Etiket: Mücadelede

  • Şanlıurfa’da uyuşturucuyla mücadelede büyük başarı

    Şanlıurfa’da piyasa değeri yaklaşık 1 milyon 325 bin lira olan 331 kilo esrar maddesi ele geçirilirken 2016 ve 2017 yıllarında düzenlenen operasyonlarla ilgili bilgi veren İl Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu, toplamda yaklaşık 5 milyon kişiyi zehirleyebilecek miktarda uyuşturucu ele geçirildiğini belirtti.

    Edinilen bilgiye göre, Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri, Diyarbakır’dan Gaziantep’e gitmekte olan bir kamyonu Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinden geçtiği sırada durdurdu. Kamyonda arama yapan ekipler, kasasının zeminine zulalanmış özel bölmede piyasa değeri yaklaşık 1 milyon 325 bin lira olan 331 kilo esrar maddesi ele geçirdi. Gözaltına alınan sürücü, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Emniyet Müdürü basına bilgi verdi

    Şanlıurfa İl Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu, polisevinde basın toplantısı düzenleyerek, Şanlıurfa’da uyuşturucuyla mücadelede yapılan genel çalışmalar hakkında bilgi verdi. 2016 ve 2017 yılında 3 bin 457 uyuşturucu olayı ortaya çıkarttıklarını belirten Tipioğlu, “4 bin 498 şahıs gözaltına alındı ve bin 68 uyuşturucu satıcısı çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Başarılı operasyonlar kapsamında 47 suç örgütü çökertilirken tam 70 bin kişiyi zehirleyecek eroin, 5 milyon kişiyi zehirleyecek miktarda esrar ve 40 bin kişiyi zehirleyebilecek miktarda hap ele geçirildi” dedi.

    Son 4 ayda 824 uyuşturucu olayının ortaya çıkarıldığını aktaran Şanlıurfa İl Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu, “682 uyuşturucu kullanan ve 350 uyuşturucu ticareti yapan olmak üzere toplam bin 32 şahıs hakkında işlem yapıldı. Zehir taciri 243 kişi çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, son 4 ayda toplam 2 ton 200 kilo esrar ele geçirildi” şeklinde konuştu.

    Tipioğlu, uyuşturucuyla mücadelede vatandaşların da desteğini beklediklerini belirtti.

  • Piyeten hastalığıyla mücadelede ulusal aşı geliştirildi

    Selçuk Üniversitesi (SÜ) Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Hüseyin Hadimli tarafından Türkiye’de koyunlarda piyeten (Ayak Çürüğü) vakalarına karşı hazırlanan aşı projesi TÜBİTAK tarafından desteklendi.

    Projenin desteklenmesinin ardından aşı ve uygulama alanlarıyla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Hadimli, “Bu aşıların koruma etkinliklerini belirleme çalışmaları Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Ünitesinde başlatıldı. Bu doğrultuda 4 farklı grupta 60 koyuna piyeten aşısı yapıldı. Projemiz, ülkemizde ciddi ekonomik problemlere sebep olan ve yetiştiricilerin muzdarip olduğu bir hastalığı önlemek için hazırlanmıştır. Proje ile piyeten hastalığını mücadelesinde kullanılan ve ülkemizde üretilmeyen bir aşının ulusal olarak geliştirilmesi ve üretilmesi hedeflenmiştir” dedi.

    Proje hakkında bilgi veren SÜ Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Hüseyin Hadimli, “Koyunlarda ve keçilerde mevsimsel olarak her yıl Şubat-Nisan aylarında topallıklar görülüyor. Bu hastalığın adına piyeten veya ayak çürüğü denilmektedir. Kısacası, hayvanların tırnak aralarında ülserleşme, yaralanma ve tırnağın canlı dokudan ayrılması vakalarına rastlıyoruz. Bu da ülkemizde son yıllarda koyunculuğun önemli olduğu yerlerde yetiştiricilerin karşılaştığı ciddi bir problemdir. Yetiştiricinin bu problemini çözmek için ‘Türkiye’de Koyunlarda Piyeten (Ayak Çürüğü) vakalarından Dichelobacternodosus ve Fusobacteriumnecrophorum İzolasyonu, Mikrobiyolojik ve Moleküler İdentifikasyonu ve D. nodosus-F. necrohporum İzolatlarından hazırlanan Aşıların Etkinliklerinin Belirlenmesi’ projemizi hazırladık. Bu projemiz TÜBİTAK tarafından da desteklendi” diye konuştu.

