Etiket: Mücadelesini

  • Selfi çekmek isterken ’Yorgun Mermi’nin hedefi olan Feyzanur yaşam mücadelesini kaybetti

    Sakarya’dan memleketi Trabzon’a tatile gelen ve 10 gün önce fındık bahçesinde selfi çekmeye çalışırken nereden geldiği tespit edilemeyen kurşunun başına isabet etmesi sonucu ağır yaralanan 15 yaşındaki lise öğrencisi Feyzanur Keleş, tedavi gördüğü hastanedeki yaşam mücadelesini kaybetti.

    Trabzon’un Ortahisar ilçesi Karlık mahallesinde 29 Haziran günü Feyzanur Keleş isimli genç bir kız fındık bahçesinde halası ile selfi çekip Sakarya’daki annesine bu resimleri göndermeye hazırlanırken birden yere yığıldı. Çevredekiler tarafından ilk anda durumu anlaşılamayan Keleş, yerden kaldırılmak istenirken başından kanlar gelmesi üzerine hemen yakınları tarafından Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede durumu anlaşılan Keleş, buradan Kaşüstü Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun bakım ünitesinde makineye bağlı şekilde uyutulan genç kızın kafasındaki mermiye hayati risk nedeniyle müdahale edilememişti. Hastanede yoğun bakımda tutulan genç kız, 10 gündür süren yaşam mücadelesini dün gece kaybetti.

    Öte yandan bu yılın Nisan ayında Ortahisar ilçesinde meydana gelen olayda da Mustafa Mandıralı (22) isimli inşaat işçisi işe giderken Bahçecik Kavşağı Otobüs Durağı yakınında nereden ve kim tarafından atıldığı belli olmayan “Yorgun mermi” ile başından yaralanmıştı.

  • 17 Gün Sonra Yaşam Mücadelesini Kaybetti

    Kastamonu’da hayvan otlatma yüzünden çıkan kavgada silahla vurularak ağır yaralanan genç, 17 gündür süren yaşam mücadelesini kaybetti.

    Edinilen bilgiye göre, Taşköprü’ye bağlı Bademci köyünde 6 Mayıs günü cuma vakti camiye giderken yolda karşılaşan Ahmet Candemir (47), Maksut Hergüler (45) ile oğlu Muhittin Hergüler (24) arasında hayvan otlatma yüzünden tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine taraflar birbirlerine silahla ateş etti. Çıkan silahlı kavgada yaralanan Ahmet Candemir kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken, Maksut Hergüler ile oğlu Muhittin Hergüler ise Kastamonu Dr. Münif İslamoğlu Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Muhittin Hergüler, tedavi gördüğü yoğun bakımda 17 gün sonra yaşam mücadelesini kaybetti.

  • Kazazede Genç Kadın 3 Yıldır Verdiği Ölüm Kalım Mücadelesini Kaybetti

    Bursa’da meydana gelen trafik kazalarında iki kadın hayatını kaybetti.

    Gürsu ilçesinde meydana gelen kazada, evinden çıkan üç çocuk annesi Solmaz Ormancı (41), karşıdan karşıya geçmek isterken bir aracın çarpmasıyla yaralandı. Sürücüsü ve plakası belirlenemeyen araç kayıplara karışırken, ağır yaralanan Ormancı, ambulansla Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi’ne kaldırılmasına rağmen kurtarılamadı. Polis, çarpıp kaçan sürücüyü her yerde arıyor.

    GENÇ KADIN 3 YILDIR VERDİĞİ ÖLÜM KALIM MÜCADELESİNİ KAYBETTİ

    Gökdere kavşağında 3 yıl evvel meydana gelen kazada ise, Merve Şahin (27), yolun karşısına geçerken bir aracın altında kaldı. Genç kadın ağır yaralı olarak özel bir hastaneye kaldırıldı. Yaklaşık 3 yıldır yoğum bakımda kalan Şahin dün hayatını kaybetti.

  • Özdemir: “Sağlık Sen 4/b’liler İçin Mücadelesini Sürdürecek”

    Sağlık Sen İzmir Şubesi Başkanı Ekrem Özdemir, 4/B’lilerden 2006-2012 yılları arasında kesilen sigorta prim kesintilerinin iadesi için uzun zamandan beri hem yargı hem de kurumsal görüşmeler yolu ile üyeleri adına mücadele verdiklerini açıkladı.

