Etiket: Mücadelesi

  • Suriyeli Ailenin Yaşam Mücadelesi

    Aksaray’da müstakil bir evde yaşam mücadelesi veren Suriyeli dört çocuklu aile, hayırsever vatandaşların desteği ile yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Oturacak bir kanepeleri, giyecek bir ayakkabıları dahi bulunmayan Suriyeli ailenin evinde, ne bir yiyecek ne de yatacak bir yatak var. Bir hayırsever vatandaşın tuttuğu evde kalan Suriyeli aile yine hayırsever vatandaşların ve bölge halkının yardımı ile karnını doyuruyor. Yaşları 2 ile 8 arasında değişen 4 çocuğun ayaklarına giyecek bir çorapları bile bulunmuyor. Soğuk kış gününde evlerinde yakacak dahi bulunmayan Suriyeli aile, evin reisinin dışarıdan topladığı odun ve kağıtlarla ısınmaya çalışıyor.

  • 6 Aylık Alpaslan Bebek Yaşam Mücadelesi Veriyor

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde alerji nedeniyle götürüldüğü hastanede verilen yanlış krem nedeniyle vücudunda yaralar oluştuğu iddia edilen 6 aylık bebek, yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. Doktor ise, verilen kremin yan etkisinin olmadığını söyledi.

    Mesut ve Gülsüm Pehlivan çiftinin 6 aylık ikinci çocukları Alpaslan Pehlivan’ın geçtiğimiz hafta vücudunda alerji gören babası, bebeği Çorlu Devlet Hastanesi’ne götürdü. Burada bebeğe bakan çocuk doktoru, kan ve idrar tahlili isteyerek bebeği cildiye doktoruna yönlendirdi. Doktor damla ve krem verdi. Aile verilen ilaçlar kullanırken, bebeğin vücudunda yaralar oluştu. Tekrar hastaneye götürülen Alpaslan bebek, Tekirdağ Araştırma Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi’ne sevk edildi. Doktorun yanlış ilaçlar verdiğini öne süren aile, Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Baba Mesut Pehlivan, “23 Kasım’da oğlumun vücudunda alerjik belirtiler vardı. Bunun üzerine Çorlu Devlet Hastanesi’ne çocuk doktoruna götürdük. Doktor bizden idrar ve kan tahlili istedi. Bunların ardından bizi cildiye doktoruna gönderdi. Burada cildiye doktoru damla ile krem verdi. Bizde eve geldikten sonra verilen kremi alerji olan bölgeye sürdük. Çocuğumuzda kısa sürede yanık derecesinde yaralar oluştu. Hemen tekrar hastaneye gittik ve bizi Tekirdağ Araştırma Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi’ne sevk ettiler. Şimdi benim oğlum 5 gündür yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veriyor” dedi.

    Doktor hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen Mesut Pehlivan, “Benim içim yanıyor. Ben engelliyim, eşim görme engelli, içimiz yanıyor. Oğlumun sağlığına kavuşmasını istiyorum. Doktor hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundum. Ben sonuna kadar davamın arkasındayım. Bizim içimiz yandı, başkalarının yanmasın” diye konuştu.

    Bebeği muayene eden Çorlu Devlet Hastanesi Cildiye Uzmanı Dr. Salim Saçar ise, Alparslan bebeğin kendisine çocuk doktoru tarafından gönderildiğini, çocuğun vücudunda sulu kabarcıklar bulunduğunu belirterek, bunun üzerine ailesinin farklı mamaya geçtiklerini söyledi. Mama değiştiği için alerji yapmış olabileceğini ifade eden Saçar, verdiği “stileks jel” adlı ilacın sinek ısırığında, güneş yanığında ufak tefek olaylarda kullanıldığını ve bir yan etkisinin olmadığını kaydetti. Dr. Saçar, çocuğun tedavisinin takibini yapacaklarını sözlerine ekledi.

