Etiket: Mücadelede

  • Meram Belediyesi enflasyonla mücadelede esnafın yanında

    Konya’nın merkez Meram İlçe Belediyesi’ne ait taşınmazlarda kiracı olarak faaliyet gösteren esnaflara her yılbaşında yapılan zam, bu yıl esnafa destek olmak amacıyla kiralara yansıtılmayacak.

    Meram Belediye Encümeni tarafından esnaflara destek olmak amacıyla farklı bir karara imza atıldı. Belediyeye ait taşınmazlarda kiracı olarak bulunan esnaflara her yıl yapılan kira zammının bu yıl yapılmaması kararlaştırıldı.

    Türkiye’nin Dünya ülkeleri arasında hızla ivme kazanmasını hazmedemeyenlerin ekonomik saldırıya geçtiklerini ve bununla beraber kolay günler geçirilmediğine dikkat çeken Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, “Çok şükür ekonomimiz, hükumetimizin aldığı tedbirlerle rahatlama sürecine girdi ve daha da iyiye gideceğine inancımız tamdır. Yaşanılan son süreçte esnafımızın zorlandığını da göz önünde bulundurarak Belediye Encümenimizle birlikte bu yıl belediye taşınmazlarında faaliyet gösteren, kira artışının Belediye Encümeni takdirinde olduğu ihale sözleşmesi ile hüküm altına alınan kiracılarımıza zam yapmamayı kararlaştırdık. ‘Enflasyonla Topyekun Mücadele’ kapsamında esnafımızın kira yükünü artırmayarak normalleşme sürecine biz de destek olalım istedik. Dövizde yaşanan spekülatif artışı bahane ederek durumu fırsata çevirmeyen ve fiyat artırmayıp kahramanlığını gösteren esnaflarımıza teşekkür ediyor, her zaman yanlarında olduklarımızı bilmelerini istiyorum” şeklinde konuştu.

    Meram Belediyesi’ne ait taşınmalarda kiracı olarak faaliyet gösteren esnaflar da alınan kararı mutlulukla karşılarlarken, Meram Belediyesi’ne teşekkür etti.

  • Çorum Belediyesi’de karla mücadelede mesaisi

    Çorum Belediyesi hem araçların hem de yayaların ulaşım problemi yaşamaması için gece gündüz çalışıyor.

    Fen İşleri Müdürlüğü, Temizlik İşleri Müdürlüğü, Park ve Bahçeler Müdürlüğü, Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü ve Zabıta Müdürlüğü ekipleri yoğun kar yağışı nedeniyle sokak ve caddelerde ulaşım sıkıntısının yaşanmaması ve vatandaşların rahatı için çalışmalarını aralıksız devam ettiriyor.

    Hemşehrilerimizin kışı rahat ve sorunsuz geçirmeleri için karla mücadele çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini söyleyen Çorum Belediye Başkanı Zeki Gül, “Kar yağışının başladığı ilk saatlerden itibaren ana arterlerde tuzlama çalışmalarımıza başladık. Devamında ise kar kürüme araçlarımız çalışmalarını sürdürdü” dedi.

    Başkan Gül, “Kar yağışının başlaması ile 7 adet özel donanımlı kar kürüme ve tuzlama aracı, 8 elle tuzlama aracı, 4 greyder, 6 bekoloder, 1 kar kürüme ve tuzlama traktörü, 220 personelimizle 24 saat esaslı; okullar, hastaneler ve kamu kurumlarının çevresine öncelikli olarak müdahalelerimizi gerçekleştirdik. Topografik açıdan eğimli olan bölgelerde ulaşımda kısmi olarak kısa süreli aksamalar oldu. Ekiplerimiz de aksaklıklara anında müdahale ederek çözüme kavuşturdu. Bazı bölgelerde bir kısım ulaşım ve servis araçlarının zincir takmadan yola çıkmaları trafikte aksamalara neden oldu. Şimdi ana arterlerde ulaşımla ilgili bir sıkıntımız yok. Mahalle aralarında kalan sokaklarımızda ekiplerimiz çalışmalarına devam ediyor. Yaya ulaşımını kolaylaştırmak için kaldırımlarda kar kürüme ve tuzlama çalışmalarımız yoğun şekilde sürüyor” şeklinde konuştu.