    4-B’lilerin mağduriyetinin giderilmesi için ellerinden geleni yaptıklarını anlatan Özdemir, “Bu bağlamda yapılan kesintilerin iadesi gerektiğinden bahisle, Şanlıurfa 1. İş Mahkemesinde dava açılmış ve davada SGK tarafından yapılan haksız kesintilerin iadesi talep edilmiştir. Şanlıurfa 1. İş Mahkemesinin 05.06.2014 tarih ve 2013/4 Esas – 2014/386 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmişti. Davanın kabul kararı davalı tarafça temyiz edilmiş ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 17.06.2015 tarih ve 2014/14827 Esas-2015/13963 Karar sayılı kararı ile yerel mahkeme kararı onanmak suretiyle kesinleşmişti. Söz konusu karara rağmen, açılacak seri dava akabinde Yargıtay görüş değiştirebileceğinden üyelerimize her zaman temkinli olma noktasında bilgi verdik. Üyelerimizin açılacak dava nedeniyle maddi yükün altına girmemesi için de davasız ödeme yapılması için kurumlarla görüşme yoluna gittik” dedi.

    “SGK HAKLI GÖRDÜ”

    Yapılan haksız sigorta prim kesintilerinin yargı yoluna gidilmeksizin ödenmesi için Sağlık-Sen olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurduklarını anlatan Özdemir, şöyle konuştu:

    “SGK Hukuk Müşavirliği tarafından yapılan değerlendirmede haklı olduğumuz görülmüştü. Bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü İşverenler Daire Başkanlığı tarafından 20.01.2016 tarihli yazı ile Maliye Bakanlığından ödeme yapılıp yapılmayacağı ile ilgili görüş istenmiştir. SGK tarafından Maliye Bakanlığı’na yazılan yazıda; yapılan kesintinin prime tabi tutulmaması hususundaki Hukuk Müşavirliği görüşüne atıf yapılarak, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından verilen bu kararın, aynı veya benzeri davaları da etkilediği ve bu konuda açılan dava sayının artış gösterdiği, Yargıtay’ca onaylanan karar dikkate alındığında davaların kurumun aleyhine sonuçlanmasının kuvvetle muhtemel olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle açılan davalara karşı hukuken ve yazışma suretiyle yapılan savunmanın çok ciddi zaman kaybına yol açması ve muhtemelen ciddi maddi kayıpların önlenmesini teminen konunun bir de Maliye Bakanlığınca değerlendirilmesi istenmiştir.”

    “SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Sağlık-Sen’in mücadele etmekten çekinmeyeceğini ifade eden Özdemir, sözlerine şöyle devam etti:

    “Ancak süreç devam ederken ve Maliye Bakanlığı da büyük ölçüde olumlu görüşünü vermişken Yargıtay 21. Hukuk Dairesi görüşünü değiştirerek 2016/3438 E. ve 2016/3890 K. sayılı kararıyla daha önceki kararını maddi hata olduğu gerekçesiyle bozmuştur. Daha evvel dile getirdiğimiz ve üyelerimizi temkinli olmaları hususunda uyardığımız risk gerçekleşmiştir. Her zaman olduğu gibi sürecin başından sonuna Sağlık-Sen konunun takipçisi olmuş ve olmaya da devam edecektir. Hal böyle iken bizim mücadelemizi izleyen, mahkemeyi kazandığımızda kendi üyelerine de dava açtıran malum sendikalar, Yargıtay’ın görüş değiştirmesi sonucu ortaya çıkan tablodan sorumlu çıkarmaya soyunmuştur. Bizim açtığımız davadan hareketle, üyeleri bir dava kazanmış olsaydı, zafer çığlıkları atacak olan bu malum sendikalar, karar değişikliği karşısında, açtıkları davaları unutmuş ve yaşanmamışcasına saldırıya geçmiş bulunmaktadır. Haklılığımıza inandığımız her konuda, sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ancak, duruş sergileyemeyip, gelişmeleri izleyip, taklit peşinde olanların bu kavramlarla bir ilgilerinin olmadığı açıktır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları, kimin ne yaptığını kimin kendileri için çalıştığını görmektedir.”

  • Bakan Işık: “Türkiye Terörle Mücadelesini Sadece Terörist Örgüt PKK İle Yapmıyor”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Paralel yapı mücadelesi siyasi bir mücadele değil. Paralel yapı ile mücadele devletin beka mücadelesidir” dedi. Bakan Işık, Türkiye’nin terörle mücadelesini sadece terörist grup PKK ile yapmadığını söyledi.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Kocaeli’nin Darıca ilçesinde sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle buluşarak istişare toplantısı gerçekleştirdi. Bir restoranda düzenlenen toplantıya Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın yanı sıra, AK Parti Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak, partililer ve STK temsilcileri katıldı.

    Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak, toplantıda yaptığı konuşmada, vermiş oldukları sözleri sene sonuna kadar yerine getireceklerini dile getirdi.

    “ÜLKEMİZ, KENDİ İÇİMİZDEKİ HAİNLERDEN ÜLKENİN TEMİZLENMESİ İÇİN ÇOK YOĞUN BİR ÇALIŞMA YÜRÜTÜYOR”

    Toplantıda ülke gündemini değerlendiren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Ülkemiz bir yandan terörle mücadele ediyor, kendi içimizdeki hainlerden ülkenin temizlenmesi için çok yoğun bir çalışma yürütüyor, diğer yandan bölgedeki gelişmelerin Türkiye’ye etkisini azaltmasıyla ilgili çok yoğun bir çalışma yapıyor. Bir taraftan paralel çete ile mücadele ediyor. Bütün bunları yaparken de asıl yapmamız gereken ülkemizin büyümesi, gelişmesi, kalkınması hedefinden de hiç şaşmıyor” şeklinde konuştu.

    “GÜVENLİK GÜÇLERİMİZ UYUM İÇERİSİNDE”

    Türkiye’nin terörle mücadelesini sadece terörist örgüt PKK ile yapmadığını belirten Bakan Işık, “7 Haziran’dan sonra ortaya çıkan tablo terör örgütü tarafından yanlış okundu ve 20 Temmuz’da Suruç’taki patlamayla beraber terör örgütü ’nasıl olsa geçici bir hükümet var, bana operasyon yapamazlar, fırsat bu fırsat bazı hamleleri yapayım bazı terör olaylarını arttırayım ondan sonra devlet bana mecbur kalsın’ gibi yanlış bir hesabın içerisine girmişti. O günden beri yoğun bir mücadeleyi terör örgütü ile sürdürüyoruz. Onun arkasında olan pek çok güç odağının da arkasında mücadele ediyoruz. Güvenlik güçlerimiz, polisimiz, askerimiz bu noktada tam bit uyum içerisinde çok yoğun bir terörle mücadele yürütüyor. Türkiye cumhuriyetinin terörle mücadele tarihinde bugüne kadar görmediğimiz bir uyum var. Bu da çok başarılı operasyonların yapılmasını sağlıyor. Bunu yaparken de ilk defa bu kadar fazla teknolojiyi kullandığımız bir terörle mücadelemiz oldu. Şehit veriyoruz ama teröristlere de haddini bildirme konusunda hiçbir tereddüt oluşturmuyor. Türkiye terörle mücadelesini sadece terörist örgüt PKK ile yapmıyor. Türkiye’nin bu coğrafyada güçlenmesini istemeyen hatta gücünün kırılmasını isteyen ve Türkiye’nin bölgesel gelişmelere müdahil olmasını istemeyen bütün çevrelerle de aynı anda mücadele etmek zorunda kalıyor. Bu mücadeleyi başarı ile sonuçlandıracağız” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE’NİN KIYMETİNİ YÜZYILLAR BOYUNCA UNUTMAYACAKLAR”

    200 bin, 300 bin mültecinin Avrupa’nın siyaset dengelerini bozduğunu söyleyen Bakan Işık, “Suriye olmak üzere bölgedeki tüm gelişmelerin Türkiye’ye etkisinin azaltılması için çok ciddi çalışma yapıyoruz. Kolay değil, komşularımızda çok büyük bir yangın var. Bu yangının dumanından zaman zaman etkilenmemek mümkün değil. Cumhurbaşkanımız, başbakanımız ve bütün arkadaşlarımızın bütün gayreti bölgedeki türbülansın bölgeyi etkisi altına almaması. Bizim medeniyet değerlerimizin bize yüklediği sorumluluk gereğini yerine getiriyoruz. 3 milyonun üzerinde Türkiye’de barınan misafir kardeşimiz var. Sadece Türkiye değil, bu 3 milyon mülteci tüm Avrupa’ya yayılsaydı inanın bu yükü Avrupa taşıyamazdı. Sosyal olaylar çok fazla olurdu. Avrupa’ya 200 bin, 300 bin mülteci gitti diye Avrupa’nın siyaset dengeleri bozuldu. Umudumuz arzumuz bir an önce Suriye’deki bu zalim Esed rejiminin tasfiye olması ve bu insanların kendi yurtlarına sıcak yuvalarına dönmesi. Maalesef dünya siyaseti değerler üzerinden şekillenmiyor, güç üzerinden şekilleniyor. Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız ’Suriye üzerinde güvenli bölge oluşturalım orada 50 kilometreden fazla bir alanı güvenli şehir haline getirelim bir taraftan yeni göçler önlensin, diğer taraftan Türkiye’den oraya gitmek isteyen Suriyeli kardeşlerimiz de oraya gönderelim’ dedi. Ama maalesef bu Amerikan politikası bugüne kadar bu projenin hayata geçmesini engelledi. Şimdi batı ülkeleri başta olmak üzere herkes keşke zamanında bu proje başlasaymış demeye başladı. Keşke bunu ilk Sayın Cumhurbaşkanımız, başbakanımız dile getirdiğinde hayata geçirebilseydik. Bugünlerde geçecek. Şuna yürekten inanıyorum ki yarın bugünler geçtiğinde her biri Türkiye’nin kıymetini yüzyıllar boyunca unutmayacak” dedi.

