Etiket: Mücadelede

  • Lavrov: “Türkiye ve İran’ın Suriye’de hedefleri aynı olmayabilir, ancak ülkeler terörle mücadelede müttefikler”

    Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde “Türkiye ve İran’ın Suriye’de hedefleri aynı olmayabilir, ancak ülkeler terörle mücadelede müttefikler” dedi.

    Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya, İran ve Türkiye’nin Suriye’deki hedefleri hakkında açıklamalarda bulundu. Lavrov, “Türkiye ve İran’ın Suriye’de hedefleri aynı olmayabilir, ancak ülkeler terörle mücadelede müttefikler. Suriye’de hem İran’ın, hem Türkiye’nin, hem de Rusya’nın belki de çok farklı hedefleri var. Ancak bu aşamada, Suriye’de terörle mücadelede ve Suriye devletinin korunmasında müttefik olduğumuz gerçek. Suriyelilerin kendi kaderlerini belirleyebilmeleri için aralarında bir siyasi diyalog başlatmak için gerekli koşulları oluşturmalarına yardımcı olmak için çalıştığımızdan şüphem yok. Bu, Astana formatı çerçevesinde çok faydalı bir işbirliği” ifadelerini kullandı.

  • Siber saldırılarla mücadelede yapay zekâ önem kazanıyor

    Siber güvenlik saldırıları ve bilişim teknolojileri altyapıları içindeki gizli tehditlerle mücadele için yapay zeka önemli bir güvenlik silahı olarak görülüyor.

    Şirketler, günümüzün mobil ve IoT döneminde, nitelikli bilişim teknolojileri uzmanlarının eksikliği ve BT alanının gözden kaybolması nedeniyle şiddetlenen ve giderek karmaşık hale gelen siber güvenlik saldırılarıyla mücadele etmek için yoğun çaba harcıyor. BT güvenlik ekipleri, dataları ve yüksek değerli kaynakları korumak için hem yeni bir yaklaşıma hem de güçlü yeni araçlara ihtiyaç duyuyor.

    Aruba ve Ponemon Institute’un araştırmasına göre güvenlik ekipleri, işletmelerdeki gizli tehditlerle savaşmada temel olan kullanıcı ve IoT cihazları için makine öğrenimi ve ağ görünürlüğünü inceliyor. Aruba adına Ponemon Enstitüsü tarafından yürütülen yeni bir global araştırmaya göre bu ekipler, BT altyapıları içindeki gizli tehditlere karşı savaşı kazanmak için anahtar bir silah olarak yapay zekayı (AI) görüyorlar.

    Amerika, Avrupa ve Asya’da 4 bin güvenlik ve BT uzmanı ile gerçekleştirilen ‘IoT Döneminde, BT Güvenlik Açığını Otomasyon & Yapay Zeka ile Kapatma’ başlıklı Ponemon Institute çalışması, düzeltilmesi zor güvenlik eksikliklerine neyin yol açtığını ve yeni tehdit ortamında kötü aktörlerden bir adım önde olmak adına ne tür teknolojilere ve süreçlere ihtiyaç olduğunu anlamak konusunda önemli veriler elde edilmesini sağladı.

    Araştırma, verileri ve diğer yüksek değerli varlıkları korumak için, makine öğrenimi ve diğer AI tabanlı teknolojileri içeren güvenlik sistemlerinin, kullanıcıları ve IoT cihazlarını hedefleyen saldırıları tespit etmek ve durdurmak için çok önemli olduğunu ortaya koydu. Yanıt verenlerin çoğunluğu AI fonksiyonuna sahip güvenlik ürünlerinin Hatalı uyarıları azaltma (yüzde 68), ekibin verimliliğini artırma (yüzde 63), daha fazla araştırma verimliliği sağlama (yüzde 60), çevre savunma sistemlerinden kaçan gizli saldırıları daha hızlı keşfetme ve bunlara cevap verme yeteneklerini geliştirme (yüzde 56) konularında yardımcı olacağına inanıyor. Ankete katılanların yüzde 25’i şu anda bir tür AI tabanlı güvenlik çözümü kullandığını, yüzde 26’sı ise bu tür ürünleri önümüzdeki 12 ay içinde kullanmayı planladığını belirtiyor.