  • (Özel Haber) Üç Çocuğuyla Yaşam Mücadelesi Veriyor

    Mersin’de iki yıl önce eşinden ayrılan ve üç çocuğuyla ortada kalan Hacer Çalışkan, aylık 500 lira nafaka ve devlet yardımıyla yaşam mücadelesi veriyor. Astım, şeker, hipertansiyon ve böbrek hastası olan genç kadın, bir taraftan 2,5 yaşındaki oğlunun hastalıkları ve okuyan iki çocuğu, bir taraftan biriken faturalar ve ev kirasıyla rutubetli bir evde ayakta kalmaya çalışıyor.

    Mersin’in merkez Yenişehir ilçesinde, 15 yaşındaki lise öğrencisi oğlu Sinan, 12 yaşındaki 6. sınıf öğrencisi Simge ve 2,5 yaşındaki hasta oğlu Kaan Arda ile birlikte yaşayan 34 yaşındaki Hacer Çalışkan, 2 yıl önce başlayan zorlu yaşam mücadelesini İHA’ya anlattı. Barbaros Mahallesi 2124 Sokak’ta üç katlı bir binanın güneş görmeyen zemin katındaki evinde yaşam öyküsünü anlatan Çalışkan, fiziki şiddet gördüğü için iki yıl önce eşinden boşandığını ve üç çocuğuyla sokakta kaldığını söyledi. Ayrıldığında ailesini aradığını ancak, hiçbir destek görmediğini belirten genç kadın, “Ailem, ‘çocuklarını götür çocuk esirgemeye at, gel seni evlendirelim’ dedi. Ben çocuklarım olmazsa zaten yaşayamam. Benim yaşama sebebim çocuklarım. Çocuklarımı atmadım” dedi.

    “BİR AY PAKLARDA, İNŞAATLARDA YATTIK”

    Ailesinin, kendisine ve çocuklarına sırt çevirmesinin ardından zorlu günlerin başladığını dile getiren Çalışkan, “Ailemden hiç kimse sahip çıkmadı. O dönemde yaklaşık 1 ay sokakta kaldık, parklarda, inşaatlarda yattık. Daha sonra bizim durumumuzu görenler polisi arayıp anlatmışlar. Bizi alıp kadın sığınma evine götürdüler. Ailem biz bu evi bulduktan sonra beni arayıp sormaya başladı. Biz sokakta kaldığımız dönemde haberimiz yapıldı. Bu haberler çıktıktan sonra Kaymakamlık yardım etti ve bu evi o şekilde bulabildik” diye konuştu.

    ZORLU YAŞAM KOŞULLARIYLA MÜCADELE

    Hem kendisinin hem de 2,5 yaşındaki oğlu Kaan’ın birçok hastalıkla boğuştuklarını, şu an 350 lira kirayla oturdukları evin ise çok rutubetli olduğunu ifade eden Çalışkan, halı bile olmayan evdeki eski, kırık, dökük eşyaların tamamını da yardımla sağladıklarını anlattı. Çok zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiklerini söyleyen Çalışkan, “Benim astım, şeker, hipertansiyon hastalığım var. Şeker nedeniyle böbreğimin biri de etkilendi. Doktorlar 4 yıl önce, akciğerimin küçüldüğünü, bebek ciğeri kadar kaldığını söylediler. Kaan’ın da böbrek yetmezliği, bağırsak reflüsü ve bronşiti var, alerji nedeniyle süt ve süt ürünleri yasak. Kaan 2,5 yaşında ama hiç gelişmedi. Böbrek dokularında incelme, doku zedelenmesi, bir tarafında büyüme, bir tarafında küçülme var. O yüzden gelişmediğini söylemişlerdi doktorlarımız. Büyük oğlum Sinan’ın ise böbrek yetmezliği ve astımı var” şeklinde konuştu.

