Etiket: ‘Moleküler

  • NEÜ’de 5. Ulusal Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Kongresi

    Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) ev sahipliğinde bu yıl beşincisi düzenlenen Ulusal Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Kongresi başladı.

    Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Esra Martin Türkiye’deki tüm üniversiteler arasında ilk defa lisans düzeyinde biyoteknoloji bölümünün NEÜ’de yer aldığını söyledi ve 2016-2017 eğitim öğretim yılında bölümün ilk defa mezun vereceğini vurguladı.

    Kongrenin, moleküler biyoloji ve biyoteknoloji alanında çalışma yapan bilim insanlarını bir araya getirerek araştırmaları ve bu konulardaki gelişmeleri paylaşmak amacıyla düzenlendiğini ifade eden Martin, güncel konuları aktarıp sorunların tartışılabileceği bir ortam oluşturulduğunu belirtti. Moleküler biyoloji ve biyoteknoloji alanında çalışan tüm çözüm ortaklarının etkileşimde bulunabileceği bir platform oluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını anlatan Prof. Dr. Esra Martin, 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimini nefretle kınadığını kaydederek, “Şehitlerimizin hepsine Allahtan rahmet diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum” dedi.

    “Millete Şükran Borçluyuz”

    Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karataş da, “Eğer darbe gerçekleşmiş olsaydı bugün burada kimse olmazdı. Türkiye enteresan bir sabaha uyanacaktı. O gün cesaretle sokağa çıkıp ‘biz buradayız’ diyen milletimize şükran borçluyuz. Şehitlerimize de Allah rahmet eylesin” diyerek, bu durumun geçici olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin normalleşeceğini anlatan Karataş, bunun için herkesin meydanda olduğunu, bilim adamlarının da normalleşme sürecine katkı vermesi gerektiğini sözlerine ekledi. 2010 yılında başlanan kongreye her yıl yeni yüzlerin eklendiğini ve böyle bir değişimin de kongrenin bilim insanları tarafından benimsendiği anlamına geldiğini dile getiren Karataş, programa 50 civarında kurumdan katılım olduğunu belirtti ve bunun bir başarı olduğunu söyledi.

    Daha sonra Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feray Köçkar, “Adamts1 Geninin Hücreye Spesifik Trankripsiyonel Regülasyonu” konusunda katılımcıları bilgilendirdi.

    “Moleküler biyoloji çalışmaları artık pek çok hastalığın mekanizmasının ve tedavisinin anlaşılabilmesi için son derece büyük önem taşıyor. Moleküler biyoloji pek çok dünya ülkelerinde öncelikli alanlar arasında yer alıyor ve pek çok hastalığın anlaşılması ile tedavisi için olmazsa olmaz konumda bulunuyor” diyen Köçkar, bu kongrenin de Konya’da NEÜ ev sahipliğinde yapılmasından son derece memnun olduğunu, bilimsel anlamda katılımcılara son derece destek olacağını düşündüğünü vurguladı.

    Kongre 21 Temmuz’da sona erecek.

  • Ydü Avrupa’nın En Büyük Moleküler Yaşam Bilim Kongresi’nde

    Avrupa Biyokimya Dernekleri Federasyonu FEBS’in (Federation of European Biochemical Societies) 41. Kongresi, bu yıl Türk Biyokimya Derneği’nin ev sahipliğinde, Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazmi Özer’in başkanlığında 3-8 Eylül 2016 tarihleri arasında Kuşadası, Efes Kongre Merkezi’nde düzenleniyor.

    Biyokimya – moleküler yaşam bilimleri alanında yılın en büyük kongresi olan FEBS 2016’ya Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazmi Özer’in başkanlık edeceği bildirildi. Prof. Dr. Nazmi Özer’in 2007-2009 yılları arasında genel başkanlığını da yaptığı FEBS, Avrupa’da yaşam bilimlerini desteklemek ve geliştirmek amacıyla 1964 yılında kurulmuş bir federasyon. Bünyesinde 43 Avrupa ülkesinin derneğini barındıran dernek 40bine yakın üyeye sahip.

