Etiket: Mu?

  • Polisi Alarma Geçiren Olay Soygun Mu, Husumet Mi

    Antalya’nın Kepez ilçesindeki bir kuyumcuda çalışan genç, 3 kişinin pompalı tüfekle saldırısı sonucu bacağından yaralandı.

    Olay, sabah saatlerinde Kepez ilçesi Kanal Mahallesi Ahmet Vefik Paşa Caddesi üzerindeki bir kuyumcuda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kuyumcu çalışanı 25 yaşındaki Mehmet Karasoy, kuyumcu dükkanını açıp vitrini düzenlediği sırada kimliği henüz belirlenemeyen üç kişi iddiaya göre içeri girdi. Zanlılarla Karasoy, arasında tartışma yaşandı. Yaşanan tartışmanın ardından şüpheliler yanlarında getirdikleri pompalı tüfekle Karasoy’u bacağından yaraladı. Yan dükkandaki çalışanları da tüfekle tehdit eden zanlılar olay yerinden geldikleri motosikletle kaçtı. Zanlılar ise kuyumcudan altın ya da para almadan kaçtı. Esnafların haber vermesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri geldi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Karasoy, ambulansla Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne götürüldü. Polis olaya ilişkin güvenlik kameralarını incelemeye alırken, görgü tanıklarının ifadesine başvurdu. Zanlıların herhangi bir altın ya da para almaması polisin soruşturmasını husumet üzerinde yoğunlaştırmasına sevk etti. Olay yeri inceleme ekipleri kuyumcuda inceleme yaparken, olayın soygun girişimi mi yoksa, zanlı ile çalışanın arasında bir husumet mi olduğu üzerinde çalışmasını yürütüyor. Karasoy’un sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

    “YAN ESNAFA DA SİLAH DOĞRULTTU”

    Olayı gören bayan kuaförü Elif Yılmaz, “Arkadaşımız Mehmet bağırıyordu. Dışarıya çıktım zanlılar bize de silah doğrulttu. Silahı görünce hiçbir şey yapamadık. İçeriden izledik, korktuk silah sesini duyunca. Dışarı çıktık zanlılar kaçıyorlardı. Oraya girmeyelim diye bize silah doğrultmaya devam etti” dedi.

  • Tüp Mide Ameliyatı Kalp Krizine Neden Olur Mu?

    Türkiye Endoskopik ve Laparoskopik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Emin Ersoy, tüp mide ameliyatının kalp krizi riskini artırmadığını söyledi.

    Türkiye Endoskopik ve Laparoskopik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Emin Ersoy, geçtiğimiz yıl fazla kilolarından kurtulmak için mide küçültme ameliyatı olan ve 4 ayda 40 kilo veren Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’un kalp kiriz sonucu hayatını kaybetmesinin ardından yaşanan Koç’un tüp mide ameliyatından dolayı mı hayatını kaybettiği tartışmalarını değerlendirdi. Ersoy, ’’Tüp mide ameliyatı (Sleeve Gastrektomi) kalp krizi riskini artırmaz. Dünyada hızla obez insan nüfusu artmakta ve bunların yarıdan fazlası sürekli artan kiloları nedeni ile ameliyat olmaktadırlar. Ameliyat kilo kontrol yöntemleri arasında son tercih edilecek yöntemdir. Tüp mide ameliyatı öncesinde kilo vermekle ilgili tüm uygulamaları yapıp başarılı olamayan hastalarda son çare olarak uygulanır. Yani ameliyat öncesinde tüm hastaların kilo vermekle ilgili yöntemleri denemiş ve başarı elde edememiş olmaları gerekir” dedi.

    KİMLERE TÜP MİDE AMELİYATI YAPILIR?

    Ersoy şöyle devam etti:

    “Vücud kitle endeksi ( VKİ= vücud ağırlığı/ boy 2) 35 ve üzeri solunum problemi, kalp problemi, diabet, eklem hastalığı, uyku apnesi, hipertansiyon gibi hastalığı olanlar ile VKİ= 40 ve üzeri olan hastalara bu operasyon uygulanabilir. Ameliyat öncesinde, hasta kalp, endokrin ve metabolik sistem, anestezi ve gerekli görüldüğü taktirde psikiyatri, ameliyat sonrası yeni beslenme düzenine adaptasyon için diyetisyen ve ilgili bölümlerin uzmanlarına danışılıp gerekli kan ve radyolojik analizlerle değerlendirilir. Buradaki asıl amaç hastanın gerçekten hangi riskle ameliyat olacağını dökümante edip, gerekli önlemleri alarak ameliyat etmektir.”

