddetin en büyük mağduru Dini Mübini İslam’ın kendisidir. En büyük terör terörün kendisi değil, terörün İslam ile özdeşleştirilmesidir. Daha vahim olanı ise şiddetin ve savaşın gölgesinde bilinçaltında saklanan hastalıkların nüksetmesidir. Kin, öfke ve nefretin mezhepçilik, meşrepçilik, ırkçılık, kabilecilik gibi hastalıkların cehalet gibi hastalıkların ortaya çıkmasıdır. Şiddet ve terör başka dünyalarda da islamofobik nefreti şiddeti düşmanlığı besleyerek İslam’ın yeryüzüne son rahmeti getiren İslam’ın şiddetle, nefretle, savaşla özdeşleştirilmesi hepimizin içinde bulunduğumuz konumu yaptığımız hizmetleri yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılmaktadır. Bütün bunlar ümmeti kuşatan bütün bu kötülükler mazlumların, mağdurların, mahrumların gözlerini bu ülkeye Türkiye’ye bu ülkenin tarihine bu topraklarda yaşayan milletimize çevirmiş durumdadır. Ama bizimde sıkıntılarımız var. Bir taraftan sınırlarımızı kuşatan ateş, bu ateş çemberi içerisinde o ateş çemberi içerisinde ateşin bize sıçramasını önlemek için askerlerimiz, Mehmetçiklerimiz sınır ötesinde bir mücadeleye girmiş durumda. Cenabı hak hepsine yardım etsin” ifadelerini kullandı.

    “Biz diyanet hizmetlerini bürokratik bir sisteme dönüştürdüğümüzde kendi diyanet il müdürlüğü konumuna düşürmüş oluruz”

    Görmez, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bir taraftan 40 yıldır bu ülkenin çocuklarını dağlara götürerek katiller güruhuna dönüştüren bir cinayet şebekesi, katliamlarına devam ediyor. Bir taraftan küresel güçlerin çatışma alanı haline dönüşmüş bölgeden ortaya çıkmış DEAŞ ve benzeri terör örgütlerinin ülkemize yönelik saldırıları, bir taraftan 15 Temmuz’da yaşadığımız büyük ihanet ve bütün devlet mekanizmalarını tahrip etmek için 10 yıllarını veren yapının ülkemize ve milletimize verdiği zararlar bir taraftan yurtdışındaki millet varlığımıza yaptığımız hizmetleri ortadan kaldırmak için mücadeleler bütün bunları dikkate aldığımızda nasıl ki dünyadaki bütün mazlumların, mağdurların gözü Türkiye’ye yöneliyor, Türkiye’de de milletimizin her ferdinin gözü Diyanete yöneliyor. Diyanet İşleri teşkilatının Başkanından, müezzinine, imamından, müftüsüne, vaizinden, Kur’an kursu öğretmenine her kademede görev yapan bütün arkadaşlarımızın her gün yeni bir muhasebe yaparak hem ülkemizi, bölgemizi, İslam ümmetini bütün bu badirelerden kurtarmak için üstümüze düşen vazifeleri hakkıyla ifa etmek için canhıraş bir şekilde çalışmak mecburiyetimiz vardır. Şuna karar vermeliyiz, müftülerimiz illerde Diyanet İl Müdürleri mi olacak yoksa müftü mü olacaklar. Biz illerde Diyanetin il müdürlüğü değiliz, müftüyüz. Kanun koyucu tarihe süreklilik kazandırmak bakımından diyanet işleri teşkilatını kurmuş ama illerde ve diyanet adına görev yapacak arkadaşlarımıza diyanet il müdürü veya ilçe diyanet il müdürü dememiş müftü adını vermiş. Müftü kimdir? Müftü İslam medeniyetinin en soylu kavramlarından manevi sorumluluğu en yüce olan makamlarından bir tanesidir. Biz diyanet hizmetlerini bürokratik bir sisteme dönüştürdüğümüzde kendi diyanet il müdürlüğü konumuna düşürmüş oluruz. Müftülük makamını yeniden ihya etmeliyiz.”