    “MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Paralelle mücadelenin siyasi bir mücadele olmadığını belirten Bakan Işık, “Devleti içeriden ele geçirmek isteyen paralel çeteye karşı mücadelemizi taviz vermeden sürdürmekte kararlıyız. Hiç kimsenin bu imkanlarını, kaynaklarını küresel güç merkezlerinin emrine verme çalışmasına müsaade edemeyiz. Bu noktadaki paralel ihanetin bedeli de hukuk tarafından tek tek veriliyor. Bu mücadelede sonuna kadar devam edeceğiz. Bu mücadele siyasi bir mücadele değil. Paralel yapı ile mücadele devletin beka mücadelesidir. Bir ülkenin devlet yapısı içerisinde kendi hiyerarşisi içerisinde amirinden değil de hiyerarşi dışındaki abisinden talimat alarak iş yapan bir yapıyı hiçbir devlet kabul etmez. Türkiye cumhuriyeti de kabul etmiyor, bundan sonra mücadele devam edecek” ifadelerini kullandı.

    “CHP Mİ TÜRKİYE’Yİ İDARE EDECEK?”

    Muhalefetin tek başına ülkeyi yönetemeyeceğini belirten Bakan Işık, “Bütçe görüşmeleri iktidar için sınav, muhalefet için çok ciddi bir fırsattır. Muhalefetin iktidara ne kadar hazır olduğunu bütçe görüşmelerinde ortaya çıkar. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bütçe konuşmasını dinledim, bu mu ülkeyi yönetecek, bu mu ana muhalefetin lideri olacak? Ülkenin sorunlarına yönelik doğru düzgün bir tek kelime söylemez mi? Sorunların çözümüne yönelik bir tek cümle olmaz mı? Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bütçesini önceki gün mecliste görüştük. CHP’nin beş tane konuşmacısının 4 tanesi hiç bizim bakanlıktan bahsetmedi. Tribünlere selam verdi geçti. Bir arkadaşımız tübitak bütçesi üzerinde konuştu ama o da hiç bütçenin içine girmedi. Şimdi bunlar mı Türkiye’yi idare edecek. Onun için milletimiz 1 Kasım’da tekrar bu yetkiyi emaneti AK Parti’ye verdi. Biz de bunun gereğini yapmak için gece gündüz çalışıyoruz” dedi.

    “EKONOMİNİN ARTMASI TÜRKİYE’NİN DAHA FAZLA ÜRETMESİ DEMEK”

    “Ekonominin artması istikrarın artması demek” diyen Bakan Işık, “Türkiye’nin geleceği için Araştırma Geliştirme Reform Paketi’ni yürürlüğe soktuk. Türkiye’nin daha katma değerlikli yüksek nitelikli üretim yapması için önemli bir kanunu çıkardık. Bu hafta Bakanlar Kurulu’na Patent Kanunu’nu sunacağız. Patent Kanunu ile birlikte Türkiye önemli bir sıçrama yapacak. Hemen arkasında Üretim Reform Paketi’ni sunacağız. Ülke büyüsün diye çalışıyoruz. 2015’te, 2014’te iki seçim yaşadık ama buna rağmen ekonomimiz yüzde 4’ün üzerinde büyüme sağladı. İnşallah 2016’da bu büyümenin artarak devam etmesi için çalışmamızı sürdüreceğiz. Ekonominin artması demek istikrarın, üretimin artması demek daha çok gencimizin iş bulması demek, Türkiye’nin daha fazla üretmesi demek” ifadelerini kaydetti.