    Ameliyatın kapalı olarak gerçekleştirildiğini ifade eden Ersoy, “Hasta genel anestezi ile operasyon sırasında uyur. Karın cildi üzerine 5 adet ince delik açılır ve içeriyi görüntüleyen bir kamera kullanılarak operasyon gerçekleştirilir. Operasyon süresi yaklaşık 1-1.5 saattir. Hasta tamamen uyandıktan sonra odasına alınır. Artık hacmi azalmış, mideye ait iştah merkezi çıkartılmış, tüpe benzer bir mideniz vardır. Ameliyattan sonra en sık görülen üç problem kanama; dikiş hattında tam iyileşememe ve emboli (pıhtı) riskleridir. Bunlar görüldüğü taktirde tedavi için hastanede kalış süresi uzayabilir. Ameliyattan sonrası ilk 3-4 gün (değişik merkezlerin farklı uygulamaları olabilir) serum ile beslenirsiniz. Ağızdan bir şey yemek ve içmek yok. Olası ağrınız için ağrı kesiciler verilebilir. Ama bu oran kişiye bağlı olarak oldukça azdır, çünkü operasyon laparoskopiktir. Ameliyatı takiben 6-8 saat sonra yataktan kalkıp tüm ihtiyaçlarınızı kendiniz giderebilirsiniz. Bu ilk günleri geçirdikten sonra iyileşmeyle ilgili bir kontrol grafi çekildikten sonra ağızdan sıvı gıdalarla beslenmeye başlarsınız ve hastaneden taburcu edilirsiniz” diye konuştu.

    Taburcu edildikten sonra ilk 2 hafta sıvı veya sıvı kıvamında şeylerle beslenilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Emin Ersoy, “Daha sonra her şeyi yiyebilirsiniz ama bir şeye çok dikkat etmelisiniz. Katı gıdalarla sıvıları bir arada almamak. Göreceksiniz ki eskisi gibi yiyemeyeceksiniz, eskisi gibi iştahınız olmayacak. Sonuçta kilo vereceksiniz. Eğer bu kilo verişe birazda hareket ekleyebilirseniz artık ideal kilonuza gelmemeniz için hiçbir sebep olmayacak. Ameliyatın asıl faydası, obeziteye bağlı olarak gelişen diabet, kalp hastalıkları, hipertansiyon, solunum sistemi ve eklem hastalıkları gibi olası hastalıklardan hastayı korumaktır. Sadece kilo vermekle kronikleşmiş birçok hastalıktan kurtulma şansı vardır. Hipertansiyon için ilaç kullanmazsınız, kolesterol düzeylerindeki düşüşler artan hareket kabiliyeti nedeni ile kalp krizi geçirme riski çok azalır. Diabet tamamen düzelebilir veya kullandığınız ilaç dozları alır. Kalp ameliyatı geçiren ve by-pass olan hastalarda yeniden kriz geçirme riski azalır. Sonuç olarak tüp mide operasyonu ve diğer obezite nedeni ile uygulanan ameliyatların 30 günlük dönem içerisindeki bilinen yan etkileri dışında hastaya sağlık yönüyle büyük katkıları vardır. Dünyada ve ülkemizde sayıları milyonları bulan obezite operasyonu geçirmiş hasta sağlıklı olarak yaşamlarını sürdürmektedirler” dedi.

  • Domuz Gribi Öldürür MÜ?

    Dr. Fevzi Özgönül, son zamanlarda çok kez duyduğumuz ve tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz domuz gribi hakkında çarpıcı ifadelerde bulundu. Dr. Fevzi Özgönül, “Domuz gribi, adından da anlaşılacağı gibi domuzlarda görülen bir influenza virüsünün değişime uğrayarak insanlara bulaşması ve sonrada insandan insana bulaşır hale gelmesiyle hızla yayılan aşırı ateş yüksekliği, öksürük, boğazda ağrı, gibi rahatsız edici belirtiler ile süren bir solunum yolu hastalığıdır. Ölüme de sebebiyet vermektedir” dedi.

    İlk olarak 2009 yılında ABD ve Meksika’da görülen virüsün sonrasında tüm dünyaya yayıldığını anlatan Dr. Fevzi Özgönül, “Virüse H1N1 virüsü adı verilir. 215 yılında Aralık ve Ocak aylarında Ülkemiz de de görülmeye başlanmıştır. Domuz gribi de normal grip gibi, öksürme, hapşırma, ağız ve burun akıntısı ile temas etme, bu sıvılar ile kirlenmiş ellerin dokunduğu eşyalar ile temas etme ( cep telefonu, toplu taşıma koltuk, tutma yerleri vs. )sonucu bulaşır. Bu nedenle bulaşmayı engellemek için hijyen kurallarına uymalıyız. Eğer vücut direncimiz düşükse veya üst solunum yolu hassasiyetimiz varsa kapalı alanlarda nefes alıp verirken maske kullanmalıyız” diye konuştu.

