Etiket: modeline

  • ASÜ’de eğitim modeline Eylül ayı içinde karar verilecek

    ASÜ’de eğitim modeline Eylül ayı içinde karar verilecek

    Aksaray Üniversitesi (ASÜ) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Şahin, 2020-2021 Eğitim-Öğretim sezonunun 12 Ekim 2020’de başlayacağını, hangi eğitim yönteminin uygulanacağına ise pandeminin gidişatına göre Eylül ayı içinde karar verileceğini söyledi.

    Senato Toplantısında konuşan Rektör Şahin, ASÜ’de yeni eğitim yılına ilişkin tüm hazırlıkların tamamlandığını ifade etti. Hazırlıkların hem yüz yüze hem de uzaktan öğretim modellerine uyumlanabilecek biçimde düzenlendiğini kaydeden Prof. Şahin, “Normal şartlar altında eğitim-öğretim 12 Ekim 2020 tarihinde başlayacak. Hangi eğitim modelinin uygulanacağına ise pandemi sürecinin son durumuna göre karar verilecek. Kararın Eylül ayı içinde netleşmesi bekleniyor. Biz bu arada sürece dair diğer hazırlıklarımız üzerine yoğunlaşıyoruz” dedi.

    Pandemi sürecinin sadece eğitim alanında değil hayatın tüm alanlarında etkili olduğunu ve bu sürecin en hızlı şekilde atlatılabilmesi için herkese önemli görevler düştüğünü anımsatan ASÜ Rektörü Şahin, maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına riayet etmenin önemine dikkat çekti. Toplumsal sağlık için bireysel önlemlerin önemine işaret eden Şahin, şu değerlendirmede bulundu: “Her birey dikkatli olmalı. ‘Bana bir şey olmaz’ duygusu yanlış. Kişinin kendini koruması aynı zamanda çevresini de koruması anlamına gelmektedir. Her sorumsuz davranış dünyevi hukuk anlamında gayri ahlaki bir tutum, uhrevi anlamda ise büyük bir vebal ve hak demektir” ifadelerini kullandı.

    Konuşmasının son bölümünde sağlık çalışanlarına teşekkür eden ve bireysel olarak alınan her önlemin onların yükünü azaltacağını ileten Şahin, “Bu süreçte, hangi kademe olursa olsun, aylardır evine gitmeden, deyim yerindeyse nefes almadan, 24 saat çalışan bir sağlık camiası var. Hepsine şükranlarımızı iletiyoruz. Sorumluluklarımızı dikkatli bir şekilde yerine getirdiğimizde pandemiyi daha hızlı atlatabiliriz ve böylece sağlık çalışanlarımızın yükünü de hafifletebiliriz. Lütfen biraz daha sabır” şeklinde konuştu.

  • Menevşe: “Tasarruf, üretim ve ihracat modeline geçmeliyiz”

    Adana Ticaret Odası (ATO) Başkanı Atila Menevşe, “Borçlanma, ithalat ve tüketim modelinin yerine tasarruf, üretim ve ihracat modeline geçtiğimizde tüm bu sorunlardan kurtulabiliriz” dedi.

    Menevşe, ATO 6. Olağan Meclis Toplantısında, yaptığı konuşmada, oynak kur, yüksek faiz ve artan enflasyonun ülke ekonomisinin en güncel sorunu olduğunu belirterek, “Türkiye olarak model değiştirmemiz gerekiyor. Borçlanma, ithalat ve tüketim modelinin yerine tasarruf, üretim ve ihracat modeline geçtiğimizde tüm bu sorunlardan kurtulabiliriz. Devletimiz ve tüm ekonomik birimler, sektör bu modeli benimseyip odaklandığı takdirde ekonomik problemlerimizin üstesinden gelebiliriz ve bir üst lige ekonomimizi terfi ettirebiliriz’’ diye konuştu.

    Atılacak tüm adımların, Türkiye ekonomisini hırpalamasına izin vermeyecek adımlar olması gerekitiğini ifade eden Menevşe, şöyle devam etti:

    “Özellikle belirtmem gerekir ki, hasarı kontrol altına almanın birinci yolu iç piyasadaki tansiyonu düşürecek adımlar atmaktan geçiyor. Hep ifade etmişimdir, iç piyasada oluşan negatif havayı dağıtmanın kaçınılmaz yolu ihracata yönelmektir. İhracatla birlikte, doğrudan dış yatırım cazip hale getirilmeli, iç dinamikler etkin teşviklerle harekete geçirilmeli, insan kaynağı eğitiminin güncel şartlara uyum sağlayacak hale gelmesi için çalışılmalıdır. Ayrıca, ülkemizi bir kaç yıl kontrollü bir büyüme, mali disiplin gibi tedbirler bekliyor. İş dünyasının bu sürece hazır olması gerekmektedir.”