    KONGREYE BAŞTA AVRUPA ÜLKELERİ OLMAK ÜZERE ORTA DOĞU VE TÜRKİ CUMHURİYETLER DE KATILIYOR

    Bu yıl düzenlenecek kongreye, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Orta Doğu ülkeleri, Türki Cumhuriyetler ve tüm dünyadan yaklaşık 2.500 civarında katılımcı bekleniyor. Çok zengin bir bilimsel programa sahip kongrede, uluslararası seçkin davetli konuşmacı ve katılımcılar genetik çalışmalardan moleküler düzeydeki hücre fonksiyonlarına, kanser araştırmalarından manyetik rezonans görüntülemedeki yeniliklere, aterosklerozdan beyin hastalıklarına ve yaşlanmaya kadar geniş bir bilimsel dağılımdaki alanlarda güncel gelişmeleri tartışacaklar. Uluslararası Bilimsel Komite ve Uluslararası Bilimsel Danışma Kurulu öncülüğünde hazırlanan kongre programında 12 ana konuşma, her biri 3 davetli konferans ve 2 sözlü sunum içeren 33 sempozyum ve özel oturumlar bulunuyor.

    KONGREDE ÖZEL OTURUM VE ÇALIŞTAYLAR DA OLACAK

    FEBS 2016 içinde ayrıca toplum ve bilim, kadın bilimciler ve moleküler yaşam bilimleri eğitimi alanında özel oturum ve çalıştaylar da yer alıyor. Özellikle genç araştırmacılara yönelik olarak uygulamalı yapılacak eğitim oturumlarında araştırma becerileri, bilimsel yayın yazmanın temelleri gibi akademik gelişimle ilgili konular da tartışılacak.

    “SON DERECE VERİMLİ GEÇEN FEBS 2016 KONGRESİ’NE BAŞKANLIK ETMEKTEN VE YDÜ’YÜ TEMSİL ETMEKTEN DOLAYI GURUR DUYUYORUM”

    FEBS 2016 ile ilgili açıklamada bulunan YDÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazmi Özer, bu önemli kongreye başkanlık etmekten ve Yakın Doğu Üniversitesi’ni temsil etmekten duyduğu mutluluğu ifade etti. “Yakın Doğu Üniversitesi’nin bir üyesi olarak FEBS 2016 Kongresi’ne başkanlık etmekten çok büyük bir mutluluk ve gurur duyuyorum. Her yıl bilim insanlarına çok zengin bir networking imkanı sunan FEBS kongreleri, farklı sosyal programlarıyla da dikkat çekiyor. Bu yılki kongre de, Efes Antik Tiyatro’da açılış kokteyliyle başlayacak ve zengin sosyal programıyla devam edecek. Kongrede poster ve 5 dakikalık ‘speed talk’ sunumları yanısıra sempozyum konularıyla ilgili alanlardaki çalışmalara 15 dakikalık sözlü sunum için de fırsat yaratılacak. Ayrıca FEBS Kongresi’nde sunulacak tüm bildiriler SCI-Expanded’da yer alan FEBS Journal’ın kongreye özel sayısında online olarak da yayınlanacak. Türkiye’de ilk kez 2006 yılında İstanbul’da düzenlenen ve başkanlığını yaptığım FEBS kongresi, o yıl Avrupa’da organize edilen kongreler içinde en başarılı kongre seçilmişti, 10 yıl aradan sonra yine Türkiye’de yapılan bu yılki FEBS Kongresi’nin de, en az 2006’daki kadar başarılı olmasını bekliyoruz” dedi.

    ÖZEL İNDİRİM VE BURS İMKANLARI OLAN KONGREYE SON BAŞVURU TARİHİ 1 HAZİRAN

    Türkiye’den ve Kıbrıs’tan katılacak olan bilim insanlarına % 50 indirimli olarak çok özel kayıt imkanları ve katılacak genç bilim insanları için çeşitli kayıt bursları da (350 adetten fazla) sağlanacak kongreye son bildiri gönderim tarihi 1 Haziran 2016 Çarşamba günüdür.

  • Moleküler Diyet İle Kilo Problemine Son!

    Diyetisyen Doç.Dr.Barış Öztürk, moleküler diyet ile kilo problemine son verildiğini söyledi.

    Yıllardır uygulanan diyet tedavilerine yeni bir soluk getiren ve neredeyse zirve nokta olarak tanımlanan moleküler diyetin artık Türkiye’de uygulanmaya başladığını dile getiren Diyetisyen Doç.Dr.Barış Öztürk, “Yeni yılın ilk günlerinde hayatımızı değiştirecek bir diyetin ilk sinyalleri alınmaya başlanmış ve hakkında çeşitli yazılar yazılmaya başlanmıştı. Aradan geçen yaklaşık 2 ayın sonunda ise bu diyet hayatımıza girdi ve birçok kişi tarafından uygulanmaya başlandı. Daha önce sadece vücut ölçüleri ve çeşitli biyokimyasal testlere dayanarak gerçekleştirilen diyet tedavileri artık yerini kişinin genetik özelliklerine uygun ve sadece o kişiye ait bir beslenme ve yaşam tarzına bırakmaya başladı” dedi.