    “Kışın sert olduğu bölgelerde görülüyor”

    Türkiye’nin soğuk bölgelerinde hastalığın daha çok görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Hadimli, “Özellikle kışın sert geçtiği, yağmur ve kar yağışının yoğun olduğu yıllarda hastalık daha çok görülmektedir. Hastalık koyun sürülerinde her yıl tekrarlamakta ve önemli ekonomik kayıplara sebep olmaktadır. Hastalığın oluşmasında birçok faktör olmakla birlikte ana etkeni Dichelobacternodosus isimli anaerobic bakteridir. Bununla birlikte, Fusobacteriumnecrophorum isimli ikincil bir bakteri hastalığın oluşmasını kolaylaştırmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “Aşı çalışmaları Selçuk Üniversitesi’nde başlatıldı”

    2015-2016 kış ve bahar aylarında ülkemizin farklı bölgelerinde (Konya, Sivas, Yozgat, Tunceli, Kars ve Antalya) topallık görülen koyun sürülerinden örnekleme yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Hadimli, “Örneklerden Dichelobacternodosus ve Fusobacteriumnecrophorum bakterileri izole edildi. Bu bakterilerin arasından seçilen suşlardan 3 farklı Piyeten Aşıları hazırlandı. Bu aşıların koruma etkinliklerini belirleme çalışmaları Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Ünitesi’nde başlatıldı. Bu amaçla, 4 farklı grupta 60 koyun piyeten aşıları ile aşılandı. Yaklaşık 45 gün sonra kuzulara canlı bakteriler verilerek aşıların etkinlikleri bütünüyle belirlenecek. Projemiz, ülkemizde ciddi ekonomik problemlere sebep olan ve yetiştiricilerin muzdarip olduğu bir hastalığı önlemek için hazırlanmıştır. Proje ile piyeten hastalığını mücadelesinde kullanılan ve ülkemizde üretilmeyen bir aşının ulusal olarak geliştirilmesi ve üretilmesi hedeflenmiştir” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) Terörle mücadelede ’akademi’ dönemi

    Terörle mücadele için bir araya gelen eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensupları, emniyet görevlileri, özel harekatçılar ve mevcut görevini sürdüren bazı akademisyenler, ’Terörle Mücadele Akademisi’ projesini hazırlayarak mücadelede yeni bir dönemin fitilini ateşledi. Akademi üyeleri tecrübelerini asker, polis ve vatandaşlara aktarmak için çeşitli girişimlerde bulunarak, topyekun mücadeleye katkı sağlamayı hedefliyor.

    Terörle mücadelede her gün yeni yeni projeler ortaya çıkarken, mücadelenin kalitesinin arttırılması, bilimsel yöntemlerle etkinliğinin geliştirilmesini isteyen Adli Bilimciler Derneği Başkanı ve Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Hamit Hancı ve arkadaşları, sıra dışı bir proje hazırladı. Terörle Mücadele Akademisi adı altında bir proje üzerinde çalışan Hancı ve arkadaşları, eski MİT mensupları, emniyet görevlileri, asker ve aralarında akademisyenlerinde olduğu farklı meslek gruplarından kişileri bir araya getirdi. Terörle mücadele konusunda farklı bir konseptin çalışmasını hazırlayan kişilerin, özelikle görevdeki asker ve polislere eğitimler vererek, mücadelenin her alanda sağlanması için çalışmalar yürüteceği belirtildi.

    Terörle topyekun mücadele temel amaç

    Farklı meslek gruplarının bir araya gelmesiyle oluşturulan Terörle Mücadele Akademisinin üyeleri, Türkiye’nin çeşitli illerinde de konferanslar ve eğitimler vererek, vatandaşların da bilgi sahibi olmasını sağlayacak. İç ve dış politikaların oluşturulmasında ülke menfaatlerinin korunmasını temel hedef olarak seçen Hancı ve arkadaşları, terörle her alanda topyekun mücadele ederek terör örgütlerine karşı yeni stratejiler de belirleyecek.