    Vatandaşların kar yağışından ve oluşan buzlanmadan olumsuz etkilenmemeleri için kürüme, tuzlama gibi çalışmaların devam ettiği söyleyen Zeki Gül, “Cadde ve sokak sayılarının çok olmasından dolayı bazı bölgelerde kısmi olarak vatandaşların mağduriyet yaşadığını, yaşanan aksaklıklardan dolayı vatandaşlardan özür dilediklerini” ifade etti.

  • Bakan Albayrak: “Kasım ayından sonra Aralık ayında da enflasyonla mücadelede güçlü bir performansı yakalayacağımıza inanıyoruz” (1)

    Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Kasım ayından sonra Aralık ayında da devam edecek KDV ve ÖTV indirimlerinin ve enerji fiyatlarında zam yapılmayacak olmasının etkisiyle enflasyonla mücadelede güçlü bir performansı yakalayacağımıza inanıyoruz” dedi.

    Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, TBMM Genel Kurulu’nda 2019 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu teklifinin sunuş konuşmasını yaptı. 2019 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2017 yılı Kesin Hesap Kanun teklifinin Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelerinin yoğun bir çalışma temposu sonunda tamamlandığını belirten Albayrak, konuşmasının makro ekonomik gelişmeler, 2017 yılı merkezi yönetim kesin hesabı, 2018 yılı merkezi yönetim bütçe gerçekleşmeleri, 2019 yılı merkezi yönetim bütçesi, kamu finansmanı, gelir politikaları ve uygulamaları bölümlerinden oluşacağını ifade etti.

    Albayrak, 2017 yılında küresel ekonominin üretim, yatırım ve uluslar arası ticarette güçlü bir performans gerçekleştirdiğini, ekonomik aktivitenin 2018 yılına da güçlü bir başlangıç yaptığını ancak kısa vadeli risklerin belirginleşmesi ve yılın ortalarından itibaren göreceli bir ivme kaybı yaşadığını aktararak, “Bu ivme kaybı özellikle gelişmekte olan ülkelerde farklılaşan büyüme performanslarından kaynaklanmıştır. Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya ekonomileri olumlu bir yorum sergilerken, İtalya’daki bütçe açığı ve kamu stoğuna dair endişeler Brexit kaynaklı belirsizlikler ve ABD kaynaklı gümrük tarifeleri uygulamalarıyla Avro bölgesindeki ekonomik büyümenin yavaşlayabileceğine dair endişeler bu noktada etkin hususlar olmuştur. Jeopolitik riskler ve sıkılaşan finansal koşullarda değerlendirildiğinde IMF, OECD ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar 2019 yılı küresel büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etmişlerdir” şeklinde konuştu.

    Albayrak, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Artan korumacılık söylemlerinin etkisiyle uluslararası ticaret hız kaybetmektedir. 2017 yılında yüzde 5.2 büyüyen küresel ticaret hacminin 2018 yılında yüzde 4.2, 2019 yılında ise yüzde 4 oranında genişlemesi beklenmektedir. Gelişmiş ülkelerde artan istihdam ABD’deki vergi indirimleri ve halen destekleyici olan finansal koşullar ekonomik aktiviteyi olumlu etkilemektedir. Gelişmiş ekonomilerin 2018 yılında yüzde 2.4, 2019 yılında ise yüzde 2.1 büyümesi beklenmektedir. ABD ekonomisi büyüme performansıyla gelişmiş ülkeler arasında pozitif ayrışmaktadır. ABD ekonomisinin 2018 yılında yüzde 2.9, 2019 yılında ise yüzde 2.5 oranında büyümesi beklenmektedir. Avro bölgesinde ise 2017 yılında yüzde 2.4 bir oranla son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşan ekonomik büyümenin 2018 yılında yüzde 2, 2019 yılında yüzde 1.9 büyümesi beklenmektedir. Küresel ticaretteki sınırlamalar ve faizlerdeki yükselişe bağlı olarak sıkılaşan finansal koşullar gelişmekte olan ülkeleri olumsuz yönde etkilemesi beklenmektedir. Bu nedenle 2018 yılında gelişmekte olan ülkelerin büyüme performansı finansal kırılganlıklarına bağlı olarak ayrışmalar göstermektedir.”