    Genetik analiz sonuçlarını vücut analiz sonuçları ve metabolik testlerle birleştirerek yeni bir diyetin öncüsü olan İrene Diet&Wellnes’in yöneticisi Doç.Dr. Barış Öztürk, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, “Aşırı kilo ve buna bağlı olarak artış gösteren metabolik sendrom, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve şeker hastalığı riski dünya genelinde yayılmaya ve insan sağlığını her geçen gün daha fazla tehdit etmeye devam ediyor. Yıllardır uygulanan diyet tedavilerine yeni bir soluk getiren ve neredeyse zirve nokta olarak tanımlanan moleküler diyet artık ülkemizde uygulanmaya başladı” dedi.

    DİYET NASIL UYGULANIYOR?

    Sadece 1 ml’lik tükürük örneği alınarak yurtdışındaki genetik laboratuvarlarda yapılan analizler sonucunda beslenme alışkanlarının ve besin öğelerine olan yanıtımızın göstergesi olan 35 genin 200 farklı varyasyonu ile genetik özelliklerin belirlenmesi artık mümkün olduğunu anlatan Diyetisyen Doç.Dr.Barış Öztürk, “Modern çağın diyeti olarak tanımlanan ve hiçbir sağlık riski taşımayan bu diyet üst düzey bir teknolojiye dayanıyor. Moleküler diyet uygulayıcısına başvuran bireye genetik örnek alımının ardından üst düzey bir vücut analiz cihazı yardımıyla segmental (bölgesel) vücut analizi uygulanıyor. Bu analiz vücut yağlarımızı, kaslarımızı, yağsız kitlemizi, mineral ve hücresel sıvı dağılımımızı bölgesel olarak 3 dakika içerisinde sonuçlandırıyor. Bu işlemin ardından oksijen tüketimine dayalı metabolizma ölçümü yapılarak metabolik bir problemin olup olmadığı rakamsal olarak analiz ediliyor. Üçüncü adım olarak ise karın bölgesinde Bioelektrik Impedans analizi yapılarak karın içi ve karın çevresi yağlanma dereceleri belirleniyor.

    Genetik analiz ve diğer analizlerin sonuçları birleştirildiğinde bireyin beslenme alışkanlıkları moleküler boyutuyla analiz edilmiş oluyor. Kilo almaya yatkınlık, insülin direnci, glikoz metabolizması, karbonhidrat metabolizması, doymuş ve doymamış yağlara genetik yanıt başta olmak üzere aşırı besin tüketim alışkanlığı, tatlı tüketimi gibi yeme davranışlarının yanında egzersiz performansına ilişkin bulgular da alınabiliyor. Sonuçlar bununla da kalmıyor, protein metabolizması, vitaminlerin ve minerallerin metabolizması ve sıvı dengesine ilişkin birçok değişkeni ortaya koyuyor” diye konuştu.

    Bahar mevsimine yaklaştığımız bugünlerde yaz tatiline ideal kilo ile girme heyecanını yaşayanlar için önerilerde bulunan Diyetisyen Doç.Dr. Barış Öztürk, popüler diyet akımına paralel olarak yaygınlaşan bilimsel olmayan diyetlerin ve bireysel özelliklerimize uygun olmayan çeşitli yöntemlerin sağlık risklerine neden olmaya devam ettiğini ve birçok kişide hayal kırıklıklarına ve zaman kayıplarına neden olduğunu vurguladı.

    Doç.Dr. Barış Öztürk, sağlıklı bir görünümün yanında sağlıklı olmayı ve sağlıklı yaş almayı hedefleyen tüm yaş gruplarının genetik özellikleri ışığında moleküler diyet uygulamalarını benimsemelerinin ideal kilo ve mutluluğun anahtarı olduğunu sözlerine ekledi.

  • İdeal Kilonuzun Ve Mutluluğun Anahtarı: Moleküler Diyet

    Diyetisyen Doç.Dr.Barış Öztürk, ideal kilonun ve mutluluğun anahtarının moleküler diyet olduğunu söyledi.

    Yıllardır uygulanan diyet tedavilerine yeni bir soluk getiren ve neredeyse zirve nokta olarak tanımlanan Moleküler Diyetin artık Türkiye’de uygulanmaya başladığını belirten Doç.Dr.Barış Öztürk, sağlıklı bir görünümün yanında sağlıklı olmayı ve sağlıklı yaş almayı hedefleyen tüm yaş gruplarının genetik özellikleri ışığında moleküler diyet uygulamalarını benimsemelerinin ideal kilo ve mutluluğun anahtarı olduğunu söyledi.