    Eski MİT’çi terörle mücadelede yeni dönemi anlattı

    Emekli MİT mensubu olan ve şu anda Dünya Dedektifler Birliği Türkiye Temsilciliğini (WAD) yürüten Mesut Öztürk, sıra dışı projeyi İhlas Haber Ajansı (İHA) ile paylaştı. Öztürk, terörle mücadele konusunda akademinin önemine dikkat çekerek, eğitimlere değindi. Öztürk, “Bizim vereceğimiz eğitim, bu insanların göreve başladıktan sonra dünya üzerinde gelişmiş teknolojik yazılım, tasarım her neyse terörle mücadeleye karşı koyulacak veya terörle ilgili uğraştıkları grupların yeni bir strateji geliştirmesi gibi bütün konular anlatılacak. Örneğin; uyuşturucuyla terörün bağımlılığını bizim çocukların arasında hala bilmeyenler var. Uyuşturucuyla terörü ayrı ayrı değerlendirmeye çalışan insanlar var. Aslında uyuşturucuyla terör birbirlerine bağlıdır. Bugün bir oto hırsızlığından bahsediyoruz, Lice’de çıkıyor arabalar. Terörizm devletin karşısında, bizim gibi azimli bir Türk milletini karşısında yol arıyor, çıkış yolu arıyor; kaçacak yer arıyor. Bunun haricinde bize nasıl zarar vereceğini araştırıyor. O yüzden taktik değiştiriyor” dedi.

    Öztürk, Terörle Mücadele Akademisinde farklı meslek gruplardan kişiler olduğunu, bu insanların yıllarca terörle mücadele ettiğini dile getirerek, “Bizim gibi MİT’te, milli istihbaratın içinde görev yapmış kişiler olsun, gerek özel harekatta, gerek siyasi terörle mücadele şube müdürlüklerinde görev yapmış; kaçakçılık ve narkotik şube müdürlüklerinde görev yapmış bir sürü usta arkadaşlarımız var. Yeri geliyor ağabeylerimiz var, yeri geliyor arkadaşlarımız, kardeşlerimiz var. Jandarmadan da ele alın kara kuvvetleri, Özel Harp Dairesinden de ele alın, bir sürü beraber alanlarda çalıştığımız bu insanların tecrübelerini de terörle mücadele akademisi içerisinde bilhassa muhataplarına anlatabilmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “Bombanın üstüne benim çevik kuvvetteki arkadaşım koşmayacak”

    Mesleğe yeni başlayan güvenlik güçlerinin deneyim ve tecrübelerinin artırılması hususuna dikkat çeken eski MİT mensubu Öztürk, “Bir çevirme yerine geliyoruz üç kişi görev yaparken, elbette dinlenme hakları var dinleniyorlar; ama bir bakıyorsunuz ki çoğu 10-15 kişilik grup bir arada. Allah göstermesin bir terörist bunların üstüne saldırabilir. O zaman zayiatımız daha çok olur. Mesela İstanbul Beşiktaş’taki o parkta olan hadisede görüyorsunuz, 7-8 tane çevik kuvvet arkadaşımızı, kardeşimizi toprağa verdik bir deneyimsizliğin yüzünden. İşte bu tür deneyimlerimizi arttırdığımız da canlı bombanın üstüne benim çevik kuvvetteki arkadaşım koşmayacak” ifadelerinde bulundu.