    “Son dönemde düşen petrol fiyatları da özellikle petrol ihracatçılarını olumsuz yönde etkileyecektir”

    “Son dönemde düşen petrol fiyatları da özellikle petrol ihracatçılarını olumsuz yönde etkileyecektir” diyen Albayrak, “2017 yılında yüzde 4.7 büyüyen gelişmekte olan ülkelerin aşağı yönlü risklerin dengeleyen güçlü iç ve dış talebin etkisiyle 2018 ve 2019 yıllarında da aynı oranda büyümesi beklenmektedir. Çin iç talepteki zayıflama, ABD ile yaşadığı ticari gerilim ve ekonomideki yapısal dönüşüm sürecine bağlı olarak daha ılımlı bir büyüme performansı sergilemesi beklenmektedir. Çin ekonomisinin 2018 yılında yüzde yüzde 6.6, 2019 yılında ise yüzde 6.2 büyümesi beklenmektedir. 2016 yılından bu yana petrol fiyatları, artan talep, jeopolitik riskler, üretim kısıtlamaları ve bazı petrol ihracatçısı ülkelere yönelik yaptırımlar nedeniyle yıl içerisinde 85 dolarlık varil brent seviyesine kadar yükselmiştir. Son dönemde ise küresel petrol talebindeki yavaşlama ve ABD’nin İran’ın petrol ihracatına ilişkin yaptırımlar konusunda içinde Türkiye’nin de olduğu 8 ülkeye geçici muafiyetler vermesi brent petrolün 60 dolar seviyesine gerilemesinde etkili olmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

    2018 yılın ilk çeyreğinden sonra artan küresel ticari gerilim, Amerika Merkez Bankası FED’in sıkılaştırıcı para politikası ve doların güçlenmesi ile gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının ivme kaybettiğini bildiren Albayrak, “Önümüzdeki dönemde gelişmiş ülkelerde ekonomik büyümenin hız kesmesi ticari gelirin azalması ve Avrupa Merkez Bankası ile Japonya Merkez Bankası’nın parasal normalleşmeyi zamana yayması beklenmektedir. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının devam edeceği ancak son yılların altında gerçekleşeceği öngörülmektedir. Önümüzdeki döneme ilişkin olarak ticari gerilim finansal oynaklıklardaki artış ve yükselen borçlanma maliyetleri küresel ekonomik görünüm üzerinde baskı oluşturacak risk unsurlardır. Finansal piyasalarda artan risk algısı ile elverişli finansal koşullar kademeli olarak sıkılaşmaya devam edecektir. Orta vadede küresel ekonomi açısından aşağı yönde risk faktörleri ağırlığını korumaktadır” ifadelerini kullandı.

    Bakan Albayrak, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Son birkaç yılda yaşadığımız iç ve dış şoklar makroekonomik istikrarımızı olumsuz etkilemiştir. Bu şokları bertaraf etmek amacıyla ekonomiyi canlandırmaya yönelik uygulamaya koyduğumuz mali tedbirler destekleyici makro ihtiyadi politikalar KGF aracılığıyla sağlanan krediler ve olumlu dış konjektörün etkisiyle 2017 yılında yüzde 7.4 güçlü bir büyüme performansı elde ettik. Bu büyüme performansı ile Türkiye G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke olmuştur. 2018 yılının ilk yarısında Türkiye ekonomisi yüzde 6.2 büyüyerek küresel ve yerel ölçekte ki birçok belirsizliğe rağmen güçlü seyrini sürdürmüştür. Yılın ilk yarısında büyüme tarafındaki pozitif görünümün devam etmesinde tüketim ve yatırım kanalından gelen güçlü katkılar belirleyici olmuştur. 2018 yılın 2. çeyreğinden itibaren gelişmekte olan ülkelere yönelik risk algısının bozulması ve FED’in faiz artışları ile uluslararası sermaye akımları yavaşlamıştır. Bu süreçte dış finansman ihtiyacımızın yanında Türkiye ekonomisine ve Türk Lirası’na yönelik spekülatif saldırılar neticesinde ülke risk primimiz yükselmiş ve Türk Lirası değer kaybetmiştir. Finansal piyasalarda gözlenen bu dalgalanmaları azaltmak, likidite sıkışıklığının gidermek finansal istikrar desteklemek ve piyasaların etkin işleyişini sağlamak amaçlarıyla Türk lirası ve dövizi kitlesine yönelik gerekli tedbirler alınmıştır. Bu kapsamda bankaların swap işlemlerinde yüzde 25 özkaynak sınırı getirilmesi mevduat hesaplarında stopaj oranlarının ayarlanması ihracat bedellerinin yurt içine getirilmesi döviz olarak yapılan sözleşmelerin TL cinsinden hazırlanması gibi birçok önemli adımlar atılmıştır. Bu tedbirlerin finansal piyasalar üzerindeki etkileri olumlu şekilde görülmeye başlamıştır.”