    Genetik analiz sonuçlarını vücut analiz sonuçları ve metabolik testlerle birleştirerek yeni bir diyetin öncüsü olan İrene Diet&Wellnes’in yöneticisi Doç.Dr. Barış Öztürk, konuyla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede, “Yeni yılın ilk günlerinde hayatımızı değiştirecek bir diyetin ilk sinyalleri alınmaya başlanmış ve hakkında çeşitli yazılar yazılmaya başlanmıştı. Aradan geçen yaklaşık 2 ayın sonunda ise bu diyet hayatımıza girdi ve birçok kişi tarafından uygulanmaya başlandı. Daha önce sadece vücut ölçüleri ve çeşitli biyokimyasal testlere dayanarak gerçekleştirilen diyet tedavileri artık yerini kişinin genetik özelliklerine uygun ve sadece o kişiye ait bir beslenme ve yaşam tarzına bırakmaya başladı” dedi.

    Aşırı kilo ve buna bağlı olarak artış gösteren metabolik sendrom, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve şeker hastalığı riski dünya genelinde yayılmaya ve insan sağlığını her geçen gün daha fazla tehdit etmeye devam ettiğini, dile getiren Doç.Dr. Barış Öztürk, yıllardır uygulanan diyet tedavilerine yeni bir soluk getiren ve neredeyse zirve nokta olarak tanımlanan Moleküler Diyetin artık ülkemizde uygulanmaya başladığını söyledi.

    Doç.Dr. Barış Öztürk bu diyeti danışanlarına uygulamaya başladığını ve baharın gelmesiyle artan diyet trendinin de etkisiyle büyük bir ilgiyle karşılaştıklarını belirtti.

    Doç.Dr. Barış Öztürk, diyetin nasıl uygulandığı konusunad ise şunları söyledi:

    “Sadece 1 ml’lik tükürük örneği alınarak yurtdışındaki genetik laboratuvarlarda yapılan analizler sonucunda beslenme alışkanlarımızın ve besin öğelerine olan yanıtımızın göstergesi olan 35 genin 200 farklı varyasyonu ile genetik özelliklerin belirlenmesi artık mümkün.

    Modern çağın diyeti olarak tanımlanan ve hiçbir sağlık riski taşımayan bu diyet üst düzey bir teknolojiye dayanıyor. Moleküler diyet uygulayıcısına başvuran bireye genetik örnek alımının ardından üst düzey bir vücut analiz cihazı yardımıyla segmental (bölgesel) vücut analizi uygulanıyor. Bu analiz vücut yağlarımızı, kaslarımızı, yağsız kitlemizi, mineral ve hücresel sıvı dağılımımızı bölgesel olarak 3 dakika içerisinde sonuçlandırıyor. Bu işlemin ardından oksijen tüketimine dayalı metabolizma ölçümü yapılarak metabolik bir problemin olup olmadığı rakamsal olarak analiz ediliyor. Üçüncü adım olarak ise karın bölgesinde Bioelektrik Impedans analizi yapılarak karın içi ve karın çevresi yağlanma dereceleri belirleniyor.

    Genetik analiz ve diğer analizlerin sonuçları birleştirildiğinde bireyin beslenme alışkanlıkları moleküler boyutuyla analiz edilmiş oluyor. Kilo almaya yatkınlık, insülin direnci, glikoz metabolizması, karbonhidrat metabolizması, doymuş ve doymamış yağlara genetik yanıt başta olmak üzere aşırı besin tüketim alışkanlığı, tatlı tüketimi gibi yeme davranışlarının yanında egzersiz performansına ilişkin bulgular da alınabiliyor. Sonuçlar bununla da kalmıyor, protein metabolizması, vitaminlerin ve minerallerin metabolizması ve sıvı dengesine ilişkin birçok değişkeni ortaya koyuyor.”

    Bahar mevsimine yaklaştığımız bugünlerde yaz tatiline ideal kilo ile girme heyecanını yaşayanlar için önerilerde bulunan Diyetisyen Doç.Dr. Barış Öztürk, popüler diyet akımına paralel olarak yaygınlaşan bilimsel olmayan diyetlerin ve bireysel özelliklerimize uygun olmayan çeşitli yöntemlerin sağlık risklerine neden olmaya devam ettiğini ve birçok kişide hayal kırıklıklarına ve zaman kayıplarına neden olduğunu vurguladı.