    “İstihbarat zafiyeti yok”

    Vatandaşlara yönelikte eğitimlerin verileceğini anlatan Mesut Öztürk, şöyle devam etti:

    “Vatandaşlara dönük olarak da projelerimiz var. Bu tür konularda çocuklarının uyuşturucu kullanmasından tutun, aile içi şiddete karşı bir takım konferanslarımız olacak. Uzman kişiler tarafından verilecek. Neler yapması gerektiğini öğrenecek. Örneğin; bir şüpheli paketle karşılaştığında ne tür davranışta bulunacak, şüpheli bir şahıs gördüğünde nasıl davranacak, veya şüpheli bir araç bomba yüklü, ihbar ettiğimiz bir araç olduğu zaman nerelere başvuracağını bilecek. Türkiye’de bazılarının bahsettiği gibi bir istihbarat zafiyeti yok. Sadece kanun ve kararname yolunda eksiğimiz var bizim. Bugün bu insanı canlı bomba diye, canlı bomba şüphelisi diye arananlar listesine koymaya kalkarsanız savcılık diyor ki bana delil getirin. Delil getirmeniz için bu adamın bu tür bir işi yapması gerekir; yani üzerinde bombayla yakalamanız lazım, üzerinde bombayla yakaladıktan sonra arama emrine gerek yok. Bu tür kararnameleri de işte bu terörle mücadele akademisi kapsamında değerlendirip hukuka uygun mu, değil mi veya insan haklarına uygun mu değil mi bu ortaya çıkar ve gerekli kanun çıkarıcı mercilere de bir danışmanlık hizmeti gibi bir hizmetimiz olacak.”

  • Görgün: “Nanotıp kanserle mücadelede en etkili güç olacak”

    2017 Dünya Nano Kanser Günü etkinliği, Nanotıp İçin Avrupa Teknoloji Platformu’nun mirror grubu Türkiye temsilcisi olan Gebze Teknik Üniversitesi tarafından Elektronik Mühendisliği Amfisi’nde gerçekleştirildi. Burada konuşan GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, “Nanotıp kanserle mücadelede en etkili güç olacak” dedi.

    2017 Dünya Nano Kanser Günü etkinliği, Nanotıp İçin Avrupa Teknoloji Platformu’nun mirror grubu (platformun temsilcilikleri) Türkiye temsilcisi olan Gebze Teknik Üniversitesi tarafından Elektronik Mühendisliği Amfisi’nde gerçekleştirildi. Tüm dünyada 15 ayrı ülkede eş zamanlı olarak gerçekleştirilen etkinliğe GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Babür Özçelik, Prof. Dr. M. Hasan Aslan, Temel Bilimler Fakültesi Dekan Yrd. Prof. Dr. Fatma Yüksel, Kimya Bölümü Başkanı Ayşe Gül Gürek, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Uygar Halis Tazebay, Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Vefa Ahsen, Prof. Dr. Tamer Yağcı, Yrd. Doç. Dr. Fabienne Dumoulin, akademisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler katıldı.

    Üniversiteden yapılan açıklamaya göre Anadolu Hastaneleri Kemik İliği Transplantasyon Merkezi Başkanı Prof. Dr. Zafer Gülbaş, Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Gürsel ve Sabancı Üniversitesi Nano Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden Yrd. Doç. Dr. Tolga Sütlü’nün konuk konuşmacılar olarak katıldığı oturumun moderatörlüğünü GTÜ öğretim üyeleri Prof. Dr. Vefa Ahsen ile Yrd. Doç. Dr. Fabienne Dumoulin yaptı.

    “Kanserle mücadelenin bir parçasıyız”

    Şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşması için kürsüye gelen Rektör Prof. Dr. Haluk Görgün, kanserin tüm toplumu ilgilendiren genel kavramlardan biri olduğunu ifade ederek, “Üniversitemiz Moleküler Biyoloji ve Genetik ile Kimya bölümlerinin çalışmalarıyla kansere karşı yürütülen mücadelenin bir parçası haline geldi. Düzenlenen bu tür etkinlikler farkındalığı oluşturması ve bu alanda çalışmalar yürüten bilim insanlarımızın bir araya gelip en güncel bilgilerle birikimlerini topluma sunması açısından oldukça önemlidir. Ne yazık ki dünyada her yıl 10 milyon insan bu hastalığa yenik düşüyor. Ülkemizde de yaklaşık 200 bin insanımız her yıl bu hastalığa yakalanmakta. Nanotıp ta bu soruna etkili ve kalıcı çözümler üretmek amacıyla çalışma alanlarına kanserle mücadeleyi de eklemiştir. Burada gerçekleşecek etkinliğin alanında tamamlayıcı ve bütünleyici sonuçlar ortaya çıkaracağına olan inancımla düzenleyen öğretim üyelerimize ve katılım gösteren değerli konuklarımız ve tüm dinleyicilerimize teşekkür ederim” diye konuştu.