    DOMUZ GRİBİNİN BELİRTİLERİ

    Dr. Fevzi Özgönül, domuz gribinin belirtileri şöyle sıraladı; “Normal grip belirtileri gibidir. Yüksek ateş, Öksürük, Boğazda ağrı, Burun akıntısı, Genel vücut ağrısı, Şiddetli baş ağrısı, Titreme ve Halsizliktir.

    HASTALIK TEŞHİSİ NASIL KONULUR?

    Burun ve boğaz akıntısından virüsün belirlenmesi veya kanda virüse karşı oluşan antikorların tespiti ile teşhis konulur. Son yıllarda birkaç saat içerisinde sonuç veren virüsün antijenlerinin tespit edilebildiği test yöntemleri de geliştirilmiştir.

    DOMUZ GRİBİ ÖLDÜRÜR MÜ?

    Domuz gribi dediğimizde orta çağda yaşanan ve bir çok kişinin ölümüne neden olan hastalıklar aklımıza gelmesin. Tebii tedbirimizi de elden bırakmamak koşulu ile eğer sağlıklıysak, düzenli ve güçlü besleniyorsak, uzun süren bir hastalığımız yoksa ( astım, kronik bronşit, geçirilmiş kanser hikayesi, diyabet, vs gibi ) o zaman korkmamıza gerek yoktur. Çünkü bazen bu hastalığa yakalanan kişi aynı grip olmuş gibi 1 hafta içerisinde güçlü bedenleri sayesinde bu hastalıktan kurtulur. H1N1 diye adlandırılan virüs ilk ortaya çıktığında henüz vücudumuz bu virüse karşı bağışıklık geliştirmemişti fakat 2009 yılından besi bu virüs belki milyonlarca kişiye bulaştı ve bu milyonlarca kişi bu virüse karşı bağışıklık kazandı. Dolayısı ile günümüzde ancak riskli olan kişilerde bu virüs tehlikeli olabilmektedir.

    Hatta bazı enfeksiyon hastalıkları uzmanları eğer son 5 yılda grip hastalığına yakalandıysanız bunun büyük çoğunluğunun altında domuz gribinin akrabaları olarak kabul edilen H1N1 benzeri virüslerin etken olduğu grip hastalığıdır diyorlar.

    Tabi tüm bu söylenenlere rağmen biz gene de tedbirimizi elden bırakmamız gerekiyor.”

    GRİBE KARŞI BİZİ KORUYAN BESİNLER NELERDİR?

    Dr. Fevzi Özgönül, son olarak bağışıklık sistemini güçlendirmek için özellikle kış aylarında şu yiyeceklerin sofralardan eksik edilmemesi uyarısında bulundu.

    Kırmızı Et, Balık, Ceviz, badem, fındık, Zencefil, Yoğurt, Yeşil Biber, Kırmızı biber, Maydanoz, Brokoli, Lahana, Soğan, Sarımsak, Nar, Portakal, Mandalina, Siyah üzüm, Kivi ve Kuşburnu.”

  • “Sen Hiç Ateşböceği Gördün MÜ” Oyunu Beğenildi

    Yılmaz Erdoğan’ın kaleme aldığı, ülkemizin yakın siyasal yapısını anlatan ‘Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü’ isimli tiyatroyu sahneleyen belediye tiyatrosu oyuncuları tam not aldı.

    Gaziemir Belediyesinin 1 Eylül Dünya Barış Gününde başlayarak bir yıl süreyle ‘Barış Yılı’ ilan ettiği etkinlik ve gösteriler kapsamında ‘Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü’ isimli oyun sahnelendi. Yılmaz Erdoğan’ın kaleme aldığı oyunu Gaziemir Belediye Tiyatrosu sahneledi. Atatürk Kültür Merkezi Nazım Hikmet Sahnesinde sergilenen ülkemizin yakın geçmişini anlatan oyun Ebru Yavuz Güngör yönetiminde sahnelendi. Gülseren isimli karakter üzerine kurulan oyun, karakterin yaşantısı üzerinden ülkenin yakın geçmişine ışık tutuyor. Gülseren karakterinin ailesi ve yakın çevresinin siyasi ve sosyal yaşantısını ele alan yaklaşık 50 yıllık zaman diliminde geçen oyun kimi zaman gülümsemeler kimi zaman sessiz gözyaşlarıyla geçmektedir. Başarılı performansla profesyonelleri aratmayan oyuncular, seyirciden tam not aldı, ayakta alkışlandı.