    Bütün bu hastalıkların üzerine hiç güneş görmeyen bir evde yaşamak zorunda olduklarını vurgulayan genç kadın, komşularından da bugüne kadar herhangi bir yardım görmediğini söyleyerek, “Ev çok havasız, çok kötü kokuyor ve çok rutubetli. İki yıldır burada oturuyoruz ve sürekli acile gidiyoruz. Bir halı bile yok, beton üzerindeyiz. Soba da yok. Bu da sürekli hem çocuklarımın hem benim hastalanmamıza yol açıyor. Ancak bir elektrik sobasıyla ısınmaya çalışıyoruz. Elektrik de kesilirse o da yok bizim için” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETTEN BAŞKA GİDECEK YERİMİZ YOK”

    Çalışkan, “İnsan muhtaç olmasa kaymakamlığa, valiliğe veya belediyeye gitmez” diyerek, hastalıkları nedeniyle çalışamadığını, eşinden aldığı nafaka ve devlet yardımıyla birlikte ayda bin lirayla geçinmeye çalıştığını söyledi. Çalışkan, “Nafakayla birlikte aylık bin lira gelirimiz var ama iki çocuğum okuyor, ben de en küçük oğlum da hastayız ve evimiz kira. Aldığım 500 lira nafaka ile geçim sağlamaya çalışıyorum. 500 lira da sosyal hizmetlerden çocuk yardımı alıyorum ama Kaan’ın hastalığına para yetiştiremiyorum. İlaç parası, yedikleri besinler farklı, mama yemek zorunda kalıyor Kaan. Ev kirası, çocukların okul masrafları derken parayı yetiştiremiyorum. Ev kiramı, elektrik, su faturalarımı ödeyemiyorum. 4 aylık elektrik faturası, 5 aylık su faturası var, ödeyemedim. İki aylık da ev kirası birikti, duruyor. Ev sahibi evden çıkmamızı istiyor. Yüzde 42 engelli raporu ile de üç ayda bir 800 lira Yenişehir Kaymakamlığı’ndan alıyorum. Bütün gelirimiz bu. Artık gidecek, devletten başka sığınacak hiçbir yerimiz kalmadı bizim” diye konuştu.

  • Türkiye Karete Şampiyonu Ölüm Kalım Mücadelesi Veriyor

    Bursa’dan Samsun’a gitmek üzere yola çıkan ailenin içinde bulunduğu otomobil, Çankırı’da şarampole yuvarlandı. Otomobilde, mühendis baba, öğretmen anne ve kızı yaralandı. Bilinci kapalı olan 2010 Türkiye Minikler Karate ikincisi Fatmanaz, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yoğun bakım ünitesinde ölüm kalım mücadelesi veriyor.

    Bursalı aile Çankırı’da trafik kazası geçirdi, baba, anne ve kızı yaralandı. Kaza sabah saat 07:00 sıralarında İstanbul Samsun Karayolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; Bursa’nın Orhangazi ilçesinde yaşayan Mevlüt Bilge, eşi ve kızıyla birlikte memleketi Samsun’a gitmek üzere yola çıktı. Bilge ailesinin içinde bulunduğu 16 VE 985 plakalı otomobil Çankırı’nın Ilgaz ilçesi yakınlarında kontrolden çıktı. Yaklaşık 30 metrelik şarampole yuvarlanan otomobilde hurdaya döndü. Kazada, ziraat mühendisi Mevlüt Bilge, sınıf öğretmeni olan eşi Ayşe Bilge ve fen Lisesi öğrencisi kızları Fatmanaz yaralandı. Kaza yerine bölgeden güvenlik güçleri ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahaleleri yapılan yaralılar ambulanslarla Ilgaz Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralılar ardından Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Bilinci kapalı olan 15 yaşındaki Fatmanaz yoğun bakıma alındı.

    FATMANAZ TÜRKİYE ŞAMPİYONU

    Trafik kazasında ağır yaralanan Fatmanaz Bilge, henüz 10 yaşındayken büyük bir başarı elde etti. Fatmanaz, 2010 Türkiye Karate Şampiyonası’nda Minikler kategorisinde Türkiye ikincisi olmuştu.