    Oda olarak üyelerin ihracata yönlendirilmesi için uzun süredir çalışmalar yürüttüklerini belirten Menevşe, bundan sonra ihracat için daha fazla çaba göstereceklerini, üyelerin yurt dışına açılmaları için bilgi ve danışmanlık desteğinde bulunacaklarını söyledi.

  • Bakan Özlü: “Kaliteli ve teknolojik ürünlere dayanan ihracat modeline doğru hızla ilerliyoruz”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, artık yükte ağır pahada hafif mantığını bir kenara bıraktıklarını belirterek, “Artık katma değeri yüksek, kaliteli ve teknoloji ürünlerine dayanan bir ihracat modeline doğru, hızla ilerliyoruz” dedi.

    Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında finanse edilen, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yürütmekte olduğu Küçük Sanayicilerin Büyük Ortaklığı Projesiyle Tokat Sanayi Sitesi’nde kurulan Ortak Kullanım Tesisinin (OKT) resmi olarak açılışı yapıldı.

    Yaklaşık 50 milyon liralık tesisin açılışında konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Sanayi Devrimi ile şekillenen dünyanın büyük küçük demeden bütün işletmelerimizi etkisi altına aldığını kaydetti. ARGE, inovasyon, tasarım artık sadece belirli firmaların önceliği değil, tüm işletmelerin önceliği haline geldiğine dikkat çeken Bakan Özlü, “Büyük işletmelerin bu dönüşümü hızlı bir şekilde gerçekleştirirken, küçük işletmelerin ‘kendi başınızın çaresine bakın’ diyerek bir kenarda bırakamazdık. İşte bu çerçevede, Rekabetçi Sektörler Programını geliştirdik. İPA projeleri kapsamında, Avrupa Birliği ile birlikte finanse ettiğimiz Ortak Kullanım Tesislerini hayata geçirdik. Küçük Sanayicilerin Büyük İşbirliği için, bu büyük projeye start verdik” dedi.

    Tokat ortak kullanım tesisi projesinin sundukları desteklerin somut bir göstergesi olduğunu ifade eden Bakan Özlü, “Bu projeyle; Tokat’ta KOBİ seviyesinde bulunan mikro mobilya üreticilerine, makine üreticilerine ve araba tamircilerine hizmet verecek ortak kullanım tesisi kurduk. Bu tesis; KOBİ’lerimiz için, düşük maliyet avantajı getirecek. Tesiste, makinelerin yanı sıra, tasarım merkezi ve bilgisayarlı eğitim merkezi de yer alacak. Küçük esnafımıza; ihtiyaçları doğrultusunda, iş geliştirme hizmetleri sunacağız. Ayrıca; ’örnek model programı’ adı altında, 10 işletmemize, uzun vadeli iş geliştirme hizmeti vereceğiz. Böylece; daha kısa sürede, daha kaliteli ve daha ucuz ürünlerin ve hizmetlerin piyasaya sunulmasını sağlayacağız” diye konuştu.

    Küçük sanayicinin, ’benim boyumu aşar’ diyerek, yüksek teknolojiye geçişten uzak durmaması gerektiğini ifade eden Özlü, konuşmalarını şöyle tamamladı:

    “Tasarımdan ve inovasyondan ilham almayan hiçbir sektör, ilerleyemez, büyüyemez, gelişemez. Artık ARGE ve inovasyonu merkeze koymayan, yüksek teknolojiyi temel girdisi yapmayan, tasarımdan uzak duran işletmelerin büyüme şansı çok azdır. Biz Hükümet olarak, Bakanlık olarak bu gerçeğin farkındayız. Ancak, tüm KOBİ’lerin de, bu dönüşüme istekli olmaları gerekmektedir. Artık ’yükte ağır pahada hafif’ mantığını bir kenara bırakıyoruz. Artık katma değeri yüksek, kaliteli ve teknoloji ürünlerine dayanan bir ihracat modeline doğru, hızla ilerliyoruz. ARGE’yi, tasarımı ve markalaşmayı; sanayi stratejimizin temeline yerleştiriyoruz. Ben inanıyorum ki; Tokat’tan da teknoloji odaklı, büyük markalar mutlaka çıkacaktır. Biz, hükümet ve bakanlık olarak, tüm KOBİ’lerimizi, esnafımızı ve sanatkarlarımızı desteklemeye devam edeceğiz. Bu vesileyle; Tokat Ortak Kullanım Tesisi’nin, Tokat için ilham verici olmasını, şehrimizin ekonomisine güç katmasını diliyorum”

    Açılış töreninin ardından birlikte binayı gezen Bakan ve beraberindeki heyete tesiste üretilen ahşap plaketler hediye edildi, davetlilere kalıpları mobilya atölyesinde üretilen Tokat hatırası özel desenli örtüler dağıtıldı.