  • İnşaat Sektöründe Fiyatlama Yöntemleri Doğru Mu?

    Cef Danışmanlık kurucu ortağı ve Uptown İncek Pazarlama ve Satış Koordinatörü Evren Acar, konut projelerinde fiyatlamanın nasıl yapıldığına ilişkin, “Projenin en etkin ve verimli kullanım analizi ve ardından da Swot analizi yapıldıktan sonra güçlü ve zayıf yönleri ile rekabetçi yanları göz önünde bulundurularak, piyasa şartları da göz önünde tutularak fiyat çalışmaları yapılıyor” dedi.

    Hızla artan konut projeleri, satış rakamları ile sıkı bir yarış içerisinde. Cef Danışmanlık kurucu ortağı Evren Acar, konut projelerinde fiyatlamanın nasıl yapıldığı ve bu durumun satış başarısına nasıl etki edeceğiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Uptown İncek Pazarlama ve Satış Koordinatörlüğü görevini de üstlenen Acar, “Konut projelerinde fiyatlama öncelikle ciddi bir bölge analizi ve etkin bir hedef kitle çalışması ile birlikte ele alınarak hazırlanıyor. Projenin en etkin ve verimli kullanım analizi ve ardından da Swot analizi yapıldıktan sonra güçlü ve zayıf yönleri ile rekabetçi yanları göz önünde bulundurularak, piyasa şartları da göz önünde tutularak fiyat çalışmaları yapılıyor” ifadelerini kullandı.

    SATIŞ STRATEJİSİNİN PÜF NOKTALARI

    Cef Danışmanlık olarak fiyat çalışmasını her projeye özel olarak yaptıklarını belirten Acar, satış başarısındaki üç püf noktayı doğru bir lansman fiyatı ile satışa başlamak, satış adetlerini ve konut tipolojisini dengelemek, satın alan herkesin kazanmasını sağlamak diye sıraladı.

    “SATIŞLAR BAŞLASIN SONRASINDA İHTİYAÇ OLURSA BAKARIZ MANTIĞI YANLIŞ”

    Acar, şunları kaydetti:

    “Satışlar başlasın sonrasında ihtiyaç olursa bakarız mantığı ile hareket etmeye çalışan müteahhitler, süreç içerisinde tıkanmalar yaşayıp geri adımlar atarak mevcut ev sahiplerini üzebiliyorlar. Dolayısı ile planlama ve geriye yönelik adım atmadan ilerleme oldukça önemli. Doğru bir planlama ile süreç çok rahat ilerler, radikal değişiklikler yapmak zorunda kalınmaz.”

    Metrekare algısının karmakarışık olduğu günümüzde alıcıların kafasını karıştırmadan doğru bir karşılaştırma yapmalarını sağlamanın önemine değinen Acar, “Brüt metrekare algısı her projede farklı biçimde alıcıların karşısına çıktığından alıcıların algılarında metrekare karmaşası oluşmuş oluyor. Konutların birim metrekare fiyatlarını hesaplamak, basit karşılaştırma için uygun bir kıyaslama yöntemidir. Alıcılar için en doğrusu peşin daire satış bedellerini net metrekareye bölmektir. Balkon ve terasları da ayrıca değerlendirmek faydalı olacaktır. Kat brüt alanı ile daire brüt alanı arasında da oluşan farklılıkları değerlendirmek gerekir” şeklinde konuştu.

    Evren Acar, böylelikle satın almayı düşünülen konutlarda metrekare bazında kıyaslamasının yapılabileceğini kaydetti.

    “UPTOWN İNCEK PROJESİNDE HER MÜŞTERİ SATIN ALDIKÇA KAZANDI”

    Satış pazarlama danışmanlığını üstlendiği Uptown İncek projesinden örnek veren Acar, “Uptown İncek konut projesinin teslimat aşamasına geldiğimiz bugünlerde 2,5 yıl önce hazırladığımız projeksiyona sadık kalarak süreci nerede ise tamamladık. Her müşteri satın aldıkça kazandı. Daire tiplerine göre kotalı satış sistemini baştan sona uyguladığımız projemizde müşterilere farklı satın alma modelleri sunduk, müşterilerimizi dinledik ve onlara uygun modelleri oluşturduk. Dolayısı ile müşteriyi dinleyen ve anlayan bir yaklaşım ile hedefleri yakalamış olduk” dedi.