    “Var olan araçlar yeterli değil”

    Ponemon Institute Yönetim Kurulu Başkanı Larry Ponemon, “Siber güvenlik programlarına yapılan büyük yatırımlara rağmen araştırmamız, çoğu işletmenin gelişmiş ve hedefe yönelik saldırıları hala durduramadıklarını buldu, katılımcıların yüzde 45’i, 10’dan 75’e kadar eş zamanlı sevk edilen güvenlik araçlarından oluşan savunma unsurlarının tam değerini anlamadıklarına inanıyor. Durum, kusursuz bir fırtına haline geldi. Katılımcıların neredeyse yarısı, karmaşık ve dinamik olarak değişen saldırı yüzeylerini korumanın, özellikle şu an gerekli niteliklere ve uzmanlığa sahip yeterli güvenlik personelinin bulunmaması nedeniyle, bugünün inatçı, özel, oldukça yoğun eğitilmiş ve iyi finanse edilen saldırganlarıyla savaşmanın çok zor olduğunu söylüyor. Bu çerçevede, güvenlik programının diğer yönlerini yönetmek için görevleri otomatikleştirebilen ve böylece BT personelini serbest bırakabilen AI tabanlı güvenlik araçları, işletmelerin artan tehdit seviyelerine ayak uydurabilmeleri için kritik öneme sahip olarak görülüyorlar” dedi.

    “IoT cihazları güvenli değil”

    Ponemon araştırmacıları, BT güvenlik ekiplerinin çoğunun IoT cihazlarını kullanan saldırıları tespit etmekte yetersiz olduklarına inanıyor. Ankete katılanların dörtte üçünden fazlası IoT cihazlarının güvenli olmadığına, yüzde 60’ı da basit IoT cihazlarının bile bir tehdit oluşturduğuna inanıyor. Katılımcıların üçte ikisi, ‘nesnelerini’ saldırılardan korumak için çok az beceriye sahip olduklarını ya da hiç sahip olmadıklarını itiraf ediyorlar. Ağ trafiğinin sürekli izlenmesi, kapalı devre algılama ve yanıt sistemleri ve IoT cihazları grupları arasındaki davranışsal anormallikleri tespit etmek, ortamlarını daha iyi korumak için en etkili yaklaşımlar olarak gösteriliyor.

    Aruba’da güvenlik çözümleri pazarından sorumlu Başkan Yardımcısı Larry Lunetta, “Ponemon Enstitüsü ile iş ortaklığı yapmak, güvenlik ekiplerinin zorluklarını daha iyi anlayarak ve onları sürekli değişen tehdit ortamını hızlıca tanımlama ve yanıt vermelerini sağlayan gelişmiş çözümlerle müşteri deneyimlerini iyileştirmemize yardımcı oluyor. Bu çalışmadan elde edilen bilgiler, görünüm ve kontrolü geri kazanmak için, entegre ve daha kapsamlı bir yaklaşımla kurumsal bir kablolu ve kablosuz ağ güvenliği çerçevesi sağlama yeteneğimizi sürekli olarak geliştirmemizi sağlıyor” dedi.

  • “Faiz artırımı enflasyonla mücadelede önemli fakat yeterli değil”

    Ekonomi Gazetecisi Rıfat Fırat, TCMB’nin faiz artırım kararı alması durumunda enflasyonun kısa vadede düşme eğilimine gireceğini fakat uzun vadede bunun bir karşılığının olmayacağını belirterek cari açığın mutlaka azaltılması gerektiğini söyledi.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) geçen hafta yaptığı basın duyurusunda, parasal duruşu yeniden şekillendirmek adına elindeki bütün araçları kullanmaya devam edeceğini vurgulayarak faiz artırım sinyali verdi.