  • Diyette Zirve, Moleküler Diyet

    Diyetisyen Doç.Dr.Barış Öztürk, yıllardır uygulanan diyet tedavilerine yeni bir soluk getiren ve neredeyse zirve nokta olarak tanımlanan Moleküler Diyetin artık Türkiye’de de uygulanmaya başladığını söyledi.

    Genetik analiz sonuçlarını vücut analiz sonuçları ve metabolik testlerle birleştirerek yeni bir diyetin öncüsü olan İrene Diet&Wellnes’in yöneticisi Doç.Dr. Barış Öztürk, “Yeni yılın ilk günlerinde hayatımızı değiştirecek bir diyetin ilk sinyalleri alınmaya başlanmış ve hakkında çeşitli yazılar yazılmaya başlanmıştı. Aradan geçen yaklaşık 2 ayın sonunda ise bu diyet hayatımıza girdi ve birçok kişi tarafından uygulanmaya başlandı. Daha önce sadece vücut ölçüleri ve çeşitli biyokimyasal testlere dayanarak gerçekleştirilen diyet tedavileri artık yerini kişinin genetik özelliklerine uygun ve sadece o kişiye ait bir beslenme ve yaşam tarzına bırakmaya başladı” dedi.

    Aşırı kilo ve buna bağlı olarak artış gösteren metabolik sendrom, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve şeker hastalığı riski dünya genelinde yayılmaya ve insan sağlığını her geçen gün daha fazla tehdit etmeye devam ettiğini anlatan Doç.Dr. Barış Öztürk, “Yıllardır uygulanan diyet tedavilerine yeni bir soluk getiren ve neredeyse zirve nokta olarak tanımlanan Moleküler Diyet artık ülkemizde uygulanmaya başladı” diye konuştu.

    Baharın gelmesiyle artan diyet trendinin de etkisiyle büyük bir ilgiyle karşılaştıklarını belirten Doç.Dr. Barış Öztürk, diyetin nasıl uygulandığı konusunda şunları söyledi; “ Modern çağın diyeti olarak tanımlanan ve hiçbir sağlık riski taşımayan Moleküler Diyet tamamıyle üst düzey bir teknolojiye dayanıyor.

    Moleküler Diyet ile zayıflamak istediğinizde sizden ilk önce 1 ml’lik tükürük örneği alınıyor. Ardından bu örnek yurtdışındaki genetik laboratuvarlara gönderiliyor.

    Genetik laboratuvarlarda yapılan analizler ile beslenme alışkanlarınız ve besin öğelerine verdiğiniz yanıtlar 35 gen incelenerek genetik özellikleriniz belirleniyor.

    Genetik örnek alımınızın ardından üst düzey bir vücut analiz cihazı yardımıyla bölgesel vücut analizi uygulanır.

    Vücut yağları, kasları, yağsız kitle, mineral ve hücresel sıvı dağılımı bölgesel olarak 3 dakika içerisinde sonuçlandırılıyor.

    Bu işlemin ardından oksijen tüketimine dayalı metabolizma ölçümü yapılarak metabolik bir problemin olup olmadığı rakamsal olarak analiz ediliyor.

    Son adım olarak ise karın bölgesinde Bioelektrik Impedans analizi yapılarak karın içi ve karın çevresi yağlanma dereceleri belirleniyor.

    Genetik analiz ve diğer analizlerin sonuçları birleştirildiğinde bireyin beslenme alışkanlıkları moleküler boyutuyla analiz edilmiş oluyor. Elde edilen veriler ile kişinin genetik yapısına göre özel beslenme programı hazırlanıyor. Moleküler Diyet sayesinde kişiye özel hazırlanan beslenme programıyla kısa sürede sonuç elde etmeniz mümkün oluyor.”

    Bahar mevsimine yaklaştığımız bugünlerde yaz tatiline ideal kilo ile girme heyecanını yaşayanlar için önerilerde bulunan Diyetisyen Doç.Dr. Barış Öztürk, popüler diyet akımına paralel olarak yaygınlaşan bilimsel olmayan diyetlerin ve bireysel özelliklerimize uygun olmayan çeşitli yöntemlerin sağlık risklerine neden olmaya devam ettiğini ve birçok kişide hayal kırıklıklarına ve zaman kayıplarına neden olduğunu vurguladı. Doç.Dr. Barış Öztürk, sağlıklı bir görünümün yanında sağlıklı olmayı ve sağlıklı yaş almayı hedefleyen tüm yaş gruplarının genetik özellikleri ışığında moleküler diyet uygulamalarını benimsemelerinin ideal kilo ve mutluluğun anahtarı olduğunu sözlerine ekledi.