    “Büyümenin 2018 yılında yüzde 3.8, 2019 yılında ise yüzde 2.3 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruzr”

    Yılın 3. çeyreğinde kur ve faiz de yaşanan dalgalanmalarla birlikte dış finansman imkanlarının azalması neticesinde iç talebin ivme kaybettiğini kaydeden Albayrak, “Ancak aldığımız tedbirler ve uyguladığımız politikalarla ekonomideki olumsuzlukları en aza indirdik. İç talepteki daralmayı mal ihracatı ve turizmdeki güçlü performansla dengeledik. Yeni ekonomi programımıza göre sıkı para ve maliye politikaları uygulanarak ekonomideki dengelenme süreci etkin bir şekilde yönetilecek enflasyon cari işlemler ve dış finansman ihtiyacı kaynaklı risklerimizi minimize eden sürdürülebilir bir büyüme patikası izlenecektir. Bu doğrultuda büyümenin 2018 yılında yüzde 3.8, 2019 yılında ise yüzde 2.3 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. Ekonomimizdeki güçlü büyümenin yanı sıra destekleyici iş gücü politikalarının etkisiyle istihdamda oldukça iyi bir performans elde ettik. 2018 yılı Ocak-Ağustos döneminde ortalama yıllık istihdam artışı 836 bin kişi olarak gerçekleşmiştir. Böylelikle 2018 Ağustos dönemi itibariyle istihdam edilenlerin sayısı 29 milyona ulaşmıştır. Bu dönemde işgücü piyasasına yönelik uyguladığımız teşvikli politikalar istihdam artışlarına katkı sağlamaya devam etmiştir. Ancak buna karşılık iş gücünün artması ile işsizlik oranları da bir miktar yükseliş göstermiştir. 2018 yılı Ağustos dönemi itibarıyla manşet işsizlik oranı yüzde 11.1 olarak gerçekleşmiştir. 2018 yılı genelinde işgücü arzının artmaya devam etmesi, ekonomik dengelenmenin belirginleşmesi ve yavaşlayan iç talep nedeniyle işsizlik oranının bir miktar artarak yüzde 11.3 olarak gerçekleşmesini görüyoruz. Önümüzdeki dönemde ekonomik yavaşlamaya rağmen işgücünün tekniklerinde ve iş olanakların da sağlanacak iyileşmeler ve uyguladığımız politikalar işgücü piyasasını ve ekonomiyi desteklemeye devam edecektir” açıklamasında bulundu.