    TCMB duyurusunun ardından gözler 13 Eylül’deki Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantısına çevrildi. Gazeteci Rıfat Fırat, ağustos ayı enflasyon rakamının yüzde 17,90’a yükseldiğini ve dikkatlerin PPK toplantısında olduğunu kaydederek, “Ağustos ayında Tüketici Fiyat Endeksi aylık bazda yüzde 2,3 artış gösterdi. Yıllık enflasyon ise maalesef yüzde 17,90’a yükseldi. Gözler önümüzdeki günlerde yapılacak olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısında. Merkez’in kuvvetle muhtemel faiz artışı yapması bekleniyor. Öte yandan 10 Eylül’de Türkiye’nin ikinci çeyrek büyüme oranı açıklanacak. Çok hareketli bir hafta bizi bekliyor” açıklamasında bulundu.

    “Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz”

    TCMB’nin faiz artırım kararı alması durumunda enflasyonun kısa vadede düşme eğilimine gireceğini belirten Fırat, enflasyonun uzun vadede tek hanelerde gerçekleşmesi için cari açığın azaltılması gerektiğine vurgu yaparak, şu ifadeleri kullandı:

    “Enflasyonla mücadelede sıkı para ve sıkı maliye politikası çok mühim bir enstrüman fakat tek başına yeterli değil. Cari açığımızın yüksek olması döviz kurunda da ciddi hareketlenmelere sebep oluyor ve neticede enflasyon olarak yine karşımıza çıkıyor. ‘Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz’. Türkiye, enflasyonun tek hanelerde gerçekleşmesi için umumiyetle kendi global oyuncularını çıkartmalı ve cari açığın yüzde 90’ını oluşturan enerji ithalatını minimum düzeye çekebilecek önlemler almalıdır. GES’lere ve RES’lere önem vermelidir. Türkiye yıllık 2 bin 737 saat güneşlenme süresi karşılığında güneşten sadece 860 mw enerji elde ederken; Almanya yıllık bin 600 saat güneşlenme süresi karşılığında 40 bin mw enerji üretebiliyor. Yani ülkemizden yüzde 60 daha az güneş alırken, 46 kat daha fazla güneş enerjisi elde edebiliyor. Umarım bu alanda bir seferberlik projesi başlatılır.”

    “Vakit kaybetmeden üretim odaklı büyüme modeline geçmeliyiz”

    Türkiye’nin daha fazla vakit kaybetmeden üretim odaklı büyüme modeline geçmesi gerektiğini söyleyen Rıfat Fırat, “Ekonomide birbirine zıt bir arada bulunamayacak olan iki seçenek vardır; bunlardan bir tanesi Ar-ge, ileri teknolojili, yüksek katma değerli, yenilikçi ve ihracata yönelik üretim odaklı büyüme, diğeri ise emlak ve inşaat rantına, borçlanmaya ve ithalata dayalı tüketim odaklı büyümedir. Ülkemiz tüketim odaklı büyümenin ne kadar riskli olduğunu çok kez tecrübe etti. Artık üreterek, ihraç ederek büyümeliyiz. Güney Kore, Almanya, Japonya ve Çin, Türkiye’ye örnek olabilecek nadide ülkelerdendir. Bu ülkelerin cari fazlaları, enflasyon ve faiz rakamları da ortadadır. Yapılması gereken tek şey daha fazla vakit kaybetmeden harekete geçmektir” diye konuştu.

  • Akdeniz meyve sineğiyle mücadelede sona yaklaşıldı

    Turunçgiller başta olmak üzere birçok meyve çeşidinde zarara yol açan Akdeniz meyve sineğine karşı sezonun dördüncü ilaçlamasının başladığı bildirildi.

    Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Akdeniz meyve sineği ile mücadele konusundaki genelgesi doğrultusunda, Adana genelindeki narenciye bahçelerinde 16 – 20 Temmuz, 30 Temmuz – 2 Ağustos ve 13 – 16 Ağustos tarihlerinde zorunlu olarak toplu ilaçlamalar yapıldığını anımsattı.

    Akdeniz meyve sineği zararlısının tamamen imhası amacıyla tüm narenciye bahçelerinde dördüncü kez toplu kimyasal ilaçlamaya başlanıldığını belirten Doğan, “Turunçgiller başta olmak üzere tüm meyve çeşitlerinde etkili olan bu zararlıya karşı 2 aydır süren ilaçlamalarda ciddi başarı sağlandı. 27 Ağustos’ta başlayan ilaçlamanın dördüncüsü ise 30 Ağustos Perşembe gününe kadar devam edecek” dedi.

    Doğan, bu yıl kış şartlarının ılık geçmesi ve Adana’daki erkenci narenciye çeşitleri başta olmak üzere nar, hurma, kayısı, nektarin ve şeftali gibi çeşitlerin artmasının, Akdeniz meyve sineği popülâsyonunun çoğalmasına yol açtığını ifade ederek, “Özellikle Rusya Federasyonu’na meyve ihracatımızda karantina ihlaline neden olan zararlıyla mücadelede, hassas davranılması gerekir” diye konuştu.

    Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Adana Biyolojik Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ve belediyelerin konuyla ilgili çalışmalar yaptığını anlatan Doğan, “Yüreğir Ziraat Odası olarak biz de üreticilerimizi, kültürel, biyoteknik ve kimyasal mücadele konusunda bilgilendirme çalışmalarımızı aralıksız sürdürdük” ifadelerini kullandı.

    İlaç desteği verildi

    Doğan, Akdeniz meyve sineğiyle ilgili mücadelede kullanılmak üzere üreticilere ilaç desteğinde de bulunduklarının altını çizerek, şunları söyledi:

    “Sorumluluk bölgemizdeki mahalle ve köylerde bulunan küçük ve büyük ölçekli narenciye bahçelerinin ilaçlanmasında kullanılmak üzere üreticilerimize 20’şer litrelik bidonlarda bin 400 litre zirai ilaç dağıtımı yaptık. Muhtarlarımızın da desteğini aldığımız ilaç dağıtımlarında, çiftçilerimize ziraat mühendislerimiz tarafından mücadele ile ilgili teknik bilgiler verilmesini sağladık. Tüm üreticilerimizin, 30 Ağustos’a kadar sürecek toplu ilaçlama konusunda hassasiyet göstermeleri, kendileri, yöre ve ülkemizin ekonomik kayıplarının önlenmesi için çok önemli.”

    Doğan, Türkiye narenciye üretiminin 4 milyon 770 bin ton olduğunu ve bunun bir milyon 355 bin tonunun ise Adana genelinde karşılandığı bilgisini vererek, şunları kaydetti:

    “Adana olarak bu kadar yoğun bir narenciye üretimine sahip olmamız, elbette yurt içinde ve yurt dışında tercih edilebilen yüksek kalitede meyveleri üretmemizi gerektiriyor. Portakal, limon ve mandarin gibi ürünlerimizin daha tarlada çöpe gitmemesi için üreticilerimizin tüm önlemleri eksiksiz uygulaması önem taşıyor. Dünyada 350’den fazla farklı meyve, süs bitkisi ve sebze türünde zarara yol açan Akdeniz meyve sineği zararlısı konukçuları; kayısı, şeftali, nektarin, yenidünya, erik, ayva, armut, elma, incir, Trabzon hurması, nar ve turunçgillerdir. Bu durum, mücadele periyodunun uzamasına sebep olmaktadır. Meyvenin ticari değerini düşürmesine yol açan zararlıya karşı bahçelerde sadece ilaçlama yaparak veya monitör amaçlı tuzaklamalar asarak değil, kültürel önleme de önem verilmelidir. Kültürel mücadelede bu zararlının etkisinde kalarak düşen meyve atıkları, siyah poşetlere atılmalı, bu poşetler ağzı bağlanıp 2 günden fazla sürede güneş görecek şekilde bekletilmeli ve sinekler öldükten sonra imhası sağlanmalıdır. Bu yöntem, sadece içinde bulunduğumuz üretim sezonunda değil, gelecek yıllarda da ihmal edilmemelidir.”