  • Hayati Yazıcı: “Başkanlık modeline geçiş 2007’de başlattık”

    AK Parti Genel Başkan yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hayati Yazıcı; “2007 ‘de yaptığımız Anayasa değişikliğinde o değişikliği 10 Ağustos 2014’te ilk uygulamasını gerçekleştirmekle Türkiye başkanlık hükümet modeline doğru hızlı bir yol almıştır. Başkanlık modeline geçişi 2007’de başlattık. Dolayısıyla 2007’de başkanlık modeline geçiş amacıyla gerçekleştirdiğimiz o değişikliği bugün getirdiğimiz Anayasa değişikliği ile tamamlıyoruz. Anayasa değişikliğinin özü budur” dedi.

    Ak Parti Genel Başkan yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hayati Yazıcı, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Üniversite Ak Gençlik tarafından düzenlenen ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini Tartışılım’ programına katıldı. Hayati Yazıcı’ya İl Başkanı Kemal Atmaca, Ağrı Milletvekili Cesim Gökçe ve öğrenciler katıldı. Programa şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunarak başlandı.

    Hayati Yazıcı, Ak Parti iktidarının oransal olarak en fazla en fazla ödeneğin ayrıldığı sağlık ve Eğitim Alacalarının olduğunu belirterek, Türkiye’yi bu alanlarda önemli bir yere getirdiklerini söyledi. Yazıcı; “Bunları gerçekleştirmek terleyen adamların işidir. Terlemiyorsanız sevdalı değilseniz, milletin verdiği sorumluluğun idrakinde yoksunsanız gidemezseniz. Seçimden seçime milletin önüne gelirsiniz mahbup olursunuz ve Türkiye’de bulunduğu yerde sendeler. Milletimiz kim iş yapar kimin vizyonu var, bunu gayet iyi takdir eder, tespit eder ve demokratik hakları konumunda kullanır. Ama bunu zaman zaman saptırmak için çıralanmış yapılar vatan millet düşmanları baskı ve tehditle milletin iradesine başka şekilde sandıktan çıkmasına sebep olabilirler, bunları görüyoruz. Devletin en önemli görevi bu tür sapma ve saptırmalara karşı vatandaşın güvenliğini sağlamak özgür bir ortam oluşturmaktır. Devletin çok görevi var ama bir numaralı görevi vatandaşın hayat güvenliğini sağlamaktır” ifadelerini kullandı.

    ‘Anayasa değişikliği bugün ortaya çıkan bir durum değil’

    Anayasa yapmanın milletin hakkı olduğunu ama milletin bu hakkı hiçbir zaman kullanamadığını dile getiren Yazıcı;” Anayasa değişikliği bugün ortaya çıkan bir durum değil. Yılların gündem konusudur. Partili bir anayasa yapama sakta 1982 anayasasında 19. Değişikliği milletin huzuruna getirdik. Bundan önce 18 değişiklik yapılmış onlarda bizim getirdiğimiz değişikliği kıyasladığınızda getirdiğimiz değişiklik en genişi ve etkisi fazla olan ve derinliği en fazla olan değişikliktir. Cumhuriyet’in kuruluşunun 100. Yılı olan 2023 Türkiye’si için için hedeflerimiz var. Hedefimiz Dünya’nın en büyük 10 ekonomisini arasına Türkiye’yi getirmek” şeklinde konuştu.

    Türkiye’ye ye darbe Anayasasıyla uygun görülen Hükümet modeli ve bu modelden kaynaklanan sorunlar en temel faktörlerden birisi olduğunu vurgulayan Yazıcı; “Demokratik yönetimlerin 3 tür yönetim sistemi vardır. Bunlar Parlamenter hükümet modeli, başkanlık ve yarı başkanlık. 1982 Anayasa’sının tanımadığı ve demokratik yönetimlerin ön gördüğü modele uygun bir model tasarımı yok” diye konuştu.