    “İmam kavramı gibi soylu bir kavramı da çaldılar”

    “Biz çok şey kaybettik. Biz bizi ve çalışmalarımızı ifade eden kelimeleri kaybettik” diyen Görmez, “Bu din görevlisi tabiri bizim bütün kavramlarımızı altüst eden bir kavramdır. Her Müslüman dininin görevlisidir. Din görevlisi diye bir sınıf olmaz. Bizim irşat görevimiz vardır. İrşat diye bir kavramımız vardır. Bizim tebliğ diye bir görevimiz var. Bizim davet diye bir görevimiz var. İrşat, tebliğ, davet gibi bütün kavramları ortadan kaldırıp yerine din görevlisi dediğimizde o din görevlisi dediğimiz görevin gönül boyutunu yok ettiğimizde ortaya çok tadı tuzu olmayan bir şey çıkıyor. Bizim hizmetlerimiz için kullanılan en soylu kavram imam kavramıdır. Bunu da 15 Temmuz’dan itibaren medya marifetiyle ihanet şebekelerinin öncülerine isim olarak çaldılar, her konuşu çaldıkları gibi, her konuyu hırsızladıkları gibi imam kavramı gibi soylu bir kavramı da çaldılar. Şebeke adına illerde hizmet görenlere, görev yapanlara imam adını verdiler. Biz camilerimizde bu soylu görevi yapan insanlara bile imam demekten çekinir olmaya başladık. Ne kadar üzücü bir şey” değerlendirmesinde bulundu.

    “Diyanet hizmetleri reklam ve propaganda kelimeleriyle ifade edilmez”

    Son yıllarda din gönüllüsü kavramını çok kullanmak istediklerini söyleyen Görmez, “Sloganımız şu olsun; ‘Atanmış din görevlisi yok, adanmış din gönüllüsü olsun.’ Hepimiz adanmış din gönüllüsü olduğumuz zaman iyiliğe güzelliğe hayra öncülük yaptığımız zaman görevlerimizi hakkıyla ifa etmiş oluruz. Reklam şov ve propaganda ile irşat tebliğ ve davet yan yana gelemez. Diyanet hizmetleri reklam ve propaganda kelimeleriyle ifade edilmez. İrşat davet ve tebliğ kavramlarıyla ifade edilir” açıklamasında bulundu.

    Görmez, Ankara İl Müftülüğü görevine başlayan Sönmezoğlu’na ise “Öncelikle cübbenin kendisini yakmamasını, sarığın üzerine hiçbir toz kondurmadan bu görevi hakkıyla ifa etmesini yüce Rabbim kendisine nasip eylesin” dedi.

    Ankara’da müftülüğün kolay bir iş olmadığını söyleyen Görmez, “Ankara Başkent bürokrasinin merkezi, ikinci büyük zorlukta Diyanet İşleri Teşkilatının merkezi burada. Daima göz önünde olan makamdır” şeklinde konuştu.

    Görmez, Sönmezoğlu’na cübbesini giydirdi

    Konuşmaların ardından Ali Gülden, İl Müftülüğünü görevini devralan Mehmet Sönmezoğlu’na çiçek takdim etti. Diyanet İşleri Başkanı Görmez ise Sönmezoğlu’na cübbesini ve sarığını giydirdi.

  • Erzurum Müftülüğü camilerde gençlere yönelik sosyal ve kültürel mekanlar oluşturuyor

    Erzurum Müftülüğü tarafından 2015 yılında başlatılan “Cami Çocuk Buluşmaları” projesinin daha etkin bir şekilde yürütülebilmesi için Erzurum Müftülüğü tarafından DAP idaresi Başkanlığı ile ortaklaşa imzalanan protokol çerçevesinde il merkezinde bulunan üç camide Sosyal ve Kültürel Donatı alanları kuruluyor.

    İlgili proje kapsamında hazırlanan protokol İl Müftü vekili Celal Büyük ve DAP Bölgesel Kalkınma İdaresi Başkanı Adnan Demir tarafından düzenlenen bir törenle imzalandı. İmza töreninde bir konuşma yapan İl Müftü vekili Celal Büyük: ” İl Müftülüğü olarak bundan sonraki süreçte camilerimizi daha çok hayatın merkezine koymaya çalışacağız. Bu kapsamda il genelimizde bulunan camilerimizde çocuk ve gençlik kulüpleri kuruyoruz. Böylece Çocuklarımızı ve gençlerimizi daha çok camiyle buluşturmak, sosyal ve kültürel etkinlikler yoluyla çocuklarımıza ve gençlerimize cami aidiyeti kazandırmak istiyoruz. Bu nedenle fiziki açıdan uygun olan camilerimizi tespit edip camilerimize bu tür etkinliklerde kullanabileceğimiz sosyal ve kültürel donatı alanları kazandırmayı amaçlıyoruz. DAP idaremizle ortaklaşa gerçekleştireceğimiz bu proje kapsamında ilk olarak Palandöken ilçemizde bulunan ve fiziki açıdan uygun olan Palandöken, Yıldız ve Selimiye camilerinde bu projeyi uygulayacağız. Bu proje kapsamında camilerimizde kütüphane, oyun alanları ve seminer salonları oluşturup bir plan ve program çerçevesinde buralarda gençlerimiz ve çocuklarımıza yönelik etkinlikler düzenlenecektir. ” dedi.