    Daha sonra bir konuşma yapan Prof. Dr. Vefa Ahsen, Nanotıp Avrupa Teknoloji Platformu (ETPN)’nun çalışmaları hakkında bilgiler sundu. Onkoloji ve nano teknoloji alanına adapte edilen nanotıp uygulamaları ile bu alanlarda son zamanlarda elde edilen ürünlerle ilgili istatistiksel verileri paylaştı. Daha sonra ETPN Başkanı Patrick Boisseau’nun etkinlik katılımcılarını selamladığı video görüntüsünün izlenmesiyle konuk bilim insanları sunumlarını izleyicilerle paylaştı.

    İlk önce sözü alan Prof. Dr. Zafer Gülbaş, kemik iliği nakliyle ilgili yaptıkları çalışmalardan söz etti. Türkiye’nin kemik iliği nakil sayısıyla bu alanda gelişmiş Avrupa ülkelerini yakaladığını ifade eden Gülbaş tedaviyi nasıl yaptıklarını da anlattı. Hücre tedavisinin yanı sıra gen tedavisiyle de ilgili çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekleyen Gülbaş ayrıca kemoterapi yöntemiyle zarar görmemesi için hastadan alınan kök hücrelerin kanserin yok edilmesinden sonra tekrar hastaya nakil edildiğini de belirtti.

    ‘Amerika’nın Küba’yla yakınlaşmasının nedeni kanser aşısı’

    Gülbaş’ın ardından söz alan Prof. Dr. İhsan Gürsel de ‘hücre Dışı Nano Keseciklerin Anti Kanser Tedavisinde Kullanımı’ konulu sunumunda çalışmalarını yürüttükleri Thorlab laboratuvarında elde edilen tedavi bulgularını izleyicilere aktardı. Kansere karşı kullanılan önleyici ve koruyucu aşılarla ilgili bilgi veren Gürsel bu alandaki çalışmaların önemine değinerek; “Özellikle akciğer kanseri alanında geliştirdikleri aşı teknolojisi nedeniyle Küba’nın büyük ilgi gördü hatta Amerika’nın Küba’yla ikili ilişkilerini geliştirmesinin en önemli nedeni geliştirdiği kanser aşısıdır” dedi.

    Etkinlikte söz alan Yrd. Doç. Dr. Tolga Sütlü de doğal öldürücü hücreler konusunda elde ettikleri bulguları katılımcılarla paylaşarak kanserli hücrenin yok edilmesinde bu hücrelerin kullanılmasının önemine değindi. Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve ardından verilen kokteylle sona erdi.

  • Giresun karla mücadelede tam not aldı

    Giresun, karla mücadelede tam not aldı.

    Doğu Karadeniz’i hafta içinde etkisi altına alan kar birçok ilde mahalle ve köy yollarının kapanmasına yol açtı. Giresun’da bulunan 550 köyün 3/2’lik bölümü kapanmıştı. Kapanan köy yolları için Giresun İl Özel İdaresi 275 araç ve 300 çalışanıyla 24 saat içinde kapalı köy yollarının tamamının anında müdahale ile açıldığını açıkladı.

    İl Genel Meclis Başkanı Mürşit Gürel yaptığı açıklamada, tüm çalışanları ve araçları ile anında müdahale ettiklerini söyledi. Gürel, “550 köyün ana arterlerinin bir an önce açılması için 275 araçla birlikte 300 çalışanımızla 24 saat hizmet anlayışıyla ekiplerimizle çalışıyoruz. Ancak 3 kez kar yağdı biz de bunlardan ikisinde tüm yolları açmıştık en son pazar günü 700 rakımlı yollar hariç tamamı açıktı. Fakat çalışmalar durmadı, öncelikli olan her konuda hızlı bir şekilde karla mücadele ettik ve vatandaşımızdan çoğu kez teşekkür aldık” dedi.