    ‘Kenan Evren kendisine uygun bir Anayasa tasarladı’

    Parlamenter hükmet modelinin Cumhurbaşkanını farklı bir konuma yerleştirdiğini aktaran Yazıcı Cumhurbaşkanlığının parlamenter sistemde sembolik olduğunu ve sorumsuz olduğunu ifade etti. Yazıcı; “ Anayasa’yı yapan darbe eğitimin başında Kenan Evren vardı. 1982’ de ilk Cumhurbaşkanı’ da Kenan Evren. Evren kendisine uygun bir Anayasa tasarladı. Cumhurbaşkanının konumunu düşündüğü gibi Anayasa yapmıştır. Her şeye ben karışabileyim, müdahale edebileyim. Ama sorumlu olmayayım. Bize deniliyor ki aynı Anayasa ile sizde 3 dönemdir ülkeyi yönetiyorsunuz. Eksik olan nedir. Ne istiyorsunuz diye bakmıyorsunuz. Biz sadece Türkiye’nin bugününü düşünen siyasi bir yaklaşım içerisinde değiliz. 2023 yılı ile ilgili hayallerimiz var. İstanbul’un Fethi’nin 500. Yıl’ı ile ilgili hayallerimiz var. Bu topraklara gelişimizin 1000. Yılına girişi bir bakışımız var” değerlendirmesinde bulundu.

    ‘Parlamenter hükümet modellerinde Cumhurbaşkanını meclis seçer’

    Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı 10 Ağustos 2014’te tarihimizde ilk defa doğrudan doğruya milletin seçimiyle Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olduğunu aktararak bunun siyasi bir okunuşunun olduğunu kaydetti. Yazıcı; “ Bunun siyasi bir okunuşu var. Millet dedi ki biz Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin entrikalı bir şekilde cereyan etmesini istemiyorum. Bu büyük bir sorundur. Ben bu durumu ne yaptım, tasfiye ettim duruma el koydum, ben seçeceğim, bundan geriye dönüş olabilir mi? Cumhurbaşkanlığının doğrudan doğruya millet tarafından seçilmesi başkanlık modeline uygun bir seçimdir. Parlamenter hükümet modellerinde böyle bir seçim olmaz. Parlamenter hükümet modellerinde Cumhurbaşkanını meclis seçer. Doğrudan doğruya halkın seçmesi seçilene sorumluluğu çok büyük bir ölçüde artırır. 2007 ‘de yaptığımız Anayasa değişikliğinde o değişikliği 10 Ağustos 2014’te ilk uygulamasını gerçekleştirmekle Türkiye başkanlık hükümet modeline doğru hızlı bir yol almıştır. Başkanlık modeline geçişi 2007’de başlattık. Dolayısıyla 2007’de başkanlık modeline geçiş amacıyla gerçekleştirdiğimiz o değişikliği bugün getirdiğimiz Anayasa değişikliği ile tamamlıyoruz. Anayasa değişikliğinin özü budur” diye ekledi.

    ‘Bundan sonra hükümet olabilmek için en az yüzde 51’ ihtiyaç vardır’

    Yeni bir hükümet modeli inşa ettiklerini anlatan Yazıcı; “ Bunun ismi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. Bu modelde hem hükümetin hem de yasal organını doğrudan doğruya seçimde ve sandıkta millet belirliyor. Yürütme organı çok nitelikli bir oranla seçiliyor. Yürütme organı Cumhurbaşkanı hem hükümetin başı hem devletin başında olacak. Cumhurbaşkanının yürütme yetki ve görevini kullanabilmek Cumhurbaşkanı sıfatını kazanabilmek için en az yüzde 51 oy alması lazım. Bundan sonra hükümet olabilmek için en az yüzde 51’ ihtiyaç vardır. Güçlü bir hükümet kurulur, hükümet güçlü olacak, millete yaslanacak. Anayasa’nın 105, maddesini açın bakın Cumhurbaşkanı sorumsuzdur diyor. Tek zorunluluğu vatana ihanet. Biz bu maddeyi yeniden yazdık. 18 maddeden birisi bu. Sorumsuzluktan cezai sorumluluğa getirdik” dedi.

    Ak Parti Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Hayati Yazıcı Programdan sonra Belediye’ye kayyum olarak atanan Belediye Başkanvekili Musa Işın’ı Belediyeye giderek ziyaret etti. Musa Işın Ziyaretten dolayı duyduğu memnuniyeti belirterek Hayati Yazıcı’ya Teşekkür etti.

  • YDÜ İnovatif çalışmaları ile “3. Nesil Üniversite” modeline örnek oldu

    Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel, Bursa Uludağ Üniversitesi’nin bu yıl altıncısını düzenlediği Bilgilendirme ve Ar-Ge Günleri’ne davetli konuşmacı olarak katıldı.