    “Kasım ayından sonra Aralık ayında da enflasyonla mücadelede güçlü bir performansı yakalayacağımıza inanıyoruz”

    2016 yılından bu yana enflasyona dair gelişmelerde temel olarak döviz kurundaki artış başta olmak üzere enerji ve ithalat fiyatları işlenmemiş gıda fiyatlarıyla güçlü talep artışının belirleyici olduğunu söyleyen Albayrak, “Özellikle 2018 yılının 2.çeyreğinde tüketici ve üretici enflasyonu hızlı bir artış kaydetmiştir. Son enflasyon rakamları ise yüksek enflasyona karşı atılan adımların ve enflasyonda topyekun mücadele programının başarısını ortaya koymuştur. Yeni ekonomi programı sonrasındaki dengelenme süreci kur ve faizlerden sonra enflasyon göstergelerinde de etkisini göstermeye başlamıştır. Kasım ayı itibariyle tüketici enflasyonu bir önceki aya göre yıllık bazda 3,62 puan gerileyerek yüzde 21,62 olarak gerçekleşmiştir. Bu sürecin para ve maliye politikalarımızdaki güçlü duruşla desteklemeye devam edeceğiz. Kasım ayından sonra Aralık ayında da devam edecek KDV ve ÖTV indirimlerinin ve enerji fiyatlarında zam yapılmayacak olmasının etkisiyle enflasyonla mücadelede güçlü bir performansı yakalayacağımıza inanıyoruz. Buna ilave olarak kurun daha istikrarlı patikaya oturması ve petrol fiyatlarındaki düşüş dezenflasyon sürecini destekleyecektir. Böylece YEP’teki 2018 hedefimizi yakalayacağımızı öngörüyoruz” dedi.

    “Ekonomideki dengelenme süreci dış talep yönünden beklentilerimizden çok daha olumlu yönde seyretmektedir” ifadesini kullanan Albayrak, “2017 yılında 157 milyar dolara yükselen yıllık ihracatımız dış ticarette artan korumacılık ve jeopolitik risklere rağmen 2018 yılında bu artışı sürdürerek Kasım ayında yıllık bazda 168,1 milyar dolarla bugüne kadar ki en yüksek değerine ulaşmıştır. İnşallah yıl sonu itibariyle 170 milyar dolarlık hedefi de yakalayacaktır. 2018 yılının ilk 10 ayı itibariyle en büyük ihracat pazarımız olan AB ekonomisine yönelik ihracatımız yüzde 15,5 artarak toplam ihracatımızın yüzde 50,3’ünü oluşturmaktadır. Turizmde yaşanan toparlanma cari açığın düşmesinde etkili olmuştur. Artan turist sayısına bağlı olarak turizm gelirlerinde de önemli artışlar yaşamıştır. Ülkemizi ziyaret eden yabancı sayısı 2018 yılı Ekim ayında yıllık bazda 38.9 milyon kişi ile rekor seviyelere ulaşmıştır ve turizm gelirlerimiz de Eylül ayında yıllık bazda bakıldığında 24.9 milyar dolara ulaşmıştır. Bölgesinde bir cazibe merkezi haline gelen ülkemizin önümüzdeki dönemde bu rakamları çok daha yukarılara taşıyacağına inanıyoruz” diye konuştu.

    “Ağustos ve Eylül aylarında verilen cari fazlalardan sonra Ekim ve Kasım aylarında da cari fazla vereceğimizi çok yakından hep birlikte göreceğiz”

    Bakan Albayrak şöyle konuştu:

    “2018 yılının Mayıs ayından itibaren cari dengede çok ciddi bir iyileşme yaşandığını görüyoruz. Ağustos ve Eylül aylarında verilen cari fazlalardan sonra Ekim ve Kasım aylarında da cari fazla vereceğimizi çok yakından hep birlikte göreceğiz. Çekirdek cari denge olarak nitelendirilen altın ve enerji hariç dengede 2018 yılı Haziran ayı itibarıyla bugüne kadar bu eğilimde fazla vermeye devam etmiş, Eylül ayında bu rakam 5.1 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. 2018 yıl sonunda cari açığın yeni ekonomik program ile öngördüğümüz 36 milyar doların altına inmesini bekliyoruz. Son dönemde finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmalara karşı bankacılık sektörü sağlıklı ve güçlü yapısını korumuş finansal istikrarı ve reel ekonomiyi desteklemeye devam etmiştir. Ayrıca yeni ekonomi programında belirlediğimiz çerçevede bankaların mali yapıları ve aktif kaliteleri yakından izlemekte ve sektörün mali yapısını güçlendirecek kapsamlı bir politika seti uygulanmaktadır. Bankacılık sektörünün aktif kalitesinin en önemli göstergelerinden biri olan ve sektörün kredi riskini gösteren kredilerin takibe dönüşüm oranı 2018 Ekim ayı itibariyle yüzde 3.5’tir. Sermaye yeterlilik oranı ise aynı dönemde yüzde 18.2 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran hedef oran olan yüzde 12’nin oldukça üzerinde yasal sınır olan yüzde 8’in 2 katından daha fazladır. Küresel ekonomideki riskler ve yavaşlayan büyüme ortamı göz önüne alındığında Türkiye ekonomisinin sermaye akımlarındaki hızlı değişimlere ve jeopolitik risklere karşı zayıf kalmasının önüne geçilmesi bütün bu çerçeve güçlü duruş çok büyük bir önem arz etmektedir. Bu çerçevede içinde bulunduğumuz ekonomik dengelenme sürecinde yüksek borçlanma maliyetlerini azaltacak yatırımcı ve tüketici güvenini artıracak ve döviz kuru istikrarını sağlayacak adımları attık ve atmaya devam ediyoruz. Bu süreçte uygulayacağınız maliye politikaları bütçe disiplini ve kamu tasarrufların artırılması makro ekonomik temellerin güçlendirilmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Türkiye 2002 yılından bu yana uyguladığı mali disiplin ve ihtiyatlı makroekonomik politikalarla kamu maliyesinde küresel ölçekte örnek gösterilen bir ülke haline gelmiştir. Kamu maliyesinde 2002 yılından bu yana yaptığımız reformlar sayesinde bütçe açıklarını ve borç stoklarını çok düşük seviyelere indirdik. Küresel krizin yaşandığı 2009 yılı hariç son 14 yıldır genel devlet açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranı yüzde 3’Ün altında gerçekleşmiştir.”

  • Hakkari karla mücadelede çalışması

    Hakkari Belediyesi karla mücadele ekibi, yaptığı çalışmalarla yöre halkından tam not aldı.

    Hakkari’de dün etkisini arttıran yoğun kar yağışı, belediye ekiplerini harekete geçirdi. 16 iş makinesi ve 28 personel ile hazır kıta halinde bekleyen karla mücadele ekibi, verilen talimatla kentin 15 değişik mahallesinde eş zamanlı olarak karla mücadele çalışması başlattı. Mahalle yollarını kardan arındıran belediye ekipleri, çarşı merkezindeki kar yığınlarını da kamyonlarla şehir dışına çıkarttı.

    Belediye personelleri ise, araçların giremediği noktalarda bulunan kar yığınlarını küreklerle temizledi.

    Belediye karla mücadele ekiplerinin mahalle, cadde, sokak ve araçların giremediği noktaları kardan arındırması Hakkari halkından tam not aldı.

    Ekiplerin hızlı bir şekilde hareket ettiğini belirten vatandaşlar, bu çalışmalardan dolayı belediye yetkililerine teşekkür ettiler.

  • Bakan Pakdemirli: “Son 15 yılda erozyonla mücadelede dünya lideriyiz”

    Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, Türkiye’nin özellikle son 15 yılda erozyonla mücadelede dünya lideri olduğunu vurgulayarak, “1970’lerde 500 milyon ton olan toprak kaybımız şimdi 150 milyon tonlarda. 2023’te de 130 milyon tonlara düşecek” dedi.

    Konya’da bulunan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bir otelde düzenlenen “81 İlden Gelen Gençlerle Genç Çiftçi Zirvesi”ne katıldı. Gençlerle bir araya gelen Bakan Pakdemirli, dünyanın gittiği yer itibariyle Türkiye’nin kendine göre bir konum alması ve bu konum içerisinde tarımın ve gıdanın ön plana çıkartılması gerektiğini kaydetti. Türkiye’de de tarım arazilerinin git gide azaldığına dikkat çeken Bakan Pakdemirli, “Ama bununla ilgili ciddi ciddi tedbirler aldık. Büyük ovalar ilan ettik ve buralardaki tarım arazileriyle ilgili gerçekten senelik kayıplarımız çok ciddi miktarda azalmış durumda. Türkiyemiz nasıl olacak? Sizlerin benim yaşlara geldiğiniz zamanlardaki Türkiye 100 milyona yakın bir nüfus, yüzde 86 kentleşme küresel ısınmayla karşı karşıya kaldığımız bir ülke olacak. Ama iyi haberlerde var. Özellikle son 15 yılda erozyonla mücadelede dünya lideriyiz. 1970’lerde 500 milyon ton olan toprak kaybımız şimdi 150 milyon tonlarda. 2023’te de 130 milyon tonlara düşecek” dedi.