  • Narenciye üretiminde Akdeniz meyve sineğiyle mücadelede destek

    Narenciye üretiminde Akdeniz meyve sineği ile mücadelede destek 50 TL’den 80 TL’ye çıkıyor.

    Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk, hava sıcaklıklarındaki artış nedeniyle narenciye ürünlerinde Akdeniz meyve sineği popülasyonlarında artış olduğunu, Akdeniz meyve sineği tuzaklarına verdikleri 50 TL’lik desteğin 80 TL’ye çıkarılması ile ilgili Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin talimatı olduğunu kısa sürede bu desteğin artacağı müjdesini verdi.

    İhracata giden ürünlerin geri gelmemesi için doğru mücadele tekniklerinin uygulanması gereğinin altını çizen Selçuk, “Akdeniz Meyve Sineği ile mücadele konusunda tüm üreticilere siyah poşet dağıtılacağız ve üreticilerin vuruktan dolayı ağaç dibine düşen meyveleri bu poşetlere atmalarını istiyoruz. Bu sayede Akdeniz Meyve Sineği ile etkin bir mücadele gerçekleştireceğiz. Bu yöntem Adana bölgesinde çok olumlu sonuçlar verdi. Feromon tuzağı konusunda TUBİTAK ile bir çalışma yapıyoruz ve yakın dönemde yeni feromon tuzakları ortaya çıkacak” şeklinde konuştu.

    Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak ise; mandalina üretim ve ihracatımızın yoğun olduğu, Seferihisar’da üretimin yoğun olduğu Selçuk, Ahmetbeyli, Özdere, Gümüldür, Ürkmez, Payamlı, Ulamış, Güzelbahçe bölgelerinden gelen üretici ve ihracatçılarla sektörün sorunlarının çözümü için bir araya gelmekten mutlu olduklarını kaydetti.

    Narenciye üretim ve ihracatını tehdit eden Akdeniz meyve sineği ile mücadelede feromon tuzağı desteğinin 50 TL’den 80 TL’ye çıkarılması talimatı veren Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’ye ve sektörün sorunlarının çözümü için üreticilerle arazide etkin mücadele eden Tarım ve Orman Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatlarına teşekkür eden Uçak, “Dünya genelinde yaşanan ekonomik savaşların yansımasını ülkemizde de hissediyoruz. Ancak ülke olarak göstereceğimiz direnç ile kısa zamanda bu badireyi atlatarak üreticilerimiz ve ihracatçılarımız olarak dimdik ayakta kalacağımızı umuyorum. Hem üreticilerimiz hem de ihracatçılarımız adına tüm yetkili mercilerde gerekli girişimleri yaptığımızı önemle belirtmek istiyorum. Hepimiz aynı gemideyiz, ortak amacımız daha kaliteli üretim yaparak ürünün değerini bulmasını sağlamak. Bizim göreve geldiğimiz günden beri benimsediğimiz bir politikamız var o da üretici ve ihracatçımızın ayağına giderek hem aramızdaki bağı güçlendirmek, hem de sorunlarını dinlemek, çözüm önerileri üreterek ilgili kurum ve kuruluşlara başvuruda bulunmak…Göreve geldiğimizden beri 4 aylık dönemde Kemalpaşa, Alaşehir, Selçuk, Ödemiş ve Ortaca’da üretici ve ihracatçılarımız ile bir araya geldik, sorunlarını dinledik. Bugün de burada güzide ilçemiz Seferihisar’da birikimlerimizi sizinle paylaşmak ve sizlerin sorunlarını dinlemek için buradayız” diye konuştu.