    “3. Nesil Üniversite” vizyonundan hareketle Türkiye’nin önemli bilim insanları ile önemli AR-GE çalışmalarını gündeme getiren etkinlikte Doç. Dr. Günsel, Yakın Doğu Üniversitesi’nin ar-ge ve inovasyon çalışmaları ile bu çalışmaların en yeni ürünü olan elektrikli otomobil GÜNSEL’i anlattı.

    “Kıbrıs Türkü Kıtalarda İz Bırakıyor”

    Konuşmasında, Yakın Doğu Üniversitesi İnovasyon Merkezi ve ar-ge ekipleri ile Otomotiv Mühendisliği bölümü tarafından; yıllar süren çalışmalar sonucu ortaya çıkan KKTC’nin ilk yerli otomobili GÜNSEL hakkında bilgi veren Doç. Dr. İrfan Günsel, “3’üncü nesil üniversite modeli bilindiği üzere; akademik çalışmaları, araştırmaları ve Ar-Ge faaliyetleriyle üniversitelerin bütün bilimsel verilerini toplum faydasına dönüştürmeyi esas alan bir modeldir. Kuruluşumuzdan bu yana toplumumuzun gelişimine katkı sağlamayı misyon edinen ve onun da ötesinde daha yaşanılabilir bir dünya için çalışmayı ilke edinen bir eğitim-öğretim kurumu olarak inovasyonu varlığımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bütün çalışmalarımızı bu vizyonla yürütürken Kıbrıs Türkü’nün; adalı kimliği ile kıtalı dünyadan, oradaki tasarım ve üretim gücünden hiçbir eksiği olmadığını; aksine bu sürece yön verebilecek yetenekte ve güçte olduğunu gösterebiliyoruz. Bunun en yeni örneği temiz enerji çalışmalarımız kapsamında ürettiğimiz elektrikli otomobilimiz GÜNSEL oldu. İnovasyon çalışmalarımız sonucu yeni nesil teknolojinin kullanıldığı KKTC’nin ilk yerli otomobili GÜNSEL’i prototipini ürettik, seri üretime de çok yakın bir zamanda geçiyoruz. İlk 1000 otomobilin üretimini yapacağız. Bu sadece üniversitemiz için değil, üniversitemiz vesilesiyle Kıbrıs Türkü’nün kıtalarda iz bırakır hale geldiğinin en büyük ispatıdır” şeklinde konuştu. Doç. Dr. İrfan Günsel, Kıbrıs Türkü’nün donanımlı, üreten ve geliştiren kimliğine dikkat çekerek “Yeni keşifler ve inovatif ürünlerle doğaya ve insana faydalı ürünler üretme şevkiyle Adalılar olarak kıtalarda iz bırakmaya başladık” dedi.

    Aynı zamanda YDÜ’nün inovasyon ve bilimsel çalışmaları hakkında bilgi veren Günsel, Yakın Doğu Üniversitesi’nde 2017 yılında desteklediği bilimsel araştırma proje sayısının 142; diğer eğitim ve inovasyon kurumlarıyla birlikte yürüttüğü uluslararası bilimsel proje sayısını ise 114 olduğunu açıkladı.

    Sağlık alanındaki inovasyon çalışmaları hakkında da bilgi veren Günsel şöyle konuştu: “Üniversitemizde bulunan Süper Bilgisayar, CERN ile yapılan parçacık deneyine koyduğu katkının yanı sıra, kanser ve AIDS araştırmalarında da kullanılarak tüm insanlığa şifa üretmeye devam ediyor. Yakın Doğu Üniversitesi -İşbankası -Baymak Makina işbirliğinde ‘giyilebilir sağlık teknolojileri’ ile ‘doku ve organ oluşturma’, ‘yenilikçi organ nakli araştırmaları’ ve “’klonlama’ gibi çok çeşitli projeler yürütüyoruz”,

    Günsel, bölgenin en donanımlı hastanesi olan Yakın Doğu Hastanesi ve geleceğin teknolojisi olarak tanımlanan cihazlar ve modern alt yapı ile donatılmış Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ile sağlık alanında büyük hizmetler vermeye devam ettiklerini de sözlerine ekledi.

    Yakın Doğu Üniversitesi’nin diğer inovatif çalışmaları hakkında bilgi veren Günsel, “Üniversitemizin AR-GE ekipleri robotik çalışmalar, güneş enerjili araçlar, yenilenebilir enerji alanında çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Hayal olduğu düşünülen birçok projeye -bugüne kadar olduğu gibi- imzamızı atmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.