    “Türkiye orman varlığını artıran nadir ülkelerden bir tanesi”

    Türkiye’nin orman varlığını artıran nadir ülkelerden bir tane olduklarını ifade eden Bakan Pakdemirli, “Diyeceksiniz ki orman ne alaka? Ağaç olmayınca yağış olmuyor. Yağış olmayınca su olmuyor. Su olmayınca tarım olmuyor. Tarım olmayınca gıda olmaz. O yüzden orman varlığımızı artırmamız lazım. Tüm dünya orman varlığındaki kaybına rağmen Türkiye burada orman varlığını artıran nadir ülkelerden bir tanesi. 7 milyar fidan hedefimiz var 2023’te. Şuan 4,5 milyardayız. 7 milyar fidan diktiğimiz zaman dünyada yaşayan her insana bir fidan dikmiş olacağız” diye konuştu.

    Gençlerin ilkokul yıllarında mutlaka toprakla haşır neşir olması gerektiğini belirten Pakdemirli, “Ben bakanlığa geldiğim ilk günlerimde hemen bir baktım gençlerimiz niye bu işlere çok meraklı değil? Çünkü toprağa dokundurmayı bilmiyoruz. Bizim ilkokullarda gençlerimizi toprağa dokundurmamız lazım. Hemen YÖK’e gittik, oturduk konuştuk. Dedik ki, Ziraat Mühendisliği nasıl? Veteriner Mühendisliği nasıl? Su Ürünlerini, Orman Mühendisliği nasıl daha değerli hale getirebiliriz? Nasıl 15-20 bin de, ilk 10 bin de girilen üniversitelerden biri haline getirebiliriz… Nasıl 100, 150 binler değil de bunu daha değerli hale getiririz. Nasıl 1960’lardaki gibi tıbbiyeyi bırakıp da ziraat mühendisliğini okuyanlarımız varmış, nasıl bu işi daha değerli hale getiririz. Eğer gıda güvenliğimizi, gıda arz güvenliğimizi korumak istiyorsak mutlaka bu işlere dikkat ediyor olmamız lazım. Bana göre tarım savunmadan daha önemlidir. Her şeyiniz olabilir, roketleriniz olabilir, uçaklarınız olabilir ama evde buzdolabı dolu değilse bunların bir anlamı yok” şeklinde konuştu.

    “İthal tohumu aldığınız zaman yanında hastalığı da bir şekilde size satıyorlar”

    Yerli tohuma çok önem verilmesi gerektiğine dikkat çeken Bakan Pakdemirli, “Çünkü tohumda, ithal tohumu aldığınız zaman yanında hastalığı da bir şekilde size satıyorlar. Ayrıca ithal tohumu aldığınız zaman da şu veya bu şekilde katma değer yurt dışında kalıyor. İthal tohum yerine biz mutlaka yerli tohumda olmamız lazım. Burada başarımız fena değil. 2002’de 150 bin ton üretimimiz olan tohum bugün 1 milyon 50 bin tona gelmiş . Yani Türkiye genel itibariyle baktığımız zaman enseyi karartacak bir durum yok ama bugünün başarısı, yarının garantisini getirmiyor. Yarınların başarısını sizlerle elde edeceğiz. Türkiye Avrupa’da tarımsal hasılada bir numaradır, dünyada 7 numaradır. Türkiye’de toprak kaynakları açısından da 17 numaradır. Demek ki Türkiye toprak kaynaklarını iyi değerlendiriyor. Ülkemizin farklı coğrafyalarımızdan ilgili ve yetenekli gençlerimizi tarımsal ve kırsal alandaki üretime mutlaka dahil etmemiz lazım” dedi.