  • Sultan İle Çarın Tarihi Mücadelesi

    Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Savaş Eğilmez, 24 Kasım’da Türk hava sahasını işgal eden Rus uçağının, Türk savaş uçakları tarafından düşürülmesinin temelinde, iki imparatorluk arasında asırlardır süregelen mücadelenin genetik yansımalarının yatmakta olduğunu ifade ederek, “Başka bir değişle bu ‘Sultanlık’ ile ‘Çarlığın’ tarihi mücadelesinin küçük bir parçasıdır.” dedi.

    Bugün Rusya üzerinden tartışmalı bölgeler olan Ukrayna, Kırım, Osetya Sovyetlerin hakimiyetinden çok önce Türkler tarafından kontrol edildiğini ifade eden Dr. Savaş Eğilmez, “Diğer tarafdan bir kaç yıl önce Kırım’ı kontolü altına alan Ruslar, bu bölgeyi 1774 yılında Türklerle imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan 9 yıl sonra ele geçirmişlerdi. Türklerle Ruslar altı yıl savaştıktan sonra Türk donanması Ruslar tarafından imha edilmiş, Türkler yenilgiyi kabul etmek zorunda kalmıştır. İki taraf Balya Boğazı yakınlarında Küçük Kaynarca kasabasında Türkler aleyhine çok ağır ve tarihin seyrini bütnüyle değişterecek bir antlaşmaya imza atmışlardır. 1766-1774 savaşı Türklerle Ruslar arasında son çatışma olmamış aksine bu iki kavim iki yüzyıl boyunca tekrar tekrar ve yeniden birbirleriyle savaşmışlardır. İki imparatorluk defalarca karşı karşıya gelmiştir. Türk tarihinin ekonomik ve askeri açıdan en zor dönemlerine rastlayan bu çatışmalarda, Ruslar yavaş yavaş Türk topraklarında ilerlemiş lakin Türk devleti dört koldan saldırı altındayken bile Ruslar, Türklerin kalbi Anadolu’daki emellerinden hiçbirini gerçekleştirememiştir.” diye konuştu.

    24 Kasım’da Türk hava sahasını işgal eden Rus uçağının, Türk savaş uçakları tarafından düşürülmesinin temelinde, iki imparatorluk arasında asırlardır süregelen mücadelenin genetik yansımalarının yatmakta olduğunu kaydeden Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Savaş Eğilmez, “Başka bir değişle bu “Sultanlık” ile “Çarlığın” tarihi mücadelesinin küçük bir parçasıdır. Rusya çok iyi biliyor ki Türklerin çok büyük bir kalbi ve en az onun kadar cüsseli ve güçlü bir ruhu vardır. Ruslar son hamlelerin sonucunda, tarihinden ve impratorluk alışkanlığından beslenen Türklerin kalbi ve ruhunun, eski tanıdık Çarlığın kendini taciz etmesine ve snırlandırmasına izin vermeyeceğini hatırlamış oldu. Uçağın düşürülmesi ile ortaya çıkan kaotik durum, aslında ne II. Dünya Savaşı sonrası NATO ile Rusya arasındaki mücadelenin bir ürünü ne de Suriye’deki kaosun bir yansımasıdır. Bu olay, iki imparatorluğun tarihi mücadelesinin kendisini yeniden sınaması ve hatırlatmasıdır. Kendini aydın diye tanıtan bir grubun bir hayli endişelendikten sonra dillendirdiği gibi enerji sıkıntısı ve iharacat rakamlarından korkup, haklı tepkilerimizi hayata geçirmessek, ileride daha büyük dertlerle başbaşa kalırız.

    Şundan emin olalım ki bu milletin imparatorluk mirası, hiçbir gücün hele hele bir çarın kendisini taciz etmesine, küçük düşürmesine ve sınırlandırmasına izin vermeyecektir.” şeklinde konuştu.