    DAP Bölgesel Kalkınma İdaresi Başkanı Adnan Demir ise yaptığı konuşmada protokolün hayırlı olmasını dilerken bundan sonraki süreçte de il müftülüğü tarafından yapılacak olan bu tür projeleri destekleyeceklerini ve daha çok işbirliğine hazır olduklarını söylediler.

  • Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Müftülüğü Şehitler için Mevlit okuttu

    Türkiye’de yapılmak istenen darbe girişiminde Şehit olan vatandaşlar için Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Müftülüğü ortaklığında Kuran-i Kerim tilaveti ve mevlit okutuldu.

    15-16 Temmuz tarihinde bir grup asker tarafından yapılmak istenen darbe girişimini sırasında şehit olan vatandaşlar için Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Müftülüğü ortaklığında Kuran-i Kerim tilaveti ve mevlit okutuldu. Sultangazi meydanında 15 Temmuz gecesinden beri halk sokakta demokrasi nöbeti tutmaya devam ederken Sultan Çiftliği Merkez Camii’nde de şehitler için mevlüt okutuldu. Şehitler için düzenlenen mevlit programına Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay, Sultangazi Müftüsü Yusuf Sarıkaya, Sultan Çiftliği Merkez Camii imamları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    “Rabbim bir daha bu günleri yaşatmasın”

    Mevlit programı öncesinde Sultangazi meydanında demokrasi nöbeti tutan Sabri Beytaş, “Rabbim bir daha bu günleri yaşatmasın. Rabbim onları ıslahı mümkünse ıslah, mümkün değilse kahrı perişan etsin. 15 Temmuz akşamından bu yana Türkiye’de çok kötü olaylar oldu. Rabbim bundan sonra göstermesin. Rabbim vatanımıza, milletimize, ülkemize birlik beraberlik nasip etsin. Ülkemizin, devletimizin yöneticilerine, ordumuza Rabbim yardım eylesin” dedi.

    “Kimsenin geleceği engellenemez”

    Kimsenin on yıl sonra doğacak çocuğun geleceğine el koyamayacağını belirten 17 yaşında ki Kadir Kurşun, “Bu ülkede hiçbir zaman paralel yapıya destek verilmedi bu ülkede. Hiçbir zaman Fetullah Gülen desteklenilmedi. Onun askerlerini istemiyoruz ülkemizde. Ülkeyi çok kötü bir duruma soktular ama şuan CHP’si, MHP’si, AK Partilisi herkes bir oldu ve ülkeyi korumak için sokakta. Sokakta herkes nöbet bekliyor. İnsanların birlik olması güzel bir durum. Ülkemizde darbeyi istemiyoruz hiçbir zaman. Kimsenin geleceği engellenemez. 10 yıl sonra doğacak olan çocuğumun geleceğine kimse el koyamaz. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Şehitler için mevlit yapılması çok güzel bir durum. Şehitlerimiz düşünülüyor” şeklinde konuştu.

    Sultan Çiftliği Merkez Camii’nde okunan Kuran-i Kerim Tilaveti ve Mevlit programının ardından cami çıkılında vatandaşlara lokum ve gül suyu ikram edildi.

  • Aydın Müftülüğü Mültecileri ’Gönüller Sofrası’nda Ağırladı

    Aydın İl Müftülüğü, Ramazan ayı münasebetiyle şehit yakınları, gaziler ve Aydın’da ikamet etmekte olan mülteci ailelere iftar yemeği verdi.

    İftar yemeğine Aydın Valisi Ömer Faruk Koçak, Vali Yardımcıları Abdullah Aslan, Mustafa Yıldız, Alper Faruk Güngör, Cumhuriyet Başsavcısı Hakan Arslan, Aydın Belediye Meclis Üyesi Halis Günday, İl Müftüsü Ömer Kocaoğul, Efeler İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Özmen, , İl Müftü yardımcıları, İlçe Müftüleri, kurum şube müdürleri, STK temsilcileri, şehit yakınları, gaziler ve Aydın’da ikamet etmekte olan mülteci aileleri katıldı.

    Ramazan ayının içinde birçok güzellikleri barındıran bir ay olduğuna ifade eden Aydın İl Müftüsü Ömer Kocaoğul, “Ramazan ayı oruç, tövbe, ümmet olarak birbirimizi kucaklama ayıdır. Başkanlığımızın belirlemiş olduğu tema çerçevesinde bizlerde Müftülük olarak gönüller sofrası kurmak istedik” dedi.

    Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla başlayan iftar yemeği, yine okunan sofra duası ile son bulurken davetlilere Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Ramazan Ayı için hazırlanan tanıtım filmi izlendi.